Gılgamış

Vikipedi, özgür ansiklopedi
Gezinti kısmına atla Arama kısmına atla
Gılgamış
Hero lion Dur-Sharrukin Louvre AO19862.jpg
Şu an Louvre Müzesi'nde sergilenen esasen Dur-Şarrukin'de bulunmuş Asur saray kabartmasında sol kolunda bir aslan ve sağ elinde bir yılan tutan Gılgamış'ın "Hayvanların Efendisi" olarak olası temsili[1]
Önce gelen Uruk'un ensisi olarak: Balıkçı Dumuzid
Sümer kralı olarak: Kiş'li Aga
Sonra gelen Ur-Nungal
Yaşadığı yer Dünya
Sembolü Boğa, aslan
Kişisel bilgileri
Çocukları Ur-Nungal
Ebeveynleri Lugalbanda ile Ninsun

Gılgamış,[a] Sümer şehir devleti Uruk'un tarihi kralı, antik Mezopotamya mitolojisinin önemli bir kahramanı ve II. binyılın sonlarında Akadca yazılan epik şiir Gılgamış Destanı'nın protagonistidir. Muhtemelen MÖ 2800 ile 2500 arasındaki bir zaman aralığında ülkeyi yönetmiş ve ölümünden sonra tanrısallaştırılmıştırUr'un üçüncü hanedanlığı (c. MÖ 2112 - c. 2004) döneminde Sümer efsanelerinde önemli bir şahsiyet olmuştur. Gılgamış'ın efsanevi kahramanlıkları, günümüze kadar gelen beş Sümer şiirinde anlatılmıştır. Bunların en eskisi muhtemelen Gılgamış, Enkidu ve Ölüler Diyarı'dır ve burada, Gılgamış, Tanrıça İnanna'nın yardımına gelir ve tanrıçanın huluppu ağacını istila eden yaratıkları defeder. İnanna, Gılgamış'a mikku ve pikku adı verilen iki bilinmeyen nesne verir fakat Gılgamış, bunları kaybeder. Enkidu'nun ölümünden sonra, gölgesi Gılgamış'a Ölüler Diyarı'nın kasvetli koşulları anlatır. Gılgamış ve Agga şiiri, Gılgamış'ın, tâbi olduğu Kral Agga'ya karşı ayaklanmasını anlatır. Diğer Sümer şiirleri, Gılgamış'ın dev Huvava ile Gök Boğası (veya Cennetin Boğası) ile ilişkini anlatırken kötü muhafaza edilmiş sonuncusu Gılgamış'ın ölümüyle cenazesini anlatır.

Babil'in sonraki zamanlarında bu hikâyeler, bağlantılı bir anlatıya dahil edilmeye başlanmıştır. Standart Akadca yazılan Gılgamış Destanı, muhtelemen Orta Babil Dönemi'nde (c. MÖ 1600 - c. 1155) Sîn-lēqi-unninni adına sahip bir yazman tarafından yazılmış ve daha çok eski kaynak malzemelerine bağlı kalmıştır. Destanda Gılgamış, vahşi bir insan olan Enkidu ile arkadaşlık yapan insanüstü güce sahip bir yarı tanrıdır. Birlikte maceraya atılırlar, Humbaba (Huvava'nın Doğu Sami dilindeki adı) ile evlilik teklifini reddeden Gılgamış'a İştar (İnanna'nın Doğu Sami dilindeki adı) tarafından onlara saldırması için gönderilen Gök Boğası'nı alt ederler. Tanrıların ceza olarak gönderdiği bir hastalık sonucu Enkidu'nun ölmesiyle Gılgamış, kendi ölümünden korkmaya başlar ve ölümsüzlüğü bulmayı umarak Büyük Tufan'da sağ kalmayı beceren bilge Utnapiştim'i ziyaret eder. Gılgamış önüne çıkan bir dizi testte başarısız olur ve ölümsüzlüğün ulaşamayacağı bir yerde olduğunu fark edince memleketi Uruk'a geri döner.

Çoğu klasik tarihçi Gılgamış Destanı'nın MÖ 8. yüzyılda Grekçe yazılmış iki epik şiir olan Odysseia ile İlyada'nın üzerinde önemli ölçüde bir etkiye sahip olduğu konusunda hemfikirdir. Gılgamış'ın doğum hikâyesi, Yunan yazar Aelian'ın yazdığı Hayvanların Doğası Üzerine'de MS 2. yüzyıl anekdotunda anlatılmaktadır. Aelian, Gılgamış'ın büyükbabasının hamile kalmasını önlemek için Gılgamış'ın annesini koruma altında tuttuğunu nakleder. Bunun nedeni de kendisine anlatılan bir kehanette torununun kendisini devireceğinin söylenmesidir. Anne hamile kalır ve muhafızlar çocuğu bir kuleden aşağı atar. Çocuk aşağı düşerken bir kartal onu kurtarır ve bahçıvan tarafından büyütüleceği bir meyve bahçesine sağsalim götürülür. Gılgamış Destanı, 1849'da Asurbanipal Kütüphanesi'nde keşfedilmiştir. 1870'lerin başında çevrilmesinden sonra bazı kısımlarının Tanah ile benzerlik taşımasından ötürü yaygın tartışmalara neden olmuştur. Gılgamış yirminci yüzyılın ortasına kadar çoğunlukla pek bilinmemiş fakat yirminci yüzyılın sonlarından itibaren modern kültürde gittikçe daha belirgin bir figür haline gelmiştir.

Tarihi kral[değiştir | kaynağı değiştir]

Çoğu tarihçi, Gılgamış'ın Sümer şehir devleti Uruk'un tarihi kralı olduğu[6][7][8][9] ve muhtelemen Erken Hanedanlar Dönemi'nin (c. MÖ 2900-2350) bir zaman aralığında ülkeyi yönettiği konusundan genellikle hemfikirdir.[6][7] Antik Yakın Doğu araştırmacısı Stephanie Dalley, "Gılgamış'ın hayatı hakkında kesin tarihler verilemez fakat genel olarak MÖ 2800 ile 2500 arasındaki zaman kabul edilir." demiştir.[7] Gılgamış'tan bahseden çağdaşı herhangi bir öge henüz keşfedilmemiştir[8] fakat 1955'te bulunan İşbi-Erra (c. MÖ 1953 - c. 1920) devrinde yazılmış otuz dört satırlık bir tarih yazımı metni olan Tummal Yazıtı, Gılgamış'ın saltanatına önemli bir ışık tutmaktadır.[8] Yazıt, Uruk surlarını inşa edişiyle Gılgamış'tan bahseder.[10] Yazıtın on birinci satırından on beşinciye kadar olan kısmı şöyledir:[11]

İkinci kere Tummal yerle bir oldu
Gılgamış, Enlil Evi'nin Numunburra'sını inşa etti
Gılgamış'ın oğlu Ur-lugal
Tummal'ı rakipsiz yaptı,
Ninlil'i Tummal'a getirdi.

Gılgamış'ın yaşadığı döneme yakın bir dönemde yaşamış olma ihtimali bulunan tarihi bir figür olan Kiş kralı Enmebaragesi de Gılgamış'ı kral olarak anar.[10] Gılgamış ayrıca Sümer kralları listesinde Uruk krallarından biri olarak yer alır.[10] Me-Turan'da (günümüzde Tell Haddad) bulunan bir epik metnin fragmanları, yaşamının sonunda Gılgamış'ın nehir yatağının altına gömüldüğünden bahseder.[10] Uruk halkı, ölü kralı nehir yatağına gömmek amacıyla Uruk'tan geçen Fırat'ın akışını değiştirmiştir.[12][10]

Tanrılaştırma ve efsanevi kahramanlıklar[değiştir | kaynağı değiştir]

Sümer şiirleri[değiştir | kaynağı değiştir]

Mitolojik bir sahneyi gösteren Girsu'daki Akadca silindir mühür baskısı.[13] Gılgamış olma ihtimali bulunan merkezdeki figür, bir tanrı gibi görünüyor ve ağacı keser gibi kıvırarak ağacın gövdesini büküyor. Ağacın altında, Ölüler Diyarı'ndan yükselen bir tanrı, topuz benzeri bir nesneyi bir tanrıçaya veriyor.[13]

Daha sonraki Erken Hanedanlar Dönemi'nde Gılgamış'a Sümer'in çeşitli yerlerinde tanrı olarak ibadet edildiği kesindir.[6] MÖ yirmi birinci yüzyılda, Uruk Kralı Utu-hengal, Gılgamış'ı koruyucu ilahı olarak kabul etmiştir.[6] Üçüncü Ur Hanedanlığı (c. MÖ 2112 – c. 2004) kralları özellikle Gılgamış'a düşkündü[6][10] ve ona "ilahi kardeş" ve "arkadaş" derlerdi.[6] Ur Kralı Şulgi (MÖ 2029 - 1982), kendisinin Lugalbanda ve Ninsun'un oğlu ve Gılgamış'ın erkek kardeşi olduğun açıklamıştır.[10] Yüzyıllar boyunca Gılgamış hakkında kademeli bir hikâye birikimi olmuş olabilir ve bunlardan bazıları Lagaş'ın İkinci Hanedanı hükümdarı Gudea gibi diğer tarihi şahsiyetlerin gerçek hayatlarından kaynaklanmaktadır.[14] Kil tabletlerine yazılan dualar, Ölüler Diyarı'nın hakimi olarak Gılgamış'a hitap eder.[10]

Bu dönemde, Gılgamış'ı çevreleyen çok sayıda mit ve efsane gelişmiştir[6][15][16]:95[17]. Gılgamış'ın çeşitli kahramanlıklarını anlatan beş bağımsız Sümer şiiri günümüze kadar gelmiştir.[6] Gılgamış'ın edebiyatta ilk göründüğü yer muhtemelen Gılgamış, Enkidu ve Ölüler Diyarı adlı Sümer şiiridir.[18][10][19] Anlatı, Sümerolog Samuel Noah Kramer'e göre Fırat nehri kıyısında yetişen, belki de bir söğüt[20] olan bir huluppu ağacıyla başlar ve ağaç, Fırat nehri kıyısında büyür.[20][10][21] Tanrıça İnanna, ağacı tamamen büyüdükten sonra taht yapmak amacıyla Uruk'taki bahçesine taşır.[20][10][21] Ağaç büyür ve olgunlaşır fakat "cazibe bilmeyen" yılan, Anzû kuşu ile Yahudi folkloründeki Lilith'in Sümerlerdeki öncüsü Lilitu, hepsi ağacın içinde yaşamaya başlar ve böylece İnanna'nın üzüntüden ağlamasına neden olurlar.[20][10][21] Bu hikâyede İnanna'nın erkek kardeşi olarak tasvir edilen Gılgamış gelir ve yılanı öldürerek Anzû kuşu ile Lilitu'nun kaçmasını sağlar.[22][10][21] Gılgamış'ın yoldaşları ağacı keser ve ağaçtan bir yatak ve taht oyarak bunları İnanna'ya verir.[23][10][21] İnanna ise Gılgamış'ın kahramanlıklarına ödül olarak bir pikku ve mikku (tanımlamaları kesin olmasa da sırasıyla bir davul ve davul tokmağı)[24][10] yaratarak karşılık verir.[25][10][21] Gılgamış, pikku ve mikku'yu kaybedince kimin bunları gidip geri getireceğini sorar.[26] Enkidu, bunları bulmak için Ölüler Diyarı'na iner fakat Ölüler Diyarı'nın katı yasalarına uymayınca sonsuza kadar orada kalması gerekir.[27] Şiirin kalan kısmında Gılgamış'ın Enkidu'nun gölgesine Ölüler Diyarı hakkında sorular sorduğu bir diyalog yer alır.[6][26]

Gılgamış ve Agga, Gılgamış'ın tâbi olduğu ve şehir devleti Kiş'in kralı olan Agga'ya karşı gerçekleştirdiği başarılı isyanı anlatır.[6][28] Gılgamış ve Huvava, Uruk'tan elli gönüllünün yardımı ile Gılgamış ve hizmetlisi Enkidu'nun, tanrıların hükümdarı Tanrı Enlil tarafından Sedir Ormanı'nın koruyucusu olarak görevlendirilen canavar Huvava'yı nasıl yendiğini anlatır.[6][29][30] Huvava "ejderha dişli, aslan simalı, fırtına tufanı gibi uğultulu, ateş ağızlıdır; nefesi ölüm[dür]; kimse onu yakala[ya]maz."[29] Gılgamış ile elli bir yoldaşı, Huvava'nın bölmesine ulaşmak için yedi sedir ağacının içinden geçer ve canavarı orada köşeye sıkıştırır.[31] Gılgamış, Huvava'ya saldırır ve dişlerini söker,[31] Huvava ise Gılgamış ile Güneş Tanrısı Utu'dan merhamet dilenir[31] fakat kahramanlar yine de onu öldürür.[31] Son kısımda tanrılar Huvava'ya olan şefkatsizliğinden ötürü Enkidu'yu ölüme mahkûm eder.[32]

Gılgamış ve Gök Boğası'nda Gılgamış ve Enkidu, Tanrıça İnanna tarafından kendilerine saldırması için yollanan Gök Boğası'nı öldürür.[6][33][34] Bu şiirin olay örgüsü, daha sonraki Akadca Gılgamış Destanı'ndaki  ilgili sahneden oldukça farklıdır.[35] Bu Sümer şiirinde daha sonraki Akadca destanda belirtildiğinden farklı olarak İnanna, Gılgamış'tan kendisine eş olmasını istemez.[33] Ayrıca İnanna, babası An'dan Gök Boğası'nı kendisine vermeye zorlarken (sonraki destanda yaşayanları yemesi için ölüleri ayaklandırmakla tehdit etmek yerine) sadece dünyaya ulaşacak bir çığlık atmakla tehdit eder.[35] Gılgamış'ın Ölümü olarak bilinen bir şiir çok kötü muhafaza edilmiş durumda[6][36] fakat vefat eden kişinin Ölüler Diyarı'na gidişini takip eden büyük bir devlet cenazesini tarif ettiği anlaşılmaktadır.[6] Modern araştırmacıların şiirin başlığını yanlış yorumlamış olması[6] ve şiirin aslında Enkidu'nun ölümü hakkında olabileceği ihtimaller arasındadır.[6]

Gılgamış Destanı[değiştir | kaynağı değiştir]

Eski Babil Dönemi'ne ait bu terakota plakta gösterilen dev Humbaba,[37] Gılgamış Destanı'nda Gılgamış ve arkadaşı Enkidu'nın savaştığı düşmanlardan biridir.[32]
Eski Mezopotamya terakota kabartması (c. MÖ 2250 - 1900), Gılgamış Destanı'nın VI. tabletinin bir bölümünde anlatılan[32][38] Gılgamış'ın Gök Boğası'nı öldürdüğünü sahneyi göstermektedir.[39]

Kramer'e göre, nihayet "Gılgamış, antik dünyada türünün en iyisi olan bir kahraman fakat şöhret, şeref ve ölümsüzlük için insanın beyhude ama bitmez arayışını simgeleyen trajik figür hâline gelmiştir."[15] Eski Babil Dönemi'nde (c. 1830 - c. 1531), Gılgamış'ın efsanevi kahramanlık hikâyeleri bir veya birkaç uzun destanda işlenmiştir.[6] Gılgamış'ın maceralarını anlatan en eksiksiz hikâye olan Gılgamış DestanıOrta Babil Dönemi'nde (c. MÖ 1600 - 1155) Sîn-lēqi-unninni adında bir yazman tarafından Akadca yazılmıştır.[6] Gılgamış Destanı'nın günümüze gelen en eksiksiz hali, MÖ 7. yy'a ait on iki kil tablete yazıya geçirilmiştir ve Asur başkenti Ninova'daki Asurbanipal Kütüphanesi'nde bulunmuştur.[6][10][40] Destan, birçok parçasının kayboluşu ya da tahrip edilişiyle sadece bölük pörçük günümüze kadar ulaşmıştır.[6][10][40] Bazı araştırmacılar ve çevirmenler, destanın eksik kısımlarını, önceki Sümer şiirlerinden veya Yakın Doğu'nun diğer bölgelerinde bulunan Gılgamış Destanı'nın diğer versiyonlarından aldıkları malzemeyle tamamlamayı seçmişlerdir.[6]

Gılgamış, destanda "üçte ikisi tanrısal, üçte biri ölümlü" olarak tanıtılır.[41] Şiirin başlangıcından Gılgamış, acımasız, baskıcı bir hükümdar olarak tanımlanır.[6][41] Bu, ya genellikle tüm tebaasını zorla çalıştırdığı[6] ya da cinsel açıdan tüm tebaasına baskı yaptığı şeklinde yorumlanır.[6] Gılgamış zulmüne ceza olarak Tanrı Anu, vahşi insan Enkidu'yu yaratır.[42] Enkidu, Şamhat adındaki bir fahişe tarafından evcilleştirildikten sonra Gılgamış ile yüzleşmek için Uruk'a gider.[32] İkinci tablette iki adam güreşir ve Gılgamış maçın sonunda maçın kazananı olsa da[32] rakibinin gücü ve dayanıklılığından o kadar etkilenir ki ikili, yakın arkadaş olur.[32] Daha erken Sümerce metinlerde Enkidu, Gılgamış'ın hizmetlisidir[32] fakat Gılgamış Destanı'nda ikili eşit konumda olan arkadaştır.[32]

III'ten IV'e kadar olan tabletlerde Gılgamış ve Enkidu, Humbaba (Huvava'nın Akadca ismi) tarafından korunan Sedir Ormanı'na gider.[32] Kahramanlar yedi dağdan geçerek Sedir Ormanı'na varırlar ve burada, ağaçları kesmeye başlarlar.[31] Humbaba ile yüzleştiğinde Gılgamış panikler ve Şamaş'a (Utu'nun Doğu Semitik ismi) dua eder.[31] Bunun sonucu çıkan sekiz fırtına Humbaba'nın gözüne vurunca gözleri kör olur.[31] Humbaba merhamet için yalvarır ancak kahramanlar, her şeye rağmen Humbaba'nın başını keser.[31] VI. tablet, Gılgamış'ın Uruk'a dönmesiyle başlar.[32] Buradayken İştar (İnanna'nın Akadca ismi), Gılgamış'ın yanına gelir ve ondan eşi olmasını ister.[32][31][43] Gılgamış, İştar'ın eski sevgililerini kötü davrandığı konusunda ısrar ederek onu reddeder.[32][31][43] İntikam olarak İştar, babası Anu'ya gider ve ona Gılgamış'a saldırması için[32][44][45][35] kendisine Gök Boğası'nı vermesini ister.[44][45][35] Gılgamış ve Enkidu Boğa'yı öldürür ve kalbini Şamaş'a sunar.[46][45] Gılgamış ve Enkidu dinlenirken İştar, Uruk'un surlarında dikilir ve Gılgamış'ı lanetler.[46][47] Enkidu, Boğa'nın sağ uyluğunu yırtıp İştar'ın yüzüne atar[46][47] ve "Elime geçirseydim seni de bu hâle getirirdim ve bağırsaklarını koluna takardım." der.[48][47] İştar; "fahişeleri, odalıkları ve oruspuları" bir araya çağırır[46] ve onlardan, Gök Boğası için yas tutmalarını emreder.[46][47] Bu arada, Gılgamış, Gök Boğası'nı alt etmeleri şerefine bir kutlama düzenler.[49][47]

VII. tablet, Enkidu'nun Anu, Ea ve Şamaş'ı gördüğü bir rüyayı anlatmasıyla başlar; bu üç tanrı, Gök Boğası'nı öldürdükleri için ceza olarak Gılgamış ya da Enkidu'dan birinin ölmesi gerektiğini belirtir.[32] Enkidu'yu seçerler ve kısa bir süre sonra Enkidu hastalanır,[32] Ölüler Diyarı'yla ilgili bir rüya görür ve ardından ölür.[32] VIII. tablet, arkadaşının ölümü üzerine Gılgamış'ın avutulamaz üzüntüsünü tarif eder[32][50] ve Enkidu'nun cenazesinin detaylarını açıklar.[32] IX. tabletten XI. tablete kadar, kendi ölümü üzerine duyduğu keder ve üzüntüye gark olan Gılgamış'ın çok uzaklara gitmesi ve Büyük Tufan'ın tek kurtulanı olan ve tanrılar tarafından ölümsüzlükle ödüllendirilen Utnapiştim'in evini bulmak için pek çok engelin üstesinden gelmesi anlatılır.[32][50]

MÖ 1400 ile 1200 arasında yapılan Erken Orta Asur silindir mühür baskısında kuş kanatlı ve akrep kuyruklu bir adam, bir tepecik üzerindeki bir griffine bir ok fırlatmaktadır. Akrep adam, Gılgamış'ın Utnapiştim'in anavatanına olan yolculuğunda karşılaştığı canlılararasındadır.[50]

Utnapiştim'e yolculuk bir dizi epizodik mücadeleyi içerir ve bunlar, muhtemelen büyük bağımsız maceralar olarak ortaya çıkmıştır[50] fakat Joseph Eddy Fontenrose tarafından "oldukça zararsız olaylar" denilen şeyler yaşarlar.[50] İlk olarak Gılgamış dağ geçidinde aslanlarla karşılaşır ve onları öldürür.[50] Maşu dağına ulaştığında Gılgamış bir akrep adam ve karısıyla karşılaşır.[50] Vücutları korkunç bir ışıltı ile parlar[50] fakat Gılgamış, amacını onlara söyleyince geçmesine izin verirler.[50] Gılgamış on iki gün boyunca karanlıkta dolaşır ve sonunda ışığa kavuşur.[50] Deniz kenarında güzel bir bahçe görür ve burada, kutsal Sâkiye Siduri ile karşılaşır.[50] İlkin Gılgamış'ın bahçeye girmesini engeller[50] fakat daha sonra ölümü kaçınılmaz olarak kabul etmesi ve suların ötesine yolculuk etmemesi için ikna etmeye çalışır.[50] Gılgamış bunu yapmayı reddettiğinde Siduri, onu tanrıların kayıkçısı Urşanabi'ye yönlendirir; Urşanabi, deniz yoluyla kayığıyla Gılgamış'ı Utnapiştim'in vatanına götürür.[50] Gılgamış en sonunda Utnapiştim'in evine vardığında Utnapiştim kendisine ölümsüz olmak istiyorsa uykuyu yenmesi gerektiğini söyler.[32] Gılgamış, bunu yapmayı beceremez ve uyanmadan yedi gün uyuya kalır.[32]

Gılgamış Destanı'nın V. tableti, Süleymaniye Müzesi, Irak.

Sonrasında Utnapiştim ona, ölümsüzlüğü elde edemese bile gençleştirme gücü olan bir ot kullanarak gençliğini geri getirebileceğini söyler.[32][21] Gılgamış otu alır ve yüzerken kıyıda bırakır fakat bir yılan, otu çalar; bu da destana göre yılanların deri değiştirme sebebini açıklar.[32][21] Bu kaybın umutsuzluğuyla Gılgamış, Uruk'a geri döner[32] ve kayıkçı Urşanabi'ye kendi şehrini gösterir.[32] İşte bu noktadan sonra destanın tutarlı anlatısı sona erer.[32][21][51] XII. tablet, Gılgamış, Enkidu ve Ölüler Diyarı adlı Sümer şiirine karşılık gelen bir ektir ve pikku ve mikku'nun kaybını anlatır.[32][21][51] Bu anlatı içindeki çok sayıda unsur, destanın önceki bölümleriyle olan mantıksal bağ eksikliğini ortaya koymaktadır.[51] Enkidu daha önce VII. tablette ölmüş olmasına rağmen XII. tabletin başında yaşar[51] ve VI. tablette Gılgamış ile İştar'ın aralarındaki şiddetli rekabet olmasına rağmen XII. tablette Gılgamış, İştar'a kibar davranır.[51] Ayrıca, destanın bölümlerinin çoğu ilgili Sümerli seleflerinin serbest uyarlamaları olsa da[52] XII. tablet, kelimenin tam anlamıyla Gılgamış, Enkidu ve Ölüler Diyarı'nın son kısmının birebir çevirisidir.[52] Bu nedenlerden dolayı araştırmacılar, bu anlatının destanın çoğunluğuna uymadığı için muhtemelen destanın son kısmına eklendiği görüşüne varmışlardır.[32][21][51] Burada Gılgamış, kaybolan eşyaları kurtarmayı vadeden Enkidu'nun hayaletinin görür ve arkadaşına Ölüler Diyarı'nın berbat durumunu anlatır.[32][26]

Mezopotamya sanatında[değiştir | kaynağı değiştir]

Her ne kadar Gılgamış hakkındaki hikâyeler antik Mezopotamya'da oldukça popüler olsa da[53] antik sanatta onunla ilgili özgün temsiller son derece azdır.[53] Popüler çalışmalar genellikle Gılgamış'ın temsili olarak dört veya altı bukleye sahip uzun saçlı bir kahramanın tasvirlerini içerir[53] ancak bu tanımlamanın yanlış olduğu bilinmektedir.[53] Bununla birlikte, Gılgamış'ın birkaç gerçek antik Mezopotamya temsili mevcuttur.[53] Bu temsiller çoğunlukla kil plaklarında ve silindir mühürlerde bulunur.[53] Genel olarak sanattaki bir figürün Gılgamış olup olmadığını anlamanın tek bir yolu vardır: Söz konusu sanatsal eseri açıkça Gılgamış  Destanı'ndan bir sahneyi göstermelidir.[53] Gılgamış temsillerinin bir serisi, iki kahramanın demonik bir dev (kesinlikle Humbaba) ile savaştığı sahnelere dayanır.[53] Bir başka seri de benzer bir çiftin dev, kanatlı bir boğa (kesinlikle Gök Boğası) ile mücadelesini gösteren sahnelere dayanır.[53]

Sonraki etkisi[değiştir | kaynağı değiştir]

Antik dönem[değiştir | kaynağı değiştir]

Odysseia destanında Odisseas'in Polyphemos ile yüzleşmesini içeren bölüm, Gılgamış Destanı'nda Gılgamış ile Enkidu'nun Humbaba ile olan savaşıyla benzerlik taşımaktadır. Resim, 17. yüzyılda Guido Reni trafından çizilmiştir.[54]

Gılgamış Destanı,  MÖ 8. yüzyılda Grekçe yazılmış iki destansı şiir olan İlyada ile Odysseia üzerinde önemli ölçüde bir etkiye sahiptir.[54][55][56][57] Klasikler üzerine uzman olan Amerikalı araştırmacı Barry B. Powell'a göre erken Grekler muhtemelen Eski Yakın Doğu medeniyetlerine olan geniş bağlantıları sayesinde Mezopotamya sözlü geleneklerine maruz kalıyordu[9] ve bu maruz kalma, Gılgamış Destanı ile Homeros'un destanları arasında benzerlikler oluşmasıyla sonuçlanmıştır.[9] Alman bir klasikçi olan Walter Burkert, Gılgamış'ın İştar'ın sırnaşmalarını reddetmesini ve İştar'ın önce annesi Antu'ya bu durumdan yakınmasını ve ardından babası Anu'dan hafifçe azar işitmesini içeren Gılgamış Destanı'nın VI. tableti ile İlyada'nın V. kitabı arasında doğrudan bağ kurmuştur.[58] Bu sahnede, İştar'ın Yunan uyarlaması olan Afrodit, kahraman Diomedes tarafından yaralanır ve annesi Dione'ye ağladığı ve babası Zeus'tan hafifçe azar işittiği Olimpos Dağı'na kaçar.[58]

Powell, Odysseia destanın açılış satırlarıyla Gılgamış Destanı'nın açılış satırlarını yansıttığını belirtmiştir.[41] Odysseia destanın öyküsü de aynı şekilde Gılgamış Destanı'yla sayısız benzerlikler taşımaktadır.[59][60] Hem Gılgamış hem de Odisseas, erkekleri hayvana dönüştürebilen bir kadınla karşılaşır: İştar (Gılgamış) ve Kirke (Odisseas).[59] Odysseia destanında Odisseas'in Polyphemos adında dev bir kiklopu kör edişi[54] Gılgamış'ın Gılgamış Destanı'nda Humbaba'yı katletmesiyle örtüşmektedir.[54] İki kahraman da Ölüler Diyarı'nı ziyaret eder[59] ve çekici bir kadının huzurunda (Gılgamış için Siduri, Odisseas için Kalypso) uhrevi cenneti yaşarken kendilerini mutsuz hisseder.[59] Son olarak iki kahraman da ölümsüzlük için bir fırsat ele geçirir fakat bu fırsatı elden kaçırırlar: Gılgamış, otu elinden kaybeder ve Odisseas, Kalypso'nun adasından ayrılır.[59]

Devlerin Kitabı (c. MÖ 100) olarak bilinen Kumran parşömen tomarında Gılgamış ve Humbaba isimleri tufandan önceki döneme ait devlerden ikisi olarak geçmektedir[61][62] ve bu devler, (ünsüz biçiminde) glgmš ve bbywbbyš olarak gösterilmiştir. Bu aynı metin daha sonra Orta Doğu'da Maniheizm mezhepleri tarafından kullanılmıştır ve Arapça Gilgamiş/Jiljamiş formu, Mısırlı mutasavvıf Süyûtî'ye (c. 1500) göre bir demonun adı olarak günümüze gelmiştir.[61]

Gılgamış'ın doğumu, mevcut herhangi bir Sümerce veya Akadca metinde kayda geçmemiştir[53] fakat Helenistik Romalı hatip Aelian tarafından MS 200 yıllarında Yunanca yazılmış kişisel bir kitap olan De Nature Animalium (Hayvanların Doğası Üzerine) eserinde bir başka versiyonu yer almıştır.[63][53] Aelian'ın hikâyesine göre, bir kâhin Babil Kralı Seuechoros'a torun Gilgamos'un onu devireceğini söyler.[53] Bunu önlemek için Seuechoros, tek kızını Babil şehri Akropolis'te yakın koruma altında tutar fakat kız, yine de hamile kalır.[53] Kralın gazabından korkan muhafızlar, bebeği yüksek bir kulenin tepesine fırlatır.[53] Bir kartal, oğlan düşerken onu havada yakalar ve onu dikkatli bir meyve bahçesine bırakır.[53] Meyve bahçesinin bekçisi çocuğu bulur ve ona Gilgamos (Γίλγαμος) adını verir.[53] Sonunda Gilgamos, Babil'e döner ve büyükbabasını devirerek kendini kral ilan eder.[53] Aelian'ın anlattığı doğum öyküsü, Sargon, Musa ve II. Kiros gibi diğer Yakın Doğu doğum efsaneleriyle aynı geleneğe sahiptir.[53] Süryanice yazan Theodore Bar Konai (c. MÖ 600), Gligmos, Gmigmos veya Gamigos adında bir kraldan bahseder.[64][65]

Modern zamanda yeniden keşfi[değiştir | kaynağı değiştir]

1880, İngiliz Asuriyolog George Smith (solda), tufan efsanesini içeren Gılgamış Destanı'nın XI. tabletinin (sağda) çevirisini yayımladı[66] ve bu tablet, Tekvin'deki tufan hikâyesine olan benzerliği nedeniyle bilimsel bir ilgi çekti ve tartımalara yol açtı.[67]

Gılgamış Destanı'nın Akadca metni, ilk kez MS 1849'da İngiliz arkeolog Austen Henry Layard tarafından Ninova'daki Asurbanipal Kütüphanesi'nde bulunmuştur.[10][40][16]:95 Layard, o zamanlar dünyanın en eski metinlerini içerdiğine inanılan Eski Ahit'te açıklanan olayların tarihçesini doğrulamak için kanıtlar arıyordu.[10] Bunun yerine, onun kazıları ve ondan sonra kazılar, çok daha eski Mezopotamya metinlerinin varlığını ortaya koydu ve Eski Ahit'teki hikâyelerin çoğunun aslında antik Yakın Doğu'da söylenen daha önceki mitlerden kaynaklanabileceğini gösterdi.[10] Gılgamış Destanı'nın ilk modern çevirisi, 1870'lerin başlarında İngiliz Müzesi'nde araştırmacı olan George Smith tarafından yapıldı[66][68][69] ve Smith, 1880'de XI. tabletteki tufan hikâyesini The Chaldean Account of Genesis adı altında yayımladı.[66] Gılgamış'ın adı aslında İzdubar olarak yanlış okunmuştur.[66][70][71]

Gılgamış Destanı'na ilk ilgi, neredeyse yalnızca XI. tablette anlatılan tufan hikâyesiyle ilgiliydi.[72] Tufan hikâyesi, halkın dikkatini oldukça çekti ve büyük ölçüde akademik tartışmalara yol açarken destanın geri kalanı genellikle görmezden gelinmiştir.[72] Gılgamış Destanı'na olan ilgi, 19. yüzyılın sonu, 20. yüzyılın başında Almanca konuşan ülkelerde meydana geldi[73] ve Babil ve İncil (Babel und Bibel) arasındaki ilişkiye dair tartışmalar yaşanmıştır.[74] Ocak 1902'de Alman Asuriyolog Friedrich Delitzsch, Kayser ve eşi önüne Sing-Akademie zu Berlin'de bir konferans verdi ve Tekvin'deki tufan hikâyesinin Gılgamış Destanı'ndan doğrudan kopyalandığını savundu.[72] Delitzsch'in konuşması o kadar tartışmalıydı ki Eylül 1903'e kadar yaptığı konferansa cevap olarak gazete ve dergilerden 1.350 kısa makale toplamayı başardı: bunlardan üç yüzü uzun, yirmi sekizi broşür hâlindeydi ve ayrıca bunun yanı sıra Hammurabi Kanunları ile Tevrat'taki Musa Kanunu arasındaki ilişki hakkında bir başka konferans daha verdi.[75] Bu makaleler büyük çoğunlukla Delitzsch'i eleştiriyordu.[75] Kayser kendini Delitzsch'ten ve radikal görüşlerinden uzaklaştırmış ve 1904 sonbaharında Delitzsch üçüncü konferansını Berlin'de değil Köln ve Frankfurt'ta vermek zorunda kalmıştır.[75] Gılgamış Destanı ve Tanah arasındaki varsayılan ilişki Delitzsch'in 1920-21 tarihli Die große Täuschung (Büyük Aldatma) kitabındaki tartışmasının büyük bir parçası olmuştur. Kitaba göre Tanah, Babil tesiriyle telafi edilemez bir biçimde "bozulmuştu"[72] ve Hıristiyanlar sadece Eski Ahit'i tamamen ortadan kaldırarak nihayet gerçeğe, Yeni Ahit'in Aryan mesajına, inanabilirdi.[72]

İlk modern yorumlar[değiştir | kaynağı değiştir]

Leonidas Le Cenci Hamilton tarafından yazılan Gılgamış Destanı'nın ilk modern edebi uyarlaması olan Ishtar and Izdubar'da (1884) yer alan Izdubar'ın (Gılgamış) bir çizimi[76]

Gılgamış Destanı'nın ilk modern edebiyat uyarlaması, Amerikalı avukat ve iş insanı olan Leonidas Le Cenci Hamilton tarafından Ishtar ve Izdubar (lit. İştar ve İzdubar, 1884) adıyla yayımlanmıştır.[76] Hamilton, iptidai Akadca bilgisine sahipti ve bu dili, Archibald Sayce'ın 1872 tarihli Assyrian Grammar for Comparative Purposes (lit. Karşılaştırmalı Amaçlar İçin Asurca Dilbilgisi) eserinden öğrenmişti.[77] Hamilton'un kitabı ağır bir şekilde Smith'in Gılgamış Destanı'nın çevirisine dayanıyordu[77] fakat destanda aynı zamanda büyük değişiklikler yapmıştır.[77] Örneğin, Hamilton ünlü tufan hikâyesini kitaba eklememiş ve bunun yerine İştar ile Gılgamış arasındaki romantik ilişkiyi merkeze almıştır.[77] Ishtar and Izdubar, kabaca 3 bin dize olan özgün Gılgamış Destanı'nı kabaca kırk sekizlik kıta halinde 6 bin kafiyeli çift beyit halinde genişletilmişidir.[77] Edward FitzGerald'ın Ömer Hayyam'ın Rubaiyatı ile Edwin Arnold'un The Light of Asia (lit. Asya'nın Işığı) eserlerinden önemli ölçüde etkilenen Hamilton'ın karakterleri, eski Babillilerden daha çok on dokuzuncu yüzyıl Türkleri gibi giyidirilip kuşatılmıştır.[78] Hamilton ayrıca özgün destandaki "acımasız gerçeklik" ile "ironik trajedi" tonu, "aşk ve uyumun tatlı gerginlikleri"yle dolu "keyifli [bir] iyimserlik" ile değiştirmişti.[79]

1904 tarihli Das Alte Testament im Lichte des alten Orients kitabında Alman Asuriyolog Alfred Jeremias, Gılgamış ile Tekvin'deki Nemrud'u kıyaslamış[80] ve Gılgamış'ın gücünün Hakimler Kitabı'ndaki Samson'da olduğu gibi saçlarından gelmesi gerektiğini[80] ve Yunan mitolojisindeki Herakles'te olduğu gibi "12 Görevi" yerine getirmesi gerektiğini savunmuştur.[80] 1906 tarihli Gilgamesch-Epos in der Weltliteratur kitabında doğubilimci Peter Jensen, Gılgamış Destanı'nın Eski Ahit'teki neredeyse tüm hikâyelerin arkasındaki kaynak olduğunu ilan etmiş ve Musa'nın "Babil destanının başlarında Erech sakinlerinin yüzleştiği kesin olarak aynı durumdan kurtaran Hicret'in Gılgamış'ı" olduğunu savunmuştur.[80] Daha sonra İbrahim, İshak, Samson, Davut ve diğer çeşitli İncille ilgili figürlerin Gılgamış'ın tam kopyalarından başka bir şey olmadığını iddia etmeye devam etmiştir.[80] Son olarak "İsa'nın bile İsraillilerin Gılgamışlarından başka bir şey olmadığını ve İbrahim'e, Musa'ya ve destandaki sayısız diğer şahıslara yardımcı olmaktan başka bir şey olmadığını" ilan etmiştir.[80] Bu ideoloji, Panbabilliler olarak bilinmiş[81] ve neredeyse hemen hemen anaakım araştırmacılar tarafından reddedilmiştir.[81] Panbabilizme yönelik en güçlü eleştiri ortaya çıkan Religionsgeschichtliche Schule ile ilişkili olanlardı.[82] Hermann Gunkel, Jensen'in Gılgamış ile İncil'deki şahsiyetler arasındaki iddia edilen paralelliklerin çoğunu temelsiz bir sansasyonalizm olarak reddetmiştir.[82] Jensen ve onun gibi diğer Asuriyologlar, Eski Ahit'in karmaşıklığını anlayamadığı ve "göze çarpan hatalar ve dikkat çekici sapmalar" ile araştırmacıların kafasını karıştırdıklarını sonucuna varmışlardır.[81]

İngilizce konuşulan ülkelerde, geçerli bilimsel yorum, ilk olarak yirminci yüzyılın başlarında 1. Baronet Sir Henry Rawlinson tarafından ileri sürüldü ve bu yorumda, yaptıkları güneşin hareketlerini temsil eden Gılgamış'ın bir "güneş kahramanı" olduğunu ve destanının 12 tabletinin Babil zodyağının on iki burcunu temsil ettiğini dile getirmiştir.[83] James George Frazer ve Paul Ehrenreich'in teorilerine dayanan Alman psikolog Sigmund Freud, Gılgamış ve Eabani'yi (Enkidu için daha önceki yanlış okunuş) sırasıyla "insan" ve "ilkel duyarlılık" olarak nitelendirmiştir.[84] İkiliyi dünya mitolojisindeki diğer kardeş figürlerle kıyaslamıştır ve "Biri her zaman diğerinden daha zayıftır ve daha erken ölür. Gılgamış'ta, eşit olmayan bir çift kardeşin bu eski çağ motifleri, bir erkekle libidosu arasındaki ilişkiyi temsil etmeye hizmet eder." diye görüşünü belirtmiştir.[84] Ayrıca Enkidu'yu doğumdan kısa bir süre sonra ölen "zayıf ikiz" olan plasentanın temsili olarak görmüştür.[85] Freud'un arkadaşı ve öğrencisi Carl Jung, Gılgamış'ı sık sık ilk çalışması Symbole der Wandlung'da (1911-1912) tartışmıştır.[86] Örneğin, İştar'ın Gılgamış'a karşı duyduğu cinsel çekiciliği annenin oğluna duyduğu ensest arzusunun bir örneği olarak, Humbaba'yı Gılgamış'ın üstesinden gelmesi gereken baskıcı bir baba figürüne örnek olarak, Gılgamış'ın kendisini bilinçdışı bağımlılığını unutan ve onu temsil eden "tanrılar" tarafından cezalandırılan bir erkeğe örnek olarak göstermiştir.[86]

Modern zamandaki kültürel önemi[değiştir | kaynağı değiştir]

Sidney Üniversitesi'nde yer alan modern bir Gılgamış heykeli

II. Dünya Savaşı'nı izleyen yıllarda, eskiden sadece birkaç araştırmacı tarafından bilinen, belirsiz bir figür olan Gılgamış, modern okurlar arasında giderek daha popüler hale geldi.[87][69] Gılgamış Destanı'nın varoluşsal konuları, savaştan sonraki yıllarda özellikle Alman yazarlara çekici gelmesini sağlamıştır.[69] 1947 tarihli varoluşçu romanında Die Stadt hinter dem Strom, Alman romancı Hermann Kasack, destanı bir metafor olarak Almanya'daki II. Dünya Savaşı sonrası yıkım için kullanmış ve bombalanan Hamburg kentini, Enkidu'nun rüyasında gördüğü korkutucu Ölüler Diyarı'na benzetmiştir.[69] Hans Henny Jahnn'ın magnum opus'u Fluss ohne Ufer (lit. Kıyısız Nehir, 1949-1950) adlı üçlemenin ikincisi, Gılgamış ile Enkidu'yu yansıtarak bir arkadaşıyla yirmi yıl süren homoerotik bir ilişkiye sahip olan ve başyapıtı Gılgamış hakkında bir senfoniye dönüşen bir bestekâra odaklanmaktadır.[69]

Douglas Geoffrey Bridson tarafından 1953'te yayımlanan bir radyo oyunu olan The Gilgamesh Quest, destanın İngiltere'de popülerleşmesine yardımcı olmuştur.[69] Amerika Birleşik Devletleri'nde Charles Olson şiir ve denemelerindeki destanı övmüş ve Gregory Corso, modern ahlaki yozlaşma olarak gördüklerini iyileştirebilecek eski erdemleri içerdiğine inanmıştır.[69] Guido Bachmann tarafından yazılan 1966 postfigüratif roman Gilgamesch, Alman "queer edebiyatı" klasiği haline gelmiş ve Gılgamış ile Enkidu'yu eşcinsel aşıklar olarak resmettiği on yıllarca süren uluslararası bir edebi eğilim oluşturmuştur.[69] Bu eğilim o kadar popüler oldu ki Gılgamış Destanı'nın kendisi, bu türün ana eserlerinden biri olan Gay Edebiyatının Columbia Antolojisi'ne (1998) dahil edilmiştir.[69] 1970'lerde ve 1980'lerde feminist edebiyat eleştirmenleri, Gılgamış Destanı'nı, tüm insanlığın gerçek anaerkillikten modern ataerkilliğe geçişinde bir kanıt olarak incelemişlerdir.[69] Avrupa'da Yeşil Hareket genişledikçe Gılgamış'ın hikâyesi çevreci bir bakışla (Enkidu'nun ölümünün insanın doğadan ayrılmasını sembolize etmesi) görülmeye başlanmıştır.[69]

Modern edebiyat araştırmacısı Theodore Ziolkowski; "mitin, edebiyatın ve tarihin diğer pek çok şahsiyetinden farklı olarak Gılgamış'ın kendisini, genellikle başlangıçta tanındığı epik bağlamdan bağımsız olarak özerk bir varlık olarak ya da sadece bir isim olarak tanımladığını" belirtmiştir.[88] Gılgamış Destanı, birçok dünya diline çevrilmiş[89] ve Amerikan dünya edebiyatı derslerinin temelini oluşturmuştur.[90] "Gılgamış Grubu" adlı bir Amerikan avangart tiyatro topluluğu ile Joan London'ın Gılgamış (2001) romanı dahil birçok çağdaş yazar ve roman yazarı destandan ilham almıştır.[91] Philip Roth'un The Great American Novel (1973) eserinde "Patriot League" adlı 1930'ların kurgusal bir beyzbol takımının yıldız atıcısı olan "Gıl Gamış" adında bir karakter yer almaktadır.[91] 2000'de Süryani heykeltıraş Lewis Batros, Avustralya'daki Sidney Üniversitesi'nde sergilenen Gılgamış'ın modern bir heykelini yapmıştır.[92]

Yirminci yüzyılın sonlarından itibaren Gılgamış Destanı Irak'ta tekrar okunmaya başlanmıştır.[89] Irak'ın eski cumhurbaşkanı Saddam Hüseyin, yaşamı boyunca Gılgamış'a hayran kalmıştır.[93] Hüseyin'in ilk romanı olan Zabibah ve Kral (2000), Gılgamış Destanı ve Binbir Gece unsurlarını harmanlayan antik Asur'da geçen Körfez Savaşı için bir alegoridir.[94] Romanın başındaki kral, Gılgamış gibi gücünü kötüye kullanan ve halkına baskı yapan acımasız bir tirandır[95] fakat Zabibah adındaki sıradan bir kadının yardımı ile daha adil bir yönetici haline gelir.[96] Şubat 2003'te ABD, Hüseyin'e istifa etmesi için baskı yaptığında Hüseyin, kendisini epik kahramanla karşılaştırarak bir grup generale konuşma yapmıştır.[89]

Notlar[değiştir | kaynağı değiştir]

  1. ^ İngilizce telaffuz: [ɡɪlˈɡɑːmɛʃ],[2] genel fakat hatalı kullanım İngilizce telaffuz: [ˈɡɪlɡəˌmɛʃ];[3] 𒄑𒂆𒈦, Gilgameš, özgün Bilgamesh 𒄑𒉈𒂵𒈩. Adı kabaca, "Ata, Yiğittir" anlamına gelir,[4] Bil.ga "Ata", Yaşça büyük[5]:33 ve Mes/Mesh3 "Yiğit" anlamındadır.[5]:174 Ayrıca bakınız The Electronic Pennsylvania Sumerian Dictionary.

Kaynakça[değiştir | kaynağı değiştir]

Özel[değiştir | kaynağı değiştir]

  1. ^ Delorme 1981, s. 55.
  2. ^ George, Andrew R. (2010) [2003]. The Babylonian Gilgamesh Epic – Introduction, Critical Edition and Cuneiform Texts (English ve Akkadian). vol. 1 and 2 (reprint bas.). Oxford: Oxford University Press. s. 163. ISBN 978-0198149224. OCLC 819941336. .
  3. ^ "Gilgamesh". Random House Webster's Unabridged Dictionary.
  4. ^ Hayes, J.L. A Manual of Sumerian Grammar and Texts (PDF). 
  5. ^ a b Halloran, J. Sum.Lexicon. 
  6. ^ a b c d e f g h i j k l m n o p q r s t u v w x Black & Green 1992, s. 89.
  7. ^ a b c Dalley 1989, s. 40.
  8. ^ a b c Kramer 1963, ss. 45–46.
  9. ^ a b c Powell 2012, s. 338.
  10. ^ a b c d e f g h i j k l m n o p q r s t u Mark 2018.
  11. ^ Kramer 1963, s. 46.
  12. ^ "Gilgamesh tomb believed found" (İngilizce). BBC News. 29 Nisan 2003. 13 Ocak 2019 tarihinde kaynağından arşivlendi. Erişim tarihi: 12 Ekim 2017. 
  13. ^ a b Kramer 1961, ss. 32–33.
  14. ^ Sandars, N.K. (1972). "Introduction". The Epic of Gilgamesh. Penguin. 
  15. ^ a b Kramer 1963, s. 45.
  16. ^ a b Editors at W. W. Norton & Company (2012). The Norton Anthology of World Literature. A (third bas.). W. W. Norton & Company. 
  17. ^ George 2003, s. 141.
  18. ^ Kramer 1961, s. 30.
  19. ^ ETCSL 1.8.1.4
  20. ^ a b c d Kramer 1961, s. 33.
  21. ^ a b c d e f g h i j k Fontenrose 1980, s. 172.
  22. ^ Kramer 1961, ss. 33–34.
  23. ^ Wolkstein & Kramer 1983, s. 140.
  24. ^ Kramer 1961, s. 34.
  25. ^ Wolkstein & Kramer 1983, s. 9.
  26. ^ a b c Fontenrose 1980, ss. 172–173.
  27. ^ Fontenrose 1980, s. 173.
  28. ^ ETCSL 1.8.1.1
  29. ^ a b Fontenrose 1980, s. 167.
  30. ^ ETCSL 1.8.1.5
  31. ^ a b c d e f g h i j Fontenrose 1980, s. 168.
  32. ^ a b c d e f g h i j k l m n o p q r s t u v w x y z aa ab ac Black & Green 1992, s. 90.
  33. ^ a b Tigay 2002, s. 24.
  34. ^ ETCSL 1.8.1.2
  35. ^ a b c d Tigay 2002, ss. 24–25.
  36. ^ ETCSL 1.8.1.3
  37. ^ Black & Green 1992, s. 109.
  38. ^ Powell 2012, ss. 341–343.
  39. ^ Powell 2012, s. 342.
  40. ^ a b c Rybka 2011, ss. 257–258.
  41. ^ a b c Powell 2012, s. 339.
  42. ^ Black & Green 1992, ss. 89–90.
  43. ^ a b Pryke 2017, ss. 140–159.
  44. ^ a b Dalley 1989, ss. 81–82.
  45. ^ a b c Fontenrose 1980, ss. 168–169.
  46. ^ a b c d e Dalley 1989, s. 82.
  47. ^ a b c d e Fontenrose 1980, s. 169.
  48. ^ George 2003, s. 88.
  49. ^ Dalley 1989, s. 82-83.
  50. ^ a b c d e f g h i j k l m n Fontenrose 1980, s. 171.
  51. ^ a b c d e f Tigay 2002, ss. 26–27.
  52. ^ a b Tigay 2002, s. 26.
  53. ^ a b c d e f g h i j k l m n o p q r Black & Green 1992, s. 91.
  54. ^ a b c d Anderson 2000, ss. 127–128.
  55. ^ West 1997, ss. 334–402.
  56. ^ Burkert 2005, ss. 297–301.
  57. ^ Powell 2012, ss. 338–339.
  58. ^ a b Burkert 2005, ss. 299–300.
  59. ^ a b c d e Anderson 2000, s. 127.
  60. ^ Burkert 2005, ss. 299–301.
  61. ^ a b George 2003, s. 60.
  62. ^ Burkert 2005, s. 295.
  63. ^ Burkert, Walter (1992). The Orientalizing Revolution. p. 33, note 32. 
  64. ^ George 2003, s. 61.
  65. ^ Tigay. The Evolution of the Gilgamesh Epic. s. 252. 
  66. ^ a b c d Ziolkowski 2012, ss. 1–25.
  67. ^ Ziolkowski 2012, ss. 20–28.
  68. ^ Rybka 2011, s. 257.
  69. ^ a b c d e f g h i j k Ziolkowski 2011.
  70. ^ Smith, George. "The Chaldean Account of the Deluge". Transactions of the Society of Biblical Archaeology, Volumes 1-2 (İngilizce). 1–2. Londra: Society of Biblical Archæology. ss. 213–214. Erişim tarihi: 12 Ekim 2017. 
  71. ^ Jeremias, Alfred (1891). Izdubar-Nimrod, eine altbabylonische Heldensage (Almanca). Erişim tarihi: 12 Ekim 2017. 
  72. ^ a b c d e Ziolkowski 2012, ss. 23–25.
  73. ^ Ziolkowski 2012, ss. 28–29.
  74. ^ Ziolkowski 2012, ss. 23–25, 28–29.
  75. ^ a b c Ziolkowski 2012, s. 25.
  76. ^ a b Ziolkowski 2012, ss. 20–21.
  77. ^ a b c d e Ziolkowski 2012, s. 21.
  78. ^ Ziolkowski 2012, ss. 22–23.
  79. ^ Ziolkowski 2012, s. 23.
  80. ^ a b c d e f Ziolkowski 2012, s. 26.
  81. ^ a b c Ziolkowski 2012, ss. 26–27.
  82. ^ a b Ziolkowski 2012, s. 27.
  83. ^ Ziolkowski 2012, s. 28.
  84. ^ a b Ziolkowski 2012, s. 29.
  85. ^ Ziolkowski 2012, ss. 29–30.
  86. ^ a b Ziolkowski 2012, s. 30.
  87. ^ Ziolkowski 2012, s. xii.
  88. ^ Ziolkowski 2012, ss. xii–xiii.
  89. ^ a b c Damrosch 2006, s. 254.
  90. ^ Damrosch 2006, ss. 254–255.
  91. ^ a b Damrosch 2006, s. 255.
  92. ^ Stone 2012.
  93. ^ Damrosch 2006, ss. 254–257.
  94. ^ Damrosch 2006, s. 257.
  95. ^ Damrosch 2006, ss. 259–260.
  96. ^ Damrosch 2006, s. 260.

Genel[değiştir | kaynağı değiştir]

Ek okuma[değiştir | kaynağı değiştir]

  • "Narratives featuring… Gilgameš". Electronic Text Corpus of Sumerian Literature. Erişim tarihi: 8 Ekim 2017. 
  • Gmirkin, Russell E (2006). Berossus and Genesis, Manetho and Exodus. New York: T & T Clark International. 
  • Foster, Benjamin R., (Ed.) (2001). The Epic of Gilgamesh. Foster, Benjamin R. tarafından çevrildi. New York: W.W. Norton & Company. ISBN 978-0-393-97516-1. 
  • Hammond, D.; Jablow, A. (1987). "Gilgamesh and the Sundance Kid: the Myth of Male Friendship". Brod, H. (Ed.). The Making of Masculinities: The New Men's Studies. Boston. ss. 241–258. 
  • Jackson, Danny (1997). The Epic of Gilgamesh. Wauconda, IL: Bolchazy-Carducci Publishers. ISBN 978-0-86516-352-2. 
  • The Epic of Gilgamesh. Kovacs, Maureen Gallery tarafından çevrildi. Stanford University Press: Stanford, California. 1989 [1985]. ISBN 978-0-8047-1711-3.  Glossary, Appendices, Appendix (Chapter XII=Tablet XII).
  • Maier, John R. (2018). "Gilgamesh and the Great Goddess of Uruk". 30 Ocak 2019 tarihinde kaynağından arşivlendi. 
  • Mitchell, Stephen (2004). Gilgamesh: A New English Version. New York: Free Press. ISBN 978-0-7432-6164-7. 
  • Oberhuber, K., (Ed.) (1977). Das Gilgamesch-Epos. Darmstadt: Wege der Forschung. 
  • Parpola, Simo; Mikko Luuko; Kalle Fabritius (1997). The Standard Babylonian, Epic of Gilgamesh. The Neo-Assyrian Text Corpus Project. ISBN 978-9514577604. 
  • Pettinato, Giovanni (1992). La saga di Gilgamesh. Milan, İtalya: Rusconi Libri. ISBN 978-88-18-88028-1. 

Dış bağlatılar[değiştir | kaynağı değiştir]

Önce gelen
Kiş'li Aga
Sümer Kralı
c. MÖ 2600
Sonra gelen
Ur-Nungal
Önce gelen
Balıkçı Dumuzid
Uruk'un En'i
c. MÖ 2600