Mavi Sakal (masal)

Vikipedi, özgür ansiklopedi
Atla: kullan, ara
Mavi Sakal, karısı ve büyülü anahtar. Gustave Doré tarafından çizilmiş 19. yüzyıl illüstrasyonu

Mavi Sakal, Charles Perrault tarafından 1697'de yayımlanan, zalim bir soylu ve meraklı karısını konu alan masal.

Konu[değiştir | kaynağı değiştir]

Mavi Sakal, birçok insanın kendisinden çirkin ve korkunç mavi sakalı yüzünden korktuğu zengin bir soyludur. Üç kere evlenmiştir, ancak kimse evlendiği kadınlara ne olduğunu bilmemektedir ve bu yüzden, bölgede yaşayan bütün kızlar ondan kaçarlar. Bir gün komşularından birini ziyaret eder ve üç kızından biriyle evlenmek istediğini bildirir. Kız kardeşler evlenmesi için birbirlerini öne sürerler ve sonunda Mavi Sakal ile evlenmek en küçük kardeşin üzerine kalır. Evlilik töreninden sonra kız kardeşleri ona en kısa zamanda kendisini ziyaret edeceklerini söyleyerek onu Mavi Sakal'la birlikte şatoya uğurlarlar.

Bir süre sonra Mavi Sakal bir yolculuğa çıkacağını bildirir. Karısına şatodaki bütün kapıların anahtarlarını vererek yola çıkar. Bu anahtarlar arasında karısını girmemesi konusunda kesinlikle uyardığı küçük bir odanın anahtarı da vardır. Ancak, küçük kız kendisini ziyarete gelen kız kardeşlerinin de kışkırtmasıyla odaya girer. Odada gördükleri onu dehşete düşürür. Yerler kanla kaplıdır ve duvarlarda Mavi Sakal'ın önceki eşlerinin cesetleri asılıdır. Üstelik küçük anahtara da yerdeki kan bulaşmıştır. Anahtarın üzerindeki kan lekesi ne kadar uğraşsa da çıkmaz.

Şatoya dönen Mavi Sakal daha eşini görür görmez durumu anlar ve onun kafasını keseceğine yemin eder. Kız kardeşler kendilerini şatonun en yüksek kulesine kilitlerler. Bu sırada erkek kardeşleri şatoyu basarak Mavi Sakal'ı öldürüp onları kurtarır.

Ayrıntılar[değiştir | kaynağı değiştir]

Mavi Sakal'ın yasaklı odası, Binbir Gece Masalları'nda Şehrazat'ın "Hamal ve Bağdatlı Üç Hanım" masalının içinde geçen ve onaltıncı gece anlatılmaya başlanan "Üçüncü Çelebi'nin Hikayesi"'nde; sevgililerinin ailelerini ziyarete giderlerken sarayda bıraktıkları çelebiye girmemesi için büyük tembihlerde bulundukları ve girdiği takdirde onları ayıracağını söyledikleri kırkıncı oda ile büyük benzerlik gösterir.