Askerî Muhammed

Vikipedi, özgür ansiklopedi
Şuraya atla: kullan, ara

Askerî Muhammed Gülâboğlu (d. 1621, Altıntaş, Kütahya - ö. 1693, Afyonkarahisar) Türk mutasavvıf, divan şairi.

17. yüzyılın başlarında Kütahya'nın ilçesi Altıntaş'a bağlı Zemme Köyü'nde doğdu. Niyazî Mısri ile dost ve pîrdaş olduğu için 1621 yılları civarında doğduğu kabul edilir. Lakabı Gülâboğlu, şiirlerinde kullandığı mahlası Askerî'dir.

On beş yaşına kadar köyünde, yirmi-yirmi beş yaşına kadar da Kütahya'da yaşar. İlmini geliştirmek için Şam ve Buhara'da bulunduğu da rivayet edilir. 1646'da Halvetî şeyhi Ümmi Sinan'a intisap ederek Elmalı'ya gider ve tasavvufi eğitimini bitirir. Medrese ve tasavvuf eğitimini tamamladıktan sonra memleketi Kütahya'ya ve oradan da Afyonkarahisar'a davet edilir.

Askerî'nin Afyonkarahisar'a nasıl ve nereden geldiği hususunda kesin bir bilgi yoktur. Bir rivayete göre Afyon'daki Celâli ayaklanmalarında memleketin ileri gelenleri ve âlimlerin öldürülmesiyle medreselerde meydana gelen hoca eksikliği üzerine davet edilmiştir. Afyon'da Hisarardı (Alâeddin) Medresesi'ne müderris tayin olunmuş ve medreseye gelir sağlayan Süğlün Köyü civarındaki Eynegazi çiftliği kendisine tahsis edilmiştir. Uzun süre Afyon'da kalan Askeri, burada dersler verir, Halvetî dervişi yetiştirir. Halk arasında kendisine saygı ifadesi olarak "Askerî Baba" denilegelir. 17. asrın sonlarına doğru Afyonkarahisar'da vefat eder. Kabri Afyon'da ziyaret yeridir.

Edebî kişiliği ve eserleri[değiştir | kaynağı değiştir]

Halvetî şeyhi ve mutasavvıf bir şair olan Askerî'nin "Divân"ı bulunur. Ayrıca divanın başında bulunan 250 beyitlik Câmiü'l-Esrâr mesnevi'si, Süluku's-Salikîn fî beyan-ı esrarü'l-Ârifîn adında 22 sahifelik bir risalesi vardır.

Askerî'nin şiirleri tasavvuf temalıdır. Şiirlerinde sanat kaygısı yer almaz. Mensup olduğu Halvetî tarikatının düşünce sistemini yayma amacı dikkati çeker. İlahilerinde şairden çok bir mürşit olarak belirir.[1]

Kaynakça[değiştir | kaynağı değiştir]

  1. ^ Güler, K.-Türkmen, U. Kütahya Sanatçıları, KUTSO, 2013, s, 56-58