Şah-ı Cihan

Vikipedi, özgür ansiklopedi
Şuraya atla: kullan, ara
Şah-ı Cihan
Umbrella-china2-lg.jpg
Flag of the Mughal Empire.svg 5. Babür İmparatoru
Hüküm süresi 8 Kasım 1627 - 22 Ocak 1666
Önce gelen Cihangir
Sonra gelen Evrengzib
Eş(leri) Akbarabadi Mahal
Kandahari Mahal
Mümtaz Mahal
Çocukları Cahanara Begüm
Dara Şikoh
Şah Şuca
Roshanara Begüm
Evrengzib
Murad Bakş
Gauhara Begüm
Tam ismi
Ala Azad Ebul Muzaffer Şihabuddin Muhammed Hürrem
Hanedan Timurlu hanedanı
Babası Cihangir
Annesi Tac Bibi Belkıs Makani
Doğum 5 Ocak 1592(1592-01-05)
Lahor
Ölüm 22 Ocak 1666 (74 yaşında)
Agra
Dini İslam

Şihabuddin Muhammed Hürrem (Farsça: شهاب الدین محمّد خرم) ya da Şah-ı Cihan (Farsça: شاه جهان‎, 5 Ocak 1592 - 22 Ocak 1666), eşi uğruna Tac Mahal'i yaptıran Hindistan'da kurulmuş olan Babür İmparatorluğu'nu 1627 - 1658 yılları arasında yönetmiş beşinci hükümdardır.20 Rebîülevvel 1000 (5 Ocak 1592) tarihinde Lahor’da doğdu. Adı Hürrem olup Cihangir’in üçüncü oğludur. Annesi Racpût Prensesi Manmati’dir. Küçük yaşta geleneksel eğitim aldı, askerlik mesleğinde kendini gösterdi ve birçok askerî harekâta katıldı. Bâbürlü ordusunda ilk önemli faaliyeti 1024’te (1615) Racpûtlar’a karşı başarıyla tamamladığı Mevar seferidir. Ardından Ahmednagar Kalesi’ni fethedince (1025/1616) babası tarafından kendisine Şah Cihan unvanı verildi. Dekken seferinde kazandığı başarı üzerine Dekken sûbedarlığına tayin edildi. 1031’de (1622) kardeşi Hüsrev’i öldürttü, bir yıl sonra da babasına karşı ayaklandı. Dekken’den çıkartılınca Bengal’e yöneldi, burada Portekizliler’le iş birliği imkânı aradı, ancak bir netice alamadı. Bengal’de babasına karşı yenilgiye uğradı, Delhi’ye gidip teslim oldu ve affedildi (1035/1626). 1037’de (1627) Cihangir’in vefatının ardından taht kavgasında kardeşlerine karşı üstün çıkarak “Ebü’l-Muzaffer Şehâbeddin Muhammed Sâhib-kıran” unvanıyla Bâbürlü sultanı oldu. Kısa zamanda istikrarı sağladı ve Safevîler’in elindeki Kandehar’a yürüdü. Kandehar Valisi Ali Merdân Han, Şah Cihan’a tâbi olarak şehri teslim etti. Safevîler ancak on yıl sonra şehri geri alabildiler. 1633’te Devletâbâd’ı, 1045’te (1636) Ahmednagar’ı aldı ve Gûlkünde’yi vergiye bağladı. 1055’te (1646) Özbek Hanlığı’na karşı sefer başlattı ve Belh şehrine girdi, fakat ertesi yıl çekilmek zorunda kaldı. Bu arada Bengal’de Portekizliler’in kurduğu Hugli şehrini talan edip Portekizliler’in bir kısmını öldürdü, bir kısmını esir alarak Agra’ya götürdü. Delhi Sultanlığı’nın çözülme sürecinde ortaya çıkan bağımsız müslüman sultanlıklardan başka Banglana ve Bundelkhand’daki Racpût krallıkları da ele geçirildi ve Hayber Geçidi’ne kadar olan Hindistan topraklarında hâkimiyet kuruldu. Şah Cihan döneminde Bâbürlü toprakları günümüz Hindistan sınırlarına yakın bir oranda, 3.000.000 km² civarındaydı. 6 Eylül 1657’de ciddi bir hastalığa yakalanan Şah Cihan’ın dört oğlu Dârâ Şükûh, Şah Şücâ‘, Evrengzîb ve Murad Bahş arasında taht mücadelesi başladı. Neticede öne çıkan Evrengzîb kardeşleri Murad Bahş, Şah Şücâ‘ ile veliaht Dârâ Şükûh’u öldürttü. Ardından babasına karşı ayaklandı ve onu Agra Kalesi’ne hapsederek kendi saltanatını ilân etti (21 Temmuz 1658). Kızı Cihanârâ Begüm bu dönemde Şah Cihan’ın yanında bulundu. Hastalığı giderek ağırlaşan Şah Cihan 16 Receb 1076’da (22 Ocak 1666) vefat etti ve Tac Mahal’de hanımı Mümtaz Mahal’in yanına defnedildi.

Tac Mahal ve ünlü yansıması.
Şah-ı Cihan.
Mümtaz Mahal'in sanatsal tasviri.

Yaşam öyküsü[değiştir | kaynağı değiştir]

Şah-ı Cihan ordusuyla Jama Mescidinden çıkarken

Şah Cihan (veya Prens Hürrem) atası ve hanedanın kurucusu Babür Şah tarafından Timur'un, anne tarafından ise Cuci Han kanalı ile Cengiz Han'ın torunudur. Yıllarca mirasçılarından olduğu Timur İmparatorluğu'nu yeniden kurmaya çalışmış, Maveraünnehir'e defalarca seferler düzenlemiştir. Büyük atası Timur'un hayallerinin kenti Semerkant'ı üç kez geri almış, ancak kaybetmiştir. Hindistan'a sefer düzenlemiş, selefleri tarafından ise Hindistan'ın çoğu ele geçirilmiştir.

Kâğıt üzerine boya ve altın ile yapılmış 17.yy. tasviri: Dünya üzerinde Şah Cihan.

Eşi Mümtaz Mahal ve anıt mezar Tac Mahal[değiştir | kaynağı değiştir]

Şah Cihan daha ziyade efsanevi aşkı ile tanınır. Eşi Ercüment Banu'nun babası, hem krallığın en soylularından biri hem de Şah Cihan'ın üvey annesi Nur Cihan'ın kardeşi idi. Mümtaz Mahal aslında Şah Cihan'ın üçüncü ama en sevdiği eşidir. Mümtaz Mahal on dördüncü kızları Gauhara Begüm'ü doğururken 1631 yılında ölmüştür. Bunun üzerine Şah Cihan, Agra kentinde Tac Mahal adlı efsanevi anıt mezarı yaptırmıştır. Mimari eserlerde atalarının tercih ettiği sarı kum taşı yerine Şah Cihan, tutkulu bir şekilde beyaz mermer kullanmıştır. 1632'de inşasına başlanan eser, 20 yıl sonra 1652'de tamamlanmıştır.[1] Bu eşsiz yapıyı meydana getirenler; Mimar Sinan'ın öğrencilerinden, İsa Mehmet Çelebi ve ona yardım etmek üzere Agra'ya davet edilmiş Semerkantlı Mehmet Şerif'tir. Kubbenin yapımından sorumlu kişi yine Mimar Sinan'ın talebelerinden İsmail Çelebi'dir. Duvarlardaki mermere oyularak yazılanlar İstanbul'dan hattat Settar Efendi'nin hüneridir.

Kültür ve sanata desteği[değiştir | kaynağı değiştir]

Şah Cihan atalarından kalan birçok sıkıntı ile yüz yüze kalmış, iç isyanlar ve hanedanlıktaki çekişmelerle mücadele etmiştir. Ancak Babür ve Timurlu kültürü açısından tartışmasız bir altın çağın yaşanmasını sağlamıştır. Döneminde birçok şair ve minyatür sanatçısına destek vermiş, Hint minyatür sanatınında Babür ekolünün inşaasını sağlamıştır. Ancak hiç kuşkusuz en büyük desteği, tutkunu olduğu mimari çalışmalara vermiştir. Ülkenin bir başından bir başına kaleler, türbeler, saraylar, camiler ve medreseler yaptırmıştır. Şahcihanabad yani bugünkü Delhi kenti de bu hükümdar tarafından kurulmuştur.

Son dönemi[değiştir | kaynağı değiştir]

Babür İmparatoru Şah-ı Cihan'ın, doğum sırasında ölen eşi Mümtaz Mahal'in anısına Agra'da yaptırdığı Tac Mahal anıt mezarının 1863-1869 yılları arasında Samuel Bourne tarafından çekilen fotoğrafı.

Ancak hanedan içindeki iktidar mücadelesi, onun henüz yaşarken tahtan indirilmesine neden olmuştur. Tac Mahal'in tamamlanmasından çok kısa bir zaman sonra, akli dengesini kaybettiği gerekçesi ile oğlu Alemgir (Avrangazab) tarafından tahtan indirilerek Agra Kalesi'nde oda hapsine mahkûm edilmiştir. Efsaneye göre kalan günlerini burada, küçük bir camdan Tac Mahal'i izleyerek geçirmiştir.

Osmanlı İle İlişkisi[değiştir | kaynağı değiştir]

Şah Cihan saltanatı sırasında Osmanlılar’la iyi ilişkiler kurmaya çalışmış, Kandehar’ı Safevîler’den almak için bir Sünnî ittifakı planlamış ve bu çerçevede o sırada Bağdat seferiyle meşgul olan IV. Murad’a bir elçi ile mektup göndermiştir. Mîr Zarîf İsfahânî adlı elçinin getirdiği mektupta Safevîler’le mücadelenin gerekliliğine işaret edilmekte, Sultan Murad’dan Bağdat’ı bir an önce onlardan kurtarması beklenmekte ve Bâbürlüler’in doğudan, Osmanlılar’ın batıdan Safevîler’i baskı altına almaları teklif edilmekteydi. IV. Murad da Şah Cihan’a bir elçi ve mektup göndererek karşılık vermiştir. Ancak Şah Cihan muhtemelen mektubun üslûbundan hoşlanmadığı için irtibatı kesmiş, daha sonra Sultan İbrâhim’in cülûsunu ve Bağdat fethinin sonuçlarını bildiren Osmanlı mektuplarına kayıtsız kalmıştır. 1059’da (1649) IV. Mehmed döneminde diplomatik ilişki kurulmuş, Şah Cihan’a müteferrika Seyyid Muhyiddin Efendi elçi olarak yollanmış,

Ölümünün ardından oğlu Evrengzib tarafından Tac Mahal'e, hayatının aşkı Mümtaz Mahal'in yanına defnedilmiştir.

Kaynakça[değiştir | kaynağı değiştir]

http://www.islamansiklopedisi.info/dia/ayrmetin.php?idno=380251