Birleşik Krallık'ta yargı teşkilatı

Vikipedi, özgür ansiklopedi

Birleşik Krallık'ta, her biri çeşitli tarihsel nedenlerle belirli bir coğrafi alandan türetilen dört hukuk sistemi vardır: İngiliz hukuku, İskoç hukuku, Kuzey İrlanda hukuku,[1] ve 2007'den beri tamamen Galler hukuku (bir sonucu olarak Galler Hükümeti Yasası 2006'nın Parlamento tarafından kabulü). Ancak, diğer üçünden farklı olarak, Galler hukuku Latinceper se , yalnızca Senedd tarafından oluşturulan, İngiliz hukuku doktrinlerine uygun olarak yorumlanan ve İngiliz ortak hukukunu etkilemeyen birincil ve ikincil mevzuat (bu Gal mevzuatının üstün bir hukuk şekli olması nedeniyle bir ortak hukuk kuralını ortadan kaldırması hariç). Bu üç yasal sistem ile Birleşik Krallık'ın üç yasal yargı alanı arasında önemli bir örtüşme vardır: İngiltere ve Galler, İskoçya ve Kuzey İrlanda . Her hukuk sistemi kendi yargı yetkisine sahiptir ve mahkemelerin her biri bu yasayı içtihat yoluyla ilerletir. Özel hukukta hangi yargı alanının kanununun kullanılacağının seçimi mümkündür: örneğin, Edinburgh, İskoçya'daki bir şirket ve Belfast, Kuzey İrlanda'daki bir şirket, İngiliz hukukunda sözleşme yapmakta özgürdür. Bu, her yargı alanında belirli usul kurallarının olduğu kamu hukukunda (örneğin ceza hukuku) böyle değildir. Bu sistemleri kapsayıcı da Birleşik Krallık yasa (genellikle kısaltılmış İngiltere hukuku) olarak bilinen Birleşik Krallık yasası vardır. Birleşik Krallık hukuku, Birleşik Krallık ve/veya bir bütün olarak vatandaşları için geçerli olan kanunlardan, en bariz şekilde anayasa hukukundan ve aynı zamanda vergi hukuku gibi diğer alanlardan kaynaklanmaktadır. Parlamentonun kurulduğu 1265 yılından 1642'deki iç savaşa değin ülkede siyasi tarihe ve Parlamentonun güçlenmesine ilişkin olarak yaşanan en önemli gelişmeler 1281'de Galler'in fethi ve ilhakı 23 (resmi birleşme 1536'da gerçekleşmiştir); 1337 yılından 1453 yılına değin süren, Fransa tahtını ele geçirmek için yapılan ve başarısızlıkla sonuçlanan yüzyıl savaşları; İskoçya'nın ülkeye ilhakı amacıyla yapılan ancak başarısız olan savaşlar; 1348 yılında başlayan ve ardından zaman zaman tekrar eden ve Kara Ölüm (Black Death) olarak da bilinen büyük veba salgını ve bu salgın nedeniyle nüfusun %40 civarında azalışının etkileri; nüfus azalışı ile ücretlerin yükselişi ve bu yükselişin Parlamentoyu elinde bulunduran toprak sahiplerince kanun eli ile bastırılmasının sonucunda çıkan 1381 köylü isyanı ve toprak sahiplerinin köylülere daha fazla özgürlük verilmesinin kendi çıkarlarına olduğunu fark etmeleri; [[İngiliz Parlamentosu]]nun dilinin Fransızca'dan İngilizceye çevrilmesi ve aristokrasinin İngilizleşmesi; (1362) Rönesans'ın İngiliz kültürel hayatını etkilemesi; matbaanın (ve kutsal kitabın okunması gereksinimi ile Protestanlığın) okur yazarlık oranını artırıcı etkisi, Parlamentonun -özellikle ülkenin içişleri ile ilgilenmekten çok savaşlarla ilgilenen III. Edward döneminde- ülke yönetiminde artan şekilde etkinlik kazanması; 1455-1485 yılları arasında taht mücadelesi sebepli Güllerin Savaşı isimli iç savaş ve sonrasında İngiliz ve Galler asıllı Tudor Hanedanının tahtı ele geçirmesi; 1534'te Üstünlük Kanunu (İngilizceAct of Supremacy) ile İngiliz Kilisesinin Roma Katolik Kilisesinden ayrılması; Protestanlığın ülkede hızla yayılması; 1588'te Papalığın kışkırtması ve tahtta hak iddiasıyla ülkeyi işgale gelen İspanyol Armadası'nın mağlup edilmesi; 1603 yılında son Tudor monarkı I. Elizabet'in ölümü ile İskoç ve İngiliz tahtlarının I. James‘te birleşmesi ile İskoçya ile birleşme ve İskoç asıllı Stuart Hanedanının başlaması; İrlanda'nın işgalinin tamamlanması ve 4 Kasım 1605'te Katoliklerin, kralı ve Parlamentoyu havaya uçurma girişiminin başarısızlıkla sonuçlanması olarak sıralanabilir. Söz konusu olaylar içerisinde 1642 iç savaşına gelinen süreçte en önemli olgunun -I. Mary gibi Katolik Monarkların tutumu, Papalığa olan nefret, İspanyol Armadasının işgal tehdidi ve özellikle İskoçya'da olmak üzere kilisenin topraklarını ele geçirenlerin bunları ellerinden kaybetmek istememeleri gibi çok sayıda nedenle- yükselen Katolik düşmanlığı ve korkusu olduğu söylenebilir.

Birleşik Krallık, daha önce bağımsız olan ülkelerin siyasi birliği tarafından yaratıldığı için tek bir hukuk sistemine sahip değildir. 1707'de Birlik Eylemleri ile yürürlüğe giren Birlik Antlaşması'nın 19. maddesi , Büyük Britanya Krallığı'nı yarattı, ancak İskoçya ve İngiltere'nin ayrı hukuk sistemlerinin varlığının devamını garanti etti.[2] Büyük Britanya ve İrlanda'yı Büyük Britanya ve İrlanda Birleşik Krallığı'na birleştiren 1800 tarihli Birlik Senetleri, eşdeğer hükümler içermemekle birlikte, Kuzey İrlanda olarak adlandırılan kısmı takip etmeye devam eden İrlanda'da yapılacak farklı mahkemeler ilkesini korumuştur. Birleşik Krallık'ın bir parçası olarak. Parlamentonun kuruluşundan günümüze değin Parlamentonun gücündeki en dramatik artış ve günümüzde parlamenter sistem olarak adlandırılan sisteme geçişteki en önemli eşik şüphesiz İngiltere'nin mutlak monarşiden önce cumhuriyete, sonra tekrar mutlak monarşiye ve son olarak da Şanlı Devrim (İngilizceGlorious Revolution) ile Anayasal monarşiye geçtiği 1642 İngiliz iç savaşı ile başlayan olaylar silsilesidir.

Birleşik Krallık Yüksek Mahkemesi, İngiltere, Galler ve Kuzey İrlanda'daki tüm ceza ve hukuk davaları ve İskoç hukukundaki tüm hukuk davaları için ülkedeki en yüksek mahkemedir. Yüksek Mahkeme aynı zamanda Birleşik Krallık yasalarını yorumlamak için (terimin normal anlamıyla) nihai mahkemedir. Bununla birlikte, diğer bazı sistemlerin (örneğin, Amerika Birleşik Devletleri) aksine, Yüksek Mahkemenin tüzükleri iptal edemeyeceğini ve Parlamento egemenliği doktrini sayesinde, onun içtihatlarının Parlamento tarafından açıkça geçersiz kılınabileceğini unutmayın. Yüksek Mahkeme, Lordlar Kamarası Temyiz Komitesi'nin yerini alarak Ekim 2009'da kuruldu.[3][4] İngiltere ve Galler'de mahkeme sistemi, Temyiz Mahkemesi, Yüksek Adalet Divanı (hukuk davaları için) ve Taç Mahkemeleri (ceza davaları için) oluşan İngiltere ve Galler Kıdemli Mahkemeleri tarafından yönetilir. Kuzey İrlanda Mahkemeleri de aynı modeli izlemektedir. İskoçya'da baş mahkemeler, hukuk davaları için Oturum Mahkemesi ve ceza davaları için Yüksek Yargı Mahkemesi'dir. Şerif mahkemeleri, hem cezai hem de hukuk davalarıyla ilgilendikleri için İskoçya dışında bir eşdeğeri yoktur. 1639 ve 1640 yıllarında İskoçya'da çıkan isyan konusundaki başarısızlığı ve uyguladığı yüksek vergiler nedeniyle popülaritesi azalmış olan Kral I. Charles'ın hüküm sürdüğü 1641 yılında ağır vergiler ve yükselen Katolik karşıtlığı nedeniyle İrlanda'da da isyan çıkmıştır. 1642 yılında çıkan iç savaşın nedeni de, söz konusu isyanı bastıracak kuvvetlerin komutasının bir Katolik olan Fransız Prensesi Henrietta Maria ile evli olan ve pek çok nedenle saygınlığını yitirmiş olan kralda mı yoksa Parlamentoda mı olması gerektiği tartışmasıdır. Ülke Parlamento yanlıları (Parliamentarians) ve kral yanlıları (Royalists) olarak ikiye bölünmüştür. Bir birinden kanlı iki safhada gerçekleşen savaş sonunda 1649 yılında komutan Oliver Cromwell önderliğindeki Parlamento yanlıları savaşı kazanmıştır. Savaş sonunda devrik kral vatana ihanetten suçlu bulunmuş ve kafası kesilerek idam edilmiştir. Sonrasında İskoçya ve İrlanda'daki isyanlar da bastırılmıştır. Bu dönemden sonra öncelikle bir cumhuriyet olarak Parlamento tarafından yönetilen ülke, 1653 yılında Cromwell'in Parlamentoyu kapatması ve Lord Protector unvanı ile ülkeyi yönetmesinin ardından Cromwell tarafından yönetilen bir askeri diktatörlük halini almıştır. Cromwell'in yönetimi sırasında en büyük sorun meşruiyet olmuş ve bu sorunu aşmak için Cromwell, kendi görüşleri doğrultusunda hareket eden yeni bir Parlamento oluşturmaya gayret etmiş ancak oluşturulan Parlamento başarılı olamamıştır. Cromwell'in 1658'de ölümünün ardından ilk olarak oğlu yönetimi devralmışsa da diğer askeri liderler üzerinde etkili olamadığından başarılı olamamış ve sonunda, öldürülen kral I. Charles'ın oğlu, II. Charles olarak tahta çıkarılmıştır.

İdari hukuk davaları için belirli mahkemeler, özellikle göçmenlik ile ilgilenenler- Üst Mahkeme (Göç ve İltica Odası) ve Özel Göçmenlik Temyiz Komisyonu- askeri ve ulusal güvenlik, rekabet ve fikri mülkiyet ve diğer birkaçı olmak üzere Birleşik Krallık çapında yargı yetkisine sahiptir. Benzer şekilde, İstihdam Temyiz Mahkemesi, Kuzey İrlanda'da değil, Büyük Britanya genelinde yargı yetkisine sahiptir. II. Charles'ın Katoliklere karşı yumuşak tutumu, dış politikada Katolik Fransa ile birlikte hareket etmesi ve gayri meşru çocukları dışında çocuğu olmayan II. Charles'ın varisinin bir Katolik olan kardeşi James olması, aynı yıllarda nükseden kara ölüm salgını ve büyük Londra yangınının karamsar etkisi ve daha da artan Katoliklik korkusu ile de birleşince ülke bir kez daha ikiye ayrılmış ve 1678-1681 yılları arasında Dışlama Krizi (Exclusion Crisis) olarak adlandırılan dönemde bir kez daha iç savaşın eşiğine gelinmiştir. Kriz, Katolik olan James'in kral olup olamayacağına ilişkin görüş ayrılığı üzerine olmuştur. Taraflardan ilki Whig'ler (whigs) olarak adlandırılan ve sonradan Liberal Partiyi oluşturacak olan gruptur. Whig'ler, James'in kral olamayacağını savunurken Tori'ler (Tories) olarak adlandırılan grup ise taçtaki istikrarın dini görüş farklılığından daha önemli olduğunu savunan ve sonradan Muhafazakâr Partiyi oluşturacak olan gruptur. Görüş ayrılığı Tori'lerin görüşü doğrultusunda savaşsız bir şekilde çözümlenmiş ve 1685 yılında kralın ölümü sonrasında Katolik James, Kral II. James olarak tahta çıkmışsa da sonrasında Katolik düşmanlığı tekrar baskın çıkmış ve Whig'ler ile bir kısım Tori'lerin daveti üzerine James'in kızı Mary ile Mary'nin eşi ve aynı zamanda James'in yeğeni olan Hollandalı Prens William (William of Orange), 1688 yılında ülkeye gelerek kansız bir devrim ile kral ve Kraliçe ilan edilmiştir. Söz konusu devrim İngiliz tarihinde Şanlı Devrim (Glorious Revolution) olarak adlandırılmaktadır. Şanlı Devrim sonrasında Haklar Bildirgesi (Bill of Rights) kabul edilerek Parlamentonun kral karşısındaki kesin üstünlüğü sağlanmış, Parlamentonun onayı olmaksızın vergi çıkarmak ya da mevcut vergileri artırmak kesin olarak imkânsız hale gelmiş, kralın sürekli asker tutması yasaklanmış, kralın Parlamentonun çıkardığı yasaları veto etmesi sınırlandırılmış, kürsü dokunulmazlığı getirilmiş, dini hoşgörü prensibi 27 kabul edilmiş ve ifade özgürlüğü genişletilmiştir. Söz konusu olaydan sonra İngiltere, tarihteki ilk Anayasal monarşi haline gelmiştir.

Eski AB antlaşması yükümlülüklerini yerine getirirken, Avrupa Birliği hukuku, Birleşik Krallık parlamentosunun kanun yapma yetkisi altındaki Birleşik Krallık hukuk sistemlerine aktif olarak aktarıldı - Avrupa Birliği Parlamentosu'nun eylemleri, ikili Birleşik Krallık'ta doğrudan etkiye sahip değildir. Brexit'in ardından, AB hukuku iç hukuka "tutulan AB hukuku" olarak nakledildi, ancak Birleşik Krallık geçiş döneminde geçici olarak AB düzenlemeleriyle uyumlu kaldı. 1688'deki Şanlı Devrim sonrasında hem [[İngiliz Parlamentosu]] hem de İngiltere gün geçtikçe güç kazanmıştır. Başlangıçta uzun yıllar kralın yürütmeye ilişkin yetkileri devam etmiş olsa da zaman içerisinde Parlamento yasama görevinin yanında yürütmeyi de kendi içinden çıkararak tacı mutlak anlamda sembolik bir role geriletmiştir. Söz konusu gelişme kabinenin kralın kontrolünden çıkarak yeni bir makam olan Başbakanın (prime minister) kontrolüne geçmesi ve zamanla Parlamento içinden çıkan ve onun güvenini alan Başbakanın hem yürütmeyi hem de büyük oranda yasamayı kontrol etmesi sonucunu doğurmuştur.

Privy Council Yargı Komitesi aynı zamanda birkaç bağımsız Commonwealth ülkesi, İngiliz denizaşırı toprakları ve İngiliz Kraliyet bağımlılıkları için en yüksek temyiz mahkemesidir. 1688'deki Şanlı Devrim sonrasında hem [[İngiliz Parlamentosu]] hem de İngiltere gün geçtikçe güç kazanmıştır. Başlangıçta uzun yıllar kralın yürütmeye ilişkin yetkileri devam etmiş olsa da zaman içerisinde Parlamento yasama görevinin yanında yürütmeyi de kendi içinden çıkararak tacı mutlak anlamda sembolik bir role geriletmiştir. Söz konusu gelişme kabinenin kralın kontrolünden çıkarak yeni bir makam olan Başbakanın (prime minister) kontrolüne geçmesi ve zamanla Parlamento içinden çıkan ve onun güvenini alan Başbakanın hem yürütmeyi hem de büyük oranda yasamayı kontrol etmesi sonucunu doğurmuştur.

Üç hukuk sistemi[değiştir | kaynağı değiştir]

Birleşik Krallık'ta üç farklı yasal yargı alanı vardır: İngiltere ve Galler, Kuzey İrlanda ve İskoçya . Her birinin kendi hukuk sistemi, farklı tarihi ve kökenleri vardır.

İngiliz sisteminde kabinenin öneminin Birinci Dünya Savaşından bugüne gittikçe azaldığı ve giderek Başbakanın önem kazandığı, artık Başbakanın dar bir danışman kadrosu ile kararları aldığı, kabineyi ise yalnızca bilgilendirdiği ve giderek bir kumandan Başbakanlığın doğduğu eleştirileri yapılmaktadır.

Bir diğer tartışma konusu tek bir metin halinde ismi Anayasa olan bir belge bulunmamasının ve yasal düzlemde her türlü Anayasal hükmün basit bir kanun gibi değiştirilebilmesinin etkileridir. Bu hususa ilişkin olumsuz düşünceleri olanlar da bulunmakla birlikte çoğunluk görüşü, İngiliz sisteminde atıfta bulunacak tek bir yazılı belge niteliğinde bir Anayasa olmadığı için yasaların Anayasal olmaması suçlaması yapılamamasının sistemin bir sistem krizi üretmeden zaman içerisinde değişmesine imkân verebilmesi nedeni ile olumlu bir durum olduğu 120 şeklindedir. Bu sayede örneğin Avam Kamarası, demokratik bulmadığı Lordlar Kamarasının üye atanması yöntemini ve genel olarak yetkilerini dilediği gibi sınırlayabilmiştir. Anayasada açıkça belirtilmiş yetkileri haiz çift meclisli ülkelerde ise böylesi değişiklikler gücü azalan meclisin itirazı ve çoğu zaman gerekli olan nitelikli çoğunluklar nedeniyle çok zordur.

Lordlar Kamarasının yetkileri ve kompozisyonu bir diğer tartışmalı mevzudur. Lordlar Kamarasının mevcut hali ile çağın demokratik standartlarına uymadığı genel olarak kabul edilirken ne şekilde reforme edilmesi gerektiğine ilişkin bir uzlaşma olmaması reformu güçleştirmektedir. Konu, çeşitli açılardan tartışılmaktadır. Örneğin Lordlar Kamarası demokratikleştikçe meşruiyeti artacağından yasama konusundaki Avam Kamarasının üstünlüğünün zedeleneceği iddia edilmektedir. Ayrıca seçimle gelecek olan lordların, Lordlar Kamarasının mevcut soğukkanlı, detaycı, nispeten tarafsız ve uzun vadeli bakış açısını değiştirebileceğinden korkulmaktadır. Ayrıca mevcut sistemde Hükümetin Avam Kamarasını kontrol etmesi nedeniyle çok güçlü olan Başbakanı genel seçimler ve kendi partisi dışında etkili bir şekilde denetleyebilecek yegane kurum Lordlar Kamarası olduğundan, Lordlar Kamarasının da seçimle gelmesi nedeniyle hükûmetin seçim dışı denetiminin daha da azalabileceği vurgulanmaktadır.

İngiltere'de sistem hakkındaki tartışmaların yoğunlaştığı alanlardan bir tanesi de seçim sistemidir. Sisteme ilişkin eleştirilerin bazılarını şu şekilde özetlemek mümkündür: Alınan oyların sandalye dağılımına yansımasının orantısız olması Parlamentonun halkı temsil etme gücünü düşürmektedir. Uygulanan seçim sistemi tarih boyunca dört kez daha düşük oy alan partinin yüksek sayıda milletvekili çıkarmasına ve iktidar olabilmesine 124 imkân tanımıştır. Böylesi bir durum istikrarsızlık, belirsizlik ve meşruiyet krizi yaratabilmektedir. Adaletsiz sandalye dağılımı neticesinde muhalefetin hükûmeti denetim gücü azalmaktadır. Seçmenlerin, oyunun heba olmaması için ya da beğenmediği aday seçilmesin diye mecburen asıl istediği parti yerine ikinci büyük partiye oy vermek zorunda kalması seçmenin seçme özgürlüğünü sınırlamaktadır. Bu durum ayrıca yeni siyasi düşünceleri savunan partilerin ortaya çıkmasını baştan engellemekte ve 125 siyasi görüşlerin çeşitliliğinin getirebileceği dinamizmi yok etmektedir. Öte yandan ilgili bölümde de anlatıldığı gibi 2011 yılında seçim sisteminin dar bölge basit çoğunluktan dar bölge alternatif oy yöntemine geçmesi için bir referandum yapılmış ancak %68 oyla referandumdan “hayır” çıkmıştır.

İngiliz parlamenter sistemi 1200'lü yıllardan bugüne yüzyıllar içerisinde ortaya çıkan, Parlamento egemenliğine dayalı, zaman içerisinde demokratiklik unsuru giderek artan, gelenekten gelen tecrübenin son derece önemli olduğu, tüm dünyada sayısız ülkede pek çok yönü ile örnek alınan bir sistemdir. Yasama-yürütme ayrılığının yerine yasama-yürütme kaynaşmasının yaşandığı sistem, söz konusu kuvvetler ayrılığı açığını hukukun üstünlüğüne olan derin saygı ve demokratik geleneğe olan bağlılık ile özümsenmiş siyasal kültür ile kapatmaktadır.

7. SONUÇ

Sistem, demokrasi olarak adlandırılamayacak dönemlerde kralın otoritesini sınırlayarak çok önemli bir adım atmış ve hiçbir yönetimin yönetilenlerin rızasına dayanmadan meşru olamayacağı düşüncesinin ortaya çıkmasına ve gelişmesine büyük katkıda bulunmuştur.

Söz konusu durum 1874, 1929, 1951'de ve 1974 seçimlerinde yaşanmıştır. 1874 seçimlerinde Liberal Parti %52,0 oyla 242 milletvekili çıkarırken Muhafazakâr Parti %38,4 oyla 350 milletvekili çıkararak iktidar olmuştur. 1929'da Muhafazakâr Parti %38,1 oyla 260 milletvekili çıkarırken İşçi Partisi %37,1 oyla 287 milletvekili çıkararak birinci parti olmuştur. 1951'de İşçi Partisi, %48,8 oyla 295 milletvekili çıkarırken Muhafazakâr Parti % 44,3 oyla 350 milletvekili çıkararak iktidar olmuştur. 1974'te ise Muhafazakâr Parti %37,9 oyla 297 milletvekili çıkarırken İşçi Partisi % 37,2 oyla 301 milletvekili çıkararak iktidar olmuştur.

sisteminde Başbakan çok geniş yetkilere sahip olsa da ülkedeki demokratik gelenek herhangi bir Başbakanın ya da Başbakanın çevresinde kümelenen grubun sistem içerisinde uzun süre ile çok güçlü olmasına imkan vermemekte ve sistem otoriterliğe yaklaşabilecek uygulamalara sağlıklı tepkiler verebilmektedir. Söz konusu durum, kralların gücünün tarihsel süreç içerisinde kısıtlanmasında sayısız örnekte kendisini göstermiştir. Ne zaman bir kral, Parlamentonun iradesi dışında hareket etmeye kalksa süreç Parlamentonun gücünün artması ile sonlanmıştır. 1900'lü yıllar sonrasında ise benzer bir durum Başbakanlar açısından yaşanmaya başlamıştır. Bir savaş kahramanı olan Churchill, seçmenler tarafından her şeye rağmen demokrasi için bir tehdit olarak görülmüş ve savaş sonrasında yapılan seçimleri kaybetmiştir. Diğer bir örnekte ise Thatcher, artan bir şekilde gücü kendi elinde toplamaya ve otoriterleşmeye başlayınca kendi partisi tarafından parti başkanlığından ve dolayısıyla Başbakanlıktan alınmıştır. Chamberlain ve Eden da yine partileri tarafından başarısız bulunarak istifa etmek zorunda kalmıştır. Benzer bir şekilde Tony Blair, parti içerisindeki popülaritesi düşmeye başlayınca istifaya zorlanmayı beklemeden kendi rızası ile görevi erkenden bırakmıştır. Yine 2016 yılında yapılan referandum ile AB'den çıkma kararının alınmasına müteakip AB'de kalınmasını savunan Başbakan David Cameron'un istifa etmesi İngiltere'de demokratik geleneğin gücünü gösteren bir diğer örnektir.

İngiliz sisteminin ülkenin siyasal kültürüne bağımlı olmaksızın ayakta kalabilmesi ve demokratik niteliğini koruması oldukça şüpheli görünmektedir. Pek çok düşünüre göre siyasi liderlerin gücü gün geçtikçe partilerine oranla artmakta, buna paralel şekilde Başbakanın gücü de hem Parlamento karşısında hem de kendi kabinesi içerisinde yükselmektedir. Günümüzde bir taraftan demokrasi sempatisi halen yükselişte iken diğer taraftan pek çok faktör nedeniyle lider figürleri güç kazanmaktadır. İngiliz sistemi de bu iki gelişmenin etkisi ile bir taraftan daha demokratik olurken diğer taraftan otoriterleşme tehlikesi yaşamaktadır. Böylesi bir tehlike, insan haklarının daha etkin korunması gibi başka sebeplerle birlikte, bağımsız ve güçlü bir Yüce Mahkemenin yakın tarihte kurulmasına sebep olmuş ve yine Lordlar Kamarasının da bir taraftan demokratikleştirilirken diğer taraftan da denetim gücünün artırılmasına ilişkin olarak reforme edilmesini gündeme getirmiştir.

İktidarın ve merkezi idarenin gücünün sınırlandırılması adına yapılan bir diğer uygulama da yetki devri (devolution) uygulamasıdır. Buna göre merkeze doğrudan bağlı olarak yönetilen Galler, İskoçya ve Kuzey İrlanda'nın kendi Parlamentolarını kurmasına ve değişen ölçülerde bağımsız karar almalarına imkân tanınmıştır. Merkezi hükûmet ayrıca söz konusu bölgelerin istemeleri halinde bağımsızlığına dahi olanak tanımaktadır. Öte yandan yakın geçmişteki İskoçya bağımsızlık referandumu bu bölgedeki vatandaşların çoğunluğunun halihazırda mevcut durumdan memnun olduğunu göstermiştir.

İngiltere ve Galler[değiştir | kaynağı değiştir]

İngiliz hukuku, hem medeni hem de cezai konularda hüküm veren İngiltere ve Galler'deki mahkemeler tarafından yönetilen hukuk sistemini ifade eder. İngiliz hukuku, ortak hukuk ilkelerine dayanmaktadır.[5] İngiliz hukuku, 1189'dan beri medeni hukuk hukuk sistemlerinden farklı olarak kendi hukuk doktrinine sahip olarak tanımlanabilir. 1935 yılında yapılan son seçimler savaş koşulları nedeniyle yenilenememiş ve 1945 yılına kadar 1935 seçimleri ile oluşan Parlamento görev yapmıştır. 1945 seçimleri İngiliz ve belki de dünya parlamenter sistem tarihinde çok önemli olan bir seçim olmuştur; zira akla gelebilecek makul senaryo olan savaş kahramanı mevcut Başbakan Churchill'in Muhafazakâr Partisi'nin seçimlerden zaferle çıkmasıdır. Ancak İngiliz seçmeni aksine savaş sırasında büyük bir güç kazanan Churchill'in daha da güçlenerek tek adam yönetimine gitmesini istememiş ve tercihini İşçi Partisi'nden yana kullanmıştır. 37

Kanunda önemli bir kodlama yapılmamıştır, bunun yerine kanun mahkemedeki hakimler tarafından, ilgili yasal ilkelere ilişkin açıklayıcı hükümler vermek için kanun, emsal ve duruma göre muhakeme uygulanarak geliştirilmiştir. Bu kararlar gelecekteki benzer davalarda ( stare decisis ) bağlayıcıdır ve bu nedenle sıklıkla rapor edilir. 1945-1951 yılları arasındaki Clement Attlee'nin Başbakanlığı yürüttüğü İşçi Partisi Hükümeti döneminde yoksul kitleler için ev yapımı, yiyecek yardımı, ücretsiz sağlık hizmeti, pek çok sektörün devletleştirilmesi ve devlet eliyle istihdam yaratımı gibi unsurları ile refah devleti (welfare state) kurulmuştur.

İngiltere ve Galler mahkemelerine, Temyiz Mahkemesi, Yüksek Adalet Divanı (hukuk davaları için) ve Taç Mahkemesi (ceza davaları için) oluşan İngiltere ve Galler Kıdemli Mahkemeleri başkanlık eder. Yüksek Mahkeme, İngiltere ve Galler'deki (ayrıca Kuzey İrlanda davalarında ve İskoç hukukundaki hukuk davalarında da) hem cezai hem de hukuki temyiz davaları için ülkedeki en yüksek mahkemedir ve verdiği herhangi bir karar, aynı yargı alanındaki diğer tüm mahkemeler için bağlayıcıdır, ve genellikle diğer yetki alanlarında ikna edici bir etkiye sahiptir. Temyizde, bir mahkeme, bölge mahkemeleri (hukuk) ve sulh mahkemeleri (ceza) gibi alt mahkemelerinin kararlarını geçersiz kılabilir. Yüksek Mahkeme ayrıca hem Hükümetin idari kararlarını hem de devredilen mevzuatı yargı denetimine tabi tutabilir. Birleşik Krallık Yüksek Mahkemesi Ekim 2009'da kurulmadan önce, en yüksek temyiz organı Lordlar Kamarası Temyiz Komitesiydi (genellikle " Lordlar Kamarası " olarak anılır).

Söz konusu seçimler neticesinde İşçi Partisi 393 milletvekili kazanırken Muhafazakâr Parti yalnızca 197 milletvekili çıkarabilmiştir.

1950 yılındaki seçimlerden de galip çıkan İşçi Partisi, 1951 yılında sandalye sayısını daha da artırmak amacıyla erken seçim kararı almıştır. İşçi Partisi 1951 seçimlerinde her ne kadar oyunu %2,7 artırmışsa da artan oy İşçi Partisinin elindeki bölgelerden olmuş ve diğer bölgelerden oy kaybettiği için İşçi Partisi 20 sandalye kaybetmiş ve iktidara Churchill önderliğindeki Muhafazakâr Parti gelmiştir.

Birlik Yasası'ndan sonra, 1707'de İngiliz hukuku, aynı birleşik krallığın farklı bölgelerindeki iki hukuk sisteminden biri haline geldi ve İskoç hukukundan, özellikle de Lord Mansfield tarafından hukuk tüccarının geliştirilmesi ve entegrasyonunda ve zamanla İskoç hukukundan etkilendi. ihmal yasasının gelişimi. İskoç etkisi , on dokuzuncu yüzyılda eylem biçimlerinin kaldırılmasını ve yirminci yüzyılda kapsamlı prosedür reformlarını etkilemiş olabilir. Birleşik Krallık'ın 1973'te Avrupa Topluluklarına katılmasından bu yana, İngiliz hukuku, Roma Antlaşması kapsamındaki Avrupa hukukundan da etkilenmiştir. 1951 yılından 1964 yılına değin Muhafazakâr Parti iktidarda kalmış ve sırasıyla Winston Churchill (1951-1955), Anthony Eden (1955-1957), Harold Macmillan (1957-1963) ve Alec Douglas-Home (19631964) Başbakanlık yapmıştır. Muhafazakâr Partinin uzun süre iktidarda kalmasının en büyük sebebi olarak bu dönemdeki hızlı ekonomik büyüme gösterilmektedir. Ancak söz konusu ekonomik büyümenin Muhafazakâr Partinin ya da İngiltere'nin bir başarısı olmaktan çok bu dönemdeki uygun konjonktür nedeniyle olduğu söylenebilir.

Cardiff Crown Court'un ana girişi

Galler kanunu, Senedd tarafından 2006 Galler Hükümeti Kanunu'nda (2014 Galler Kanunu ve 2017 Galler Kanunu ile büyük ölçüde değiştirilmiştir) verilen devredilmiş yetkiyi kullanan ve Mayıs 2007'den beri yürürlükte olan birincil ve ikincil mevzuattır. Galler mevzuatının her bir parçası Senedd Cymru Yasası olarak bilinir.

Son yıllarda yapılan reformlar sonrasında Lordlar Kamarasına üye atanması/seçilmesinin günümüz itibarıyla dört yöntemi bulunmaktadır. İlk yöntem, bağımsız bir komisyon olan Lordlar Kamarası Atamalar Komisyonu (İngilizceHouse of Lords Appointments Commission) tarafından belirlenen üyelerin atanmasıdır. Söz konusu yöntemle belirlenen üyelerin bir kısmı siyasi partiler tarafından aday gösterilmekte ve son genel seçimlerdeki oy oranını yansıtacak şekilde komisyon tarafından atanmaktadır. İkinci yöntem, Başbakanın önerisi üzerine Kraliçe tarafından üye atanmasıdır. Üçüncü yöntem beş başpiskopos ve 21 en kıdemli piskoposun otomatik üyeliğidir. Dördüncü ve son yöntem ise asiller arasından miras yolu ile üye olanların üyeliklerinin sona ermesini müteakip yapılan ara seçim yöntemidir. Bu durumda olan üyelik sayısı 90'dır.

üm haricinde üç durumda üyelik sonlanabilmektedir. Söz konusu durumlardan ilki istifadır. İkincisi, bazı istisnaları olmakla birlikte, bir yasama yılı boyunca görüşmelere katılmamaktır. Üçüncüsü ise bir yıldan daha uzun süreli hapis cezası almaktır.

Lordlar Kamarası 2006 yılından itibaren kendi Lordlar Kamarası Başkanı'nı (İngilizceLord Speaker of the House of Lords) seçmektedir. Lordlar Kamarası Başkanı'nın kamarayı yönetmedeki rolü Avam Kamarası Başkanı'ndan daha düşük seviyededir. Lordlar Kamarası Başkanı örneğin söz sırasını ve toplantıların yapılacağı zamanı belirleyememektedir.

Lordlar Kamarası, yasaları sadece ve en çok bir yıl boyunca geciktirebilmektedir. Uygulamada bu yetki de bir ila iki yılda bir gibi seyrek bir miktarda kullanılmaktadır. Mali konularda ise Lordlar Kamarasının geciktirme yetkisi 30 gün ile sınırlıdır.

Lordlar Kamarasının üye sayısı, üyelerinin seçilme/atanma şekli ve İngiliz sistemindeki yeri 2016 yılı itibarıyla halen sıcak bir tartışma konusudur ve kısa süre önce yapılan reformlara yakın zamanda yenilerinin eklenmesi söz konusudur. Siyasi partiler özellikle seçimle gelen üye sayısının artırılması hatta tüm üyelerin seçimle gelmesi, üye oranlarının oy oranlarını yansıtması ve daha ileri öneriler olarak Lordlar Kamarasının tümden kaldırılarak yerine ABD Senatosu benzeri bir yapının kurulması gibi öneriler getirmektedir.

4.1.3. Yasama Süreci Yasama sürecini Parlamentonun her iki kanadı da başlatabilmektedir ancak vergilendirmeye ilişkin yasa önerileri Avam Kamarasında başlatılmak zorundadır. Anayasal değişiklik niteliğindeki önerilere ilişkin yasama süreci de geleneksel olarak Avam Kamarasında başlatılmaktadır. Günümüzde Lordlar Kamarası genellikle Avrupa Birliği düzenlemeleri gibi derin bilgi gerektiren yasa önerilerinin ilk olarak görüşüldüğü meclis olmaktadır. Söz konusu durum Avam Kamarasının iş yükünü hafiflettiğinden Avam Kamarasının tercihi doğrultusunda olmaktadır.

İngiltere'de üç şekilde yasa önerisi (Bill) sunulabilmektedir. Söz konusu üç yöntem, vatandaşlar tarafından sunulan teklifler (Private Bills), Parlamento üyeleri tarafından sunulan teklifler (İngilizcePrivate Members' Bills) ve hükûmet tarafından sunulan yasa tasarılarıdır (İngilizceGovernment Bills). Uygulamada ilk iki yöntemle sunulan tekliflerin kanunlaşma oranı oldukça düşüktür. Çıkarılan yasalar büyük oranda hükûmet kaynaklıdır.

Hangi yöntemle gelirse gelsin tüm yasa önerileri aynı yöntemle yasalaşmaktadır. Buna göre yasa önerileri öncelikle bilgilendirme amacıyla okunmaktadır (İngilizcefirst reading). Sonrasında metnin tümü üzerine görüşmeler yapılmakta (İngilizcesecond reading) ve görüşmelere devam edilip edilmeyeceğine ilişkin oylama yapılmaktadır. Onaylanan yasa önerileri ilgili komisyona havale edilmektedir. Komisyon öneriyi görüşüp bir rapora bağladıktan sonra öneri tekrar genel kurulda görüşülerek (İngilizcethird reading) değiştirilmeksizin ya da ufak değişikliklerle kabul edilir, reddedilir ya da komisyona geri gönderilir. Yasa önerilerine ilişkin süreç her iki kamarada da aynı şekilde işletilmektedir ve yasaların her iki kamara tarafından da kabul edilmesi gerekmektedir ancak uygulamada genellikle Lordlar Kamarası, Avam Kamarasında kabul edilmiş olan önerileri fazla bekletmeden kabul etmektedir.

Kabul edilen yasa önerileri son olarak yasalaşmak üzere Kraliçeye gönderilmektedir. Kraliçenin yasaları onaylama yetkisi tamamen semboliktir, onaylamama ya da geciktirme yetkisi bulunmamaktadır.

Uygulamada yasa tasarılarına ilişkin Parlamentonun bir yıllık çalışma takvimi hükûmet tarafından yasama yılının açılışından önce belirlenmekte ve çok acil durumlar dışında takvime uyulmaktadır. Kanunlarda değişiklik yapılmasını talep eden bakanlıklar söz konusu taleplerini ilgili yasama yılının başlamasından bir yıl kadar önce hükûmetin ilgili birimine bildirmektedir.

Bununla birlikte, çağdaş Galler hukukunda ceza hukuku bulunmadığından, Galler genel olarak Birleşik Krallık'ın dördüncü yargı yetkisi olarak kabul edilmez. Bunun nedeni, yargının ve mahkemelerin , Westminster'deki Parlamento tarafından yapılan ve Galler'e özgü olmayan İngiltere ve Galler yasalarına uymasıdır. Galler hukuku uygulamada ayrı olarak kabul edilse de, Galler'in ayrı bir yasal yargı yetkisi oluşturması için bu yeterli değildir. Vatandaşlar tarafından sunulan teklifler ve Parlamento üyeleri tarafından sunulan teklifler için ise özel zamanlar ayrılmıştır. Bir yasama yılı içinde görüşülmeyen yasa önerileri kadük olmaktadır.

İngiltere'de daha önce de belirtildiği üzere yalnızca Avam Kamarası üyeleri genel seçimlerle göreve gelmektedir. Lordlar Kamarasındaki üye azalmaları ise özel ara seçimlerle tamamlanmaktadır. Avam Kamarası seçimlerinde dar bölge basit çoğunluk seçim sistemi uygulanmaktadır. Buna göre ülke milletvekili sayısınca seçim çevresine ayrılmakta (650 adet) ve her seçim çevresinde en çok oyu alan aday milletvekili seçilmektedir. Bir adayın milletvekili seçilmesi için seçim çevresindeki oyların yarısından fazlasını alması gibi bir koşul yoktur. Seçimler beş yılda bir yapılmaktadır. Yakın zamanda yapılan bir değişiklikle erken seçim yapılması zorlaştırılmış ve seçimlerin tarihi beşe bölünen yıllarda Mayısın ikinci Perşembe günü olarak kesinleştirilmiştir. Erken seçimler, görevdeki bir hükûmete güvensizlik oyu verildikten sonra 14 gün içerisinde yeni bir hükûmetin güvenoyu alamaması durumda ya da Avam Kamarasının üye tam sayısının üçte ikisinin oyuyla mümkün olabilecektir.

2017 yılında Galler Birinci Bakanı tarafından "Galler'de Adalet Komisyonu" olarak bilinen ve başkanlığını Cwmgiedd'den Lord Thomas'ın yaptığı bir komisyon, ülkedeki adaletin işleyişini inceledi. Amaç, Galler'in yasal ve siyasi kimliğini Birleşik Krallık anayasasında daha da netleştirmekti.

Seçimlerde oy kullanmak için 18 yaşını doldurmuş olmak, Birleşik Krallıkta ikamet eden Avrupa Birliği ya da çeşitli Commonwealth üyesi ülkelerden birinin vatandaşı olmak, hükümlü durumda olmamak, son beş yıl içerisinde seçimlere ilişkin herhangi bir suç işlememiş olmak ve Lordlar Kamarası üyesi olmamak gerekmektedir.

Seçimlerde aday olmak içinse Birleşik Krallık, İrlanda veya oturma izni gerektirmeyen Commonwealth ülkesi üyelerden birinin vatandaşı olmak ya da süresiz oturma izni sahibi olmak, 18 yaşını doldurmak, akıl sağlığı yerinde olmak, Lordlar Kamarasının bir üyesi olmamak, genel bir suç işlememiş olmak, seçimlere ilişkin bir suçtan hüküm giymemiş olmak, hakim, asker, polis gibi resmi bir makam unvanı olmamak, 500 sterlin yatırmak ve parti adayları için parti onayı gerekmektedir.

Seçimlerde aday başına maksimum seçim harcaması limiti belirlendiği 81 gibi partiler içinde belirli bir üst limit mevcuttur. Seçimlerde adayları, parti yönetimleri ile partilerin seçim çevrelerindeki örgütleri birlikte belirlemektedir.

2011 yılında Liberal Demokrat Parti ile Muhafazakâr Parti arasında imzalanan koalisyon anlaşmasının bir gereği olarak ülke çapında seçim sisteminin dar bölge basit çoğunluktan dar bölge alternatif oy 82 yöntemine geçmesi için bir referandum yapılmış ancak %68 oyla referandumdan “hayır” çıkmıştır.

Komisyon raporu Ekim 2019'da yayınlandı ve adalet sisteminin tamamen devredilmesini tavsiye etti. Bu, Galler'i Birleşik Krallık'ın dördüncü yargı yetkisi olarak resmileştirecektir.[6]

İngiliz seçim sistemi dar bölge basit çoğunluğun uygulandığı neredeyse her yerde olduğu gibi “iki artı” denilebilecek parti sistemini getirmiştir. Buna göre seçimlerde en çok oyu alan parti ile ikinci en çok oyu alan parti sandalyelerin çok büyük kısmına sahip olmaktadır. Söz konusu durum genellikle iki büyük partinin birbirlerinin yegâne alternatifi olması sonucunu doğurmaktadır. İngiltere'de de uzun yıllar yalnızca seçim çevresinde % 5'ten fazla oy alanlara söz konusu para iade edilmektedir.

Önerilen yönteme göre her seçmen tek bir adaya oy vermek yerine dilediği adayları tercih sırasına koyacak ve istediği kadar adayı sıralamasına sokarak oy vermiş olacaktır. Oylama sonucunda bir aday oyların yarısından fazlasını alana dek sırasıyla ikinci, üçüncü… tercihler de hesaba katılacak ve her seferinde en az oy alan aday listeden çıkarılacak ve sonunda kazanan aday belirlenmiş olacaktır.

Whig'ler (liberaller) ve Tori'ler (muhafazakarlar) iktidar olmuştur. 1900'lerin başında işçi partisinin kurulması ve oy hakkının genişlemesi ile liberallerin yerini işçi partisi almış ve iki partili sistem büyük oranda korunmuştur.

İngiltere'de partiler tek bir bakış açısı yerine çeşitli bakış açılarını ve güç merkezlerini içlerinde barındırmakta ve iktidara geldiklerinde bunları kabinede de temsil etmektedirler. 83 İşçi Partisi ve Muhafazakâr 84 Parti son zamanlarda merkeze daha çok yaklaşmaktadır. Whig'ler olarak adlandırılan eski Liberal Parti, 1981'de İşçi Partisini çok fazla sol bularak onlardan ayrılan Sosyal Demokrat Parti ile 1988 yılında birleşerek Liberal Demokrat Parti ismini almıştır. Liberal Demokratlar, 85 seçimlerde %20 civarı oy alırken çok az sayıda vekil çıkarabilmektedir. Bununla birlikte 2010 seçimlerinde aldığı oyu artıran Liberal Demokrat Parti, İşçi Partisinin oylarının da azalması ile önemli sayıda milletvekili çıkarmış seçimlerden birinci çıkan Muhafazakâr Parti, Liberal Demokrat Parti ile koalisyon yapmak durumunda kalmıştır. İngiltere'de ayrıca coğrafi olarak odaklanmaları nedeniyle az sayıda da olsa vekil çıkarabilen İskoçyalı, Galli ve Kuzey İrlandalı milliyetçi partiler de Parlamentoya girebilmektedir.

Kuzey İrlanda[değiştir | kaynağı değiştir]

Kuzey İrlanda, Belfast'taki Kraliyet Adalet Mahkemeleri.

Kuzey İrlanda hukuku ortak bir hukuk sistemidir. Kuzey İrlanda mahkemeleri tarafından yönetilir ve hem medeni hem de cezai konularda Birleşik Krallık Yüksek Mahkemesine başvurulur. Kuzey İrlanda hukuku, İngiliz hukukuna çok benzer; ortak hukuk kuralları, İngiliz yönetimi altında İrlanda Krallığı'na ithal edilmiştir. Ancak, önemli farklılıklar vardır. İngiltere'de 2015 seçimleri parti sistemi açısından oldukça önemli bir değişimi yansıtmıştır. Seçimlerde Muhafazakâr Parti, %36,9 oy ile 331, İşçi Partisi %30,4 oy ile 232, Birleşik Krallık Bağımsızlık Partisi %12,6 oy ile yalnızca 1, Liberal Demokrat Parti %7,9 oyla 8, İskoç Ulusal Partisi %4,7 oyla 56, Yeşiller Partisi ise %3,8 oyla 1 milletvekili çıkarmıştır. Seçim sonuçlarına göre altı parti önemli miktarlarda oy almasına karşın üç parti kayda değer sayıda milletvekili çıkarabilmiştir. Üstelik üçüncü en çok milletvekili çıkaran İskoç Ulusal Partisi oy oranında %4,7 ile beşinci sırada yer almıştır. Söz konusu durum gelecekte seçim sisteminin daha çok tartışılacağının ve parti sisteminde önemli değişimlerin olabileceğinin habercisi niteliğindedir.

Kuzey İrlanda hukukunun kaynakları İrlanda ortak hukuku ve tüzük hukukudur. İkincisi, İrlanda, Birleşik Krallık ve Kuzey İrlanda Parlamentolarının tüzükleri ve son olarak devredilen Meclisin tüzükleri yürürlüktedir. Kuzey İrlanda mahkemelerine, Kuzey İrlanda Temyiz Mahkemesi, Kuzey İrlanda Yüksek Adalet Divanı ve Kuzey İrlanda Kraliyet Mahkemesi'nden oluşan Kuzey İrlanda Adliye Mahkemesi başkanlık eder. Bunun altında bölge mahkemeleri ve sulh mahkemeleri bulunmaktadır. Yüksek Mahkeme, Kuzey İrlanda'daki hem cezai hem de hukuk temyiz davaları için ülkedeki en yüksek mahkemedir ve aldığı herhangi bir karar, aynı yargı alanındaki diğer tüm mahkemeler için bağlayıcıdır ve genellikle diğer yargı alanlarında ikna edici etkiye sahiptir. İngiltere'de Kraliçenin ülkeyi bir arada tutan psikolojik bir çimento işlevi görmekten ve sembolik görevleri yerine getirmekten öte bir fonksiyonu bulunmamaktadır. Bununla birlikte Kraliçenin devlet yönetimine ilişkin konulardan haberdar edilme, reformlar gibi konularda yüreklendirme ile sorumluları kendi deneyimlerinden faydalandırma ve uyarma yetkilerinin bulunduğu öne sürülmektedir.

İskoçya[değiştir | kaynağı değiştir]

İskoç hukuku, Roma hukukunda eski bir temele sahip benzersiz bir hukuk sistemidir. Corpus Juris Civilis'e kadar uzanan kodlanmamış medeni hukuka dayalı olarak, aynı zamanda ortaçağ kaynaklarıyla ortak hukuk unsurlarını da içerir. Bu nedenle İskoçya, Güney Afrika'nınkiyle ve daha az derecede, Louisiana ve Quebec'in kısmen kodlanmış çoğulcu sistemleriyle karşılaştırılabilir çoğulcu veya "karma" bir hukuk sistemine sahiptir. 1707 Birlik Yasası uyarınca Büyük Britanya Krallığı'nın kurulmasından bu yana , İskoç hukuku İngiltere ve Galler ile bir yasama meclisini paylaştı ve her biri temelde farklı hukuk sistemlerini korurken, 1707 Birliği İskoç hukuku ve yardımcısı üzerinde İngiliz ve Gal etkisi getirdi. tersi. Birleşik Krallık'ın 1973'te Avrupa Topluluklarına katılmasından bu yana, İskoç hukuku da Roma Antlaşması kapsamındaki Avrupa hukukundan etkilenmiştir. 1999'da, yasama yetkisinin yerel alanlarında yasama yapan İskoç Parlamentosu'nun kurulması, İskoç hukukunun daha büyük bir kaynağını yarattı.

İngiltere'de 1735 yılından bugüne değin Başbakanlar Downing Sokak 10 numarada tuğla duvarlı, dışarıdan görünüş itibarıyla sıradan bir evde ikamet etmektedir. İngiliz hükûmet sisteminde ayrıca hükûmet organları ile Başbakan arasındaki ilişkiyi koordine etmekle yükümlü güçlü bir Başbakanlık Ofisi bulunmaktadır.

İngiliz sisteminde Avam Kamarasında çoğunluğu elinde bulunduran partinin lideri Başbakan olurken partinin Parlamentodaki ileri gelen üyeleri de kabinede ve kabine dışı bakanlıklarda kendilerine yer bulmaktadır. Kabine üyelerinin büyük kısmı Avam Kamarasından olmakta birkaç önemsiz bakanlık ise Lordlar Kamarası üyeleri arasından atanmaktadır. Herhangi bir partinin Avam Kamarasında çoğunluğu elde edememesi durumunda ise koalisyon kurulmaktadır. En çok oy alan partinin oldukça yüksek sandalye çıkarabildiği seçim sistemi nedeniyle koalisyon nadiren gerekli olmaktadır. 2010 seçimleri böylesi nadir bir durumun gerçekleştiği seçimler olmuştur. Ülkede ayrıca büyük depresyon, İkinci Dünya Savaşı gibi olağanüstü dönemlerde yeterli sandalye bulunsa bile ulusal birlik hükûmetleri olarak koalisyon hükûmetleri kurulmuştur.

Kabine üyeleri kendi içerisinde tartışmalar yapmakta ve görüş ayrılığına düşebilmekte iken Parlamento ve kamuoyu önünde Başbakanı destekleme anlamına gelen “ortaklaşa sorumluluk” içerisindedir. Bir bakanın önemli bir ihtilafı sürdürmesi genellikle kabine içinde kalarak değil de istifa etmesi sureti ile olmaktadır.

İngiliz hükûmetinde bakanlıkların adları ve sayısı zaman zaman değişmekle birlikte son yıllarda kabine genellikle yirmi kadar bakanlıktan oluşmaktadır. En önemli bakanlar maliye (ve hazine) bakanı (İngilizceThe Chancellor of the Exchequer), adalet bakanı (İngilizceLord Chancellor), dışişleri ve commonwealth işleri bakanı (İngilizceForeign Secretary) ve içişleri bakanıdır (İngilizceHome Secretary). Başbakandan sonra gelen en önemli kabine üyesi genellikle maliye bakanıdır. Başbakanın herhangi bir nedenle görevi bırakması durumunda çoğunlukla maliye bakanı, Başbakan ve parti lideri olmaktadır. Öte yandan bunun istisnaları da bulunmaktadır.

İngiliz hükûmet sisteminde ayrıca Başbakan tarafından bir Başbakan yardımcısı belirlenebilmektedir. Nadir görülen koalisyon dönemlerinde iktidarın küçük ortağı olan partinin genel başkanı geleneksel olarak Başbakan yardımcısı olmaktadır. Tek parti iktidarı dönemlerinde ise Başbakan, kabinedeki bir bakanının otoritesini yükseltmek için ona aynı zamanda Başbakan yardımcısı unvanını verebilmektedir. Başbakan yardımcısının belirlenmediği dönemler de olmaktadır. Yasal olarak Başbakan yardımcısı olmanın getirdiği herhangi bir ek yetki bulunmamaktadır. Uygulamada zaman zaman Başbakan yardımcısı Parlamentodaki soru mekanizmasının işletilmesi sırasında Başbakana vekâlet etmektedir. Başbakan yardımcısı, Başbakanın görevden ayrılması durumunda ya da geçici süreyle görev yapamadığı durumda ona otomatik vekâlet eden bir makam değildir. Başbakan görevinden ayırıldığında yeni bir hükûmet kurulmaktadır.

İngiliz hükûmet sisteminde kabine üyeleri haricinde otuzdan fazla kabine üyesi olmayan “departman bakanları” ve yine benzer sayıda “alt bakanlar” mevcuttur. Alt bakanlık ya da kabine dışı bakanlık olarak adlandırılan bakanlıklar, kuruldukları ikinci derecede önemli milletvekillerini hükûmet işlerine dâhil etmek ve çeşitli bakanlara yardımcı olmaları için kurulmuşsa da zamanla önem kazanmıştır.

Asliye mahkemeleri hukuk davaları için Sulh Hukuk Mahkemesi [7] ve ceza davaları için Yüksek Adliye Mahkemesidir.[8] Birleşik Krallık Yüksek Mahkemesi, İskoç hukukuna göre hukuk davaları için en yüksek temyiz mahkemesi olarak hizmet eder ve Genel bir kural olarak Oturum Mahkemesi'nden temyiz izni gerekli değildir.[9] Ancak Birleşik Krallık'ın geri kalanından farklı olarak Yüksek Mahkemenin ceza davaları için en yüksek temyiz mahkemesi rolü yoktur. Şerif mahkemeleri ceza iletken dahil olmak üzere çoğu hukuk ve ceza davalarına denemeler şerif ciddi mahkeme olarak bilinen bir jüri ile, ya şerif özeti mahkeme olarak bilinen bir şerif ve hiçbir jüri ile. Şerif mahkemeleri, altı şeriflik bölgesinde organize edilmiş 49 şerif mahkemesiyle yerel bir mahkeme hizmeti sunar.[10] İskoç hukuk sistemi, bir ceza davası için üç olası karara sahip olması bakımından benzersizdir: "suçlu ", " suçsuz " ve " kanıtlanmadı ". Hem "suçsuz" hem de "kanıtlanmamış" , yeniden yargılanma olasılığı olmayan bir beraat ile sonuçlanır.[11]

Uzun yıllar Lordlar Kamarasına üye olan hâkim lordlar tarafından yürütülen üst düzey yargıya ilişkin görevler, 2005'te yapılan değişiklik ile kurulan Yüce Mahkeme ye (İngilizceSupreme Court of the United Kingdom) devredilmiştir. Yüce Mahkeme bir başkan, bir başkan vekili ve 10 üyeden oluşmaktadır. Yüce Mahkeme ile Lordlar Kamarasının yüksek mahkeme görevi arasında net bir devamlılık vardır; zira yeni kurulan Yüce Mahkeme nin tüm üyeleri önceki hâkim lordlardır.

4.3.1. Yüce Mahkeme

Günümüz İngiliz sisteminde yasama ve yürütmenin Anayasal denetimi görevi Yüce Mahkeme tarafından yürütülmektedir. Yüce Mahkeme aynı zamanda sıradan mahkemelerin verdikleri kararların en üst itiraz merciidir. Yüce Mahkeme nin ayrıca hukuki fikir beyan etme yetkisi bulunmaktadır. Son olarak Galler, İskoçya, Kuzey İrlanda ve denizaşırı topraklardaki yerel otoritelerin verecekleri kararlara ilişkin uyuşmazlıklar konusunda da son sözü söylemekle yetkili yapıdır.

Yüce Mahkeme kanunları, insan haklarına ilişkin kanunlarla insan haklarına ilişkin kanunları diğer kanunlarla çelişkili bulmaya yetkilidir. Söz konusu durum otomatik şekilde kanunun iptali anlamına gelmese de uygulamada yasama ve yürütme, insan haklarına aykırılığı Yüce Mahkeme tarafından tescillenmiş kanunları uygulamamakta ve en kısa sürede değiştirmektedir.

Adalet Bakanı, İskoçya Polisinden, mahkemelerden ve ceza adaletinden sorumlu İskoç Hükümeti ve İskoçya'daki hapishaneleri yöneten İskoç Hapishane Servisi'nin üyesidir. [12] İngiliz yargı sistemi yasaların yanında emsal kararlar ve yıllar içerisinde oluşmuş kuvvetli içtihatların egemen olduğu bir sistemdir. İngiltere'de hakimlerin atanması bağımsız bir komisyon (İngilizceJudicial Appointments Commission) tarafından gerçekleştirilmektedir. Yüce Mahkeme den sonra gelen en üst mahkeme Temyiz Mahkemesidir (İngilizceCourt of Appea). İngiliz yargı sisteminin başı, Yüce Mahkemenin başkanı değil Temyiz Mahkemesinin başkanıdır (İngilizceLord Chief Justice). Diğer yüksek mahkemeler ise sırasıyla Yüksek Adalet Mahkemesi (İngilizceHigh Court of Justice) ile Taç Mahkemesidir (İngilizceCrown Court). İngiltere'de yüzyıllar içerisinde gelişerek günümüze gelen jüri sistemi mevcuttur. Ceza davalarında ve bazı diğer davalarda hakimler duruşmaları yönetirken kararı jüri vermektedir.

Birleşik Krallık yasama organları[değiştir | kaynağı değiştir]

Birleşik Krallık Parlamentosu[değiştir | kaynağı değiştir]

Westminster Köprüsü üzerinde görüldüğü gibi Parlamento Evleri

Birleşik Krallık Parlamentosu, bir üst meclis, Lordlar Kamarası ve bir alt meclis olan Avam Kamarası ile iki meclislidir . Lordlar Kamarası iki farklı üye tipi içerir: Lords Spiritual ( İngiltere Kilisesi'nin kıdemli piskoposları ) ve Lords Temporal ( Peerage üyeleri); üyeleri nüfusun tamamı tarafından seçilmez. Avam Kamarası demokratik olarak seçilmiş bir meclistir. İki Meclis, Londra'daki Westminster Şehri'ndeki Westminster Sarayı'nda (genellikle "Parlamento Evleri" olarak bilinir) ayrı odalarda toplanır. Anayasal sözleşmeye göre, Başbakan da dahil olmak üzere tüm hükûmet bakanları, Avam Kamarası veya Lordlar Kamarası üyesidir.

4.1.2. Lordlar Kamarası

Son yıllarda yapılan reformlar sonrasında Lordlar Kamarasına üye atanması/seçilmesinin günümüz itibarıyla dört yöntemi bulunmaktadır. İlk yöntem, bağımsız bir komisyon olan Lordlar Kamarası Atamalar Komisyonu (İngilizceHouse of Lords Appointments Commission) tarafından belirlenen üyelerin atanmasıdır. Söz konusu yöntemle belirlenen üyelerin bir kısmı siyasi partiler tarafından aday gösterilmekte ve son genel seçimlerdeki oy oranını yansıtacak şekilde komisyon tarafından atanmaktadır. İkinci yöntem, Başbakanın önerisi üzerine Kraliçe tarafından üye atanmasıdır. Üçüncü yöntem beş başpiskopos ve 21 en kıdemli piskoposun otomatik üyeliğidir. Dördüncü ve son yöntem ise asiller arasından miras yolu ile üye olanların üyeliklerinin sona ermesini müteakip yapılan ara seçim yöntemidir. Bu durumda olan üyelik sayısı 90'dır.

üm haricinde üç durumda üyelik sonlanabilmektedir. Söz konusu durumlardan ilki istifadır. İkincisi, bazı istisnaları olmakla birlikte, bir yasama yılı boyunca görüşmelere katılmamaktır. Üçüncüsü ise bir yıldan daha uzun süreli hapis cezası almaktır.

Parlamento , İngiltere ve İskoçya hükümdarlarına tavsiyelerde bulunan erken ortaçağ konseylerinden evrimleşmiştir. Teoride, yetki Parlamentoya değil, " Parlamentodaki Kraliçe "ye (veya "Parlamentodaki Kral") aittir. Parlamentodaki Kraliçe, parlamenter egemenlik doktrinine göre, kendisini bağlamak dışında herhangi bir yasa yapma ve kaldırma yetkisine sahip tamamen egemendir.

Lordlar Kamarası 2006 yılından itibaren kendi Lordlar Kamarası Başkanı'nı (İngilizceLord Speaker of the House of Lords) seçmektedir. Lordlar Kamarası Başkanı'nın kamarayı yönetmedeki rolü Avam Kamarası Başkanı'ndan daha düşük seviyededir. Lordlar Kamarası Başkanı örneğin söz sırasını ve toplantıların yapılacağı zamanı belirleyememektedir.

Lordlar Kamarası, yasaları sadece ve en çok bir yıl boyunca geciktirebilmektedir. Uygulamada bu yetki de bir ila iki yılda bir gibi seyrek bir miktarda kullanılmaktadır. Mali konularda ise Lordlar Kamarasının geciktirme yetkisi 30 gün ile sınırlıdır.

Modern zamanlarda, gerçek güç Avam Kamarası'ndadır; Egemen yalnızca bir kukla olarak hareket eder ve Lordlar Kamarası'nın yetkileri büyük ölçüde sınırlıdır. Parlamento, Birleşik Krallık dışındaki bazı yargı yetkileri için bazı kanun yapma yetkilerini elinde tutar. Lordlar Kamarasının üye sayısı, üyelerinin seçilme/atanma şekli ve İngiliz sistemindeki yeri 2016 yılı itibarıyla halen sıcak bir tartışma konusudur ve kısa süre önce yapılan reformlara yakın zamanda yenilerinin eklenmesi söz konusudur. Siyasi partiler özellikle seçimle gelen üye sayısının artırılması hatta tüm üyelerin seçimle gelmesi, üye oranlarının oy oranlarını yansıtması ve daha ileri öneriler olarak Lordlar Kamarasının tümden kaldırılarak yerine ABD Senatosu benzeri bir yapının kurulması gibi öneriler getirmektedir.

Kuzey İrlanda Meclisi[değiştir | kaynağı değiştir]

Parlamento Binaları, Stormont, Kuzey İrlanda.

Kuzey İrlanda Meclisi ( Irish ,[13] Ulster İskoç : Norlin Airlann Semmlie ) [14] Kuzey İrlanda'nın devredilmiş yasama organıdır . Bu açıkça edilmediği bölgeler geniş bir aralıkta yasama gücüne sahiptir saklıdır için Birleşik Krallık Parlamentosu ve atama Kuzey İrlanda Executive . Belfast'taki Stormont'taki Parlamento Binalarında oturuyor. 2010 yılı seçimlerinde II. Dünya savaşından beri ilk kez olmak üzere hiçbir parti Avam Kamarasında çoğunluğu sağlayamamış ve seçimlerde 306 ile en çok sandalye çıkarmış olan Muhafazakâr Parti, 57 sandalyeye sahip olan Liberal Demokrat Parti ile birlikte koalisyon kurmuş ve 2015 seçimlerine değin ülke koalisyon hükûmeti ile yönetilmiştir. 2015 seçimlerinde ise yine bir koalisyon beklenmekte iken Muhafazakâr Parti 331 sandalye çıkararak tek başına iktidar olmayı başarmıştır. 2016 yılında yapılan referandum ile AB'den çıkma kararının alınmasın ardından ise referandumda AB'de kalınmasını savunan Başbakan David Cameron istifa ederek yerini Theresa May'e bırakmıştır.

Meclisin en son enkarnasyonu, Kuzey İrlanda'nın şiddetli 30 yıllık Sorunlarına son vermeyi amaçlayan bir anlaşma olan 1998 Hayırlı Cuma Anlaşması kapsamında kuruldu. Kuzey İrlanda'nın en büyük siyasi topluluklarının, birlikçi ve milliyetçi toplulukların bölgenin yönetimine katılmasını sağlamak için D'Hondt yöntemi altında güç paylaşımı ilkesine dayanmaktadır. Meclis, Yasama Meclisi Üyeleri veya MLA'lar olarak bilinen 90 üyeden oluşan tek meclisli, demokratik olarak seçilmiş bir organdır. Üyeler, nispi temsilin tek devredilebilir oy biçimi altında seçilirler. 1997 yılındaki seçimlerde 418 milletvekili ile ezici bir çoğunlukla iktidar olan Tony Blair, kapsamlı bir reform sürecine girmiş ve İngiliz Anayasal sisteminde önemli değişikliklere gitmiştir. 1997 yılında yetki devri (devolution) adı verilen süreç başlatılmış ve bu doğrultuda İskoçya ve Galler'in kendi ulusal Parlamentolarını kurmalarına izin verilmiştir. 1998 yılında Kuzey İrlanda'da IRA ve ayrılıkçı parti Sinn Fein ile sürdürülen barış süreci sonuç vermiş ve İyi Cuma Anlaşması (İngilizceood Friday Agreement) imzalanmıştır. 1998 yılında çıkarılan ve 1999 yılında yürürlüğe giren İnsan Hakları Kanunu (Human Rights Act) ile AB'nin insan haklarına ilişkin normları İngiliz hukukunun bir parçası haline getirilmiştir. 1999 yılında Lordlar Kamarası reforme edilmiş ve daha demokratik bir yapıya getirilmiştir. Son olarak 2005 yılında çıkarılan Anayasal Reform Kanunu (Constitutional Reform Act) ile Yüce Mahkeme (Supreme Court) kurulmuş ve Lordlar Kamarasının yargıya 44 ilişkin yetkileri kaldırılmıştır. 2005 yılından itibaren Parti içerisindeki popülerliği düşmeye başlayan Blair, 2007 yılında kendi isteği ile görevinden ayrılmıştır.

İskoç Parlamentosu[değiştir | kaynağı değiştir]

Ekim 2004'te açılan kendine özgü İskoç Parlamento binasının halka açık girişi

İskoç Parlamentosu ( Scottish Gaelic  ; Scots : Scots Pairlament ) başkent Edinburgh'un Holyrood bölgesinde yer almaktadır . Gayri resmi olarak "Holyrood" olarak adlandırılan Parlamento [15] (bkz. " Westminster "), İskoç Parlamentosu Üyeleri veya MSP'ler olarak bilinen 129 üyeden oluşan demokratik olarak seçilmiş bir organdır. Üyeler, nispi temsile ilişkin Ek Üye Sistemi kapsamında dört yıllık bir süre için seçilirler. Sonuç olarak, 73 MSP, her biri yedi MSP seçen sekiz ek üye bölgeden geri dönen 56'sı ile, çoğul oylama sistemi ("postu ilk geçen") tarafından seçilen bireysel coğrafi seçmenleri temsil eder. [16] Yetki devri ve bir parlamento kararı ile oluşturulduğu için İskoç Parlamentosu, yasama yetkilerini egemenlik veya 'İskoç Parlamentosu olma' nedeniyle almaz. Aksine, yasal olarak Westminster'in bir alt kümesi olarak var olur ve yetkilerini bu şekilde alır.

İngiltere'de güçler ayrılığı ilkesi yerine “güçler kaynaşması” ilkesi 45 mevcuttur. Tartışmasız şekilde bir hukuk devleti olan İngiltere'de yargı, yargılama fonksiyonu itibarıyla elbette ki bağımsızdır ancak yasama ve yürütme birbirinden kesin çizgilerle ayrı değildir. Yargının kesin çizgilerle yasama ve yürütmeden ayrılması da 2005 yılındaki reformlardan sonra gerçekleşmiştir. Hükümet, yürütmeyi kontrol ettiği gibi, hükûmet üyeleri aynı zamanda Parlamento çoğunluğunun en etkili isimleri olduğundan ve yasalar genellikle hükûmet tasarıları şeklinde çıkarıldığından, büyük oranda yasamayı da kontrol etmektedir.

İngiliz sisteminde yasama, yürütme ve yargı eşit seviyede değildir. Egemenlik halka değil doğrudan Parlamentoya aittir. 46 Parlamento, yani yasama teoride yürütme ve yargıdan daha üst konumdadır.

Orijinal İskoçya Parlamentosu (veya "Estates of Scotland"), bağımsız İskoçya Krallığı'nın ulusal yasama organıydı ve on üçüncü yüzyılın başlarından, İskoçya Krallığı'nın 1707 Birlik Kanunları uyarınca İngiltere Krallığı ile birleşerek Birleşik Krallık Krallığı'nı oluşturmasına kadar varlığını sürdürdü. Büyük Britanya Krallığı .[17] Sonuç olarak, İskoçya Parlamentosu, Londra'daki Westminster'de oturan Büyük Britanya Parlamentosu'nu oluşturmak için İngiltere Parlamentosu ile birleşti.[17] İngiliz sisteminde yasama organı Avam Kamarası ve Lordlar Kamarasından oluşan [[İngiliz Parlamentosu]]dur. Avam Kamarası tamamı seçimle gelen 650 üyeden oluşurken Lordlar Kamarası ise bir kısmı seçimle gelen bir kısmı ise çeşitli şekillerde atanan bugün itibarıyla yaklaşık 850 üyeye sahiptir. Üyelerin kürsü dokunulmazlığı dışında dokunulmazlıkları 47 bulunmamaktadır. İki meclisten biri olan Avam Kamarası yasama açısından esas güç sahibidir. Hükümetin kurulması ve güvenoyu alması tamamen Avam Kamarasınca belirlenmektedir.

Senedd[değiştir | kaynağı değiştir]

Cardiff'teki Senedd binası, Senedd'in merkezi, Galler Parlamentosu

2007'den beri, Senedd (Gal Parlamentosu; Welsh ), daha önce 'Galler için Ulusal Meclis' olarak bilinen, yasama yetkilerine sahip olmuştur. Cardiff'te yer almaktadır. İlk olarak 1999'da seçilen Senedd, Senedd veya MS'lerin Üyeleri olarak bilinen 60 üyeden oluşan demokratik olarak seçilmiş bir organdır. Üyeler, nispi temsile ilişkin Ek Üye Sistemi kapsamında beş yıllık bir süre için seçilirler. Sonuç olarak, 40 Üye Ülke, çoğul oylama sistemi tarafından seçilen ("ilk görevi geçen") bireysel coğrafi seçmenleri temsil eder ve her bölge dört Üye Ülkeyi seçen beş ek üye bölgeden 20 üye daha geri döner.

Avam Kamarasının başlıca görevleri yürütmeyi/hükûmeti oluşturmak, halkın şikayetlerine eğilerek bunları takip etmek, kanun yapmak ve yürütmeyi denetlemektir. Hükümeti oluşturmak görevi, parlamenter sistemin tüm dünyadaki prototip modeli olarak İngiltere'de tarihi süreç içerisinde gelişen ve ilgili başlıkta da anlatılan, Avam Kamarasında çoğunluğu elinde bulunduran partinin başkanına Kraliçe tarafından hükûmeti kurma görevinin verilmesi ve partinin ileri gelen Parlamento üyelerinden oluşan kabinenin Avam Kamarasından basit çoğunluk ile güvenoyu alması neticesinde göreve başlaması şeklindedir. İngiliz sisteminde Kraliçenin hükûmet üyelerine itiraz etme hakkı bulunmamaktadır.

Avam Kamarasında hükûmeti denetleme görevi yazılı ve sözlü soru mekanizması, yasama yılının toplam 20 gününde gündemini muhalefetin belirleyeceği genel görüşme yapılması ve daimi denetim komisyonları (İngilizceselect committees) aracılığı ile yapılmaktadır.

Sözlü soru mekanizması Pazartesi'den Perşembe'ye saat 14.30 ile 15.30 arasında yapılmaktadır. Sorular iki gün önceden yazılı şekilde iletilmektedir. Salı ve Perşembe günleri bizzat Başbakan sorulara yanıt vermektedir. Soru soran milletvekilinin de kısa bir süre konuşma hakkı bulunmaktadır. Kimlerin soru sorabileceği kesinlikle tarafsız hareket eden meclis başkanınca belirlenmektedir. Uygulamada kötü geçen bir soru cevap faslı hükûmetin kamuoyu desteğini etkileyebilecek güçtedir.

Gündemini muhalefetin belirlediği genel görüşme yapılması imkanı, 17 gün ana muhalefet partisince, 3 gün ise diğer muhalefet parti/partilerince kullanılan ve muhalefetin iktidarın gündemi dışında gündem belirlemesi açısından etkili bir diğer yöntemdir.

İngiltere'de Avam Kamarasının hükûmeti denetlemesi açısından üçüncü yöntem zaman zaman alanlarına giren konularda bir araştırma komisyonu gibi de çalışan daimi denetim komisyonlarının araştırma faaliyetleri ve bu kapsamda ilgili bakan/görevlileri dinlemesidir (İngilizcehearing). Komisyonlar ayrıca süreç sonunda görüş ve önerilerini içeren raporlar hazırlamakta ve kuvvetli bir teamül olarak hükûmet ya da ilgili bakanlık, iki ay içinde, bu rapora yazılı bir cevap yayınlamakta ve bu cevap Genel Kurulda tartışılmaktadır. Komisyon gerekli görürse Hükümetin cevabi raporuna da bir cevap hazırlayabilmektedir.

Avam Kamarasında parlamenterler sıkı bir disiplin altındadır. Whip adı verilen parti denetçileri, parti üyelerinin oylamalara katılmalarını ve parti görüşü doğrultusunda oylarını kullanmalarını temin etmektedir. Parti görüşünden ayrı hareket etmeye başlayan milletvekilleri genellikle bir sonraki seçimde aday gösterilmeyerek Parlamento üyeliğini kaybetmektedir. Bununla birlikte nadiren de olsa parti değiştiren milletvekilleri bulunmaktadır.

İngiliz sisteminde yazılı bir Anayasanın bulunmaması ve veto yetkisini haiz bir devlet başkanının olmaması Avam Kamarasında çoğunluğa sahip bir partinin, ki seçim sistemi nedeniyle bunu elde etmek çok kolaydır, istediği zaman basit çoğunlukla dahi monarşiyi ya da Lordlar Kamarasını kaldırabilmesine imkân tanımaktadır.

Lordlar Kamarası, 16 Kasım 2016 tarihi itibarıyla 812'si aktif olmak üzere toplam 846 üyeye sahiptir. Dünyada ikinci meclisler içerisinde en yüksek üye sayısı Lordlar Kamarasına aittir. Toplantı yeter sayısı 3'tür. Karar yeter sayısı ise 30'dur. Bununla birlikte oturumlarda hazır bulunan üye sayısı 1990'lı yıllardan bugüne ortalama 400 iken 2013-2014 yasama 67 yılı için bu sayı 497 olmuştur ve gün geçtikçe oturacak yer sorunu baş 68 göstermektedir. Lordlar Kamarasının üye tam sayısına ilişkin herhangi bir üst sınır yoktur; zira mevcut sistemde Başbakanın önerisi üzerine Kraliçe tarafından atanabilecek üyelerin sayısına ilişkin herhangi bir kısıtlama 69 bulunmamaktadır. Lordlar Kamarası üyelerine toplantı başına ödenen huzur hakkı dışında herhangi bir ücret ödenmemektedir.

Taç bağımlılıkları[değiştir | kaynağı değiştir]

Kanal Adaları , Normandiya Dükü'nün feodal unvanını devralması nedeniyle İngiliz Hükümdarına aittir. Bunlar hiçbir zaman İngiltere, Galler, İskoçya, İrlanda veya Birleşik Krallık'ın parçası olmadılar. Tarihi Normandiya Dükalığı'nın çoğu Avrupa kıtasındadır ve Fransa tarafından fethedilmiştir. Man Adası, Lord of Mann'ın feodal unvanını devralması nedeniyle İngiliz Hükümdarının elindedir. Feodal haklar İskoç düklerinden (İngiliz-İskoç birleşmesinden sonra) 1765'te Birleşik Krallık tarafından satın alınmadan önce, daha önce Norveç, İngiltere ve İskoçya tarafından yönetiliyordu. Yerel muhalefet nedeniyle, daha önce planlandığı gibi hiçbir zaman İngiltere ile birleştirilmedi ve monarşinin ayrı bir mülkiyeti olarak kaldı.

Parlamento her yıl geleneksel olarak düzenlenen bir seremoni ve sonrasında Kraliçenin taht adına yaptığı bir konuşma ile açılmaktadır. Kraliçe konuşmasını Lordlar Kamarasında yapmaktadır; zira krallar ve lordlar Avam Kamarasına girememektedir. Kraliçe, konuşmasında “hükûmetinin” takip edeceği politikaların ana hatlarından bahseder; ancak söz konusu konuşma kelimesi kelimesine Başbakan tarafından yazılmaktadır ve Kraliçe kişisel görüşleri ne olursa olsun bunu aynen okumak durumundadır.

[[İngiliz Parlamentosu]] kağıt üstünde iki kamaralı olmasına karşın gücün gerçek merkezi Avam Kamarasıdır. Lordlar Kamarası, tamamıyla yetkisiz olmamakla birlikte uygulamada çoğunlukla sembolik ve yalnızca zaman zaman uyarı mahiyetinde faaliyetlerde bulunan bir organ niteliğindedir.

[[İngiliz Parlamentosu]]nda genel olarak milletvekilleri uzmanlaşmamaktadır. Bu nedenle ve yasaları hazırlamanın uygulamada hükûmetin görevi olması yüzünden komisyonlar güçsüzdür.

Her yargı yetkisi, geniş ancak sınırsız olmayan özerkliğe sahip yerel olarak seçilmiş bir parlamentoya sahiptir. İngiliz monarşisi, savunma, vatandaşlık hukuku ve bağımlılıkların dışişlerinden sorumludur ve bu sorumlulukları Birleşik Krallık hükûmetine ve parlamentosuna devretmiştir. Birleşik Krallık parlamentosu genellikle istişare halinde hareket eder veya bağımlılıklar üzerinde etkisi olan yasaları geçirirken yerel yönetimin onayını alır. Bağımlılık sakinlerinin Birleşik Krallık parlamentosunda temsili yoktur. Birleşik Krallık yasaları, açıkça belirtilmediği sürece bağımlılıklar için geçerli değildir ve bu tür yasalar hemen hemen her zaman hükümdar tarafından Konsey'de bir Düzen şeklinde yürütülür. Birleşik Krallık parlamentosunun yerel yönetimlerin iradesine karşı yasa geçirme yetkisini elinde tutup tutmadığı tartışmalıdır ve Marine, &c., Broadcasting (Suçlar) Yasası 1967 ile test edilmiştir.

İngiliz sisteminde Parlamentonun kendi idari yapısı dışında yalnızca üç kuruma atama yapma yetkisi bulunmaktadır. Söz konusu kurumlar Seçim Komisyonu, Genel Denetçi (Sayıştay) ve parlamenterlerin etik standartlarını belirleyen Parlamento Standartları Komisyonudur. Parlamento ayrıca Ombudsmanın kim olacağını belirlemektedir.

Avam Kamarasının görev süresi 5 yıldır. Herhangi bir sebeple üyelikte bir azalma durumunda ise her zaman ara seçime gidilebilmektedir. Avam Kamarasında toplantı yeter sayısı bulunmamaktadır. Karar yeter sayısı ise 40'tır. Karar yeter sayısına oturumu yöneten başkan ile oy sayıcı olan milletvekilleri dâhil edilmektedir. Karar yeter sayısı bulunmadığında ilgili gündem maddesi ertelenmekte ve gündemin bir sonraki maddesine geçilmektedir.

Hukuk davaları Danışma Meclisi Yargı Komitesine temyiz edilebilir. Yerel yönetimler yerel göçü ve istihdamı kontrol etse de , İngiliz vatandaşlık yasası amaçları doğrultusunda Birleşik Krallık'ta ikamet edenlere aynı muamele edilir. Bu, İngiliz bağımlı vatandaşlarını AB vatandaşları yapar, ancak AB ve Birleşik Krallık ile insan ve mal alışverişi özel düzenlemelere tabidir.

Avam Kamarası yalnızca 21 metreye 14 metre genişliğinde küçük bir genel kurul salonuna sahiptir. Söz konusu küçüklük üyelerin tartışmalarda birbirleriyle yüz yüze ve birkaç metre uzaklıkta oturmalarını sağlamak için bilinçli şekilde tasarlanmıştır. Avam Kamarasında üyeler uzun ve paralel yerleştirilmiş sıralarda birbirleriyle karşı karşıya oturmaktadır. En büyük parti kendiliğinden Majesteleri'nin Hükümeti, diğer parti ve partiler ise karşı tarafta oturarak Majesteleri'nin Sadık Muhalefeti olmaktadır. Her iki tarafta da ilk iki sıra partilerin ileri gelenlerine (kıdemli milletvekillerine) aittir. İktidar partisinde kabine bu sıralarda otururken muhalefet tarafında aynı yere muhalefetin gölge kabinesi oturmaktadır. Her iki tarafta da arka sıralarda oturan milletvekillerine arka sıradakiler (İngilizcebackbenchers) denilmektedir ve bu milletvekilleri ön sıralara geçebilmek için kıdemlerinin ve konumlarının yükselmesini beklemek durumundadır.

Avam Kamarasının Başkanı tarihsel olarak Parlamentonun kararlarını krala aktarmakla görevli kişi olduğu için kendisine “Sözcü” (İngilizceSpeaker) denilmektedir. Söz konusu tabiri, Parlamentoların hiyerarşik bir tabir olan başkan yerine eşitlikçi bir ifade olarak tercih etmesi ve İngiltere'nin kurulan Parlamentolarda genel olarak örnek alınması nedeniyle daha sonra dünyanın pek çok yerindeki Parlamento benimsemiştir. İngiltere'de Meclis Başkanı geleneksel olarak siyasi görüş bildirmemekte ve siyasi karakterde oy kullanmamaktadır. Başkan yalnızca oylarda eşitlik halinde, eşitliği değişime karşı olacak şekilde bozmak için kullanmaktadır. Örneğin oylama bir yasanın çıkmasına ilişkinse eşitlik durumunda yasanın çıkmamasına yönelik oy kullanmaktadır. Oturumu yönetirken tarafsız durumdadır. Tarafsızlığının bir teminatı olarak da geleneksel olarak ömür boyu ya da istifa edinceye kadar görev yapmaktadır. Meclis başkanının tarafsızlığına o denli saygı duyulmaktadır ki meclis başkanının aday olduğu seçim bölgesinde diğer partiler geleneksel olarak aday göstermemekte ve bu şekilde seçilmesini garanti etmektedir.

Britanya Denizaşırı Toprakları[değiştir | kaynağı değiştir]

Birleşik Krallık sınırları içinde sayılmamasına rağmen, Birleşik Krallık, İngiliz Denizaşırı Toprakları üzerinde kontrolü elinde bulundurmaktadır. Commonwealth krallıklarının aksine, BOT'lar Birleşik Krallık Monarşisi'ne girer. Danışma Meclisi Yargı Komitesi nihai temyiz mahkemesidir. YİD'den üçü ıssız ve Akrotiri ve Dikelya askeri mülk; bu yerlerde, Birleşik Krallık hükûmeti doğrudan ve tüm konularda hüküm sürer.

İngiltere'de hükûmet-Parlamento ilişkileri incelenirken hükûmet üyelerinin tamamıyla Parlamento üyesi olduğu ve büyük oranda da iktidar partisinin Avam Kamarasındaki kıdemli milletvekillerinden oluştuğu akıldan çıkarılmamalıdır. Bu açıdan bakıldığında hükûmet-Parlamento ilişkilerini, Lordlar Kamarası ile hükûmet ilişkileri daha sonra incelenmek üzere bir tarafa bırakıldığında, iktidar partisinin Avam Kamarasındaki kıdemli milletvekilleri ile (ki bu hükûmet ile neredeyse aynı anlama gelmektedir) Avam Kamarasının geri kalanı arasındaki ilişkiler şeklinde görmek mümkündür. Söz konusu ilişkileri de hükûmetin muhalefetle ilişkileri, hükûmetin parti bağlılıkları olmaksızın Parlamentonun tümü ile ilişkileri ve hükûmetin iktidar partisinin kıdemsiz milletvekilleri 105 (backbenchers) ile ilişkileri olarak okumak mümkündür ve bu yaklaşım pek çok açıdan daha somut ve anlaşılır analizler yapmayı mümkün kılmaktadır.

İngiliz sisteminde hükûmetin muhalefetle ilişkileri; hükûmetin Parlamentoda çoğunluğa sahip olması ve muhalefete ihtiyacı olmaması nedeniyle hükûmeti dengeleyebilen, hükûmetin yanlışlarını görmesini ve hatalarını düzeltmesini sağlayabilen bir ilişki olmaktan uzaktır. Gelenekler ve içtüzük hükümleri içerisinde düşünüldüğünde İngiliz siyasi sisteminde, nadiren etkili olabilecek ikna yöntemi dışında, muhalefetin elinde hükûmeti etkileyebilecek en önemli güç “zaman”dır. Muhalefet elindeki tüm parlamenter engelleme imkânlarını kullanarak karşı olduğu bir yasa önerisini mümkün olduğunca geciktirme imkânına sahiptir. Ancak elbette bu sınırlı güç de aşırı kullanıldığında anlamsız olmaktadır; zira tüm yasaları geciktirmeye çalışan bir muhalefet, iktidarla pazarlık yapabileceği bir alan bırakmamaktadır. Bu nedenle bazı yasaları geciktirmek ve gelecekteki bazılarını da geciktirmekle tehdit etmek İngiliz sisteminde muhalefetin kullanabileceği en önemli pazarlık kozu olarak durmaktadır. Öte yandan 106 geciktirme tehdidinin gücü oldukça sınırlıdır. Çoğu zaman iktidar bunu göze alabilmekte veya çeşitli parlamenter engellemeyi sonlandırma teknikleri ile geciktirmeyi sonlandırabilmektedir.

Yerleşik İngiliz Denizaşırı Toprakları, Birleşik Krallık parlamentosunda temsil edilmemektedir ve bu nedenle Birleşmiş Milletler Kendi Kendini Yönetmeyen Bölgeler listesindedir . Cebelitarık sakinleri, Brexit'ten önce, Avrupa Birliği'nin bir parçası olan ve Güney Batı İngiltere bölgesindeki Avrupa Parlamentosu'nda bir temsilci için oy kullanan tek YİD'ydi. Avrupa Birliği yasaları yalnızca Cebelitarık ve Birleşik Krallık'ta geçerli olmasına rağmen, Brexit'ten önce Britanya Denizaşırı Topraklarının tüm vatandaşları AB vatandaşıydı.

Muhalefetin elindeki diğer imkanlar olan soru mekanizması ve genel görüşme imkanı genellikle seçmenlere yönelik bir gösteri şeklini almakta ve partilerin genel başarısından ziyade milletvekillerinin bireysel belagat yeteneklerini sergiledikleri ve bu şekilde kendi konumlarını yükseltebildikleri ya da duruma göre düşürdükleri bir gösteriden öteye geçememektedir.

5.1.2. Parlamentonun Parti Kimliği Olmaksızın Hükümet ile İlişkisi

Hükümetin, Parlamentonun tüm kıdemsiz milletvekilleri ile ilişkileri İngiliz sisteminde Parlamento-hükûmet ilişkilerinde incelenebilecek ikinci bir alandır. Bu kategori aynı zamanda hükûmetin parti kimliği geri planda olacak şekilde parlamenterlerle ilişkisi şeklinde de görülebilir. Söz konusu ilişki biçimi en çok parti kimliğinin geri planda olduğu komisyonlarla hükûmet arasındaki ilişkilerde kendini göstermektedir. İngiliz sisteminde parti kimliğinin en çok geri planda olduğu komisyonlar da genellikle gündemde olan belirli konulara odaklanan ve bu nedenle ilgili kamu görevlisi ya da daha yaygın olarak ilgili bakanın dinlendiği daimi denetim komisyonu (İngilizceselect committee) toplantıları ya da diğer bir deyişle “dinlemeler”dir (İngilizcehearings). Böylesi durumlarda milletvekillerinin partizanca hareket etmeyi bir tarafa bırakıp yürütme karşısında yasama olarak bir arada konum almaları durumu yaşanabilmektedir. Öte yandan söz konusu dinlemeler İngiliz sisteminde muhalefet partilerinin etkisinden dahi daha az etkili olmaktadır; zira böylesi dinlemeler genellikle ya düşük öneme sahip konularda olmakta ya da siyasi nitelikli olmaktan çok idari nitelikli olmaktadır. Ayrıca böylesi komisyonların ellerindeki kaynaklar da son derece kısıtlı olduğundan kapsamlı bir inceleme yapma ve dolayısıyla etkili olma şansları da bulunmamaktadır. Bu nedenle hükûmetin, Parlamentonun tüm kıdemsiz milletvekilleri ile ilişkileri, tüm ilişki türleri arasında en az etkili olanıdır yorumunun yapılması yanlış olmayacaktır.

İngiliz sisteminde hükûmet-Parlamento ile ilişkisinde uygulamada en etkili olan ilişki türü, iktidar partisinin kendi milletvekilleri ile olan ilişkisidir. Tarihsel süreç içerisinde hükûmetlerin yasa çıkarırken geri adım atmalarının neredeyse tek koşulu partinin kendi içinden yükselen olumsuz sesler olmuştur. Zira Parlamentodaki parti içi muhalefet, hükûmetin Parlamento çoğunluğunu söz konusu olay için kaybetmesi anlamına gelmektedir. Parti içi muhalefetin önemli olmasının bir diğer sebebi de parti içi muhalefetin eğer söz konusu muhalefet önemsenmezse partiye olan desteği azaltma ihtimalidir.

5.1.3. Hükümetin İktidar Partisi Parlamento Grubuyla İlişkisi

Daha önceki bölümlerde de belirtildiği gibi İngiliz sisteminde kabine üyeleri haricinde otuzdan fazla kabine üyesi olmayan “departman bakanları” ve yine benzer sayıda “alt bakanlar” mevcuttur ve söz konusu makamların hepsi milletvekillerine verilmektedir. Bu sebeple herhangi bir zamanda yaklaşık yüz civarında milletvekili yürütme kolunda da hizmet vermektedir. Söz konusu makamlara atanma isteği özellikle genç/kıdemsiz milletvekillerine Parlamentoda çalışma isteği ve sadakat temin etmektedir ve hükûmetin parti içi muhalefeti azaltmak için kullandığı önemli araçlardan birisi konumundadır. Bununla birlikte yine de hükûmetin ve kabine içerisinde de Başbakanın yasama içerisindeki gücü her ne kadar çoksa da mutlak değildir. Zaman zaman iktidarlar, partileri içerisinden çok sayıda milletvekilinin istifa edeceği korkusuyla belirli kanun tekliflerini söz konusu vekillerin istekleri doğrultusunda yeniden düzenlemek ve hatta geri çekmek zorunda kalabilmektedir. Daha ileri örneklerde ise Başbakan ve parti lideri olan isimler iktidarda iken partileri tarafından çeşitli nedenlerle istifaya zorlanmak sureti ile görevden ayrılmak zorunda kalmıştır. 1940 yılında savaş ve savaş öncesi politikalarında başarısız bulunan Neville Chamberlain, 1957 yılında Süveyş Krizindeki politikaları nedeniyle Anthony Eden, 1990 yılında ise otoriterlik özellikleri göstermeye başlayan ve parti içinde de aşırı güçlenmeye doğru giden Başbakan Margaret Thatcher, kendi milletvekillerince Başbakanlıktan istifa etmek zorunda kalmıştır.

5.1.4. Hükümetin Lordlar Kamarası ile İlişkisi Hükümetin Lordlar Kamarası ile ilişkisine bakıldığında ilk olarak akılda tutulması gereken husus, Parlamentonun büyük ölçüde demokratik olmayan kanadı olan Lordlar Kamarasının zaman içerinde 1800'lü yıllardan başlayarak özellikle 1900'lü yıllarda büyük güç kaybetmiş olması olgusudur. Lordlar Kamarası, iktidar ve muhalefet ayrımı olmaksızın Avam Kamarası karşısında güç kaybettiğinden özellikle yasama içerisindeki rolü oldukça kısıtlıdır. Bu açıdan hükûmet ile ilişkisi oldukça sınırlıdır.

Hükümeti denetleme açısından bakıldığında ise Lordlar Kamarasının önemi bir miktar daha fazla olmaktadır. Zira İngiliz sisteminde hükûmet Avam Kamarasında her zaman çoğunluğu elinde bulundurduğundan ve çoğunluğu elinde bulunduran da denetim imkânlarını büyük ölçüde kontrol ettiğinden Avam Kamarasında denetim oldukça sınırlı kalmaktadır. Öte yandan Lordlar Kamarasında partili üye sayısı sınırlı olduğundan hükûmet aleyhinde bir,, denetim mekanizması işletilmesi haliyle daha olanaklı olmaktadır.

İngiliz sisteminde yargılama faaliyetlerinin bağımsızlığı çok eski zamanlardan beri süregelen bir norm iken yakın zamana kadar özellikle yüksek yargının oluşumu ve idaresi yasama ve yürütme ile oldukça iç içe olagelmiştir. Ancak 1998 tarihli İnsan Hakları Kanunu (İngilizceHuman Rights Act) ve 2005 tarihli [[2005 Anayasal Reform Kanunu|Anayasal Reform Kanunu]] (İngilizceConstitutional Reform Act) ile birlikte söz konusu iç içelik büyük oranda sona ermiştir. İnsan Hakları Kanunu ile yargının yetkisi oldukça genişlemiş ve önceden Parlamentoya karşı sorumlu olan bakanların karar verdiği pek çok husus artık hukuki bir mesele halini almış ve mahkemelerin önüne gelmeye başlamıştır. Özellikle ulusal güvenliğe ilişkin konularda yürütmenin uygulamaları insan hakları ihlallerinin incelenmesi açısından yürütme ile yargı arasındaki tansiyonu yükseltmeye başlamıştır. Yükselen gerilim bazı çevrelerde kaygı ile karşılanırken pek çok hukukçu böylesi bir tansiyonun sağlıklı demokrasilerde zaten olması gerektiğini ileri sürmektedir.

Yerleşik bölgelerin her birinin (büyük ölçüde İngiliz ortak hukukuna dayanan) kendi yasal sistemi vardır ve özerklik nüfusun büyüklüğüne göre önemli ölçüde değişir. Örneğin, Bermuda, Cebelitarık ve Falkland Adaları, yerel olarak seçilmiş parlamentoları tarafından özerk bir şekilde yönetilir ve Birleşik Krallık yalnızca savunma ve dışişlerinden sorumludur (ve diğer ülkeler ve uluslararası kuruluşlarla ilişkiler kurmak için yerel yönetimlere sınırlı özerklik verir). Seyrek nüfuslu Pitcairn Adaları'nda, Birleşik Krallık hükûmetinin temsilcisinin neredeyse sınırsız yetkileri vardır.

İngiltere'de yargı bağımsızlığının korunmasına ilişkin iki husus ön plana çıkmaktadır. Bunlardan birincisi yürütmenin yasamayı kontrol etmesi sayesinde yargı bağımsızlığını zedeleyebilecek yasalar çıkarması ve uygulamalar gerçekleştirmesi tehlikesidir. Büyük çaplı olmasa da böylesi bir tehlikenin zaman zaman ortaya çıktığı belirtilmektedir. Böylesi durumların önüne geçilmesinin öncelikli olarak yargı organının geçmişteki başı ve bugün itibarı ile de yürütme ve yargı arasındaki iletişimi sağlamakla görevli adalet bakanına (Lord Chancellor) düştüğü belirtilmektedir.

Yürütme-yargı ilişkilerinde öne çıkan bir diğer husus, yürütmenin yargıya ilişkin reform tasarıları hazırlarken, özellikle de kapsamlı bir Anayasal reform olan 2005 reformlarında, yargıya danışmaması ve tek taraflı hareket etmesi olmuştur. Söz konusu kriz, Lordlar Kamarasından yeni ayrılmak üzere olan yüksek yargı ile hükûmet arasında bir güven bunalımı yaratmıştır.

Yargının, yasama ve yürütmeden net bir şekilde ayrımının nispeten yakın bir tarihte yapılmış olması ve bu ayrım ile ortaya çıkan Yüce Mahkeme nin tüm mevcut üyelerinin Lordlar Kamarası bünyesindeki eski hukuk lordları olması şimdilik yüksek yargı ile yürütmeyi çok fazla karşı karşıya getirmemekle birlikte yakın gelecekte yüksek yargının yeni kimliğinin etkisiyle ve seçilecek yeni üyelerin tutumu ile söz konusu uyum yerini artan boyutta bir çatışmaya bırakma potansiyeli taşımaktadır.

5.3. Yasama - Yargı İlişkileri Yasama-yargı ilişkilerinde ilk olarak öne çıkan husus 2005 Anayasal reformu ile Lordlar Kamarası üyelikleri son bulan hakim lordların yasama organından çıkarılması ile ortaya çıkması muhtemel yasama içerisindeki yargıya bakış açısının kaybolması ihtimali olmuştur. Yüksek yargının ileri gelen isimlerinden bazıları bu konudaki kaygılarını dillendirmişlerdir. İngiliz sisteminde tarihten gelen yasama ve yargı organlarının birleşmesinin bir devamı olarak 2005 reformları bünyesinde yüksek yargının başındaki isme yargıya ilişkin konularda yazılı görüş bildirme yetkisi tanınmıştır. Yetki, ülkedeki en prestijli yargı mensubunun görüşlerini yansıttığından oldukça etkili olabilme potansiyeli taşımaktadır. Söz konusu yetkinin sık bir şekilde kullanılmasının yargının yasamanın faaliyetlerine karışması olarak görülebileceği düşünülmektedir. Öte yandan yasamanın, yargının hassasiyetlerini dikkate almaması durumunda da böylesi bir yetkinin varlığının olumlu etkisinin görülebileceği yorumu yapılmaktadır. Nitekim uygulamada İngiltere da zaman zaman bu yetki kullanılmasa da kullanılma ihtimalinin baş göstermesi yasamanın yargının görüşlerini daha ciddiye alması sonucunu doğurduğu söylenebilir.

Yasama-yargı ilişkilerinde bir diğer önemli husus daimi denetim komisyonlarının (İngilizceselect committees) dinlemelerine (İngilizcehearing) yargı mensuplarının katılıp katılmaması mevzusudur. Bu konuya ilişkin çeşitli görüşler ortaya atılmıştır. 2005 düzenlemeleri sonrasında Temyiz Mahkemesinin başkanının (İngilizceLord Chief Justice) yargının başı olarak yılda en az bir kez Lordlar Kamarasının ilgili komisyonunda dinlenmesi yeni bir gelenek halini almıştır. Bunun haricinde yargı sisteminin idari fonksiyonları açısından hâkimlerin Parlamentoya çağırılıp dinlenmeleri olağan karşılanmaktadır. Yine yargıyı ilgilendiren genel yasalar hakkında hakimlerin görüş bildirmeleri de makul bulunmaktadır. Bununla birlikte hakimlerden herhangi bir spesifik dava ya da yargı kararı hakkında görüş bildirmelerinin istenmesi uygun bulunmamaktadır.

Vatandaşlık ve vatandaşlık hukuku Birleşik Krallık parlamentosu tarafından yönetilir, ancak göçmenlik yerel yönetimler tarafından kontrol edilir. Birleşik Krallık parlamentosu nihai yasama yetkisini elinde tutar ve iyi yönetişim sağlar.

Yasama-yargı ilişkilerine ilişkin bir diğer önemli husus çıkarılan yasaların mahkemelerce ne şekilde yorumlandığına ilişkindir. İnsan Hakları Karma Komisyonunun (Avam Kamarası ve Lordlar Kamarasının ilgili komisyonlarının birleşimi) gerçekleştirdiği bir araştırmada İnsan Hakları Kanununun bazı maddelerinin mahkemeler tarafından Parlamentonun iradesini yansıtan geniş anlam yerine dar bir anlamda anlaşıldığı ve uygulandığı gözlemlenmiştir. Bu husus, yasama ve yargı arasındaki iletişimin geliştirilmesi gereğini ortaya koymuştur.

İngiliz sistemine yönelik eleştirilerin başında yasama ve yürütmenin iç içeliğinin ve Başbakanın hem yasama hem de yürütmedeki üstün konumunun kuvvetler ayrılığını yok ettiği eleştirisi gelmektedir. Uygulamada da mecliste çoğunluğu elinde bulunduran partinin yasama organınca denetlenmesinin yetersiz kaldığı yorumları yapılmaktadır.

Kaynakça[değiştir | kaynağı değiştir]

  1. ^ “The UK has three legal systems, operating in England and Wales, Scotland and Northern Ireland” 16 Temmuz 2007 tarihinde Wayback Machine sitesinde arşivlendi., direct.gov.uk, accessed 12 March 2007
  2. ^ "The Treaty (act) of the Union of Parliament 1706". Scottish History Online. 12 Temmuz 2002 tarihinde kaynağından arşivlendi. Erişim tarihi: 5 Ekim 2008. 
  3. ^ UK Supreme Court judges sworn in 7 Şubat 2020 tarihinde Wayback Machine sitesinde arşivlendi. BBC News, 1 October 2009
  4. ^ "Constitutional reform: A Supreme Court for the United Kingdom" (PDF). 17 Ocak 2009 tarihinde kaynağından (PDF) arşivlendi. Erişim tarihi: 11 Mart 2007.  (252 KB), Department for Constitutional Affairs. Retrieved on 22 May 2006
  5. ^ The English Legal System. London, England: Routledge. 2017. s. 4. ISBN 9781351967068. OCLC 1006335991. 
  6. ^ "The Commission on Justice in Wales (Thomas Commission) | Centre on Constitutional Change l Researching the issues. Informing the debate". www.centreonconstitutionalchange.ac.uk. 2 Şubat 2019 tarihinde kaynağından arşivlendi. Erişim tarihi: 1 Şubat 2019. 
  7. ^ "Court of Session – Introduction". Scottish Courts. 5 Ağustos 2005 tarihinde kaynağından arşivlendi. Erişim tarihi: 5 Ekim 2008. 
  8. ^ "High Court of Justiciary – Introduction". Scottish Courts. 20 Kasım 2005 tarihinde kaynağından arşivlendi. Erişim tarihi: 5 Ekim 2008. 
  9. ^ "House of Lords – Practice Directions on Permission to Appeal". UK Parliament. 1 Temmuz 2009 tarihinde kaynağından arşivlendi. Erişim tarihi: 22 Haziran 2009. 
  10. ^ "Introduction". Scottish Courts. 20 Kasım 2005 tarihinde kaynağından arşivlendi. Erişim tarihi: 5 Ekim 2008. 
  11. ^ "The case for keeping 'not proven' verdict". Times Online. Londra. 20 Mart 2005. 25 Mayıs 2010 tarihinde kaynağından arşivlendi. Erişim tarihi: 5 Ekim 2008. 
  12. ^ "Scottish Cabinet and Ministers". Scottish Executive. 19 Ekim 2007 tarihinde kaynağından arşivlendi. Erişim tarihi: 5 Ekim 2008. 
  13. ^ "Comhaontú idir Rialtas na hÉireann agus Rialtas Ríocht Aontaithe na Breataine Móire agus Thuaisceart Éireann ag Bunú Comhlachtaí Forfheidhmithe" (İrlandaca). Oireachtas. 20 Kasım 2007 tarihinde kaynağından arşivlendi. Erişim tarihi: 8 Haziran 2008. 
  14. ^ "Tha Boord o Ulstèr-Scotch – Tha Boord" (İskoçça (Cermen dili)). Ulster-Scots Agency. 26 Kasım 2006 tarihinde kaynağından arşivlendi. Erişim tarihi: 8 Mayıs 2007. 
  15. ^ "Scottish Parliament Word Bank". Scottish Parliament. 3 Aralık 2005 tarihinde kaynağından arşivlendi. Erişim tarihi: 14 Kasım 2006. 
  16. ^ "Scottish Parliament MSPs". Scottish Parliament. 15 Eylül 2004 tarihinde kaynağından arşivlendi. Erişim tarihi: 14 Kasım 2006. 
  17. ^ a b "The First Scottish Parliament: the Middle Ages – 1707". Scottish Parliament. 14 Mayıs 2007 tarihinde kaynağından arşivlendi. Erişim tarihi: 14 Kasım 2006.