Yunanistan'a ikinci Pers saldırısı

Vikipedi, özgür ansiklopedi
(Yunanistan'a İkinci Pers Saldırısı sayfasından yönlendirildi)
Atla: kullan, ara
Yunanistan'a İkinci Pers Saldırısı
Yunan-Pers Savaşları
Battle of Thermopylae and movements to Salamis, 480 BC.gif
Pers Seferi'nin ilk evresini gösterir kroki
Tarih MÖ 480 - 479
Bölge Trakya - Teselya - Boeotia - Attika - Saronik Körfezi
Sonuç Pers Seferi'nin başarısızlıkla sonuçlanması
Taraflar
Atina ve Sparta liderliğinde Yunan kent devletleri Akamenid İmparatorluğu
Komutanlar
I. Leonidas 
Themistokles
Pausanias
Eurybiades
Leotychides
I. Serhas
Mardonius[1] 
Tritantaikhmes[1][2]
Smerdomenes[1][2]
Masistes[1][2]
Megabates[1][3] Mardontes 
Hydarnes

Yunanistan'a İkinci Pers Saldırısı, MÖ 480 - 479 yıllarında Akamenid İmparatorluğu (Pers İmparatorluğu) Kralı I. Serhas'ın Yunanistan'ı istila için giriştiği ikinci Pers seferdir. Yunan-Pers Savaşları'nın ikinci bölümü olarak kabul edilir. İstila, I. Darius'un MÖ 492 – 490 yıllarında giriştiği ve Maraton Muharebesi'ndeki Pers yenilgisiyle sona eren ilk istila gişiminin bir yenilenmesiydi. Hazırlıkları I. Darius tarafından başlatılan bu sefer, ölümü üzerine tahta geçen oğlu I. Serhas tarafıdan devam ettirildi. Serhas, bu hazırlıkların sonunda güçlü bir kara ordusu ile donanma vücuda getirmiştir. Atina ve Sparta liderliğinde 70 kadar Grek kent devleti Pers istilasına karşı güçbirliği içinde koymak üzere bir ittifak oluşturdular. Ancak Yunanistan'daki birçok kent devleti ya tarafsız kaldı ya da Serhas'a boyun eğdi.

Yunanistan'a yönelen Pers istilası MÖ 480 yılının bahar aylarında, Pers Ordusu'nun Çanakkale Boğazı'nı yüzer köprüler üzerinden aşması, Trakya ve Makedonya'yı geçerek Teselya'ya girmesiyle başlamıştır. Pers Ordusu'nun ilerlemesi Maraton Ovası'nda Sparta Kralı I. Leonidas komutasındaki küçük bir Grek kuvvetince kısa süre için durdurulmuştur. Aynı günlerde Grek İttifakı'nın oluşturduğu bir donanma ise Artemision Boğazı'nda Pers Donanması'nı karşılamıştır. Termopylae Muharebesi'nde Grekler iki gün boyunca Pers Ordusu'nu durdurmayı başardı. Ancak bir dağ geçidini kullanan güçlü bir Pers birliği geri hatlarına sarkınca esas kuvvetler artçı bırakarak geri çekilmek zorunda kaldılar. Kral Leonidas ve artçı birlik burada tümüyle imha edilmiştir. Grek Donanması da iki gün boyunca durumunu korudu. Bu arada girişilen Artemision Deniz Muharebesi iki tarafa da kesin bir galibiyet sağlamadıysa da Grek Donanması'nın kayıpları ağırdı. Dahası, Termopylae'deki yenilgi haberi alındı. Bunun üzerine donanma Artemision'dan Saronik Körfezi'ne çekilmiştir.

Teermopylae Geçidi'nden ilerleyen Pers Ordusu tüm Boeotia ve Attika'yı istila etmiştir. Ardından tahliye edilmiş olan Atina alındı ve yakıldı. Mora Yarımadası'na çekilen Grek İttifakı birlikleri dar Korint Kıstağı'nı tahkim ederek savunma durumu aldılar. İstilanın bu aşamasında her iki taraf da savaşın gidişatını kesin biçimde değiştirecek bir deniz zaferine bel bağlamıştır. Atinalı general Themistokles, Pers Donanması'nı uyguladığı bir savaş hilesiyle dar Salamis Boğazı'na çekmeyi başardı. Çok sayıdaki Pers savaş gemisi burada gerçekleşen Salamis Deniz Muharebesi'nde düzenini yitirdi ve Grek ittifakı Donanması karşısında ağır bir yenilgiye uğradı. Salamis'te donanmanın kaybedilmesi Yunanistan'ın istilası umutlarını da yok etmiştir. Öte yandan Çanakkale Boğazı'ndaki yüzer köprülerin bir deniz saldırısıyla imha edileceğinden endişe duyan Serhas, Ordu'nun büyük bölümüyle Anadolu'ya çekilmiştir. Geride, Yunanistan'ın istilasını tamamlamak için General Mardonius emrinde seçkin birliklerden oluşan bir ordu bırakmıştır.

Bir sonraki yılın baharında Grek ittifakı'nca oluşturulan güçlü bir ordu, Mardonius kuvvetlerini imha etmek için kuzeye doğru yürüyüşe geçirildi. Platea Muharebesi'nde Pers kuvvetleri ağır bir yenilgiye uğradılar ve çatışmalarda General Mardonius öldürüldü. Aynı gün Ege Denizi'nde Grek İttifakı Donanması, Pers Donanması'ndan geriye kalanları ve bir Pers ordusunu Mycale Muharebesi'nde imha etmiştir. Bu son iki yenilgi, Pers İmparatorluğu'nun Yunanistan'ı istila girişimleri için kesin bir son olmuştur. Öte yandan Ege Denizi'deki Pers hakimiyeti de sona ermiştir. Artık Grekler taarruz eden taraftı ve Pers gücünü Avrupa'dan, Ege Adaları'ndan ve İyonya'dan sürüp attılar. Yunan-Pers Savaşları böylece MÖ 479 yılında sona ermiş oldu.

Antik kaynaklar[değiştir | kaynağı değiştir]

Grek – Pers Savaşları üzerine birinci el kaynakların hemen hemen tümü Grek kaynaklarıdır. Pers tarihçilerin çalışmalarından hiçbiri günümüze ulaşmadı. Bunun sonucu olarak gerek Grek- Pers Savaşları, gerekse de Persler konusundaki bilgilerimizin az çok "taraflı" olduğunu kabul etmek gerekecektir.[4] Yunan-Pers Savaşları konusunda birincil kaynak Grek tarihçi Herodot'tur. "Tarihin babası" olarak bilinen[5] Herodot, Önasya'daki ozaman için Pers hakimiyetinde olan Halikarnas'da MÖ 484 yılında doğmuştur. Herodot, Historia adlı çalışmasını MÖ 440-430 yılları arasında yazmıştır. Bu çalışmasında Grek – Pers Savaşları'nı anlatmıştır. Söz konusu savaşların MÖ 450 yılında sona erdiği düşünülürse, Herodot'un bu çalışması, konu aldığı olaylarla çağdaş sayılır.[6] Herodot'un tarzı tümüyle öyküleştirme tarzıydı ve en azından batı toplumları açısından tanınan bir tarih anlatımı olarak görülmektedir.[6] Herodot'un, olayları tanrıların istek ve kaprislerine, kişilerin iddialarına dayanmadan diğer yandan olayların tarihsel değerlerini nisbeten objektif vermesi, bir tarihçi için aranan bir nitelik dizisi olarak kabul edilmektedir.[6]

Herodot'tan sonraki, Tukidis gibi bazı tarihçiler, her ne kadar onun tarzını izlemişlerse de eleştirmekten geri kalmamışlardır.[7][8] Bununla birlikte Tukididis kendi tarih çalışmasını, Herodot'un bıraktığı yerden, Sestos Kuşatması'ndan başlatmayı seçmiştir. Muhtemelen, Herodot'un çalışmasının düzeltilmeye ya da yeniden yazılmaya gerek duymayacak kadar doğru olduğunu düşünmüştü.[8] Örneğin Plutarkhos da Herodot'u bir denemesinde yeterince Yunan yanlısı olmamakla suçlayarak eleştirmiş, "barbarperver" olarak tanımlamıştır.[9] Rönesans Avrupa'sında çok okunmaya devam ediyor olsa da Herodot hakkında olumsuz bir yargı sürmüştü.[10] Ancak 19. yüzyıla gelindiğinde, bir kısım arkeolojik bulgularla defalarca desteklenince Herodot'un değeri kabul edilir olmuştur.[11] Günümüz yaygın görüşü, Herodot'un çalışmasının son derece değerli bir tarih kaydı olduğu yönündedir. Bununla birlikte, özellikle birliklerdeki mevcutlar ve tarihler konusunda verdiği ayrıntıların yer yer kuşkuyla karşılanması da söz konusu olmaktadır.[11] Öte yandan halen birçok tarihçi, Herodot'un anlatımının Pers karşıtı bir eğilimde olduğuna ve olayların, dramatik bir etki yaratmak amacıyla abartılmış ya da süslenmiş olduğu kanısındadır.[12]

Grek asıllı Sicilyalı tarihçi Diodorus, MÖ I. yüzyılda kaleme aldığı ve Tarih Kitaplığı adının verdiği çalışmasında, daha eski bir Grek tarihçi olan Eforos'tan kısmen yararlanarak Yunan-Pers Savaşları'yla ilgili olarak bazı bilgiler vermektedir. Bu bilgiler Herodot'unkilerle tamamen uyumludur.[13] Yunan- Pers Savaşları, Plutarkhos, Ctesias gibi bazı antik tarihçiler ve Eshilos gibi oyun yazarlarının dolaylı anlatımları tarafından, kuşkusuz daha az detay verilerek anlatılmıştır. Yılanlı Sütun gibi bazı arkeolojik belgeler de Herodot'un anlatımının desteklemektedir.[14]

Yakın geçmiş[değiştir | kaynağı değiştir]

Yunan kent devletlerinden Atina ve Eretria, İyon kent devletlerinin Pers hakimiyetine karşı MÖ 499 – 494 yılları arasıda gerçekleşen ve başarısızlıkla sonuçlanan ayaklanmasını askeri olarak desteklemişlerdi. Bu tarihlerde Pers İmparatorluğu hakimiyet alanını çok hızlı genişleten bir imparatorluktu. Medler'i yıktıkları MÖ 550'nin ardından Lidya Krallığı'nın topraklarını ele geçirdikten sonra topraklarını kuzeyde Hazar Denizi'ne, doğuda Hindistan'a kadar genişletmişti. Kısa süre sonra MÖ 538'de Babil İmparatorluğu'nu yıkarak Mezopotamya'yı ve tüm Levant'ı, MÖ 525 yılında da Mısır'ı istila etmişdir.[15] Bu noktaya gelindiğinde hakimiyeti altına aldığı topraklardaki halklar, halen ayaklanma eğilimi içindeydiler.[16][17] Öte yandan İmparator I. Darius tahtı pek de meşru olmayan yoldan ele geçirmişti, dahası hükümdarlığının büyük bir bölümünde ayaklanan tebasını bastırmakla geçirdi.[16] İyon Ayaklanması da imparatorluğun bütünlüğü için bir tehdit olmuştu ve dışarıdan da desteklenmesi, gelecekte yenilenebileceği yönünde endişeler uyandırıyordu. Bu çerçevede Atina ve Eretria'nın caydırıcı bir şekilde cezalandırılması gerekiyordu.[18][19] Öte yandan Serhas, İmparatorluk'un sınırlarını Avrupa'ya doğru genişletmek istemektedir. Antik Yunan dünyasının siyasi bir birliğe sahip olmaması da I. Darius'un işini kolaylaştıracak gibi görünüyordu.[19] Yunanistan'ın kara yaklaşımları üzerine bir hazırlık seferi düzenlemeye karar veren I. Darius, MÖ 492 yılında damadı Mardonius komutasında bir ordu ve donanmayı Trakya ve Makedonya'ya göndermiştir. Bu seferle, Trakya yeniden Pers İmparatorluğu topraklarına dahil edildi ve I. Aleksandros'un Makedonya Krallığı'ı Pers Sarayı'na bağlı bir krallık haline getirdi.[20] Ancak daha sonra uğranılan bir deniz felaketi seferin, ana hedefi olan Yunanistan'a ulaşamadan sona erdirilmesini zorunlu kılmıştır.

Yunanistan'a yönelik olarak da I. Darius, MÖ 491 yılında Grek kent devletlerine elçiler göndererek, sembolik olarak itaatlerini ifade eden "su ve ekmek" talep etmiştir.[21] Bir yıl önce Trakya ve Makedonya'da Pers İmparatorluğu'nun ortaya koyduğu güçten etkilenen birçok Grek kent devleti bu talebe olumlu karşılık vermiştir. Ancak Atina, elçileri önce yargıladı, sonra idam etti. Sparta'ya giden elçiler ise derin bir çukura atılarak öldürüldüler.[21] Her iki Grek kent devletinin bu turumları, Pers İmparatorluğu'na açıkça savaş ilan etmekti.[21]

Bunun üzerine I. Darius, Sard Satrap'ı Artaphernes'in oğlu olan Artaphernes ve Med Generali Datis'i bir orduyu donanmayla birlikte Ege Denizi'ne gönderdi.[22] Bu görev kuvveti, önce Nakşa'ya, ardından da Kiklad Adaları'nın diğer kentlerine boyun eğdirecektir, daha sonra da Yunanistan'ın istilasina girişecektir. Nakşa'yı kuşatan Pers ordusu kısa süre içinde kenti düşürdü, yağmaladı ve ateşe verdi.[23] Kiklad kentlerine de boyun eğdirildikten sonra Pers Donanması Yunanistan'a yönelmiştir. Maraton Koyunda karaya çıkan Pers ordusu Maraton Muharebesi'nde Atina ordusu karşında ağır bir yenilgiye uğradı. Maraton yenilgisi seferin de sonunu getirmiş oldu ve Pers Ordusu Yunanistan'dan geri çekildi.[24]

Kısa süre sonra Darius yeni bir ordu ve donanma hazırlamaya girişti. Ancak MÖ 486 yılında Mısır'da bir ayaklanma başlamıştır. Bunun üzerine Yunanistan Seferi belirsiz bir süre için ertelendi.[17] Mısır'daki ayaklanmayı bastırma girişimi hazırlıkları sırasında I. Darius ölünce yerine oğlu I. Serhas tahta geçmiştir.[25] Serhas Mısır Ayaklanması'nı bastırdıktan sonra Yunanistan Seferi'nin hazırlıklarına babasının kaldığı yerden başlamışdır.[26]

MÖ V. yüzyılda Doğu Akdeniz'de savaşlar[değiştir | kaynağı değiştir]

Kara savaşları[değiştir | kaynağı değiştir]

Grek – Pers Savaşları'nda her iki taraf da esas olarak mızraklı piyade birlikleri ve hafif okçu sınıfına dayanan kuvvetler kullandılar. Grek kuvvetleri esas olarak ağır piyade kullanırken Pers ordusunda hafif piyade birlikleri ağırlıktaydı.[27][28]

Pers kuvvetleri[değiştir | kaynağı değiştir]

Pers ön hat piyadesi

Pers ordusu, İmparatorluğun geniş topraklarından ve farklı toplumlardan gelen, unsurlardan oluşmaktaydı. Yine de, Herodot'a göre ordunun genelinde, en azından silahlarda ve savaş tarzında bir tek tiplilik ve uyumluluk vardır.[27] Bunların bir kısmı İmparatoluk tebasından askeri yükümlüklere bağlı olarak toplanan askerlerdir. Bir kısmı ise müttefik krallıklardan gelen birlikler ve kiralanan paralı askerlerdir. Bu birlikler, iyi eğitimli, Pers - Med piyade ve süvari teşkilleriyle desteklenirdi. Bunlar, İmparatorluk'un düzenli birlikleridir. Bu unsurlar kendi donanım ve silahlarıyla orduya katılır, kendi tarzlarında savaşırlardı. Profesyonel askerlerden oluşan düzenli birlikler, Ölümsüzler gibi, tek tip donanıma sahiptiler. Göçebe topluluklardan ok, yay, mızrak gibi hafif silahlı askerler, muharebeye girmeyen işçi taburları, eşler, cariyeler ve köleler, Pers askeri garnizonlarında ve kamplarında hep görülen kalabalıkları oluştururlar.[29]

Birlikler çoğunlukla yay-ok, kısa mızrak, kılıç ya da balta ile silahlanmış olup hasır bir kalkan taşıyorlardı. Askerler deri bir göğüs zırhı kuşanmışlardır.[27][30] Fakat yüksek sınıftan kişiler daha iyi korumalı olarak metal göğüs zırhı kullanmaktaydılar. Pers ordusu başta kitlesel ok atışıyla düşmanlarını yıpratmak, ardından sonuç alıcı darbeyi indirmek için mızrak ve kılıçlarla göğüs göğüse çatışmaya girmek şeklinde bir savaş tarzı izliyorlardı.[27] Pers piyade oluşumlarının sparabara olarak adlandırılan ilk hattı ok ve yay taşımaz, daha büyük hasır kalkan ve daha uzun (2 metreye yakın) bir mızrak taşırlardı. Pers ordusunun bel kemiğini oluşturan bu oluşum ön hatta bir "kalkan duvarı" oluşturarak diğer birlikleri karşı tarafın ok atışlarından korumaktaydı. Fakat asıl işlevleri, "düşman"la ilk göğüs göğüse çatışmaya girecek olan birlikler olmalarıdır.[31]

Pers süvarisi ise çoğunlukla okçu süvariden oluşan hafif süvariydi.[27][32] Yaya birlikler gibi atlı birlikler de İmparatorluğun değişik bölgelerinden gelen farklı donatılmış unsurlardan oluşmaktadır. Hintli atlı birliklerin bir kısmı at ya da yaban eşeği koşulmuş savaş arabalarıdır. Libyalı süvarinin tümü de savaş arabaları üzerinde savaşır. Arap birliklerinde at yerine deve kullanılır. Sagartian süvarisi ise hançe taşımakla birlikte esas silahları kementtir.[33]

Grek kuvvetleri[değiştir | kaynağı değiştir]

Grek askerleri
Bir peltast
Makedonya tipi falanks

Grek kent devletleri arasındaki savaş tarzı, esas olarak okçularla ve sapancılarla desteklenen hoplitlerin falanks düzenine dayanmaktadır. En azından MÖ 650'ye kadar uzanan bir dönem için böyledir. Söz konusu tarih bir Grek seramiğinin tarihlendirilmesine dayanmaktadır.[28][34] Hoplitler, ağır piyade olarak uygulamada, bu şekilde savaşabilmek için gereken teçhizatı sağlayabilecek olanakları olan orta sınıf halktan oluşurdu. Atinalılar bu sınıfa "zeugites" adını vermiştir.[35] Zeugites, kentin çiftçi, tüccar ve esnaf gibi özgür vatandaşlarıdır. Bu insanlar, çoğu kez tepeler arasındaki tek bir vadiden daha fazlası olmayan kent arazisindeki kendi paylarını korumak uğruna güçlü bir birlik duygusu içindedirler. Bu sınıftan (esasen mülk sahibi) her yetişkin erkek vatandaş, kendi techizatını kendi sağlayarak kentin ordusunda hizmet vermekle yükümlüdür. Bu adamlar orduda piyade olarak hizmet vermek zorundadırlar. Çünkü zaten sınırlı olan kent topraklarında at besleyecek kadar otlak ayırmak olanaksızdır. Dolayısıyla Grek kent devletlerinin ordularında süvari teşkili yoktur.[36]

Hoplitlerin silahları, omuzdan kalçaya kadar inen bir göğüs zırhı, ki genellikle göğüs kısmı deri üzeri bronzdur, karnın alt kısmını koruyan geniş bir kemer, dizlikler, alından burun ucuna kadar uzanan dar bir köprüsü olan bronz tolga, aspis ya da hoplon adı verilen büyük, yuvarlak ve dışbükey, demirle güçlendirilmiş ahşap bir kalkandan oluşurdu.[28][36] Hoplitlerin esas silahları ise dori adını verdikleri uzun kargıdır. Bu mızrak, Pers askerlerindeki mızraklardan önemli ölçüde uzundur. Ayrıca "xiphos" adı verilen iki yanı keskin demir bir kılıç taşırlardı.[28][36] Ağır zırh ve uzun bir mızrak, göğüs göğüse mücadelede Greklere önemli bir üstünlük ve uzun menzilli silahlara karşı ciddi bir koruma sağlamaktadır.[28] Bu tarz silahların (silah ve diğer donanım anlamında) benzerleri dönemin başka ordularında da rahatlıkla görülebilmektedir.[36] Esasen hoplit, geniş bir coğrafyada bilinen bir ağır piyadeden fazlası değildir. Grek ordusunun asıl gücünü oluşturan hoplit değil, hoplitlerin bir arada ve belirli bir düzende muharebe etmesi olan falanks tertiplenmesidir.[36] Aslında bu tarz muharebe geleneği Mezopotamya kaynaklıdır.[36] Falanksın en başarılı yönü, muharebe alanında, kent devletinin savaşçıları arasında çok güçlü bir dayanışma sağlamasıydı. Bir ölçüde bu dayanışmanın sonucu olarak savaşta atılganlık ve cesaret kollektif bir ruh haline geliyordu.[37] Falanks, silahlarının dönük olduğu "keskin" kenarı yönünde ağır ilerleyen ama karşı konulması oldukça zor bir askeri güçtür.[36] Genellikle ve standart olarak 8 hat derinlikle oluşturulan ve her hat diğerlerine olabildiğince yakın duran falanks, bu haliyle insanlardan oluşsa da adeta katı bir kütledir.[36] Falanksın ilk üç hattı uzun kargıları ileri doğru yatay uzatırlar. Böylece bu üç hattın kargıları, en öndeki hattın da ilerisine uzatılmış olur.[36] Gerideki hatlardaki askerler ise kargılarını yukarı doğru dik, fakat hazırda tutarlar.[36] Falanksın özellikle ön hattında yer alan hoplitlerin kalkanları vücudlarını kısmen örter, kısmen açık kalan sağ taraf ise, sağ yanlarındaki hoplitin kalkanı ardına çökilerek örtülür.[36] Bu zorunluluk falanksı daha da "sıkı" hale getirir, çünkü hiçbir asker, sağındakinden fazla uzaklaşmak istemez.[36]

Falanks saldırısı, ağır silahlar yüzünden yavaş sayılabilecek bir ileri koşuyla başlar. Bu arada moral güç için savaş çığlıkları atarlar. Karşıdaki güç falanks olsun olmasın çarpışma şiddetlidir. Her hoplit, kargısını karşı taraftaki bir askere, zırhın korumadığı bir nokta seçip saplamak amacındadır. Eğer karşı tarafın kalkan duvarı yarılırsa bu kez kargılar bırakılarak çatışmaya kılıçla devam edilir ve zırh olmayan bir tarafa, sık sık bacak ve kollara darbe savrulmaya çalışılır.[36]

Daha yoksul vatandaşlar, yani mülksüzler, orduya daha hafif techizatla katılmak durumundadırlar.[36] "Peltast" ve "Psiloi" adı verilen hafif piyade unsurları da Grek kuvvetlerinin bir bölümünü oluşturmaktadır. Bu oluşumların Grek ordularında önemi ve yeri giderek artmıştır. Örneğin Platea Muharebesi'ne ordunun yarıdan fazlası psiloi unsurlardan oluşuyordu.[38] Zırh, tolga ve güçlü bir kalkan alacak maddi olanakları olmayan yoksul kesimden yetişkin erkekler savaşlara bu şekilde silahlanarak katılabiliyorlardı.[36]

Deniz savaşı[değiştir | kaynağı değiştir]

Bir trireme filosunun temsili resmi
Günümüzde aslına uygun inşa edilmiş bir başka trireme

MÖ 5. yüzyılda Akdeniz'de deniz savaşlarında kullanılan en gelişkin savaş gemileri triremelerdir. Uzunlukları 36 - 40[39] metre, genişlikleri ise 6 metre olan bu gemiler üç sıra kürekçi takımına sahiptir. Uygun rüzgar olduğunda toplam alanı 175 metrekareyi bulan yelken takımıyla hareket edebilirlerdi. Ancak yeterli rüzgar olmadığında kürekçi takımıyla hareket edilmektedir.[40] Ancak muharebelerde, gereken manevraları yapabilmek için mutlaka kürekçi takımına dayanmak zorundadırlar.[39] Bu gemilerde 170'i kürekçi olmak üzere 200 mürettebat istihdam edilmektedir.[40] Denizci olarak kaptanın dışında en önemli eleman dümencidir. Kıçta, iki dümenle gemiye yön verirdi ve usta bir dümencinin savaştaki başarıda önemli payı olurdu.[41] Yunan-Pers Savaşları döneminde Grek triremeleri 10 savaşçı ve 4 okçu bulundurmaktadır. Pers triremelerinde ise 40 savaşçı ve okçu olurdu. Sadece bu unsurlardan otuz kadarı ve gemi kaptanı Persdir, çoğu kez kalanı Saka savaşçılarıdır. Gemiler, kürekçiler ve diğer savaşçılar, bağımlı devletler tarafından sağlanmaktadır. Silahlı adamların Pers ve Saka olması, özellikle Grekçe konuşan mürettebatın muharebede taraf değiştirmesini önlerdi. Grek Donanması'nda ise tüm gemiler, kürekçiler ve savaşçılar Grektir.[42]

O dönemde Akdeniz'de temel deniz muharebesi taktikleri gemilerin pruvasında bulunan ve geminin pruvasından 2 metreden biraz fazla ileri uzanan, üç yanı keskin[39] mahmuzu kullanarak düşman gemisini mahmuzlayarak batırmaktı. Eğer bu mümkün olmazsa trireme düşman gemisine olabildiğince yakın geçiş yapmaya ve bir taraftaki kürekleri kırarak gemiyi manevra yapmaz hale getirmeye çalışırdı.[43] Bir başka manevra da düşman gemisine bordalayarak asker çıkarmaktı. Bu kez düşman gemisi güvertesinde kıyasıya bir çatışma yaşanırdı ki, bu herhangi bir kara çatışmasıyla hemen hemen aynı şartlarda olurdu.[43] Her iki tarafın savaş gemilerinde bu tür olası bir çatışma için asker bulunmaktadır. Grek İttifakı Donanması'nda tam silahlı hoplitler[44], Pers Donanması'nda ise hafif piyadeler.[45] Bordalamakta amaç, doğal olarak "düşman" gemisini ele geçirmektir.[43] Her iki taraf için de, mürettebat manevrada usta ise mahmuzlamayı, yeterince usta değilse bordalamayı tercih etmek gerekecektir.[41]

MÖ VI. yüzyıl (500'lü yıllar) öncesinde mahmuzlu savaş gemileri olduğuna ilişkin herhangi bir kanıt günümüze ulaşmış değildir. Mahmuzlu savaş gemilerine dair ilk kanıt MÖ VI. yüzyıl ortalarına denk gelen Herodot'un kaydıdır.[46] Mahmuz, düşman gemisinin bordasını parçalayabilmesi için tunç kaplamayla sağlamlaştırılırdı. Bu yüzden geminin en pahalıya mal olan bölümüdür. Mahmuzlu gemiler, her şeyden önce çarpışmanın darbe etkisine dayanacak kadar güçlü inşa edilmeliydiler. Dahası mahmuz için gereken tunç hem oldukça pahalıdır, hem de tek parça halinde dökülen bu kısımn için uzman dökümcülere gerek duyulacaktır.[47] Mahmuzlama, oldukça ustalık gerektiren bir manevradır. Mahmuzlama doğru yönde yapılmalı ve uygun vuruş durumuna kadar olabilecek en yüksek hızda ilerlemelidir.[48] Bu hızın saatte 9-10 deniz mili olduğu hesaplanmaktadır.[39] Bu anda kürekçilere emir verilir ve mahmuzlama hızına düşülür. Bu mahmuzlama hızı iyi belirlenmeli, etkili bir vuruş yapmaya yeterli olduğu gibi darbeden sonra düşman gemisinden kurtulmayı sağlayacak bir hız olmalıdır. Aksi takdirde düşman gemisine takılınıp kalınırdı. Bu durum ise, her iki geminin de aynı kaderi paylaşmasına yol açacaktır. Bu nedenle mahmuzlamanın hemen ardından kürekçilere verilen emirle geriye kürek çekilirdi.[48]

Daha deneyimli donanmalar, "diekplous" olarak adlandırılan bir manevra uygulamaya başlamışlardı. Bu manevrada düşman hattı, bir kesimde güç yığılarak yarılmaya çalışılır, böylece düşman gemilerine geriden saldırılırdı. Bu arada, düşman gemileri hattındaki boşluklara süzülüp onlara yandan saldırmayı esas almaktadır.[43]

Pers donanası ağırlıklı olarak Fenike, Mısır, Kilikya ve Kıbrıs gemilerinden oluşmaktadır. Pers İmparatorluğu'nun diğer sahil bölgeleri, savaşın gidişatı boyunca gemi olarak katkıda bulunacaktır.[49]

Taraflar[değiştir | kaynağı değiştir]

Pers[değiştir | kaynağı değiştir]

Hazırlıklar ve toplanma[değiştir | kaynağı değiştir]

Yunanistan'ın istilası hazırlıkları uzun soluklu bir planlama ve geniş çaplı hazırlıklar gerektirmektedir.[26] İstila güzergahı üzerindeki muazzam istihkam çalışmaları da önceden planlanmıştır. Serhas, ordusunu Çanakkale Boğazı'ndan, toplam 600 tekne kullanılarak yapılan iki yüzer köprüden[50] karşıya geçirmeyi, donanmayı da Aynoroz Yarımadası'ı dolaştırmadan, kazdıracağı bir kanaldan geçirmeyi hesaplamıştır. Herodot'un yaklaşık olarak 2,2 km. uzunluğunda olduğunu belirttiği kıstak kesiminde kazı çalışmaları da başlatılmıştı.[51] Yarımadayı dolaşmaktan kaçınılmak isteniyordu çünkü bir Pers donanması General Marsinous'un seferi sırasında MÖ 492'de burada bir fırtınaya yakalanmış hemen hemen tümüyle elden çıkmıştı.[52] Her iki istihkam projesi de günümüz devletlerini bile zorlayacak projelerdir.[52] Ancak Mısır'dan başka Babil'de de bir ayaklanma çıkması seferi bir yıl kadar geciktirmiştir.[53][not 1] Bu iki ayaklanma da Grek dünyası için büyük bir şans olarak görülebilir. Bu sayede Pers seferi gecikmiştir ve Atina, MÖ 486 yılında Laureion bölgesinde bulunan yeni, geniş bir gümüş yatağından[54], güçlü bir donanma inşa edebilmek için yararlanacak zamanı bulmuştur.[4] Themistokles bu madenin Atina'nın tüm Grek kent devletleri içinde en güçlü donanmaya sahip olması yönünde kullanılması için Atinalıları ikna etmiştir. Önceki karar, gümüş madeninin gelirinin tüm Atinalı özgür vatandaşlara eşit olarak dağıtılmasıydı.[55] Themistokles'in çabalarıyla oluşturulan bu Donanmanın Aegina Donanması'na karşı kullanılması düşünülüyordu.[56] Aegina Donanması o tarihlerde Atina Donanması'ndan daha güçlü bir donanmaydı.[55] Ancak sonuçta Pers Donanması'na Artemision'da karşı koymak ve Salamis'te yenilgiye uğratmak için kullanıldı. Bu gümüş madeninden yararlanılarak Atina Donanması 200 triremeden oluşan bir deniz gücü haline getirilmiştir.[57]

Sonunda, kabaca dört yılı alan hazırlıklar tamamlandı, ayaklanmaalar bastırıldı ve Serhas'ın birlikleri toplama noktalarına intikal etmeye başladı. Herodot Serhas'ın ordusunun 46 etnik gruptan oluştuğunu yazmaktadır.[45] Pers Ordusu MÖ 481 yılının yaz ve sonbahar aylarında Anadolu'da toplanmıştır. Doğu satraplıklarından gelen ordular Kapadokya'da Kritala'da toplanmış ve Serhas komutasında MÖ 481-482 kışını geçireceği satraplık başkenti Sard'a götürülmüştür. Tüm ordunun toplanma yeri olarak burası seçilmişti.[58] Kritala, muhtemelen Niğde Ovası'ndaki Tyana antik kenti yakınlarındadır.[59] Serhas, Sard'dan Atina ve Sparta hariç tüm Yunan kent devletlerine "toprak ve su" isteğiyle elçiler göndermiştir. Zaten ordu Sard'da toplanmıştı ve bu, Yunanistan'ı istila niyetini açıkça ortaya koyuyordu.[60] İlkbahar başlarında yürüyüşe geçen ordu, batı satraplıklarından gelen ordularla birleşerek Abidos üzerine ilerledi.[61]

Ordunun Çanakkale Boğazı üzerinden karşıya geçmesinde kullanılacak yüzer köprüler toplam 670 teknenin birbirine bağlanmasıyla oluşturulmuştur.[62] Gemiler, akıntıya dik olarak birbirine bağlanmış, yine de akıntıya karşı çok büyük demirler denize atılmıştır.[62] Gemilerden oluşan bu köprü üzerlerine kalaslar uzatılıp kenetlenmiş, daha sonra tahta bir taban döşenmiştir. Bu tahta taban üzerine toprak atılmıştır. Son olarak da iki yana, hayvanların denizden ürkmesini önlemek için korkuluklar yapılmıştır. Köprülerin üç yerinde, gemilerin geçebilmesi için açıklık vardır.[63] Yüzer köprüler üzerinden asker ve malzeme sevkiyatı yapılırken bu açıklıklar muhtemelen çekilen halatlar yardımıyla kapatılıyordu.[64]

Kuvvetler[değiştir | kaynağı değiştir]

Ordu[değiştir | kaynağı değiştir]

Serhas'ın topladığı ordunun mevcudu bitmez tükenmez tartışmalara konu olmuştur. Gerçekten de antik kaynaklarda bu konuda verilen rakamlar, kuşku duyulacak denli büyük bir rakamlardır. Herodot sefere katılan asker sayısını 2,5 milyon olarak vermektedir. Bu rakama denk sayıda yardımcı unsurlar da orduya katılmıştır.[65] Çağdaş sayılabilecek ozan Simonides dört milyon, Ctesias, Pers kayıtlarına dayanarak yardımcı unsurlar hariç olmak üzere 800 bin rakamlarını vermektedir.[66] Herodot'un Pers İmparatorluğu resmi kayıtlarına dayanarak bu rakamı verdiği öne sürülmüştür. Ancak günümüz tarihçileri, Pers askeri sistemi ve lojistik kapasitesi hakkındaki bilgilerine dayanarak bu rakamları kuşkuyla karşılamakadır. Bu çapta bir ordunun seferin güzergahı boyunca ikmalinin sağlanmasının olanaksız olduğu görüşü vardır. Ayrıca Yunanistan topraklarının, yağmalansa dahi bu sayıda askeri besleyebileceğine kuşkuyla bakılmaktadır.[67] Bu gibi nedenlerle günümüz tarihçi ve araştırmacıları antik kaynaklarda verilen rakamların bir hesaplama hatasına dayandığı ya da Grek zaferini abartmaya yönelik olduğu görüşündedir.[68] Çok tartışılan bu konuda günümüz uzlaşması Pers Ordusu'nda 300-500 bin asker olduğu yönündedir.[67][68] Gerçekte ordunun mevcudu ne olursa olsun I. Serhas'ın başarılı bir seferi garanti altına almak için çok büyük bir kara ordusu ile donanma hazırladığı açıktır. Ancak bu ordunun büyük bir bölümü açlık ve hastalıktan öldüğü, Asya'ya dönmeyi başaramadığı da bilinmektedir.[69]

Herodot Pers Ordusu'nun Doriskos'da durdurularak Serhas tarafından teftiş edildiğini, bu arada birliklerin mevcudunun yeniden tespit edildiğini yazmaktadır.[70] Destek personelini hesaplamak için rakamın iki katını alır ve tüm ordunun mevcudunu 5.283.200 kişi olarak verir.[71] Diğer antik kaynaklar da buna yakın rakamlar vermektedir.

Klasik Yunanistan konusunda parlak çalışmaları olan 19. yüzyıl İngiliz tarihçi George Grote, bu denli büyük rakamları kabul etmenin kesinlikle imkansız olduğunu ileri sürmektedir.[72] Grote'nin bu görüşünün dayandığı ana argüman, her ne kadar detaylı bir analiz ortaya koymuyorsa da ordunun ikmal konusudur. Herodot'un verdiği rakamı bütünüyle redetmemekle birlikte üç yıllık erzak storklamalarını gösteren titiz kayıtları inceleniştir. Fakat bu arada antik kaynaklardaki çelişkilere dikkat çekmiştir.[72] Pers Ordusu ikmali konusunda en büyük sorun su ikmali olarak ortaya çıkmaktadır. Bu konuyu ilk ortaya atan bir İngiliz generali olan Sir Frederick Maurice'dir.[73] Maurice, Yunanistan'daki herhangi bir bölgede nehirlerin, ancak 200 bin kişinin ve 70 bin hayvanın su ihtiyacına cevap verebileceğini ileri sürmüştür. Daha sonra, Herodot'un Pers terimleriyle çalışırken bir sıfır hatası ile böylesi büyük ve abartılı bir rakama ulaştığını ileri sürmüştür.[73] Diğer araştırmacılar, antik dünyanın destekleyebileceği ikmal sistemlerine dayanarak Pers Ordusu'nda 100 bin ya da daha az asker olabileceğini hesaplamışlardır.[74][75][76][77][78][79][80][81]

Herodot, Pers ordusunun temel teşkillerinden biri olan baivabaram komutanlarından 29'unun adlarını vermiştir. Bu teşkiller kabaca 10 bin kişilik birliklerdir.[82][83] Herodot'un çevirisini yapan Reginald Walter Macan ve tarihçi J. A. R. Munro, bu yoldan hareketle Pers Ordusu mevcudu için yaklaşık 300 bin rakamını önermiştir.[84][85] Konuyla ilgili başka öneriler 250 bin ile 700 bin arasında değişmektedir.[86]

Donanma[değiştir | kaynağı değiştir]
Bir pentekontera çizimi
Bir Grek triremesi

Pers Ordusu'nun mevcudu konusu kadar olmasa bile Pers Donanması'ndaki gemi sayısı da farklı görüşlere konu olmuştur.[87] Herodot'a göre Pers Donanması'nda 1.207 trireme ve 3 bin kadar nakliye ve destek gemisi vardır. Bunların bir kısmı bir tür kadırga olan pantekontera'lardır. Pantekonteralar, iki yanda tek sıralı olarak toplam 50 kürekçi tarafından hareket ettirilen gemilerdi.[88] Herodot Pers triremelerinin ayrıntılı bir dökümünü de vermiştir.

Herodot'un verdiği bu sayı, Salamis Deniz Muharebesi'ne katılan Pers Donanması'ndaki gemi sayısıdır. Daha önce Eğriboz Adası açıklarındaki fırtınalarda ve Artemision Deniz Muharebesi'nde büyük gemi kayıpları olmuştur. Fırtınalarda uğranılan kayıpların, Trakya Yunanistan anakarası ve adalarından alınan gemilerle karşılandığını ileri sürmektedir. Bununla birlikte takviye olarak sadece 120 triremeden söz etmektedir. Muharebelere katılmış olan Eshilos da, bininin trireme, 207'sinin daha hızlı gemi olmak üzere 1.207 gemi ile savaştıklarını yazmaktadır.[89]

Diodorus[90] ve Lysias[91] Donanma'da toplanma limanı olan Dorikos'tan ayrılırken 1.200 gemi olduğunu yazmaktadır. İsokrates Dorikos için 1.300, Salamis için 1.200[92][93], öğrencisi Eforus 1.207 başlangıçtaki rakam olarak verir.[94] Ctesias bin[66], Platon bin ve daha fazla gibi rakamlar verir.[95]

Bu rakamlar birbirine yakın rakamlardır ve 1.200 rakamı makul kabul edilebilir. Günümüz tarihçi ve araştırmacılarından bazıları bu rakamı kabul etmektedir. Ancak Salamis Deniz Muharebesi'ne daha düşük sayıda Pers gemisinin katıldığı kabul edilir.[96][97][98] Yunan-Pers Savaşları ile ilgili diğer çalışmalar 1.207 rakamanı, İlyada'da Grek filosu için verilen rakamlar karşılaştırarak kabul edilir bulmazlar. Pers İmparatorluğu'nun Ege'de harekete geçirebileceği bir donanma mevcudunun 600 savaş gemisinden daha fazla olamayacağı ileri sürülür.[98][99][100]

Grek tarafı[değiştir | kaynağı değiştir]

Atina da Persler gibi MÖ 480'lerin ortalarından itibaren savaş için hazırlanıyordu. Bu hazırlıkların en önemli parçası MÖ 482 yılında yeni bir trireme filosu oluşturmak için karar alınmasıydı. Bu filoyla ilgili kararın alınmasında büyük ölçüde Themistokles'in payı olmuştur. Themistokles, Perslerle savaşmak için güçlü bir donanmanın gerektiği konusunda Atinalıları ikna etmiştir.[101] Fakat Atina hem karada hem de denizde savaşacak kadar geniş insangücü kaynaklarına sahip değildi. Bu yüzden diğer Grek kent devletleriyle ittifak yapılması gerekiyordu. Bu arada Serhas MÖ 481 yılında Sparta ve Atina hariç diğer Grek kent develtlerine Sard'dan elçiler göndererek bir kez daha boyun eğmelerini istemiştir.[60] Yunanistan'ın kuzey kesimindeki pek çok kent devleti, Pers topraklarına daha yakın olmalarının verdiği endişeyle bu isteği kabul etmiştir.[4] Bu girişim Yunanistan'ın güney kesiminde ters bir etki yarattı ve yetmiş kadar kent devleti Atina ve Sparta etrafında bir birlik oluşturmaya başladı.

Grek ittifakı[değiştir | kaynağı değiştir]

Korint'te MÖ 481 yılında kent devletleri delegeleri arasında bir kongre toplandı ve bu konferansla Grek kent devletleri arasında bir ittifak oluşturulmaya başlandı.[102] Bu Grek kent devletlerinin sayısının 31 olduğunu Yılanlı Sütun'a kazınmış olmasından anlamaktayız.[103] Bu ittifaktın yardım istemek için kent devletlerine elçiler göndermek ve fikir birliği oluşması halinde üye kent devletlerinden savunma noktalarına kuvvet gönderme yetkisi vardır. Herodot bu ittifak için belirli bir adlandırma vermemiştir. Kongrede Atina ve Sparta lider konumdaydılar ama savunma stratejisinin belirlenmesinde, katılan tüm kent devletlerinin çıkarları göz önünde tutuldu. Kongrenin iç işleyişi ve görüşmeler konusunda bugüne ulaşan bilgiler oldukça kısıtlıdır. Ancak 700 Grek kent devletinden sadece 70 devletin kongreye delege gönderdiği bilinmektedir. Yine de bu sayı dikkate değerdir, çünkü birçok kent devleti esasen birbirleriyle savaş halindeydi.[104]

Diğer kent devletleri, gidişatın ne yönde gelişeceğine bakarak durumlarını belirlemek üzere "tarafsız" kalmayı seçmişlerdir.[105] Tebai kongreye katılmamıştır. Bu kent devleti Pers kuvvetlerinin Yunanistan'a ulaşması durumunda onlara yardımcı bile olacağından kuşkulanılan bir Grek unsuru olarak görülmekteydi.[105][106] Yine de 400 Tebaili hoplit, bu Grek ittifakına bağlı kalarak silahları ile birlikte Termopylae'de hazır bulunmuştur.[106] En iyi bilinen Pers yanlısı kent Argos'tu.[107][108] Ne var ki MÖ 494 yılında Argos ordusu, I. Kleomenes komutasındaki Sparta ordusu tarafından Sepeia Muharebesi'nde bozguna uğratılıp son askere kadar katledilince, büyük ölçüde güçsüz düşmüştü.[108]

Grek kuvvetleri[değiştir | kaynağı değiştir]

Grek kent devletlerinin bir muazzaf ordusu yoktur, buna gerek de duyulmamaktadır. Kendi topraklarında savaştıklarından gerektiğinde bir ordu çıkarırlardı. Bu nedenle Perslerle savaşın değişik dönemlerinde, değişik çapta Grek birlikleri görülür. Dolayısıyla her muharebe ile ilgili çalışmalarda muharebeye katılan Grek birliklerinin mevcudu hep tartışmalıdır.

Trakya, Makedonya ve Teselya (MÖ 480, yaz)[değiştir | kaynağı değiştir]

Serhas Boğaz'ın sularının kırbaçlanmasına bizzat katılyor. (bir canlandırmadan

Aynoroz'daki kanalın ve Çanakkale Boğazı'ndaki köprülerin tamamlandığı haberi gelince ordu ilkbaharda Sard'dan Abidos'a yürüyüşe geçirilmiştir.[61] Pers ordusu Çanakkale Boğazı kıyılarında toplanınca Abidos'dan (günümüzde Nara Burnu) Sestos'a (günümüzde Akbaş Limanı) uzanan yüzer köprülerden Avrupa topraklarına geçirilmiştir.[64][109]

Ordu'nun Çanakkale Boğazı'nı geçişi muhtemelen MÖ 480 yılının Mart ayındadır.[110] Ancak ilk köprüler tamamlandığında patlak veren bir fırına, iki köprüyü de kullanılmaz hale getirmiştir. Hiddete kapılan Serhas, istihkamcıların şefinin kafasını vurdurttu. Adından da Boğaz'ın sularına yine Serhas'ın emriyle 300 kırbaç vurulmuştur.[111] Ardından yeniden inşasına başlandı.

Pers Ordusu Gelibolu Yarımadası'ndan MÖ 480 yılı Nisan ayında Yunanistan üzerine ilerlemeye başlamıştır. Yürüyüş hattı üzerinde beş ana ikmal merkezi kurulmuştu. Bunlar Çanakkale Boğazı'nın Trakya tarafında Lefki Akti, Bistonis Gölü'nde Tyrozis, Doriskos, Eretria'ya yakın Eion ve günümüz Selanik yakınlarındaki Therme'dir. Bu ikmal merkezlerine seferin hazırlık yıllarında erzak yığılmıştı. İmparatorluğun hakimiyeti altındaki her ulus için, doldurmakla yükümlü tutuldukları depolar belirlenmiştir. İleri yürüyüş, Doriskos'da Donanma'nın gelmesi için durdurulmuştur. Burada Serhas birliklerini yeniden tertiplemiş, etnik gruplar halindeki tertiplenmenin yerine taktik bir tertipleniş oluşturmuştur.[112] Pers Ordusu'nun Çanakkale Boğazı kıyılarından Therme'ye olan yaklaşık 600 km.yi yürüyüşü kabaca üç ayı almıştı.

Diğer yanda Grek ittifak kongresi MÖ 480 yılı baharında bir kez daha toplanmıştır. Kongrede Teselya delegasyonu, Pers Ordusu'nun Olimpos Dağı ile Ossa Dağı arasında yer alan Tapınak Vadisi'nden geçmeyi seçebileceğini ileri sürerek bu geçidin tutulmasını önermiştir.[113] Bu öneri kabul edildi ve 10 bin kişilik bir birlik Sparta Kralı Euenetus ve Themistokles komutasında geçide gönderildi. Ancak geçide ulaştıklarından birkaç gün sonra Makedonya Kralı I. Alexander'dan habercileri kampa gelmiştir. Bu haberciler, Pers Ordusu'nun ve Donanması'nın büyüklüğünü anlatarak "ayaklar altında çiğnenmemelerini, oradan ayrılmalarını" tavsiye etmişlerdir.[114] Bu arada Tapınak Vadisi'nin Teselya'ya ulaşan tek yol olmadığı, Makedonya'nın tepelik bölgesinden geçen bir başka yol daha olduğu keşfedildi.[115] Bu durumda Pers ordusunun vadiyi hiç kullanmadan Sarantoporo Geçidi üzerinden yürüyebileceği, Grek kuvvetlerinin gerisine sarkarak bu orduyu imha edeceği açıktır. Bunun üzerine vadiyi tutmak için gönderilen Grek kuvvetleri geri çekilmiştir.[115]

Kısa bir süre sonra da Pers Ordusu'nun Çanakkale Boğazı'nı geçtiği haberleri geldi.[116] Geçidin terk edilmesi, Yunanistan'ın kuzeydoğu kesimindeki birçok kent devleti gibi Teselya'nın da Pers iradesine boyun eğmeye bırakılmasıydı. Nitekim Tesalyalılar zorlama olmaksızın Serhas'a boyun eğdiler ve savaş boyunca Pers ordusuna önemli hizmetlerde bulundular.[116]

Bu noktada Themistokles ikili bir strateji ortaya koymuştur. Yunistan içlerine, Boeotia, Attika ve Pelopones'e ilerlemek için Pers Ordusu yine dar bir geçit olan Termopylae Geçidi'ni kullanmak zorundaydı. Bu geçit, Pers Ordusu'nun çok büyük sayı üstünlüğüne karşın az bir kuvvetle rahatlıkla tutulabilirdi. Bunun yanı sıra Perslerin Termopylae'yi denizden pas geçmesini, Termopylae'nin gerisine asker çıkarmasını önlemek için Grek İttifakı Donanması'nın da Artemision Boğazı'nı tutması gerekmektedir. Bu ikili strateji kongre tarafından kabul edilmiştir.[117][118] Diğer yandan Pelopones kent devletlerinin birlikleri Themistokles'in planından çekilerek Korint Kıstağı'nda savunma yapmak üzere harekete geçtiler.[119]

Termopylae ve Artemision (MÖ 480, Ağustos)[değiştir | kaynağı değiştir]

Bu arada Pers Ordusu'nun Olimpos Dağı civarındaki geçitleri aşarak Termopylae üzerine yürümekte olduğu haberi ulaştı. Ancak hem Olimpiyat Oyunları, hem de Sparta'nın Carneia Festivali zamanıydı ve her iki kutlamada savaşmak, kutsal değerlere büyük saygısızlık kabul edilirdi.[120] Yine de Kral I. Leonidas Yunanistan'a yönelen tehdidin ciddiyetini göz önüne alarak kraliyet muhafızlarından 300 kişiyle birlikte harekete geçmiştir. Doğal olarak seçkin bir birlik olan bu 300 savaşçının yerine, halen çocuk yaşta olan acemi askerler, kraliyet muhafızı olarak silah altına alındı.[120] Leonidas'ın 300 kişilik bu kuvveti Termopylae yolunda Pelopones'deki Sparta müttefiki olan kent devletlerinden çıkartılan birliklerce takviye edildi. Yol boyunca Mora dışındaki diğer kent devletlerinden de katılmalar oldu.[120] Bu birleşik kuvvet Termopylae Geçidi'ne girdi ve Fokidalıların daha önce geçidin en dar yerinde inşa etmiş oldukları savunma duvarını işgal ederek Pers Ordusu'nun gelişini beklemeye başladı.[121]

Pers Ordusu Termopylae'ye Ağustos ayı ortalarında ulaştı. Fakat Serhas, hemen saldırıya geçmemiş, Grek kuvvetlerinin çözüleceklerini düşünerek üç gün beklemiştir. Ancak Grek kuvvetlerinin mücadelede kararlı olduğunu anlayınca askerlerini taarruza geçmeye karar vermiştir.[122] Savaş alanında ise Grek birliklerinin pozisyonu, hoplitler için neredeyse idealdi. Bu hatta saldıran Pers birlikleri fazlasıyla zorlandılar.[123] Muharebenin ilk iki günü boyunca Grek İttifakı kuvvetleri, Serhas saldırıları ard arda yenilese de hatlarını başarıyla savundular. Ancak ikinci günün sonunda yerel halktan Ephialtes adında biri, kendi halkına ihanet ederek bir dağ yolunun varlığını Perslere haber vermiştir. Bu dağ yolu Termopylae Geçidi'nin dışından dolaşıyor ve gerideki araziye çıkıyordu. Serhas bu yolu kullanarak savunmacıların gerisine çıkabilirdi. Bunun üzerine Pers saray muhafızlarından seçkin bir birlik olan Ölümsüzler'den bir müfreze gönderildi. Pers müfrezesi gece yürüyüşüyle patikada ilerlerken Leonidas durumu haber almıştır. Kuşatılacağını anlayan Kral, Grek ittifakı kuvvetlerinin büyük kısmını geri gönderdi. Emri altında geçitte 300 Spartalı, 400 Tebaili, 700 Thespiaeli ve diğer unsurlardan birkaç yüz kişiyi tuttu. Amaç, birliklerin esas kısmı güven içinde çekilirken artçı olarak geçidi savunmaktı. Muharebenin üçüncü gününde Leonidas kuvvetleri duvardan çıkışlar yaparak ellerinden geldiği kadar çok Pers savaşçısını öldürmeye çalıştılar.[124] Ancak sonunda Kral Leonidas ve adamları kuşatıldı, tümüyle imha edildi ve Termopylae Geçidi Pers Ordusu önünde açılmış oldu.[125]

Termopylae'de savaşılırken Artemision Boğazı'nda da 271 triremeden oluşan Grek İttifakı Donanması da savunmadaydı.[126] Pers Donanması Artemision Boğazı'na ulaşmadan hemen önce, Magnesia açıklarında bir fırtınaya yakalanmış ve çok sayıda gemi kaybetmiştir. Yine de muharebeye katılacak 800'ün üzerinde savaş gemileri vardır.[127] Artemision Muharebesi'nin ilk günü, aynı zamanda Termopylae Muharebesi'nin de ilk günüydü, Persler en dayanıklılarından seçilmiş 200 gemiyi bir müfreze olarak teşkil ettiler ve Eğriboz Adası'nın doğu kıyıları açığına gönderdiler. Bu müfrezenin görevi Eğriboz'un doğu sahilleri boyunca güneye yelken açıp, Eğriboz Boğazı'nın güney çıkışında Grek Donanması'nın geri çekilmei ikmal ve takviye hattını kesmektir.[127] Bu arada Pers Donanması'nın bölgede kalan kısmı ile Grek İttifakı Donanması öğleden sonranın geç saatlerinde çatışmaya girdiler. Bu çatışmada Grek Donanması daha başarılı görünmüştür ve 30 Pers gemisini ele geçirilmiştir.[127] Aynı akşam yeni bir fırtına Eğriboz açıklarında seyreden Pers Müfrezesi'ni vurmuş,[128] gemilerin tümünün kayalıklarda imha olmasına yol açmıştır.[129]

Muharebenin ikinci günü, akşamki fırtına sayesinden geri çekilme hatlarının artık güvende olduğu haberi Grek İttifakı Donanması'na ulaştı. Bunun üzerinde bulundukları yerde kalmaya karar verilmiştir. Bu kalma kararıyla bazı Kilikya gemilerine karşı vur-kaç taktiğiyle saldırılar düzenlediler. Bu gemiler ele geçirildi ya da batırıldı.[130] Pers Komutanlığı'nın tepkisi sertti. Üçüncü gün Pers Donanması tüm gücüyle saldırıya geçmiştir. Şiddetli çatışmalarla geçen günün sonunda Grek Donanması durumunu korumayı başarmıştır. Ancak ciddi kayıplara katlanıldı.[131] Öyle ki Atina Filosu'nun yarısı kaybedilmişti.[132] Pers Donanması'nın kayıpları da oransal olarak aşağı yukarı aynıdır.[131] Aynı akşam Termopylae'de Kral I. Leonidas ve yanındakilerin öldürüldükleri ve geçidin Pers Ordusu önünde açılmış olduğu haberleri geldi. Gündüzki çatışmalarda ciddi kayıplara uğranılmıştı. Diğer yandan Artemision Boğazı'nı tutmak için artık bir neden kalmamıştı. Bu iki durum, Donanma'nın muharebe alanından çekilme kararına yol açmıştır.[133] Donanma, Salamis Adası'na çekilmiştir.[134]

Salamis (MÖ 480, Eylül)[değiştir | kaynağı değiştir]

Termopylae Geçidi'nin açılmasıyla Serhas'ın ordusu Boeotia'ya girmiştir. Teslim olmayan[135] iki kent Thespiae ve Plataea düşürüldü ve yağmalandı.[136] Buradan sonra Pers Ordusu Attika'ya ilerleyecektir. Atina'da kalan nüfusun tahliyesi, Salamis'e gelen Donanma'nın da yardımıyla tamamlanmıştır. Böylece Atina Perslere terk edildi.[137] Bu arada Peloponesliler Korint Kıstağı'nda bir savunma hattı için hazırlıklara girişmiştir. Attika'nın güneyindeki Megara'dan gelen yol imha edilirken Kıstak'ta bir savunma duvarı inşa edildi.[138] Akropolis'i savunmak için kalan az sayıda Atinalı kısa sürede ihma edilmiştir. Ele geçirilen kent Serhas'ın emriyle ateşe verildi.[139]

Sonuçta Pers istilası Yunanistan anakarasının büyük bir bölümünü ele geçirmiş bulunmaktadır. Ancak Serhas, Greklerden böylesi bir direnme muhtemelen beklemiyordu. Onun önceliği istilayı olabildiğince kısa sürede tamamlamaktı.[140] Böylesi bir ordunun ikmalini uzun bir süre sürdürebilmek olanaksızdır.[141] Diğer yandan Termopylae deneyimi, iyi tertiplenmiş bir Grek kuvvetine karşı cephe taarruznun sonuçsuz kalacağını göstermişti.[142] Şimdi de Grekler kıstakta şu ya da bu güçte bir tahkimat oluşturmuş bulunuyordu. Bu koşullarda Yunanistan'ın geri kalanını karadan yapılacak bir harekatla istila etme girişiminin büyük güçlükler getireceği ortadadır. Ancak yine Termopylae deneyiminin ortaya koyduğu gibi Grekler kuşatılacak olursa, zaten sayıca küçük olan birliklerin kesin olarak imha edilmesi mümkündür.[143][144] Bu şekilde Kıstak'ı savunan Grek kuvvetlerin kuşatılması için Pers Donanması'nın kullanılarak Attika'ya asker çıkarılması gerekmektedir. Ama bunun için öncelikle Grek Donanması da bir deniz muharebesiyle imha edilmelidir.[141][144] Yaz ayları süresinde Serhas Grek Donanmasını imha edebilseydi, Grek kent devletlerinin teslim olmasını sağlayabilecek güçlü bir durum elde ederdi. Bu, seferi başarıyla sonuçlandırmak için tek umut olarak görünmektedir.[141] Diğer yandan Grekler için istilayı önlemenin tek yolu Pers Donanması'na ağır bir darbe vurabilmektir. Themistokles'in amacı da buydu ve bu nedenle güçlü bir donanma kurulması fikrini savunmuştu. Sonuç olarak her iki taraf da tüm güçlerini, savaşın gidişatını değiştirecek kesin sonucu alabileceklerini hesapladıkları bir deniz muharebesi için ortaya koyacaklardır.[145]

Bu yöndeki eğilimle Grek Donanması, Pers Donanması'nın bölgeye ulaşması an meselesi olmasına karşın Eylül ayı boyunca Salamis sahili açıklarında kalmıştır. Atina'nın düşmesinden sonra bile Pers Donanması'nı Salamis sahillerinde bir çatışmaya çekebilmek için bölgede kalınmıştır.[145][146] Ancak bu durum bütünüyle Themistokles'in çabaları ile olmuştur. Aslında Grek komutanlar, Korint Kıstağı'nı dahi bırakıp, kentlerinin savunması için çekilmek kararındaydılar.[4] Kısmen, Themistokles'in düzenlediği bir savaş hilesi sonucunda Pers Donanması Salamis Boğazı'nın dar sularında savaşı kabul etmiştir.[142] Karalarla çevrili bir denizde sıkışık bir duruma düşen Pers savaş gemilerinin muharebe düzenini bozmadan manevra yapabilmeleri neredeyse olanaksızdır.[147] Bu fırsattan yararlanan Grek Donanması saldırıya geçerek muharebe alanında kesin sonuç elde etmiştir. Sonuçta en az 200 Pers savaş gemisi ele geçirildi ya da batırıldı. Bu zafer, Pelopones Yarımadası savunmasının kuşatılmasını önlemiştir.[148]

Pers Donanması'nın artık denizde hakim güç olmaktan çıkması, Serhas'da Çanakkale Boğazı'ndaki duba köprüleri koruyamayacağı endişesi yaratmıştır.[149] Herodot, General Mardonius'un Yunanistan'da kalıp istilayı tamamlamak için gönüllü olduğunu yazmaktadır. General, eğer Asya'ya çekilmeye karar verecek olursa seçkin birliklerden oluşan 300 bin kişilik bir orduyu emrinde bırakmasını önermiştir.[150] Görünüşe göre Serhas bu öneriyi benimsedi ve tüm Pers Ordusu Attika'dan çekildi. Emrindeki orduyla birlikte zorlu bir yürüyüşle Çanakkale Boğazı kıyılarına 45 günde ulaştı. Yol boyunca ordu civardaki yerleşimleri yağmaladı, yenebilecek herşeyi, otları hatta ağaç kabuklarını bile kazıyıp götürdü. Herodot'un anlatımına göre orduda büyük bir açlık yaşandığı anlaşılıyor. Ayrıca Herodot ordu içinde veba ve dizanteri salgını başgösterdiğini yazmıştır.[151] General Mardonius kuvvetleri ise kışı geçirmek üzere Boeotia ve Teselya'da kaldılar.[140] Pers Ordusu çekilince Atinalılar yanmış kentlerine geri dönmüşlerdir.[140]

MÖ 480 – 479 sonbahar ve kış[değiştir | kaynağı değiştir]

Herodot'a göre Serhas'a refagat eden General Artabazus'un 60 bin adamıyla geri dönerek Teselya'da General Mardonius kuvvetlerine katılacaktı. Bu ordu zaten General Mardonius kuvvetlerinden ayrılmış ve geri dönecek olan bir görev kuvvetiydi.[152] Ancak Artabazus Halkidiki'ye yaklaşırken, Serhas komutasındaki birliklerin geri çekilmesi sırasında bölgeden geçerlerken ayaklanmaya kalkışan Halkidiki halkını yeniden bastırmak gerektiğine karar vermiştir, Mardonius kuvvetlerine katılmasında bir aciliyet de yoktu zaten.[152]

Potidea Kuşatması[değiştir | kaynağı değiştir]

Potidea, Pallane (günümüzde Kassandra Yarımadası) kıstağında bir kenttir. Kuşatılan Potidea'yı almak için bir generalin ihanetinden yararlanmaya çalışıldı. Ancak durum bir süre sonra ortaya çıkmıştır.[153] Bu durumdan yararlanılamamısı nedeniyle kuşatma yine de üç ay sürdürülmek zorunda kalınmıştır.[154] Daha sonra gelgit durumundan yararlanmak isteyen Pers kuvvetleri kıstak üzerinde ilerleyerek kente yarımada derinliğinden saldırı yapımaya çalışıldı. Gelgitle deniz öyle çekilmişti ki arazi bataklığa dönüşmüştü.[154] Yarımada'nın içlerine ilerleyecek ve kenti bütün bütün kuşatacaklardı. Fakat bunun için kat etmeleri gereken mesafenin yarıdan fazlasını geçtiklerinde gelgit hiç görülmedik hızla yükselince birçoğu boğuldu, sağ kalanlar da Pitedalıların ufak teknelerle giriştiği bir karşı saldırısına uğradı ve öldürüldü.[155] Kenti düşürme umutları kalmayınca General Artabazus kuşatmayı kaldırmış ve ordusundan geri kalanlarla Mardonius'un ana kampına dönmüşdür.[156]

Olynthus Kuşatması[değiştir | kaynağı değiştir]

Potidea Kuşatması sürerken General Artabazus aynı anda Pers baskısına baş kaldıran Halkidiki'deki bir diğer kent olan Olynthus'u da kuşatmaya karar vermişti.[157] Bronz Çağı'nda terk edilmiş olan kent, Makedonya'dan sürülmüş Bottiaean Kabilesi tarafından iskan edilmişti.[157] Yerleşme ele geçirilerek savunmacılar bir göl kenarına götürüldü ve gırtlakları kesilerek katledilmiştir.[157] Daha sonra kent Halkidikililere geri verildi.[157] Böylece Bottiaean Kabilesi burada yok edilmiş oldu.

Platea ve Mykale (MÖ 479, Haziran)[değiştir | kaynağı değiştir]

Kış boyunca Grek ittifakında bazı gerilimler olduğu anlaşılmaktadır. Özellikle de Atina, Kıstak'taki savunmanın dışında kalıyordu. Oysa Mora Yarımadası'nın güvenliğinde sağlayan Grek İttifakı Donanması'nda Atina Filosu'nun önemli bir ağırlığı vardır. Bu koşullar altında Atina, bir sonraki yıl kentin güvenliği için Grek İttifak'ndan bir ordunun Atina'ya gönderilmesini istedi.[158] Bahar aylarında, diğer ittikfak üyelerinin bu isteği karşılayamamış olmasına tepki olarak Atina Filosu ittifak donanmasına katılmayı reddetmiştir.[159] Bu tarihlerde Sparta Kralı Leotychides komutasındaki Grek İttifakı Donanması Delos Adası'nda demirlemişken Pers Donanması da Sisam Adası civarındadır. Her iki taraf da muharebeye girmenin getireceği risklerden kaçınma eğilimindedir.[159] Karada ise General Mardonius kışı, Korint Kıstağı'na saldırmanın sonuç getirmeyeceğini anlayarak Tesalya'da geçirmiştir.[158]

Bu arada General Mardonius, hareketsiz kalmanın da Yunanistan'ın istilasını tamamlamasına yardımcı olmayacağını biliyordu. Grek ittifakını bölmek amacıyla Makedonya Kralı I. Aleksander'in aracılığıyle Atina'ya barış teklif etmiştir. Bu teklifte Atina'ya bağımsızlık ve topraklarını genişletme vaadi sunulmaktadır.[159] Atina, bu tekliften Sparta'nın haberi olduğunu düşünerek kabul etmeye yanaşmadı.[159] Bu reddedişin cevapsız kalmayacağı düşünüldüğünden Atina yeniden Salamis'e tahliye edildi. Pers kuvvetleri güneye yürüyüşe geçerek Atina'yı yeniden ele geçirdiler.[159] Atina'nın Salamis'e tahliyesi MÖ. 479 yılının Mayıs ayındadır, General Mardonius'un Attika'yı istilası ise aynı yılın Haziran ayındadır.[160] General Mardonius bunun üzerine barış teklifini yenilemiştir. Fakat yine reddedildi. Yine kentlerinden sürülen Atinalılar, Megara ve Plataea'yla birlikte Sparta'ya elçiler göndererek yardım istediler. Yardım edilmezse Pers isteklerinin kabul edileceği tehdidi ortaya konuldu.[161][162] O sırada Sparta'da Hyacinthus Festivali kutlanmaktayıdı, bu yüzden bir karara varmayı on gün ertelediler.[163] Sparta'da sözü geçen bir yabancının girişimiyle bir ordu gönderilmesine karar verilmiştir.[164] Derhal düzenlenen 35 bin helot ve 5 bin Spartalı 5 bin periek (özgür fakat yurttaşlık hakları olmayan yerli halk) askerden oluşan bir ordu Pausanias komutasında Pers kuvvetleri üzerine yürüyüşe geçirilmişti.[165][166]

Grek kuvvetlerinin üzerine geldiğini haber alan General Mardonius, 300 bin kişilik ordusunu[150] Boeotia'da Platea yakınlarına çekilmiştir. Bu haberi aldığında halen Atina'daydı. Atinalıların koşullarını kabul edeceğini umduğu için kente bir zarar vermemişti ama çekilirken kenti ateşe verdi ve adamlarına her türlü yapıyı yıktırttı.[167] Mardonius'un Platea üzerine çekilmekteki amacı, Grek kuvvetlerini, süvarisini etkin biçimde kullanabileceği açık alana çekmektir.[168] Yine de Herodot'a göre ordudaki Pers soylularının başarıdan yana pek umutlu olmadıkları anlaşılmaktadır.[169]

Farklı kentlerden toplanan Grek ordusuna ise Sparta kral naibi Pausanias komuta etmektedir. Pausanias da süvari taktiklerinden kaçınmak için kuvvetlerini Plataea'da yüksek arazi üzerinde tutmuştur.[170] Herodot, Grek kuvvetlerindeki hoplit sayısını 38.700 olarak vermektedir. Ordudaki diğer unsurlar olarak da 35 bin helot ile Sparta dışındaki kentlerden gelen her hoplitin yanında hafif silahlı birer kişinin, toplam 34.500 asker vardır. Bu durumda Grek ordusundaki toplam asker sayısı 108.200'dür.[171] Herodot, bu sayıya Thespialı savaşçıları da katar ve 110 bin rakamına ulaşır.[172]

Grek kuvvetlerinin ovaya inmediğini gören General Mardonius, süvarisine saldırı için emir vermiştir. Pers süvarisinin bölükler halindeki saldırıları Grek kuvvetlerine ağır kayıplar verdirmiştir.[173] Fakat süvari taarruzları başarısız oldu ve Pers süvari birlikleri komutanı Masistios bu saldırı sırasında öldürüldü. Atı okla vurulup attan düşürülmüştü, ama zırları yüzünden kolay alt edilememişti. Sonunda gözünden vurularak öldürülebildi.[174] Bu çatışmalar sırasında Grek Ordusu Pers kampına daha yakın bir pozisyona geçmek için bulundukları yüksek araziden ileri kaydırılmıştır. Bulundukları yerde su kıt olduğundan ovada mevzi aldılar.[175] Bu durumda da Grek hatları fazlasıyla açılmış oldu. Pers süvarisi bu durumdan yararlanarak Grek erzak ikmal hatlarını kesmeye başlamıştır. Bu arada ciddi bir çatışma olmadan on gün geçmiştir ve Grek kuvvetlerine sürekli yeni takviye birlikleri gelip katılmaktadır.[176]

General Mardonius yeniden süvari akınları başlatmıştır. Bu girişimlerle birliklerin su ikmali kesildi.[177] Ordu susuz kalmıştı, erzak gelişi kesilmişti ve Pers hafif süvarisinin ok ve mızraklı saldırıları altında yıpranıyordu.[178] Gece çöktüğünde, artık son derece elverişsiz hale gelen pozisyondan daha önceki duruma çekilme kararı verilmiştir. Onbirinci günün gecesinde yakındaki ırmağın oluşturduğu adaya çekilinecektir..[179] Bu geri çekilme birliklerin dağılmasına yol açmıştır. Atina, Sparta ve Tegealılar farklı tepelere ulaştı. Diğer birlikler de Plataea'ya yaklaşacak kadar uzaklaştılar.[170] Bundan iyi saldırı fırsatı olayacağını düşünen General Mardonius tüm birliklerine taarruz emri vermiştir.[180][181]

Birliklerin dağılması sırasında ayrı düşen Spartalılar ve Tegealılar Pers süvarisince sıkıştırılıyorlardı. Mardonius'un ana birlikleri de üzerlerine gelmişti. Ayrı düşmüş olan Atinalılardan yardım istediler. Fakat onlar yardım için ilerlerken Pers tarafında savaşan Grek kuvvetleri tarafından yolları kesildi.[182][183] Sparta ve Tegea kuvvetleri yoğun bir Pers okçu taarruzu altında zorlandılar ve saldırıya geçtiler. Bunun sayesinde ok yağmurundan kurtuldular. Pers kalkanları önündeki çatışma uzun sürdü ama sonunda bu kalkan duvarı çöktü. Önlerinde bir kalkan duvarı kalmayan Pers askerleri cesaretle dövüştüler, yer yer uzun Grek kargılarını yakalayıp kırdılar. Fakat koruma sağlamayan donanmınları yüzünden ağır Grek piyadesi (hoplitler) karşısında adeta "çıplak"tılar.[184]

Bu çatışmalar sırasında Spartalılar General Mardonius'un muhafız savunmasını kırarak General'e ulaştılar ve öldürdüler. Mardonius'un ölümü Pers direncini büyük ölçüde çözmüş oldu.[185] General Mardonius'a ulaşan spartalı askeri adı Herodot tarafıdan Aeimnestus olarak verilmektedir.[186] Plutarkhos'a göre bu asker, başına bir taş fırlatarak Mardonius'u öldürmüştür.[187] Mardonius'un bendeni savaştan bir gün sonra gömüldü.[188] Komutasız da kalınınca Pers birlikleri çözüldü. Kırkbin kişi Teselya'ya çekilmeyi başarabilmiştir. Bu grup General Artabazos emrindeki kuvvetlerdi ve zaten muharebe sırasında emirle çekilmeye başlamıştı.[189] Diğerleri kampa sığındılarsa da burada kuşatıldılar ve kılıçtan geçirildiler.[181][190]

Daha öncesinde Xanthippus komutasındaki Atina Filosu da Grek Donanması'na katımışdı.[191] Artık Pers Donanması'yla hesaplaşmak mümkündü. Bunun üzerine önce Sisam Adası'na, Pers Donanması üzerine yelken açıldı.[192] Tüm Pers gemileri onarım gerektiriyordu. Bu durumda muharebeden kaçınmaya karar vererek Donanma'yı Mykale kıyılarına çektiler. Serhas'ın bıraktığı 60 bin kişilik kuvvet burada kamp kurdu. Kumsala çekilen gemileri korumak için de sahile ve kamp etrafına ahşap bir savunma hattı hazırlanmıştır.[193] Pers Donanması'nın karaya çekildiğini gören Leotychides Grek Donanması'ndaki askerlerle kampa saldırmaya karar vermiştir.[191]

Herodot'a göre Plataea Muharebesi'nin zafer haberi, aynı gün öğleden sonra İyonya kıyılarındaki Dilek Dağı sahilinde bulunan Grek İttifakı Donanması'na ulaştırılmıştır.[194][195] Moral yönünden büyük güç kazanan Grek kuvvetleri, daha bir güçle savaştılar. Saldıran Grek kuvvetlerinin sayı azlığından cesaretlenen Persler kamp dışına çıktılar. Ancak hoplitler karşısında çözüldüler. Çatışmada çoğu kılıçtan geçirildi.[191] Pers gemileri de Greklere terk edildi, bir kısmı yakıldı. Böylece Grek kuvvetleri Mykale Muharebesi'nde kesin bir zafer kazandılar.[191] Yenilgi, Serhas'ın deniz gücüne ağır bir darbeydi ve Ege Denizi'nde artık Grek deniz üstünlüğü kurulmuştu.[191]

Grek İttifakı yayılması[değiştir | kaynağı değiştir]

Özellikle Mykale Muharebesi, bu tarihe kadar 31 kent devletinden oluşan Grek İttifakı'na Ege Denizi'nden ve Batı Anadolu'dan katılmalar sağlamıştır. Başta Sisam Adası, Sakız Adası ve Midilli Adası olmak üzere diğer Ege Adaları ve bazı İyon kentleri İttifaka katılmıştır.[103]

Platae ve Mykale muharebeleri ile Yunanistan'a İkinci Pers Saldırısı kesin olarak sona ermiştir. Serhas'ın artık Yunanistan'da bir ordusu yoktur, Ege Denizi'ndeki donanması da imha edilmiştir. Yunanistan için yine de gelecekte yeni bir Pers saldırısına uğrama tehlikesi tümüyle ortadan kalkmış değildi. Grek kent devletleri uzun süre bu endişeyi yaşadılarsa da Yunanistan'ın istilası yönündeki Pers kararlılığı zaman içinde zayıflayıp sönmüştür.[196]

Bir çok açıdan Mykale Deniz Muharebesi Yunan-Pers Savaşları'nda yeni bir dönemin başlangıcını oluşturmaktadır. Bu tarihten itibaren artık saldıran taraf Grekler olacaktır.[197] Platae'de saldıran taraf Greklerdi. Ancak bu muharebe Yunanistan topraklarında gerçekleşmiştir. Oysa Mykale Muharebesi, Ege kıylarındadır, Grek kuvvetlerinin Yunanistan dışındaki bir taarruzudur.

Sestos Kuşatması[değiştir | kaynağı değiştir]

Mykale Muharebe'sinden kısa bir süre sonra Grek İttifakı Donanması, duba köprüleri imha etmek için Çanakkale Boğazı'na yelken açmıştır. Ancak bölgeye ulaştıklarında bunun daha önce yapılmış olduğunu gördüler.[198][199] Bunun üzerine Mora kent devletlerinin filoları Yunanistan'a dönmüştür. Spartalılar duba köprüsünün artık var olmamasını yeterli buluyorlardı.[200] Atina Filosu ise halen Pers kontrolünde olan Gelibolu Yarımadası'na yönelmiştir.[201] Bölgede kalan Pers kuvvetleri ve müttefikleri, bölgenin en iyi tahkim edilmiş kenti olan Sestos surları gerisine çekildiler. Yunanistan Seferine katılmış generallerden biri, aynı zamanda Pers satrabı olan Artayşles, Grek müttefiklerin saldıracağına inanmıyordu ve bu yüzden bir kuşatma için hazırlık yapmaya gerek duymamıştı.[202] Atinalılar bu sayede Sestos'u hem karadan hem denizden kuşatma olanağı buldular.[201] Atina birlikleri içindeki hoşnutsuzlukların da etkisiyle kuşatma kış boyunca aylarca sonuç alamadı.[203] Fakat kentte erzak tükenince Pers askerleri gece karanlığından yararlanarak, kuşatmanın en zayıf olduğu kesimden kenti terk ettiler. Bu sayede ertesi gün Atinalılar kente girebildiler.[204]

Herodot'un çalışması da Sestos Kuşatması'ya sona ermektedir. Bu olayları izleyen otuz yıl içinde başta Atina egemen Attik Delos Biriliği olmak üzere Grek yayılması, Pers kontrolünü tüm Trakya'dan, Makedonya'dan, Ege Adaları'ndan ve İyonya'dan sürüp atacaklardır.[205] Pers İmparatorluğu ile Yunanistan arasıda barış MÖ 449 yılındaki Callias Barışı[206] ile kurulmuş ve yarım yüzyıllık savaşı sona erdirmiştir.[205]

Atina birliklerinin büyük kısmı doğruca Pers birliklerini izlemeye gönderildi.[207] Sonunda Atinalılar Pers kuvvetlerini yakaladılar. Çatışmalarda pek çok Pers öldürüldü, aralarında Artactes bulunduğu diğer kısmı ise tutsak edildi.[208] Artayctes'in çarmıha gerilmesi, bugünkü Gelibolu Yarımadası'nda yer alan bir İyon kolonisi Elaeus halkı tarafından ısrarla istenmiştir. Artayctes, Yarımada'nın Pers Valisi iken bu kenti yağmalamıştı.[209] Bölgeyi emniyete alan Atina kuvvetleri, duba köprünün palamarlarını, bir bakıma ganimet, bir bakıma da zaferlerinin bir nişanı olarak aldılar ve Atina'ya döndüler.[210]

Kıbrıs[değiştir | kaynağı değiştir]

Halen devam eden Grek İttifakı koşulları altında MÖ 478 yılında, 20 Peloponez ve 30 Atina gemisinden oluşan, fakat sayısı bilinmeyen asker taşıyan bir filoyu, General Pausanias genel komutasında harekete geçirildi.[211] Tukidides'e göre bu filo Kıbrıs'a yelken açmıştı ve "adanın daha büyük bir bölümünü kontrolü altına almıştı".[212] Ancak Tukidides'in bununla ne kastettiği açık değildir. Bir görüşe göre bu sefer esasen Kıbrıs'taki Pers garnizonunu basmak ve olabildiğince fazla savaş ganimeti ele geçirmek içindi.[213] Grek kuvvetlerinin adayı ele geçirme girişimi yönünde herhangi bir kaynak yoktur. Zaten kısa süre sonra Byzantion'a yelken açmışlardır.[212] Esasen Ada'ya MÖ 478 yılında Attik Delos Birliği'nin bir seferi olmuştu. Bu seferde, Ada'da bir Grek garnizonunun var olmadığı görülmüştür. Olmuşsa bile kısa sürede tasfiye edildiği anlaşılıyor.

Byzantion[değiştir | kaynağı değiştir]

Grek Donanması Byzantion'a ulaştıktan sonra, kenti bir kuşatmanın ardından MÖ 478[214] yılında ele geçirmiştir.[212] Sestos ve Byzantion'un ele geçirilmesi Greklere hem Asya'yı Avrupa'ya bağlayan bu iki önemli boğaz üzerinde kontrol sağladı, hem de ticaret alanlarını Karadeniz'e kadar yayma olanağı verdi.[211]

Byzantion'da neler olup bittiği bugün için tam olarak bilinmiyor. Tukididis, az sayıda detay vermiştir. Ondan sonraki tarihçiler ise pek çok korkunç imalarda bulunmaktadır.[211] Tüm kibirli ve keyfi uygulamalarıyla (Tukididis "zorbalık" olarak tanımlamaktadır) General Pausanias birçok müttefik birliğinin tepkisini çekmiştir. Özellikle Pers tahakkümünden henüz kurtulmuş olanlar kentlerden birliklerin.[211][213][215] Pausanias etrafında dönen bu olaylar, esasen Byzantion kenti üzerinde Atina – Sparta çekişmesidir. Atinalı tarihçinin anlatımını izleyen diğer Grek yazarların vermiş oldukları bilgilerin[216][not 2], Byzantion üzerinde kontrolü ele geçirmek için Atina'nın kullandığı bahaneler olarak görülebileceği öne sürülmektedir. Atina ve müttefiklerinin, Byzantion'da kontrolü, Pausanias'a karşı güç kullarak ele geçirmeye çalışmış olmaları dahi olasıdır. Bu durumda Pausanias'ın kentin kontrolünü yedi yıl daha, MÖ 476 – 469 arasında, Pers gücünden destek alarak elinde tutuğu ileri sürülebilir.[217] Tukididis, Pausanias'ın destek için I. Serhas'a bir mektup gönderdiğini ve ondaon olumlu yanıt alıdığını ileri sürmektedir.[218] Tukididis'e göre, İyon kentleri ve diğerleri Atina'nın harekatın komutasını üstlenmesini istediler, Atina da komutayı üstlendi.[215] Yine de Pausanias'ın kenti tiranca yönettiği[219], ele geçen çok sayıdaki tutsak arasındaki Pers soylularının ve Serhas'ın yakınlarının kaçmalarını sağladığı ileri sürülmüştür.[214] Sparta bu gelişmeleri öğrenince General Pausanias'ı görevden almıştır. General daha sonra düşmanla işbirliği yapmakla itham edilerek tutuklandı. Her ne kadar sonuçta aklandıysa da itibarı yıpranmıştı. Bu olaylar nedeniyle yeniden generalliğe atanmadı.[215]

Bu arada Sparta General Dorkis'i, komutayı müttefik kuvvetlerden devralmak için Byzantion'a göndermiştir. Ancak müttefik kuvvetlerin artık Sparta liderliğini kabullenmeye razı olmadıklarını görerek ülkesine geri döndü.[215] Sonuç olarak kentrolünün Atina elinde kalmasının bir sonucu olarak Byzantion, Attik Delos Birliği'nin ilk üyelerinden biri olmuştur. Ancak esas baskıcı yönetim bu yoldan gelecektir. MÖ 420'li yılların ortalarında Atina Byzantion'un ticaretini, kendi ticari çıkarları yönünde sınırlamaya, yönlendirmeye başlamış olacaktır.[220]

Taktik analiz[değiştir | kaynağı değiştir]

Grek tarzı savaş, önceki yüzyıllar boyunca şekillenmiş ve geliştirilmişti.[28][34] Bu savaş tarzı esas olarak hoplitlere dayanmaktadır. O çağ için en güçlü silahlar olan hoplit donanımı, ancak bu silahları satın almaya ekonomik olarak gücü yetebilen orta sınıf vatandaşlarca edinilebilmektedir. Dolayısıyla orta sınıftan vatandaşlar hoplit olarak silahlanıp savaşlara katıldılar.[35] Hoplitler, zamanın standartlarına göre yapılan deri ya da tunçtan gögüs zırhı, dizden aşağısını koruyan dizlik ve tolga kuşanır, geniş, yuvarlak bir kalkan taşırlardı.[28] Hoplitlerin silahları, Pers mızraklarından oldukça uzun mızrak ve kılıçtır.[28] Hoplitler falanks düzeninde savaşırlardı. Falanks düzeninde omuz omuza tertiplenirler ve böylece kalkanlardan bir duvar oluşurdu. İleri uzanan mızraklar da düşmanlarına yönelen silahlarıydı.[34] Düzgün tertiplenmiş bir falanks son derece etkili bir saldırı ve savunma gücü oluşturmaktadır.[221][222] Pers Savaşları'nda da görüldüğü gibi kendisinden daha büyük, fakat hafif piyadeden oluşan kuvvetler karşısında başarılı olmaktadır. Ağır zırhlar ve uzun mızraklar hoplitleri yüz yüze çatışmalarda son derece güçlü savaşçılar haline getirmektedir.[28] Diğer yandan tolga, göğüs zırhı ve geniş kalkanlar, ok ve mızraklar karşısında çok etkili bir koruma sağlar.[28] Bununla birlikte falanks, açık arazide süvari tarafından kanatlardan kuşatılma tehlikesine açıktır.[223]

Pers ordusu imparatorluk topraklarının değişik bölgelerinden derlenen, farklı etnik gruplardan gelen birliklerden oluşmaktadır. Bununla birlikte Herodot'a göre hem silahlarda, hem de muharebe tarzında en azından genel bir uyumluluk vardır.[27] Piyade genel olarak Grek mızraklarına oranla kısa mızrak ve kılıç, ok ve yayla silahlanır, hasır bir kalkan taşır ve bir kısmı zırh olarak deri bir "yelek" kuşanırlardı.[27][30] Bir istisna olarak Pers asıllı piyade ise göğüs kafesini ve boynu örten bir çeşit zırh kuşanırlardı.[27] Farklı silahlanan etnik gruplar da Pers ordusunda yer almaktadır.[27] Örneğin ünlü Saka baltalı askerleri gibi.[224] Pers ordusunun seçkin birlikleri Pers, Med, Saka ve Huzistan Halkı'ndan oluşmaktadır.[27] Piyadede en seçkin unsurlar Ölümsüzler denilen kraliyet muhafızlarıdır. Bu unsurlar da yine belirtildiği gibi silahlanmıştır.[27][225] Süvari ise Pers, Med, Baktriya, Huzistan ve Sakalar'dan oluşmaktadır. Bu unsurların büyük kısmının hafif süvari olduğu kabul edilmektedir.[27][32] Perslerin savaş tarzı, en azından muharebenin başında kılıç ve mızraklarla nihai darbeyi indirmeden önce, yakın dövüşten kaçınarak ok ve benzeri silahlarla düşmanı yıpratmak esasına dayanıyordu.[27]

Pers kuvvetlerinin hoplitlerle ilk çatışması Efes Muharebesi'nde gerçekleşmiştir. Bu muharebede Pers süvarisi, muhtemelen uzun bir yürüyüşün ardından yorgun olan hoplitlerin rahatlıkla üstesinden gelmiştir.[226] Daha sonra Yunanistan'a Birinci Pers Saldırısı sırasındaki Maraton Muharebesi'nde Atina kuvvetleri, muharebeye Pers süvarisi katılmamış olmasından da yararlanarak Pers hafif piyadesi karşısında açık bir üstünlük elde etmişlerdir.[227] Bu deneyimlere karşın Perslerin, hakimiyetleri altındaki toprakların Grek nüfusu olan bölgelerinden, özellikle de İyonya'dan hoplit toplamamaları ilginç bir durumdur.[27] Aynı şekilde Herodot Mısırlı denizcilerin iyi silahlı olduklarını ve Grek denizciler karşısında epeyce başarılı savaşabildiklerini yazmıştır. Buna karşın, iyi silahlı oldukları halde Pers Ordusu'nda Mısırlı unsurlar yoktur. Daha sonra gemilerden alınıp General Mardonius'un ordusuna katılmışlar, Platea'da savaşmışlardır.[228] Bunların nedeni Pers Sarayı'nın İyonlara ve Mısırlılara güven duymaması olarak açıklanabilir. İki topluluk da yakın geçmişte Pers hakimiyetine karşı ayaklanmışlardı ve bu ayaklanmalar şiddetle bastırılmıştı. Ancak Donanma'da hem Grek hem de Mısırlı birlikler görev yapmıştır. Aslında Grekler, Pers Sarayı'nın bu unsurlardan daha fazla kuşku duymasını sağlamak yönünde bazı girişimlerde bulunmuşlardır.[229][230] Fakat yine de İyonların ve Mısırlıların özellikle Pers Donanması'nda iyi bir performans gösterdiği, bir dereceye kadar gerçektir.[27] Sonuç olarak iyon ve Mısırlı unsurların Donanma'da istihdam edilmeleri sonucu Ordu'ya girmedikleri söylenebilir. Diğer yandan İmparatorluk'un hiçbir sahil kesiminden birlik Ordu'da yer almamış görünmektedir.[27]

Pers istilasının en büyük ve belirleyici iki kara muharebesinde Grek taktiği, Pers sayı üstünlüğünü ve süvari kuvvetlerini etkisiz hale getirmiştir. Bu taktikler Termoyplae'de dar bir geçitte savunma yapmak, Plataea'da ise engebeli arazide muharebe etmeyi seçmekti.[231] Termopylae'de, Grek savunmasını kuşatan manevraya kadar Pers taktikleri başarılı bir sonuç elde edememişti. Zaten Leonidas'ın seçtiği muharebe alanı, Pers kuvvetleri için bir cephe taarruzundan başka seçenek bırakmıyordu.[225][232] Platae Muharebesi'nde Grek kuvvetlerine yönelen süvari saldırılarının yürütülüş tarzı başarılı bir taktikti. Ancak daha sonraki piyade muharebesi Pers Ordusu ve General Mardonius için bir felaketle sonuçlandı.[233] Mycale Muharebesi'nde de benzer gelişmeler yaşandı. Pers piyadesinin hoplitlerle açık arazide giriştiği muharebe bozguna uğramalarıyla sonuçlandı.[191] Bütün bunlara bakılarak, Yunan-Pers Savaşları'nda karmaşık taktikler uygulandığı konusunda çok fazla veri olmadığı ileri sürülmüştür.[234] Grek taktikleri hiç karmaşık değildir, hoplitlerin etkili donanımına ve falanksın gücüne dayandılar. Pers tarafı ise falanksın gücünü açıkça hafife almıştır. Bu güçle karşılaşmak için taktikler geliştirilmedi ve bu durum nihai olarak Pers yenilgisine yol açtı.[27][234][234]

Stratejik analiz[değiştir | kaynağı değiştir]

İstilanın başlarında Pers kuvvetleri açık bir üstünlüğe sahiptiler.[235] Her şeyden önce asker ve gemi sayısı yönünde ezici bir üstünlükleri vardı.[67][236] Fakat bu sayısal üstünlük, bir yerde Pers kuvvetlerinin zayıf yanına işaret etmektedir. Donanmanın sayısındaki kabarıklık, bir fırtına çıktığında, donanmanın sığınacağı çapta bir limanın bölgede olmamasında yatmaktadır.[237] Böyle bir fırtınada donanmanın bir kısmı kaçınılmaz olarak elden çıkacaktır. Ayrıca tüm donanmayı savaşa sürme eğilimi önüne geçilmez bir eğilimdir. Nitekim Salamis Deniz Muharebesi'nde tüm Donanma muharebeye sürülünce yıkıma yol açmıştır. Ordunun sayısal kabarıklığı da ikmal sorunlarında kendini göstermektedir. İkmal depolarından uzaklaştıkça erzak sıkıntısı baskısı giderek artacaktır.[237] En basitinden içme suyu sağlayamamak daha Çanakkale Boğazı kıyılarına gelmeden yaşanmıştı.[238]

Pers kuvvetlerinde hiç de karmaşık olmayan bir komuta sistemi vardı, herkes krala karşı sorumluydu.[239] Son derece gelişkin bürokratik yapılanışları da karmaşık ve başarılı planlar hazırlamalarına olanak sağlamaktadır.[52][240][241] Diğer yandan Pers İmparatorluğu kurulduğundan beri geçen 80 küsür yıl boyunca Pers generalleri savaş alanlarında büyük deneyim kazanmışlardı.[242] Ayrıca savaş için diplomasiyi ve istihbaratı kullanmada oldukça başarılıydılar. Yunanistan'ı istila etmek için bu stratejileri kullanarak girişimlerde bulundular. Örneğin MÖ 499'da Nakşa Kuşatması sırasında içerden ihanet sağlayarak kenti düşürdüler.[243][244][245] Buna karşın Yunanistan'ın siyasi birliği olmamasının da etkisiyle Pers istilasına karşı aktif olarak direnen, sadece 30 dolayında kent devletiydi. Bu devletler arasında ise zaten geçmişten gelen çekişmeler vardı.[246] Bu kent devletleri, küçük çaplı yerel savaşlar dışında büyük ölçekli savaşlarda deneyim kazanmamıştır.[247] Komutanlar da savaş deneyimi ve ustalığa göre değil, esas olarak politik ve sosyal durumlarına göre belirleniyordu.[248]

Pers yayılma stratejisi MÖ 480 dolaylarında ezici kuvvetlerle Yunanistan üzerine yürüyecek yönde gelişiyordu.[233] Pers yayılmasının geçtiği bölgelerdeki Grek kentleri, Pers hakimiyetine boyun eğmek ya da yok edilmek durumunda kalıyorlardı. Teselya, Lokris ve Fokida'da başta direnme gösterilmişti. Ancak doğrudan doğruya güç kullanılması karşısında Pers hakimiyeti altına girmek zorunda kalınmıştı.[249][250] Grek ittifakının stratejisi ise Pers ilerlemesini yapılabildiği kadar kuzeydeyken durdurmak ve olabildiğince kent devletinin Pers egemenliğine girmesini önlemekti. Bu sayede bu kent devletlerinin de ittifaka katılması sağlanabilirdi.[235] Diğer yandan Pers kuvvetlerinin sayısal üstünlüğü karşısında açık arazide muharebeye girmenin yararsızlığı açıkça görülebiliyordu. Bu duruda olabildiğince dar coğrafi bölgelerde muharebeye girmeyi tercih edeceklerdir.[235] Gerçekten de MÖ 480 yılı için Grek İttifakı'nın stratejisi bu yönde olmuştur. İlk anda, Teselya'nın istilasını önlemek için Tapınak Geçidi'ni tutmaya karar verdiler.[235] Ancak bu geçidin iyi seçilmiş bir savunma hattı olamayacağı anlaşılınca daha geride, Termopylae Geçidi – Artemision Boğazı hattında savunma yapmaya karar verildi.[235] Termopylae'deki savunma başlarda oldukça başarılıydı. Ancak savunmanın etrafını dolaşmayı sağlayacak yolun, bu görevin üstesinden gelebilecek bir kuvvetle örtülememesi savunmayı çökertmiştir.[235] Kral Leonidas'ın savunma stratejisinde ortaya çıkan bu başarısızlık, Yunanistan'ın büyük bir bölümünün Pers Ordusu'nca istila edilmesine yol açmıştır. Artemision'da da Grek Donanması bir ölçüde başarılıydı. Ancak uğranılan kayıplar ağırdı ve Termopylae Geçidi'nin kaybedilmesi artık bu hatta muharebe etmeyi gereksiz kıldı.[251] Bir başka açıdan, Pers Donanması en büyük darbeleri Grek İttifakı Donanması'ndan değil, hava koşullarından yemişti. Sonuç itibariyle Pers stratejisi başarılıydı. Grek stratejisi ise her ne kadar Grek İttifakı'nın askeri gücünü yıkacak kadar ağır bir yıkım değilse de başarısızdı.

Korint Kıstağı'nın savunulması savaşın tarzını değiştirmiştir. Pers Komutanlığı Kıstak üzerine karadan bir saldırıya girişmedi. Muhtemelen böyle bir girişim başarısız olacaktı.[252][253] Böylece savaşın seyri denizde şekillenecekti.[235] Themistokles, Pers Donanması'nı Salamis'la anakara arasındaki boğaza çekecek bir savaş hilesi kullanmıştır. Themistokles'in bu girişimi, strateji çizmedeki ustalığını açıkça ortaya sermektedir.[235][254] Ancak Persler açısından savaşı kazanmak için Salamis'te muharebeye girme gereği yoktu. Pers Komutanlığı'nın ya kendine aşırı derecede güveni olduğu, ya da kazanmayı fazlasıyla istediği ileri sürülmüştür.[235][255] Bu bağlamda Grek İttifakı'nın Salamis'te kazandığı zafer bir ölçüde Pers stratejik hatasından kaynaklanmıştır.[235] Nitekim Salamis yenilgisinden sonra Pers stratejisi değiştirildi. General Mardonius Grek İlttifakı'nı bölmek için İttifaka katılmış olan kent devletleri arasındaki anlaşmazlıklardan yararlanma yoluna gitmiştir.[233] Özellikle de Atina üzerine oynadı. Böylece Atina Filosu'nu Grek İttifakı Donanması'ndan ayırarak bu deniz gücünü büyük ölçüde zayıflatacaktı. Denizde engel kalmayınca da orduyu muhtemelen Mora Yarımadası'na çıkartacaktı.[158] Herodot bize General Mardonius'un kesin sonuçlu bir muharebeye eğilimli olduğunu söylemektedir. Bununla birlikte Platea'ya çekilmesi bu durumla çelişkili gibi görünmektedir.[235] Çok büyük olasılıkla muharebeyi kendi seçeceği koşullarda aramak istiyordu. Platea'ya çekilmesi, pekala Grek kuvvetlerinin saldırmasını, ya da çözülmesini sağlamak için düşünülmüş olabilir.[235]

Grek stratejisi MÖ 479 yılında çok net değildi. Sadece İttifak'ın dağılmasını önlemek için kuzeye yürümek konusunda aralarında mutabıktılar. Fakat savaşı kazanmanın yolu konusunda açık bir görüş olmadığı anlaşılmaktadır.[235] Taktik başarısızlıklar da bunu göstermektedir. Platea'da ikmal hatlarını koruyamadılar, bu yüzden geri çekilmeye karar verildi ama bu dağınık bir geri çekilme oldu. Bunların sonucunda, bir bakıma muharebeye sürüklendiler.[233] Diğer yandan General Mardonius kesin sonuç için aceleci oldu. Esasen saldırıya geçmek gibi bir zorunluluğu yoktu. Yine de bir meydan muharebesinde Grek kuvvetleriyle karşılaşmaya girmişti.[233] Sonuç olarak Plataea'daki Grek zaferi, bir kısmıyla Pers komutanlığının taktik hatasının bir sonucu olarak görülebilir.[233]

Genele bakıldığında Pers Komutanlığı'nın Salamis ve Platea'daki iki stratejik hatası, taktik avantajı Grek İttifakı'na bıraktı ve Pers istila girişiminin nihai başarısızlığına yol açtı.[233] Salamis'te tüm Donanmayı, dar bir savaş alanında muharebeye sürmek gibi taktik hata da ek oldu. Donanma'nın bir bölümü ihtiyat gibi ayrılabilirdi. Grek ittifakının başarısı genellikle "özgür kişi özgürlüğü için savaşır" deyişinin sonucu olarak görülür.[256] Her şey bir yana, kendi vatanları için çarpışıyorlardı. Grek İttifakı'nın başarısında önemli bir faktör de, aralarındaki geçmişten beri süregelen gerginlik ve çatışmalara karşın bir ittifak kurabilmeleri ve buna bağlı kalabilmeleriydi.[233] Bu gerginlikler ve çatışmalar içinde ittifakın kararsız olması beklenirdi. Ancak Yunanistan anakarasının büyük bir bölüm Pers Ordusu'nca istila edilmiş olmasına karşın Grek İttifakı yenilgiye uğratılamadı. Bu durum Pers istilasının ne denli ürkütücü göründüğünü göstermektedir.[235] Öyle ki Atina Thespiae ve Platea halkı evlerini sahip oldukları pek çok şeyi terk etmeyi, teslim olmaya tercih etmişlerdir.[257] Sonuç itibariyle Grek İttifakı'nın kazanması yıkıcı bir yenilgiden kaçınmalarına[235], kurdukları ittifaka bağlı kalmalarına[233], düşmanlarının hatalarını kendi lehlerine kullanabilmelerine[233] ve muharebe alanında gerçek ve taktik üstünlükleri olan hoplitten / fakankstan yararlanabilmelerine dayanmaktadır.[28]

Önemi[değiştir | kaynağı değiştir]

Kuşkusuz ki Yunanistan'a İkinci Pers Saldırı Grek tarihi açısından son derece önemli olaylardan biridir. Birçok batılı tarihçi bu olayı Avrupa tarihi açısından da çok önemli bir olay olarak lanse eder. Savaş, bir yerde "Doğu" ve "Batı" arasıdaki bir çatışma olarak verilir. Yunanistan'ın bu "Doğulu" güç tarafından istila edilmesi halinde "Batı Uygarlığı"'nın gelişme olanağı bulamayacağı ileri sürülür.[258][259][260][261] Bu yaklaşım abartılı olabilir. Tarihin, "şöyle olsaydı, böyle olurdu"larla analiz edilemeyeceği açıktır. Ancak yine de tarihsel açıdan bunlar önemli olaylardır.[262]

Askeri olarak İkinci Pers Seferi'nde taktik ve stratejik olarak belirgin bir yenilik yoktur.[263] Termopylae sıklıkla arazinin, askeri gücün bir bileşeni olarak kullanılmasına uygun bir örnek olarak kullanılagelmiştir.[264] Themistokles'in hileleri de savaşta "düşmanı" yanıltmanın iyi bir örneği sayıldı. Tüm askeri harekatların Pers İmparatorluğu yönünden en belirgin etkisi, özellikle Maraton Muharebesi ağır zırhlı hoplitlerin, hafif Pers piyadesi karşısındaki üstün muharebe gücünü çok açık ortaya koymuş olması sayılabilir.[28][196] Bu gerçek geç de olsa Pers askeri otoriteleri tarafından görüldü ve daha sonra Grek paralı askerler Pers ordularında istihdam edilmeye başlandı.[265]

Notlar[değiştir | kaynağı değiştir]

  1. ^ Herodot sadece Mısır'daki ayaklanmadan söz etmektedir.
  2. ^ Cornelius Nepos'un anlatımı için bkz. Aristides ve Pausanias Türkçe çeviri

Dış bağlantılar[değiştir | kaynağı değiştir]

Kaynakça[değiştir | kaynağı değiştir]

  1. ^ a b c d e Herodot, 7.82.1
  2. ^ a b c Ancient Ancestors
  3. ^ Encyclopaedia Iranica
  4. ^ a b c d languages.siu.edu
  5. ^ Cicero, On the Laws I, 5
  6. ^ a b c Holland, Sh.: xvi - xvii.
  7. ^ Thucydides, History of the Peloponnesian War, e.g. I, 22
  8. ^ a b Finley, Sh.: 15.
  9. ^ Holland, Sh.: xxiv.
  10. ^ David Pipes, Herodotus, Father of History, Father of Lies
  11. ^ a b Holland, Sh.: 377.
  12. ^ Fehling, Sh.: 1 - 277.
  13. ^ Diodorus Siculus, Bibliotheca Historica, XI, 28 - 34
  14. ^ Herodot, 9.81 Dipnot
  15. ^ Suna Doğaner, anadolu'nun 200 Yılılık İşgali Dönemi Sh.: 19
  16. ^ a b Holland, Sh.: 47 - 55
  17. ^ a b Holland, Sh.: 203
  18. ^ Herodot, 5.105.2
  19. ^ a b Holland, Sh.: 171 - 178
  20. ^ Herodot, 6.44.1
  21. ^ a b c Holland, Sh.: 178 - 179
  22. ^ Herodot, 6.94.2
  23. ^ Herodot, 6.96
  24. ^ Herodot, 6.116.1
  25. ^ Holland, Sh.: 206 - 207
  26. ^ a b Holland, Sh.: 208 - 211
  27. ^ a b c d e f g h i j k l m n o p q Lazenby, Sh.: 23 - 29
  28. ^ a b c d e f g h i j k l Lazenby, Sh.: 256
  29. ^ The Early Achaemenid Persian Army
  30. ^ a b Holland, Sh.: 196
  31. ^ Farrokh, Sh.: 76
  32. ^ a b Lazenby, Sh.: 232
  33. ^ Herodot, 7.86.1 - 2
  34. ^ a b c Holland, Sh.: 69 - 72
  35. ^ a b Holland, Sh.: 217
  36. ^ a b c d e f g h i j k l m n o Hoplit Historyworld
  37. ^ Eski Yunan Uygarlığı, Yunan Ordusu
  38. ^ Lazenby, Sh.: 227–228
  39. ^ a b c d B. Strauss, Sh.: xvii
  40. ^ a b Belkan Ağar, Sh.: 2
  41. ^ a b B. Strauss, Sh.: xviii
  42. ^ B. Strauss, Sh.: xix
  43. ^ a b c d Lazenby, Sh.: 34–37
  44. ^ Holland, Sh.: 320–326
  45. ^ a b Herodot, 7.61 - 80
  46. ^ Belkan Ağar, Sh.: 28
  47. ^ Belkan Ağar, Sh.: 27-28
  48. ^ a b Belkan Ağar, Sh.: 29
  49. ^ Herodot, 7.89.1 - 3
  50. ^ Jack Cassin-Scott, The Greek and Persian Wars 500-323 BC Sh.: 10
  51. ^ Herodot, 7.22 - 23
  52. ^ a b c Holland, Sh.: 213 - 214
  53. ^ Herodot, 7.7
  54. ^ Plutarch, Themistocles, 4
  55. ^ a b John Thorley, Athenian Democracy Sh.: 62
  56. ^ Holland, Sh.: 219 - 222.
  57. ^ The Greco-Persian Wars Historyworld
  58. ^ Herodot, 7.26.1
  59. ^ W. M. Ramsay The Historical Geography of Asia Minor Sh.: 41
  60. ^ a b Herodot, 7.32
  61. ^ a b Herodot, 7.37.1
  62. ^ a b Herodot, 7.36.1
  63. ^ Herodot, 7.36.4 - 5
  64. ^ a b Suna Doğaner, Sh.: 24
  65. ^ Herodot, 7.186.1
  66. ^ a b Ctesias, Persica
  67. ^ a b c de Souza, Sh.: 41
  68. ^ a b Holland, Sh.: 237
  69. ^ Herodot, 8.115.1 - 4
  70. ^ Herodot, 7.59.2
  71. ^ Herodot, 7.186.2
  72. ^ a b Grote, ch. 38
  73. ^ a b Maurice (1930)
  74. ^ Delbrück (1920)
  75. ^ Warry (1998)
  76. ^ Engels (1978)
  77. ^ Scott (1915)
  78. ^ von Fischer
  79. ^ Cohen, Sh.: 164
  80. ^ W. W. Tarn (1908)
  81. ^ Ernst Obst (1914)
  82. ^ Papademetriou (2005)
  83. ^ Sekunda & Chew (1992)
  84. ^ Munro (1929)
  85. ^ Lazenby, Sh.: 90
  86. ^ The size of the Persian Army
  87. ^ Holland, Sh.: 394
  88. ^ Herodot, 7.97
  89. ^ Aeschylus, The Persians
  90. ^ Diodorus Siculus XI, 3
  91. ^ Lysias II, 27
  92. ^ Isocrates, Oration VII, 49
  93. ^ Isocrates, Oration IV, 93
  94. ^ Ephorus, Universal History
  95. ^ Plato, Laws III, 699
  96. ^ Köster (1934)
  97. ^ Holland, Sh.: 320
  98. ^ a b Lazenby, Sh.: 93 - 94
  99. ^ Green, Sh.: 61
  100. ^ Burn, Sh.: 331
  101. ^ Holland, Sh.: 217 - 223
  102. ^ Herodot, 7.145.1 - 2
  103. ^ a b Fine, Sh.: 332
  104. ^ Holland, Sh.: 226
  105. ^ a b Holland, Sh.: 225
  106. ^ a b Holland, Sh.: 263
  107. ^ Holland, Sh.: 246 - 247
  108. ^ a b Holland, Sh.: 168 - 169
  109. ^ Herodot, 7.55.1
  110. ^ Joseph Cummins, Why Some Wars Never End Sh.: 20
  111. ^ George Grote, A History of Greece Sh.: 206
  112. ^ Herodot, 7.100.1
  113. ^ Holland, 248 - 249
  114. ^ Herodot, 7.173.3
  115. ^ a b Herodot, 7.173.4
  116. ^ a b Herodot, 7.174.1
  117. ^ Holland Sh.: 255 - 257
  118. ^ Herodot, 7.175.1 - 2
  119. ^ Herodot, 8.40.2
  120. ^ a b c Holland, Sh.: 257 - 259
  121. ^ Holland, Sh.: 262 - 264
  122. ^ Herodot, 7.210.1
  123. ^ Holland, Sh.: 274
  124. ^ Herodot, 7.223.4
  125. ^ Herodot, 7.225.3
  126. ^ Herodot, 8.2.1
  127. ^ a b c Holland, Sh.: 276 - 281
  128. ^ Herodot, 8.13
  129. ^ Herodot, 8.14.1
  130. ^ Herodot, 8.14.2
  131. ^ a b Herodot, 8.16.3
  132. ^ Herodot, 8.12
  133. ^ Herodot, 8.21.2
  134. ^ Herodot, 8.21.3
  135. ^ Military History
  136. ^ Herodot, 8.50.1
  137. ^ Herodot, 8.41.1
  138. ^ Holland, Sh.: 300
  139. ^ Holland, Sh.: 305 - 306
  140. ^ a b c Holland, Sh.: 327 - 329
  141. ^ a b c Holland, Sh.: 308 - 309
  142. ^ a b Holland, Sh.: 310 - 315
  143. ^ Holland, Sh.: 294
  144. ^ a b Lazenby, Sh.: 157 - 161
  145. ^ a b Holland, Sh.: 303
  146. ^ Holland, Sh.: 319
  147. ^ Herodot, 8.89.2
  148. ^ Holland, Sh.: 320 - 326
  149. ^ Herodot, 8.97.1
  150. ^ a b Herodot, 8.100.5
  151. ^ Herodot, 8.115.1 - 3
  152. ^ a b Herodot, 8.126.1 - 3
  153. ^ 8.128.1
  154. ^ a b Herodot, 8.123.1
  155. ^ Herodot, 8.129.2
  156. ^ Herodot, 8.129.3
  157. ^ a b c d Herodot, 8.127
  158. ^ a b c Holland, Sh.: 333 - 335
  159. ^ a b c d e Holland, Sh.: 336 - 338
  160. ^ Herodotos, Sh.: 687 (dipnot)
  161. ^ Herodot, 9.6
  162. ^ Herodot, 9.7
  163. ^ Herodot, 9.8.1
  164. ^ Herodot, 9.9.2
  165. ^ Herodot, 9.10.1
  166. ^ Herodot, 9.11.3
  167. ^ Herodot, 9.13.1 - 2
  168. ^ Herodot, 9.13.3
  169. ^ Herodot, 9.16
  170. ^ a b Holland, Sh.: 342 - 349
  171. ^ Herodot, 9.29
  172. ^ Herodot, 9.30
  173. ^ Herodot, 9.20
  174. ^ Herodot, 9.22.1 - 2
  175. ^ Herodot, 9.25.2 - 3
  176. ^ Herodot, 9.38.2
  177. ^ Herodot, 9.49.2
  178. ^ Herodot, 9.50
  179. ^ Herodot, 9.51.1 - 4
  180. ^ Herodot, 9.59.1
  181. ^ a b Holland, Sh.: 350 - 355
  182. ^ Herodot, 9.60.1 - 3
  183. ^ Herodot, 9.61.1 - 3
  184. ^ Herodot, 61, 62, 63
  185. ^ Herodot, 9.63.2
  186. ^ Herodot, 9.64.2
  187. ^ Plutarkhos, The Parellel Lives – Aristides 19.1
  188. ^ Herodot 9.84.1
  189. ^ Herodot, 9.66.3
  190. ^ Herodot, 9.65
  191. ^ a b c d e f Holland, Sh.: 357 - 358
  192. ^ Herodot, 9.96.1
  193. ^ Herodot, 9.96.3
  194. ^ Herodot, 9.100.1
  195. ^ Diodorus, 11.35.2
  196. ^ a b Holland, Sh.: 358 - 359
  197. ^ Lazenby, Sh.: 247
  198. ^ Herodot, 9.106.4
  199. ^ Herodot, 9.114.1
  200. ^ Murat Arslan, Pausanias'ın Byzantion Hakimiyeti ve Komplo Teorisi Sh.: 52
  201. ^ a b Herodot, 9.114.2
  202. ^ Herodot, 9.116.3
  203. ^ Herodot, 9.117
  204. ^ Herodot, 9.118.1 - 2
  205. ^ a b Holland, Sh.: 359 - 363
  206. ^ Murat Arslan – Nihal Tümer Önen, Akdeniz Korsan Yuvaları sh.: 190
  207. ^ Herodot, 9.118.2
  208. ^ Herodot, 9.119.2
  209. ^ Herodot, 9.120.4
  210. ^ Herodot, 9.121
  211. ^ a b c d Fine, Sh.: 331
  212. ^ a b c Tukididis, 1.94
  213. ^ a b Sealey, Sh.: 242
  214. ^ a b Murat Arslan, Pausanias'ın Byzantion Hakimiyeti ve Komplo Teorisi Sh.: 53
  215. ^ a b c d Thucydides I, 95
  216. ^ Muzaffer Demir Sh.: 6
  217. ^ Muzaffer Demir, Pausanias' Actions in Byzantion After the Victory at Plataea Sh.: 1
  218. ^ Muzaffer Demir, Sh.: 3
  219. ^ Murat Arslan, İstanbul'un Antikçağ Tarihi Sh.: 10
  220. ^ Murat Arslan, İstanbul'un Antikçağ Tarihi, Sh.: 11
  221. ^ Lazenby, Sh.: 39 - 41
  222. ^ Holland, Sh.: 74
  223. ^ Holland, Sh.: 187 - 192
  224. ^ Holland, Sh.: 17 - 18
  225. ^ a b Holland, Sh.: 274 - 275
  226. ^ Holland, Sh.: 160 - 161
  227. ^ Holland, Sh.: 192 - 197
  228. ^ Herodot, 9.32.2
  229. ^ Herodot, 8.22.1
  230. ^ Herodot, 9.98.4
  231. ^ Holland, Sh.: 343
  232. ^ Lazenby, Sh.: 138
  233. ^ a b c d e f g h i j Lazenby, Sh.: 254 - 255
  234. ^ a b c Lazenby, Sh.: 258
  235. ^ a b c d e f g h i j k l m n o Lazenby, Sh.: 248 - 253
  236. ^ Lazenby, Sh.: 29
  237. ^ a b Herodot, 7.49.1 - 5
  238. ^ Herodot, 7.43.1
  239. ^ Lazenby, Sh.: 21
  240. ^ Lazenby, Sh.: 17 - 18
  241. ^ Lazenby, Sh.: 30
  242. ^ Lazenby, Sh.: 31
  243. ^ Lazenby, Sh.: 29 - 30
  244. ^ Holland, Sh.: 311 - 313
  245. ^ Holland, Sh.: 344 - 345
  246. ^ Lazenby, Sh.: 21 - 22
  247. ^ Lazenby, Sh.: 33
  248. ^ Lazenby, Sh.: 37 - 38
  249. ^ Herodot, 9.17.1
  250. ^ Herodot, 7.172
  251. ^ Lazenby, Sh.: 149 - 150
  252. ^ Lazenby, Sh.: 197
  253. ^ Holland, Sh.: 310
  254. ^ Holland, Sh.: 316 - 317
  255. ^ Holland, Sh.: 307 - 308
  256. ^ Green, Sh.: 36
  257. ^ Lazenby, Sh.: 259 - 261
  258. ^ BBC
  259. ^ Hanson, Carnage and Culture: Landmark Battles in the Rise of Western Power
  260. ^ Strauss, Sh.: 1 - 294
  261. ^ Holland, Sh.: xvii - xix
  262. ^ Holland, Sh.: xvi
  263. ^ Lazenby, Sh.: 257 - 258
  264. ^ Eikenberry (1996)
  265. ^ Xenophon, Anabasis

Kaynaklar[değiştir | kaynağı değiştir]

Antik kaynaklar[değiştir | kaynağı değiştir]

* Histories İngilizce
* Herodotos, Tarih - Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları

Günümüz kaynakları[değiştir | kaynağı değiştir]

  • Tom Holland, 'Persian Fire: The First World Empire and the Battle for the West Abacus (2006)
  • Peter Green, The Greco-Persian Wars University of California Press (1996)
  • J. F. Lazenby, The Defence of Greece 490–479 BC. Aris & Phillips Ltd. (19936)
  • George Grote, A History of Greece: Part II
  • Moses Finley, Thucydides – History of the Peloponnesian War (İngilizce çeviri Rex Warner). Penguin
  • D. Fehling, Herodotus and His "Sources": Citation, Invention, and Narrative Art
  • A. R. Burn, Persia and the Greeks in The Cambridge History of Iran, Volume 2: The Median and Achaemenid Periods, Ilya Gershevitch, ed. Cambridge University Press. (1985)
  • J. A. R. Munro, Cambridge Ancient History vol. IV (1929)
  • D. W. Engels, Alexander the Great and the Logistics of the Macedonian Army Berkeley/Los Angeles/London
  • F. Maurice, The size of the army of Xerxes in the invasion of Greece 480 BC. Journal of Hellenic Studies (1930)
  • Barry S. Strauss, The Battle of Salamis: The Naval Encounter That Saved Greece—and Western Civilization New York: Simon and Schuster (2004)
  • Hans Delbrück, History of the Art of War. University of Nebraska Press. Reprint (1920)