Hakkâri Emirliği

Vikipedi, özgür ansiklopedi
Gezinti kısmına atla Arama kısmına atla
Hakkâri Emirliği
Mîrektîya Hekarîya میرنشینی حەکاری
1133-1849
Hakkâri Emirliği bayrağı
Hakkâri Emirliği haritadaki konumu
Tür Emirlik
Başkent İmadiye (?-1133)
Çölemerik (1133-1849)
Resmî diller Kürtçe

Yaygın diller

Farsça (Edebiyat Dili) /

Türkçe (Osmanlı Dönemi sonrası Siyasi Yazışma Dili)
Etnik gruplar

Kürtler, Nesturiler, Yezîdîler, Ermeniler,

Keldaniler, Yahudiler
Resmî din
Sünni İslam
Mîr  
• 1133-1145
Ali El-Hakkâri (İlk)
• 1825-1849
Nurullah Bey (Son)
• Atanan Meclis
Dîvanê Mîr
Tarihçe  
• Kuruluşu
1133
• Dağılışı
1849
Para birimi Sikke

Hakkâri Emirliği (Kürtçe: Mîrektîya Hekarîya), yüzyıllar boyunca kendilerini Abbasi Hanedanlığına dayandırmakta olan Hakkâri Emirleri tarafından yönetilmiştir. Bu bölgeye hükmetmiş Emirler bölge tarihine cami, medrese, kale ve benzeri birçok tarihi bir miras bırakmakla beraber bölgenin en tanınan Emirleri arasında yer almaktadırlar. Tarihte görmekte olduğumuz Hakkâri Emirliği sınırları bugünkü Türkiye sınırları içerisinde yer alan Hakkâri ili sınırlarını aşmış ve yedi asır boyunca Hakkâri Emirleri tarafından yönetilmiştir. Şerefname, Hakkâri Beylerinden Şenbo Beyleri diye bahseder. Dumbılli aşiretinin Akkoyunlulardan aldığı destekle Hakkâri Beyliği kısa bir fetret dönemi yaşar, daha sonra bölgedeki Nesturilerin desteğiyle bir pazar günü başarı elde ederler. Böylece bu beylere Şembo beyleri denilmeye başlanmıştır.[1] Osmanlı arşiv belgelerinde ise bu beyler, Hakkâri beyi[2], Hakkâri hâkimi[3], Hakkâri müdürü[4], Hakkâri aşayiri hakimi ve Çölemerik mutasarrıfı [5], unvanlarıyla nitelenmiştir. Bu Emirlik tarihte Selçuklular, İlhanlılar, Akkoyunlular ve Karakoyunlular ile savaşmış Osmanlı ile İran arasında olan savaşta Osmanlıdan yana bir politika izlemişlerdir. Osmanlı’nın Çaldıran savaşı ile bölgeye gelmesi ile Hakkâri Emirleri, Yavuz Sultan Selim tarafında yer almış ve Osmanlı’ya bağlı özerk bir hükumet olarak varlığını sürdürmeye devam etmiştir. Fakat 19. Yüzyılda artan taht kavgaları, Nesturiler ile yaşanan problemler ve Osmanlı Devleti’ne isyan etme gibi sebepler neticesinde Emirlik 1849 yılında dağılmıştır.

Emirlik Öncesi Hakkari Bölgesi[değiştir | kaynağı değiştir]

Hakkâri Bölgesinin İslamlaşması[değiştir | kaynağı değiştir]

İslam tarih kaynaklarında Hakkâri bölgesinin fethi hakkında net bir bilgi bulunmasa dahi tahminen çevre bölgelerin fethi ile aynı döneme denk geldiğini söyleyebiliriz. 639 yılında Irak ve Şam’ın fethi sırasında Abdullah b. Ömer tarafından, Iyad b. Ganm ile Utbe b. Farkad es-Sülemi’yi Musul’un fethi için görevlendirilmiştir.[6] İbnü’l-Esir, bu iki İslam komutanının isimlerini anarken Musul ve çevresinde bulunan Kürt bölgelerine akınlar yaptıklarını ve bu neticede savunma bölgelerini zapt ederek Kürtler ile cizye karşılığında anlaştıklarını yazmaktadır.[7] İbn Kesir, Cezire’nin 640 yılında fethedildiğine dair bilgiler vermektedir.[8] Hakkâri bölgesinin Zap havzasının Cizre bölgesinde yer almaktadır. [9] Bundan ötürü bölgenin İslam orduları tarafından fethinin bu tarihlere yakın bir tarihe tekabül ettiği söylenebilir. İkinci İslam Halifesi Ömer b. Hattab döneminde İslam orduları bu bölgede hızla yayılmıştır. Tarihçi Vakıdi’ye göre; Cezire’nin fethinde İslam ordularının, içinde Hakkâri yöneticisinin ordularının da yer aldığı bir ordu ile karşı karşıya kaldıklarını ve cizye karşılığında antlaşma yaptıklarını belirtmiştir.[10] Tüm bunlar göz önünde bulundurularak Hakkâri’nin, İslam ordularınca fethinin cizye karşılığında olduğunu ve fetih tarihlerinin 639-640 yılları arasına tekabül ettiği görülmektedir. Müslüman Araplar tarafından gerçekleştirilen fetihler sırasında bu coğrafya içerisinde yaşayan Kürtler ’in büyük çoğunluğunun Zerdüştilik dinine mensup olduğunu daha sonra istisnalar haricinde Kürtler arasında topluca İslam’a katılmalar görülmüş ve bölge coğrafyası hızla İslamlaşmaya başlamıştır. Lakin bu tarihlerden daha öncesinde de Kürtler ’in Müslümanlık ile karşılaştığını söyleyebiliriz buna en büyük örnek olarak Gaban el-Kürdî adlı sahabenin, İslam Peygamberi Muhammed peygamber’den hadis rivayet etmesini gösterebiliriz. Kürtler, İslam Fetihlerine karşı en büyük direnci Kerkük yakınlarındaki Şehrezor’da göstermişlerdir. İkinci İslam Halifesi Ömer b. Hattab’ın Şehrezor’a gönderdiği Azre b. Kays başarısız olmuş bunun üzerine bölgeye Utbe b. Farkad gönderilmiştir. İbnü’l Esir, bu savaşta akrepler tarafından sokularak şehit düşen Müslümanlardan da söz etmektedir.[11]

Emevi Dönemi (681-750)[değiştir | kaynağı değiştir]

Emevi dönemi içerisinde Hakkâri bölgesi Musul’a bağlı ve Musul valisi idaresinde yer almıştır.[12] İslam’ın en geniş sınırlarına ulaştığı Emevi döneminde ülke, devlet merkezi olan Suriye ve civarı haricinde, valileri halife tarafından atanan beş büyük eyalete ayrılmaktaydı.[13] Halife Abdulmelik b. Mervan döneminde İran’da yaşamakta olan Kürtler, Abdurrahman b. Eş’as’ın isyanını desteklemiş bu isyan Haccac b. Yusuf es-Sakafi’nin müdahalesi ile son bulmuştur.  Ayriyeten bu dönemde Kürtler Hazarlar’ın saldırılarına karşı halkı koruyan bölge Valisi  II. Mervan'ın isyanına destek vermiş ve II.Mervan’ın halife olmasında büyük rol oynamışlardır (749). [14] Kürtler’in bu dönem içerisinde Emeviler açısından olumlu ve olumsuz birçok etkisi bulunmaktadır. Zira Emevi yönetiminin sonunu getirecek isyanın başında yer alan Ebu Müslim el-Horasani’nin Kürt olduğu iddiası da mevcuttur.[15] Hakkâri bölgesinin bağlı olduğu Musul, Emevi hanedanından Said b. Abdulmelik ve Muhammed b. Mervan b. Hakem gibi valiler tarafından yönetilmiştir. Ayrıca bu yöneticilerden biri de son Emevi hükümdarı II. Mervan’ın babasıdır. II. Mervan’ın annesi ise bölgede yaşayan Kürtlerden olup ismi Lübabe’dir.[16]

Kürt tarihi
Kurden.jpg


Hakkâri Emirliği'nin Tarih Sahnesine Çıkışı[değiştir | kaynağı değiştir]

Hakkâri Emirliği, tarih kaynakları içerisinde ilk kez karşımıza Abbasi Dönemi içerisinde çıkmaktadır. Bu dönem içerisinde kuruluş tarihinin kesinliği açısından her ne kadar belirsizlik içerisinde olsak dahi Abbasi dönemi içerisinde bölge siyasetine etki eden, İmadiye merkezli olduğunu anladığımız bir Hakkâri Emirliği'nin mevcudiyetini görmekteyiz. İmadiye merkezli Hakkâri Emirliği'nin o dönem içerisindeki siyasi tarihte büyük bir nüfuza sahip oldukları da görülmektedir. Eb’ul Farac‘ın1218 tarihinde  Hakkâri Kürt Emirleri hakkında söylediklerine göre, Mısır hükümdarlığına Melik Kamil yerine kardeşi Melik Faiz’i geçirmek isteyecek kadar güçlü ve siyasette söz sahibi bir iktidara sahiptiler.[17] Yine Abbasi Devleti'nin zayıflaması ile kurulan devletlerin Hakkâri Emirleri ile iyi ilişkiler geçinmiş ve kendilerine aile bağı ile bağlanmışlardır. İbn’ül Esir ise Sultan Selahaddin Eyyubi’nin Musul’u alma fikrinde Hakkâri Beylerinden ve Selahaddin’in Fakıh danışmanı olan İsa El-Hakkari ve kumandanı Seyfeddin Ali b.Ahmed el-Meştub el-Hakkâri’ye danışarak aldığını, bu kumandanın çevresinde birçok Kürt’ün ve Hakkârililerin yer aldığını ve El-Cüdeydi kalesini kuşattığını belirtmektedir.[18] Tarihi kaynaklar göz önünde bulundurulduğu vakit Musul Atabeyleri ile Anlaşma yapan Hakkâri emiri Ebu’l-Hica Abdullah b. Halil b. Merzuban Meştub el-Hakkâri’den (1133) bahsedilmektedir.[19] Tüm bunlar göz önünde bulundurulduğunda görülmektedir ki kurucuları her ne kadar tam olarak bilinmese dahi 12. Yüzyılın başlarından itibaren Hakkâri bölgesinde İmadiye merkezli bir Emirliğin mevcudiyeti söz konusudur. Fakat İmadiye merkezli Hakkari Emirleri bölgeye gelen Selçuklu ve İlhanlı kuvvetleri neticesinde bir fetret devri yaşamış ve Çölemerik kalesine çekilmek zorunda kalmışlardır.

Abbasi Dönemi (750-1258)[değiştir | kaynağı değiştir]

Hakkari Mir Kalesi

Abbasiler, Emeviler’in aksine Musul’un kuzeyine önem vermişlerdir. [20] Zira burada Haricilerin, Emeviler’in ve öbür birçok milletlerin isyanları gerçekleşiyordu ayrıca bu bölge Bizans’ın sınırlarına yakın yer alıyordu. Bu yaşanan huzursuzluklar Abbasiler’in ilk dönemlerinde gerçekleştirdikleri yanlış politikalarından kaynaklanmaktaydı. Bu dönem içerisinde, Abbasi yönetimi Hakkâri’nin güvenlik tedbirleri için kaleler inşa ettirmiş ve Musul Valilerine geniş yetkiler vermiştir.[21] Ayrıca Musul çevresindeki Kürt isyanlarına karşı Musul’a meşhur vali Halid b. Bermeki’yi atadı. Bunun sebebi Kürtlerin bölgede yayılıp bozgunculuk yapmasından kaynaklanmaktaydı. [22] 9.Yüzyıldan itibaren Abbasi halifelerenin otorite zayıflığı sebebi ile Kürtler arasında Hilafete karşı ayaklanmalar başlamıştır. Hakkâri bölgesindeki en önemli isyan Halife Mu’tasım zamanında Dasın dağlarında yaşanan Cafer b. Feherces (838) isyanıdır.  Halife bu isyanı bastırmak adına Abdullah es-Seydi’yi görevlendirmiş fakat isyan bastırılamamış Abdullah Es-Seydi hayatını kaybetmiştir. [23] Diğer bir isyan ise Muhammed b. Bilal el-Hezbani’nin gerçekleştirdiği isyandır (906). Halifenin uzun uğraşları sonucu İbn Hamdan komutasındaki birliklere daha fazla direnemeden teslim olmuştur. [24] Yine Kürtler 894 yılında Hamdani Devleti için destekler vermiş ve Abbasiler’in karşısında durmuşlardır. [25] Abbasilerde merkezi otoritenin zayıflaması ile Musul ve çevresine Hamdaniler (929-991)  Hâkim olmuş, Hakkâri Emirleri ile aile bağı kurarak bölge üzerinde etkinlik kurmaya çalışmışlardır. Erdemişt, Zaferan, Kawaş ve Şabaniye kalelerini ele geçirdiler lakin Aşeb, Hıror, Cedidiye, Gırsor gibi kaleler Hakkâri Emirleri elinde kalmıştır. [26]

Büveyhiler Dönemi (932-1062)[değiştir | kaynağı değiştir]

İran’ın Deylem bölgesinden olan Büveyhiler, Fars asıllıdırlar. 10.Yüzyılda Müslüman olup Abbasi halifeliği dahil bir çok İslam devlet’lerin ordularına katkıda bulunmuşlardır. Büveyhiler kuruluşundan yıkılışına kadar birbirlerine bağlı askeri bir güç şeklinde varlıklarını göstermişlerdir. Şii olduklarından ötürü Sünni halk üzerinde meşruluk iddia etmekte zorlanmış devletlerini yönetmek için Fars ve Huzistan kolu, Kirman kolu, Cibal kolu ve Irak kolu olmak üzere dörde ayırmışlardır.[27] Büveyhiler zamanında Irak toprakları yönetim açısından “Irak” ve “Cezire” olmak üzere ikiye ayrılmaktaydı.  Kufe, Bağdad, Vasıt, Hulvan ve Samarra kentleri Irak yönetimine bırakılmış ve Diyârırebîa, Diyârıbekir ve Diyârımudar ise Cezire yönetimine tabi tutulmuştur. Hakkâri toprakları ise Diyârırebîa’ya bağlı bölge içerisinde yer almıştır.[28] 905 yılında kurulan Hamdani Devleti Hakkâri dahil, Musul’u ve ona bağlı yerleri yönetmekte idi. Hamdaniler Kürtlerden gelebilecek tehlikeleri yok etmek adına Kürtler ile anlaşmış ve bölgede otorite sağlamak için Kürtler ile akrabalık kurmuşlardır. [29] Şii Buveyhiler, Abbasilerin Merkezi Bağdat’ı aldıktan sonra 945 ve 948 yılları olmak üzere Hamdaniler üzerine iki sefer düzenlemişlerdir. Dönemin Hakkâri Emirleri bu savaşlarda Hamdaniler tarafına destek vermiş ve bu destek neticesinde Büveyhiler Hakkâri üzerinde büyük bir yıkım gerçekleştirmişlerdir.

Selçuklular Dönemi (985-1308)[değiştir | kaynağı değiştir]

Kudüs'te günümüze kadar gelmeyi başarmış Hakkari sokağı

Oğuzlar, 1040 yılında Hakkâri yöresine doğru ilerlemiş burada büyük yıkımlara, yağmalara girişmiş yerli halkı gasp etmişlerdir lakin bu arada dağlar arasında dar geçitlerde Kürtler, kendilerine pusu kurmuş ve gasp edilen mallarını tekrardan ele geçirmişlerdir.[30] 1071 senesinde Bizans İmparatoru IV. Romanos Malazgirt ovasında yenilip kendisi esir düşünce, bütün Ermeniye ve Kürdistan bölgeleri peyder pey Sultan Alparslan’ın eline geçmiştir. Bundan ötürü yörede hüküm süren Kürtlerin bütün idareleri ortadan kalkmış ve Selçuklu Sultanına intisap etmişlerdir. [31] Hakkâri Bölgesi  1127’den 1233 yılına kadar Musul’a hakim olan Selçuklu Devleti'nin atadığı Musul AtabeyleriZengiler”in idaresinde yer almış  ve Hakkâri ağaları her yıl kendilerine vergi vermekle mükellef olmuşlardır. Selçuklu komutanı İmaduddin Zengi tarafından kurulan Zengi atabeyleri döneminde,  Hakkâri bölgesinde üç önemli beylik  bulunmaktaydı; Akre ve Şuş bölgesinde Hamidi Beyliğiİmadiye ve Colemerg bölgesinde Hakkâri Beyliği, Zaho ve Beytüşşebab bölgelerinde ise Mihrani Beyliği hüküm sürmekteydi.[32] 1133 yılında Abbasi Halifesinin Musul kuşatmasına destek verdiklerinden ötürü İmadeddin Zengi’nin saldırısına uğramışlardır. Ayriyeten İmaduddin Zengi bölgede otoritesini arttırmak için Haçlılar ile askeri mücadelelere girmek istemiş bundan ötürü bölgede hüküm süren Kürt, Arap ve Türkmen Beylerini yönetimi altına almaya başlamıştır. 1133 yılında Akre ve Şuş bölgesini Hamidiler’den almıştır. Bunun üzerine Zengi’nin zararından emin olmak isteyen Hakkâri Emiri Ebu’l-Hica Abdullah b. Halil b. Merzuban Meştub el-Hakkâri,  1133 yılında Aşeb Kalesi’nden çıkarak Musul’da Zengi’yi ziyaret etmiştir.  Ebu’l-Hica, küçük oğlu Ali’yi kendi yerine Aşeb Kalesi’nde, büyük oğlu Ahmed’i ise Niş Kalesi’nde bırakmıştır. Hakkâri Emiri’nin  aynı yıl içinde Musul’da vefatı üzerine Niş (Nuş) Kalesi’nde olan büyük oğlu Ahmed, babasının yerine geçmek için Aşeb Kalesi’ne hareket etmiş, iki kardeş arasındaki ihtilafı fırsat bilen Zengi, Aşeb Kalesi’ni ele geçirmiştir. Ali ve abisi Ahmed hakkında her ne kadar elimizde yeterli bir bilgi olmasa dahi Ahmed’in oğlu Ali, Selahaddin Eyyubi'nin meşhur kumandanlarından Seyfeddin Ali b. Ahmed el-Meştub el-Hakkâri’dir.  Bunun üzerine Zengi, Komutanlarından Nasreddin Cokır’ı görevlendirmiş ve geri kalan Hakkâri kaleleri zapt edilmiştir. Aşeb kalesi yıkılmış yerine günümüz İmadiye kalesi inşa edilmiştir. Musul Atabeyleri ile problem yaşayan Hakkâri Emirleri,  Eyyubi Devleti ile iyi ilişkiler kurmuşlardır. Selahaddin-i Eyyubi’nin  en gözde birliklerini Hakkâri Kürtleri oluşturmuş ve baş komutanları Hakkâri Emirlerinden Seyfeddin Ali b. Ahmed el-Meştub el-Hakkâri olmuştur. Ayrıca yine Hakkâri Emirlerinden olan Ziyauddin İsa b. Muhammed el-Hakkâri, Selahaddin’in sultan olmasında büyük rol oynamıştır. Bu dönemde Hakkâri Emirleri Selahaddin-i Eyyubi ile Şam ve Mısır coğrafyasına yayılarak büyük bir nüfuz elde etmişlerdir. [33] Günümüzde dahi “Hakkâri” ismi bu Emirlerin nüfuzundan ötürü Kudüs Şehrinde bir sokak ismi olarak varlığını sürdürmüştür. Selçuklular ve Zengiler döneminde her ne kadar Hakkâri kaleleri zapt edilmiş olsa dahi Kuzeydeki Çölemerik ve çevresindeki kaleler Hakkâri Emirlerinin elinde kalmıştır. Musul hâkimi Nureddin Arslanşah’ın ölümüyle çocuklarının küçük olmasından ötürü 1210 senesinde, yönetim onlara vasi olarak tayin edilen Bedreddin Lü’lü’ün eline geçmiştir. Bedreddin Lü’lü’ün siyasi manevraları sayesinde Hakkâri kaleleri onun elinde geçmiş ve 1232 yılında Zengiler’e son vererek kendi yönetimini kurmuştur. Hakkâri Emirliği’nin yönetim merkezi olan İmadiye 1218 tarihinde Zengiler ve Lü’lü’ler arasında savaş alanına dönmüş ve Hakkâri Emirleri bu mücadelede Bedreddin Lü’lü’ aleyhine İmadeddin Zengi’ye taraf olmuştur. Bundan ötürü  Bedreddin, İmadiye merkezli Hakkâri Beyliği’ne savaş açmıştır. Hakkâri Emirlerinin bölgedeki kalelerini zapt etmiş ve onların Çölemerik ‘e çekilmelerine sebep olmuştur. Böylece beyliğin merkezi de Çölemerik’e taşınmıştır.[34]

Moğollar (İlhanlılar) Dönemi (1256-1335)[değiştir | kaynağı değiştir]

Halime Hatun Türbesi Van / Gevaş

Moğol Han'ı Hülagu, Bağdat üzerine sefer düzenlediği vakit Komutanı Urugtu Noyan’ı Erbil kalesini almak için Erbil üzerine göndermiştir. Erbil Kalesinin yöneticisi kaleyi teslim etmek istese de kaledeki Kürtler, gece aniden Moğollara baskın yaparak bir çoğunu öldürmüşlerdir. Fakat Bedreddin Lü’lü’ hile yolu ile kaleyi alarak Moğollar adına yönetmeye başlamıştır. [35] Hülagu Bağdat’ı aldıktan sonra Hakkâri’nin Merağa’yı başkent yapmış 1259’da Şam üzerine ordusu ile Merağa’dan hareket ederek Van-Aladağ üzerinde kendisine tabii olmayan Kürtlerin bulunduğu Ahlat ve Hakkâri dağlarına girmiştir. Önlerine çıkan herkesi öldürerek Cizre’ye varmışlardır.[36] Hülagu, Abbasi halifesini öldürdükten sonra bölgedeki gücünü arttırmak için Hakkâri’yi ele geçirmek istemiştir.  Bunun üzerine önce Erbil Kalesini almak şartıyla Şerafettin Celali adlı Kürt Beyi ile anlaşma yapmış daha sonra bunu öğrenen Hakkâri halkı Hakkâri Bölgesine doğru gelen Celali’ye saldırmış ve Bey’i öldürmüşlerdir. Bu olay üzerine 1260 yılında Suriye seferinden dönen Hülagu, Hakkâri'yegelerek kent’i almış halkın önemli bölümünü öldürmüştür. Bununla beraber yerel aşiret reisleri Hülagu ile anlaşarak yöredeki etkinliklerini korumuşlardır.[37] Moğollar, Mısır’a kadar olan bölgelerin hepsini ele geçirmiş, 1260’da Mısır sultanı Baybars ile yaptıkları  Ayn Culut savaşında yenilerek durdurulmuşlardır. Bu yenilgi üzerine Moğollara tabii olmak istemeyen Hakkâri Emirleri Mısır’a giderek Sultan Baybars’ın yanında yer almışlardır. Bu Emirlerden biri de 1262 yılında oğulları Eseduddin Musa, Taceddin Ali ve yeğeni Fahreddin Ali’den oluşan 300 atlı ile Sultan Baybars’a katılan Hakkâri emiri Mir Seyfeddin Mengelan b. Ali el-Hakkâri idi. Hakkâri beyleri Moğollara boyun eğmedikleri için Memlükler tarafından oldukça iyi karşılanmış ve Sultan Baybars, Seyfeddin Mengelan’a Mısır’da kalmak ya da Erbil’in ikta olarak kendisine verilmesi şeklinde iki seçenek sunmuş;  Kendisi ise, Erbil’in kendisine ikta edilmesi teklifini kabul etmiştir. Bunun üzerine Baybars kendisine hilat giydirip sancak vererek Seyfeddin Mengelan’ı Erbil’e göndermiştir. Seyfeddin Mengelan yanına Alameddin Ebu Ali ez-Zerzâri, Cemaleddin Haşiş ve İbn Mâhi gibi Kürt beylerini de alarak Erbil’e gitmiştir. Ordusuyla şehre saldırmış ve şehirde bulunan Moğolları yenerek kadın ve çocuklarını esir almıştır. Daha sonrasında 1262’de Erbil yakınlarında Moğollar ile yapılan bir savaşta ölmüştür.[38]

Hakkâri Emirlerinin Nesebi[değiştir | kaynağı değiştir]

İslam coğrafyasında, geçmişte olduğu gibi günümüze dek süregelen ve bölge üzerinde nüfuz elde etmek için bazı hanedanlar veya aileler kendilerini İslam Peygamberi Muhammed Peygamber'e, sahabelerine ya da farklı hanedanlara dayandırmışlardır. Hakkâri Emirlerinin kökeninin çoğunlukla Abbasilere dayandırılması yanı sıra Emevilere dayandıranlarda olmuştur. Zira İbn Fazlullah el-Ömerî, (ö. 1348) Çölemerik kadısının kendisine yazdığı bir mektubu kaynak göstererek şunları söylemiştir:

“…Çölemerik emiri, İmaduddin b. Eseduddin Musa bin Mucella b. Musa b. Mengelan’dır. Bu emir nesebi itibari ile Utbe b. Ebu Süfyan el-Emevi’ye ulaşır. Bütün Kürtler kendisine büyük bir saygı duyar ve onu kendileri için bir melik ve hükümdar olarak kabul eder.” [39]

Ünlü Kürt tarihçisi Şerefhan ise, Hakkâri Emirlerinin Abbasi soyundan geldiğini şecerelerinin düzgün yapılmamasından ötürü halifeler arasından hangisine bağlandıklarının belli olmadığını, büyük Sultanların ve Hükümdarların onlara her zaman saygı gösterdiklerini belirtmiştir.[40] Hakkâri Emirlerinin köken olarak, İslam Pegamberi olan Muhammed Peygamber'in amcası Abbas bin Abdülmuttallib'e veya Emevi ailesine dayandığı öteden beri tartışılagelmiş bir konu olmuştur. Fakat kesin olmasa dahi Hakkâri Emirlerinin soyunun Abbasilere dayandığı ihtimalini güçlendiren birden fazla durumda mevcuttur;

  • Tarihte birçok toplulukta olduğu gibi Kürtlerde de lider, yönetici, ağa, bey veya mir olabilmek için nüfuzlu bir aileden gelmek veyahut büyük kahramanlıklar göstermek gerekmektedir. Bu gerçeklik Hakkâri’de günümüzde dahi aşiret reisliğini yapmakta olan ailelerde etkinliğini göstermektedir.  Hakkâri Emirlerinin de bölgede herhangi bir soy veya kan bağının olmadığı bilinmektedir. Buna rağmen yüzyıllardır bölgede Hükümdarlıklarını devam ettirmeyi başarmışlardır.
  • Kürtler Emevi Devleti’nin yıkılıp Abbasi Devleti’nin kurulmasında etkin rol oynamışlardır. Özellikle Büveyhiler karşısında Abbasiler ile ittifak halinde olmuşlardır.
  • Moğol istilasında Abbasi Hanedan mensuplarının sığındığı iki erk mevcuttur; Memlük Devleti ve Kürt Aşiretleri
  • Bugün Topkapı sarayında bulunan Kutsal emanetler (İslam Peygamberi Muhammed Peygamber'e ait eşyalar)  sadece Yavuz Sultan Selim tarafından Mısır’dan getirilen eşyalar olduğu düşünülse dahi  İslam Peygamberi Muhammed Peygamber’e ait ayakkabının (Nal-i Şerif) 1869 yılında Hakkâri Emiri İshak Bey’in oğlu Muhammed Bey tarafından Diyarbakır'a götürüldüğü ve dönemin valisi Reşat Paşa tarafından konu ile ilgili İstanbul’a mektup yazdığı ve ayakkabının İstanbul’a gönderilerek Sultan Abdulaziz’e teslim edildiği bilinmektedir. [41]Bu konuda kutsal emanetlerin Hakkâri Beylerinin elinde olması da anlamlıdır.
    Hakkari Beyleri'nin mezarlarının yer aldığı Kızıl Kümbet Mezarlığı (Hakkari/Merkez)
  • Nesturilik, Abbasiler devrinde kabul görmüş ve Hristiyanlığın uzak doğuya yayılmasına sebeb olmuştur. Bölgede yaşayan Hristiyan Asurlular bu saygının sebebini İslam Peygamberi Muhammed Peygamber döneminde kiliselerine sunulan fermana dayandırırlar.[42] Abbasi devleti yıkıldıktan sonra bir çok Nesturi’nin Hakkâri bölgesine yerleştiği ve Hakkâri Emirlerinin iktidarlarında kendilerine yardımcı oldukları bilinmektedir.
  • Şeref Han, Hakkâri Beylerinin soy bakımından Abbasilerden olduğunu fakat hangi halifeye bağlandıklarını tam olarak bilinmediğini belirtmiştir.
  • Moğol/İlhanlı hükümdarı Gazan Han bu beylerin Abbasilere mensup olduğunu kabul ederek kendilerine emanname vermiştir. Şeref Han, bu hanedan mensuplarına verilen emannamenin Uygurca olduğunu, Cengiz (Moğol) hükümdarlarınca verildiğini ve kendisinin bizzat bu fermanı gördüğünü; ayrıca İlhanlı hükümdarı Timur tarafından Melik İzzeddin’e verilen başka bir fermanın olduğunu ifade etmiştir.
  • Bölge Emirlerinin, bölge dahilinde bulunan herhangi bir aşiret ile hiçbir şekilde kan bağı da tespit edilememiştir. Zira bu Beylerin herhangi bir aşiret ile bir bağı olsaydı iktidarlarını bu kadar uzun sürdürmeleri mümkün olmazdı.

Hakkâri Emirliği Çölemerik Dönemi[değiştir | kaynağı değiştir]

Hakkâri Emirleri, Hakkâri'nin güneyindeki Duhok ve İmadiye'de yer alan kadim kalelerini kaybettikten sonra 12. Yüzyılın ilk yarısından 13.Yüzyılın ortalarında doğru, Kuzeyde daha korunaklı bir konumda yer alan Çölemerik kalesine çekilerek yönetimlerini yeniden kurmuşlardır. Bu bölgede 1849 yılına kadar sürecek olan yönetimin soyu Sultan Baybars'ın kendisine Erbil'i İkta ettiği Emir Seyfeddin Mengelan b. Ali el-Hakkâri’ye dayanmaktadır. Babası Seyfeddin Mengelan b. Ali el-Hakkâri, Erbil yakınlarında öldürüldükten sonra I. Esededdin Musa Akta Çölemerik kalesine çekilerek tekrar birçok kalesini Moğollardan geri almıştır. I.Esededdin ile baş edemeyeceğini anlayan İlhanlılar onunla antlaşma yapmak zorunda kalmıştır. El-Ömeri, İlhanlılar ile başarılı mücadelesini şu şekilde anlatır:

Dağ ehli (Hakkârililer) dışında Moğollarla savaş yapabilecek yiğitler kalmadı. Moğollar onları yenme konusunda büyük umutsuzluğa kapıldılar. Anladılar ki okları onlara işlemeyecek. Bunun üzerine mecburen onlarla anlaştılar.

Esededdin Musa Akta’ öldükten sonra oğlu I. Mir İmadeddin Mecli, ondan sonra da onun oğlu II. Mir Esededdin Musa yönetimin başına geçmişlerdir. El-Ömeri, onun hakkında:

Geniş bir ülkenin sahibidir. Öyle bir dereceye ulaşmıştı ki çağdaşı olan hükümdarlar tarafından kendisine büyük bir önem atfedilirdi, İlhanlı hükümdarları ve Mısır Memlukleri kendisine büyük bir değer verirler ve sözünü dinlerlerdi” demektedir.[43]

II. Mir Esededdin Musa 'nın ölümü üzerine yerine oğlu II. Mir İmadeddin Mecli geçmiştir. El-Ömeri kendisi hakkında:

Şimdiki mirleri Melik İmaduddin Mücella’dır. Bu emir, ilim ve fazilet sahiplerini pek sever. Memleketine ilim maksadı ile gelenlere büyük değer verir. Kadısının bana yazdığına göre İzzeddin ve Zeyneddin isimli iki kardeşi ve İzzeddin Şir, Şemseddin Şeyh Emir, Mir Davud ve Hüsameddin isimli amcaları vardır. Bunlardan her biri ayrı bir bölgede yöneticilik yapmaktadırlar. Fakat hepsi Çölemerik sahibi Mir İmadeddin’e bağlıdırlar.[44]

Bu dönem Hakkâri Emirleri açısından en parlak dönemlerinden biridir. El-Ömeri: “Bir şah gibi sözü dinlenirdi. Emirlerine itaat edilirdi. İçerisinde birçok kale, belde ve geniş bir halkın olduğu büyük bir hükümdarlığa sahiptir[45] diyerek bunu ifade etmiştir. Bu dönemde Hakkâri’de Kadı Kudatlık Kurumu kurulmuş olup birçok cami, mescit ve vakfiye yapılmıştır. Bunlardan Van ve Vestan bölgelerini yöneten II. İmadeddin Mecli’nin amcası İzzeddin Şir b. İmadeddin b. Esededdin’in adı 1315 tarihli bir vakfiyede geçmektedir. [46] Gevaş’ta bulunan Halime Hatun kümbeti (1335) de II. İmadeddin Mecli’nin kardeşi İzzeddin tarafından yapılmıştır.[47] İlhanlı Devletinin, zayıflayıp yıkılmaya yüz tutması ile Hakkâri emirleri Van bölgesini yönetimleri altına almışlardır. 1507 yılına kadar Van kalesi Hakkâri Emirlerinin elinde kalmıştır. II. İmadeddin Mecli’nin ölümü üzerine Emirliğin başına oğlu İzzeddin Şir geçmiştir. 1386 yılında Timur, Bayezid şehrini aldıktan sonra Vestan üzerine yürümüştür. Bunun üzerine İzzeddin Şir, Van Kalesine kapanmıştır. İzzeddin Şir iki günlük bir direnişten sonra kaleden çıkarak Timur'a bağlılığını bildirmiştir. Timur bunun üzerine eyalet yönetimini İzzeddin Şir’e bırakarak Salmas tarafına doğru hareket eder.[48] Şeref Han, Timur'un Emir İzzeddin Şir'e iyi niyetle davrandığını, ve kendisine ait topraklarını mühürlü bir ferman ile tekrar kendisine bıraktığını söylemektedir.[49] Timur'un bölgeden ayrılması ile beraber Karakoyunlu Kara Yusuf bölgeyi kendi hakimiyeti altına almaya çalışmış (1392) ve İzzeddin Şir ile birçok savaşa girişmiştir. 1395 yılında aralarında barış anlaşması yapılmasına rağmen[50] 1398 yılında Kara Yusuf, İzzeddin Şir'i esir almıştır. Ardından Karakoyunlu ordusu Hakkâri Kırıkdağ vadisine geçerek Çölemerik'e kadar her yeri yağmalamışlardır. [51] Bunun üzerine Timur bölgeye tekrar dönünce Kara Yusuf kaçmış, fakat Timur'un ölümünün ardından Karakoyunlular bölgedeki etkinliklerini tekrardan arttırmışlardır. 1420 yılında Timur'un oğlu Şahruh bölgeye gelmiş Karakoyunlu hakimiyetine son vermiştir. Bu sırada İzzedin Şir ve oğlu, Şahruh'a bağlıklarını bildirmiş ve kendisine destek olmuşlardır.[52] Şahruh bölgeden ayrılınca Karakoyunlu İskender Mirza bölgeye geri gelmiş Şahruh'un müttefiki olan İzzeddin Şir Bey'e, Bitlis Emir'i Şemseddin Bey'e ve bölgenin öden gelen emirlerine savaş ilan etmiş ve birçoğunu öldürmüştür.[53] İzzeddin Şir 1423 yılında Karakoyunlular tarafından öldürülünce oğlu Muhammed Emirliğin başına geçer ancak İskender Mirza aynı yıl onu da öldürür. Ardından kardeşi Sultan Ahmed ve amcası Bahaeddin Bey öldürülür. İskender Mirza bu şekilde neredeyse Hakkâri Emirlerine son verecekti. İskender Mirza 1425 yılında Van kalesine saldırmış kalede bulunan İzzeddin Şir Bey'in oğlu Sultan Ahmed ve torunları Melik Esad ile Piri Bey kaleden çıkmayı başararak Çölemerik kalesine sığınmışlardır.[54] Karakoyunlu İskender Mirza'nın salldırıları ile Hakkâri Emirliği 1425'ten itibaren kısa bir fetret dönemi daha yaşamıştır. Ancak Melik Esad Hakkâri'ye sığınmış ve burada kendisine bir yönetim kurmuştur. Piri Bey ise Vestan'da kalarak Karakoyunlular ile Timurluların çarpışmasını fırsat bilmiş 1431 yılında Van ve Vestan bölgelerinde isyan çıkararak bu bölgeleri Karakoyunlulardan geri almıştır. Bu tarihten İtibaren Hakkâri Emirliği, 18. yüzyıla kadar Vestan, Bargiri, Hoşap ve Çölemerik olarak dört farklı idari yapıya bölünmüştür.[55] Piri Bey'den sonra Hakkâri Emirliği'nin başına oğlu II.İzzeddin Şir geçmiştir. Bu Emir Akkoyunlu Uzun Hasan ve oğlu Sultan Yakup döneminde hüküm sürmüştür. Uzun Hasan bazı Türkmen Beylerinden Arapşah ve Sofu Halil'i Hakkâri'nin alınması için görevlendirmiş II.İzzeddin Şir Bey’in ordusu yenik düşerek esir alınmıştır (1491). Ardından Akkoyunlularca esir alınan II.İzzeddin Şir Bey öldürülmüştür. Akkoyunlular bunun üzerine Hakkâri'ye kendilerine destek veren Dumbili aşiretine bırakmışlardır. [56]

Hakkâri Emirliği'nin Yükseliş Dönemi[değiştir | kaynağı değiştir]

Hakkari Emiri İbrahim Han tarafından yaptırılan Meydan Medresesi

Emirliğin yükseliş dönemi, Hakkâri Emirliğinin başına geçen Zahid Bey yıllarına tekabül eder.II. İzzeddin Şir’den (ö.1502) sonra Van’da Emirliğin başına geçen oğlu Zahid Bey, kendi adına altın, gümüş ve bakır para bastırmıştır. Bu dönemde Şah İsmail, Akkoyunlu Devlet’ini yıkarak Safevi Devleti'ni kurmuş ve Osmanlı Devleti açısından büyük tehlike arz etmektedir. Zira Şah İsmail Anadolu’daki Türkmen nüfuzunu kullanarak günden güne gücünü arttırmaktadır. Ayrıca Şah İsmail, Sünni Kürt Beyliklerini ortadan kaldırmayı, bunların yerine kendi adamlarını atamayı istemiş ve  bu amaç ile 1507 yılında Bayram bey komutasında on bin kişilik orduyu Van Kalesi üzerine göndermiştir. Zahid Bey, 1500 adamı ile aniden kaleden çıkarak Bayram Bey’in hazırlıksız ordusuna saldırmış ve birçok Safevi askerini öldürmüştür. Bayram Bey, bunun üzerine  ordusunu toparladıktan sonra Van kalesini kuşatmış üç aylık bir kuşatmadan sonra Zahid Bey ve ailesi Van Kalesinden gizlice ayrılarak Hakkâri'nin başka bir kalesine sığınmak zorunda kalmışlardır.[57] 1508 yılında Şah İsmail’in yanına giden on bir Kürt Bey’i, Şah İsmail tarafından tutuklanmış ve beyliklerini zapt etmek için bölgeye asker gönderilmiştir. Safevilerin bölgeyi ele geçirmesi üzerine Zahid Bey’in oğlu Melik Bey’in de içlerinde yer aldığı birçok Kürt Bey’i İdris-i Bitlisi öncülüğünde Osmanlı Sultanı I. Selim ile anlaşmaya varıp Safevilerin karşısında mücadele edeceklerine dair karar almışlardır. Zahid Bey 1514 yılında birçok Kürt Bey’i gibi çaldıran savaşında ve Tebriz’in alınmasında yer almıştır.[58] Melik Bey, 1534’te Van Osmanlılar tarafından alınıncaya kadar oradaki  Safeviler ile çatışmasını sürdürmüş fakat Van ancak 1548 yılında tamamen Osmanlılar eline geçmiştir.[59] Osmanlı’nın bölgeye tam hakim olması ile Hakkâri Beyliği “bağlı hükumet” statüsü ile Osmanlı’ya bağlanmıştır.  Hükumet denilen sancaklar yurtluk-ocaklık olup belli bir ailenin mülkiyeti dahilinde bulunur. Bu idare biçiminde vergiler sancak beyi tarafından toplanır. Bundan dolayı bu bölgedeki idari yapı, Osmanlı’nın diğer bölgelerinden farklı olmuştur. Osmanlı idaresinde istisnai bir imtiyazı olan emirliğin babadan oğula geçiş hakkı, Osmanlı Devleti'ne sadık Kürt Beylerine verildiği gibi yurtluk-ocaklık ve hükumet sancaklarına sahip olan Kürt Beylerine, bunların kendi ailelerinin mülkiyetinde olduğuna dair birer temlikname de verilmiştir.[60] Melik Bey’in oğlu Zeynel Bey’in ölümünden sonra Beylik birçok taht kavgasına şahit olmuş olsa dahi Hakkâri Beyliğinin en geniş sınırlara ulaştığı ve altın çağını yaşadığı dönem İbrahim han dönemi olmuştur. İbrahim Han dönemi Hakkâri Beyleri açısından adeta altın bir çağ dönemi olmuştur. Meydan medresesi 1701 yılında kendisi tarafından yapılmıştır. İbrahim Bey, babası ile beraber dönüşümlü olarak beylik yapmıştır. İbrahim Bey’in genç oluşundan fırsat bilen İranlılar Hakkari’ye saldırmış fakat Sero’da geçen savaşta İranlılar, İbrahim Bey tarafından bozguna uğratılmışlardır. İbrahim Beyliğin başına geçtiği vakit, aslında Hakkâri'ye ait olan fakat İranlılar elinde bulunan Selmas, Enzel, Somay, Bıradost,Mergever, Tergever ve Deşt bölgelerini tekrardan geri almıştır. Ardından Urmiye, Hoy, Tabe ve Tasu’yu ele geçirmiş ve oldukça yüklü bir ganimet elde etmiştir. İran Şah'ı elçiler göndererek İbrahim Bey’e hediyeler takdim etmiş ve barış teklif etmek zorunda kalmıştır. Bu teklif üzerine Hakkâri Beyliği ve İran sınırları yeniden düzenlenmiştir.  Salduz sınırından, Urmiye gölüne kadar ve Urmiye gölünden, Marzivend Tepesi’ne kadar ve Gedikhan’dan Selmas Kesiktaşına kadar ve eski sınır gerisine, Hoy ve Kutur ilerisindeki Mahmudiyan sınırına kadar Hakkari sınırlarına dahil edilmiştir. Halkın zararı temin edilerek bütün bunlar bir barış anlaşması ile yazıya geçirilmiştir.[61] Ardından Surçi aşireti’nin halka verdiği zarardan ötürü İbrahim Bey kendilerini bölgeden çıkarmış bölgeden çıkarılan Surçi aşireti, Behdinan paşasına sığınarak Hakkâri'ye saldırmışlardır. Bunun üzerine İbrahim Bey, Bahdinan üzerine asker sevk ederek Bahdinan arazisinin bir kısmını Hakkâri Beyliğine ilave etmiştir. [62] İbrahim Bey’in ölümünden sonra Hakkâri Beyleri gerileme dönemine girmiştir.

Hakkâri Emirliği'nin Gerileme Dönemi[değiştir | kaynağı değiştir]

İbrahim Han döneminde Hakkâri en geniş sınırlarına ulaşmış İran ve Osmanlı’nın yanı sıra çevre beyliklerin ve aşiretlerin de dikkatini üzerine çekmiştir.[63] Kendisinden sonra Beylik yapmaya uygun olmayan kişilerin iktidara geçmesi taht kavgaları ve yanlış siyaset, Beyliğin gerileme dönemine girmesine sebebiyet vermiştir. İbrahim Han’dan sonra yerine oğlu Abdullah Bey geçmiştir. Abdullah Bey, 1780 de vefat edince yerine beş oğlundan biri olan Kerimhan Bey geçmiş ve dört sene Beylik yaptıktan sonra tahtı kardeşi Mustafa (Pertev) Bey’e bırakmıştır (1784).[64] Mustafa Bey dönemi Osmanlı ve İran arasındaki sınır sorunlarının olduğu ve Van valisi Derviş Paşa meselesinden ötürü karmaşık bir dönemdir. 1803-1817 arasında İran-Rus savaşında İran, Hakkâri Beyliğini kendi tarafında yer alması için zorlamıştır.[65] Aynı zamanda Van valisi Derviş Paşa’nın halka zulüm etmeye başlamasının ardından 1814 yılında Mustafa Bey, İran’a tabi olmayı kabul etmiştir. Derviş Paşa’nın Osmanlı Devleti'ne isyan etmesinden ötürü 1819 yılında idam edilmesi üzerine Mustafa Bey, Van’a gelerek tekrardan Osmanlı Devleti'ne tabi olmuştur. 1822 yılında Mustafa Bey’in oğlu Ertuşi aşireti ve amcası Kerimhan Bey’in oğullarının desteğini alarak  babasına isyan etmiş ve kendisini yönetimden uzaklaştırmıştır. Bunu fırsat bilen İran devleti, Somay ve Bıradost bölgelerine asker sevk ederek bu bölgeleri ele geçirmiştir.[66] Muhammed Nasrihan Bey’in 1823 yılında ölmesi üzerine Beyliğin başına tekrardan Mustafa Bey geçmiştir. 1825 yılında Mustafa Bey’in de ölümü üzerine yerine İshak Bey geçer fakat yönetimdeki yetersizliği sebebi ile üç ay gibi kısa bir sürede azledilir. [67]

Hakkâri Emirliği'nin Yıkılışı[değiştir | kaynağı değiştir]

Hakkari Emiri İzzeddin Şir tarafından yaptırılan İzzedin Şir Camii ve Medresesi (Van/Gevaş)

İshak Bey’in ardından yönetimin başına Mustafa Bey’in torunu Nurullah Bey geçer. 1830’lu yıllara gelindiğinde Hakkâri Beyliği’nin eski ihtişamından eser kalmamıştır. 1832’de İran ile Osmanlı sınır antlaşması ile Derik, Pizan, Başkalan(Başkale), Zırnık, Erci ve Lorıkan kaleleri tekrar Hakkâri Beyliği’nin eline geçmesine rağmen Çehrik Kalesi İran tarafında kalmıştır.[68] 1839 yılına gelindiğinde Osmanlı Devleti merkezi yönetimin gücünü arttırmak adına ve yerel iktidarları ortadan kaldırmak için Tanzimat Fermanı’nı ilan eder. Böylece yerel iktidarlar kaldırılarak yerlerine merkezden atanan memurlar getirilecek ve idare böyle tesis edilecekti. Ayrıca Tanzimat ile Osmanlı Tebaasından olan Müslim ve Gayri Müslim halk eşit sayılacaktı. Bu durum Kürt Beylikleri içerisinde yaşayan Nesturilerin Kürt Beylerine vergi vermemesine neden olmuş ve Bedirhan Bey ile Nurullah Bey öncülüğündeki Kürt Beylerinin Nesturiler üzerine iki sefer düzenlemesine sebebiyet vermiştir. Tanzimat sonrasında bölgeye gönderilen Batılı Misyonerlerin kışkırtması ile Nesturiler, Kürt Beylerine karşı çıkıyor ve Kürt Beylerinin, Nesturiler ile Devlet arasında çatışmalara ortam hazırlanıyordu. 1846 yılına gelindiğinde Bedirhan Bey, Nurullah Bey ve Han Mahmud öncülüğünde Kürt Beyleri ittifak kurmuş ve Osmanlı Devletine isyan etmişlerdir. Bölgeye gönderilen Osmanlı ordusu kanlı çatışmalar sonrasında Bedirhan Bey ve Han Mahmud’u yakalayarak sürgün etmiş, Nurullah Bey ise Müşir Osman Paşa'nın kendisini çağırması üzerine olumlu cevap verdiği için Hakkâri Müdürü sıfatı ile yerinde bırakılmıştır (1847). 1848 yılında Hakkâri Bey’i Nurullah Bey, isyan ederek Osmanlı Devletine başkaldırmıştır. Osmanlı yetkililerini her ne kadar uğraştırmış olsa dahi bir buçuk yıl sonra isyanı bastırılmış ve İran hududundaki Berdesor Kalesi’ne çekilmek zorunda kalmıştır. Ardından kendisi ile Osmanlı Devleti arasında arabuluculuk yapan Nehri Şeyhi Seyyid Taha’nın garantisi ile 1849 yılında Kürdistan valisi Mahmud Esad Paşa’ya teslim olur. Nurullah Bey, teslim olduktan sonra İstanbul’a getirilerek oradan da Girit’e sürgüne gönderilmiş daha sonra tekrar İstanbul’a getirilmiştir. 1861 yılında İstanbul’da vefat etmiştir.

Sonuç[değiştir | kaynağı değiştir]

13. yüzyılın başlarından 1849 yılındaki yıkılışına dek devam eden Hakkâri Beyliği, yirmi dördü Osmanlı Döneminde olmak üzere otuz altı Emir tarafından yönetilmiştir. Hakkâri beylerinin ilim ve irfan sahibi oldukları, şiir yazdıkları, bazılarının divan sahibi olduğu, kütüphane ve medrese tesis ettikleri bilinmektedir.  Hakkâri Beylerinin, bölgeye Tarih kadar, mimari, edebiyat ve bir çok alanda miraslarını görmek mümkündür. İbrahim Han’ın oğlu Mustafa Bey’in günümüze ulaşmış Pertev mahlası ile bir şiir kitabı dahi mevcuttur. HakkâriBeyleri tarih yazıcılığı yapmış ve kendilerine ait saray kayıtlarını tutan "Mirname" adlı farsça bir eserde mevcuttur. Hakkâri beylerinin nesebinin Abbasilere yani İslam Peygamberi Muhammed Peygamber'in amcası Abbas bin Abdülmuttalib'e dayandığına ilişkin iddia, genel anlamda kabul görmüş olsa da bilimsel olarak kanıtlanamamıştır. Hakkâri Beyliğinin yıkılması üzerine Nurullah Bey sürgün edilmiş ve 1849 yılından itibaren Hakkâri merkezden atanan mütesellimler tarafından yönetilmeye başlanmıştır. Hakkâri beyleri ve aile mensupları, Abbasilerden oldukları iddiasını geçmişte olduğu gibi bugün de savunmakta, bunu mezar taşlarına, kitabelere ve diğer eserlerin üzerine “el-Abbâsi” nisbesiyle yazmaktadır.[69] Günümüzde dahi birçok soyadına ayrılmak sureti ile Hakkâri, Van, Bitlis, Batman başta olmak ve Türkiye’nin birçok yerinde torunlarına rastlamak mümkündür.

Kaynakça[değiştir | kaynağı değiştir]

  1. ^ Şeref Han, a.g.e., III.cilt s. 99-103; Sevgen, a.g.e. s. 141.
  2. ^ BOA, HAT., 800/37069, 11.04.1233.  
  3. ^ BOA, Bab-ı Asafi Divan-ı Hümâyûn Sicillatı Mühimme Defterleri (A.DVNSMHM.d), 2/423, 17.05.963.  
  4. ^ BOA, Sadaret Mektubî Mühimme Kalemi (A.MKT.MHM), 6/80, 15.10.1264.  
  5. ^ BOA, Babıali Evrak Odası Defterleri (BEO), 490/36741, 08.04.1312.  
  6. ^ Halife b. Hayyat, Ebu Amr eş-Şeybani, Tarihu Halife b. Hayyat, I-II, (Thk.: Süheyl Zekkar), Beyrut, 1414/1993, I, 131.  
  7. ^ İbnü’l-Esir, el-Kamil, II, s.480.  
  8. ^ İbn Kesir, Ebü'l-Fida İmadüddin İsmail b. Ömer, el-Bidâye ve’n-Nihaye, I-XIV, (Çev.: Mehmet Keskin), İstanbul, 1995, VII, s.126.  
  9. ^ Ramazan Şeşen, “Cezire”, DİA, V, 509.  
  10. ^ Vakıdi, Ebû Abdullah Muhammed b. Ömer b. Vakıd el-Eslemi, Fütuhü'ş-Şam, I-II, Beyrut, trs., II, 115, 131, 182.  
  11. ^ İbnü’l-Esir, el-Kamil, III, 44; Zeki Beg, a.g.e, 126.  
  12. ^ Hırori, a.g.e.,s.87.  
  13. ^ İsmail Yiğit, “Emeviler”, DİA, XI, 1995, 95.  
  14. ^ Zeki Beg, a.g.e, s.126-128.  
  15. ^ Zeki Beg, a.g.e., 128.  
  16. ^ İbn Kesir, el-Bidâye…, X, s.85.  
  17. ^ Ebü'l-Ferec, Barhebraeus Yuhanna İbnü'l-İbri, Abû’l-Farac Tarihi, (Çev.: Ömer Rıza Doğrul), I-II, Ankara, 1950, II, 499  
  18. ^ İbnü’l-Esir, el-Kamil, XI, 406.  
  19. ^ İbn Hallikan, Vefeyatü'l-A'yan, I, 180.  
  20. ^ Hırori, a.g.e,s. 89.  
  21. ^ Hırori, a.g.e., 89, d.n.2 ve 3.  
  22. ^ İbnü’l-Esir, el-Kamil, V, 472.  
  23. ^ Hırori, a.g.e., 91, d.n.3.
  24. ^ İbnü’l-Esir, el-Kamil, VII, 449-451.  
  25. ^ Zeki Beg, a.g.e., 130.  
  26. ^ Yakut el-Hamevî, a.g.e., V, 403; Hırori, a.g.e., 104-105
  27. ^ Erdoğan Merçil, “Büveyhiler”, DİA, İstanbul, 1992, VI, 497-498.  
  28. ^ İhsan Akın “Hakkari Beyliği (1130-1849)”, Yüksek Lisans Tezi s.28 ; Hırori, a.g.e., 103.  
  29. ^ Hırori, a.g.e., 103.  
  30. ^ İbnü’l-Esir, el-Kamil, IX, s.298.  
  31. ^ Zeki Beg, a.g.e.,s. 140.  
  32. ^ İhsan Akın “Hakkari Beyliği (1130-1849)”, Yüksek Lisans Tezi s.30 ; Hirori, a.g.e., s.155-156.  
  33. ^ İhsan Akın “Hakkari Beyliği (1130-1849)”, Yüksek Lisans Tezi s.31 ; Hüseyin Güneş, “İslam Tarihinin İlk Asırlarına Damgasını Vuran Hakkâri Uleması”, Doğu Anadolu Sosyal Bilimlerde Eğilimler Dergisi, II, 2, Hakkâri, 2018, 7-12.  
  34. ^ Hırori, a.g.e, s. 223-224
  35. ^ Ebü’l-Fazl el-Hemedanî, Ebü'l-Fazl Reşidüddin Fazlullah b. Ebi'l-Hayr b. Ali, Câmiu’t-Tevarih (İlhanlılar Kısmı), (Çev.: İsmail AKA, Mehmet Ersan, Ahmed Hesamipour Khelejani), Ankara, 2013, 49-50.  
  36. ^ Ebü’l-Fazl el-Hemedanî, Câmiu’t-Tevarih., s.53.
  37. ^ İhsan Akın “Hakkari Beyliği (1130-1849)”, Yüksek Lisans Tezi s.32 ;  Heckmann, a.g.e. s. 58.  
  38. ^ İbn Şeddad, Ebu Abdullah İzzeddin Muhammed b. Ali b. İbrahim, Tarihu’l Meliki’z-Zahir, (Neşr.: Ahmet Hutit), Beyrut, 1983, 332.  
  39. ^ İbn Fazlullah el-Ömerî, et-Ta’rif bi’l-Mustalahi’ş-Şerif,  (Thk.: Muhammed Hüseyin Şemseddin, Beyrut, 1988, 58. (el-Ömeri, Memlukler döneminde Kahire kadılığı görevini de yürütmüştür. Bk. Abdülazîz el-Alevî, "İbn Fazlullah El-Ömerî", TDV İslâm Ansiklopedisi, https://islamansiklopedisi.org.tr/ibn-fazlullah-el-omeri)  
  40. ^ Şeref Han, Şerefname., III.Cilt, s.99.  
  41. ^ Muhammed Tayyar, İrisan Beylerinin Tarihçesi, (Çev.: Hüseyin Hilmi Işık), İstanbul, 1954, 70; Nebi Bozkurt, “Na’le-i Şerif”, DİA, XXXII, 347.  
  42. ^ Ninova’nın Yakarışı, İstanbul, 1996, s.67.  
  43. ^ https://hakkari.ktb.gov.tr/TR-159000/hakkari-beyleri-ve-beylerin-kokeni.html
  44. ^ İbn Fazlullah el-Ömerî, Mesaliku’l-Ebsar, III, 131; el-Kalkaşendi, Subhü’l-A’şâ, 377.
  45. ^ İbn Fazlullah el-Ömerî, et-Ta’rif bi’l-Mustalihi’ş-Şerif, 58.
  46. ^ Orhan Kılıç, XVI ve XVII yüzyıllarda Van (1548-1648), Van, 1997, 8-9.
  47. ^ Mehmet Top, “Halime Hatun Kümbeti”, Dünyada Van Dergisi, 10, İstanbul, 1998, 227.
  48. ^ İhsan Akın “Hakkari Beyliği (1130-1849)”, Yüksek Lisans Tezi s.43 Şeref Han, a.g.e., III, 100; Nizamettin Şami, Zafernâme, (Çev.: Necati Lugal), Ankara, 1987, 125.
  49. ^ Şeref Han, a.g.e., III, 100
  50. ^ Alexander Khachatrian, a.g.e., 45-46.
  51. ^ Avedis K. Sanjian, a.g.e., 116; Alexander Khachatrian, a.g.e., 46.
  52. ^ Hasan Rumlu, Ahsenü’t-Tevarih, (Çev.: Mürsel Öztürk), Ankara, 2006, 136.
  53. ^ Hasan Akyol, a.g.e.,s. 66.
  54. ^ A. Khachatrian, a.g.e., 52; Orhan Kılıç, a.g.e., 11.
  55. ^ A. Khachatrian, a.g.e., 57-58.
  56. ^ Faruk Sümer, “Akkoyunlular”, DİA, İstanbul, 1989, II, 273.
  57. ^ Caterino Zeno, A Narrative Of Italian Travels in Persia, (Translated and Edited by Charles Grey), London, 1873,s. 161-164.
  58. ^ Mecmua-i Münşeat’üs-Selatin, İstanbul, 1859, I,s. 391.
  59. ^ Orhan Kılıç, “Van”, DİA, XLII, s. 507.
  60. ^ İhsan Akın “Hakkari Beyliği (1130-1849)”, Yüksek Lisans Tezi s.46
  61. ^ Muhammed Tayyar, a.g.e., s.51.
  62. ^ Muhammed Tayyar, a.g.e., s.53.
  63. ^ İhsan Akın “Hakkari Beyliği (1130-1849)”, Yüksek Lisans Tezi s.56
  64. ^ Muhammed Tayyar, a.g.e., s.60.
  65. ^ Muhammed Tayyar, a.g.e., s.63.
  66. ^ Fatih Gencer, “Merkezileşme Politikaları Sürecinde Yurtluk-Ocaklık Sisteminin Değişimi”, Ankara Üniversitesi Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesi Tarih Bölümü Tarih Araştırmaları Dergisi, XXX, 49, Ankara, 2011,79.
  67. ^ BOA, HAT., 812/37250, 15 Safer 1241.
  68. ^ İhsan Akın “Hakkari Beyliği (1130-1849)”, Yüksek Lisans Tezi s.57
  69. ^ İhsan Akın “Hakkari Beyliği (1130-1849)”, Yüksek Lisans Tezi s.89