Sırça Köşk (öykü)

Vikipedi, özgür ansiklopedi
Atla: kullan, ara

Sırça Köşk, Sabahattin Ali'nin kısa öyküsü. Sabahattin Ali'nin 1947'de yayınlanan Sırça Köşk kitabına da adını veren bu masalı diğerlerinden önce yazılmasına rağmen kitabın ve masallar bölümünün sonunda yer almıştır. Dört masalın en uzunu budur.

Özet[değiştir | kaynağı değiştir]

Tembel ve gittikleri hiçbir yerde barınamayan üç arkadaş bir kente gelirler. Yolda gelirken içlerinden biri kendilerini rahat ettirecek bir yol bulur. Bu yol icabı geldikleri kentte dolaşıp, herkesin duyacağı şekilde ve şaşkın bir edayla "Bu ülkenin sırça köşkü nerede?" diye sorarlar. Sırça köşkün ne olduğunu halk merak eder. Üç tembel arkadaş sırça köşksüz kent olmayacağına onları inandırıp bir sırça köşk yaparlar. Köşkü gittikçe büyütürler. Sırça köşkün ihtiyaçları giderek artar, oraya giren hazır yemeye alıştığından oradan ayrılmak istemez, dışarda kalanlar da oraya girmeye çalışırlar.

Sırça köşk giderek halka yük olmaya başlar. Halk, üç uyanık arkadaşa sorular sorar, bunlara uygun birer cevap alırlar. Sırça köşkün ihtiyaçları karşılanamadığında, sırça köşktekiler zora başvurur. Halkın yiyeceğini, içeceğini zorla alır, itiraz edenleri sırça köşkün bodrumuna kapatırlar. Halk bu beladan kurtulmaya çalışmaz, sırça köşkün adamları da köşkün hiçbir kuvvetin yıkamayacağı kadar sağlam olduğu düşüncesini yayarlar, safları inandırır, inanmayanları hile ve zorla sustururlar. Zamanla halkın vereceği bir şey kalmaz. Son koyunlarını da bir emirle getirirler. Bu durumda halkın artık korkmayacağını bilen üç tembel arkadaşın elebaşısı sesini tatlılaştırarak halk için yaptıkları fedakarlıkları anlatır.

Getirdikleri koyunların hepsini yemediklerini bir kısmını geri vereceklerini açıkladıktan sonra kellelerin halka dağıtılmasını emreder. Kelleler dağıtılır. Biri bakar ki kellelerin beyni yok. Kellelerin dili ve gözü de yoktur. Kellelerin beyin, göz ve dillerinin olmayış nedenini sorduklarında "Siz onları ziyan edersiniz" cevabını alırlar. İçlerinden biri "bana böyle başın lüzumu yok" diye kelleyi fırlatınca sırça köşkte bir delik açılır. Herkes elindeki kelleyi fırlatınca, sağlamlığına inanılan köşk tuzla buz olur. Halk normal yaşayışına döner. Olayların bu şekilde bittiği bu masalda da bir kıssadan hisse paragrafı yer alır.

« Sakın tepenize bir sırça köşk kurmayınız. Ama günün birinde nasılsa böyle bir sırça köşk kurulursa, onun yıkılmaz, devrilmez bir şey olduğunu sanmayın. En heybetlisini tuz buz etmek için üç beş kelle fırlatmak yeter. »
([1])

Masalda yukarda aktardığımız açık hisse yanında başka mesajlar da verilir.

« İndikleri şehir, o memleketin başşehri imiş bu memlekette bütün millet çalışır, herkes elinden gelen işi yapar, kendi başına buyruk beyler gibi yaşarmış. Tarlalarda, dükkânlarda insanlar arı gibi çalışır, kazanan kazanamayana destek olur, malını lüzumuna göre başkasıyla değişir, kavgasız döğüşsüz, efendisiz uşaksız, ömrünün sonunu bulurmuş. Gündelik işlerini gördürmek, nizalarını yatıştırmak için aralarında seçtikleri adamlar hemşerilerine hizmet etmekten başka şey düşünmez, zorbalığı akıllarından bile geçirmezlermiş.  »
([2])
« Bizim üç ahbap geldikleri sırada şehrin pazarıymış. Sokaklarda ekinler, yemişler, dokumalar, kumaşlar, demirler,kömürler küme küme durur, alıcı ve verici aracısız iş görürmüş. »
([3])

Bu paragraf aslında insanların nasıl yaşaması gerektiğini anlatmaktadır. Bu Sabahattin Ali'nin arzu ettiği bir durumdur. O böyle yaşanılan bir dünya, bir ülke, bir düzen aramakta, bunun özlemini duymaktadır.

Bu masalın kahramanı üç tembel arkadaş ve halktır. Zaman yine geçmişte belirsiz bir zamandır. Olaylar bilinmeyen bir kentte yaşanır. Bu masal, Sabahattin Ali'nin masalları içinde halk masalına en uygun düşen masallardan biridir.

Dipnotlar[değiştir | kaynağı değiştir]

  1. ^ Sırça Köşk, s.233
  2. ^ Ender Kamil Boyacı bu masalın 1919-1945 Almanyasını anlattığını söyler. Masaldaki çoban Cumhurbaşkanı Hindenburg ya da İmparator II.Wilhelm'dir. Çoban köpekleri "Hitler ve eşkıya Nazi tayfası"dır. " Bu masal, Alman ulusunun Alman finans kapitali tarafından nasıl mahvedildiğini göstermekte ve yerli-faşist özentisine kapılanlara da ders verilmek istenmektedir." (Yazko Edebiyat, S.20, Haziran 1982, s.104)
  3. ^ Sırça Köşk, s.225

Kaynakça[değiştir | kaynağı değiştir]