Sahur

Vikipedi, özgür ansiklopedi
Atla: kullan, ara

Sahur (Arapça: سحور‎ / saḥūr /); oruç tutmadan önce, sabaha doğru yenen yemek. İslam peygamberi Muhammed “Sahurda kalkınız, sahurda bereket vardır” diye buyurmuştur.[kaynak belirtilmeli]

Sahur vakti[değiştir | kaynağı değiştir]

Orucun başlayış ve bitiş vakti gündüze göre tayin edilmiştir. Gündüz ise güneşin doğuşu ile batışı arasındaki zamandır. Kur’ân-ı Kerimin orucun başlangıcını bildirirken kullandığı ifade ile, orucun bitimini bildirirken kullandığı ifade arasında farklı bir üslup vardır. Ayette orucun başlama zamanı için “siyah iplikle beyaz ipliğin birbirinden ayrılması” ibaresi kullanılırken; orucun bitimi için de “geceye kadar” ifadesi kullanılır.

Muhammed: “Bilal’in ezanı ve ufuktaki uzunlamasına beyazlık,sizi sahur yemenizde aldatmasın. Beyazlık yayılana kadar yiyin, için ” (Müslim) buyurmuştur.

“Zirr b. Hubeys diyor ki: Sahuru yedim, sonra mescide gidiyordum. Yolda Huzeyfe İbnül-Yemanî’ye uğradım ve yanına girdim. Doğuracak bir devenin sağılmasını emretti. Getirilen süt kaynatıldı, sonra bana yaklaşıp, “ye” dedi. “Oruç tutmak niyetindeyim” cevabını verdim. O da “ben de oruç tutmak niyetindeyim” dedi. Yedik, içtik, sonra mescide geldik namaz başladı. Sonra Huzeyfe, “bir defasında Rasûlüllah’la böyle yapmıştık” dedi. “Sabahtan sonra mı?” diye sordum. “Evet sabahtı ama güneş henüz doğmamıştı” cevabını verdi” (Müsned-i Ahmed İbn Hanbel). Bu vakit de genelde ikinci fecrin başlangıcından sonra gece karanlığının aralandığı vakittir.

“Ebu Zübeyr diyor ki: “Cabir b. Abdullah’a oruç tutmak isteyen fakat kap elinde su içecek iken, ezan okunduğunu işiten bir kimsenin durumunu sordum. Cabir, Rasûlüllah’ın “içsin” dediğinin rivayet edildiğini söyledi (Müsned-i Ahmed İbn Hanbel).

“Hubeyb’in halası Uneyse bir rivayette diyor ki: “Eğer bir kadın sahurunu bitirememiş ise, Bilal’e derdi ki, “Bekle sahurumu bitireyim” (Abdurrezzak b. Memmam, el-Musannef).

“İbn Münzir, Ali'nin, sabah namazını kıldırdıktan sonra, “İşte şimdi beyaz ipliğin siyah iplikten ayrılıp farkedildiği vakittir” dediğini nakleder” (el-Ayni, Umdetül-Kari li Şer’il-Buhâri).

Sadece birkaç örnekle bile yetinildiğinde, Muhammed’in ve sahabelerinin sahur konusundaki tavırlarının anlaşılması mümkündür. Nitekim Maide suresindeki “Ey insanlar, Allah dini sizi zorlamak için va’z etmemiştir” ayetini tefsir ederken, Fahreddin er-Razi “Mefatih’ul Gayb” adlı eserinde şöyle söylüyor:

“Bu ayeti kerime dinde önemli bir esas ve prensiptir. Bu prensip zararlı şeylerin meşru olmaması prensibidir”.

Kur’ân’da ve Muhammed’in tatbikatında da görüldüğü üzere, sahurun vakti gündüzün geceden ayrıldığı ve bunun bizzat açıkça yükümlünün şahsi gözleriyle tespit edildiği vakittir.

Genelde fukahanın sahur vaktini belirlerken izledikleri sünnet şu olmuştur. Muhammed sahura son verip imsak ettikten sonra Kur’ân-ı Kerim’den elli âyet kadar okur veya okuyacak bir vakit bekledikten sonra sabah namazını kıldırırdı. Bu imsak vakti de yaklaşık güneşin doğmasından 75-90 dakika kadar öncesi olur ki; sahur yemeği için en son kabul edilen vakittir..[kaynak belirtilmeli]