Tarih: Revizyonlar arasındaki fark

Vikipedi, özgür ansiklopedi
[kontrol edilmiş revizyon][kontrol edilmemiş revizyon]
İçerik silindi İçerik eklendi
Kuntra (mesaj | katkılar)
78.190.228.121 tarafından yapılan 24050261 sayılı değişiklik geri alınıyor. Neden: Rastgele değişiklik.
Etiket: Geri al
Akonloney (mesaj | katkılar)
Tarihin konularını ekledim .
Etiketler: Geri alındı Görsel Düzenleyici Mobil değişiklik Mobil ağ değişikliği
15. satır: 15. satır:


''Tarih'' sözcüğünün [[Batı dünyası|Batı]] dillerindeki ortak karşılığı, {{dil|grc|ἱστορία}}, ''historiá'' (anlamı "soruşturma") teriminden türemiştir.<ref name=JosephJanda>{{Kitap kaynağı|editör1-soyadı =Joseph |editör1-ad =Brian|editör2-soyadı =Janda |editör2-ad =Richard| özgünyıl= 2004| başlık =The Handbook of Historical Linguistics| yayıncı =Blackwell Publishing| sayfa =163| isbn =978-1-4051-2747-9| yıl =2008}}</ref> [[İyonya]] lehçesinde ''bildirme'', ''haber alma yoluyla bilgi edinme'' anlamlarında kullanılan kelime, Attika lehçesinde görerek, ''tanık olarak bilme'' anlamlarının yanı sıra çok daha geniş bir anlam içeriğiyle [[fizik]], [[coğrafya]], [[astronomi]], [[bitki]] ve [[hayvan]] bilgisi ve hatta giderek doğa bilgisini kapsayacak şekilde kullanılmıştır. [[Edward Hallett Carr|Edward Carr'ın]] tanımıyla tarih, "doğrulanmış olgular kümesi"nden başka bir şey değildi.<ref>Edward Halett Carr, What is History?</ref>
''Tarih'' sözcüğünün [[Batı dünyası|Batı]] dillerindeki ortak karşılığı, {{dil|grc|ἱστορία}}, ''historiá'' (anlamı "soruşturma") teriminden türemiştir.<ref name=JosephJanda>{{Kitap kaynağı|editör1-soyadı =Joseph |editör1-ad =Brian|editör2-soyadı =Janda |editör2-ad =Richard| özgünyıl= 2004| başlık =The Handbook of Historical Linguistics| yayıncı =Blackwell Publishing| sayfa =163| isbn =978-1-4051-2747-9| yıl =2008}}</ref> [[İyonya]] lehçesinde ''bildirme'', ''haber alma yoluyla bilgi edinme'' anlamlarında kullanılan kelime, Attika lehçesinde görerek, ''tanık olarak bilme'' anlamlarının yanı sıra çok daha geniş bir anlam içeriğiyle [[fizik]], [[coğrafya]], [[astronomi]], [[bitki]] ve [[hayvan]] bilgisi ve hatta giderek doğa bilgisini kapsayacak şekilde kullanılmıştır. [[Edward Hallett Carr|Edward Carr'ın]] tanımıyla tarih, "doğrulanmış olgular kümesi"nden başka bir şey değildi.<ref>Edward Halett Carr, What is History?</ref>

'''Tarihin konusu''', zaman içinde yeryüzündeki insan faaliyetleri, farklı etkilerle meydana gelen değişimler ve insan eylemlerinin sonucunda ortaya çıkan eserlerdir. Ayrıca doğa olayları, sonuçları itibariyle insanları etkilediğinden tarihin konusu içerisinde yer alır.

Örneğin Orta Asya’da yaşanan kuraklık ve kıtlık tarihin konusu değilken bu doğa olayı sonucundaki göçler tarihin konusu olabilir. Kısaca tarihin konusu insandır ve insanın olmadığı yerde tarih de olmaz.

İnsanların her türlü faaliyeti tarihin konusunu oluşturur. Daha geniş anlamda tarih, geçmişte yaşayan insanların siyasi, sosyal, kültürel, ekonomik vb. faaliyetlerini konu edinir.

İnsan unsuru ile birlikte coğrafi olayların ortaya çıkardığı bazı sonuçlar da tarihin ilgi alanına girer. Büyük depremler, tufanlar, kuraklıklar, salgın hastalıklar gibi felaketler tarihin akışını etkilemektedir.

Örneğin; deprem, coğrafyanın konusu iken depremin meydana geldiği bölgedeki binlerce insanın hayatını kaybetmesi, iskân yerlerini terk etmesi, tarihin konusunu teşkil eder.

Hayat içerisinde tek tek meydana gelen değişmelere olay denir. Olgu ise aynı türdeki olayları bir bütün olarak anlatmak için kullanılan bir kavramdır. Olgu, olaya göre daha soyut ve geneldir. Belli bir yer ve zaman söz konusu değildir.

Olayı olgudan ayıran diğer önemli bir özellik ise olayın başlangıç ve bitiş tarihinin belli olmasıdır. Olaylar belli bir süre içerisinde meydana gelir; Anadolu’nun fethi, Kurtuluş Savaşı, Lozan Barış Antlaşması tarihî olaya örnek olarak gösterilebilir. Olgu genellik ve süreklilik gösterir. Anadolu’nun Türkleşmesi, Türkiye’nin çağdaşlaşması tarihî olguya örneklerdir. O hâlde kısa sürede olup biten işler olay, uzun bir zaman diliminde oluşan durumlar ise olgudur.

Tarih konusu üzerinde, Alman filozof Karl Marx tarafından geliştirilen materyalizm görüşü de önemli yer tutmaktadır. Materyalizmin tarih konusundaki bu görüşüne tarihsel materyalizm denir.

'''Tarihin konusu kısaca'''; İnsanoğlunun meydana getirdiği faaliyetler, değişimler ve eserlerdir.


==Tarihi kaynaklar ve yöntemler==
==Tarihi kaynaklar ve yöntemler==

Sayfanın 06.18, 20 Kasım 2020 tarihindeki hâli

"Tarih disiplininin babası" olarak görülen Herodot (MÖ 484 – MÖ 425)
Geçmişlerini hatırlayamayanlar, onu tekrar yaşamaya mahkûmdur.[1]

George Santayana

Tarih veya geçmiş, geçmiş zamanın incelenmesidir.[2][3] "Tarih" veya "geçmiş", geçmiş zamanda olan olayların incelenmesinin yanı sıra, bu olaylarla ilgili bilgilerin keşfi, toplanması, organizasyonu, sunumu ve yorumlanması ile de ilgilenen bir şemsiye terimdir.[4]

İnsan veya insan-dışı farkı gözetmeksizin, yer ve zaman aralığının kestirildiği bir geçmiş zaman dilimde, sebep-sonuç ilişkisi kurup, belge ve bulgular eşliğinde bilgiler toplayan bir akademik disiplin olan tarih, herhangi bir bilim kümesine dahil edilmez; çünkü tarih / geçmiş, her alanın geçmişini inceleyebilecek kadar geniş bir disiplindir. İnsanlık geçmişi söz konusu olduğunda, yazının icadından önceki zamanlara 'tarih öncesi' veya 'geçmiş öncesi' denir.

Tarihî veya geçmişsel inceleme, geçmiş zamandaki olaylara ilişkin tüm bilgilerin, olayların vuku bulduğu dönemin şartları göz önüne alınarak, mümkün olduğunca nesnel bir şekilde sunulması ile oluşur. Tarih, yaşanan olayların bir daha yaşanabilmesi gibi bir olasılık olmadığından doğa bilimlerindeki gibi deney ve gözleme dayanamaz.

Tarih sözcüğünün Batı dillerindeki ortak karşılığı, Grekçeἱστορία, historiá (anlamı "soruşturma") teriminden türemiştir.[5] İyonya lehçesinde bildirme, haber alma yoluyla bilgi edinme anlamlarında kullanılan kelime, Attika lehçesinde görerek, tanık olarak bilme anlamlarının yanı sıra çok daha geniş bir anlam içeriğiyle fizik, coğrafya, astronomi, bitki ve hayvan bilgisi ve hatta giderek doğa bilgisini kapsayacak şekilde kullanılmıştır. Edward Carr'ın tanımıyla tarih, "doğrulanmış olgular kümesi"nden başka bir şey değildi.[6]

Tarihin konusu, zaman içinde yeryüzündeki insan faaliyetleri, farklı etkilerle meydana gelen değişimler ve insan eylemlerinin sonucunda ortaya çıkan eserlerdir. Ayrıca doğa olayları, sonuçları itibariyle insanları etkilediğinden tarihin konusu içerisinde yer alır.

Örneğin Orta Asya’da yaşanan kuraklık ve kıtlık tarihin konusu değilken bu doğa olayı sonucundaki göçler tarihin konusu olabilir. Kısaca tarihin konusu insandır ve insanın olmadığı yerde tarih de olmaz.

İnsanların her türlü faaliyeti tarihin konusunu oluşturur. Daha geniş anlamda tarih, geçmişte yaşayan insanların siyasi, sosyal, kültürel, ekonomik vb. faaliyetlerini konu edinir.

İnsan unsuru ile birlikte coğrafi olayların ortaya çıkardığı bazı sonuçlar da tarihin ilgi alanına girer. Büyük depremler, tufanlar, kuraklıklar, salgın hastalıklar gibi felaketler tarihin akışını etkilemektedir.

Örneğin; deprem, coğrafyanın konusu iken depremin meydana geldiği bölgedeki binlerce insanın hayatını kaybetmesi, iskân yerlerini terk etmesi, tarihin konusunu teşkil eder.

Hayat içerisinde tek tek meydana gelen değişmelere olay denir. Olgu ise aynı türdeki olayları bir bütün olarak anlatmak için kullanılan bir kavramdır. Olgu, olaya göre daha soyut ve geneldir. Belli bir yer ve zaman söz konusu değildir.

Olayı olgudan ayıran diğer önemli bir özellik ise olayın başlangıç ve bitiş tarihinin belli olmasıdır. Olaylar belli bir süre içerisinde meydana gelir; Anadolu’nun fethi, Kurtuluş Savaşı, Lozan Barış Antlaşması tarihî olaya örnek olarak gösterilebilir. Olgu genellik ve süreklilik gösterir. Anadolu’nun Türkleşmesi, Türkiye’nin çağdaşlaşması tarihî olguya örneklerdir. O hâlde kısa sürede olup biten işler olay, uzun bir zaman diliminde oluşan durumlar ise olgudur.

Tarih konusu üzerinde, Alman filozof Karl Marx tarafından geliştirilen materyalizm görüşü de önemli yer tutmaktadır. Materyalizmin tarih konusundaki bu görüşüne tarihsel materyalizm denir.

Tarihin konusu kısaca; İnsanoğlunun meydana getirdiği faaliyetler, değişimler ve eserlerdir.

Tarihi kaynaklar ve yöntemler

Tarihçiler araştırmalarında çok çeşitli kaynaklar kullanırlar. Bu kaynakların önem sırasına göre belirli bir hiyerarşi içinde sınıflanması ve yorumlanması tarihçinin temel çalışma yöntemidir.

Kaynakların Sınıflanması

Yazılı kaynaklar

Tarihçelerin temel kaynaklarını teşkil eder.

  • Arşiv belgeleri: kamuya ya da özel kişilere ait arşivlerde bulunan belgelerdir. Arşivler resmi kayıtlar, yazışmalar gibi çok çeşitli belgeleri içerir.
  • Yayınlanmış resmi belgeler: Döneme ait kanunlar, kararnameler, kararlar
  • İncelenen döneme ait hatıralar, eserler, edebiyat çalışmaları
  • Dönemin basın-yayın organları (gazeteler, dergiler)

Sözlü kaynaklar

Sözlü tarihin en büyük kaynağı insandır. En önemli özelliği ise yine tarihin nesnesi olan insan unsurunu kendisine temel bilgi kaynağı olarak almasıdır.

Sözlü tarihin diğer kaynakları ise ; tarihî şiirler, hikâyeler, efsaneler, mitoslar, destanlar, menkıbeler, fıkralar ve atasözleri olmak üzere çeşitlendirilebilir.

Kalıntılar

Arkeolojik kazılarda elde edilen malzemelerdir. Taş, toprak, kemik ve çeşitli madenlerden yapılmış eşyalar, mağara resimleri, kabartmalar, mezarlar, heykeller bunlardandır.

Çizili, Sesli ve Görüntülü Kaynaklar

Bu kaynaklara; haritalar, planlar, taş plaklar, fotoğraf vs. örnek gösterilebilir. Ancak montaj yapılabilmesi kaset, cd, dvd vs. belgelerin yüzde yüz güvenilir olma özelliğini yitirmesine neden olmaktadır.

Birinci el kaynaklar

Tarihi olayın geçtiği döneme ait her türlü bulgudur.

İkinci el kaynaklar

Olayın geçtiği döneme yakın ya da o dönemin kaynaklarından yararlanılarak meydana getirilen eserlerdir.ve bu eserler daha uzun kalabilirler.

Yazılı ve sözlü kaynakların yeterli olmadığı durumlarda (ya da bu kaynakları tamamlamak amacıyla) fotoğraflar ve günlük eşyalar (örneğin Eski Yunan toplumu için vazo motifleri) birinci elden kaynak olarak tarih çalışmalarına temel oluşturabilir.

Kaynakların kullanımı

Tarih bilimi nesnel verilere, olgulara dayanan bir bilimdir, ancak nesnelliği bütünüyle yansıtması mümkün değildir. Tarihî çalışmaların birinci elden kaynaklara, arşiv belgelerine dayalı olması bu çalışmaların inceledikleri konu üzerine mutlak bilgi verdiği, son sözü söylediği anlamına gelmez. Bu durumun nedenleri kaynaklara bağlı (nesnel) ve tarihçiye bağlı nedenler olarak ikiye ayrılabilir:

  1. Arşiv belgeleri her zaman güvenilir bir kaynak teşkil etmez; örneğin resmi kayıtların henüz kaleme alındıkları sırada gerçekten uzak bilgiler yansıtmaları olasıdır. Tarihçi bu olasılıkları da göz önünde bulundurarak kaynaklara karşı eleştirel bir yöntem izler.
  2. Kullanılacak olan belgelerin seçimi, sunuş şekli, tarih çalışmasının amacı, tarihçinin kişisel siyasi-ideolojik tercihleri, tarihçinin eser verdiği dönemin siyasi-ideolojik koşulları gibi çeşitli nedenler, tarih yorumlarına etki eder. Dolayısıyla aynı arşiv belgelerinden yola çıkılarak farklı tarih yorumlarına ulaşılması olasıdır.

Tarih Yazıcılığı Çeşitleri

Thukydides büstü

Tarih yazma çeşitleri, dil özellikleri ve anlam bakımından birbirinden farklılık gösterir ve üç çeşit tarih yazıcılığı vardır. Bunlar:

Hikayeci Tarih Yazıcılığı

Bu tarz ilk olarak eski Yunan'da ortaya çıkmıştır. Başlangıçta ağızdan ağza dolaşan hatıralar şairler tarafından nazım tarzında söylenmekte ve bunlara "epos" adı verilmekteyken, Logograflar tarafından hikâyeleştirilerek nesre çevrilmişler ve arşivlerdeki malzemenin de ilavesiyle içlerine birtakım gerçekler de karışmıştır. Fakat yine de, Strabon'un ifadesiyle bunlar "epos" olmaktan kurtulamamışlardır. Logografların eserleri ne edebi, ne de tarihi eserlerdir. Sadece ilmi araştırma yolunu açan "basit kronikler"dir. "Tarihin Babası" adıyla bilinen Herodotos her ne kadar Logografların yolundan gitmişse de, insanı merkez haline getirmiş olması ve kavrayış üstünlüğüyle onlardan ayrılır. Herodotos da hikâyeci tarih tarzını kullanmıştır. Fakat olayları peş peşe sıralamakla kalmamış, onları bir düzen içinde nakletmiş ve bir kompozisyon örneği vermiştir. Eserinde az da olsa siyasi görüşler vardır. Tenkit düşüncesine sahip olmamakla birlikte, gördükleri ile duydukları arasında bir ayrım yapmıştır.

Öğretici Tarih Yazıcılığı

Geçmiş olaylardan ders almak, gelecekteki yolu doğru çizebilmek, okuyucuya ahlaki ve millî duygular aşılayabilmek maksadıyla yazılan bu tarz eserler, öğretici bir mahiyet arz ettiklerinden "öğretici" veya "pragmatik" denilen tarihçilik akımı içinde yer alırlar. Bu tarzın önderliğini yapan kişi Thukydides (Tukididis)'tir. Gerçek anlamda tarihçilik, onun "Pelopennesoslular ile Atinalıların Savaşı" adlı eseriyle başlamıştır. Bu eser sadece edebi bakımdan değil, metot ve zihniyet bakımından da daha önceki eserlerden çok farklıdır. Bu fark, eserin gerek konu, gerekse muhtevasında kendini göstermektedir. Eser zaman ve mekân bakımından sınırlandırıldıktan başka, sadece müellifin yaşadığı devrin olaylarına tahsis edilmiş; devlet, tarihi realitenin merkezi olarak görülerek, esas yerine getirilmiştir. Devlet düşüncesinin esasını siyaset teşkil etmesi dolayısıyla da Thukydides (Tukudides ) bir siyasi tarih yazıcısı olmuştur. Thukydides (Tukudides ) yetişme tarzı sebebiyle de, araştırmaya yeni bir anlam getirmiştir. Bu da "siyasi öğretim de faydalı olmak"tır. Böylece ilk defa olarak tarih biliminin sosyal bilimler içindeki yeri de tayin edilmiştir. Burada amaç, faydalı olmak, tarih yoluyla tecrübeyi arttırıp bilgiyi çoğaltarak geliştirmek ve insanı başarılı kılmaktır. Bunun şartları ise:

  • Gerçeğe tamamen sadık kalmak,
  • Olay ve durumları anlatırken, aralarındaki ilişkiyi ortaya koymaktır.

Geçmişi öğrenerek, bu bilgilere dayanarak şu anki durum ve gelecek hakkında hüküm vermek anca bu şekilde mümkündür. Tarih yazıcılığında bu tür, Thukydides (Tukudides ) ’ten sonra diğer eski Yunan ve Roma tarihçilerince de benimsenmiş; Polybios, Plutarkhos, Tacitius, Machiavelli gibi yazarlar onun izinden gitmişlerdir. Pragmatik tarih yazıcılığının en belirgin özelliği, tarihte ün yapmış şahsiyetlere geniş yer verilmesi, bu kişilerin idealleştirilmesi, hatta adeta insanüstü varlıklar haline getirilmesidir. İslam tarihçiliğindeki "Siyer" kitapları bu tarza örnek olarak gösterilebilir. Thukydides'in açtığı çığır, tarihi gerçekleri ortaya koymak hedefini güttüğü halde, örnek olmak prensibiyle de hareket ettiğinden, bunu benimseyen müelliflerin eserlerinde hep zaferler ve parlak olayların işlenmesine özen gösterilmiş, başarısızlıklar ve hayal kırıklıkları karşısında sessizlik tercih edilmiştir. Bu da öğretici tarzın en büyük zaafını teşkil etmiştir.

Araştırmacı Tarih Yazıcılığı

Olayların sebeplerini ve sonuçları derinlemesine inceleyerek, yer ve zaman bakımından dönemin toplumsal, ekonomik yapılarını, iklim ve diğer bütün şartları detaylı şekilde düşünerek, olayları sadece tek bir sebebe bağlamadan sade şekilde anlatılması tarzıdır.19. yüzyılda ortaya çıkmıştır.

Diğer Bakışlar

Tarih konusu üzerinde, Alman filozof Karl Marx tarafından geliştirilen materyalizm görüşü de önemli yer tutmaktadır. Materyalizmin tarih konusundaki bu görüşüne tarihsel materyalizm denir.

Tarihin yararlandığı bilimler

  1. Arkeoloji: Özellikle yazının olmadığı dönemlerdeki koşullar hakkında bilgi sağlamasıyla tarihçilerin yararlandığı bilimdir.
  2. Antropoloji: İnsanları, insan davranışlarını ve toplumları inceleyen bilimdir.
  3. İktisat: Ekonomik olayların kanunlarını ortaya koyan iktisat bilimi geçmişteki olayların iktisadi sebeplerinin anlaşılması konusunda tarihçilere ışık tutar.
  4. Filoloji: Dil bilimidir. Eski kaynakların çevrilmesi ve incelenmesi konularında tarih bilimine yardımcı olur.
  5. Nümizmatik: Eski paraları inceler.
  6. Heraldik: Armaları, mühürleri, unvanları, bayrakları inceler.
  7. Felsefe: Tarihteki olaylarda dönemin felsefesini bilmek ve düşünce yapısını öğrenmek tarihçinin olayları daha derin anlayabilmesini sağlar.
  8. Epigrafi: Taş ve mermer kitabelerin üstündeki yazıları inceler.
  9. Kronoloji: Tarihi olayların zaman içerisindeki yerini belirleyen, sıralayan ve düzenleyen bilimdir.
  10. Sosyoloji: Toplumu incelemesiyle tarihi olaylardaki toplumların özelliklerinin bilinmesi konusunda tarih bilimine yardımcı olur.
  11. Etnografya: Toplumun örf, adet ve geleneklerini inceler.
  12. Paleografya: Eski yazıları inceleyen bilim dalıdır.Yazılı kaynakların anlamlaştırılması bağlamında tarihçilerin faydalandığı bir bilimdir.
  13. Coğrafya: Tarihçi olayları daha iyi anlamak için geçtiği yeri bilmek zorundadır. O yerin dağlarını, nehirlerini, toprak özelliklerini gibi bilgileri ona coğrafya bilimi verir.
  14. Diplomasi: Resmi belgeleri inceleyip, sınıflandırarak tarihçiye yardımcı olur.
  15. Toponomi: Yer adları bilimi
  16. Onomastik: İsim bilimidir.
  17. Psikoloji: İnsanların ruhi durumunu ve karakterini inceleyen bilimdir.
  18. Siyaset: Tarihsel olarak bir toplumun incelenmesi ve toplumun tarihsel açıdan gelişimini sağlamak için tarih biliminden yararlanılır.
  19. Kimya: Karbon 14 deneyi ile bulguların hangi döneme ait olduğunu inceler.

Ayrıca bakınız

Kaynakça

  1. ^ George Santayana, "The Life of Reason", Volume One, p. 82, BiblioLife, 978-0-559-47806-2
  2. ^ "History Definition". 2 Şubat 2014 tarihinde kaynağından arşivlendi. Erişim tarihi: 21 Ocak 2014. 
  3. ^ "What is History & Why Study It?". 1 Şubat 2014 tarihinde kaynağından arşivlendi. Erişim tarihi: 21 January 2014. 
  4. ^ Arnold, John H. (2000). History: A Very Short Introduction. New York: Oxford University Press. ISBN 019285352X. 
  5. ^ Joseph, Brian; Janda, Richard, (Ed.) (2008) [2004]. The Handbook of Historical Linguistics. Blackwell Publishing. s. 163. ISBN 978-1-4051-2747-9. 
  6. ^ Edward Halett Carr, What is History?

Dış bağlantılar