Hatib bin Ebu Beltea

Vikipedi, özgür ansiklopedi

Hâtıb bin Ebû Beltea ya da İbn Ebû Beltea, Muhammed’in Mısır valisi Mukavkıs'a elçi olarak gönderdiği sahabe.

Peygamber dönemi[değiştir | kaynağı değiştir]

Erken dönem hayatı[değiştir | kaynağı değiştir]

Altmış beş yaşlarında vefat ettiğine dair rivayetlere bakarak 586 yılı civarında doğduğu söylenebilir. Aslen Yemenli olup babası Ebû Beltea’nın adı Amr b. Râşid b. Muâz el-Lahmî şeklinde de zikredilmiştir. Zübeyr b. Avvâm’ın müttefiki olan babasının Benî Mezhic kabilesinden olduğuna dair rivayetler varsa da kaynakların çoğu onu Lahmî diye zikreder. Ubeydullah b. Humeyd b. Züheyr’in kölesi olduğu ve kendisini mükatebe yolu ile azat etmesi için kararlaştırdıkları ücreti Mekke'nin Fethi günü ödediği de rivayet edilir.[1]

Cahiliye Dönemi'nde ata iyi binmesi ve güzel şiir söylemesiyle tanınan ve ilk müslümanlardan olan Hâtıb’ın Habeşistan’a hicret etmeyip Mekke’de kaldığı anlaşılmakta, Muhammed’in hicrete izin vermesi üzerine kölesi Sa‘d’ı da yanına alarak Zübeyr b. Avvâm ile birlikte Medine’ye hicret ettiği bilinmektedir. Muhammed onu Ruhayle b. Hâlid ile kardeş ilân etmiştir. Bedir Gazvesi’nde bulunan Hâtıb, Uhud Gazvesi’nde Ayneyn tepesine yerleştirilen okçulardan birisidir. Muharebenin seyri müslümanların aleyhine dönünce Muhammed’in yanına geldi. Onun yaralandığını ve dişinin kırıldığını görünce hiddetlenerek bunu yapan Utbe bin Ebû Vakkās’ı öldürüp başını Muhammed’e getirdi. Beni Mustalik Gazvesi’nde Müslümanlar susuz kalınca Muhammed ona bir kuyu kazmasını emretti. Hâtıb, Hudeybiye’de yapılan Bey'atü'r-rıdvân’da bulundu.[1]

Birinci Mısır elçiliği[değiştir | kaynağı değiştir]

628 yılın sonlarında Muhammed, Hâtıb’ı bir mektupla Bizans İmparatorluğu’na bağlı Mısır valisi Mukavkıs'a elçi olarak gönderdi. Mukavkıs'ın, “Muhammed Allah’ın elçisi ise niçin dua edip düşmanlarını helâk etmiyor?” diye sorması üzerine Hâtıb, "tanrılık iddia etmesine rağmen Firavun’un hemen helâk edilmediğini, Hz. İsa’nın kendi memleketinde ezâ görmesine, Yahudiler tarafından çarmıha gerilmek istenmesine rağmen kavmine beddua etmediğini ve nihayet Allah’ın onu kendi katına aldığını" söyleyerek iyi bir diplomat olduğunu gösterdi. Onun verdiği cevaplardan memnun kalan Mukavkıs kendisine “hikmetli bir zatın hikmetli elçisi” olduğunu söyledi ve Muhammed’e sunmak üzere aralarında Mâriye’nin de bulunduğu birkaç câriye, binek hayvanları ve daha başka değerli hediyelerle onu yolcu etti.[1]

Peygamber ile katıldığı savaşlar[değiştir | kaynağı değiştir]

Aslen Kureyşli olmayan Hâtıb, Mekke’nin Fethi için yapılan hazırlıkları görünce orada bulunan akrabalarının hayatından endişe duydu ve Kureyş kabilesinin bazı ileri gelenlerine olayı haber verirse onların bundan memnun kalıp yakınlarını himaye edeceklerini düşündü. Muhammed ise yaptığı hazırlıkları karşı tarafın bilmesini istemiyor, Hayber’e doğru sefer yapacağını söylüyordu. Muhammed’in asıl maksadını kendilerine açtığı birkaç sahabeden biri olan Hâtıb, Kureyş’in ileri gelenlerine hitaben yazdığı ve o sırada Medine’ye gelen Ebu Leheb’in müşrik câriyesi Sâre’ye verdiği mektubunda Muhammed’in gece karanlığı gibi korkunç, sel gibi bir orduyla onlara doğru gelmek üzere olduğunu belirtiyor ve Muhammed'in tek başına da kalsa Allah’ın onu muzaffer kılacağını, zira bunun Allah’ın ona bir vaadi olduğunu yeminle bildiriyordu. Olayı vahiyle öğrenen Muhammed, Ali, Zübeyr bin Avvâm ve Mikdâd bin Amr’ı Sâre’yi yakalayıp getirmekle görevlendirdi ve onu bulabilecekleri yeri de haber verdi. Adı geçen sahabeler Mekke-Medine yolunda kadını yakalayıp mektubu ortaya çıkardılar ve Muhammed'e getirdiler. Muhammed, Hâtıb’ı çağırtarak mektubu gösterdi ve niçin böyle davrandığını sordu. Hâtıb, Muhammed’den acele karar vermemesini isteyerek aralarında bir anlaşma bulunan Kureyş’e samimiyetle bağlı olmadığını, muhacirlerin Mekke’deki mallarını ve ailelerini koruyacak yakınları olduğu halde kendi yakınlarını himaye edecek kimsesi bulunmadığını, bu sebeple Mekkeliler’i kendisine minnettar bırakmak suretiyle akrabalarını korumak istediğini belirtti. Muhammed onun savunmasını kabul etti. Hâtıb’ın öldürülmesini isteyen Ömer’i yatıştırmak için de onun Bedir Gazvesi’nde bulunduğunu, Allah'ın Bedir’e katılan müminlerin gayretlerini överek onlara, “Ey Bedir ehli! Bundan böyle ne işlerseniz işleyin, ben sizleri bağışlayacağım” dediğini hatırlattı. Bu olayın, Mümtehine Suresi'nin “Ey iman edenler! Benim de sizin de düşmanınız olanları dost edinmeyin” meâlindeki 1. âyetin nüzûl sebebi olduğu, ayrıca bir kölesinin Hâtıb’ı Muhammed'e şikâyet edip onun cehennemlik olduğunu söylemesi üzerine Muhammed’in Bedir ve Hudeybiye’de bulunan hiç kimsenin cehenneme girmeyeceğini belirttiği rivayet edilmiş, âyetin hitap şekli de Hâtıb’ın imanına Allah’ın şahadeti olarak yorumlanmıştır.[1]

İkinci Mısır elçiliği ve ölümü[değiştir | kaynağı değiştir]

Daha sonra Mekke’nin fethine ve Huneyn Gazvesi'ne katılan Hâtıb’ı Ebû Bekir hilâfeti sırasında Mukavkıs'a elçi olarak göndermiş, Hâtıb 641 yılında, Müslümanların Mısır'ı fethine kadar devam eden bir antlaşmayı İslâm devleti adına imzalamıştır. Mısır’a elçi olarak gönderilmesinde muhtemelen yaptığı ticarî seferler dolayısıyla bu ülkeyi iyi tanımasının, ayrıca güzel bir görünüme ve kıvrak bir zekâya sahip olmasının rolü vardır. Kendisinden birkaç hadis nakledilen Hâtıb hakkındaki bazı rivayetler oğlu Abdurrahman ve torunu Yahyâ vasıtasıyla gelmiştir.[1]

Altmış beş veya yetmiş yaşlarında Medine’de vefat eden Hâtıb’ın cenaze namazını Osman kıldırmıştır. Vefatında 4000 dinardan fazla para, bir ev ve birçok mal bıraktığı rivayet edilir.[1]

Kaynakça[değiştir | kaynağı değiştir]

Özel
  1. ^ a b c d e f TDV, s. 444.
Genel