Hegemonyacı İstikrar Teorisi

Vikipedi, özgür ansiklopedi
Gezinti kısmına atla Arama kısmına atla

Hegemonyacı İstikrar Teorisi ya da Hegemonyacı İstikar Yaklaşımı, "gelişmiş ülkelerin" (GÜ) gelişme dönemlerinde uluslararası sistemin kurallara göre işlemesini sağlayacak bir hegemon gücün varlığına gerek olduğuna dayanan uluslararası ekonomi politik yaklaşımıdır.

Hegemon kavramı ilk olarak eski Yunan da lider, hegemonya ise bir şehir devletinin diğer şehir devletleri üzerindeki üstünlüğü anlamında kullanılmıştır. Hegemonya kavramı esas olarak Antonia Gramsci'nin kullandığı şekli ile rıza ve zora dayanan, sivil toplum ve siyasal toplum olarak ayrılmış sistemde bir sınıfın diğerleri üzerinde egemenlik kurma çabasıdır. Hegemon, hiyerarşinin alt sıralarında yer alan diğer devletlere karşı "kaba güç" ve "ikna" olmak üzere iki önemli araçla yaklaşır. Hegemonyanın rıza üzerine kurulu bir düzen olması ve ikna yönteminin esas olması, hegemonyanın zorlama ve kaba güç; kullanılmadan kurulduğu anlamına da gelmez. Hegemon, sürekli zora dayanan bir düzen olmadığının farkındadır.

Hegoman Devlet, diğer güçlü ülkelerin de kendilerine yarar sağlayacağını umarak uluslararası sisteme uyabilecekleri bir düzen oluşturabilme güç ve iradesi olan devlet. Hegomanyacı istikrar teorisi, uluslararası ekonomik sistemde güçlü bir devletin varlığının sisteme istikrar getireceği, bu istikrar sayesinde diğer ülkelerin ekonomik büyüme ve kalkınma için stratejiler geliştirebilmelerine uygun ortam hazırlayarak onların da yararına olacağını öne süren teori.

Bu yaklaşıma göre bir devletin uluslararası sistemde hegoman devlet olabilmesi için aşağıdaki üç koşulu bir şekilde bir araya getirmesi gerekir.

  1. Uluslararası sisteme yaptırım gücü olan kurallar koyabilme yeteneğine sahip olma
  2. Uluslararası sistemde hegoman olmayı isteme
  3. Sistemin içindeki diğer büyük aktörlere de yarar sağlayacak bir sistemi taahhüt etme.

Bu yaklaşıma göre, geçmişte 1494-1580 yılları arasında Portekiz'in, 1580-1688 yılları arasında Hollanda'nın 1688-1914 yılları ile arasında İngiltere'nin ve 1945-1971 yılları arasında da ABD'nin hegemon devlet özelliği gösterdiği söylenebilir. Günümüzde bir devletin hegemon olabilmesi ve bu yolla dünya ekonomik sistemine istikrar getirmesi, geçmiş yıllara göre çok daha zordur. Bunun için hegemon olabilecek güçte bir ekonomi olabilmek için aşağıdaki özelliklere sahip olması beklenir.

  1. Hammadde kaynaklarına kolay ulaşma
  2. Üretim için gerekli sermayenin büyük oranda kontrolünü elinde tutma.
  3. İhraç ve ithal ürün hacminin yüksekliği nedeni ile geniş pazarlara hakimiyet sağlama
  4. Katma değeri yüksek ürünlerde karşılaştırmalı olarak üstünlük sahibi olma.
  5. İşgücüne görece yüksek ücret ödeyebilecek bir işgücü piyasasına sahip olma.
  6. Görece yüksek kar oranına sahip olma.
  7. Öncü teknolojiyi geliştirebilme.

Hegemonyacı istikrar yaklaşımı taraftarları, günümüzde yukarıda sayılan bu özelliklere sahip güçlü ekonomisi olan bir devletin varlığının, dünya ekonomik sisteminin düzgün işlemesi ve istikrar içinde olmasına büyük katkı sağlayacağını ileri sürmektedirler. Çünkü, onlara göre, uluslararası ekonomik sistem içinde bir hegemon devletin varlığı, belirsizlikleri azaltıcı ve işlem maliyetlerini düşürücü etki yaparak, özellikle küçük devletlerin, ulusal egemenlikleri üzerinde tehdit yaşamadan küresel sisteme entegre olmalarını kolaylaştırabilir. Hegemon olmak kadar hegemonyanın devamını sağlamakta önemlidir.( Anadolu üniversitesi- Açık öğretim fakültesi 3685-2508)

Hegemon Devlete İhtiyaç[değiştir | kaynağı değiştir]

1970-80'li yıllarda, realist geleneğin uluslararası ekonominin istikrarının devletler arasındaki güç dağılımı ile açıklanabileceği fikrinden yola çıkılarak ortaya atılan bu teori genel olarak, tek bir dominant gücün/devletin uluslararası arenada hakimiyet kurması ve arenaya tek başına hükmetmesi durumunu ifade eder. Bir devletin hegoman olabilmesi için de sistemin kurallarını koyacak ve o kuralları diğerlerine uygulatacak kadar güçlü olması gerekir. Burada "güç" kavramı ile bahsedilenler ise büyüyen bir ekonomi, teknolojik/ekonomik anlamda hakimiyet ve askeri güç ile desteklenen politik yaptırım kuvvetidir.

Hegomanik stability (egemene bağlı istikrar), bir uluslararası ilişkiler teorisidir. Buna göre, anarşik bir sistem olan dünya düzeni, bir devletin tüm diğerleri üzerinde hakimiyet kurmasıyla biçim değiştirir. Her devletin -güya-kendi politikalarını güttüğü yapı değişmez, ama bu hegemon'un/egemen'in istediği şekilde bir politik ve daha önemlisi ekonomik sistem kurulur. Bu sistemin sürdürülebilmesi, hegemon'un daha zayıf devletlere "ödüller" vermesiyle gerçekleşir. İlginç olan, bu sistemin, hegemonun gücüyle orantılı olarak istikrarsız bir hale gelebilmesidir.

ABD'nin 1945 sonrası dünya düzeninde, Bretton Woods konferansı ile ekonomi, Birleşmiş Milletler Örgütü'nün kurulmasıyla da siyasi alanlarda kendi kurallarını tüm uluslararsı sisteme dikte ettirmesi sonucunda, tüm dünyada ABD doları genel geçer para birimi, Amerikan tarzı liberal demokrasi de genel geçer siyaset sistemi haline gelmiştir. Bu, uluslararası sisteme bir istikrarsızlık kazandırmış, serbest ticaretin önünü açmıştır. Bu sistemin, 1972 yılından itibaren ve özellikle de 1974/75 petrol krizleri sonrasında zayıfladığı öne sürülür. Samuel Huntington'in demokrasinin 3. dalgası önerisi ise bu zayıflama iddiasını en azından politik alanda yalanlayıcı bir çalışma olarak görülebilir.

ayrıca,(bkz:hegemon/#4975482)

Teoriye göre, teknolojik avantaja sahip güçlü ülkeler sürekli olarak pazar arayışında olacaklarından dolayı free trade ortamı yaratmaya çalışırlar. Böylecede sisteme uluslararası para birimi, ortak standartlar, makro ekonomik politikalar, sabit döviz kurları gibi kavramları getirirler ki bu da daha stabil, daha öngörülebilir bir sistem oluşmasına olanak sağlar ancak güç dağılımının daha eşit olduğu durumlarda farklı sonuçlar elde edilebilir. Örneğin diğerlerine göre giderek kırılgan hale gelebilir ve ticaretten kaçınma (ithalattan) gibi bir yol izleyebilir. Yani, aslında teoriyi açıklayacak çok çok sağlam örnekler ve egemenlik kavramını ölçecek bir metot bulunmadığı için oldukça tartışmalı bir konu bu.-[1]

Ayrıca, liberal anlayışa göre de evet, hegoman olan güç free tradei sisteme uygulayabilir, kendi kendi kurallarını elindeki yaptırım gücü ile diğerlerine dayatabilir ancak bu sistemde yarar sağlayacak başka devletler olduğu sürece mutlak olarak avantajlı bir konumda olacağının garantisi yoktur. İlgili olarak; relative gains vs. absoluta gains.[2][3][4][5][6][7]

Kaynakça[değiştir | kaynağı değiştir]