Hasbî

Vikipedi, özgür ansiklopedi
Jump to navigation Jump to search

Hasbî (d. Gediz - ö. ?) 16. yüzyıl Osmanlı şairi.

Hasbî, Kütahya'nın Gediz kazasından yetişmiş bir şairdir. Ağabeyi Şair Keşfî'dir. Ağabeyi ile birlikte İstanbul'a gittiği, herhangi bir iş bulamadığı ve ayyaş şairler ile meyhanelerde dolaştığı anlatılır. Hasbî'nin doğum ve ölüm tarihleri belli değildir. Şehzâde Mustafa'nın katline tarih düşürdüğüne bakılırsa ölümü bu tarihten sonradır (1553). Hasbî'nin herhangi bir eseri olup olmadığı hakkında bilgi verilmemiştir.

Hasbî, İbrahim Paşa'nın vezaretinin ilk yıllarında bir suç işlemiştir. İbrahim Paşa da Hasbî'yi İstanbul subaşısına verip zamanın geleneklerine göre hapsedilmesini ve işkence edilmesini emreder. Subaşı ve adamları Hasbî'yi kollarından asıp ona işkence etmeye başladıklarında şâir anide şu beyti söyler:
Derd-i dâğ-ı 'ışk kim itmez tahammül Kâf ana
Hoş döyer bu nâ-tüvân gönlüm benüm insâf ana

Bu beyti işiten subaşı merhamete gelerek işkence etmekten vazgeçer. Tesadüfen o gece subaşının kızı vefat edince bu durumu Hasbî'nin suçsuzluğuna yoran subaşı vezire gidip her türlü işkenceyi ettiği anca bir türlü Hasbî'nin suçunu ikrar etmeyip inkar ettiğini ifade eder. Bu olaydan sonra salıverilen Hasbî yolda giderken gözünü bir ağacın budağına çarpar ve bir gözü kör olur. İbrahim Paşa'nın huzuruna geldiğinde gözüne ne olduğu sorulunca her zamanki gibi ağzına geleni söylemeyi adet edinmiş olan Hasbî, Gözüm yerini beğenmedi çıkmak ister, deyince huzurunda bu yollu yapılan şakalara tahammül edemeyen İbrahim Paşa Hasbî'yi Üsküdar karşısında bir yere hapsettirir. Bu sebepten dolayı on yıl kadar hapis yatan Hasbî, mahlasını burada alır.

Hasbî, BasîrÎ, Zâtî ve Kandî gibi şairlerle arkadaştır. Ayrıca daha önce de ifade edildiği gibi Keşfî'nin de küçük kardeşidir. Bu şâirler Divanyolu'nda İbrahim Paşa'yı karşılayıp Hasbî'nin affedilmesi için şefaat ederler. İbrahim Paşa tam Hasbî'yi affetmek yönünde temayül göstermişken bazı kimseler paşanın şâirlerin hicvinden korktuğunu söyleyerek Hasbî'nin affına mâni olurlar. Hasbî, İbrahim Paşa'nın katlinden sonra hapisten çıkar (1536).

Değerlendirme[değiştir | kaynağı değiştir]

Hasbî ile ilgili bilgi veren kaynaklar, Hasbî'nin sadece şiirlerini eleştirmekle kalmazlar; onun karakterine de eleştiri yapar ve onun çok içki içtiğini, ağzına geleni söylediğini belirtirler. Hasbi, konuşmalarına hiç dikkat etmez, diline her geleni söyler birisidir. Kendisinin çok fazla şiir söylediği ancak söylediklerinin boş sözler olduğu da yazılır.[1]

Hapisten çıktıktan sonra akli dengesinde bozukluklar görülür. Ağabeyi Keşfî ve yeğeni Atâ, çoğu haram, yüklü bir servete sahip olurlar.[2] Ölmeleri üzerine hepsi Hasbî'ye kalır ama o da yiyemeden ölür. Gediz'den akrabaları gelerek bu malları talan ederler. Âşık Çelebi'nin ifadesiyle Kaltak kazanır kaltaban yer.[3]

Kaynakça[değiştir | kaynağı değiştir]

  1. ^ Gelibolulu Mustafa Âli, Künhü'l-Ahbâr
  2. ^ Âşık Çelebi, Meşâirü'ş-Şuara
  3. ^ Türkmen, U - Güler, K. Kütahyalı Sanatçılar, KUTSO, 2013, s, 131, 132