İspanya sineması

Vikipedi, özgür ansiklopedi
İspanyol sineması
Capitol Cinema. Gran Vía street. Spain.jpg
Salon sayısı 3.618 (2017)[1]
 • Kişi başına 100 binde 9,7 (2011)[2]
Ana dağıtıcılar Warner Bros. E. España, S.L. %16,0
Paramount Spain %13,0
Sony Pictures %12,0[3]
Üretilen filmler (2011)[4]
Toplam 199
Kurmaca 122 (%61,3)
Animasyon 9 (%4,5)
Belgesel 68 (%34,2)
Seyirci sayısı (2017)[1]
Toplam 99.803.801
Yerli film 17.353.734 (%17,39)
Gişe hasılatı (2017)[4]
Toplam €591 milyon
Yerli film €103 milyon (%17,41)

İspanya sineması İspanya'daki film endüstrisine dayanmaktadır. İspanya sineması, İspanya ulusunda veya İspanyalı film yapımcıları tarafından yurt dışında yapılan film ve yaratıcı film sanatını da içermektedir.

Başlangıç[değiştir | kaynağı değiştir]

İspanya: Lumière'in operatörlerinden Promio'nun 15 Mayıs 1896'da Madrid'de yaptığı gösteri, İspanyol halkını sinematografla tanıştırdı.[5]

Segundo de Chomón İspanyol sinemasının ilk önemli yönetmeni oldu. İlk kurmaca film olan Riña en un café'yi (Kahvede Kalabalık, 1897) çeken Gelabert sessiz sinema döneminin sonuna dek yüzü aşkın film çekti.[5] İlk çalışmalarında, günlük yaşamı belgeledikten sonra Maria Rosa (1908), Dolores (1908) gibi edebiyat uyarlamaları yaptı.[5][6]

Sessiz sinema[değiştir | kaynağı değiştir]

El negro que tenia el alma blanca (Beyaz Ruhlu Zenci, 1927) gibi filmlerde gerçekçi bir tutum izler. Sessiz İspanyol sinemasının başyapıtı sayılan La aldea maldita (Lanetlenmiş Köy, 1929) ise Florián Rey'in imzasını taşır.[7] İspanyol kırsal kesimini gelenekçi bir görüşle gündeme getiren bu filmin dışında Florián Rey, tarihsel olaylardan (Augustina de Aragon, 1928) edebiyat uyarlamalarına, dinsel konulara uzanan değişik konuları ele aldı.[7]

Yirminci yüzyılın ilk yarısında İspanya'da, ülke tarihinde bir dönüm noktası olan bir iç savaş yaşandı. 1923'lerin darbeci diktatörü Primo de Rivera'nın oğlunun kurduğu faşist eğilimli Falanj Partisi sağcı güçleri bir araya getirerek, Fas'ta görevli general Franco'nun devlete başkaldırmasını sağladı (17 Temmuz 1936).[7] İspanya'daki birlikler de başkaldırıya katılınca (18 Temmuz 1936) iç savaş başladı.[7] Almanya, İtalya ve Portekiz'in desteklediği milliyetçi generaller, Rusya'nın sınırlı bir biçimde yardım ettiği ve dünyanın değişik ülkelerinden gelen gönüllülerin desteklediği cumhuriyetçileri yenilgiye uğrattılar.[7] Ülkede Franco'nun başkanlığında ve ülkenin artık tek partisi olan Falanj Partisi'ne dayanan askeri bir diktatörlük kuruldu.[7]

Bu elverişsiz koşullara karşın, sinema sese ayak uydurmayı başardı.[7] Genel eğilim, sessiz film anlayışına bağlı kalarak, geniş kitlelerin ilgisini çekecek güldürüler yapmaktı.[7]

Sesli sinema döneminin başlangıcı[değiştir | kaynağı değiştir]

Latin Amerika'da İspanyolca konuşan ülkelerin oluşturduğu pazar üretimin canlanmasına yol açtı.[7] Hollywood'lu yapımcılar da, bu pazar için İspanya'da film üretmeye başladılar. Sesli sinemanın başlangıç döneminin, ünü ülke sınırları dışına taşan en önemli yaratıcısı ise Luis Buñuel'dir.[7]

İç savaşın Franco'nun zaferiyle sonuçlanması, İspanyol sinemasının en önemli sanatçıları olan Luis Buñuel, Luis Alcoriza ve Carlos Velo'nun Meksika'ya göç etmelerine yol açtı.[7] 1939'dan 1975'e dek süren Franco düzeninin, Mussolini İtalya'sından aldığı sansür tüzüğü üretimi sıkı bir denetim altına aldı.[7]

İspanya'da dünyaya gelen, filmlerinin çoğunu Meksika ve Fransa'da çeken Luis Buñuel (1900-1983) sinema tarihinin temel direklerinden birini oluşturur.[7] Senaryosunu Luis Buñuel ve Salvador Dalí 'nin yazdığı gerçeküstücü filmi Un chien andalou (Bir Endülüs Köpeği, 1928) bir kadının gözünü enlemesine kesmesiyle başlayan film, kesik el, erkeğin elinde yuvalanan karıncalar, papaz öğretmenler, eşek leşi yerleştirilmiş kuyruklu piyanolar gibi sahnelerle seyirciyi şaşırtarak, bir kumsalda yan bellerine dek kumlara gömülü erkekle kadının böceklere yem olmasıyla noktalanır.[7]

Bir Endülüs Köpeği'nin uyandırdığı olağanüstü ilgiden sonra Buñuel yaşamın garip ve iğrenç yanlarını vurgulayan, kiliseye, burjuvaziye, otoriteye karşı çıkan La edad de oro'yu (Altın Çağ, 1930) yönetti.[7] Akreplerle başlayan ve birbirinden kopuk bölümlerden sonra Marquis de Sade'ı İsa ile özdeşleşmesiyle biter.[7] Film, ancak aradan elli yıl geçtikten sonra, 1980'de New York'ta, ertesi yıl da Paris'te seyirciyle buluşabildi.[7]

İç Savaşı sonrası[değiştir | kaynağı değiştir]

İspanyol İç Savaşı'ndan sonra yönetimi ele geçiren Franco'nun Cumhuriyetçiler tarafından tasviri

Luis García Berlanga (d. 1921) yönettiği filmlerinde yerleşik değerleri, toplumsal tabuları, bireysel kusurları güldürü havası içinde hedef aldığı görülür.[8] Bienvenido, Mister Marshall (Hoşgeldin Bay Marshall, 1952) taşrasının yoksul koşullarını İtalyan Yeni Gerçekçiliğini çağrıştıran bir güldürü havası içinde verir.[8] Marshall Planı'nın temsilcilerini karşılamak için hazırlık yapan bir köy halkının, temsilciler köye uğramayınca uğradığı düş kırıklığı, filmin güldürü havasını sert bir eleştiriye dönüştürür.[8] Yazdığı senaryoların çoğu sansüre takılan Novio a la vista (Bir Görüşte Aşık, 1953), Plácido (1961), El verdugo (Cellat, 1963), La escopeta nacional (Ulusal Tüfek, 1978) ve Patrimonio nacional (Ulusal Malvarlığı, 1981) yönetmenin eleştirel bakışın karamsarlığını ve kaderciliğini daha da yoğunlaştırdı.[8]

Juan Antonio Bardem (1922-2002) İtalyan Yeni Gerçekçiliğinden etkilenen Şu Mutlu Çift'ten sonra Muerte de un ciclista (Bir Bisikletlinin Ölümü, 1955) işçilerin zor koşulları, öğrencilerin sorunları ve yönetimin vurdumduymazlığını eleştirir.[8] Venedik Film Festivali'nde büyük ilgi toplayan filmi Calle Mayor (Büyük Sokak, 1956) ise İspanyol taşrasına gerçekçi bir bakışla Franco yönetiminin övündüğü toplumsal barışın aldatıcılığını vurgular.[8] Diğer filmleri arasında La venganza (Öç, 1957), A las cinco de la tarde (Saat Akşamın Beşi, 1960), Los pianos mecánicos (Mekanik Piyanolar, 1965) ve Siete días de enero (Ocakta Yedi Gün, 1978) öne çıkar.[8]

Carlos Saura (d. 1932) çektiği ilk filmi Los golfos (Sokak Çocukları, 1959) Madrid'in kenar mahallelerinde yaşayan çocukların yaşamına eğildi.[8] Bu filmin Yeni Gerçekçi anlayışına daha sonraki yıllarda Deprisa, deprisa (Çabuk Çabuk, 1981) ve Llanto por un bandido (Bir Hayduta Ağıt, 1963) ile bir kez daha döndü.[8] La caza (Av, 1966) tavşan avına çıkan dört arkadaşın serüvenini ülkenin siyasal ve ahlaksal sorunlarına göndermelerle anlatır.[8] Los ojos vendados (Bağlı Gözler, 1978) polisin siyasal tutuklulara yaptığı işkenceyi gündeme getirir.[8] Peppermint frappé (1967), iki kadın arasında kalan bir erkeğin açmazı aracılığıyla burjuvazinin bunalımına değinir.[8] El jardín de las delicias (Zevk Bahçesi, 1970) yatalak ve belleğini yitirmiş bir işadamının, İsviçre'deki bankasının adını anımsamasını sağlamak için aile bireylerinin harcadıkları çaba, bir güldürü havası içinde verilirken, ülke dışına para kaçırmaktan, zinaya, çıkarcı din adamlarına uzanan eleştirel bir bakış getirilir.[8] Ana y los lobos (Ana ve Kurtlar, 1972), varlıklı bir ailenin evinde mürebbiyelik yapan yabancı bir genç kadının öyküsünü anlatır.[8] Cría cuervos (Besle Kargayı, 1975) çocukların büyükler dünyasına bakışı, Elisa, vida mía (Eliza Hayatım, 1977) yalnızlık ve kimlik arayışı, Bodas de sangre (Kanlı Dügün, 1982), Carmen (1982) ile El amor brujo (Büyülü Aşk, 1986) bir dans topluluğunun üyeleri arasındaki ilişkiyi, Mamá cumple cien años (Annemiz 100 Yaşında, 1979) eğlendirici bir aile ortamı ve Buñuel y la mesa del rey Salomón (Buñuel ve Hazreti Süleyman'ın Masası, 2001) ise sanat tarihi üzerine yapılmış önemli çalışmalarıdır.[8]

Luis Buñuel[değiştir | kaynağı değiştir]

Las Hurdes, tierra sin pan filminin geçtiği ve İspanya'nın Extremadura Özerk Bölgesinde bulunan Las Hurdes

Las Hurdes, tierra sin pan (Ekmeksiz Toprak, 1932) dış dünyadan kopuk bir yaşam sürdürülen ve dağların geçit vermediği Las Hurdes bölgesini görüntüler.[9] Bu bölgede yaşanan geri kalmışlığı, yoksulluğu ve adaletsizlikleri dinsel baskıya ve kör inançlara bağlayarrak İspanya'daki toplumcu belgesel anlayışının ilk önemli örneğini oluşturur.[9]

İlk filmleri arasında Gran Casino (Büyük Gazino, 1946), Susana (1951), La hija del engaño (Aldatan Kız, 1951), Una mujer sin amor (Sevgisiz Bir Kadın, 1951), El bruto (Kaba Adam, 1952), Robinson Crusoe (Robinson Crusoe, 1952), Abismos de pasión (Uğultulu Tepeler, 1953), La ilusión viaja en tranvía (Hayal Tramvayla Gezer, 1953), El río y la muerte (Nehir ve Ölüm, 1954) ve Ensayo de un crimen (Bir Suçlunun Yaşamı, 1955), La joven (Genç Kız, 1960) gibi melodramalar ve El gran calavera (Büyük Çılgınlık, 1949) adlı komedi filmi de vardır.[9]

Cannes Film Festivali'nde En İyi Yönetmen Ödülü'ne değer bulunan Los olvidados (Unutulmuşlar, 1950) yoksulluğun, sevgisizliğin, toplumsal koşulların çocukları nasıl suça yönlendirdiğini vurgular.[9]

Así es la aurora (Buna Şafak Derler, 1955), La mort en ce jardin (Ölüm Bahçesi, 1956) ve Los ambiciosos (El Pao'da Ateş Yükseliyor, 1959) adlarını taşıyan bu filmler faşist yönetimlere başkaldırı yöntemlerine değinir.[9] Ölüm Bahçesi, kasabadaki çatışmadan kaçan bir rahip, tacir, fahişe ve sağır dilsiz bir kızdan oluşan bir grubun balta girmemiş bir ormandaki macerasını anlatır.[9] Üçlemenin son filmi El Pao'da diktatörlüğe bireysel karşı çıkışın yetersizliğini vurgular.[9]

Yönetmen dinsel konulara eğilen birçok filmi bulunur.[9] Cannes Film Festivali'nde Altın Palmiye kazanan Nazarín (1958) yoksullara destek veren Meksikalı örnek bir rahibin, elini kana bulayan bir fahişeye arka çıkınca kilise yetkililerince dışlanmasını anlatır.[9] Cannes Film Festivali'nde Altın Palmiye kazanan Viridiana (1961) amcası tarafından tecavüze uğradığını sanan bir rahibe adayının, amcasının intiharından sonra, malikanelerinin kapısını yersiz yurtsuzlara açarak Tanrı'ya hizmet etmek istemesini konu edinir.[10] Venedik Film Festivali'nde Gümüş Aslan Ödülü kazanan Simón del desierto (Çöllerin Simon'u, 1965) İsa döneminde çölde bir sütunun üstünde yaşayarak vaazlar veren havarinin kadın kılığına giren şeytanla birlikte New York'ta bir gece kulübüne giderek rock and roll yapanları izler.[10] La Vía Láctea (Samanyolu, 1969), Él (O, 1952) kilise karşıtı çizgisiyle dikkat çekerken Santiago de Compostela'ya hac ziyareti yapmak için Paris'ten yola çıkan biri yaşlı, biri genç iki kafadarın yolculuğunun üstünden İsa-Tanrı özdeşleşmesi, Meryem'in hamile kalışı, özgür irade ve şeytanın kimliği gibi konulara değinir.[7]

Fransa'da renkli olarak çekilen ve Venedik Film Festivali'nde Altın Aslan kazanan Belle de Jour (Gündüz Güzeli, 1966) cinsellikten zevk almayan saygın bir aile kadınının, kendisini aşağılama içgüdüsünün dürtüsüyle gündüzleri Paris Operası dolaylarında bir randevu evinde çalışırken karşılaşttığı fetişizmden nekrofiliye çeşitli cinsel sapkınlıklarına değinir.[10]

Buñuel’in en İspanyol filmi sayılan Tristana (Seni Sevmeyeceğim, 1970) İspanya’daki Toledo gibi eski kimliğini korumuş bir kentte çekilip Franco'nun getirdiği düzenin yol açtığı toplumsal çürümeyi vurgular.[10] Başyapıtı sayılan bu filmde soylu bir erkeğin koruması altındaki yetim genç kıza tecavüz etmesi üzerinen Kilise, gelenekler ve burjuva ahlak anlayışı üzerine siyasal göndermeleri vardır.[10]

Buñuel’in son dönem filmleri olan El angel exterminador'u (Mahvedici Melek, 1962) ve En İyi Yabancı Film Oscarı kazanan El discreto encanto de la burguesía (Burjuvazinin Gizli Çekiciliği, 1972), El fantasma de la libertad (Özgürlüğün Hayaleti, 1974) ve Ese oscuro objeto del deseo (Arzunun Şu Karanlık Nesnesi, 1977) burjuvazinin içine sıkıştığı kısırdöngüyü vurgular.[11]

Çağdaş dönem[değiştir | kaynağı değiştir]

Franco rejiminin sansürü, 1973 yılının ilk aylarında on binlerce İspanyolun, Paris'te Son Tango'yu görebilmek için, Pireneler'in öbür tarafındaki Fransız kenti Perpignan'a gitmesine yol açmıştı.[11] Franco'nun ölümü (1975) kırk yıl süren rejimin "Familia-Religión-Ejercito" (Aile-Din-Ordu) öncelikli kültürel baskısının da gevşemesi sonucunu doğurdu. Yasaklanan yerli ve yabancı filmler gösterime girmeye başlarken .... Çoğu sinema öğrenimi görmüş olan bu yönetmenlerin İtalyan Yeni Gerçekçiliği ve Fransız Yeni Dalgası akımlarından etkilenerek ... Daha önce Franco döneminde kalıplaşmış sinemanın dışında bir sinema anlayışı geliştirmek amacıyla ortaya çıkan, Joaquin Jorda'nın öncülüğündeki Escuela de Barcelona (Barselona Okulu) geniş kitlelerle bağlantı kurmayı başaramamıştı. Yeni yönetmenler ise bu engeli aşmayı bildiler.[11]

Buñuel, Bardem, Berlanga, Saura gibi daha önce ele alınan yönetmenler bir yana bırakılırsa, Franco sonrasında dikkati çeken ilk yönetmenlerin başında, Las largas vacaciones del 36 (1936'nın Uzun Tatilleri, 1976) ile ilk kez küçük burjuvazinin bakış açısından iç savaşa değinen Jaime Camino gelir.[11] Yönetmen La vieja memoria (Yaşlı Bellek, 1977), Luces y sombras Velasquez'in Prado'daki bir tablosu ile ilgili bir film çekmek isteyen bir yönetmenin (Işık ve Gölge, 1988), iç savaş yıllarını bir kız çocuğunun gözlerinden veren El espíritu de la colmena (Arı Kovanının Ruhu, 1973), El sur (Güney, 1983) ve El sol del membrillo (Ayva Güneşi, 1992).[11]

Kırsal kesimin terk edilmişliğini dokuz bölümde gündeme getiren Nuove Cartas a Berta (Berta'ya Dokuz Mektup, 1965) ile dikkati çekmiş olan Basilio Martín Patino, Queridísimos verdugos'ta (Sevgili Cellatlar, 1974) yalın bir gerçekçilikle üç işkencecinin portresini aktardı.[11] Caudillo (Reis, 1976) haber ve belge filmlerinden yararlanarak bir Franco portresi çizdi.[11]

Fernando Fernán Gómez'in yönettiği Mi hija Hildegart'ın (Kızım Hildegart, 1977) feminist içeriği İspanyol sineması için önemli bir yenilik oluşturdu.[9] Emilio Martínez-Lázaro'nun yönettiği Las palabras de Max (Max'ın Sözleri, 1977) ile José Luis García Sánchez'in yönettiği Las truchas (Alabalık, 1977) Berlin Film Festivali'nde Altın Ayı Ödülü'nü paylaştılar.[7] İlk film günümüz insanının yalnızlığını ve iletişimsizliğini ele alıyordu.[7] İkinci film ise siyasal göndermeler de içeren bir güldürü oldu. Emilio Martínez-Lázaro Sus Anos Dorados (Altın Yılları, 1980), Lulú de noche (Gecenin Lulu'su, 1985), Amo tu cama rica (Güzel Yatağını Seviyorum, 1991) ve Carreteras secundarias (Arka Yollar, 1997) gibi düzgün filmler çekti.[7] Jaime Chavarri El Desencamo'da (Büyünün Bozulması, 1976) Franco döneminin ünlü şairi Leopoldo Panero'nun yakınlarının içlerini dökmesini sağladı. Manuel Gutierrez Aragon Berlin Film Festivali'nde Gümüş Ayı Ödülü kazanan Camada negra (Kara Sürü, 1976) adlı filminde sağcı gençlerin şiddet gösterilerini ele aldı.[7] Demonios en el jardín (Bahçedeki Şeytanlar, 1983) Franco döneminde kırsal kesimde yaşananları konu edindi.[7] Malaventura (Talihsizlik, 1988) bir cinayete tanık olan bir gencin katille dost olmasını konu edindi.[7] Semana santa (Kutsal Hafta, 1992) Paskalya sırasında Sevilla'da düzenlenen kutlamaları belgeledi. El caballero Don Quijote (Don Kişot, 2002) Cervantes'in kahramanını başarılı bir biçimde perdeye getirdi.[7] Jose Luis Garci, sürgünden dönen yaşlı bir yazarın Asturias bölgesindeki kasabasını ziyaret ederek eski günlerini anmasını duyarlıklı bir anlatımla konu edinen Volver a empazar (Başlangıca Dönmek, 1982) ile ülkesine ilk En İyi Yabancı Film Oscarı kazandırdı.[7]

Antonio Mercero bir ara İspanya'da gündeme gelen "Franco'nun dublörü mü var?" sorusunun karşılığını Espérame en el cielo (Cennette Buluşalım, 1987) adlı güldürüde aradı.[7] Franco döneminde bir Madrid barında toplanan aydınların yarım kalmış aşklarını, gerçekleşmeyen özlemlerini konu edinen La colmena (Arı Kovanı, 1982) Berlin Film Festivali'nde Altın Ayı Ödülü'nü kazandı.[7] Kırsal kesimin geri kalmışlığına değinen Los santos inocentes (Masum Azizler, 1983), La casa de Bernarda Alba (Bernarda Alba'nın Evi, 1986), El color de las nubes (Bulutların Rengi, 1997), Más allá del jardín (Bahçenin Ötesi, 1997), Las cartas de Alou'da (Alou'dan Mektuplar, 1990), En la ciudad sin límites döneme damgasını vuran filmler arasındadır.[7]

Alejandro Amenábar Tesis'te (Tez, 1995) bir sinema öğrencisinin yazdığı tezi konu edinerek gerçek ve kurmaca şiddet arasındaki ilişkiyi ele aldı.[7] Abre los ojos (Aç Gözlerini, 1997) ve La comunidad (Halkımız Avanta Peşinde, 2001) yabancılaşmayı konu edindi. Los otros (Diğerleri, 2001) ise büyük ilgi gören bir hayalet filmi oldu.[7]

Bigas Luna (1946-2013) Bilbao (1978), Jamón, jamón (1992), Huevos de Oro (Altın Toplar, 1995), La teta y la luna (Meme ve Ay, 1994), Bambola (1996) gibi filmlerde cinsellikle güldürüyü ustalıklı bir biçimde bağdaştırdı.[7]

Vicente Aranda (1926-2015) 1960'ların ortasında ortaya çıkan ve Borges ve Cortazar gibi yazarlardan ve Saura'nın filmlerinden etkilenen Barselona Okulu'nun en önemli temsilcisi sayılır.[7] Fata Morgana (1966), Las crueles (Zalimler, 1968), El amante bilingüe (İki Dil Bilen Aşık, 1992) , Juana la Loca (Çılgın Juana, 2001), La mirada del otro (Çıplak Bakış, 1998), Tiempo de silencio (Sessizlik Zamanı, 1985) gibi filmlerden dışında yönettiği Amantes (Aşıklar, 1991) 1950'ler İspanya'sında iki kadın arasında kalan bir erkeğin öyküsünü ele alırken, cinsel tutkular ve erkeklerin korkaklığı üzerine kurulu bir melodram oldu.[7] Antonio Gala'nın romanından uyarlanan ve kimi bölümleri Türkiye'de çekilen La pasión turca (Türk Tutkusu, 1994) bir İspanyol kadının kocasıyla birlikte geldiği İstanbul'da bir Türke tutkulu bir biçimde bağlanmasını konu edindi.[7] Yönetmenin en başarılı filmi sayılan Libertarias (1996) iç savaş yıllarında bir geneleve sığınmak zorunda kalan bir rahibenin serüvenin işledi.[7]

Ventura Pons (d. 1945) Ocaña, retrato intermitente (Ocaña Kesintili Portre, 1977) adlı belgeselle ünlendi.[7] Quim Monzó'nun öykülerinden uyarlanan El porqué de las cosas (Herşeyin Aslı, 1994), Actrices (Oyuncular, 1996), Josep Maria Benet i Jornet'in bir oyunundan uyarlanan ve ölümün eşiğindeki bir erkeğin yakınlarına ahlaki ilkeler içeren bir vasiyetname yazmasını ele alan Amic/Amat (Sevgili / Dost, 1998), Morir (o no) (Ölmek ya da Ölmemek, 1999) ve yıllarca gişecilik yaptığı sinema yıkılınca emekli olan orta yaşlı bir kadının aşkı tanımasını anlatan Anita no pierde el tren (Anita Treni Kaçırmadı, 2001) ile tanınır.[7]

Pedro Almodóvar[değiştir | kaynağı değiştir]

Almodovár ile Penélope Cruz sık sık birlikte çalıştılar.

Folle... folle... fólleme Tim (Düz, Düz, Düz Beni Tim, 1978) gibi ilginç adlar taşıyan filmlerle büyük ilgi görmesiyle sinema kariyeri başlayan yönetmenin Laberinto de pasiones (İhtiras Labirenti, 1982) Madrid'in travestilerinin aşk öykülerini, Entre tinieblas (Koyu Karanlıkta, 1983) bir manastırda uyuşturucu kullanan rahibeleri, ¿Qué he hecho yo para merecer esto? (Bunu Hak Etmek lçin Ne Yaptım?, 1984) kocasını öldürmek isteyen iki çocuk annesinin öyküsünü, Matador (1985) orgazm sırasında erkekleri öldüren bir kadının sapkınlığını, La ley del deseo (Arzunun Kanunu 1986) bir erkeğin iki erkek arkadaşı arasında seçim yapmasını, Mujeres al borde de un ataque de nervios (Sinir Krizinin Eşiğindeki Kadınlar, 1987) ise Madrid'li üç kadının öyküsünü anlatır.[11]

¡Átame! (Bağla Beni, 1990) psikolojik tedavi gören bir erkeğin (Antonio Banderas) erotik filmlerde oynayan bir kadın oyuncuyu karyolaya bağlamasıyla başlayan aşkı anlatır.[11] Tacones lejanos (Yüksek Topuklar, 1992) ünlü pop şarkıcının yıllar sonra Madrid'de televizyon sunucusu kızıyla buluşmasını konu edinir.[11] Kitle iletişim araçlarının yozlaşmasını konu edinen Kika (1994) hapisten çıkan tecavüzcü bir porno film yıldızının öyküsünü anlatır.[11]

Cannes Film Festivali’nde En İyi Yönetmen Ödülü kazanan Carne trémula (Çıplak Ten, 1997) gerçek aşkı, Todo sobre mi madre (Annem Hakkındaki Her Şey, 1999) bir kadının, eski kocasını aramasını, Hable con ella (Konuş Onunla, 2002) iki erkek arasındaki dostluğu, yalnızlığını, La mala educación (Kötü Eğitim, 2004) Franco dönemindeki öğrencilerin okullarda karşılaştıkları baskıları ve tacizleri perdeye getirdi.[11] Cannes Film Festivali'nde Penelope Cruz’e En İyi Kadın Oyuncu Ödülü'nü kazandıran Volver (Dönüş, 2006) ise aynı ailenin kadınlarının üç kuşak boyunca gözlemlenmesini konu edindi.[11]

Kaynakça[değiştir | kaynağı değiştir]

  1. ^ a b "Datos cinematográficos del mercado español" (PDF). Ministerio de Educación, Cultura y Deporte. 14 Temmuz 2018 tarihinde kaynağından (PDF) arşivlendi. Erişim tarihi: 14 Temmuz 2017. 
  2. ^ "Table 8: Cinema Infrastructure - Capacity". UNESCO Institute for Statistics. 5 Kasım 2013 tarihinde kaynağından arşivlendi. Erişim tarihi: 5 Kasım 2013. 
  3. ^ "Table 6: Share of Top 3 distributors (Excel)". UNESCO Institute for Statistics. 11 Haziran 2007 tarihinde kaynağından arşivlendi. Erişim tarihi: 5 Kasım 2013. 
  4. ^ a b "Table 1: Feature Film Production - Genre/Method of Shooting". UNESCO Institute for Statistics. 5 Kasım 2013 tarihinde kaynağından arşivlendi. Erişim tarihi: 5 Kasım 2013. 
  5. ^ a b c Stone, Rob (2002). Spanish cinema. Harlow, İngiltere: Longman. ISBN 978-0582437159. 
  6. ^ Labanyi, Jo (2013). A companion to Spanish cinema. Chichester, Birleşik Krallık: Wiley-Blackwell. ISBN 978-1119170136. 
  7. ^ a b c d e f g h i j k l m n o p q r s t u v w x y z aa ab ac ad ae af ag ah ai aj ak al Faulkner, Sally (2013). A history of Spanish film: cinema and society, 1910-2010. Londra. ISBN 978-0826416667. 
  8. ^ a b c d e f g h i j k l m n o Hopewell, John (1986). Out of the past: Spanish cinema after Franco. Londra. ISBN 978-0851701882. 
  9. ^ a b c d e f g h i j Faulkner, Sally (2004). Literary adaptations in Spanish cinema. Londra: Tamesis. ISBN 978-1855660984. 
  10. ^ a b c d e Alvarez, Inmaculada (2009). 100 years of Spanish cinema. Malden, MA: Wiley-Blackwell. ISBN 978-1405184205. 
  11. ^ a b c d e f g h i j k l m Marsh, Steven (2020). Spanish cinema against itself: cosmopolitanism, experimentation, militancy. Bloomington, Indiana. ISBN 978-0253046314.