Değişiklikler

Gezinti kısmına atla Arama kısmına atla
31.965 bayt çıkarıldı ,  3 yıl önce
Gerekçe: + telif hakkı ihlali (https://plastikevreleri.wordpress.com/2013/03/09/plastiklerin-insan-sagligina-etkisi-nedir/)
[[Kategori:Dielektrikler]]
[[Kategori:Plastikler| ]]
 
Plastiklerin İnsan Ve Çevre Sağlığı Açısından Tehlikesi
Prof. David Melzer tarafından yürütülen araştırmada, plastik kaplarda bulunan Bisfenol ABPA adlı maddenin kalp hastalıklarını arttırdığı ortaya çıkarılmıştır. Plastik kaplarda bulunan (BPA) maddesine maruz kalmanın kalp hastalıklarına yol açtığına dair önceki bulguları doğrulayan bilim insanları, bu maddenin şişelerde ve yiyecek paketlerinde kullanımının yasaklanması gerektiği savunulmaktadır. Amerikalı ve İngiliz bilim insanları, 2006 yılında Amerikan hükümetinin yaptığı ulusal beslenme araştırmasında elde eden bulgulardan yararlanarak yaptıkları araştırmada, idrarda yüksek oranda bulunan BPA’nın kalp kriziyle ilişkili olduğu ortaya konulmuştur. Ülkemizde: Prof. Dr. Selma Metintaş tarafından yapılan açıklamada; “plastik ve köpükten imal edilen bardaklardan uzun süre sıcak sıvı içenler kanser tehlikesiyle karşı karşıya kalabilir” denilmektedir. Kanserle Savaş Dairesi Başkanı Prof. Dr. Murat Tuncer tarafından yapılan açıklamada; “Olasılık nedeniyle çok sıcak ve gazlı içeceklerin bu bardaklarda sunulması sakıncalıdır” uyarısı yapılmaktadır. Türk Plastik Sanayicileri Araştırma, Geliştirme ve Eğitim Vakfı Başkanı Selçuk Aksoy ise “usulüne uygun olarak üretilmiş ve gerekli denetimleri yapılmış plastik bardaklar gönül rahatlığıyla kullanılabilir” denilmektedir.
 
Plastiklerin zararları büyük
Geri kazanılamayan plastik poşetler su kaynakları ve çöp sahalarında önemli yer kaplıyor. Özellikle atık maddeden üretilen siyah torbalar, insan sağlığını tehdit ediyor. Genellikle seyyar satıcı ve pazar esnafının kullandığı bu poşetler, pet şişe, kova ve tıbbi atık gibi maddelerin toplanarak tekrar işlenmesiyle üretiliyor. Artık maddelerin dönüştürülmesi sırasında şeffaflaştırma mümkün olmadığı için koyu tonlarda renklendirme yapılıyor.
Türk Gıda Kodeksi’ne göre, gıda maddelerinin hijyenik olmadan dönüştürülen koyu renkli torbalarda taşınması ve muhafaza edilmesi yasak. Siyah renkli naylon torbaların içinde barındırdığı mikroorganizmalar insan sağlığı açısından ciddi bir tehdit. Ancak şeffaf poşetlere göre daha ucuz olduğu için esnaf bunları tercih ediyor.
 
Bizde sadece siyah torba yasak
Türkiye’de siyah plastik torbayla mücadelede ilk adım İstanbul Büyükçekmece Belediyesi’nden geldi. Daha sonra Akçay, Bartın, Kocaeli, Kilis, Karasu, Samsun, Edirne belediyeleri de bu poşetleri yasakladı. İl ve ilçelerde, birbiri ardına gelen yasaklamalardan sonra, geçen eylül ayında Türkiye Belediyeler Birliği, encümen kararıyla ülke genelinde siyah poşet kullanımını toptan yasakladı.
Ancak bu sevindirici gelişmeye rağmen, halen bakkallarda ve pazarlarda siyah naylon torba kullanımına devam ediliyor. Tüketici dernekleri, yerel yönetimlerin pazaryerlerini denetleyip tüketiciyi kesekâğıdı kullanımına yönlendirmesinin önemine dikkat çekiyor.
Bir plastik torbanın kaliteli olup olmadığını kokusundan ve dokunulduğunda çıkardığı sesten anlamak mümkün. Kaliteli poşet kırıştırırken ses çıkarıyor. Kalitesiz poşetlerde katlandığında bu sesi duymak mümkün değil. Ayrıca kaliteli poşet kokusuz oluyor, kalitesizlerinse yaydığı kötü bir koku var.
Çukurova Üniversitesi Çevre Sorunları Araştırma ve Uygulama Merkezi’nin yaptığı araştırmaya göre kanserojen madde içeren siyah poşetlerin, doğada çözülmesi 1000 yıldan fazla zaman almakta. Mücadeleci çevre örgütlerinin yıllar süren girişimleri zaman zaman sonuç veriyor, ancak halen plastik poşetlerin sadece yüzde 1’i geri dönüştürülüyor, yüzde 99’u yüzlerce yıl doğada kalıyor.
 
A)BAZI PLASTİK EŞYALARIN ZARARLARI
 
A.1)Plastik Kapların Hayatımızdaki Yeri ve Zararları
 
PLASTİK KAP
 
Modern hayat, insana, tabiata ve çevreye pek çok şekilde hükmetti, yeni bir anlayış ve yaşayış tarzı türetti. Günümüzdeki yüksek tempolu hayat, paketlenmiş hazır gıda tüketimini artırdı ve bunun sonucu olarak uygun saklama şartlarının yanında, uygun paketleme ve saklama kaplarının seçilmesi gündeme geldi.
 
Ne yazık ki, yıllardır sıklıkla kullanılan plastik kaplar, gittikçe değişen ve gelişen ürünlerini yeni yüzleriyle piyasaya sürüyor. Pratik oluşu, az yer kaplayışı, daha da önemlisi ucuz oluşuyla hemen her mutfağa giriyor. Hatta gıda saklama ve paketleme malzemesi olarak gıda teknolojisinde de sık sık kullanılıyor.
 
Plastiklerin hammaddesi, doğal gaz, petrol ve kömürdür. Üretim aşamalarında doğrudan kullanıldıkları gibi bazı katkı maddeleriyle birlikte de kullanılabiliyor. Bu katkı maddeleriyle kullanıldıklarında esneklik, dayanıklılık, sıcaklığa mukâvemet, ultraviyole ışınlarına direnç gibi özellikleri artırılmış oluyor. Bunlardan da değişik ürünlerin îmâlatında faydalanılıyor. Öyle ki, şifalı olarak içtiğimiz bitki çaylarında bulunan hazır poşet paketleri bile bunlardan biridir. Sıcak suya attığımızda iyi bir çözücü olan sıcak su, kurutulmuş bitki tozunun yanında poşet ambalajın da çözülmesini sağlıyor. Böylece şifalı çay diye içtiğimiz çözeltiyle beraber toksik/zehirli birçok madde de vücuda girmiş oluyor. Demek ki plastikler, birtakım katkı maddeleriyle birlikte işlenirken, birçoğu ağır metaller içerdiğinden, insanlara toksik maddeler olarak geçiyor.
 
Plastikler içinde bulunan kimyasallar, gıda ile temas ettiklerinde gıdaya geçerler. Bu geçiş, yiyeceğin sıcaklığına göre değişiklik gösterir. Sıcaklığı arttıkça yiyeceğe geçiş daha yüksek, azaldıkça da daha az olur. Bu sebeple özellikle sıcak ve yağlı gıdaların plastiklerde saklanmasından kaçınılmalıdır. Bu kimyasalların gıdaya geçişleri, aynı zamanda plastiğin tipine bağlıdır.
 
Plastik kaplarda birden yediye kadar rakamlar içeren kodlar vardır. Plastiklerin tarif edilip sınıflandırılmasında kullanılan bu kodlardan en zararlıları üç, altı ve yedi numaraları içerenlerdir. Bu zararların başında alerjik etkiler, karaciğer hasarları ve kanser gelmektedir.Eskişehir Osman Gazi Üniversitesi Tıp Fakültesi Halk Sağlığı Anabilim dalı başkanı Prof. Dr. Selma Metintaş, yaptığı açıklamada günümüzde geniş bir kullanım alanı olan plastik bardakların kanser tehlikesi oluşturduğunu şu sözlerle ifade etmiştir“Plastik bardaklar içerisine konulan 70-90 derece sıcaklığındaki içeceklerin, içinde bulunduğu plastik malzemeyi ısı etkisiyle çözüp monomerlerine ayırmakta, tehlikeli sonuçlara yol açmaktadır.”
 
Monomerlerin insan sağlığına zararlarının bulunduğunu anlatan Prof. Dr. Metintaş, şöyle devam ediyor:
“Bu monomerler tehlikeli kanserojen malzemelerdir. Köpük bardakların ısıya dayanıklılığı daha yüksektir. Ancak, daha yüksek ısıdaki sıvılar, bu materyalin de çözülmesini sağlayabilir. Bu durumda yine monomerik gruplar, sıvıya geçecek ve oral (ağız) yolla bünyeye toksik madde alımı gerçekleşecektir. Şu anda plastik bardaklardaki sıcak içeceklerin bazı kimyasal reaksiyonlara yol açtığını biliyoruz. Plastik ve köpükten îmal edilen bardaklardan uzun süre sıcak sıvı içenler, kanser tehlikesiyle karşı karşıya kalabilir.”
Plastik kaplarda yoğurt mayalanmaması hakkında Ondokuz Mayıs Üniversitesi Fen Edebiyat Fakültesi Kimya Bölümü Başkanı Prof. Dr. İsmail Gümrükçüoğlu da şu önemli uyarılarda bulunmuştur:
“Yoğurt mayalamak için kaynamış sütü plastiğin içine döküyoruz. Plastiğin içine döktüğümüz süt, 100 santigrat derecededir ki, bu kaynayan su demektir. 100 santigratta plastik malzemenin bir kısmı çözünür, sütün içine geçer. Yoğurdun içindeki asit ise plastik malzemenin üretildiği maddeleri de eriterek çözüyor ve bu da yoğurdun içine geçiyor. Yoğurtta bu daha kolay çözülür. O bakımdan kesinlikle yoğurt mayalamak için plastik malzeme kullanılmamalıdır.”
Renkli poşetlerin de sağlık açısından zararlı olduğunu belirten Gümrükçüoğlu, özellikle siyah poşetlere yiyecek konulmaması uyarısında bulunuyor. Gümrükçüoğlu, plastiğin kalitesiz oluşunun, kötü kokusundan ve ıslak bir mendille silindiğinde mendile boya vermesinden anlaşılabileceğini de vurguluyor.
Plastiklerin yapımında kullanılan BPA kimyasalının, polikarbonat içecek şişelerinden insanların vücuduna geçtiği tespit edilmiştir. Bebekler için kullanılan plastik biberonlardan, su ihtiyacımızı karşıladığımız pet şişelere ve gıda saklama kaplarına kadar günlük hayatımızda kullandığımız pek çok plastik eşyanın taşıdığı sağlık riski, bu bilimsel bilgilerle âdeta skandal sayılabilecek boyutlara ulaşmaktadır. Bu risklerden bazıları şöyle sıralanıyor:
BPA’ya mâruz kalmış anne karnındaki ceninlerde, yeni doğmuş bebeklerde ve çocuklarda büyüme ve davranış bozuklukları ortaya çıkmaktadır. Polikarbonattan mâmül plastik şişe ve ambalajlardan tüketilen su ve gıda maddeleriyle birlikte vücudumuza giren BPA maddesi prostat, beyin gelişimi, kalp hastalıklarına, karaciğerde enzim bozukluklarına ve diyabet rahatsızlıklarına sebep oluyor. Polikarbonat, biberonlarla beslenen çocukları, erken cinsel olgunlaşmaya maruz bırakıyor, sperm üretiminde ciddi bir düşüşe sebep oluyor. Çünkü BPA maddesi, vücutta östrojen hormonunu taklit ediyor ve kadınlık hormonuna dönüşüyor! Erişkinlerde göğüs kanseri riski oluşturuyor.
Plastik kaplarla ilgili önemli bir husus da mikro dalga fırınlarda ısıtma işlemi yapılırken aslâ plastik kapların kullanılmaması gerektiğidir. Aksi hâlde sıcaklıkta plastik kaptaki kimyasal maddeler, yiyeceklere geçecektir. Yine üzeri plastik ambalajla kaplı yiyeceklerin mikrodalga fırınlarda ısıtılması durumunda plastikteki zararlı kimyasalların buhar yoluyla çözünerek gıdaya damlaması söz konusu olmaktadır. Bu da yiyeceğin zehirli toksinlerle birlikte yenmesine sebep olmaktadır.Yukarıdaki araştırmalara benzer daha birçok yeni araştırmalar, plastiklerden uzak durmanın gerekli olduğunu göstermektedir. Plastik ambalajların denizlerde dört yüz yıl, karalarda sekiz yüz yıl çürümeden kalıp bu süre boyunca suya ve toprağa zehir saçtığı bilinmektedir. Artık günümüzde bardağından tabağına, kaşığından çatalına, alış-veriş poşetlerinden saklama kaplarına varıncaya kadar sayamayacağımız ölçüde plastiklerin hayatımızın vazgeçilmezleri olduğu bir gerçektir.
 
Plastiğin her ne kadar çok geniş bir alana yayılan bir teknolojisi olsa da biz, mümkün olduğu kadar tercihlerimizi camdan porselene, ahşaptan çelik kaplara doğru yapmalıyız.
 
A.2)Plastik Torbaların İnsan ve Çevre Sağlığına Zararları
 
Amerikan doğa koruma kuruluşlarının araştırmalarına göre dünyada yılda beşyüz milyon ila bir milyar adet arasında plastik poşet kullanılmaktadır.
 
– Siyah poşetler genellikle, pet şişe, kova ve tıbbi atık gibi kirli malzemelerin çöplerden toplanıp işlenmesiyle üretilir; kusurları siyah renkle örtülerek tüketiciye sunulur. Renk sabitleştirmede kullanılan siyah boya bile tek başına çok tehlikeli olup kullanımı yasaklanmıştır. Ayrıca pütürlü yüzeyinde her türlü mikroorganizmanın yaşayabileceği, atıklardan yapılan poşetlerin kanserojen olma riski yüksektir. Ne yazık ki, ucuz siyah poşet, gıda satıcılarından çok tüketiciler tarafından tercih ediliyor. Tüketicilerin siyah poşet tercihinin bir nedeni “alan var, alamayan var” endişesiyle poşetteki gıdanın görünmesini istememeleridir. “Gıdayı saklayan mavi renk poşet kullanılsın” diye düşünülebilir, ancak atık malzemelerle yapılan poşetlerin mavi renkte yapılması mümkün değildir. Türk gıda kodeksine göre, atık plastik maddelerin hijyenik olmayan şekilde dönüştürülmesiyle elde edilen koyu renkli poşetlerin içinde gıda maddelerinin taşınması ve muhafaza edilmesi yasaktır. İstanbul, Ordu, İzmir, Kayseri, Kocaeli, Yalova, Antalya gibi illerde siyah poşetler yasaklanmış olup yasaklanan illerin sayısı giderek artmaktadır.
 
– Plastik poşetler, beyaz ya da albenili renklerde de olsalar karbon türevidir. Bu nedenle sıcaklık, gün ışığı vb. nedenlerle kimyasal değişikliklere uğrayabilirler. İnsan da karbon türevi bir varlık olduğundan doğal olarak etkileşimleri vardır.
 
– Plastikler ısıya çok duyarlıdır. Işık plastikte kimyasal değişikliğe yol açarak zamanla zehirli petro-polimerler oluşmasına sebep olur. Polimer maddeler yağ ile çözünüp kansorejen maddeye dönüşür. Plastik ambalajların zararı çevreye dağılarak kirletmekle sınırlı değildir. Örneğin PVC şişeler sıcak kalıplamayla yapılır. Bu işlem esnasında gaz haline dönüşen uzun zincirli klor bileşikleri sıkışarak şişe içinde kalır. Kanserojen özellik taşıyan klor gazı eser oranda da olsa çözülebilir ve yağlarda birikebilir.
 
– Işık altında kimyasal olarak daha küçük ve zehirli petro-polimerlere çözünen plastik poşetler, toprak ve suya geçerek toprak ve suyu zehirlerler . Bu mikroskopik zehirli parçacıklar böylece besin zincirine girerek doğal hayatın geleceğini tehdit ederler. Bu durumun küresel ısınma kadar tehlikeli olduğu söylenebilir.
 
– Denizlere her yıl milyonlarca kilo plastik poşet atılıyor. Dünya yüzeyinin henüz plastik çöplüğüne dönüşmemiş olmasının başlıca sebeplerinden biri deniz diplerinin çöplük olarak kullanılmasıdır.
 
– Çevreye saçılan plastik poşetler birçok hayvanın ölümüne yol açar. Plastik torbalar balina, yunus, fok gibi memeli hayvanların yanı sıra balıklar ve deniz kaplumbağaları gibi 200 farklı deniz canlısının hayatını tehdit eder. Çöpten beslenen kara hayvanları ve kuşlar da tehlike altındadır. Dünya Doğa Vakfı’na göre deniz hayvanları, atılan naylon poşetleri yiyecek sanıp yedikleri için, her yıl yüz binin üzerinde balina, fok, su kaplumbağası ve kuş ya sindirim sistemleri bozularak hastalanıyor ya da ölüyor. Karada ise inekler, keçiler ve öteki hayvanlar yem ararken genellikle plastik parçalarını da yerler. Bu nedenle hayvanlar hastalanıyor hatta ölüyor.
 
– Kimyasal maddeler içeren naylon poşetler, özellikle siyah olanlar, sadece toprağa değil, içlerine konulan sebze ve meyveler aracılığıyla insan sağlığına da zarar verebilirler. Özellikle incir, üzüm, çilek gibi poşetle temasta olabilen meyveler bu poşetlerde taşınmamalıdır.
 
– Plastik poşetlerin imhası sırasında çok tehlikeli gazlar açığa çıkar. Yapılan araştırmalara göre bir yılda sadece ABD’de 12 milyon varil petrol plastik poşet yapımı için kullanılıyor. Dört kişilik bir aile yılda 1460 adet kadar poşet kullanıyor. Ortalama olarak her insan her gün bir poşet kullanıyor ve atıyor.
 
Plastik poşetlerin azaltılması konusunda pratik öneriler
 
– Daha az plastik poşet kullanılmalıdır. Haftada sadece 2 poşet daha az kullanıldığında yılda asgari 100 poşet çöpe atılmamış olur.
 
– Alışverişlerde bez çanta, file, tekerlekli pazar çantası veya sepet kullanılmalıdır. Bu kişi başına haftada 6, ayda 24, yılda 288, 70 yıllık bir hayat süresinde 20 bin 160 daha az poşet kullanımı demektir. Türkiye’de her beş kişiden biri plastik poşet kullanmayı bırakırsa 70 yılda 37 milyar daha az plastik poşet tüketilir.
 
– Daha az kese kâğıdı tüketmek için, çantaya ayrı konması gerekmeyen ürünler beraber konulmalıdır. Ayrılmak istenen ürünler için ufak bez keseler edinilmelidir.
 
– Alışverişlerde kullanılmış kese kâğıtları ve naylon poşetler tekrar kullanılmalıdır. Sebze, meyve, et ve balık türü yiyecekler paketlenmiş halde alınmamalı, cam şişe içerisindeki içecekler tercih edilmelidir. Plastik poşetlerde satılan ürünleri satın almaktan kaçınmalıdır.
 
– Naylon poşet ve kese kâğıtlarının geri dönüşümü sağlanmalıdır.
 
– Çöp poşeti satın almak yerine artakalmış plastik poşetler çöp poşeti olarak kullanılmalıdır. Bir ton plastik poşet tekrar kullanıldığında 11 fıçı benzine denk enerji tasarruf edilmektedir.
 
– Plastik alışveriş poşetleri, petrol türevi bir termoplastik olan polietilen mamulüdür. Daha az plastik poşet kullanımı, daha az dışa bağımlılık demektir. Çin, sadece poşetleri paralı yapmakla, her yıl 37 milyon fıçı petrol tasarruf etmektedir.
 
– Apartman yöneticileri, geri dönüşüm kutuları koyarak, naylon ve plastik türevi maddeleri toplayıp satabilirler. Apartmanlarına az da olsa maddi gelir sağlayabilir, çevre kirliliğini önlemeye katkı yapabilirler.
 
– Çöpten plastik ürünleri toplayanların mikrop kapma risklerini azaltmak ve daha kolay toplamalarını sağlamak için plastik ürünler diğer atıklardan ayrı torbalanarak atılmalıdır.
 
A.3)PLASTİK ŞİŞE VE KAVANOZLAR
 
indirPlastik şişe ve kavanozlar birçok durumda cam, metal ambalajlara alter­natif oluştururlar. Bu durum özellikle kozmetik ürünler, otomotiv sana­yinde kullanılan çeşitli sıvılar ve diğer teknolojik ürünlerin ambalajlan­ması durumda geçerliliğini korur. Gıda sanayinde ise; plastik şişeler genellikle yenebilen yağlar, alkolsüz gazlı içecekler ve hardal, ketçap, sos gibi lezzetlendiricilerin ambalajı olarak kullanılır. Plastik kavanozlar, he­nüz büyük çapta gıda ambalajı olarak kullanılmıyor.
 
Plastik şişe ve kavanozlar iki evrede üretilir. Önce hamur hazırlanır, da­ha sonra bu hamur bitmiş ambalaja dönüştürülür. Hamurun elde edil­mesinde iki temel yöntem bulunur. Ekstrüzyon ve enjeksiyon kalıplama. Ekstrüzyon üfleme kalıplama yönteminde bir tek kalıba gereksinim du­yulur. Ekstrüde edilen hamur, henüz yumuşak bir kıvamda iken, kalıbın duvarlarına üflenerek gerekli ambalaj oluşturulur. Bu yöntem plastik şi­şe üretiminde en çok kullanılan yöntemidir. Kalıp için gerekli aletlerin maliyeti de oldukça düşüktür ve üretim hızı da yüksektir. Kulplu şişe üretimi olasıdır. 0,010 litreden 200 litreye kadar ambalajların üretiminde bu yöntemden yararlanılır.
 
Eğer hamur değişik iki ya da daha çok plastik katmanının bir diğerinin içinde ekstrüzyonu sonucu kalıbın içine üfleniyorsa buna koekstrüzyon denir. Bu yöntem ile 0,2 ile 30 litre arası ürünler elde edilir.
 
PVC ambalaj için özellikle ekstrüzyon gerdirerek (stretch) şişirme kalıp­lama yöntemi uygulanır. Bu yöntemde iki kalıptan yararlanılır. Birinci kalıpla hamur kabaca şekillendirilirken, ikinci kalıpta üflenerek ve ger­dirilerek son şeklini alması sağlanır. Bu yöntem PVC ambalajların özel­liklerini iyileştirmek için geliştirilmiş. 0,2 litre ile 2 litre arası ürünler el­de edilir. Üretilecek şişe şekli için birtakım sınırlamalar mevcut. Enjeksiyon şişirme kalıplama yönteminde; hamur ergimiş haldeki plastiğin bi­rinci kalıba püskürtülmesiyle şekillendirilir. Bunun takiben hamur ikinci bir kalıba aktarılarak üflenir ve son şeklini alması sağlanır. Bu yöntem plastik şişe ve kavanoz üretiminde en çok kullanılan ikinci yöntemdir. Enjeksiyon üfleme kalıplamada, kalıp için kullanılan aletlerin maliyeti oldukça yüksektir ve üretilecek şekil için birtakım sınırlamalar bulunur. Bu yöntemde kulp takılamaz. Aslında yüksek kaliteli perdahlanmış bir yüzey ve boyutta hassasiyet ile doğruluk gerektiren ambalaj üretimine çok uygundur. Üretilen ambalajın sınırları 0,020 litre ile 3 litre arasıdır. Gererek (stretch) üfleme kalıplama yönteminde hamur enjeksiyon kalıp­lama yöntemiyle elde edilir. Ve daha sonra üflenip gerdirilerek son şekli verilir. Bu yöntem ile, başka üfleme tekniklerinin uygulanması ile daha hafif ambalajlar üretilebilir. Donanım masraflarıysa oldukça yüksektir.
 
Üretim yönteminin seçimi, ambalajın büyüklüğüne, tasarımına, üretim hacmine ve maliyetine bağlıdır. Şişe ve kavanozların üretimi için en az bir kalıba gereksinim duyulur. Ve bu nedenle az miktarda yapılacak üre­timlerde birim maliyet çok yüksektir. Bunu önlemek için birçok üretici­de standart seri şişe ve kavanozlar mevcuttur ve bunlar stoktan sağlan­dıkları için toplam maliyeti oldukça düşüktür ve üzerlerine, müşterinin arzusunu göre, baskı uygulanabilir.
 
Şişe ve kavanozlar çok çeşitli özelliklere sahip farklı kalitede plastikler­den üretilir. Bu nedenle ambalaj kullanıcısı kendi ürününün gerçek ge­reksinimini ve bu ürünün ambalajlanacağı plastiğin özelliklerini bilmesi gerekir. Gıdayla direkt temas edecek plastik malzemenin ya önceden onaylanmış olması ya da onay alınması gereklidir. Birçok ülkede FDA ya da BGA’dan alınmış onay belgesi zorunludur. Darbelere karşı son dere­ce dayanıklı ve hafif rutubetli ortamda ya da ıslak elle kullanma duru­munda (şampuan deterjan v.b.) bir ambalajda olması arzu edilen özellik­lerdir. Bütün plastik şişelere şekil vermek cam şişelere oranla daha ko­laydır. Sap takmak gibi özellikler büyük bir mali külfet getirmez.
 
Plastik Şişe ve Kavanozlara BaskıPlastik şişe ve kavanozlara baskı uygulanabildiği gibi etiket de yapıştırılabilir. 1 – 3 renk serigraf baskı en çok uygulanan yöntemdir. Hacmi yak­laşık 0,3 litre olan bir plastik şişe için 2 renk serigraf baskı dekorlama maliyetinin analizi:
 
%60 şişe maliyeti.
 
%25 dekorlama maliyeti.
 
%15 kapak maliyeti.
 
PE Şişe ve Kavanozlar : HDPE ambalajlar, kokusuz olup gıda ile direkt temas etmesi tüm dünyada kabul görmüştür. HDPE ambalajlar, süt, sıvı deterjan, kozmetik, otomotiv sanayi için çeşitli kimyevi maddelerin am­balajı gibi birçok endüstriyel ürünün ambalajlanmasında kullanılır.
 
LDPE’ den üretilen şişeler ise, kozmetik, şahsi bakım ürünleri, ilaç ve hardal gibi ürünlerin ambalajlanmasında kullanılır.
 
PVC Şişe ve Kavanozlar : Bu ambalajlar, 60 oC üzerindeki sıvı ürünlerin ambalajlanmasında kullanılır. PVC şişe ve kavanozların tipik kullanım alanı; su, yemeklik sıvı yağ, kozmetik ürünleri, deterjan gibi ürünlerindir.
 
PP Şişe ve Kavanozlar : 120 °C kadar yüksek ısıya direnci nedeniyle, sterilizasyon ya da sıcak dolumun gerekli olduğu tıbbı malzeme ve fırın­lanabilir gıda ambalajı olarak kullanılır. PP şişe ve kavanozlar evde kul­lanılan kimyevi maddelerin, deterjan, şampuan, güzellik kremleri, meyve suları, şuruplar ve ilaçların ambalajlanmasında kullanılır.
 
PET Şişe ve Kavanozlar : PET şişe ve kavanozlar su, sıvı yemeklik yağ, gazlı içecekler, şarap, ilaç gibi ürünlerin ambalajı olarak kullanılır.
 
PEN Şişeler : Sıcak olarak doldurulan gazlı içeceklerin bira, şarap gibi alkollü içeceklerin ambalajı olarak kullanılır.
 
A.4)Çok Katlı (Koekstrüde) Şişeler
 
Plastik şişe ve kaplarda, istenilen bariyer özelliklere ulaşılabilmek için farklı polimer tabakalarının bir araya getirilmesi, koekstrüzyon yoluyla gerçekleşir. Bu çok katlı yapılarda bariyer özelliğini sağlayan katman ge­nellikle çok ince olur. Çok katlı şişe ve kavanozların üretilmesinde yay­gın olarak iki bariyer malzemesi kullanılır. Bunlar; EVOH (etilen vinil alkol), PVdC (poliviniliden klorid). Birçok kombinasyon olasılığına rağ­men, çoğu ticari kaplar, polipropilen ve ultra-yüksek bariyerli bir tabaka­dan meydana gelir. Bu iç tabaka, EVOH, PVdC ya da oksijeni üründen uzak tutan herhangi bir kopolimer olabilir. Diğer tabakalar için, tekrar işlemden geçer materyaller ve yüksek bariyerli reçineleri polyolefin destek tabakalarına bağlayan, yapıştırıcı katmanlardan yaralanır. Her ikisi de pahalı kopolimerlerdir. Bu nedenle PE ve PP gibi daha ucuz reçine­lerle birlikte kullanılır. PP ve PE’nin her ikisi de ambalajın nem bariyer özelliğini geliştirmek için kullanılır. Çok katlı şişelerin koekstrüzyonu, ekstrüzyon kafasının tasarımında odaklanan yüksek teknolojiye gereksi­nim duyar. Balon üfleyerek şekillendirme için bu teknolojiyle beş ya da altı katlı bir boru oluşturulur. Üretim, bir avuç belli başlı üfleyerek şekil­lendiricilerle sınırlandırılmış durumdadır. Halen en çok uygulanan üre­tim şekli altı katmandır. Çok katlı plastik kaplar, 1983 yılında kullanıl­maya başlandı. Bu kaplarda ambalajlanan ilk ürünler; ketçap ve barbekü sosuydu. Günümüzde çok katlı kapların kullanım alanları; çeşitli soslar, reçel, marmelat, jöleler, meyve suları. Çok katilliğin çok yönlülüğü, tasa­rımcıları değişik işlem ve depolama koşullarını karşılayabilecek, özel kaplar yaratmaya doğru yönlendiriyor. Plastik reçinelerin ve kopolimerler, ürünün özelliğine göre seçiliyor ve optimum performans elde etmek için katmanların sayısı arttırılır ya da azaltılır. Gıda ürünlerinin ambalaj­ları genellikle doldurulduktan sonra etiketlenir. Ancak, çok yapılarda kalıp içi otomatik olarak yapıştırılan etiketlerin kullanımı da olasıdır.
 
Sıcak doldurulan ürünlerde çok katlı plastik kapların kullanımı, özel ta­sarımları gerektirir. Sıcak ürün soğuduğu zaman kapların yan duvarlarını içe çekerek küçülebilir. Düz geniş alanlı özel dizaynlar ya da oval şekiller kullanıldığında, gözle görülür bir bozulma olmadan kap esneyebilir. Plastiğin esnekliğinden (özellikle sıcak olduğu zaman) dolayı, değişik bir kullanım gerekir. Şişeler ısındıklarında genleşir; daha sonra ise ilk bo­yutlarına geri döner. Şişe yapım-donanımı, bu özellikler göz önünde bu­lundurularak sağlanmalı. Hermetik kapama, ısıl yöntemiyle kapanan alüminyum folyo diskin üzerine dikilmiş ya da geçirilmiş bir kapak kulla­nımıyla elde edilir. Maliyet açısından 1/2 kg. ve daha yukarı kapasiteler­de çok katlı ambalajlar, cam ve metal ambalajlarla rekabet halindedir.
 
Plastik Şişe ve Kavanoz Sağlanmasında Belirlenmesi
 
Gereken Temel Kriterler
 
Plastik ambalajların tasarımı ambalajcı ile ortak gerçekleştirilmelidir. Plastik ambalajlarda en önemli husus ambalajın ürün ile uyumudur. Bir ambalaj tasarlarken hem ürünün özellikleri hem de plastik ham madde­lerinin özellikleri bilinmelidir. Göz önünde bulundurulması gereken noktalar:
Ürünün özellikleri pil değeri, koku özelliği, vizkositesi, ultraviyole ışığı karşı korunma durumu (ürünün herhangi bir özel bariyer gereksinimi olup olmadığı).
Basınca dayanıklı ambalaja gereksinimi olup olmadığı.
Dolum özellikleri (sıcak, soğuk doldurma, hacimsel doldurma ), dolum sürecinde gereksinim duyulan ısı dayanıklılığı, dolum şekli (elle ya da otomatik makinede mi doldurulacağı eğer makinede dolduruluyorsa ma­kinenin modeli ile kabul edilebilir ambalaj boyutu sınırları).
Kapatma yöntemi, kapak tipi.
Eğer kapatma otomatik makinede yapılacaksa makinenin modeli (makinenin teknik çizimi).
Gereksinim duyulan ambalajın üretiminde kullanılacak hammadde ve ambalajın tipi, boyutu, dış ve iç basınca dayanacak mekanik direnci, gaz geçirgenliği (karbondioksit, oksijen), berraklığı, yüzey parlaklığı.
Tasarımı, baskı yönergesi.
İŞTE DAMACANA SU HAKKINDA BİLMEDİKLERİNİZ
 
Çukurova Üniversitesi (ÇÜ) Tıp Fakültesi Mikrobiyoloji ve Klinik Mikrobiyoloji Ana Bilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Fatih Köksal, ”son yıllarda kişi başına kullanım oranı artan damacanadaki suyun hava ya da güneşe maruz kalmasının, kişiyi ölümle sonuçlanan hastalıklara kadar götürebilen mikroorganizmaların üremesine neden olduğunu” bildirdi.
 
Prof. Dr. Köksal, ”şişe suyu” olarak bilenen işlenmiş suyu sağlık açısından desteklediklerini, ancak kullanım süresi ve bekletildiği ortama dikkat edilmediğinde enfeksiyon hastalıklarına yol açabidiğini belirtti.
 
Şişe sularının, bulundukları ortam ve temizlik kurallarına uyulmadığı takdirde hepatit yapan virüsler dahil tüberküloz, ishal ve daha birçok enfeksiyon hastalığının oluşumuna zemin hazırladığını ifade eden Köksal, şunları söyledi:
 
”Vücudun yüzde 70’ini oluşturan su, vücutta bir elektrik cihazındaki kablo görevini üstlenir. Bu nedenle hücreler arası iletişim, enzimler, hormonlar ve bütün metabolizmayla ilgili faaliyetleri sağlayan suyun çok sağlıklı olması gerekir.”
 
Prof. Dr. Köksal, şişe sularının işlenmiş olması nedeniyle doğal olarak değerlendirilemeyeceğini ifade ederek, ”Teknolojinin yardımı ile her tür su işleme tabi olarak içilebilir niteliğe getirilebilir ve işlenmiş su olarak tanımlanabilir. Ancak, bunların da tıpkı diğer gıda ürünleri gibi raf ömrü vardır. Bu ömür, suyun ambalaj malzemesi, saklama koşulları ve işletme koşullarına bağlıdır” dedi.
 
Ev ve işyerlerinde çoğunlukla ”damacana” tabir edilen plastik şişelerde kullanılan suyun mutlaka serin, güneş ışığından uzak ve kuru ortamlarda saklanması gerektiğine dikkati çeken Prof. Dr. Köksal, şunları kaydetti:
 
”Su şişesinin etrafında suya ve ambalaj maddesine etki edecek kokulu maddeler bulundurulmamalı. Damacanadaki suyun hava ya da güneşe maruz kalması zararlı mikroorganizmaların üremesine neden oluyor. Su şişesinin kapağı bir kez açıldığında hava ile temas ettiğinden 10-15 saatte tüketilmeli. En fazla bir günde tüketilebilecek gramajdaki suyun kapağı açılmalı. Ev ve işyerlerindeki kişi sayısı ve ortalama tüketim dikkate alınarak damacana suyunun gramajı tespit edilmeli. Bu durumda özellikle evlerde kullanılan 19 litrelik damacana suların kapağı açıldığında ne şekilde saklanırsa saklansın günlerce kullanılması sakıncalı.”
 
Prof. Dr. Köksal, suyun renksiz, berrak, kokusuz ve tatsız olanının tercih edilmesi gerektiğini belirterek, ”Çünkü suyun kokusunu, rengini ve berraklığını bozan mikroorganizmalar oluyor” dedi.
 
 
POMPA KİRLİLİĞİ
 
Prof. Dr. Köksal, birçok kişinin ev ve işyerlerinde ”su sebili” diye tabir edilen cihazların yanı sıra pompalı damacana kapaklarının da bulunduğunu belirterek, şunları söyledi:
 
”Sebil cihazına yerleştirilen damacanadaki suyun kapağı da delindiği için havayla temas ediyor. Bu yüzden kullanım süresinde kriterler burada da dikkate alınmalı. Pompalı damacanaların ise pompa temizliğine dikkat edilmeli.
 
Bu pompaların kirliliği gözle de tespit edilebilir. Suya doğrudan temas eden pompa ve ‘cooler’ diye tabir edilen aparatının temizliği yapılmadığında havada ve ortamda bulunan mikroorganizmalar, kokular veya yabancı maddeler pompa üzerinde birikip suya bulaşacaktır. Bulaşan bu mikroorganizmalar zamanla çoğalarak kaplarda beyaz, yeşil ya da kahverengi kümeler meydana getirebilir veya suyun tadında ve kokusunda istenmeyen değişikliklere neden olabilirler.”
 
 
KİŞİ BAŞI TÜKETİM
 
Türkiye’de 2006’da kişi başı 91 litre olan işlenmiş su tüketiminin, geçen yıl 100 litreye ulaştığını belirten Prof. Dr. Köksal, Avrupa ülkelerinde ise bu miktarın birkaç katı olduğunu belirtti.
 
Prof. Dr. Köksal, gelir ve eğitim seviyesi yükseldikçe şişe suyuna da talep artacağından sağlıklı suyun kriterlerinin de herkesçe bilinmesi gerektiğini sözlerine ekledi.
8.132

değişiklik

Gezinti menüsü