Muhammed bin Abdullah el-Mehdi

Vikipedi, özgür ansiklopedi
(Muhammed bin Abdullah (Nefs’üz-Zekiyye) sayfasından yönlendirildi)
Atla: kullan, ara

Muhammed bin ʿAbd Allâh (Nefsü'z-Zekiyye) ( d. Hicrî 100 / M. 718-719 veya Hicrî 92 / M. 711 veya Hicrî 82 / 701 - ö. Hicrî 145 / 6 Aralık M. 762 ) Tam Adı: Muhammed ibn Abdullah ibn el-Hasan ibn el-Hasan ibn 'Ali ibn Abi Talib ya da "Muhammed el-Nefs el-Zekiyye" (Arapça: محمد بن عبد الله بن الحسن بن الحسن بن علي الملقَّب النفس الزكية‎, "Muhammed ibn Abdullah ibn el-Hasan ibn el-Hasan ibn 'Ali ibn Abi Talib" ) Hasan bin Ali’nin oğlu olan Hasan el-Mu’tennâ’nın torunudur. Annesinin adı "Hind bint Ubeyde" idi.

Hayâtı[değiştir | kaynağı değiştir]

Geleceğin siyâsî lideri olarak yetiştirilmiş ve kendisine babası tarafından Mehdî lakâbı verilmişti. Zühd, takvâ ve mürüvvet sahibi olmasından ötürü de sonradan "en-Nefs’ûz-Zekiyye" lakâbı ile anıldı. Emevîler’in son günlerinde II. Velid'in ölümünden hemen sonra (Hicrî 126 / M. 744) devletin yıkılmağa başladığını gören Medine toplantısında hazır bulunan Muhammed el-Bakır ve İmâm Câʿfer es-Sâdık dışında kalan bütün Ehl-i Beyt’in ve hattâ Abbâsîler’den İbrahim "el-İmâm", Ebû'l-`Abbâs es-Seffah ve Ebû Câʿfer "el-Mansûr’un dahi biy'âtleriyle hilâfet makâmına seçilmiş olan bir şahsiyettir.[1][2]

Hilâfet makâmına seçilişi[değiştir | kaynağı değiştir]

“İmâm Dâr ül-Hicre” adıyla da tanınan İmâm Mâlik’in bir fetvâsıyla, hilâfetin vaktiyle Alevîler[3] arasında “Nefs’üz-Zekiyye” nâmıyla tanınan Hasan el-Mûctebâ’nin oğlu Hasan el-Mu’tennâ’nın torunlarından Muhammed bin ʿAbd Allâh’a ait olduğu tüm Abbâsî aleyhtarı fırkalara duyurulmuştu.[4] Hattâ, Muhammed bin bin ʿAbd Allâh’ın lehine İmâm-ı Â’zam Ebû Hanîfe Nu’man İbn-i Sâbit [5] te fetvâ vermişti.

Muhammed bin ʿAbd Allâh isyânı[değiştir | kaynağı değiştir]

Hicrî 132 / M. 750 yılında Abbâsîler iktidara gelince Muhammed ve kardeşi İbrahim onları meşru hâlife olarak tanımadılar ve kendilerine biat etmediler. Bu hâdise üzerine, Abbâsîler tüm şiddetleriyle Alevîler [3] aleyhine harekete geçtiler. Ebû Câʿfer "el-Mansûr" hâlife olduğunda ise biat etmeyen "Muhammed bin ʿAbd Allâh" Medine’den ayrıldı.

Babası ʿAbd Allâh ibn-i Hasan el-Mu'thennâ ve yakınlarının ölümü[değiştir | kaynağı değiştir]

Mansur ile Muhammed arasında karşılıklı hakaret içeren yazışmaların cereyan ettiği bilinmektedir.[6] Babası "ʿAbd Allâh bin Hasan" ve yakınlarının Kûfe'de hapiste öldürülmelerinden sonra Muhammed bin ʿAbd Allâh'ın yakınları hâlifeye suikâst tertip etmeyi önerdilerse de “Nefs’üz-Zekiyye” bu teklifi kabul etmedi.

İsyânın başlaması[değiştir | kaynağı değiştir]

Mu'tezile'nin bir kısmının ayaklanmaya destek vermesi üzerine Hicrî 145 yılının Ramazan ayında (23 Kasım 762) En-Nefs’ûz-Zekiyye'nin kardeşi İbrahim isyânı başlatarak Basra'yı zaptetti. Böylece Medine ile Basra arasındaki bölge tamamiyle "Muhammed bin ʿAbd Allâh" yönetimi altına girdi. Bu hâl üzerine Hâlife Mansûr yeğeni İsâ bin Musâ'yı dört bin kişilik bir kuvvetle Nefs’üz-Zekiyye'nin üzerine gönderdi. “Nefs’üz-Zekiyye” şehri Hendek Savaşı'ndaki savunmaya benzer şekilde müdafaa ettiyse de başarı sağlayamadı.

En-Nefs’ûz-Zekiyye Muhammed bin ʿAbd Allâh'ın kâtli[değiştir | kaynağı değiştir]

Hicrî 14 Ramazan 145 / M. 762 tarihinde Hasan el-Mu’tennâ’nın torunu Muhammed bin ʿAbd Allâh “Nefs’üz-Zekiyye İsâ bin Mûsâ'nın komutanlarından eski Mısır valisi "Humeyd bin Kahtabe" tarafından öldürüldü.[7][8] Böylece iki ay on yedi gün süren isyân bastırılmış oldu.[9] Kesik başı İsâ bin Musâ'nın önüne getirildiğinde, İsâ bu başın sahibinin mü'minlerin emîrine baş kaldırdığı için öldürüldüğünü, aslında Muhammed bin ʿAbd Allâh'ın âbid ve zâhid bir kimse olduğunu ifade etmişti.[10]

Kardeşlerinin daha sonra çıkardığı ayaklanmalar[değiştir | kaynağı değiştir]

İbrahim bin ʿAbd Allâh isyânı[değiştir | kaynağı değiştir]

Hemen akabinde olayların kanlı bir biçimde gelişmesi ve Abbâsîler’in gittikçe artan zulmü karşısında, Alevîler[3] yeni bir huruç hareketi başlattılar. Nefs’üz-Zekiyye’nin kardeşi “İbrahim bin ʿAbd Allâh” Ehl-i Beyt nâmına hilafeti ele geçirmek amacıyla İmâm-ı Â’zam Ebû Hanîfe’nin de fetvâsını alarak, Abbâsîler aleyhine kendi hayatına mâl olan başarısız bir isyân girişiminde bulundu.[11]

Yahyâ bin ʿAbd Allâh isyânı[değiştir | kaynağı değiştir]

İkinci hicrî yüzyılın ortalarında Deylem’de yeni bir önderin yıldızının parladığı görüldü. Bu, Alevîler’in en mümtaz şahsiyetlerinden Nefs’üz-Zekiyye’nin diğer kardeşi olan “Yahyâ bin ʿAbd Allâh” idi.[3] H. 176 / M. 793 yılında hilâfetini ilân etti. Dehşetli bir telâşa kapılan Abbâsî Hâlifesi Hârûn er-Reşîd Bermekîler’den Fazl’ı Yahyâ’nın başlattığı ihtilâli bastırmakla görevlendirdi. Bermekîler ise, Alevîler’e son derece sevgi ve hürmet beslemekte ve Hârûn Reşîd’in Alevîler’e karşı yürütmekte olduğu zulüm ve baskı politikalarına şiddetle muhalefet etmekteydiler.[12][3] Sonunda Fazl, Hârûn Reşîd ile Yahyâ’yı barıştırmayı başardı. Bütün Haşimî hanedanının imzalarını taşıyan bir imân-nâme ile “Yahyâ bin ʿAbd Allâh” serbes bırakıldı. Fakat, daha sonra Hârûn Reşîd sözünde durmayarak Yahyâ’yı öldürttü.[13][14]

Kaynakça[değiştir | kaynağı değiştir]

  1. ^ Balcıoğlu, Tahir Harimî, Mezhep Cereyanları. Hilmi Ziyâ Neşriyâtı, Ahmet Sait Tab’ı, 1940.
  2. ^ Mekâtil'ût-Tâlibîyyûn, sahife 256..
  3. ^ a b c d e Not: Anadolu Alevileri ile karıştırılmamalıdır.
  4. ^ Firaq al-Shi’ah (The Shi'ah Groups), by Abu Muhammad al-Hasan bin Musa al-Nubakhti, pg.62, and Al-Maqalat wa al-Firaq, by Sa'ad Ibn Abdillah al-Ash'ari al-Qummi (ölümü: 301), sahife 76
  5. ^ Öztürk, Yaşar Nuri, İmâm-ı Â’zam Savunması, Şehid bir önder için Apolocya, – Ortak kaderli iki deha: Sokrat ve İmâm-ı Â’zam, Sahife 246, İnkılâp, İstanbul, 2010.
  6. ^ Müberred, Cilt III, sahife 1487-1501.
  7. ^ ʿİsâ ibn Mûsâ ibn Muhammed "el-İmâm" ibn ʿAli ibn ʿAbd Allâh ibn’ûl-‘Abbâs (Ölümü: M. 783/4)
  8. ^ İbn-i Esir, Cilt 5, Sayfa 251.
  9. ^ İbn Sa'd, et-Tâbakât: el-Mütemmim, Sahife 372-378.
  10. ^ TDV, İslâm Ansiklopedisi.
  11. ^ Meri-yü’t Tevârih, Cilt 1, Sayfa 212.
  12. ^ İbn-i Esîr, Cilt 6, Sahife 47.
  13. ^ İbn-î Esîr, Cilt 6, Sahife 50 ve 70.
  14. ^ Öztürk, Yaşar Nuri, İmâm-ı Â’zam Savunması, Şehid bir önder için Apolocya, – Sahabe ve tâbiûn nesline yapılan muameleyi zûlüm olarak gösterdi, Sahife 167, İnkılâp, İstanbul, 2010.