Tartışma:Mustafa Kemal Atatürk/Arşiv-1

Vikipedi, özgür ansiklopedi
Atla: kullan, ara

Başbakan kimdir[değiştir | kaynağı değiştir]

[[- 23 Nisan 1920 da Türkiye Büyük Millet Meclisi'nin açılmasıyla Türkiye Cumhuriyeti'nin kurulması yolunda önemli bir adım atılmış oldu. Meclis ve Hükümet Başkanlığına Mustafa Kemal seçildi.

- 1923 - 1938
Atatürk, 24 Nisan 1920 ve 13 Ağustos 1923 tarihlerinde TBMM Başkanlığına seçildi. Bu başkanlık görevi, Devlet-Hükümet Başkanlığı düzeyindeydi.
Alıntılar metinden.

Şablonda da Kurtuluş Savaşı Dönemi diyor zaten...

Mustafa Kemal gerçekleri[değiştir | kaynağı değiştir]

Akrabalar1 konusunda son zamanlarda yap1lan degerlendirmelere b ir ek: henüz çok yeni denebilecek bir habere göre Mustafa Kemal Atatürk'ün akrbalarindan birinin torunu halen Aydin / Söke 'de ikamet etmekte... Tahminen üç yil önce duydugum bu haberi ancak burada açiklayabiliyorum...


Hem harf inkilabindan bahsedilirken bunun gercekten faydali bir inkilap olup olmadigi tartisilir.Bugun japonlarin cetrefilli yazisina bakarsak ne demek "istenildigini anlariz.......


Cumhuriyet tarihiyle ilgili kaynaklara bakıldığında, en iyimser rakamlara göre Anadolu halkının ancak yüzde 10'u, en kötümser rakamlara göre ise yüzde 4'ü okuma yazma biliyordu; yani halkın en az yüzde 90'ı hiçbir dilde okuma yazma bilmiyordu, hiçbir alfabeyi bilmiyordu. Cumhuriyetin ilanından ve yeni alfabenin kabulünden sonra bu oran giderek hızla artmış ve yüzde 80'i aşan oranlarda okur yazar duruma gelmiştir. Yani "faydalı" olan Anadolu halkının çoğunun okur yazar olmaması mıydı? (Bucali, 6 Kasım 2005, TSİ 22.30)


Madem Japonca dediniz.. Japonya'da iki resmi yazı sistemi vardır biri Latin alfabesi diğer simge yazısıdır yani japonların başarısındada Latin yazı sistemi önemli rol oynar.Üstelik Osmanlı yazısı (arap elfba 'sından evrilmiş) Trkçe gibi ünlülerin ağırlıkta olduğu ve kelime üzerinde etkin olduğu bir dilde kullanışsızdı,Muhammed isminin kaç farklı şekilde okunduğuna bakarak bunu daha rahat anlıyabilirsinz(mesela mehmet,mahmut)...

taraflı gösterilen cümle[değiştir | kaynağı değiştir]

"Türk ulusunun işgalci batı emperyalizmine karşı verdiği Ulusal Kurtuluş Savaşı'nın askeri ve siyasi önderi"

Üstteki cümle bir kaç defa taraflı diyerek kaldırıldı. şöyle bir baktım, taraflı bir şey göremedim.

  • Türk ulusu mu mücade ver di? ... Evet
  • Ülke işgal ediliyormuydu? ... Evet
  • O gün o ülkeler o zaman emperyalist olarak adlandırılmamış mıydı? ... Evet
  • Ulusal Kurtuluş savaşı mıydı? ... Evet
  • Mustafa Kemal Atatürk bu savaşın askeri ve siyasi önderi değilmiydi? ... Evet

Anlayamadım nedir taraflı olan kısım. Cümleyi geri getiriyorum. --Dbl2010 03:34, 14 Kasım 2005 (UTC)

  • Bence, taraflı. 'Batı emperyalizmi' bir kere kullanılmamalı, o ülkelerin içinde imparatorluk şeklinde olanları da vardı, yine de bu modern anlamdaki 'batı emperyalizmi' manasında kullanılmıştır, bir tanımlamadan çok hakaret vari söylenen bir sözdür. Cümle başlı başına ulusalcılık veya milliyetçilik kokuyor bence. Belki daha yumuşak bir tanımlama kullanabiliriz, örneğin: "Türkiye Kurtuluş Savaşı'nın askeri ve siyasi önderi" olabilir.
  • Kesinlikle tarafli ve ansiklopedinin genis bakis acisini icermiyor. Kahraman kelimesini de ekleyebilirsin Turk ulusunun basina, bana gore yanlis olmaz ama tarafli olur. Ayni sekilde Osmanli veya diger Turk devletleri buyurken de kendimize bu sekilde (emperyalist, isgalci) atifta bulunmamamiz herhalde iyi bir tezat olusturacaktir. Nasil Irak savasinin yorumunu burada yapmiyorsak (sifatlamiyorsak), bununda yapilmamasi gerek. Mumkun oldugu kadar bu tarz yaklasimlardan uzak olmak gerek ki Turk halkinin bakis acisini orneklemek disinda bu cumle zaten bir bilgi katmiyor. Bunu da daha iyi yazabilmek mumkun, ornekleri cogaltmakta. Citrat 04:03, 16 Kasım 2005 (UTC)
    Biraz acele etmedin değiştirmekte? Merak ettim bu kadar hızlı davranmanın sebebini. IRCde de baktım, 16 da tarafsız bulmuş sen de ordaymışsın. --Dbl2010 06:27, 18 Kasım 2005 (UTC)
Ayni seyi ben de senin icin dusunmustum, benim 3 defa degistirdigim seyi geri degistiriken. Ancak ben sana haber vermistim ki 2 kisi lehte karar verdi sende karsi cevap vermedin (16'ti lehteyken tarafsiz oldu). Aciklama yetti diye dusundum. Her halukarsa (yanlis dahi olsak) tarafli suphesi ile durmasindan daha iyidir. Toplu fikir degistirilirse geri konur. 13:52, 18 Kasım 2005 (UTC)


Emperyalizm, kapitalist ekonomiyle yönetilen ülkelerin ürettikleri ürünleri satmak ve yeni ürünler üretebilmek için hammadeye ucuz-hatta bedava-sahip olmak için başka ülkeleri sömürmesidir. Batı Emperyalizmini yapan ülkeler, Fransa, İngiltere, İtalya, Yunanistan ve şimdi aklıma gelmeyen diğer birkaç ülkedir(yukarda bahsedilen). Evet bu ülkelerin ikisi krallıktı ama hangi mantıkla krallıkların emperyalizm yapmayacağını düşündüğünüzü merak ettim. Sonuç olarak, 1. Dünya Savaşı sonrası ülkemizin gördüğü işgal teknik terimlerle, yabancı kaynaklarla ve en şövenist Türk'ün ağzıyla bir emperyalist işgaldir. Eğer hala inanmıyorsan Mondros Andlaşmasının ilgili iki maddesini oku. (özl. 7i madde.) ama eğer amacın farklıysa bilemem. Sonuçta, can kardeşlerimizz(!) avrupalılara emperyalist gibi sözler söylemek seni yaralıyorsa, ve kendi ülkenden çok avrupa ülkelerinde yaşamak istiyorsan ya da kendi ülkenin bir avrupa uydusu olmasını istiyorsan/ız eyvallah yazdıkların senin açından doğru. Ama senin/sizin gibi görüşleri savunan insanların bu kadar çok olması ve özellikle Mustafa Kemal ATATÜRK gibi bir insanın madde başlığı olduğu bir sayfada bu asalak tartışmalara yol açman/ız inanın beni çok üzdü. zaten şu yazdığım yazıdaki yazım hataları ve varsa bilgi eksiklikleri için özür diliyorum. Saygılarımla, Buğra Kuddaş --RepublicX 19:45, 8 Nisan 2006 (UTC)


Olayı uzaktan izliyordum ama dayanamadım. Cümlenin taraflı mı yoksa tarafsız mı olduğuna hiç girmeyeceğim. Çünkü ondan çok daha önemli bir durum var bence. Şöyle bir Vikipedi'ye bakıyorum 1-2 aydır. Ortalıkta sayısız taraflı makale var. Bahsettiğim "ilçemiz çok güzeldir" benzeri masumane olanlar değil. Kastettiğim tarikat yanlısı, şeyhlerini övücü yazılar, aynı zamanda hem sol hem sağ ideolojilerin bildirgeleri. Yapılan makalenin kendisinden daha uzun, başkalarının ağzından alıntılarla mesajlar verilmekte, fikirler dikte edilmekte. Bir de Atatürk'ün makalesine bakıyorum. Siz de bir okuyun. Bir makale için daha ne kadar tarafsızlık mümkün olabilir. Cidden sadece tarafsızlığı tartmak için okuyun. Ama gelin görün ki bir tane, nüanslar ile belki taraflı sayılabilecek cümle sanki Vikipedi'nin en büyük sorunuymuş gibi inatla kurcalanıyor. Taraflı olduğunu kabul etsek bile, o cümlenin Vikipedi'ye vereceği zarar 1 ise eğer, diğer tarafsızlık içinde boğulmuş makalelerden önce bu cümleye saldıran düşünce yapısı 10 zarar verir. Bu bence asıl taraflı olanın o cümleden çok o cümleyi silenin olduğunu düşünüyorum. Yazık!!! Tuğçe 18 Kasım

Yargısız infaz diye buna deniyor sanırım. Biraz inceleseniz, tartışmalarımıza bir göz atsanız bahsettiğiniz sol-sağ ve tarikat makalelerinde ne kadar çok tartıştığımızı ve taraflılıkları konusunda müdahale ettiğimizi fark ederdiniz. Burası özgür bir ansiklopedi, herkes gelebiliyor, bu nedenle pek tabii ki insanlar burayı tarafgirliklerini göstermek için, propaganda amaçlı kullanıyorlar; Biz de bununla savaşmaya çalışıyoruz. Bu makaledeki cümlenin taraflı olabileceğini kendiniz de belirtiyorsunuz, o zaman sorun nedir? Tarafgirlikle genel anlamda savaşmalıyız, detaylar da önemlidir. Her makale için kurallar aynıdır, hiçbir taraf kayırılmaz. Önyargıdan uzak durmanızı tavsiye ederim... Kubra 18:36, 18 Kasım 2005 (UTC)

HANGİ TARAF?

Tartışılan cümle şu: "Türk ulusunun işgalci batı emperyalizmine karşı verdiği Ulusal Kurtuluş Savaşı'nın askeri ve siyasi önderi". Kim? Mustafa Kemal Atatürk. Ulu önderimiz tarafsız mıydı? Hangi tarafta olduğu tarihsel bakımdan apaçık. Bu cümle de, onun hangi tarafta olduğunu belirtiyor. Dolayısıyla, onun hakkında en önemli, yaşamsal önemde bilgi veriyor. Bu ansiklopediden yararlanacak olan kişiler, özellikle gençler, "tarafsız olma" masalıyla bu bilgiden yoksun kalmamalılar. (Yukarıda bir arkadaş aynen şöyle yazmış: "Bence, taraflı. 'Batı emperyalizmi' bir kere kullanılmamalı, o ülkelerin içinde imparatorluk şeklinde olanları da vardı" O zaman, cümleyi bütünüyle çıkarmak yerine, gerekli eklemeyi yapması, bu eksikliği gidermesi geremez miydi? Ve devam ediyor: "yine de bu modern anlamdaki 'batı emperyalizmi' manasında kullanılmıştır, bir tanımlamadan çok hakaret vari söylenen bir sözdür." Arkadaş "hakaret vari" derken, kendi öznel değerlendirmesini bilgi gibi sunuyor. Bu yanlış bir tutum. Kendisine emperyalizm konusunda bilgi edinmesini, hiç olmazsa Nutuk'u okumasını öneriyorum. Emperyalizm tarihsel bir olgudur. Niçin hakaret olsun? Gene arkadaş devam ediyor: "Cümle başlı başına ulusalcılık veya milliyetçilik kokuyor bence." Atatürk ulusalcı değil miydi? Bu cümle Atatürk'ün ulusalcılığını vurgulamıyor mu? Dolayısıyla, ulu önderimiz hakkındaki en önemli unsurlardan birinin bilgisini taşımıyor mu? Gene devam ediyor: "Belki daha yumuşak bir tanımlama kullanabiliriz, örneğin: "Türkiye Kurtuluş Savaşı'nın askeri ve siyasi önderi" olabilir." Kısaca, Atatürk hakkındaki yaşamsal bilgiyi sulandırma yoluna gidiyor. Ulusal Kurtuluş Savaşı'nın kimlere karşı verildiğini belirtmekten kaçınıyor. ... Burada bilgiyi sunma bakımından taraflı olan, bu arkadaştır. Atatürk'ün kim olduğunu "Türk ulusunun işgalci batı emperyalizmine karşı verdiği Ulusal Kurtuluş Savaşı'nın askeri ve siyasi önderi" cümlesinden daha kısa ve doğru tanımlayacak bir başka cümle var mı? Yok! ... Bu cümleyi, ansiklopedide Atatürk hakkında verilen bilgilerde eksiklik gördüğüm için, daha doğrusu en önemli, yaşamsal noktanın atlandığını düşündüğüm için ben eklemiştim. Bunun yanı sıra kimi ufak tefek eklemeler de yapmıştım. Örneğin "Nutuk"la ilgili.) Bu cümleyi çıkaranların gerekçeleri beni tatmin etmediği gibi, samimiyetlerine inanmadığımı da belirtmek isterim. Saygılarımla. [Mehmet Ragıp]

(Yukarıda yönelttiğim eleştirilerin büyük kısmının bir kullanıcı tarafından silindiğini gördüm ve tekrar yazdım. Çok yazık. Eleştiriye katlanamayan ve silme yoluna giden, başkalarına söz hakkı tanımayan, demokrat olmayan kafaların bu ansiklopediye ciddi katkılarda bulunabileceğini de sanmadığımı belirtmek isterim. Eleştiriye açık olamayan kimseler olumlu işler yapmaya çalışan kişilerin önüne de engel olarak çıkıyor. Bu davranışı kınıyorum. Niçin, eleştirilerime yanıt verilmek yoluna gidilmiyor da, bir "tartışma sayfası" olan bu sayfadan siliniyor? Söyleyecek sözü olmayanlar, konuşanları da susturmak isterler de ondan mı? Yazık. - Mehmet Ragıp)


 Batı emperyalislerinin ardına Yunan Faşismi veya Pan-Hellenizmi ekleyin Bitsin ya...Kalkıp Birleşik Krallığa, Fransa'ya da klasik imparatorluk sanı vermek de nerden çıkmışsa ki zaten emperyalism latincede imparatorluk anlamına gelir Kapitalizmle falan da ilgisi yoktur yani roma emperyalizmi de kullanılabilir,aynı şekilde nasıl Osmanlı emperyalizmi de kullanılabilir.kışacası sömürme amacıyla yayılmadır. Ha bunu şirketler aracılığı ile yapıyorlardı dersen orada batı emperyalizmi klasik imparatorluklardan farklı bir kimliğe bürünür otoriter merkezi yapı yerine vergi karşılığı toprak ve işgücü sömürüsüdür ki İngiltere, Kral Henry döneminde bütün şirketleri kamulaştırmış ve ellerindeki sömürge topraklarını "koloni" haline getirmiştir.
 Asıl sonuç Kurtuluş Savaşımızın Batı Emperyalizmine karşı kazanılmış ilk savaş olması ve Britanyanın dünya hegomonyasının bitişine yolaçacak bir dizi olayın başlangıcını teşgil etmesidir.
 Tabi ki şu anda bu zafere saldıranlar olacaktır özellikle Marksisler ve din tacirleri çıkar kayıplarını minimize etmek için küçük görme ve yıpratma çalışmalrı yapmaktadırlar

Marksistler kendi istedikleri dünya görüşü yerine demokrasi geldiği için ve kendi devrimleri 80 yıl bile sürmediğinden, Din tacirleri ise osmanlı döneminde olduğu gibi iş yapmadan bu fakir halkın parasını yiyemediklerinden muzdariptirler ve öyle bir sallarlar ki bu savaş ve ardından gelen devrime sanki işgal edilememiş tek müslüman devleti(afganistan fiili işgal altındaydı) Türkiye değilmiş gibi ve sanki osmanlı bunca müslümanın haramına kafiri sokarken gözyaşı dökmüş gibi.


Önderimiz Mustafa Kemal Atatürk, emperyalistleri bu ülkeden kovarak dünya uluslarına umut olmuş büyük bir insandır. Bu özelliğinin wikipedia'da geçmemesini düşünemiyorum. Bence, Mehmet Ragıp Bey'in eklediği kısım kesinlikle kalmalı.

Bir de, emperyalistlere emperyalist demek hakaret olurmuş! Emperyalistler bu kavramın içini doldurmadı mı? Kan, vahşet, sömürge, hırs ve savaş bu kavramın alt öğeleri değil mi? O zaman, onların yaptığı insanlık tarihine hakaret olmuyor da, bizim onlara kendi yaptıklarından ve amaçlarından ötürü emperyalist dememiz mi hakaret oluyor? Eğer incineceklerse, bırakın incinsinler. Tarihte emperyalistlerin yaptıklarını azıcık bilen herhangi bir kişi, onların incineceklerini düşünemez. Bu yoruma sadece gülüyorum... (Funda Serman)


Buradaki "batı empryalizmi" sözünün tarafsız olduğu oldukça açıktır. Zira emperyalizm'in belirli bir tanımı vardır ve Türkiye'nin orada karşılaştığı güç bu tanıma tam anlamıyla uymaktadır. Bunun tararflı bir ifade olduğunu düşünenler önce "batı emperyalizmi" kavramından nelerin o zamanın Türkiye'sine uymadığını açıklamalıdır. Ayrıca ifaldelerin yumuşatılarak verilmesi gibi bir durum mu çıkmıştır ansiklopedilerde? Yani ifadeler bilimsellikleriyle mi yoksa sertlikleriyle mi değerlendirelecektir? Mesela Hitler Yahudileri katletti'yi sert bulan birisi Hitler Yahudileri öldürdü gibi birşey önerirse, bu ansiklopedik olarak ciddiye alınacak mıdır? İkiside ansiklopedik olan ifadelerden yumuşak veya sert olanını seçme özgürlüğümüz mü var? Yumuşak olanın en azından kendisinin daha ansiklopedik olduğunu kanıtlayana kadar en azından... Dogukansavasmesaj14:41, 6 Şubat 2006 (UTC)


"Cumhurbaşkanı"nın ilk harfi büyük mü?[değiştir | kaynağı değiştir]

Makalede "Mustafa Kemal Atatürk, Kurtuluş Savaşı'nın askeri ve siyasi önderi, Türkiye Cumhuriyeti'nin kurucusu ve ilk Cumhurbaşkanıdır." biçiminde bir cümle var. Burada bence cumhurbaşkanı 'nın ilk harfi küçük yazılmalı, çünkü genel anlamda bir konumdan, makamdan sözediliyor. Yani bence "derneğin ilk başkanıdır" derken nasıl başkan'ın ilk harfini küçük yazıyorsak, sözkonusu cümlede de cumhurbaşkanı küçük harfle yazılmalı.

Ben böyle düşünerek c'yi küçültmüştüm ama bir anonim kullanıcı c'yi yine büyültmüş ve "Cumhurbaşkanı büyük harfle yazılır (bkz. http://tdk.org.tr/yazim/kurallar.htm" diye bir not düşmüş. Bu yazım kuralları sayfasındaki hangi kurala gönderme yapılmış bilmiyorum ama, herhalde şu olacak:

Kişi adlarından önce ve sonra gelen saygı sözleri, unvanlar, lakaplar, meslek ve rütbe adları büyük harfle başlar: Cumhurbaşkanı Mustafa Kemal Atatürk, Kaymakam Erol Bey, Sayın Prof. Dr. Hasan Eren, Hamdi Bey, Mustafa Efendi, Zeynep Hanım, Bay Ali Çiçekçi, Prof. Dr. Mehmet Kaplan, Doktor Behçet Uz, Mareşal Fevzi Çakmak, Yüzbaşı Cengiz Topel; Fatih Sultan Mehmet, Yavuz Sultan Selim, Kanuni Sultan Süleyman, Genç Osman, Deli İbrahim, Avcı Mehmet, Nişancı Mehmet Paşa, Deli Petro.

Fakat buradan cumhurbaşkanı sözünün her zaman büyük harfle başlatılması gerektiği anlamı çıkmaz bence. Eğer "Cumhurbaşkanı Kemal Atatürk" diyorsak, ünvan olur ve büyük harfle yazılır ama "Kemal Atatürk ilk cumhurbaşkanıdır" diyeceksek küçük harfle yazılır. Başkaları ne düşünür? EnginGunduz 00:01, 8 Aralık 2005 (UTC)


siz liboş tayfası ve nurcu maymunlar köpek geldiniz köpek gideceksiniz...(vatanseverler)....

küçük harfli olmalı[değiştir | kaynağı değiştir]

dediğin doğru. küçük harfli olması lazım.--Filozof 00:16, 8 Aralık 2005 (UTC)

  • Burada küçük harf doğru. Yazım kuralları ile ilgili güzel ve zengin içerikli bir sayfa , bağlantıya tıklayın.----Selkem 17:50, 8 Aralık 2005 (UTC)

hakkında bilgi yok[değiştir | kaynağı değiştir]

Atatürk hakkında çok az bilgi var internette. Çoğu birbirinden kopya. Sözleri hala Osmanlıca, gençlerin anlamasına imkan yok. Artık Atatürk'ten bahsetmemek moda oldu. Acı, değil mi?

YABANCILARIN GÖZÜYLE ATATÜRK:[değiştir | kaynağı değiştir]

  • Padişahların gösterişini, halifeliğin çekiciliğini umursamayıp bakışlarını, ordularının belkemiği olan Anadolu çiftçisine sevgiyle yöneltti.(İngiliz - TIMES GAZETESİ
  • Türkiye'yi kurtarmış, Türk milletine rehberlik etmiş ve Türk milletini ihya etmiş olan Atatürk'ün ölümü hem Türk milleti, hem de Avrupa için mevsimsiz ve pek acı bir kayıptır. WİNSTON CHURCHİLL
  • Asker-Devlet adamı, çağımızın en büyük liderlerinden biri idi. Kendisi Türkiye'nin, dünyanın en ileri memleketleri arasında hak ettiği yeri almasını sağlamıştır. Keza O, Türklere, bir milletin büyüklüğünün temel taşını teşkil eden, kendine güvenme ve dayanım duygusunu vermiştir. Ben Atatürk'ün sadık arkadaşlarından biri olarak büyük iftihar duyuyorum. General - DOUGLAS MC ARTHUR -1963
  • Atatürk yalnız Türk tarihinin büyük bir siması değil, aynı zamanda bir büyük adamıdır. O'nun yeni Türkiye'yi yaratan eseri, yüzyıllara intikal eden bir anıt olarak kalacaktır. Yunanistan Başbakanı - GENERAL METAKSAS
  • O; şahsi kazanç ve söhret peşinde koşan basit bir diktatör değil, gelecek nesiller için sağlam temeller atmaya uğraşan bir kahramandı. WALTER L. WRIGHT JR.
  • İnsanı teslim alıcı gözlerinde fevkalade bir önderlik gücü var. Kalın kaşları sakin durmaz. Yüksek, entellektüel zirveler kalkar ve şaşılacak derecede geniş alnında derin çizgiler oyacak biçimde çatılır. Derisi açık renklidir, güneşten yanmıştır. Esmer değildir. Saçı sarımtrak kahverengidir. Ağzının temiz kesilmiş çizgileri ve çenesi kararlarının kesinliğini gösteriri. Tetiktir, hazırcevaptır, dikkati çekecek derecede zekidir. Amerikalı Kadın Gazeteci - GLAYDS BAKER
  • Atatürk'ün dış münasebetler konusu üzerindeki görüşlerini inceleyen bir kimse, fikirlerinin değeri ve ifade edildikleri zamanı aşan manaları karşısında daima hayrete düşer. A.B.D. Büyükelçilerinden - AWRA M. WARREN
  • Büyük Atatürk'ün ufulünden dolayı teessürümüz o derece derin ve sonsuzdur ki, bunu ifade etmek için kelime bulamıyorum. Çünkü Atatürk, yalnız Türkiye'nin değil, bütün şarkın Ata'sı idi. Afganistan - VELİ HAN
  • Türkiye'yi son ziyareti sırasında Anıtkabir'in altın defterine şu sözleri yazmıştı. "Atatürk artık rahatça ölebilirdi.Mademki ışık parlamakta, alev yanmakta ve memleket ilerlemekte devam ediyor... General DE GAULLE
  • Mustafa Kemal sosyalist değil, fakat görülüyor ki iyi bir teşkilatçı, yüksek anlayışlı, ilerici ve iyi düşünceli, akıllı bir lider. Mustafa Kemal, soygunculara karşı bir Kurtuluş Savaşı veriyor. Emperyalistlerin gururunu kıracağına ve Sultanı da yaranı ile birlikte alt edeceğine inanıyorum. LENİN
  • Ben şimdiye kadar on beş hükümdar ve cumhurbaşkanı ile özel ve resmi konuşmalar yaptım. Bu geceki kadar ezildiğimi hatırlamıyorum. Mustafa Kemal'de büyük bir ruh kudretinin esrarı var. İngiliz Generali - SIR CHARLES TOWNSHEND-1922
  • Sert, dayanıklı ve mücadeleci. Bence harika bir subay. Kelimenin tam manasıyla mükemmel bir yönetici. Alman Generali - VON SONDERS
  • Fransa, kendisine pek çok dostluk belirtileri göstermiş olan bu büyük adamın anısını daima canlı tutacaktır. Fransız Başbakanı - EDUARD DALADIER
  • Hayatinin sonuna kadar ulusunun mutlak güvenliğiyle kurduğu devletin başında kalan muzaffer kumandanın kişiliği eşi görülmemiş bir karakter örneğidir. Eski İtalya Dışişleri Bakanı - COMTE CARLO SFORZA
  • Öyle zamanlar oldu ki, anılar içinde benim eşsiz nitelikte gördüklerimi düzeltti: "- Hayır... Ben bunda yanılmışım. Eğer şöyle düşünseydim ve yapsaydım sonucu daha eksiksiz olacaktı." dediği az değildi. Gerçekçilik O'nun korkmadığı şeydi. Eski Amerika Elçisi - General, CHARLES H. SHERRILL
  • Türkler O'na çok haklı olarak Atatürk dediler ve kendilerini baba tanıdılar. Gerçekten de O, ulusunu seven ve ulusu için didinen bir baba olmuş ve yurdunu çok az bir zamanda veirmli, yaratıcı bir gelişmeye yönelmiştir. Macar Meclis Başkanı - GYULA KORNİS
  • Atatürk tarihten hakiki dersler almış nadir büyüklerden biridir. Bütün çaba ve uğraşmaları yalnız kendi ulusu içindir. Alman Tarihçisi - Prof. HERBERT MELZİG
  • Kuvvetli karakterli ve dünya ulusları arasında kendi ulusunun haklı durumu üzerinde kesin ve pratik görüşlü bir adam olarak O, hiçbir zaman kişisel söhret ve yükselme peşinde koşmadı. Yurdunun çıkarları her şeyin üstünde tutan ve ulusu için en faydalı sonuca varmaya çalışan bu zat, gücünü damarlarına işlemiş görev duygusundan alıyordu. İngiliz Yarbayı - A. RAWLİNSON
  • Atatürk, yeni Türkiye'yi kılıcı ile kurtarmış ve dehası ile düzene sokmuştur. O'nun yaratıcı ruhunun ve coşkun yurtseverliğinin harekete geçmediği hiçbir alan yoktur. Polonya - GAZETE POLSKA
  • Atatürk'ün askerlik tarafına hayret etmiyorum. Her meslekte deha sahibi insanlar vardır, buna şaşılmaz. Fakat İsviçre Medeni Kanununu kabul etmek ve Türkiye'de yürürlüğe koymak! Bu adeta dehanın da üstünde bir şey. Hukuktan anlayan ve insan haklarına inanan biri sıfatıyla söylüyorum. İşte buna hayranım! Fransız Milli Meclisi Başkanı - EDUARD HERRİOT(**)
    • Atatürk'ün hükümeti en eleştirdiği konular yasaların çalıntı olmasıdır gerek ismet paşayı gerekse rauf beyi çok sık yermiştir yasaların ulusal olması gerektiğini vurgulamıştır.

Vikisöz[değiştir | kaynağı değiştir]

Sayfada iki adet vikisöz bağlantısı olduğu için orta kısımda yer alanını kaldırdım.

Kompozisyon sorunu[değiştir | kaynağı değiştir]

Bu metin nesnel bir anlatımla yazılmış bence. Yani tarafsızlık sorunu yok. Ama çok ciddi biçimde bağlaşıklık ve bağdaşıklık (coherence & cohesion) sorunu olduğunu düşünüyorum. Yani metindeki tümcelerin her biri ayrı bir gerçekliği ifade ediyor, ama ardarda gelince düzgün bir kompozisyon oluşturmuyor. Sözgelimi, "Mustafa Kemal Atatürk (1881 - 10 Kasım 1938), Türk ulusunun işgalci batı emperyalizmine karşı verdiği Kurtuluş Savaşı'nın askeri ve siyasi önderi, Türkiye Cumhuriyeti'nin kurucusu ve ilk cumhurbaşkanıdır. Türk Ulusal Kurtuluş Savaşı, dünyada Batı emperyalizmine karşı verilmiş ve başarıyla sonuçlandırılmış ilk bağımsızlık savaşıdır" paragrafında (ilk paragraf) ilk tümce Atatürk'ü tanımlıyor. Ancak hemen ardından gelen ikinci tümce ise Kurtuluş Savaşı'nı anlatıyor. İkisi de doğru, ama ardarda gelince düzgün bir akış oluşturmuyor. Metin geri kalanında da benzer sorunlar var. 194.27.69.97 12:02, 3 Mart 2006 (UTC)

Son Geri Dönüş...[değiştir | kaynağı değiştir]

  • Son eklenmiş metin geri alındı zira;
  1. Var olan metin tamamen değiştirilerek eklenmişti, oysa var olan metni yazmak ve herkese kabul ettirmek onlarca değişiklik ve aylar almıştır bu nedenle var olan metnin tamamı değiştirilecekse en azından tartışma kısmında neden belirtilmesi iyi olurdu, aksi halde bu bir vandalizm olarak tanımlanabilir,
  2. Eklenmiş olan metnin altında "Kaynak: Kurtuluş Savaşı Sözlüğü, Fahrettin Çiloğlu, 2004." ibaresi vardı. Oysa kaynak belirtilse bile telif hakkı saklı bir içeriği (bir kitaptan veya siteden) telif hakkı sahibi Vikipedi'de ve Vikipedi'nin lisansına uygun şekilde diğer ortamlarda kullanılmasına izin vermediği sürece burada kullanamayız. Yani eklenmiş metinde potansiyel telif ihlali mevcuttu.
  3. Sonuç olarak bu nedenlerle eski hâle geri dönülmüştür. Gerekli açıklamalar yapılırsa ve topluluk açıklamalardan tatmin olursa, tekrar bir geri dönüş ile yeni eklenmiş içerikli haline çevrilebilir madde. Teşekkürler, iyi çalışmalar... - Noumenon 08:30, 10 Mart 2006 (UTC)


Kurtuluş Savaşı Sözlüğü adlı ansiklopedik çalışmamdaki Atatürk maddesi, ansiklopedi üslubu ve biçimine uygun olarak yazılmış bir metindir. Mevcut maddeye emeği geçen arkadaşlar, emeklerinin boşa gitmediğini düşünüp onaylarlarsa, Atatürk maddesini Vikipedi ansiklopedinin kullanmasına izin veriyorum. FAHRETTİN ÇİLOĞLU (fahrettinciloglu@hotmail.com)

İşgalci emperyalizm[değiştir | kaynağı değiştir]

"Türk ulusunun işgalci batı emperyalizmine karşı verdiği Kurtuluş Savaşı'nın askeri ve siyasi önderi," bu ifade biraz taraflı değil mi?


Taraflı değildir tam tersine %100 doğrudur ... Anadoluya gelenler buraları sömürmek için gelmiştir ... Emperyalist devletlerdir ... Ayrıca hepside batı olarak tabir edilen devletlerdendir ... sailormercury

Ekonomi Ve Atatürk[değiştir | kaynağı değiştir]

Ekonomi Bir Ülkenin Belkemiğidir. (M.Kemal Atatürk)

Ekonomisi günden güne batan bir ülkenin, nihayetinde sinir sisteminin de bir gün felç olacağı kaçınılmazdır. (Eli kolu bağlanacaktır) Bu durum, çıngıraklı yılana, en fazla belirli bir mesafeden (merkezinde yılanın olduğu bir çember) bakılabildiği gerçeği ile görselleştirilebilir.

Bilmelisiniz ki bu sınırlar içerisinde yaşayan hiç kimse açlıktan ölmez. Sakın beş kuruş dahi olsa hiç kimseden borç almayın, borçlanmayın. (M.Kemal Atatürk, birebir alıntı deyildir,anlatılmak istenen aynıdır)

Şimdi, Mustafa Kemal Atatük'ün ölümünden sonra, Türkiye'de iktidar olan (tek iktidarlar) partiler zincirini ilk halkasından son halkasına kadar gözönüne getirin.

Yapılmak istenen çok açıktı. Karşılarında, yok olmak la var olmak arasında tercih yapmak zorunda bırakılan bir milletin var olmak için girdiği ve kazandığı savaş ve sonrasında M.Kemal Atatürk tarafından yeniden temeleri atılan güçlü bir Ülke, Millet ve Devlet eğer eller çabuk tutulmassa, gerçekleştirmek istenen emeller, varmak istenen nokta, kurmak istenen yeni dünya düzeni belki de onlar için hayal olacaktı.(Bu düzenle nelerin anlatılmak istendiği zamanla herkes anlayacaktır, yaşayarak görecektir. Önemli olan bunu önceden görebilmek ve önlem alabilmektir. Görünen Köy Kılavuz İstemez)

Türkiye borçlandırıldı(1950'ler). Fazla sürmedi. Yıl 2006. Aslında geriye dönüp bakıldığında, kısa zamanda kurulan bağımsız Türkiye'nin temelleri ne kadar da sağlam atılmıştı. Bunu o zaman çok az kişi anlayabildi.

Avusturya'nın Atatürk'e Suikast Planı![değiştir | kaynağı değiştir]

Önce Dışişleri Bakanı Aras sonra Atatürk öldürülecek


Avusturya devlet arşivlerinde 70 yıl sonra ortaya çıkan gizli bir belge, iki Ermeni ve iki Türk’ün Atatürk’e ve genç cumhuriyetin devlet adamlarına karşı planladığı suikastın ayrıntılarını ortaya çıkardı. Hürriyet, korkunç suikast planını ayrıntılarıyla anlatan Avusturya istihbarat belgesine ulaştı.


DÖRT SUİKASTÇI

Gizli istihbarat raporunda, dört suikastçı hakkında şu bilgiler yer alıyor:

Düzceli Recep Çavuş: Orta boylu, tıknaz, kahverengi saçlı, siyah sakallı olup Suriye pasaportu taşıyor. Son ikametgahı Suriye’de Beyrut.

Gönenli İsmail: Cılız, siyah tenli ve saçlı, uçları yukarı kalkık küçük bıyıklı olup kendisinin de bir Suriye pasaportu vardır. Son bulunduğu yer Suriye’deki Beyrut’tur.

Bahçecikli Şerbetçiyan: Zayıf, uzun yüzlü, genç görünümlü, griye kaçan saçlı olup Amerikan pasaportuna sahip. 1929’da Türk topraklarına girmek istedi, başarılı olamadı. Fransızca, İngilizce, Türkçe ve Arapça biliyor.

Pazarköy/Yeniköylü Vahram Çavuş: Orta boylu, koyu tenli, siyah kaşlı ve saçlı, yüzü tıraşlı olup Nansen pasaportuna sahip. Fransızca ve Türkçe konuşuyor.

İki Ermeni, resimli ve Latin alfabeli Türk nüfus cüzdanına sahip ve (sahte) isimleri "Tarsuslu Humadi" ve "Silifkeli Abdülrezzak". Sözü geçen halıcının ise Arşak Taşçıyan olduğu belirlendi (3 Mayıs 1908’de Kayseri/Türkiye’de doğdu, bekar). Adresi, Wienener Hauptstr. 10/23, O/193 (Altes Freihaus)


SUİKASTLAR NASIL YAPILACAKTI

1935 yılının Ocak ayı. Fransa’da bulunan iki Türk ve iki Ermeni vatandaşı, yakın bir zamanda Viyana’ya gitmek için hazır bekliyor. Viyana’da buluşacakları adres, Kayseri doğumlu olan ve halıcılık yapan Arşak Taşçıyan’ın Wiedener Bulvarı’ndaki yeri.

Buluşmanın konusu, o sırada Avrupa’da mekik dokuyan Dışişleri Bakanı Tevfik Rüştü Aras’a düzenleyecekleri suikast. Suikast zincirinin bu ilk halkasının tetikçileri iki Türk, Düzceli Recep Çavuş ve Gönenli İsmail.

Türk Dışişleri Bakanı Dr. Aras, Cenevre’ye giderken ya da dönerken öldürülecek. Avusturya ya da başka bir ülke. Türk tetikçiler bir azrail gibi Tevfik Rüştü Aras’ın peşindeyken, iki Ermeni Bulgaristan’da hazır olacak ve "emir" bekleyecek.

Bahçecikli Şerbetçiyan ve Pazarköy/Yeniköylü Vahram Çavuş’un pasaportları hazır. Eğer Tevfik Rüştü Aras’a yönelik suikast başarıya ulaşırsa, biri Amerikan, diğeri "Nansen pasaportu" taşıyan iki Ermeni tetikçi, Ankara’nın yolunu tutacak.

İkinci suikast için planlanan mekan, katledilecek olan Tevfik Rüştü Aras’ın cenaze töreni. Muhtemelen bir bombalı suikast. Hedef önce Mustafa Kemal Paşa... Ve cenazeye katılan "yüksek makam sahibi" kim varsa...

NANSEN PASAPORTU NEDİR

Oslo doğumlu Fridtjof Nansen, Grönland üzerinden Kuzey Kutbu’na geçen ilk kaşif ve siyasetçi. Birinci Dünya Savaşı’ndan sonra Birleşmiş Milletler’in "atası" olan Milletler Cemiyeti’nde mülteciler komiseri oldu. Mültecilerle ilgili çalışmaları nedeniyle 1992 yılında Nobel Barış Ödülü alan Nansen’in ismi, yine bu çalışmalar nedeniyle mülteciler için özel hazırlanan pasaporta verildi. "Nansen Pasaportu" adı altında bugün de kullanılıyor.

İŞTE BELGE

"Viyana’daki Türk Büyükelçiliği’nin bağlı olduğu yüksek makamından kesinlikle ciddiye alınması gereken bilgiye göre, şu an Fransa’da bulunan iki Türk ve iki Ermeni, yakın bir zamanda Viyana’ya gelecek ve Taşçıyan isimli halıcının yanında Türk Dışişleri Bakanı Dr. Tevfik Rüştü Aras’a yapılacak suikast üzerine görüşecekler. Suikast iki Türk tarafından, Türk Dışişleri Bakanı Cenevre’ye giderken ya da dönerken, veyahut da Avusturya ya da başka bir ülkeden geçerken düzenlenecek. Bir sonraki Kurul Toplantısı, Türk Dışişleri Bakanı’nın Avusturya’dan geçeceği 13 Ocak tarihinden önce Ocak ortasında yapılacak. Viyana’da yapacakları görüşmelerden sonra bu iki Ermeni Bulgaristan’a gidecek ve Hasköy’e konuşlanacak, pasaportlarını hazırlayıp emir bekleyecekler. Türk Dışişleri Bakanı’na düzenlenecek defin töreninde özellikle Mustafa Kemal’e olmak üzere yüksek makam sahibi kişilere suikast düzenleyecekler."

İZMİR’DE BAŞARISIZ SUİKAST

Cumhuriyet tarihinde Atatürk’e yönelik suikast girişimlerinden en önemlisi, İzmir suikastı olarak biliniyor. 1926 Haziranı’nda Gazi Mustafa Kemal’e İzmir’de düzenlenmesi tasarlanan suikast girişimi önceden haber alınarak önlenmiş ve düzenleyicileri tutuklanmıştı. Kurulan İstiklal Mahkemesi, suçları sabit olanları idama mahkum etmişti. 14 Temmuz 1926’da başta Ziya Hurşit, Laz İsmail, Gürcü Yusuf, Çopur Hilmi, Şükrü Bey, Ayıcı Arif, İsmail Canpolat olmak üzere 13 kişi idam edilmişti. Atatürk bu girişimi, Anadolu Ajansı’na, "Benim naçiz vücudum bir gün elbet toprak olacaktır, fakat Türkiye Cumhuriyeti ilelebet páyidar kalacaktır" sözüyle değerlendirmişti.


Kaynakça: http://www.hurriyet.com.tr/gundem/4322630.asp?m=1&gid=69

==KEMAL ÖZ ADLI CUMHURREİSİMİZE VERİLEN SOYADI HAKKINDA KANUN ==

KEMAL ÖZ ADLI CUMHURREİSİMİZE VERİLEN SOYADI HAKKINDA KANUN


Kanun no :2587

Kabul Tarihi:24.11.1934


Yayımlandığı R.Gazete:Tarih:27.11.1934, Sayı:2865

Yayımlandığı Düstur:Tertip:3, Cilt:16, Sayfa:4


Madde:1-Kemal Öz adlı cumhur reisimize ATATÜRK soyadı verilmiştir.

Madde:2-Bu Kanun neşri tarihinde muteberdir.

Madde:3-Bu kanun Büyük Millet Meclisi tarafından icra olunur.

KEMAL ÖZ ADLI CUMHURREİSİMİZE VERİLEN SOYADI HAKKINDA KANUN[değiştir | kaynağı değiştir]

KEMAL ÖZ ADLI CUMHURREİSİMİZE VERİLEN SOYADI HAKKINDA KANUN


Kanun no :2587

Kabul Tarihi:24.11.1934


Yayımlandığı R.Gazete:Tarih:27.11.1934, Sayı:2865

Yayımlandığı Düstur:Tertip:3, Cilt:16, Sayfa:4


Madde:1-Kemal Öz adlı cumhur reisimize ATATÜRK soyadı verilmiştir.

Madde:2-Bu Kanun neşri tarihinde muteberdir.

Madde:3-Bu kanun Büyük Millet Meclisi tarafından icra olunur.

_______________________

Sayın 16 neden değiştirdiniz ki? Bunu ben demiyorum ki 33 derece bir mason bizzat kendisi diyor. İnsanların bunu bilmesinde yarar var öldüren de yanında ki doktoru. gerçeklerden rahatsız olunmamalı.Saygılar.--LandSCape 14:10, 27 Mayıs 2006 (UTC) Mason halife duydum ancak Atatürk'e mason denmesini anlıyamıyorum Türkiyede mason locası kapattıran tek devlet başkanı cumhuriyetten önce masonlar İstanbulda cirit atarlardı en güvenli merkezleri burasıydı neden acaba

Masonlarla ilgili mesele[değiştir | kaynağı değiştir]

Masonlarla ilgili mesela ayrı bir başlık altında incelenebilir diye düşünüyorum. Zira üstünü kapatmanın kimseye bir faydası yok. --maver 15:25, 27 Mayıs 2006 (UTC)


Arkadaşlar, gerçi bizden evvel bir çok teşebbüsler yapılmıştır.Fakat onlar muvaffak olamadılar.Çünkü teşkilatsız işe başladılar.Biz kuracağımız teşkilat ile bir gün mutlaka ve behemahal muvaffak olacağız.Vatanı,milleti kurtaracağız...” Mustafa KEMAL

Atatürkün Doğum Tarihi[değiştir | kaynağı değiştir]

wikipedia portekizce dilinde 12 Mart 1881 yazıyor aynı şekilde birçok Türk site bu konunun doğruluğunu dile getirmiş


Atatürk'ün kesin doğum tarihi belli değil... aslında yanlış bilgi verilmesin diye silinmesi daha iyi... altınada nedeni yazılmalı... Atatürk kendisi doğum tarihini 19. Mayıs olarak belirledi...benden sadece bir öneri çünkü 24 kasım kesin doğru değil... --Terfen 21:42, 26 Haziran 2006 (UTC)

"Kurtuluş Savaşı'nın askeri ve siyasi öncülerinden ve önderlerinden" değil, "öncüsü ve önderi"...[değiştir | kaynağı değiştir]

Metindeki "Kurtuluş Savaşı'nın askeri ve siyasi öncülerinden ve önderlerinden" sözcesini "Kurtuluş Savaşı'nın askeri ve siyasi öncüsü ve önderidir" diye değiştirdim. Kurtuluş Savaşı'na Atatürk'ten başka çok değerli komutanlar da katılmıştır, ama hepsinin öncüsü ve önderi Mustafa Kemal Atatürk'tür. Diğerlerini küçümsediğim için değil, ama Atatürk yine hepsinden önce gelir. "Öncülerinden ve önderlerinden" deyince, sanki diğer komutanlarla denk görülmüş gibi oluyor da. Saygılar... Muhammedcimci 19:23, 27 Haziran 2006 (UTC)

==Savlar ve yanıtlar==

Aşağıda bozuk bir Türkçe'yle ileri sürülen temelsiz savlara tek tek yanıt verme gereği görüyorum: Muhammedcimci 18:31, 4 Temmuz 2006 (UTC)


mustafa kemal ingilizlerle kac cephede kurtulus savasi sirasinda savasmistir. neden anadoludaki ingiliz isgali altindaki yerlere bir taarruz bile duzenlenmemistir.

Kurtuluş Savaşı İngilizlere, Yunanlara, Fransızlara ve İtalyanlara karşı verildi. Yunanlar dışındakiler sırayla Anadolu'dan çekildiler. Yoksul Yunanlar, zengin İngilizlerin uşağı olarak Anadolu'da savaşmaya zorlandılar. Kazansaydılar hepsi de Anadolu'yu paylaşacaktı. Sevr haritası bunu kanıtlıyor. Öncesinde ise Birinci Dünya Savaşı sırasında özellikle Çanakkale'de işgalcilere geçit vermeyen Anadolu mücadelesi Mustafa Kemal önderliğinde daha çok İngilizlere karşı verilmiştir. Yine orada da, İngiliz sömürgesi olan Avustralyalılar ve Yeni Zelandalılar Türklerin önüne atılarak kurban edilmişlerdir. Kısacası, Mustafa Kemal Atatürk, Anadolu'yu kurtarma savaşında karşısında gördüğü her güce karşı, dolayısıyla İngilizlere karşı da mücadele vermiştir. Muhammedcimci 18:31, 4 Temmuz 2006 (UTC)


sorum kurtulus savasi esnasinda ingilizlerle kac cephede savastik idi. cevabin canakkale edebiyati oldu.canakkale de 700 bin asker savasti.ataturk sadece 810 askerden sorumlu idi. onlarinda hicbiri kurtulamadi ne hikmetse o hala hayattaydi.soruma cevap alamadim. her gun yeni bir bilgiye ulasiyoruz.daha dune kadar bize ogretilen saltanat yanlilarinin ataturke suikast planlari birden avusturya yunan yada baska millet orijinlerine donustu.

hiçbirinin kurtulamadığı nerden çıktı ki Amasya ve sivasta Mustafa Kemali karşılayanlar Osmanlı zabitleri değil emrinde savaşan silah arkadaşlarıydı

GIT BIRAZ TARIH OKU.CANAKKALEDE M.KEMALIN EMRINDE SAVASAN KAC ASKER SAG SALIM GERI DONDU.BEN EMRINDE DIYORUM SEN SILAH ARKADASI DIYORSUN.


hitlerin takdir ettigi stratejilerini benimsedigi diktator kimdi.

Hitler'in Atatürk'ü övmüş olması Atatürk'ün değerine zarar vermez. Kötü şeyler söylemiş olsaydı da, farketmezdi. Önemli olan Atatürk'ün neler yaptığıdır. Atatürk ile Hitler, uyguladıkları hangi politikalar açısından benziyorlar? Yanıt: hiçbir açıdan. Hitler, milyonlarca Yahudi başta olmak üzere "saf Alman" olmayan herkesi yok etti. Atatürk ise, Anadolu'daki herkesin, hangi dinden ya da inançtan olursa olsun herkesin barış içinde birlikte yaşayabilecekleri bir ülke yarattı. Hitler'in zulmünden kaçan pek çok Alman bilim adamı Atatürk'ün kurduğu huzur ortamında serpilmeye başlayan Türkiye'ye geldi ve çalışmalarını burada sürdürdü. Ayrıca, Hitler kendi ülkesi dahil olmak üzere bugün tüm dünyada lanetle anılırken, Mustafa Kemal Atatürk geçen yüz yıla yakın zamana karşın, hem ülkesi olan Türkiye'de, hem de dış dünyada sevgiyle ve özlemle anılıyor. Yenilgiye uğrattığı Yunanistan cumhurbaşkanı Venizelos bile, her şeye karşın, Atatürk'ü övmüştür. Ne yazık ki, Türkiye'de az da olsa bir ışık varsa, o ışığı borçlu olduğumuz Atatürk'ün değerini anlamamakta direnen, gerçeklerle/olgularla/olaylarla yargıda bulunmak yerine, hurafelerle/söylencelerle hareket eden insanlar var. Muhammedcimci 18:31, 4 Temmuz 2006 (UTC)


hitlerin felsefesi tek vatan tek millettir.ataturkun de ayni degilmi.turklerin disindaki milletler hepten silinip turk sayilmadimi bu hitler mantigi degilde nedir.ayrica devrimler sirasinda katledilen milyonu bulan insan sayisi hitleri animsatmiyormu.hitler insanlari irklarindan dolayi ataturk inanclarindan dolayi.sirf sapka giymiyor diye idam edilenler her kes sapka giymek zorundadir demek ne mantigidir. ingilizler neden ankarayi isgal etmedi ataturk oraya tasindigi zaman.

Buyrun soruya! Anadolu, Atatürk öncülüğünde dişini tırnağına takarak savaş verdi. Ankara da işgal edilebilirdi, ama topyekün ölüm pahasına bir savaş verildi ve yalnızca Ankara değil, tüm Anadolu işgalcilerden ayıklandı. İngilizler belki Ankara önlerinde Türklere karşı savaşmazdı, ama onların uşağı yoksul Yunanlar bunu yapmaya azmetmişti. Nitekim, vuruşa vuruşa Ankara önlerine kadar geldiler. Ama öle öldüre geri çekilmek zorunda kaldılar. Muhammedcimci 18:31, 4 Temmuz 2006 (UTC)

buda adam gibi cevap degil ben ingiliz diyorum sen yunan diyorsun.ingilizlerle olan kac tane fiziki savas var,onlar dusman degilmiydi isgalci degilmiydi.e niye direnilmedi onlara karsi.


ingilizler neden mustafa kemalin calismalarini surdurmesine izin verdiler hatta tesvik ettiler.

Elinizde İngilizlerin Atatürk'ü desteklediğine ilişkin bir kanıt var mı, yoksa size vahiy mi geldi bu konuda? Tüm gerçekler İngiltere'ye karşı bir savaş verildiğini gösterirken, kanıtsız, hurafelerle nasıl böyle bir sav öne sürebiliyorsunuz? Muhammedcimci 18:31, 4 Temmuz 2006 (UTC)
bir ek daha ingilizlerin elinde olan misak-ı milli toprakları bugün kuzey ırak denen yerdir ve Yunan yenilince İngilizler ateşkes yapmak zorunda kaldılar Ancak lozanda belirlenmeyen güney sınırı sebebiyle türk ordusu basra körfezine inme kararı aldı ancak Şeyh Sait denen bir şerefsiz ingiliz ajanı(nedense hepsi din adamı bunların) ayaklanma başlatarak diplomatik olarak türkiyeyi zora soktu bu sebeple ingilizle sadece çanakkalede kurşun atmadan savaşıldı.


bunun cevabi cok kolay


cunku ikisinin ortak dusmani osmanli saltanati ve halifelikti.

Bakın bu doğru. Atatürk, yalnızca işgalci Batı'yı değil, saltanatı ve halifeliği de bir tehlike olarak görüyordu. Çünkü her ikisi de İslami şeriatın ülke yönetiminde vücuda gelmiş biçimleriydi ve çağdaş uygarlığa erişmenin önünde böyle bir düzen engeldi. Haklı olduğu da belli. İslami şeriatın karanlığıyla yönetilen hiçbir Arap ülkesinde bir tek bilimsel çalışma ya da keşif yapılamazken ve başta kadınların olmak üzere genelde tüm insanların hakları çiğnenirken, 1950'den bu yana süregelen karşıdevrimcilerin yıkıcılıklarına ve yaşadığı tüm sorunlara karşın, Türkiye yine de daha ileri bir sistem kurma yolunda ilerliyor. Ayrıca, size göre "İngilizlerin düşmanını halifelik ve saltanattı", ama pek sevdiğiniz halife ve sultan Vahdettin'in zoru görünce sonunda İngiltere'ye sığınması ilginç değil mi? Hani İngilizler halifeliğin düşmanıydı? Nasıl oldu da, ona kucak açtılar? Muhammedcimci 18:31, 4 Temmuz 2006 (UTC)
hic bir islami arap ulkesinde bilimsel gelisme olmadigindan sozetmissin.

araplarda turkleri ozgur akilla hareket etme yetenegi yokedip islam toplumlarinin geri biraktiklarindan sozediyorlar.soyleki onlar bati medeniyetine kaynak olan farabi ibni sina ibni batuta ibn fadlan gibi endulus ve abbasi donemi aydinlarini ornek gosterirken bizde 600 yillik osmanli tarihinde kac aydin bilim adami yetismistir.fizikten matematige astronomiden tibba buyuk devrimlere imza atan medeniyet islam medeniyettiydi ancak mogollar abbasi hilafetini yikinca ortaya cikan kaos bir medeniyetide yoketmistir.sorun bilimsel gelisme adina batiyi kopyalamak degil batinin eksen aldigi bilimi almak hatta onlarin otesinde bilimi eksen alam toplumlar insa etmektir.

denizde bogulan yilana sarilirmis.ataturku anadoluya gonderen para yardimi yapan ona bu gorevi veren zat bizzat halife idi.hatta bazi kumandanlar onun bu goreve getirilmis olmasina karsi cikmis o nun ittihat ve terakkiye bagliligini belitmis ilerde hilafetin sonunu getirecegini soylemesine ragmen vahdettin :ben saltanatimin degil velevki cumhuriyet kurulsun vatanin kurtulusu bizden daha onemli demistir.tarihi adam gibi arastir.sana okulda ogretilen yalan tarihten gercekleri ogrenemezsin.

kisacasi ataturkun politikasi ben halifeligi bitireyim sende yunanlilarla olan savasimda taraf olma idi.zeki adammis

Herhalde İngilizler yalnızca size özel bir belge gönderdiler ve bunları söyleyebiliyorsunuz. Bir de biz görsek şu belgeleri? Yaşadığınız ülkeyi kuranlara, üzerinde yaşadığınız toprakları sevmediğiniz Batı'nın işgalinden kurtaranlara bu düşmanlık size özel bir keyif veriyor olmalı. Muhammedcimci 18:31, 4 Temmuz 2006 (UTC)


bati isgali diye bir sey yok.batililarin tek amaci islami yonetimleri yokedip bati tarzi devletler insa etmek ve kurulan yeni devletleri idarede baticilari kullanmakti.bugun irakta sergilenen manzara gibi.oraya isbirlikci hukumet yerlestirip geri doneceklerdir.kisacasi direk isgal ve yonetim yerine gizli el iktidari...yunan turk savasi cografya savasidir.wilson ilkeleri geregi nufus sayimina gore ulkeler geleceklerini belirl;iyorlardi.ancak anadoluda durum o kadar karisiktiki kac rum kac turk oldugu bilinemediginden bati yunana goz yumdu.cunku turk nufusu daha fazlaydi anadoluda.kisacasi sorun sadece yunan turk sorunudur.sonucta turkler yunanlilari yenerek kagit ustunde yunanin basaramadigi seyi savastada yapmasina izin verilmedi.


sana bir soru daha muhamedcimcim.batum musul ve kerkuk neden geri alinamadi.lozanda neden batililara peskes cekildi.12 ada neden yunanlilarda kaldi.mademki savasi kazanmisin git adalari geri al.yunanlilar denize dokulmus ya sonucta adalari savunacak kimsede olmazdi.o kadar buyuk bir lider ise neden bunlarin hic birini yapamadi.neden hristyan karaman turkleri anadoludan goc ettirildi.neden savas suclusu sayilan ittihat ve terakki kalintilarina cumhuriyet yonetiminde yer verdi.ki buda bugun ermeni meselesi yuzunden basimizi agritiyor.kurtulus savasi topyekun bir milletin direnis savasidir.bu sadece onder ve oncuye maledilemez.mustafa kemal orduda kazim karabekir pasa gibisi varken ki bu zat maresaldir hemde osmanli maresali sonradan yalakaliktan verilmis bir baskasinin maresalligine benzemez.savasi yuruten meclis idi.meclis te alimler bilim adamlari askerler siyasetciler bir arada butun tecrubelerini bir araya getirmistir.kisacasi bu bir halk savasiydi.mustafa kemalde meclis baskani.

seyh ucmaz murid ucurur.mustafa kemalin bati teknoloji ve bilimini turkiyeye yerlestirmesi takdire sayan olmakla birlikte politikalari tam anlamiyla ulkeyi cikmaza sokmustur.iyi bir asker ama iyi bir devlet adami degildir.kendisi sadece bizim gibi bir insan olmasina karsin olumunden sonra onun eseri olan ilkeleri dinlestirilmis kemalizm diye bir din cumhuriyet halk firkasi ve ataturkun tehlikeli bulup gorevden aldigi milli sef tarafindan turkiye halkina zorla kabul ettirilmek istenmistir.

bunun bir dine donusmedigini iddia edersen sana istedigin kadar kanit gosterip belirtebilirim.ancak bu ayri bir konu.burada cok yer isgal edecektir. ilkeler halkcilk: bu ilke ile tum turk halkinin ekonomik sosyal kulturel gelisimini hedef almasina karsin anadoluda chp iktidarina rant cekilerek bir zengin sanayici kesimi yaratilmis bu sermaye cogunlukla yahudi sermayesine dayandirilmistir.bu gun turkiyenin zengin katmaninin genelde gayri muslim azinlik tarafindan teskil edilmis olmasinda bu politikalarin cok buyuk etkeni vardir.kisacasi anadolu halki sefalet icerisinde yasarken chp tek parti doneminde krallara laik bir hayat icinde yasamistir.buna halkcilik denmesinin sebebi c.halk .partisinden gelen halk kastedilmek istenmistir

cumhuriyetcilik:cumhuriyet halkin kendi kendini idare etmesidir.kendisini yonetecek kisilerin kendilerince secilmesidir.1950 lere kadar ve hatta sonrasinda devletin koydugu secilme kriterleri nelerdir.gercekte halkmi secmekte yoksa halkin onune konulan alternatifler arasindan secimemi zorlanmaktadir.


devletcilik;bu konuda tartisma gerekmez dunyanin son sosyalist ekonomisi oldugumuzu 1990 li yillarda iktidar olan tum partilerin ortak kanisi idi.belkide isleyen tek ilke bu idi.

inkilapcilik; yenilikcilki olarak ad edilen bu kavram 1920 ler icin yeni olan degisimlerin ardinda 1920 lerde kalarak degismezler getirdi.sonucta inkilaplar 20 yillarin inkilabi olarak kaldi bu tarihlerden sonra dunyada meydana gelen devlet yapisinda ki degismelere ozal donemindeki ekonomik acilim disinda rastlanmamaktadir

milliyetcilik; ataturkun milli anlayisi 20 li yillarda beliren tek devlet tek millet anlayisi ile turkiyede varolan butun unsurlarada turklugu enjekte etmekle turkiyede milliyetcilige dayali terorun baslayip o gunden bugune devam etmesine sebebiyet teskil etmistir.alt dil gruplarin red edilmesi sovenist baskiyi getirmis ana dili farkli olan insanlara farkli muameleler yapilmistir.soyleki mahkeme ve hastanelerde kurtce konusan turkce konusamayan insanlar yargilanmis yada hastanelerde tedavi edilmemislerdir.

laiklik;bu kavramda ici bos uyduruk bir kavram olarak kalmistir.laik olan bir devlette zorunlu din dersi olurmu.diyanet isleri baskanligi devlet onculugunde halka sunni hanefi ekolu dayatmistir.halbuki tukiyede ki hanefi sunniler sadece yari populasyonu teskil etmekte aleviler ve safiiler bunun disinda tutulmustur.

politikacilar cumhuriyet tarihi boyunca din bezirganligi yapip oy toplamistir.bunun en iyi ornegi demireldir.

laikligin turkiyedeki tanimi din karsiti olmakla esdeger anlasilmaktadir.kisacasi bu ilkede asil anlamindan cok uzaktir.kimliklerde din hanesinin yazilmasida ayri bir konu. din ve devletin ayrilmasi denen laiklik neden din ve milleri ayirma yoluna gitmisit.camiler kapatilmis kislaya cevirilmis sapka zorunlu kilinmis insanlar sirf giydikleri yuzunden idam edilmistir,bu nazi almanyasinda uygulanandan pekde farkli degildir.kisacasi bizi 1920 ler mantigina mahkum eden kemalizmin ideolojisi tukenmistir.turkiye cumhuriyetinin yepyeni bie acilima ihtiyaci vardir.buda evrensel dunya degerlerine dayali tam ozgur bir devlet yaratmaktan geciyor.

Sonradan öğrendiğinizi düşündüğüm son derece bozuk bir Türkçe'yle yazdığınız açıklamaları okuyup anlamaya çalıştım. Demek Vahdettin, Anadolu'yu kurtarsın diye cebine para koyup Atatürk'ü Samsun'a göndermiş. Herhalde Vahdettin sadece sizin gördüğünüz özel bir belge bıraktı size bu "gerçeği" açıklayan. Aynı Vahdettin'in işgal güçlerini İstanbul'da niye ağırladığını, "Anadolu'ya gönderdiği" Atatürk ve arkadaşları için daha sonra neden yakalama ve idam kararları verdirdiğini, İzmir Valisi'ne telgraf çekerek, İzmir'i işgale gelmekte olan düşman güçlere neden kolaylıklar sağlanmasını istediğini de mantıklı biçimde açıklayabilirsiniz herhalde. Anadolu kurtarıldıktan sonra Vahdettin'in "sevmediği" İngilizlere sığınmasını "denize düşenin yılana sarılması" gibi son derece ikna edici biçimde hemencecik açıklayıverdiğinize göre, Vahdettin'in bu yaptıklarını da herhalde parlak bazı nedenlerle açıklayabiliyorsunuzdur. Türkçe okuduğunuzu anlama beceriniz yazma beceriniz denli kötü değilse, en azından Turgut Özakman'ın yüzlerce belgeyle donatarak yazdığı "Vahdettin, M. Kemal Ve Milli Mücadele" adlı kitabı okumanızı öneririm. Sizin yazdıklarınızı yurtdışından okuyan ve Türkiye'yi görmemiş olanlar da sanacak ki, Türkiye'de ibadet yasak ve camiler kapalı. Buna yanıt vermeye bile gerek görmüyorum. Sadece el insaf diyeceğim. Size diyeceklerim bu kadar. Buraya yazacaklarınıza artık yanıt vermeyeceğim sayın adsız ve imzasız Vahdettinsever Atatürk düşmanı. Çünkü burası forum ortamı değil, bir ansiklopedi tartışma sayfası. Daha fazla bilgi isterseniz, muhammedcimci@yahoo.com.tr adresine yazmanız durumunda, size yardımcı olmaya çalışırım. Muhammedcimci 20:25, 7 Temmuz 2006 (UTC)


elestiri mantigi iddialariniz devletin gelistirdigi propagandaya ve reklama dayanan teorilerin tarihsel hic bir belgeye dayanmaksizin kahramanlastirmaya yonelik bir politikadan baska hic bir sey degildir.sahislarin ilahlastirilmasina karsi olan her insan vahdettincide degildir.bana soracak olursan o politikalarinda cok pasif kalmis bir sahsiyetti.derler ya yigidi oldur ama hakkini ver.ataturkun samsuna gonderilmesi ve milli mucadelenin baslatilmasi stratejisi tamamen vahdettinin fikridir.yeni cumhuriyetin propagandasi geregi danisikli dovus kurallari isletilmistir.turkcemin bozuk oldugunu iddia eden sen turkiyede oss sinavlarinda turkceden hic yanlis vermeyen sahsi elestirmis oldun.noktalamalara dikkat etmeden yazisimin sebebi ara vermeden cok seri sekilde dusuncelerimi sanal ortama aktarmaktir. buranin forum ortami olmadigi konusunda seninle hemfikirim.ancak reel olmayan bilimsel verilere dayanmayip salt kisisel baglamda kalan her iddiada cevaplanmak kafalarda varsa soru isareti aydinlanmak zorundadir ki cumhuriyet doneminde konulan tabular ki bunlar gelismemiz onundeki en buyuk engellerdir asilabilsin. bilmeniz gereken sey ataturk ve inkilaplari 20 li yillarin kosullarinda yaratilmislardir.21 yy'da postmodernizmin egemen oldugu donemde hala o gunlerin kapali ideolojilerinin tesirinde kalmak gericiliktir.turkiye insanin artik tabulari yikip gercek demokratik ve ozgur kimligi ni kazanmak zorundadir.buda ancak tarihsel gerceklerin gun yuzune cikarilmasi ile mumkundur.bati dunyasi dunyadaki tum muslumanlarin lideri ve koruyucusu olan osmanli devleti ve hilafeti yikamaz yada kaldiramazdiki bunu ancak icerden alacagi guc ve kuvvetle yapabilirdi. ingiliz ve amerikan yahudilerinin 400 yillik plani bu idi.ittihat ve terakki bunu gerceklestirecek ilk adimi atmisti ancak onlarin turancilik sevdasi yuzunden bu dumura ugramisti. turkiye cumhuriyeti yikilan bir imparatorluk ustunde batinin talep ettigi bati yanlisi kurumsallasmayi organize etmekten ote gercekte ekonomik bir devrim siyasal bir guc konumuna gelememistir.bir dunya devleti olma ideali yoktur.buyuk politika uretemeyenler bunu yapanlarin kontrolunde kalirlar buna ornek olarak amerikan etkisi gosterilebilir. kisacasi osmanlinin yerine kurulan cumhuriyet beklenen devrimi gerceklestirememistir. soyleki tekkeler ve zaviyelerin kapatilmasi belkide olumlu sonuclar verecekti ancak devlet politikasi olarak devletle catismayan tekke ler varligini korudu.doguda feodal asiretlerle savasan yeni turkiye cumhuriyeti kendisine yakin asiretlerin beylerine dokunmamis asiretciligin yasamasini devam ettirmis oradaki agalarin topraklari uzerindeki onbunlerce insanin tum hayatinin efendisi olmasina goz yummustur.hatta asiret agalari ve seyhleri chp iktidariyla meclise tasimistir.halka benimsetilemeyen bu devrimler 1960 1971 1982 ve nihayetinde post modern bicimde 28 subatta 4 defa askeri mudahaleye magruz kalmistir.cumhuriyetin basinda yasamasina izin verilen dogudaki asiretcilik sonunda ordaki halkin isyani ile terore donusmus 30 bin vatan evladinin canina malolmustur.bu sorunlar bu gun bile cozulememistir.

gercek devrim gercek cumhuriyet insanlarin canlari mallari haklari ve inanclari ile ozgur olarak yasadiklari feodalizmin tarihten silinip bilimsel ve teknolojiyi eksen alan modern toplumun insa edildigi ulkedir.ideolojik sekuler devletler tarihe karismis olmasina ragmen turkiye nin rejimi degisime direnmektedir ki bu osmanlinin son zamanlarinda ortaya cikan batidan gelen degisime direnmeye benzemektedir.turkiye demokrasisi askeri ve polis kuvvetlerine dayanmakta olup halkin ozgur iradesinden korkan bir yapidadir.milli guvenlik kurulu askeri mahkemelerde sivil yargilamalar yuksek ogrenim kurumunun anti demokratik yapilanmasi vs...kisacasi kurulan cumhuriyet dunya ile ne kadar entegre olabilmistir. sorun hepimizin sorunudur.artik insanlari ve liderleri kutsallastirmadan dogrulari eksen alip gerceklere dayali politikalar olusturmak ulkemizi temeli bilim ve ozgurluk olan bir yapiyla insa etmek cok daha olumlu sonuclar verecektir.

 son sozum lutfen tarihsel gercekleri carpitmadan kutsallastirmadan verelim


Sanırım belgesiz ve bilgisiz,tamamen dogmatik biçimde kendini ifade etmeye çalışan bu zavallı Atatürk düşmanı arkadaşımız şöyle bir düşünüp ettiği hakaretleri etme özgürlüğünün bile hakaret ettiği insan sayesinde kazanıldığını düşünebilir.Ne mutlu ki demokratik ve fikirlerin özgürce tartışılabildiği bir ülkede yaşıyor ve internetten faydalanabiliyor.Gerçeğe ulaşması çok daha kolay olacak.Umarım elindeki imkanları en iyi şekilde kullanıp nasıl bir karanlığın içine düştüğünü görür ve aydınlığa çıkar.

     Cahillerle tartışmaya girmeyin,dışarıdan bakanlar kimin cahil olduğunu anlamayabilirler.
                                                                İngiliz atasözü
                                                                     redline
                                                                 deadtiss@yahoo.com

birincisi soylenen hic bir soz belgesiz degildir.ikincisi internet cagin geregidir ataturkculugun degil arabistandan afrikaya herkes internetten faydalanabilir.ucuncusu ben ataturk dusmani falan degilim ama kendini ataturkcuyu sayip koru korune 1920 lerde asili kalip turkiye cumhuriyetini gelistirme onune tabu koyanlarin dusmaniyim.dorduncusu ataturk sayfasinda dunya politikalari falan degil ama onu burcuna ilgi gosteren zavallilara karsiyim.bu ulkede milyonlarca issiz ve ac var.gelismislik siralamasinda nerelerdeyiz.bu ulkede uc sagci ekol olmasa ulke coktan hapi yutmustu.menderes ozal ve akp.chp aaturkun olumunden sonra kemalizm denen bir ideoloji kurup bunu turk milletinin basina musallat etmistir.osmanlidan kalan tarihsel misyonlar bugun turkiyenin dunyadaki itibarini yukseltirken turkiye bu mirastan kacmaktadir,bunun baslangicida ataturklu yillardir.bosnadan kafkasya ya iraktan afrikaya dunya politikalarinda her turlu at kosturulurken bizler seyirci kalmakta bize muhtac olan bulgar yunan turklerine balkan ve kafkas muslumanlarina uzaktan uzaga sseyretmekle yetiniyoruz.

eger kendini yeterince ataturkcu sayiyorsan bana yukarida sordugum sorulara cevap verde benim cahil cuheyla veya yalan yanlis oldugumu herkes anlasin.ama bunu yapamazsin.cunku yukarida saydigim her maddenin hakliligini butun dunya biliyor.

soru 1-neden musul kerkuk iraka ve ingilizlere terkedildi. soru 2-neden laiklik ilkesine aykiri olan tum tekkeler ve zaviyeler kapatilmadi soru 3-neden doguda asiretciligin yasamasina ve agaligin devamina izin verildi soru 4-neden karaman hristyan turkleri yunanistana suruldu soru 5-ve en onemlisi ingilizler neden ona karsi bir harekatta bulunmadi yada ingilizlere karsi savasilmadi.

senin gibiler sadece insanlara cahalet markasi takip sorularin altindan kacamayinca ahkam keser yada kacamak cevaplar verir.mademki o kadar ataturkcusun ingilizce yerine ulusal nick name ler kullan.eminim mustafa kemalde turk gencliginden bunu beklerdi. anadoluyu isgal eden fransiz ingiliz italyanlar daha sonra isgal ettikleri irak vs...arap devletlerinin kurulmasina oncelik vermis kendilerine yakin kadrolari kullanabilecekleri insanlari yonetime gecirmistir.batinin turkiyeyi metheden ataturku metheden konusmalar ve calismalarin kokeninde onlarin yuzlerce yil basaramadigi yikamadigi imparatorlugu ve halifeligi becerdigi icindir.yahudilerin israili kurmasi onundeki en buyuk engel osmanli ve onun politikalari idi.hilafet makamida bunun onundeki en buyuk engel.sonucta yhudilerde bu sevincten pay alip ideallerine ulasmislardir.olaylari sirf bir batili gozuyle analiz eden arkadaslar.ideolojiler tukenmistir zaman medeniyetlerin savasim zamanidir.turkiye cumhuriyetide yakin zamanda bu medeniyetler catismasinda yerini alacaktir.size gore bu yer elbette turklerin uzerinden hacli hatiralari eksik etmeyen kurtulus savasinda dusman olan yunan ingiliz fransiz batililardir.ancak bilesinizki turkiye tarihi ve kokeni olarak dunya devleti olmayi koklerine bagliligi ile kazanabilir.onun da yeri dogudur.turkiyeye umut baglayan milyarca insan turkiyenin dustugu zavalli batili olma cabasini komedi olarak gormektedir.batidan teknoloji ve bilim alalim derken ne aldik.sonucta sokaklarinda milyonlari bulan fahisesi bir o kadar dilencisi issizi ve aci olan bir turkiye cumhuriyetiyiz,bu tikanmaninda sebebi 20 li yillarda sekillenen bir ideolojiye koru korune bagliliktir.kisacasi o donemdeki devlet anlayislari cokmus yerine postmodern ulkeler kurulmustur.daha dune kadar komunist olan bir kac devlet bugun ab uyesi ve de cok zengimlesirken turkiyenin bati tarafindan hala bir sekilde somurulmesinde ki hikmeti anlayamayan dar kafalilar halktan birinin ikazina cahildir cevap vermeyin tarzinda cevap alir.cevap veremezsinizki...sadece sallamalara dayali kurulan her inanac yikilmaya mahkumdur. varolan hic bir devlet romadan sasanilerden osmanogullarindan guclu olamaz ama onlar bile coktu bunlarin cokusunde yer alan butun sebepler bugun bizdede mevcut.oyleyse ulkeyi layik oldugu yere getirmenin yolu onu asli degerlerine ulastirmaya baglidir.

İki başlık altında sorularım var:

1. Vikipedi'de başka hangi biyografide kişinin burcu ile ilgili sözde bilgiler yazılıdır? Atatürk dışında bir kişi daha gösterilebilir mi?

2. Astroloji gibi bilimdışı bir oluşumun sözde verilerini, hem de Atatürk gibi "En gerçek yol gösterici bilimdir," diyen bir kişinin biyografisine sıkıştırmak doğru mudur? Öte yandan kişilerin burçları, doğum tarihlerine göre belirlendiğine ve Atatürk'ün de doğum tarihi bilinmediğine göre, nasıl oluyor da burcuyla ilgili bilgiler yazılabiliyor?

Astroloji ile ilgili bir madde olsun, buna diyeceğim yok; ama kişilerin biyografilerine astrolojinin sözde verilerini katmayalım.

Muhammedcimci 09:36, 9 Temmuz 2006 (UTC)

- wikipedianın pek çok yabancı çevriminde Atatürk'ün doğum tarihi 12 mart olarak belirlenmiş. Bir tarih belirlemek belirsizlikten iyidir. Saplantılı düşüncelerden kurtulalım fal ve burçlar sadece Türkiye'de komedi duruma gelmiştir. Avrupada bu tür olaylar bilimsel olarak kabul edilmektedir ve ayrıca Atatürk yıllar önce fal baktırmıştır. Sığ düşüncelerle sabit fikirlerle hiçbir şey elde edilemez.

Atatürk'ün doğum tarihiyle ilgili gösterilen sözde kaynaklar[değiştir | kaynağı değiştir]

Atatürk'ün doğum tarihinin Britannica'da yazılı olduğu savlanmış. Aslolan resmi kaynaklardır, ama verdiğiniz Britannica bile sizin savladığınız gibi tam doğum tarihini yazmıyor. Yalnızca yılını yazıyor (Bkz. http://www.britannica.com/eb/article-9109385 ). Yani söylediğiniz doğru değil. Ayrıca demek Avrupa'da fal bilimsel kabul ediliyormuş. Böyle bir şeye yanıt vermek için zaman bile yitirmem. Muhammedcimci 18:25, 15 Temmuz 2006 (UTC)

Atatürk'ün doğum tarihi ve doğduğu yer ile ilgili söylentileri gidin ilk önce tarih kitaplarında ansiklopedilerde kabul ettirin sonra buraya yazın. --Tuğçe 20:18, 16 Temmuz 2006 (UTC)

Herşey tarih kitaplarında kabul ettirilerek uygulanmıyor. Örneğin SÖZDE Ermeni Soykırımı.

Fazla uzağa bakmaya gerek yok wikipediada bu dillerde böyle yazıyor.

Hepsi de Vikipedi'nin değişik dillerdeki sürümleri[değiştir | kaynağı değiştir]

Atatürk'ün doğum tarihi konusu gereksiz yere uzuyor. Yeni bir kanıt ileri sürülse, diyeceğim yok. Ama devlet arşivleri doğum tarihi konusunu açık bırakırken, Atatürk'ün kendisi bile değişik defalar doğum tarihinin bilinmediğini söylemişken, güvenilmez sanal kaynaklara dayanılarak çoğalan sözde kaynaklara dayanmak bilimsel değil. Eldeki veriler, özellikle devlet arşivi, bu tarihin bilinmediğini söylüyor. Ardarda değişik dillerdeki Vikipedi kaynakları sıralanmış. Kaynak sayısı yarıştırmaya girişirsek, doğum tarihinin tam olarak bilinmediğini gösteren daha çok kaynak gösterebiliriz, değil mi? Muhammedcimci 21:15, 16 Temmuz 2006 (UTC)

Soyadı maddesi[değiştir | kaynağı değiştir]

Mustafa Kemal'in Atatürk'ten önce "Öz" diye bir soyadı yoktur. http://www.mevzuat.adalet.gov.tr/html/1117.html Adalet bakanlığı sitesinde belgenin gerçeği mevcut. "öz adlı" burada "öz isime sahip" olarak kullanılmış. Zaten küçük harfle yazılmasından da belli. --Tuğçe 20:49, 26 Temmuz 2006 (UTC)

TEK Büyük TÜRK[değiştir | kaynağı değiştir]

Birkaç kere Tek büyük Türk ibaresi eklenmiş ve sanırım kürt kökenli kullanıcılar veya Atatürk'ü sevmeyenler tarafından bu ifade kesinlikle doğru olmasına rağmen silinmiş. Merak ettiğim Atatürk TEK BÜYÜK TÜRK değilse ondan iyi olan hangi Türk var bu açıklansın. Ayrıca bir şeyde TEK seniz TEK sinizdir övmeyle veya taraflı olmayla ne alakası var. Bu ifadeyi ekleyen kullanıcıları tebrik ediyorum ve onlarla aynı görüşü paylaşıyorum. Bende ekleyecektim ama nasılsa siliniyor art niyetliler tarafından.

Bir defa bunu yazan utansın önce Atatürk Kurtuluş Savaşından bahsederken her zaman kazananın Türk halkı olduğunu belirtmiştir ayrıca onun sadece şu sözü bu Tek büyük lafını çürütür "Bir Türk Dünyaya Bedeldir" ki tm hayatını Osmanlının ezdiği bu halka kendisinin ne kadar büyük ve önemli bir millet olduğunu göstermeye adamıştır.


NICIN TEK BUYUK TURK

Turklerin bilinen 2200 yillik tarihinde oyle sahsiyetler ortaya cikmistirki bunlar dunyaya malolmus sahsiyetler olmuslardir.sadece anadolu turklerine degil.turkleri ilk defa dunya sahnesine guc olarak cikaran mete olarak bilinen sahis,medya devletinin istilasi ile topraklari isgal edilen turklerin alpertunga destanindaki sahis turkleri asiret kuvvetleri olmaktan cikarip dunya gucu yapan tugrul bey,anadoluyu turk vatani yapan alparslan,turkleri 2.mileniumun en buyuk imparatorluklarindan ve dunya gucu yapan devleti kuran osman bey,istanbulu fetheden fatih,dunyanin muhtesem olarak tanidigi kanuni, tum bu sahsiyetleri bir kenara birakip mustafa kemali liste basi yapmak adil degildir. milletlerin en buyukleri dusunurlerdir ingilize sor en buyuk ingiliz sheakspear dir almanlara sor goethe dir turklere sor mevlanadir kendilerine gore. askerlik alaninda ise ataturkun cagdasi fevzi cakmagin askerlik dahasina bak.hakkiyla nasil maresallik seviyesine ulastigina bak. eger anadolu turklugunu kurtaran sahsin sadece mustafa kemalle sinirlandiracaksanda 2 defa mogol nice defada tum avrupa hacli ordularina karsi koyup bunu saglayan sahislari da kucumseyemezsin..simdi sen soyle yukaridaki sahislarla kiyas yaparak neden en buyuk turk ataturk diye..seyh ucmaz murid ucurur derler ya.


19 sayısı üzerine[değiştir | kaynağı değiştir]

Okumadan hurafe demeyiniz!!! Zaten yazılar kendini kanıtlıyor. Ortada şifre falan da yok!!! Sözüm Loker adlı kullanıcıyadır sadece. --KIZILSUNGUR 08:09, 3 Eylül 2006 (UTC)

Bu sayıların bir anlamı olduğuna dair tuhaf düşünceye hurafe diyorum, ayrıca arapça'daki sayı-harf ilişkisini geçtim, ortada 19'un çarpanı olan her sayıya anlam katmak gibi abuk subuk bir durum var...

sana mesajla dediğim gibi bu tip yaklaşımın bir ismi varsa, o isim altında atatürk'ün hayatında bu yöntemin anlamını yaz. --loker

Selam/Şalom (=Barış)

Atatürk'ü bir tür kutsallaştırma için 19 sayısı ile kullananların olduğunu biliyorum ama bu konu başlığını açmam bu yüzden değildi. Ankaralı Aşık Ömer ya da asıl adı Behçet Kemal Çağlar'ın yolunda değilim, "Kabe Arabın olsun bize Çankaya yeter" diyen adamın yolunda değilim ya da Cenk Koray'ın savlarını yazıyor değilim.

Atatürk kendisine biçilmiş görevi yerine getiren bir kişiydi, başta Türkiye'deki Türkler olmak üzere bir anlamda bütün insanlık için devrim sayılan işleri/eylemleri oldu. İnanın derdim/kaygım Atatürk'ü kutsal göstermek olsa, Kur'an'dan Atatürk ve benzerlerini gösteren ayeti yazardım. " Her kavim/topluluk için bir hadi/yolu gösteren kılavuz vardır" Dikkat ayett doğru yolu gösteren yazmıyor, bu yüzden bu ayetin içine Hitler de giriyor, Gandi de giriyor. Arap dilinde kavim sözcüğü 100 kişiden çok her topluluk için kullanılır.

Tıpkı asıl Tevrat (Torah, Torat, Tevrah) gibi, Kur'an'da da HERŞEYİN AYRINTILI AÇIKLAMASI olduğunu, HER ÖRNEKTEN AÇIKLANDIĞINI ayetler yazıyor. Eğrisiyle doğrusuyla Micheal Drosnin'in "The Bible Code", Türkçe'ye çevirisi ile "Tevrat'ın Şifresi" kitabını oklumanızı salık veririm.

Bir kişinin adının kutsal kitaplarda geçmesi ya da kimi sayılarla ısrarlı kodlu olması o kişiyi kutsal yapmaz. Kur'an'da lanetli kimselerden de bahseder, mesela.

Hurafe tanımlaması ise, göreli/göreceli bir kavramdır, bu yüzden Atatürk ile 19 sayısı konusunun hurafe olan yanları olmayan yanları da vardır, ama bunu neye göre kestireceğimizin ölçütünü loker yazarsa ona göre yazışalım derim.

Sevgiyle.


--adrianinos

  • Atatürk ve 19 sayısı ilginç bir sayıtımdır(istatistiktir). Bunun dışında buna hurafe demek abes doğrusu. Hurafe kelimesi din ile bağlantılıdır. Ayrıca bir kişi ya da bir kitleyi kandırmak için kullanılır. Burada söz konusu olan din değil; gerçeklerdir.

--KIZILSUNGUR 22:54, 8 Eylül 2006 (UTC)

19 sayisi dinle iliskilidir sayin sayin kizil sungur bunun temel sebebi kurani kerimdeki onun uzerine 19 vardir.allah bu ornekle neyi aciklamak ister o bununla kimini sapittirir kimine hidayet eder.ayetidir.bu ilk defa 1974 yilinda rasit halife tarafindan kesfedildi.onun bu kesfinden sonra art niyetli allahin sapittirmak istedikleri kimseler bunu allah ve kurani kerimle alakasi olmayan sahislar icinde kullanilmaya baslanmis hatta ataturkun darwinci bir ateist oldugu bilinmesine ragmen bazi kesimlerce bu 19 sayisi hikmetine neredeyse mesih seviyesine cikartildi. neymis ataturk 1881 de dogmus.eeee rakamlar toplami 18 etti.hatta dogumunu 1880 sayanlar var.bu da belirsiz.neymis 1881 1900 den 19 onceymis.1919 da 19 ile 19 un birlesimi sozkonusu birincisi islami bir konu olan 19 sayisinda hicri takvim kullanilir miladi degil. 57 yasinda olmus al sana obur 19 un kati.halbuki hicri yasi 59 dur. hazreti muhammedin dogum yili 571 olum yili 632 miladi 61 yasinda vefat etmis olmali halbuki biz onu 63 yasinda vefat etmis biliyoruz.kismete bak hz.muhammed hicri 11 de vefat etmis hicri 19 a yetisememis. hz muhammed bile bu 19 dan nasibini alamamisken ta 1300 kusurat sene bu rakam ataturkte inkisaf etmeyimi beklemis


Kızılsungur'a cevap yazan kulllanıcı adını yazmamış. Kendisi Atatürk için bir kutsallık aramak niyetinde olanlar ile bizi karıştırıyor olmalı, ayrıca MuhammedCİ olduğu anlaşılıyor. Peki bu adısız kullanıcı için benCE geçersiz bir örneklemeyi yazayım, bakalım buna ne denir? ResulULlah SalatSelam 63 yaşında iken Hicret'in 11. yılında öldü. 63. Sure 11. ayete bakarsın bir ara.

Ayrıca yazmışsın ki "birincisi islami bir konu olan 19 sayisinda hicri takvim kullanilir miladi degil." bu ne demek? Ay ALlah'ın da Güneş Şeytan'ın mı? Neden ay takvimi kullanalım? Ayrıca Kur'an'da Hicret'i esas alan bir takvim yok. Kur'an'da ay takvimi, Ramazan başlangıcı ile Hac zamanları [zamanlar diye yazdım; Bakara 197 "Hac bildik aylardır" bu aylar da "haram aylar"dır. Maide 97. Tevbe 36 " ALlâh yanında ayların sayısı, gökler ile yer yaratıldığında ALlah'ın Kitabı'nda 12'dir, onlardan 4'ü haram aylardır."] için gerekli. Yer'in çevresinde döndüğü yıldıza(Güneş) göre değil de gene Yer gibi Güneş çevresinde dönen, ayrıca Yer çevresinde de dönen Ay'a göre takvim kullanmak ne denli saçma (bu cümleyi bilimci gözüyle yazdım.)

Ayrıca 571 yılında doğdu diye yazmışsın, en azından bu konuda 569, 570, 571, 572 dendiğini de araştırmalısın. Bak ne yazacağım "fî Mekke في مكة" "Mekke'de" ebced karşılığı sence ne? Ben yazayım 570 (Mekke derken iki tane kef saydım elbette). Ne oldu şimdi? Muhammed'den de bahseden bir nokta var değil mi? Üstelik 570 = 19 x 30 , ne yapsak şimdi? Hem de Yesu (İsa)SS'ın doğumundan başlayan Güneş yılı ile 570 yılı ne olacak şimdi?

--adrianinos 15 Eylül 2006

ADRIONUSA EL CEVAP Degerli bizans nick name li kardesim...ay allahin gunes seytaninmi demissin.miladi yilin baslangici henuz kesin olarak isbatlanmis degildir.isa a.s min dogusunu eksen alan bu takvim onun dogusunu sifir yili sayar halbuki bu konuda cok derin catismalar var.soyleki genelde hz isanin dogum yili 4 kabul edilir.yani aslinda bugunku miladi takvim 4 yil ote kullanilmakta halbuki hicri takvimin boyle bir hata payi yok.hz omer bizzat bu takvimi belirlemis oyleki bu hicrete icabet eden binlerce sahabi hala hayatta iken beni muhammedci diye cagirmandan ateist oldugunu anlamaktayim yada gayri muslim.buda kurana dayanan islami bir kavram olan 19 sayisinin seni ilgilendiren bir tarafi bulunmadigi anlasir soyleki boyle matematiksel bir mucizeyi kabul etmis olsaydin allaha ve onun mukemmel matematiksel yaratisina sahit olur iman ederdin. ancak musluman olan bir sahis icin ondokuz mucizesi siradandir.asil mucize kuranin binlerce kere isaret ettigi hakikatlerdir ki bunlarin bir kismi kainatta bizim disimizda olup bitenleri ummi yani okuma yazmasi olmayan bir adam tarafindan ortaya konulup 1400 sene sonra bile en dahi bilim adami tarafindan dogrulugunun reddedilemesidir hz.muhammedin dogum yilinin 571 kabul edilmesinin temel sebebi bu tarihin ebrehenin kabeye saldirisi babasinin vefat yili...dogdugu gunde kayserin sarayinin depremle yikilmasi bin yillik mecusi atesinin sondugu tarihin ayni gune denk gelmesi bununda o zaman ki kaynaklar tarafindan 571 tarihine isaret etmesi gosterilir ayrica fi mekke sayasinin 19 un kati olmasi bir sey ifade etmez.cunku mekke nin asil cagrilis bicimi mekke i mukerremedir. ayrica sana bir sorum var neden 19 sayisi kuranin matematiksel insasinda eksen alinmistir,bunun cevabini ara iman edenler bunu bilir ama imani zayiflar muminin firasetinden mahrum oldugu icin bu rakama sadece matematiksel kuru bir formul olarak bakarlar. 1 en kucuk 9 enbuyuk tek sayidir en az 19 ayet olan surelerin 19cu ayetlerinin hepsini siralamaya bagli kalarak yaz.vede geriye kalan sureleride her 19 surede bir yaz bak nasil bir neticeye ulasiyorsun hayirli cal;ismalar

ADSIZA CEVAP

Bizans diye bir ırk, millet yoktur, Bizansça diye de bir dil yoktur. Dahası kendisine Bizans diyen bir devlet de yoktur.

Yemen'deki Habeşli işgalci idarenin krallarından Ebrehe'nin Mekke'ye gidişi 570 yılıdır, ayrıca İslam Tarihçileri (siyerciler), Muhammed SalatSelam'ın doğumu için Fil Yılı'ndan 10 yıl önce, 5 yıl sonra da derler, bu konu da kesin değildir.

adrianinos, Kasım 2006

Biyografi denen kavramın tüm dünyada teamülen yerleştiği bir şablon vardır. Bir insanın hayatında gösterge anlamı güçlü olan rakamları bulup, bunlar arasında en yaygın ortak çarpanı alıp, bu çarpanı o insanın biyografisinde yeni bir simgeye dönüştürmenin bu şablonda rastlanır bir yeri yok. Atatürk'le ilgili böyle bir fikri eleştirmiyorum, bu fikrin yorumunu biyografiye koymayı doğru bulmuyorum. Böyle bir çabaya girişmenin bir disipliner ismi varsa, o isimle madde açın, o maddede örnek olarka "Bakınız, Atatürk ve 19 sayısı" diye doyasıya anlatın. ama bu biyografiye böyle bir bilgi eklenmemesi konusunda ikna olmak için hurafenin sınırlarını falan çizmekle vakit harcayamam... Buyrun göstergebilim ve tarih okuyun (biyografi tarihe ait bir disiplin olarak ele alınabilir) siz bir alakasını bulabiliyorsanız, beni ikna edin, ya da gidin köy çeşmesinde bu konuda oylama başlatın... --l'o'ker 21:26, 20 Eylül 2006 (UTC)

Selam Loker

Herkes bir ansiklopediyi açtığında, bir kişi hakkında her bilgiyi bulmayı ister ya da en azından o kişi için önemli noktaları, hakkında yazılanları görmek ister, Einstein'dan bahseden bir ansiklopedi maddesinde, Einstein'ın çok komik bir adam olduğunu yazmayan ansiklopedi Larousee ya da Britannica gibi burnu büyük, kendisine göre prensipleri dayatmaya çalışan bir zihniyet ( mantalité) bunu yazmaz.

Einstein ile ilgili 19 sayısı üzerine kimse bir şey yazmamış, bu yüzden de Einstein maddesine "Einstein ve 19 sayısı" diye bir başlık koysak senCE olmaz, ama Atatürk ve 19 sayısı hakkında kitaplar yazılmış, kamuoyuna mal olmuş bir konudur. Ansiklopedik bilgidir. Ne dersin?

Bu arada yazayım; Hans Albert Einstein 19 harflidir. 1879'da doğdu 1955'te öldü, 76 yıl yaşadı. Daha yazayım mı? Einstein bir Yiddiş'tir, istersen Yiddiş yazısıyla da gematria çözümü yazayım, olur mu?

adrianinos, 28 Ekim 2006

Okuduğu kitap sayısı[değiştir | kaynağı değiştir]

Hayatı boyunca 4500 civarında kitap okumuştur.. Bunu açıklayan bir kaynak var mı bilmiyorum ama bana bu bilginin (veya benzeri herhangi bir bilginin) ansiklopedik olduğunu anlatamazsınız.--~Tarkovsky~ 13:46, 18 Eylül 2006 (UTC)

M. K. Atatürk ve Emperyalizm[değiştir | kaynağı değiştir]

Bu yazıda "emperyalizm" sözcüğüne yalnızca bir yerde rastlanıyordu: "Fakat işgalci emperyalist devletlere karşı başarılı bir mücadele için düzenli bir ordu şarttı." (Bu cümleyi de ben eklemiştim.)

Atatürk'ün "Türk ulusunun işgalci batı emperyalizmine karşı verdiği Ulusal Kurtuluş Savaşı'nın askeri ve siyasi önderi" olduğu gerçeğini dile getiren cümle ise ne yazık ki kimilerince çıkarılmıştı. (Bugün gene ekledim.)

Atatürk'ün önderliğinde Kurtuluş Savaşı'yla yürütülen ulusal mücadelemizin "anti-emperyalist" karakteri ve bu mücadelenin batılı emperyalist devletlere karşı verilmiş olduğu gerçeği niçin yok sayılmak isteniyor? Bu mücadele batılı emperyalist devletlere karşı verilmedi mi, yoksa? O zaman, başarılı mücadele sonrası Lozan'da niçin batılı emperyalist devletlerle masaya oturuldu?

Biz batılı emperyalistleri mağlup ettik de, bu tarihsel bir 'olgu' da, bu ansiklopedinin "Atatürk" maddesine bunu dile getiremeyecek miyiz? Gerçeği söyleyemeyecek miyiz?

Bu vesileyle, herkesi "Mandacılık"ın ve "batı yalakalığının" ne olduğu üzerine de düşünmeye davet ediyorum.

Saygılarımla.


1. Dünya Savaşı sonrası ülkemizi işgal eden batılı emperyalist devletler şunlardı:

- İngiltere - İtalya - Yunanistan - Fransa

(Kaynak: [Türk Kurtuluş Savaşı] - Vikipedi maddesi)

Bugün bu devletlerin Avrupa Birliği üyesi olması ve "bizim" bu birliğe duyduğumuz söylenen "yakınlık"tan, ötürü mü, "işgalci batı emperyalizmi" ifadesi kimilerini rahatsız ediyor, acaba? Böyle ise, AB'ye yakınlık duyan kimileri, tarihsel gerçekleri saptırmak peşinde mi?

Gerçek herkesi yakalar!


Bu maddenin ve Kurtuluş Savaşı maddesinin girişine eklediğin "batı emperyalizmi" ifadesini Noumenon adlı yönetici arkadaş çıkardı.

Bu yönetici arkadaş bana şöyle bir mesaj yazmış: "Lütfen Vikipedi tarafsızlık ilkesini ihlal edecek değişiklikler yapmaktan kaçınınız, daha fazla bilgi için Vikipedi:Beş temel taşı sayfasına göz atabilirsiniz. Teşekkürler, iyi çalışmalar... - Noumenon mesajkatkılar 01:22, 6 Ekim 2006 (UTC)"

Kendisine yanıtım şu oldu:

"Zaten maddede sayılan işgalci 5 devletten batılı 4'ü şunlar: İngiltere. İtalya, Yunanistan, Fransa. Ermeniler ise yönlendirici Fransa'nın denetimi altındaydılar.

İngiltere, İtalya, Fransa sömürge sahibi emperyalist batılı devletler değil mi idi? Bu gerçeğin maddede dile getirilmesine karşı çıkmanızın arkasında politik tercihleriniz var, sanırım; ya da sorunu kavramakta zorlanıyorsunuz.

Yanıt bekliyorum. Tarafsızlığınızı korumanızı bekliyorum."

Noumenon "batılı emperyalistler" ifadesine "tarafsızlık ilkesini ihlal edecek değişiklikler", demiş ama, görüldüğü üzere, bu yönetici arkadaşın kendisi tarafsızlığını koruyamıyor. Taraflı tutumunu kınıyorum.

Ve yöneticilerin taraflı olduğu, taraflı şekilde müdahale ettiği bir ortamda bulunmaktan vazgeçip, tartışmadan da çekiliyorum.

Bu vesileyle bir kez daha, herkesi "Mandacılık"ın ve "batı yalakalığının" ne olduğu üzerine de düşünmeye davet ediyorum.


Çanımıza ot tıkamaya çalışanlar var![değiştir | kaynağı değiştir]

"Ulusal Kurtuluş Savaşımız'ın Batılı emperyalist devletlere karşı verilmiş olduğu" gerçeğini ifade eden cümleler kimilerince "taraflı" diye, Vikipedi'nin "Atatürk" ve "Türk Kurtuluş Savaşı" maddelerinden çıkarılmış. Ne ala! Bu "tarafsız" Batı sempatizanları, dün Fransa meclisi tarafından onaylanan, "Ermeni Soykırımı olmamıştır!" demeyi suç sayan yasa için ne düşünüyorlar, acaba? Tarihi gerçeklere dayanmayan ve Yahudi Soykırımı için olduğu gibi yetkili bir uluslararası mahkeme tarafından 1915 olaylarının "soykırım" olduğu yolunda alınmış bir karar ortada yokken, Fransa meclisi, tasarının yasalaşması için ilk adımı attı. Arkası da gelecek, sırayla bütün Avrupa Birliği ülkeleri, benzeri yasaları çıkaracaklardır ve Avrupa Birliği sınırları içinde "Ermeni Soykırımı olmamıştır!" demek suç kabul edilecektir. "Batılı emperyalist devletler" ifadesini taraflı bulanlar, Fransa meclisinin aldığı bu karara da sahip çıkacak ve bu sayfalarda "Ermeni Soykırımı" yalanını da "tarafsızlık adına" savunacaklar mı, merak ediyorum?

Noumenon adlı yönetici arkadaşa gelince, kendisi öteden beri ülkemizi yakından ilgilendiren "hassas" konularda ulusalcı, yurtsever duruş sergileyen kişileri, Vikipedi'nin tarafsızlık ilkesini hatırlatarak sindirmeye çalışmıştır. Örneğin geçmişte, Kürtçe maddesinin tartışma sayfasına şöyle yazmıştım: "İngilizce Vikipedi taraflı batılı kaynaklara dayanmaktadır; ya da Türkiye üzerine oynanan politik oyunlar dikkate alınmadan da hazırlanmış olabilir. Politikaya doğrudan ya da dolaylı alet olan batılı dilbilimciler "Kürtçe" diye bir dil vardır, diye kitaplar, makaleler, vb. yazdıkça, bunlar ansiklopedilere kaynaklık ettikçe, bu anlayış yaygınlaşır ve bir süre sonra bilimsel bir doğru kabul edilmeye başlanır. Bu sorunun ülkemizin başını ağrıtacağı kesindir." Kendisinin cevabı şu olmuştu: "Taraflı Batılı kaynaklar tümcesi hoş değil. Sizin iddianıza veya sizin benisemediğiniz kaynaklara uymadığı için çeşitli kaynaklara taraflı etiketi yapıştıramazsınız. Tekrarlıyorum, burası özgür bir ansiklopedidir ve ansiklopedik olan her iddia bilimsel incelemeler kaynak gösterilerek barındırılabilir. Nasıl sizin kaynaklarınız ve Kürtçe'nin sadece politik bir tanım olduğu bilginiz burada yer alacaksa Kürtçe'nin bir dil olduğunu belirten kaynaklar ve bilgiler de yer alacaktır. Konu hakkındaki her fikir yayımlanacaktır." (Bu yazışmaları okumak için buraya tıklayın.)

Geçmişte tartışma sayfasında "Kürtçe diye bir dil yoktur, bu politik bir tanımlamadır!" diye diye dilimizde tüy bitmişti. Peki, sonunda ne oldu? Maddenin adı " Kürt Dilleri" biçiminde değiştirildi. Hani "Kürt dilleri" denilenler aslında "lehçe" idi? Hani "Kürtçe" diye bir dil var idi? Her nedense, bizi yöneticilik yetkileriyle sindirmeye çalışan, "taraflı Batılı kaynaklar" cümlemizden hoşlanmayan Noumenon arkadaşın sesi çıkmıyor. Batılı kaynaklar "Kürtçe diye bir dil vardır" derken, bu dil üzerine yüzlerce "bilimsel" yazı yazılmışken; dahası, Vikipedi'nin İngilizce ve Almanca'sında "Kürtçe" (Kürt dili, tek bir dil) maddesi varken, bizde niye "Kürtçe" maddesi yok da, "Kürt Dilleri" maddesi var? Noumenon arkadaş niçin tabulaştırdığı "tarafsızlık" kavramını öne sürerek bu işe de müdahale etmiyor? Sanırım gücü, ortak kararları hiçe saymaya yetmiyor; ancak ulusalcı, yurtsever duruş sergileyen kişileri birer birer sindirmeye yetiyor. Ner neyse, burada tartışmak istediğim konu Kürtçe değil, yukarıya aktardığım cümlelerimde "Kürtçe"nin geçtiği yerleri "Ermeni Soykırımı" diye değiştirerek okuyun: Batılılar "Ermeni Soykırımı" vardır, diye [yasalar çıkarıp,] kitaplar, makaleler, vb. yazdıkça, bunlar ansiklopedilere kaynaklık ettikçe, bu anlayış yaygınlaşır ve bir süre sonra bilimsel bir doğru kabul edilmeye başlanır. Bu sorunun ülkemizin başını ağrıtacağı kesindir. Noumenon adlı yönetici arkadaş bu sözleri de "taraflı" bulabilir; ne de olsa onun deyişiyle "taraflı Batılı kaynaklar tümcesi hoş değil".

Bugün "Ermeni Soykırımı" yalanı konusunda Batı emperyalizminin bize ve bütün dünyaya dayatmak istediği şeyler var. Daha başka şeyler de, benzeri stratejilerle dayatılmaya çalışılmıyor mu? "Batılı emperyalist devletler" ifadesini taraflı bulanlar, yakında Batılı "meclis kararlarına" ve sözde "bilimsel kaynaklara" da dayanarak "Ermeni Soykırımı olmamıştır!" demeyi de bu sayfalarda "tarafsızlık" adına yasaklayabilir, en azından geçmişte olduğu gibi ulusalcı, yurtsever duruş sergileyen kişileri sindirmeye çalışabilirler.

Düşünmek, sormak suç değil ya; bazen aklıma geliyor işte: wikipedia.org (Wikimedia Vakfı) acaba Soros destekli bir kuruluş mu? Vikipedi'yi ("Vikipedi, özgür ansiklopedi!") karalamak için söylemiyorum; "ansiklopediye" iyi niyetlice katkıda bulunmaya çalışanlara da bir diyeceğim olamaz, ama zaman zaman düşünmüyor da değilim. Ne de olsa George Soros "açık toplum"u savunmuyor mu? "Açık toplum" her ne demek ise, ben de o güzide toplumun bir bireyi sayılıyorumdur, herhalde. Her neyse, açıkça yazayım: Kimi arkadaşlar Vikipedi'nin bir 'ansiklopedicilik oyunu' olduğunu (örneğin eskiden "SimCity" adında bir kent kurma oyunu vardı; ve benzeri pekçok başka oyun da var), gerçekte politik bir mücadele alanı, bir "uluslararası forum" olarak tasarlandığını göremiyor, sanırım. Bu konuda da düşmenizi öneririm.

İyi çalışmalar.

Selam ve sevgiler, eğer halihazırda bildiğimiz bir kullanıcı değilseniz yani anonim katkıda bulunuyor iseniz bence kullanıcı adı alın ve üye olarak çalışmalarınıza devam edin. Bende bazılarının tarafsızlık anlayışlarının ne demek olduğunu hala anlamamkla beraber (ki zeki biri olduğumu söyler özellikle kız arkadaşlarım) elimizden geleni yapıyoruz. Bu ansiklopedinin sahibi kim olursa olsun yada varsa özel amacı ne ise hiç önemli değil yapı itibarı ile gerçekten güzel bir miras olabilir. Özelde, düşünsenize torunlar buraya giriyor ve Vay be bizim ihtiyar neler yapmış böyle diyor, düşüncesi bile hoş, genelde ise bildiğini paylaşmak güzel.--Erdemsenol 16:41, 22 Ekim 2006 (UTC)]]