"İrfâniye" sayfasının sürümleri arasındaki fark

Gezinti kısmına atla Arama kısmına atla
değişiklik özeti yok
Rab ismi üzerindeki bu düşüncelerimiz bizi Fatiha Suresine götürür Rabbimizi, “Rabb-ül-âlemin” olarak tanırız O, bizim Rabbimiz olduğu gibi bütün hayvanlar, bitkiler âleminin de Rabbidir. Sema âleminin, arz âleminin de Rabbidir Melek âleminin, cin âleminin de Rabbi Arşın, kürsinin, cennet ve cehennemin de Rabbi Bunları düşündükçe, onun marifetinde daha da terakki ederiz.
 
Rab ismi İlâhî isimlerden sadece birisi diğer isimleri ve tecellilerini de aynı şekilde tefekkür ederiz. Allah’ı Rab olarak tanıdığımız gibi Rezzak olarak Muhyi (hayat verici), Kerim olarak, Kadir olarak da tanırız. Böylece marifetimiz daha da artar sonra bütün bu isimlerin İlâhî sıfatlardan geldiğini düşünürüz. Marifetimiz sıfatlar aleminde derinleşir ve genişlenir Ve sonunda, bütün bu sıfatların bir tek zata ait olduğunu bilmekle tevhit sahasına girer, Allah’ı hiçbir mahlukuna benzemeyen, bütün sıfatları gibi zatıyla da eşi ve benzeri olmayan tek zat olarak biliriz.
 
Allah’ın yarattığı eşya üzerinde bilim adamlarının dünya yaratılalı beri kafa yormaları ve her gün yeni keşiflerde bulanmaları, varlık alemini her geçen gün biraz daha tanımaları gösteriyor ki bu eserlerin tümünü yaratan Allah’ı tanımanın, Onun marifetinde ilerlemenin sonu yoktur. Peygamber Efendimiz (asm) miraç mucizesinin son durağında, “Ben seni hakkıyla tanıyamadım.” buyurmakla, hem bu sahanın sonsuzluğunu, hem de marifetimizi kesinlikle yeterli görmeyip ömrümüzün sona kadar bu yolda ilerlememiz gerektiğini bize ders vermektedir.
Anonim kullanıcı

Gezinti menüsü