Nevzat Tandoğan

Vikipedi, özgür ansiklopedi
Atla: kullan, ara
Nevzat Tandoğan

Nevzat Tandoğan (d. 1894, İstanbul) - (ö. 9 Temmuz 1946, Ankara), Türk bürokrat.

İstanbul Hukuk Mektebi'nden mezun olmuştur. Kasımpasa Erkek Numune Okulu Musahabatı Ahlakiye Öğretmenliği, 1. Ordu Menzil Adli Müşavirliği, Erenköy Numune Okulu, Kasımpasa Okulu Şube Öğretmenlikleri, Anadolu Feneri Öğretmenliği, İstanbul Polis Umum Müdürlüğü 2.Şube Müdür Muavinliği, Müdürlüğü, 3.Şube ve 1.Şube Müdürlükleri, 1. Şube Başkanlığı Adalar Dairesi Müdürlüğü, Malatya Valiliği, TBMM III. Dönem Konya Milletvekilliği (4 Kasım 1929 tarihinde istifa etmiştir.), Ankara Valiliği ve Şehremaneti Vekilliği yapmıştır. Evli ve iki çocuk babasıydı.[1]

Ankara'da bir meydana ve bir caddeye onun ismi verilmiştir.

Otokratiklik Suçlamaları[değiştir | kaynağı değiştir]

O'nun,

"Bu memlekete komünizm gerekiyorsa ve komünizm yararlı bir şeyse onu da biz getiririz, size ne oluyor?"

sözü tarihe geçmiş önemli sözlerindendir. 3 Mayıs 1944 yılında tutuklanıp huzuruna çıkarılan Osman Yüksel Serdengeçti’ye

"Ulan öküz Anadolulu! Sizin milliyetçilikle, komünizm ile ne işiniz var? Milliyetçilik lâzımsa bunu biz yaparız. Komünizm gerekirse onu da biz getiririz. Sizin iki vazifeniz var: Birincisi, çiftçilik yapıp mahsul yetiştirmek. İkincisi, askere çağırdığımızda askere gelmek."

dediği iddia edilmiştir.[2]

İntihar[değiştir | kaynağı değiştir]

Ana madde: Ankara cinayeti

Dönemin Genelkurmay Başkanı Kazım Orbay'ın oğlu Haşmet Orbay'ın adı Ankara`da işlenen bir cinayet hadisesine karışmıştı. Tarihe Ankara cinayeti olarak geçen bu olayda, mahkemede de ifade edildiğine göre, Haşmet Orbay, Dr.Neşet Naci Arcan isimli bir doktoru muayenehanesinde vurarak öldürmüştü (16 Ekim 1945). Bütün bu olup bitenlerden, 17 yıldan beri Ankara Valiliğini yapan Nevzat Tandoğan`ın da haberi oldu. Mahkemede dile getirildiğine göre, Tandoğan bildiklerini ilgili mercilere bildirmek yerine, o da yetkisini cinayeti örtbas etme yönünde kullanarak, bu cinayeti üstlenmesi için Reşit Mercan isimli kişiyi tehdit ettiği iddia edildi. Bir müddet sonra, çok yönlü bir soruşturma başlatıldı. Cinayetin aydınlatılmamasında Vali Tandoğan`ın parmağının olduğu anlaşılınca, mahkemenin Bolu'da[kaynak belirtilmeli] yapılmasına karar verildi. 9 Temmuz 1946 günkü duruşma Bolu'ya çağrılan vali Tandoğan, hiç ummadığı bir durumla karşılaştı. Mahkemede, cinayeti kasten ve bilerek örtbas etmekle suçlanınca, tehevvüre kapılarak hakimlere bağırmaya başladı: `Buraya beni `tanık` olarak çağırdınız, ama bakıyorum da `sanık` yerine koymaya başladınız. Ben buraya tanık olarak geldim, sanık olarak değil!..` Bu duruşmadan sonra Tandoğan arkadaşları, dostları dahil herkesin, ona farklı bir gözle bakmaya başladığını düşünmeye başladı. Vali Tandoğan, o akşam evine geldi; ancak, bir türlü yatamadı. `Bunu bana nasıl yaparlar?` deyip durdu. `Evet! Evet! Beni en güvendiğim kimseler ihbar etmiş olmalı` diye kendi kendine bağırıp çığırmaya başladı. Nihayet kendini tutamayarak silahını kafasına dayayıp tetiğe bastı... Bu intihar haberi, valinin evinde olduğu gibi, valilik makamında, CHP genel merkezinde, Çankaya`da, Meclis`te, cenah-ı askeriyede, Ankara`da ve hatta bütün Türkiye`de bomba etkisi yaptı.[3]

Kaynakça[değiştir | kaynağı değiştir]

  1. ^ "TBMM Albümü". tbmm.gov.tr. 29 Ekim 2012. http://www.tbmm.gov.tr/TBMM_Album/Cilt1/index.html. Erişim tarihi: 9 Temmuz 2013. 
  2. ^ http://www.ktuvakfi.org.tr/gorusler2.htm Prof. Dr. Özcan Yeniçeri, Yönetim ve Bürokrasinin Yozlaşmadaki Rolü-II
  3. ^ Büyük Larousse, 21. C. Milliyet Y., İstanbul 1986, s. 11201