Karahüyük, Akşehir

Vikipedi, özgür ansiklopedi
Gezinti kısmına atla Arama kısmına atla

Koordinatlar: 38°20′46″K 31°30′52″D / 38.34611°K 31.51444°D / 38.34611; 31.51444

Karahüyük
—  Belde  —
Mahalleden bir görünüm (Aralık 2008)
Mahalleden bir görünüm (Aralık 2008)
Koordinatlar: 38°20′46″K 31°30′52″D / 38.34611°K 31.51444°D / 38.34611; 31.51444
Ülke Türkiye
İl Konya
İlçe Akşehir
Coğrafi bölge İç Anadolu Bölgesi
Yüzölçümü
 - Toplam 184 km2 (71 sq mi)
Rakım 1.010 m (3.314 ft)
Nüfus (2014)
 - Toplam 1.921
Zaman dilimi UDAZD (+3)
İl alan kodu 0332
İl plaka kodu 42
Posta kodu 42560
İnternet sitesi: http://www.Karahuyuk.bel.tr
Karahüyük kasabası salatalığı

Karahüyük Beldesi, Konya ilinin Akşehir ilçesine bağlı bir yerleşim yeridir. Belde özellikle yaş meyve olarak; vişne, kirazıyla ve sebze olarak da salatalığıyla çok ünlüdür.

Kasabanın yüzölçümü 147 km²’dir. Denizden yüksekliği 1050 m’dir. Konya Akşehir yolu üzerinde Akşehir'den Konya ya giderken 7 km de yol üstünde bulunmaktadır. Konya-Akşehir Karayolunun kasabayı kestiği yerde kasabanın küçük camisi ve mezarlık bulunmaktadır. Yolun karşısında ise kasaba sebze hali vardır. Kasabanın başka önemli bir özelliği sınırları içinde iki adet fabrika bulunmasıdır. Bunlar Aksantaş süt fabrikası ve Akalsan alüminyum fabrikasıdır. Kasabanın doğusunda çay, kuzeyinde Akşehir-Konya demiryolu ve güneyinde Akşehir-Konya karayolu bulunmaktadır. Çevre Kasabaları ya da sınırlarının dokunduğu beldeler sırayla Gürnes (Altuntaş), Apsarı (Yazla), Melles, Kürtköyü, Eğrigöz (Doğrugöz), Bozlağan, Gedil’dir.

Karahüyük Köyü - Eski Tepeköy[değiştir | kaynağı değiştir]

Akşehir’in 6 kilometre güneyindeki Karahüyük ilçenin merkez bucağına bağlı (695) nüfuzlu bir köyüdür. Doğusundan demir yolu geçer. Köy siyahımtırak bir yığma tepenin — yerli bir ifade ile — bir yügün üstüne kurulduğu için böyle adlandırılmıştır. Kara; kaidelerde ve eski Türklerde kutlu bir Tenk olduğu için dedelerimiz höyüğü belki de geleneğe uyarak böyle vasıflandırmışlardır, Konya’nın güneyinde de bu Höyüğe benzeyen bir tepe — Karahüyük ilk insanların düşmandan kolayca korunma ve savunma şartlarına uygun bir yere yapılmıştır. Höyüğün (Karnak) (455) denilen dolgun göbeği gelecekteki arkeoluğlar ve tarihçiler için birçok kıymetli yadigârlara gebedir. İshaklı’dan başlayarak Karahüyük’te biten ve Sultandağ ile Akşehir Gölü arasına sıkışan dar kısım orta Anadolu’nun en mühim kapılarından birisidir. Küçük Asya’nın en büyük yollarından birisi buradan geçer. Orta Anadolu’da tutunmak isteyenler daima bu geçidi ellerinde bulundurmuşlardı. İshaklı, Yasayan, Nadir, Akşehir ve Karahüyük müstahkem mevkileri orta Anadolu’nun kilitleridir. Bu beş köy ve kasaba eskiden beri kalelerle tahkim edilmişti. Çok eskiden Karahüyüğün etrafını bir sur sarıyordu. Surun doğuya ve Batıya açılan iki kapısı vardı.

İstanbul’un Davut Paşa ve Siyavüş Paşa kasırları. Konya’nın Rube horozlu su ne ise Akşehir’in Karahüyük de bütün tarih boyunca öyle olmuştur. Burası Akşehir’in bir çeşit karşılama ve uğurlama yeridir. Eski Akşehirliler kıymetli misafirlerini. Hükümdarları, büyük komutanları burada karşılarlar ve burada uğurlarlardı. Karahüyüğün Konya Selçukluları zamanında da büyük önemi vardı. İbni Bibi bu köyü «Karayüg» şeklinde yazar. İkinci Gıyaseddin Keyhüsrev Moğol Hanı ile bir barış antlaşması yapacağı zaman kendisine İsfahanlı Naib Sahib Şemseddin’in başkanlığında bir heyet göndermişti. Amasya kadısı Fahreddin ile tercüman Mecdiddin Mehmet de bu heyete dahildiler. İbn Bîbî bunların muvaffakiyetle döndüklerini anlatırken aynen şunları söyler:

« "Şemseddin arkadaşlarıyla beraber dönerken geçtiği bütün şerhlerde şenlikler, donanmalar yaptırdı. Konya Akşehir’e bağlı Karahüyük köyüne geldiği zaman Sultan tarafından karşılandığı, Sahip Şemseddin gidiş ve dönüşte geçen macerayı birer birer hikâye etti. Bu hikâye ve sulh haberlerini dinlerken sultanın neşesi artıyordu. Altın kakmalı kılıcını kını ile beraber ona verdi: Her kim Şemseddin’in emirlerinden baş çekerse bu korkusuz kılıç ile iki parça edilecektir, dedi. Karahüyük’ten bir alayla elçilerle birlikte Konya’ya vardılar. Orada Sultanın sonsuz iltifatlarına ve dualarına mazhar oldular." »

Araplar Akşehir’i, beyaz çiçek açmış elma ve erik ağaçlarının görüntüsünden dolayı "Belde-i Beyza" (Beyaz Şehir) olarak anmışlardır. Ancak sonra Anadolu’ya yayılan Türkler, Kutalmışoğlu Süleyman Şah komutasında kenti almışlardır. Haçlı Seferleri, Selçuklu taht kavgaları, Moğol istilası sıralarında sürekli savaşlar yaşayan Akşehir (Akşar) büyük yıkımlar yaşamak zorunda kalmıştır. 1381 yılında Padişah Murat Hüdavendigâr'a satılarak Osmanlı egemenliğine girerse de Y. Bayezit’in Timur’a yenilmesi ile Moğolların, Fetret döneminden sonra Karamanoğulları’nın eline geçer. Nihayet Fatih Sultan Mehmet 1467 yılında Akşehir’i fethederek Osmanlı topraklarına katar. 19. yüzyıl sonlarında Akşehir’de Kaymakamlık yapan Bereketzade İsmail Hakkı’nın hatıralarında verdiği bilgilere göre; Akşehir’in çevre kasabalarıyla birlikte 100.000'den fazla nüfusu vardır. Türkler, Yörükler, Kürtler, Ermeniler, Rumlar vb. diğer milliyetlerden insanların bir arada yaşadığı sosyal ve ekonomik bakımdan canlı, bir merkezî yerleşme birimidir. Mevlana'nın kızı'nın türbesi bu kasabada bulunur.

Kurtuluş Savaşı'nın dönüm noktası Sakarya Meydan Muharebesi’nden sonra, 18 Kasım 1921 tarihinden itibaren Garp (Batı) Cephesi karargahı Akşehir'e yerleşir. Kumandan İsmet (İnönü) Paşa TBMM’den ve Başkomutan Mustafa Kemal (Atatürk) Paşa’dan aldığı emirlerle "Büyük Taarruz"un hazırlıklarını 9 ay boyunca Akşehir'de yapar. Akşehir, bir anlamda sinesinde Büyük Taarruz'u doğuma hazırlar. M. Kemal Paşa’nın da katılımıyla son hazırlıklar tamamlanır ve 24 Ağustos 1922 tarihinde, Batı Cephesi Karargahı ve bağlı kuvvetler Büyük Taarruz için Akşehir’den Afyon’a doğru hareket ederler. Akşehirli ünlü yazar Tarık Buğra, Küçük Ağa romanında işte o günlerin Akşehir’ini anlatmıştır. 24 Ağustos her yıl Akşehir Onur Günü olarak coşkuyla kutlanır.

Bu ilçede bulunan Nasreddin Hocanın maya çaldığı Akşehir Gölü Türkiye'nin 5. büyük gölüdür (353 km²) ve 2006 yılında göl tamamen kurumuştur.

Evliya Mezarlığı[değiştir | kaynağı değiştir]

Kasabanın diğer adı olan 'Tepeköy' adının verilmesini sağlayan tepenin kuzey cephesine, kasabada yaşamış ve burada vefat etmiş olan devrin evliya ve velileri defnedilmiştir. Özellikle Kasabada yapılan yağmur dualarından önce burası ziyaret edilerek dua edilir. Mezarlıkta 12 tane eski yazıyla yazılmış mezar bulunmaktadır.

Kasabanın konuşma dilinden örnekler[değiştir | kaynağı değiştir]


KASABALI KONUŞMA AĞZI - GERÇEKTE ANLAMI
ACINSAMAK - YAKINMAK
AĞININKÖKÜ - HAKARET (Zehrin en şiddetlisi)
ANANAT - BÜYÜK AĞAÇ DİRGEN
ACINSAMAK - YAKINMAK
HORATA - ŞAKA
HORAZAVLI - KERTENKELE CİNSİ
HOTAK - TAŞLA TENEKE
KÖSLÜ KÖSTEBEK
TIZIKMAK - KOŞMAK
SİNSADE - SESSİZ SAKİN
SARACALI - HASTALIKLI
ŞİRNEK - ŞIMARIK
ANNACIMA - KARŞIMA
APORLO - HOPARLÖR

Dış bağlantılar[değiştir | kaynağı değiştir]