Naîmâ

Vikipedi, özgür ansiklopedi
(Naima sayfasından yönlendirildi)
Atla: kullan, ara
Naîmâ Tarihi'nin PDF versiyonu.

Naîmâ ya da tam adıyla Mustafa Naîmâ, (d. 1655, Halep - ö. 1716, Patras), Osmanlı tarihçi ve ilk resmî Osmanlı vakanüvisi.

Hayatı[değiştir | kaynağı değiştir]

Asıl adı Mustafa olan Naîmâ'nın babası Halep eşrafındandı. İlköğrenimini doğduğu yer olan Halep'te tamamlayan Naîmâ, genç yaşta İstanbul'a gelerek 1682'de Baltacılar Ocağına girdi. Küçüklüğünden beri okuyup yazmaya, özellikle tarihe ve edebiyata büyük merakı vardı. İstanbul'da Enderun'a devam etti. Ardından Divan-ı Hümayun kâtibi oldu. Bu görevi esnasında tarih incelemelerinde bulundu. Titiz çalışmasıyla kendini kısa zamanda gösteren Naîmâ, Kalaylı Koz Ahmet Paşa'nın divan efendiliğine yükseldi. Daha sonra ilim ve sanat adamlarını korumakla tanınmış Amcazade Hüseyin Paşa'nın hizmetine girdi. Edirne Vakasından sonra ise Damat Hasan Paşa ve Damat Ali Paşa'ya yakınlaştı.

Naîmâ Anadolu başmuhasebeciliğine kadar yükseldi fakat haksızlığa karşı göz yummadığı ve devrin ileri gelenleri hakkında tenkit edici sözler söylediği için 1706 yılında Hanya'ya sürüldü. Eşinin talebi üzerine, sürgün yeri Bursa olarak değiştirildi. Sürgünde geçen koca bir yıl sonra Naîmâ, Çorlulu Ali Paşa'nın izniyle İstanbul'a geldi. Tekrar devlet hizmetine alındı. Çorlulu Ali Paşa tarafından Mora Seferine götürüldü. Ancak bu sefer sırasında da toksözlülüğünün cezasını çeken Naîmâ'ya bir kısım görevlerinden el çektirildi. Haksız ve yersiz muamelelere maruz kaldı.

Naîmâ; defter eminliği görevi ile atandığı Mora'nın Patras kasabasında hastalanarak 1716 yılında 61 yaşında iken vefat etti ve burada bulunan tek caminin avlusuna gömüldü.

Eserleri[değiştir | kaynağı değiştir]

Naîmâ'nın temel eseri Naîmâ Tarihi olarak da bilinen Ravzatü'l-Hüseyn fî hulâsati ahbâri'l-hafikayn'dır.

Yanında bulunduğu Amcazade Hüseyin Paşa, Naîmâ'nın mükemmel tarih bilgisini öğrenince ona mühim bir vazife verdi. Paşanın kütüphanesinde Şârihu'l-Menârzade Ahmet Efendi'ye ait olan ve 1591 ile 1659 yılları arasındaki hadiseleri nakleden, bitirilememiş bir tarih kitabının müsveddeleri vardı. Hüseyin Paşa, bu müsveddelerin derlenip toparlanarak kaleme alınması işini Naîmâ'ya verdi. Naîmâ, çeşitli kaynaklara dayanarak uzun araştırmalar yaptı ve 1700 yılında vakanüvis olarak kitabını yazmaya başladı. Eserini 1574'ten başlatıp 1651'e kadar getiren Naîmâ; olayların iç yüzünü aydınlatan, genellikle sade fakat nükteli ve değerli ayrıntıları kapsayan bu eseriyle bir devrin tarihini ve aynı zamanda sosyal hayatını tasvir etmişti. Bu eser tamamlandığı zaman, artık eski müsveddelerle ilgisi kalmamış, baştanbaşa Naîmâ'nın araştırması ve usta kaleminin bir ifadesi olmuştu. Bu yüzden bu büyük eser, Naîmâ Tarihi olarak bilinir. Naîmâ Tarihi'ne konu olan yıllar, Osmanlı İmparatorluğu'nun en zayıf zamanlarına rastlar. Naîmâ; canlı ve zarif üslubuyla o yılları önümüze sererken sadece tarihçiliğindeki ustalığı değil, yazarlığındaki kudreti de ortaya koymuştur.

Nâimâ'nın anlattığı bazı hadiseler; yönetimin onun kalemine değer verip işine karışmadığını göstermektedir. III. Mehmet'in, tahta geçer geçmez 19 erkek kardeşini nasıl idam ettirdiğini bile açık açık anlatmıştır. Şehzade Mustafa'nın son anında şu beyti söylemiş olduğunu da Naîmâ, eserinde rahatça nakleder:

Nâsiyemde kâtib-i kudret ne yazdı bilmedüm,

Âh, kim bu gülşen-i alemde herkiz gülmedüm.

Naîmâ Tarihi'nde III. Mehmet'in, düşmanını küçük görmesi de anlatılmıştır. III. Mehmet, Avusturya seferine çıkmış ve Osmanlı Ordusu, Haçova'da durmuştu. Tarihe Haçova Savaşı olarak geçecek olan savaştan önce padişahın, Sadrazam Damat İbrahim Paşa'ya gönderdiği tezkirede şöyle demektedir:

Sen ki lalamsın, burda muharebe içün seni serdar idüp ben buradan İstanbul'a revân olsam, olmaz mı..?

Naîmâ, tarih yazışına yepyeni bir stil getirmiştir. Onun renkli ve çekici bir üslubu vardı. Olayları, bunları doğuran sosyal çevre ile beraber görüp anlattı. Halkın ve memleketin bu devirdeki hayatı Naîmâ'nın eserinde canlandı. Padişah ve vezirlerin eksik yönlerini, hatalarını güçlü bir ifade tarzıyla yazdı ve eleştirdi. Naîmâ, tarih olaylarının ve bunları meydana getiren şahısların iç dünyalarına da sızarak yepyeni bir tarih edebiyatı ve sanatı ortaya koydu. Bu eser, tarih edebiyatımızın en değerli eserlerinden biridir. Naîmâ'nın bu düzenli eserini ilk kez İbrahim Müteferrika, iki cilt olarak bastı. Daha sonra eser, altı cilt olarak yeniden yayınlandı. Naîmâ Tarihi, Osmanlı tarihleri içinde önde gelen tarih kitaplarından biridir.

Kaynakça[değiştir | kaynağı değiştir]