Uzun süreli bellek

Vikipedi, özgür ansiklopedi
Atla: kullan, ara


Uzun süreli bellek ya da Uzun dönemli hafıza ((İngilizce)Long-term memory (LTM)), iki depolama hafıza modeli teorisinin bir parçası olarak, öğeler arasındaki ilişkilerin depolandığı bellektir. Teoriye göre uzun süreli bellek, kısa süreli bellekten farklı işlevlere sahiptir. Bu da kısa süreli belleğin 20 ila 30 saniye içerisindeki bilgileri çağırmasından farklı olarak, depolanmış bilgileri uzun sürelerde tekrar, tekrar çağırabilmesidir. Bu iki bellek arasında bir fark görünmüyor gibi olsa da, her ikisi bilgiyi farklı yer ve alanlarda depolamaları bağlamında modelleri farklıdır.


Çift depolamalı hafıza modeli[değiştir | kaynağı değiştir]

Miller(1956)'e göre, kağıt sihirli sayısı yedi olan teorisi popülerleşmiştir. Bu teoriye göre uzun süreli bellek sınırsız bir depolama alanına sahipken, kısa süreli hafıza ise bilgi parçalarını ancak belli bir sayıda depolama alanına sahip olur.

Atkinson ve Shiffrin (1968) tarafından belirlenen ikili depo hafıza modeli göre; uzun süreli bellekte, aynı anda çalışan kısa süreli belleğin çalıştığı esnada kullandığı ortak bir noktada tampon bulunabilir. İlk bilgi geldiğinde bunlar kısa süreli belleğe girilir, bu esnada gelen yeni bilgi gireceği esnada sınırlı bir alan vardır. Çünkü eskiler bu konumda yer almaktadırlar. Kısa süreli bellekte ancak tek bilgi işlenir. Bu durum da uzun süreli belleğin gücünü arttırmaktadır. Daha uzun bir bilgi kısa süreli hafızada kalacaktır, daha güçlü ilişki kurulan kısa bir bilgi ise uzun süre bellekte etkili olur. Uzun süreli bellekte bulunan bilgiler iki aşamalı bir süreçte ipuçları yoluyla geri getirilir. İlk olarak, potansiyel bir şekilde ilişkili olasılıklar istenen bilgiyi seçmek için ipucu olarak kullanılır. İkinci olarak ise bu bilginin geri getirilip, getirilmemesinin hatırlanan olasılıkları kullanılır.


Baddeley ve Hitch 1974 yılında Atkinson-Shiffrin hafıza modeline bir alternatif teorisi ortaya attı. Bu teoriye göre, kısa süreli bellek girişi öğeleri farklı türler için farklı kontrol sistemlerine ayrılırlar ve bu sistemlere girip, çıkmak için hangi maddelerin denetlenmesi gerektiğini kontrol eden bir yönetici bulunmaktadır. Bağımlı sistemler fonetik, görsel, mekansal döngüler içerir. Baddeley ayrıca bu döngülere olaylar belleğini eklemiştir.

Baran 2004 yılında, bildiğimiz her şeyi hafızamızda sakladığımızı, hangi dili konuştuğumuz, nasıl yürüdüğümüz, tanıdığımız binlerce insanın siması, geçmişteki başarılarımız, adresler, telefon numaraları, okuduğumuz kitaplara ait bilgiler, izlediğimiz filmlere ait görüntüler ve daha binlercesinin hafızamızda depolandığını, tüm bunların hepsi ve daha fazlasının uzun dönemli hafızada günlerce, aylarca hatta yıllarca hiç unutulmadan saklandığını belirmiştir.

Senemoğlu 2005 yılında, uzun süreli belleğin, iyi öğrendiğimiz bilgiyi sürekli olarak depoladığımız bellek türü olduğunu belirtmiştir. Ayrıca bilginin kısa süreli bellekte çok kısa süre kalmasına rağmen, uzun süreli bellekte bilginin sürekli depolanma yeri olduğunu yazmıştır.

Bacanlı 2005 yılında, bilgilerin depolandığı yerin uzun süreli hafıza olduğunu, uzun süreli hafızada bulunan bilgilerin, tekrar tekrar kullanılabilme özelliğine sahip olduğunu ve düşününce hatırlamamızın da bunu gösterdiğini, bilgisayarla karşılaştırıldığında Hard Disk’e benzetilebileceğini belirtmiştir.

Yeşilyaprak ise 2002 yılında uzun süreli belleğin, sürekli bellek deposu olarak kabul edildiğini belirterek, kısa süreli bellekte işlenmiş olan bilginin uzun süreli belleğe gönderilerek depolandığını, bilginin öğrenilmiş kabul edilmesi için mutlaka uzun süreli belleğe depolanmış olması gerektiğini, çünkü uzun süreli belleğe girmeyen bilgilerin tepki üretilmiş olsa dahi kısa sürede kaybolacağını belirtmiştir.

Nelson ve Gilber 2005 yılında, uzun süreli belleğin, beynimizin birkaç dakikadan daha uzun süreli olarak bilgileri depolandığı ve sonradan onlara ihtiyaç duyulduğunda geri çağırdığı bilgi parçalarından oluştuğunu açıkladı.

Topses 2006 yılında, uzun süreli belleğin, genel olarak biyo-kimyasal bir süreç olarak kabul edildiğini belirtmiş, uzun süreli belleğin işlevleri, biyolojik temelde protein sentezi ile sağlanmaktadır demiştir. Ayrıca yaklaşık otuz saniye geçtikten sonra anımsanan bir uyarıcı, uzun süreli bellekten çağrılmaktadır demektedir.

Uzun süreli bellek, bilgilerin devamlı kaldığı bellektir. Bilgilerin kısa süreli bellekten uzun süreli belleğe geçmesi protein sentezine bağlıdır. Yaşlılarda bu işlem yavaşlamış olduğundan, yeni izlenim ve hatıraların daha kolay unutulduğu görülür. • Uzun süreli bellekteki bazı bilgileri hatırlayamamızın nedeni yeterli ipucu olmamasıdır. (Bir bilginin uzun süreli bellekte olmasıyla geri getirilmesi farklı işlemlerdir.)