Müteşâbih

Vikipedi, özgür ansiklopedi
Atla: kullan, ara

Müteşâbih (Arapça: متشابه); "Muhkem" (Mânası açık) olmayan Kur'ân âyetleri ve bazı benzer şekildeki hadisler; Kur'ân-ı Kerîm âyetleri ve hadislerin mecazî mânalara gelen ifadeleri hep "Müteşabihât" olarak adlandırılmaktadırlar. Arapça bir sıfat olan ("Müteşâbih", Arapça: متشابه) kelimesi "benzeşen" demektir. Çoğulu olan ("Müteşâbihât", Arapça: متشابهات) ise "benzeşenler" mânâsına gelmektedir.

Kur'ân-ı Kerîm’de müteşâbihât kavramı[değiştir | kaynağı değiştir]

"Müteşâbihât kavramı" Kur'an’ın açıklanmasında ve anlaşılmasında anahtar bir kavramdır. En’âm Suresi'nin 141. âyetinde iki defa olmak üzere, Kur'ân-ı Kerîm’de toplam altı kez yer alır. Benzeşenler (Müteşâbihat) dil biliminde (Arapça: Sarf ilmi) birbirine morfolojik olarak benzeyen sözcükler için kullanılır. Benzeşenler (Müteşabihât) eş değer olmakla birlikte eş anlamlı olmayan kelimelerdir. Bu nedenle bir kavramın müterâdif (eş anlamlı) olması ile "Müteşâbih" (benzeşen) olması birbirinden farklıdır. Farklı işaretlerle birbiriyle benzeşen müteşâbih kelimelerin anlam farklılıkları Arapça'da "Meâni" (semantik) ilminin konusudur.

Müteşâbih âyetlerin yani benzeşenlerin, Kur'ân-ı Kerîm verilerinin açıklanmasında ve anlaşılmasında önemli yeri vardır. Kur'ân-ı Kerîm birçok âyetinde (Maide Suresi’nin 15inci ve Hicr Suresi’nin birinci âyetlerinde olduğu gibi) açık ve anlaşılır fakat aynı zamanda kendi kendini açıklayan (mübîn) bir kitap olduğunu vurgular. Bu bakımdan müteşabih âyetler mecazî mânalar ihtivâ etmekle birlikte aynı zamanda da gayet açıklayıcıdırlar. Pek çok Kur'an âyetlerinde ifâde edildiği gibi, Kur'ân-ı Kerîm’de bu açıklama ve yorumlar bizzat Allâh’ûr-Râhman’ûr-Râhîym tarafından yapılmaktadır. Kur'an’a göre Allâh’û-Celle-Celâle’hû kendi kitabının anlaşılmasında bizzat kendisi insanlara rehberlik etmektedir.

Kur'an kendi kendini açıklarken ve kendi hüküm ve kavramlarına izahât getiriken aynı kelimelerin müteşâbihlerini yani benzeşenlerini kullanır. Bu bakımdan müteşâbihler yani benzeşen kelimeler veya âyetler bir araya getirilerek Kur'an’da yer alan herhangi bir konu ile ilgili detaylı sonuçlara ulaşılabilir. Örneğin Ramazan Orucu hakkında Kur'ân-ı Kerîm'den detaylı bilgi edinmek isteyen, Kur'an’ın kendi metninde yer alan Oruç ve Ramazan kelimelerinin yer aldığı âyetleri ve bu âyetlerin müteşâbihlerini yani benzeşenlerinin bir bütün halinde inceleyerek, Ramazan Orucu hakkında Kur'an’ın bizzat kendisinden konuyla ilgili en geniş ve dataylı bilgilere ulaşabilir.

Âl-i İmrân Sûresi’nin yedinci âyeti[değiştir | kaynağı değiştir]

Kur'ân’daki âyetlerin bir kısmı anlamı açık, hüküm ihtivâ eden muhkem âyetler olmakla beraber, müteşâbih adı verilen bazı âyetler ise yoruma açık âyetlerdir. Bu durum Kur'ân-ı Kerîm’in Âl-i İmrân Sûresi’nin yedinci âyetinde şöyle belirtilmektedir:

Sana bu muazzam kitâbı indiren O’dur. Onda Kitâb’ın temelini oluşturan "muhkem" (kesin anlamlı ) âyetler vardır, diğer bir takımları da müteşâbihattır (çeşitli anlamları olanlardır). Ama kalplerinde eğrilik olanlar, fitne çıkarmak ve te’vilini aramak (kendi keyiflerine göre yorumlamak) için sadece onun "müteşâbih" (çeşitli anlamlı) olan âyetlerinin ardına düşerler. Hâlbuki onların te’vilâtını (gerçek yorumunu) ancak Allah bilir. İlîmde rusûhu (derinleşmiş) olanlar da: “Âmennâ, biz ona imân ettik, hepsi Rabbimizin indindendir (katındandır),” derler. Gelgelelim, bunları ancak akıl sâhiplerinden başkası düşünemez.[1][2]

Kur'an’da Müteşâbih âyetler[değiştir | kaynağı değiştir]

Aşağıda sıralandığı gibi bazen sadece (Arapça: مقطعات‎) "Mûkattâ'at" adı verilen harflerin bileşimlerinden oluşan bu âyetler, ikinci ya da üçüncü âyetler öncesinde zikredilmekte, bazen de birinci âyetin içerisinde yer alan harflerden oluşmaktadırlar. Gerçek mânâları bilinmeyen bu harfler, bâtınî anlamlar ihtivâ eden ilâhî âyetler olarak kabul edilmektedirler.

  • Bakara (2nci Sûre): 1-Elif, Lâm, Mîm. (1); 2-İşte o Kitâp, kendisinde hiç şüphe yok; korunacaklar için hidayetin tâ kendisi.
  • Âl-i İmrân (3üncü Sûre): 1-Elif, Lâm, Mîm. (2); 2-Allah, ki O’ndan başka tanrı yoktur, daima diri kalan sonsuz yaşam sahibi, bütün varlıkları koruyup ayakta tutan ve gözeten yöneteticidir.
  • A’râf (7nci Sûre): 1-Elif, Lâm, Mîm, Sâd. (3); 2-Kendisiyle uyarasın diye ve mü’minlere ihtar olmak üzere sana indirilen bir Kitâp’tır. O’nunla uyarman ve insanlara nâsihat etmen hususunda sakın ola ki yüreğinde bir sıkıntı olmasın!
  • Yûnus (10uncu Sûre): 1-Elif, Lâm, Râ. (İşte) bunlar, (sana gönderilen) o hikmetli Kitâb’ın âyetleridir. (1)
  • Hûd (11inci Sûre): 1-Elif, Lâm, Râ. Bu, hikmet sahibi ve herşeyden haberdar olan “Allah” tarafından âyeleri sağlamlaştırılmış, sonra da ayrıntılı olarak açıklanmış bir Kitâp’tır. (2)
  • Yûsuf (12nci Sûre): 1-Elif, Lâm, Râ. (İşte) bunlar, (sana gönderilen) o apaçık Kitâb’ın âyetleridir. (3)
  • Ra’d (13üncü Sûre): 1-Elif, Lâm, Mîm, Ra. (İşte) bunlar (sana) o Kitâb’ın âyetleridir ve Rab’inden sana indirilen gerçeğin ta kendisidir, ama insanların çoğu imân etmezler. (4)
  • İbrahim (14üncü Sûre): 1-Elif, Lâm, Râ. Sana bir Kitâp indirdik ki, bütün izzet ve hamdin mutlak sahibi Rabb’lerinin izniyle insanları karanlıklardan doğruca O yüce ve övülmeye lâyık olanın yoluna ileterek nûra çıkarasın. (4)
  • Hicr (15inci Sûre): 1-Elif, Lâm, Râ. (İşte) bunlar (sana gönderilen) Kitâb’ın ve o apaçık Kur’an’ın âyetleridir. (5)
  • Meryem (19uncu Sûre): 1-Kâf hâ yâ, Ayn, Sâd. ; 2-Bu, Rabb’inin Zekeriyyâ kuluna olan rahmetini, bir anıştır.
  • Tâhâ (20inci Sûre): 1-Tâ, Hâ. ; 2-Kur’an’ı sana güçlük çekesin diye indirmedik. ; 3-Ancak hürmetkârlara bir öğüt (olarak indirdik).
  • Şuarâ (26ncı Sûre): 1-Tâ, Sîn, Mîm. (1) ; 2- (İşte) bunlar, (sana gönderilen) o apaçık Kitâb’ın âyetleridir.
  • Neml (27inci Sûre): 1-Tâ, Sîn. (İşte) bunlar, (sana gönderilen) Kur’an’ın ve o apaçık Kitâb’ın âyetleridir.
  • Kasas (28inci Sûre): 1-Tâ, Sîn, Mîm. (2) ; 2- (İşte) bunlar, (sana gönderilen) o apaçık Kitâb’ın âyetleridir.
  • Ankebût (29uncu Sûre): 1-Elif, Lâm, Mîm. (3) ; 2-İnsanlar “İnandık” demeleriyle bırakılıp ta hiç sınanmayacaklarını mı sandılar?
  • Rûm (30uncu Sûre): 1-Elif, Lâm, Mîm. (6) ; 2-Rûm yenildi.
  • Lokman (31inci Sûre): 1- Elif, Lâm, Mîm. ; 2- (İşte) bunlar, (sana gönderilen) o hikmetli Kitâb’ın âyetleridir. (7)
  • Secde (32nci Sûre): 1-Elif, Lâm, Mîm. (Kendisinin içeriği hakkında) şüphe olmayan bu Kitâb’ın indirilişi âlemleri Rabb’ı tarafındandır. (8)
  • Yâsîn (36ncı Sûre): 1-Yâ Sîn. ; 2-Hikmetli Kur’an hakkı için! (Hikmetli Kur’an’a and olsun ki!)
  • Sâd (38inci Sûre): 1-Sâd. Zikirli Kur’an hakkı için! (Uyarıcı Kur’an’a and olsun ki! / Bu öğütle dolu Kur’an’a bak.)
  • Mü’min (40ıncı Sûre): 1-Hâ, Mîm. ; 2-Bu Kitâb’ın indirilişi o çok güçlü ve alîm Allah’tandır. (1)
  • Fussilet (41inci Sûre): 1-Hâ, Mîm. ; 2-O Rahmân ve Rahîm tarafından indirilmiştir. (2)
  • Şûrâ (42nci Sûre): 1- Hâ, Mîm. (3)
  • Şûrâ (42nci Sûre): 2- Ayn, Sîn, Kaf. ; 3-O çok güçlü ve hikmet sahibi Allah, sana ve senden evvelkilere de işte böyle vahyeder.
  • Zuhruf (43üncü Sûre): 1-Hâ, Mîm. ; 2- O apaçık Kitâp hakkı için! (O apaçık Kitâb’a and olsun! / Bu parlak Kitâb’ın kadrini bilin!) (4)
  • Duhân (44üncü Sûre): 1-Hâ, Mîm. 2- O apaçık Kitâp hakkı için! (O apaçık Kitâb’a and olsun! / Bu parlak Kitâb’ın kadrini bilin!) (5)
  • Câsiye (45inci Sûre): 1-Hâ, Mîm. ; 2-Kitâb’ın indirişi o güçlü ve hikmet sahibi Allah’tandır. (6)
  • Ahkaf (46ncı Sûre): 1-Hâ, Mîm. ; 2-Kitâb’ın indirişi o güçlü ve hikmet sahibi Allah’tandır. (7)
  • Kaf (50inci Sûre): 1-Kaf. Mecîd (Şanlı, şerefli) Kur’an hakkı için! (Kur’an’a and olsun ki!)
  • Kalem (68inci Sûre): 1-Nûn. Kaleme ve kalem ehlinin (satıra dizdikleri ve dizecekleri hakkı için!) yazdıklarına and olsun ki!

Kaynakça[değiştir | kaynağı değiştir]

  1. ^ Tefsir-î Keşşaf, Cilt: 1, Sayfa 1361. (Âl-i İmrân Sûresi’nin yedinci âyetinde bu te’vilâta dâir beyânat vardır.)
  2. ^ Elmalılı Muhammed Hamdi Yazır, Hak Dini Kur'an Dili, Feza Gazetecilik, Yenibosna, İstanbul.