Rodos'un Fethi

Vikipedi, özgür ansiklopedi
Atla: kullan, ara
Rodos'un Fethi
OttomanJanissariesAndDefendingKnightsOfStJohnSiegeOfRhodes1522.jpg
Rodos'un alınışını gösteren bir minyatür
Tarih 1522
Bölge Rodos
Sonuç Osmanlı İmparatorluğu'nun zaferi
Taraflar
Flag of the Sovereign Military Order of Malta.svg Hospitalier Şövalyeleri Flag of the Ottoman Empire (1453-1517).svg Osmanlı İmparatorluğu
Komutanlar
Philippe Villiers de L'Isle-Adam I. Süleyman

Çoban Mustafa Paşa Kurdoğlu Muslihittin Reis

Güçler
~7.500 asker
  • ~700 şövalye
  • ~500 okçu
~100.000 asker[1]
~400 gemi[1]
Kayıplar
~2.000 asker ~20.000 asker[2]

Rodos'un Fethi, Osmanlı Padişahı I. Süleyman'ın, 1522 yılında bir donanma göndererek Rodos'u topraklarına katması olayıdır.[3]Rodos'u daha önce II. Mehmet'in orduları kuşatmış lakin alamamıştır. I. Selim'in de kuşatmaya genelde olumsuz baktığı tarihçilerce bildirilir.[4] Rodos'u almadan, Suriye ve Mısır’ı idare etmenin imkânsız olduğunu düşünen[5]I. Süleyman, Belgrat’ı fethettikten sonra (1521), Rodos’a yönelmiştir. Rodos Kalesi beş ay kadar direnmesine rağmen[6], teslim olmak zorunda kaldı. Rodos'la beraber on iki ada ve Bodrum Kalesi de teslim olmuştur.[5]Rodos'un fethi ile Rodos'taki Hospitalier Şövalyeleri Malta'ya sığınmıştır. Osmanlıların Akdeniz'de güvenliği sağlaması kolaylaşmıştır. Fetihten sonra Türk nüfusu yerleştirilerek Cezayir-i Bahr-i Sefid (Akdeniz Adaları) eyaletine bağlanmıştır.[7]Sancakbeyi olarak Mehmed Bey tayin edildi.[8]

Muharebe[değiştir | kaynağı değiştir]

Rodos Şövalyeleri kendilerine o kadar çok güveniyorlardı ki, Osmanlı askerleri geldiğinde surları tıpkı bir zaferden sonra olduğu gibi, değerli halılarla örtülmüş vaziyette buldular. Sultan Süleyman’ın eniştesi Mustafa Paşa ise aksi yönde tavsiyede bulunuyordu. İstihkamları kısa bir süre önce Şarlken’in hizmetinde bulunan mimarlar tarafından tahkim edilmiş olan ada da tarikatın bütün eyaletlerden acilen çağırdığı şövalyeleri ile Türklerle savaşa alışkın iyi eğitilmiş 500 asker bulunuyordu. Rum sakinlerinden 5 bin kişi silahlanmış ve Rodos’a getirilmişti. Liman, Değirmen Kulesi’nden Aya Nikola Kalesi’ne kadar uzanan bir zincirle kapatılmıştı. Büyük tehlike içinde olduklarını bildirmek üzere elçilerin gönderildiği Roma, Venedik, İspanya ve Fransa büyük miktarlarda para, gemi ve disiplinli paralı askerler bekleniyordu.

14 Haziran’da yapılan ilk teslim ol çağrısı şövalyeler tarafından reddedildi. Aynı zamanda bu güçlü düşmana aşırı kibirli davranarak hakaret etmemeye çalışılıyordu. Kısa bir süre sonra İstanköy Adası’ndan, büyük filonun yağmaya çıkmış, ama başarılı olamamış 20-30 gemisi aceleyle yaklaşıyordu. 26 Haziran’da Saint Stefan Dağı’ndan, Osmanlı Donanması’nın asıl gücü görünüyordu. Askerler sahile çıktılar ve Hristiyanların Brescialı Gabriel Martinengo tarafından onarılan toplarla açtıkları ateş altında erzak ve başka ganimetler aramaya başladılar. Rodos’ta esir tutulan bazı Müslüman köleler, dindaşları ile bağlantıya geçmeye çalıştılar, ama bu komplo ortaya çıktı ve engellendi. Nihayet Osmanlılar, Saint Kosmas ve Damian Kilisesi’nin bulunduğu tepeyi işgal etmeyi başardılar ama kuşatma altında bulunan Rodoslulara buradan fazla zarar veremediler, aksine Rodoslular kuşatmacılara saldırmayı bile başardılar. Osmanlı Donanması, özellikle de erzakları azalmaya başlayınca, on beş gün sonra 16 Haziran’da yola çıkan sultanın gelişini özlemle beklemeye başladılar.

Sultan Süleyman, Menteşe Eyaleti’nden geçen karayolunu tercih ederek, Karabağ Ovası ve Marmaris Limanı üzerinden Rodos’a geçmek için Kütahya’ya gelmişti. Rodos’a varışı 28 Temmuz’u buldu, ama güçlerini fazla önemli bulmadığı adaya bağlamaya fazla meyilli görünmüyordu. Nitekim, yanında ağır toplar getirmişti ve Rodos 40 büyük topla sürekli olarak bombardımana tutulmaya başlandı. Bunlara Rodos tarafında bir Paleolog’un komutasındaki on beş top cevap veriyordu. Birkaç gün sonra Mustafa Paşa komutası altında yapılan ilk hücum geri püskürtüldü. Beş gün sonra, Osmanlılar var güçleri ile İtalyanların ve Güney Fransalıların burçlarına aynı anda hücum ettiler. Bu esnada Eğriboz Sancakbeyi ve topçubaşı hayatlarını kaybettiler. İspanyol şövalyeler, cesurca direndiler. Üçüncü hücumu, yine her şeyi bu savaşa bağlı Mustafa Paşa yönetiyordu.

Osmanlılar ve Hristiyanlar arasında daha önce hiç görülmemiş şiddette bir mücadele başladı. Osmanlılar, kırk sancakla İspanyolların burcunu tam işgal etmişlerdi ki, Rodoslu askerler ellerinde hançerlerle saldırdılar. Nitekim Sultan Süleyman, en son güçlerine kadar savaşan birliklerini geri çağırmak zorunda kaldı; 12 sancakbeyi hayatını kaybetmişti ve sultanın öfkesi sadece Mustafa Paşa’yı değil, Ayas Mehmed Paşa’yı ve yaşlı bilge Pîrî Mehmed Paşa’yı da asılarak idam edilme tehlikesine sokuyordu. Hatta Mustafa Paşa’nın, bu zor saatlerde kuşatma altındaki Rodos’a kaçarak kendini kurtarmayı bile düşündüğü söylenir (24 Eylül). Rodos'a esir düşen Türk kadınları kuşatma sırasında istihbarat ve sabotaj görevlerini yerine getirmişlerdir.[9]

Hristiyanların beklediği yardımlar gelmedi ve tarikatın, Napoli’de kiraladığı gemiler hedeflerine ulaşamadı: Biri battı, diğerleri ise Kastilyalı Prior komutasında Sicilya sahillerinde kaldı. Venedik donanma komutanı Domenico Trevisano, Malea Burnunda beklemeye geçmişti ve ada sadece biraz askerle güçlendirilmişti. Buna karşı düşmanları, yanlarında büyük miktarlarda erzak getiren ve Anadolu ile Mısır’dan gelen 40 gemiden büyük destek aldılar (9 Ağustos).

Üç gün boyunca yeniçeriler takdire şayan bir yiğitlikle Saint Athanasius Kapısı’na hücum ettiler. Başarılı olamayıp, sonbaharda ağır yağmurlar başlayınca, donanma Marmaris’e geri döndü (31 Ekim). Sultan Süleyman’ın güvendiği tek adam olan Vezir Ahmed Paşa ise şarampoller kurup, düşmanların derin hendeklerini doldurarak, son bir hücuma geçmeyi denedi. Ancak burçlardan atılan kurşun ve oklarla geri püskürtüldü. Artık daha fazla kayıp vermek istemeyen ve kışı düşman topraklarında geçirme düşüncesinden hoşlanmayan Sultan Süleyman, nihayet adanın Üstad-ı azamı Villiers de l’Isle-Adam’a hafif şartlarla teslim olma çağrısında bulunmaya karar verdi. Uzun süren pazarlıklardan ve Rodos’ta kapalı kalan kışkırtılmış birkaç şehirli ve köylünün isyanlarından sonra, şartlar üzerinde antlaşmaya varıldı: Türk gemiler, şövalyeleri ve şehrin diğer savunucularını, malları ile beraber Girit Adası’na götürecekti ve şehirde geri kalan Rumlara, beş yıllığına vergiden ve ömür boyu yeniçeri birliklerine asker verme yükümlülüğünden muafiyet sağlanacaktı.

Yine de görünüşü kurtarmak için Noel Bayramında, şehrin artık savunulmayan kapılarından biri yıkıldı ve Sultan Süleyman, Hristiyanları bile kendilerine hayran bıraktıran bir sessizlik içindeki ordunun seçkin birlikleri ile birlikte şehre girdi. “Üstad-ı a’zam kendi ağzıyla”, diyor Giovio’nun raporunda, “Sultan Süleyman şehre 30 bin adamı ile birlikte girerken, tek bir kelimenin bile duyulmadığını söyledi. Onlar sanki savaşçı değil de en katı disiplin altında yetişmiş Fransisken keşişlerdi.”

Kanûnî Sultan Süleyman yıkılan surları tamir ettirdi ve buraya güçlü bir askerî birlik yerleştirdi. [10]Rodos’taki büyük Saint Jean Kilisesi camiye dönüştürüldü. Hristiyan kaynaklarında ayrıca üstad-ı azamların mezarlarının açıldığından ve haça yapılan hakaretlerden bahsedilmektedir. Üstad-ı azam Villiers de l’Isle-Adam’ın gidişi uzadı ve bir çoğu Sultan Süleyman’ın onu zafer alayı ile İstanbul’a götüreceğine inanmışlardı. Gerçekte ise Sultan Süleyman, üstad-ı azamı huzuruna getirdiklerinde: “Evinden kovduğumuz bu yaşlı adama acıyorum”, demişti. Sadece Cem Sultan’ın Hristiyanlığa geçen oğlu ve onun iki oğlu öldürüldü; iki kızı da İstanbul’a götürüldü. Sultan Süleyman, 1523 yılında Anadolu üzerinden İstanbul’a geçmek için Rodos’tan ayrılırken, Rodos’un eski efendisi Batı’ya doğru yola çıkmıştı bile. [11]

Kaynakça[değiştir | kaynağı değiştir]

  1. ^ a b Patrick, Kinross. The Ottoman Centuries: The Rise and Fall of the Turkish Empire. ss. sf. 176. 
  2. ^ Patrick, Kinross. The Ottoman Centuries: The Rise and Fall of the Turkish Empire. ss. sf. 178. 
  3. ^ Greenblatt, Miriam (2003) (İngilizce). Süleyman the Magnificent and the Ottoman Empire. Benchmark Books. ISBN 978-0761414896. 
  4. ^ Afyoncu, Erhan (2011) (Türkçe). Kanuni Sultan Süleyman ve Hürrem Sultan. Yeditepe Yayıncılık. ISBN 6054052554. 
  5. ^ a b "Rodos’un Fethi". Türk Silahlı Kuvvetleri. http://www.tsk.tr/8_tarihten_kesitler/8_4_turk_tarihinde_onemli_gunler/rodosun_fethi/rodosun_fethi.htm. Erişim tarihi: 2012-06-20. 
  6. ^ Haleoğlu, Mehmet (Aralık 2010). "Rodos’un Fethi". Sızıntı Dergisi. http://www.sizinti.com.tr/konular/ayrinti/rodos-un-fethi-aralik-2010.html. Erişim tarihi: 2012-06-20. 
  7. ^ Çelebi, Evliya. Trans. by von Hammer, Joseph. Narrative of travels in Europe, Asia, and Africa in the seventeenth century, Vol. 1, p. 91. Parbury, Allen, & Co. (London), 1834. Accessed 10 Sept 2011.
  8. ^ "RODOS’UN FETHİ". Rehber Ansiklopedisi. http://rehber.ihya.org/yenirehber/rodos-un-fethi.html. Erişim tarihi: 2012-06-20. 
  9. ^ Tarih ve Medeniyet, sayı.14, s.8, Nisan 1995
  10. ^ TDVİA, "Rodos", Machiel Kiel, c.35, s.156, Ankara 2008
  11. ^ N. Jorga, Osmanlı İmparatorluğu Tarihi, c. 2, (Çev.Kemal Beydilli/ Nilüfer Epçeli), Yeditepe Yayınları, İstanbul 2005