Kabûlî İbrahim Efendi

Vikipedi, özgür ansiklopedi
Şuraya atla: kullan, ara

Kabûlî İbrahim Efendi (d. 1522, Gediz - ö. 1592, Mısır) 16. yüzyıl Osmanlı divan şairi.

Asıl adı İbrahim'dir. Divanının İzmir nüshasında bulunan "Dîvân-ı Kabûlî İbrahim Efendi" başlığından da adının İbrahim olduğu anlaşılır. Doğum tarihi kesin olmamakla beraber bir mısrasında Reh-i Mevlâda yetmiş yıl ömür sürmek sa'adetdür demesi en azından yetmiş yıl yaşadığını göstererek 1522 yılında doğduğu kabul edilebilir. Kütahya'nın Gediz ilçesinde doğmuştur. Yazdığı şiirlerde Gediz'den övgüyle bahsetmesi doğduğu yere bağlığını gösterir.

Medrese eğitimine Gediz'de başladı. Daha sonra İstanbul'a giderek eğitimini tamamladı. İstanbul'da Nâzır-zâde adıyla meşhur Müderris Kadı Ramazan Efendi'den kelâm, sarf, fıkıh, nahiv, tefsir, hadis, belagât ilimlerini tahsis etti. Arapça ve Farsça yazdığı manzumeler bu dilleri bildiğini gösterir. Riyâzî, Kabûlî'nin İstanbul'da Nâzır-zâde'den mülazım olduğunu daha sonra "zevk ve safâya çıkar yoldur" diyerek kadı olmayı tercih ettiğini yazmaktadır. Başta Sivas olmak üzere bazı doğu eyaletlerinde ve Mısır'da kadılık yaptı.

Divan şairlerinin çoğu gibi dönemin padişahlarına ve sadrazamlarına kasideler sundu. Sultan III. Murad, Özdemiroğlu Osman Paşa ve özellikle Serdar Ferhad Paşa'ya övgü dolu kasideler yazmış, onlardan yardım ve himaye istemiştir. Kabûlî'nin en çok himaye gördüğü devlet adamının Serdar Ferhad Paşa olduğu ona sunduğu dört kasideden anlaşılmaktadır. Lala Mustafa Paşa, Mehmed Paşa, Gazanfer Ağa ve Kazasker Molla Ahmed Efendi gibi devlet adamlarıyla da arasının iyi olduğu şiirlerinden anlaşılmaktadır.[1]

1592 yılında Mısır'daki kadılık vazifesinden dönerken boğularak vefat etmiştir.[2]

Değerlendirme[değiştir | kaynağı değiştir]

Araştırmacılar Kabûlî'nin şiirleriyle ilgili farklı düşünceler ileri sürmekte, onun gerçek bir söz sanatkârı olduğunu ve çağının önde gelen şâirlerinden sayılması gerektiğini ifade etmektedirler. İskender Pala, "Kabûlî'nin şiirlerinde görülen halk deyim ve tabirleri, ifadesindeki mükemmellik, üslubunun akıcılığı ve yer yer reh-i nâ-refte (gidilmemiş yol) kabul edilebilecek hayal ve söyleyişleriyle çağının önde gelen şuarâsından sayıldığı anlaşılmaktadır" diyerek onun divan şiirine önemli katkılar sağladığını ifade eder.

Kabûlî'nin şiirlerinde onun zevk ve safâya düşkün; güzele, içki ve eğlenceye meraklı rint bir şair olduğunu gösteren mısralara sıkça rastlanır. Tasavvufla çok fazla ilgilenmemiştir. Bununla birlikte bazı şiirlerinde kaderci, teslimiyetçi, tevhid anlayışına ve ehl-i sünnete bağlı biri olduğu da görülür.

Kabûlî kendi şiirini âşıkâne, renkli, ölçülü, rindâne, mücevher ve inci; kendisini de üstat olarak anlatır. Şiirlerinde özellikle de gazellerinde âşık, ma'şuk, aşk, sevgili ve rintlik ön plandadır. Şiirlerinden anlaşıldığı üzere Kabûli şen, neşeli, fanilik elemini çok fazla dikkate almayan ama ihmal de etmeyen ve zevk-ü safâdan yeterince faydalanmış bir kişidir.[3]

Kaynakça[değiştir | kaynağı değiştir]

  1. ^ Türkmen, U. - Güler, K. Kütahyalı Sanatçılar, KUTSO, 2013, s, 149
  2. ^ Riyâzî, Riyâzu'ş-Şu'arâ (Biñ senesinde mahalle kazâsından ma'zûl olup Mısır'dan gelürken gark olmışdur)
  3. ^ Türkmen, U. - Güler, K. a.g.e., KUTSO, 2013, s, 150