Kumluca, Yerköy

Vikipedi, özgür ansiklopedi
Şuraya atla: kullan, ara
Kumluca
—  Köy  —
Yozgat in Turkey.svg
Ülke Türkiye Türkiye
Coğrafi bölge İç Anadolu Bölgesi
İl Yozgat
İlçe Yerköy
Rakım 960 m (3.150 ft)
Nüfus (2000)[1]
 - Toplam 377
Zaman dilimi DAZD (+2)
 - Yaz (YSU) DAYZD (+3)
İl alan kodu 354
İl plaka kodu 66
Posta kodu 66900
İnternet sitesi: YerelNet

Kumluca, Yozgat ilinin Yerköy ilçesine bağlı bir köydür.

Tarihçe[değiştir | kaynağı değiştir]

YOZGAT İLİ YERKÖY İLÇESİ KUMLUCA KÖYÜ (SERBAN KÖYÜ-GÜVERSELEK KÖYÜ) KÖKEN ARAŞTIRMASI

Bozok (Yozgat) yöresinde Moğol istilasını takip eden yıllardan (1243 Kösedağ Savaşı'nın ardından) Ankara Savaşı (1402) sonrasına dek Kara Tatar olarak bilinen Moğol veya Türk-Moğol asıllı teşekküllerin meskun olması nedeniyle bölgede Oğuz yerleşimi Ankara Savaşı'nın ardından belirginleşmiştir. Bununla birlikte Bozok yöresinin 16. yy'a kadar Dulkadiroğulları Beyliği idaresinde kaldığı, Oğuzların Bozok koluna mensup olan ve bu kola ait diğer teşekkülleri bünyesinde toplayan beyliğin idaresinde pek çok Bozok Türkmeninin olduğu ve söz konusu topraklarda ciddi sayılarla görülmeye başlandığı bilinmekte olup mevcut köy isimlerinin birçoğunun Dulkadiroğlu Türkmen gruplarına ait isimlerle örtüşmesi bunu ispatlamaktadır. Evliya Çelebi'nin 17. yy'da Bozok Sancağı için "Mamur bir şehri yoktur..." ifadesinde bulunması bu tarihte dahi konar göçerliğin bölge hayatında etken olduğunun göstergesidir. Köyümüzde meskun olmuş olanların yakın geçmişe kadar konar göçer olan bir efradın devamı niteliğinde olabileceği fikri düşünülmelidir(Konar göçerliğe ait bir terim olan "Oba" ifadesinin köyün bölümlenmesinde yakın zamana kadar kullanılması vb.). Zira köyümüz camii yörenin en eski camilerinden olup tarihi en erken 18.yy ortalarına uzanıyor olmalıdır. Köy içinden alınmış bir tevatürden kendilerinin eskiden "Haremeyn aşireti" ismiyle tanındıkları ve "Şam'dan gelinmiş olma" ifadeleri ise bir kısım tarihi saptamaları kolaylaştırabilir. "Haremeyn aşireti" tanımlaması yüksek ihtimalle "Haremeyn veşşerefeyn Türkmenleri" olarak bilinen ve eski adları "Üsküdar Türkmenleri" olan Yeni-İl Türkmenleri içerisinden bir toplulukla ilgili olmalıdır. Bu Türkmenler "Uzun Yayla" (Sivas'ın güney-güneydoğusunda bulunan eski yaylak) olarak bilinen bölgede bulunuyor olup 2 kola ayrılmışlardı. "Dulkadirliler" kolu sürekli bu bölgede meskun iken "Yaban Eri" olarak bilinen kol yazları Uzun Yayla'da kışları ise Halep'te geçirmekte olup konar göçer idiler. Vergi gelirleri Mekke-Medine'ye her yıl gönderilen hediyeler ve bu hediyeleri taşıyan/koruyan birliklerden oluşan "Surre Alayları"nın donatılması için harcanması dolayısıyla kendilerine Haremeyn veşşerefeyn Türkmenleri denen ve bu ismi gururla taşımış ve aktarmış olması muhtemel bu topluluk içinde Yaban Eri kolundan bir kısım teşekküllerin köyümüzün kurucuları olma ihtimali düşünülmelidir. Zira 18.yy'a kadar Halep yöresini kışlak edinen bu Türkmen kolu olup (bazı toplulukları Şamlu olarak adlandırılırdı) köyümüzdeki "Şam'dan gelmiş olma" tevatürü buradan kaynaklanıyor olabilir. (Halep Türkmenlerine genel olarak Şamlular da denildiği gibi  kaynaklarda Etrak-i Şam veya Türkman-i Şam olarak nitelendirilirler.) Ek olarak Yeni-İl Türkmenlerinin idaresini eline alan Pehlivanoğulları'nın 18. yy'da çevrelerine topladığı Türkmenlerle birlikte Bozok yöresinde bulunduğu ve bu topluluğun 15.000 çadırlık bir sayıya ulaştığı devrin yabancı gezginlerince (Niebuhr vd.) belirtilmektedir.

Köyümüzün "Güverselek" ve "Serban" isimleriyle nitelendirildiği malumdur. Bu isimler dahi köyümüz tarihi için alternatif kaynaklar olarak değerlendirilmelidir. Prof. Halaçoğlu'nun 6 ciltlik "Anadolu'da Aşiretler, Cemaatler ve Oymaklar" isimli 1453-1650 tarihleri arasında yaklaşık 41 bin Türkmen aşireti yerleşimini incelediği bir kaynakta dahi ne Güverselek ne de Serban isimlerine rastlanıldı . Bununla birlikte Anadolu ve Suriye'de söz konusu isimlere benzer yerleşim yerleri olup olmadığı incelenmiş ve şaşırtıcı tespitlere ulaşılmıştır. Çorum ili merkez ilçesine bağlı Kutluca Köyü'nün eski ismi köylülerce "Güverselek" olarak anılmakta -hatta hala öyle bilinmektedir- olup yine Çorum merkez ilçesine bağlı bir de "Serban" Köyü bulunmaktadır.

Güverselek isminin izahı araştırmacıları farklı öngörülere götürebilir. Zira kelime mevcut günlük kullanımda doğrudan bir anlam ifade etmemekte olup muhakkak bir kelimenin dönüşmüş hali olmalıdır. Bu sebeple aynı isme sahip Çorum'a bağlı köyde bu ismin gelişiminin incelenmesi dikkat çekici sonuçlara ulaşılmasını sağlamıştır. Çorumlu Edhem Babazade Ali İzzet Efendi'nin Tezkire-i Makamat adlı eserinde bu yer "Gevher Salik" (veya Gevher Salih ) olarak geçmektedir. Söz konusu adlandırma hem köyün ismi hem de o köyde medfun bir ermiş olarak nitelendirilen şahsın adıdır. 1928 tarihli Dahiliye Vekaleti kayıtlarında bu köy "Gühersülek" 1946 tarihli İçişleri Bakanlığı Meskun Yerler Kılavuzunda "Gevhersalik" ve 1960 nüfus sayımında Devlet İstatistik Enstitüsü'nde "Geversalih" olarak geçmektedir. Bu bilgiler köyümüzün bilinen en eski ismi olan "Güverselek" adının aydınlatılması için önemli görülebilir. Bizce de köyümüzün bu eski adının "Gevher Salih" isminden türemiş olması ihtimal dışı tutulamaz. Bu şahsın -varsa eğer kimliği/ bu adlandırmanın gereği hatta Çorum'daki aynı adlandırmayla benzerliğinin yeni araştırmalara konu teşkil edeceği muhakkakdır.

Köyümüzün ismi 1928 tarihli Dahiliye Vekaleti'nin "Son Teşkilat-ı Mülkiye'de Köylerimizin Adları" isimli yayınında Serban Köyü olarak geçmektedir. "Serban" kelimesi incelendiğinde bu kelimenin "Serban" tam haliyle Kürtçe'de bulunduğu ve "çatı" demek olduğu görülür. Benzer bir kelime "Serbon" biçimde Zazaca'da vardır ve "Damüstü" demektir (Bingöl ili Solhan ilçesi Dilektepe köyünün eski ismi de Serban'dır). Kürtçe ile konar göçerlikten gelebilecek bir etkileşim mümkün görülmekle birlikte daha kuvvetli bir ihtimal bu kelimenin esasında "Savran" şeklinde Türkçeleştirilmiş bir kelimeden dönüştürülmesi yönünde olmalıdır ki bu da " Kervan güdücü, Deveci" demektir ve aynı haliyle yörede soyisim olarak kullanıldığı bilinmektedir. Son ihtimal Türkmen kökenli köyümüzün iktisadi ve sosyal şartları bakımından daha uygun gibidir. Söz konusu dönüştürmenin aynısı Afyon Sinanpaşa ilçesine bağlı Serban Kasabası'nda gözlenir ki kasabanın adı "Savran Kasabası" olarak değiştirilmiştir. Benzer bir kelime dönüşümü Çorum ili Serban Köyü içinde geçerlidir. Bu köyün adının köyde medfun bulunan "Savran Baba" dan geldiği iddia olunmaktadır. Bu benzeşimin farklı coğrafi yörelerde tesadüfen görüldüğü fikrini savunmak oldukça zordur. Ayrıca serban kelimesinin Farsça Sarband (deve güden)’den türemiş olduğunun düşünülmesi halinde Serban ve Savran kelimelerinin neden bir arada kullanıldığı da anlaşılır'.( Farsçadan alınan savran/sarban/serwan `deve güden, kervan başı` sözcüğü Türkçe ve Kürdcede de kullanılır.Nişanyan) Bu yaklaşıma göre köyümüzün eski adı olan Serban kuvvetli bir ihtimalle deve bakıcısı,kervancı anlamına gelen Savran kelimesinden türemiş olmalıdır.

Peki Serban kelimesinin Savran köküne dayanması ve farklı yörelerde de bu benzeşimin aynen görülmesi nasıl izah olunabilir? Bu durumun açıklanması için doğrudan dayanak yine Oğuz tarihidir. Şimdiki Türkmenistan sınırlarına yakın diyebileceğimiz saha VIII.-IX. asırlarda Oğuz yurdu olarak anılmaktaydı. Henüz müslüman olmadıkları dönemlerde bu Oğuz teşekküllerini müslüman ülkelerinden (Samaniler gibi) ayıran (ve onlarla ticaret yoluyla da bir bakıma buluşturan) berkitilmiş büyük ve önemli bir şehir bulunuyordu ki adı Savran'dır. Bu şehir Savran adı kadar Sabran veya Sepren olarak ta anılmakta olduğuna göre Savran=Serban dönüşümü bu kadim adlandırmayla anlaşılmış olur. Belki de deveci anlamına gelen Savran ismi bu şehre müslüman şehirlerinden ayrılmadan önce kervanların son durağı olması ya da deve de besledikleri bilinen Oğuzlar ile müslümanların at/deve vb. ticaretlerini bu şehirde yapıyor olmaları dolayısıyla verilmişti. Savran şehri X. yy.ın ilk yarısında Oğuz sınırında iyice berkitilmiş yedi kat surla çevrili büyük bir İslam şehriydi. Oğuzlar buraya barış görüşmeleri ve ticaret için gelmekteydiler. Oğuzlar müslüman olup Samani devleti de nihayet bulduğunda Savran şehri artık bir Oğuz şehri olarak anılmaktadır ki Kaşgarlı Mahmud önemli Oğuz şehirleri arasında burayı önlerde saymaktadır. Örneğin 1255'te bölgede seyahat eden Ermeni kralı Hatum, Savran'ı çok büyük bir şehir olarak nitelendirmektedir. Bu yıllar aynı zamanda büyük Moğol istilalarının yaşandığı dönem olduğundan yörede yaşayan Oğuzların İran-Irak-Suriye-Anadolu istikametine çekilmek zorunda oldukları bilinmektedir.

“Savran” kelimesinin TDK Türkçe sözlükte de Farsça kökenli “Serban” kelimesinden türediği belirtilir. Sözlükte kelimenin “altına benzeyen şey” ve “merdiven” şeklinde ikincil ve üçüncül anlamlarına da yer verilmiştir. Köyümüzün yukarı doğru kademe kademe yükselen yerleşimi merdivene yahut kıymeti itibariyle altına benzetilmiş olabilir miydi? Bu ihtimalleri zayıflatan husus bir Oğuz cemaatinin kendini Farsça bir kelimeyle adlandırmasını pek mümkün görmeyişimizdir.

Savran adı sadece köy/yöre ismi değil aynı zamanda bir yörük/Türkmen aşireti ismidir. Büyük yörük obalarından sayılmakta olup Honamlı yörük obası içinde yaşamış oldukları bilinir. 1691-1696 yıllarında İç Anadolu, Ege ve Akdeniz bölgelerinde zorunlu iskana tabi tutulan kalabalık konar göçer Türk oymak ve obaları arasında Savranlar da bulunmaktaydı. Afyon'a kadar sürülmüş olan bu yörük grupları 19.yy da Aladağ (Adana) yörükleri arasında da bulunmaktaydılar. Niğde yakınlarında Bolkar/Bulgar Dağları'nda da yerleşik olduklarından bahsolunmaktadır. Bugün de Savran adını taşıyan Muğla ili Milas ilçesine bağlı, Denizli Çivril ilçesine bağlı, Sivas ili Şarkışla ilçesine bağlı ve Adıyaman Gölbaşı ilçesine bağlı üç adet köy ve Uşak ili Sivaslı ilçesi Tatar Beldesi'nde "Savran Kuyusu" (bu köyün kurucularının Savran adlı konar göçer Türkmenler olduğu iddia edilmektedir) adlı mahaller tespit edilmiştir.

O halde köyümüzün kökeni bu Savran yörüklerine dayanıyor ise bu durumda Haremeyn veş Şerefeyn (Yeni -İl) aşiretinin bir paçası olunma durumu nasıl izah olunabilir? Dulkadiroğulları döneminde Kayseri'de bir vakfa devredilen Savranlara ait bir mezradan bahsedilmektedir. 1519'da ise aynı beylik döneminde Kilis'te bir Savran köyü bulunduğu bilinmektedir. Halep Türkmenlerinin yaylası olan Yeni-İl'in bazı bölgelerine denk düşen Zamantı yöresinde de Savran yerleşimi vardır. Buna göre Yeni-İl Türkmenleri içinde Savranların bulunması ziyadesiyle mümkündür. Yeni-İl Türkmenleri'nin bir kısmının Bozok yöresine göçmesi/göçertilmesi durumu malum olduğuna göre Savran yörüklerinin de bu teşekküller içinde Çorum, Sungurlu ve Yozgat/Yerköy'e ve dahi köyümüze kadar yerleşmiş olmaları mümkün görünmektedir.

Tüm bu bilgilere göre köyümüzün, isminin kadim bir Oğuz şehri olan Savran (Sabran, Sepren veya Serban)'dan geldiği, kurucularının ise Şam-Çukurova ekseninde yaşarken Akdeniz, Ege ve İç Anadolu'ya kadar dağıtılmış en kalabalık ve büyük yörük obalarından biri olan Savran yörüklerinden olduğu iddiasının gerçekliği ihtimal dışı tutulamayacak derecededir.

Güverselek isminin Serban isminden daha eski olduğu, hatta Serban’ın resmi adlandırma olduğu iddiasındayız. Güverselek kelimesinin güver+selek şeklinde iki ayrı kelimeden oluştuğu düşünülebilir. Bilindiği gibi güvermek: çillenmek, yeşillenmek anlamında yöremizde kullanılır. Selek kelimesi ise cömert, eli açık anlamına gelmektedir. Her ikiside Türkçe olan ve birleşimi SELEKlerin GÜVERdiği yani her yerde cömert insanların olduğu ya da Güver+selek; “gerektiğinde daima eli açık olan" anlamında ve şimdi unutulmuş bir kelime olabileceği ihtimal dahilinde tutulmalıdır. Zira Kırşehir-Yozgat/Yerköy-Çorum gibi aynı ağzı kullanan yörede aynı adlandırmaya rastlanmaktadır. Ayrıca Gevher Salih ismi mevcut yöre ağzıyla ancak GÖVERSALİF  gibi bir dönüşüme tabi olabilir. Burada Salih isminin Selek’e dönüşümü bizce zor görülmektedir.

Bununla birlikte bizce en kuvvetli ihtimal yine kelimenin ayrıştırılmasıyla açığa çıkmaktadır. Çorum Güverselek köyününün 1928 kayıtlarında Gühersülek olarak göründüğünü arz etmiştik. Gühersülek- Güverselek’e söyleniş itibariyle rahatlıkla dönüşür hatta bunun yerel ağızdaki hali olması pek mümkündür. Peki Gühersülek ne anlama gelebilir? Öncelikle “Güher: Koyunların dağdaki yatacak yeri, ağıl” demektir. “Sülek: Sü+le+k şeklinde ordu gibi sevk etmek yani kalabalık halinde bilinçli bir biçimde sürmek, hareket ettirmek” anlamında kullanılmış olabilir. Kelime de Sülek yerine önceden beri “SELEK” te yer almış olabilir. O halde “Gühersülek: Sürüler halinde koyunun sevk edildiği ağıl” , Güherselek ise "Koyunu bol” manasında eski bir nitelendirme olmalıdır. Bu anlamda örneğin “Davarı GÜHERE SÜLEK: Davarı ağıla sevk edelim” ya da “GÜHERİ SELEK: ağılı, davarı çok ” biçimindeki kullanım mantıklı gibidir.

Bu son tespitimiz yerleşim yeri ve temel ekonomik kazanç kaynakları olan hayvancılıkla birebir örtüşmektedir.

Nihai kanaatimiz; Anadolu'nun en büyük Türkmen teşekküllerinden biri olan Yeni Türkmenleri içinde davarcılık yanında devecilik faaliyetlerinde de bulunan, bunları başka cemaatlere veya devlete kiralayan (ticari faaliyetlerde-harplerde nakliye/lojistik amaçlı olarak) bu gerekçeyle Osmanlı idaresince resmi olarak deveci manasında “serban” şeklinde adlandırılan köyümüzün, Halep’i kışlak (Deyr-i Zor’u yahut Şam’a doğru Halep’in güneyini) ve Sivas/Uzunyayla’yı (Akdağmadeni’ne kadar olması muhtemel ) yayla olarak uzun yıllar kullanan  ve 18. yy başlarında Bozok yöresinde iskan olunmuş Bayat, Beğdili (muhtemelen Çağırganlu) veya Avşar gibi bir Oğuz boyunun bakiyesi olduğu yönündedir.

(1556 tarihli mufassal tahrir defterlerinde (arazi sayımları, bu arazileri kullanan cemaatler, köyler ve tımarlar hakkında bilgi veren Osmanlı mali defterleri) Bozok sancağı içinde Sekili, Görpeli, Salmanlı, Mengen vb. civar köy isimlerine rastlanılmasına rağmen Güverselek, Serban veya buna benzer bir isme sahip hiçbir cemaat veya köy ismi yer almamaktadır. Bu kayıt ta gösterir ki eğer farklı bir isim kullanılmıyorsa köyümüz kurucuları 16. asırda şimdiki yerlerinde bulunmadığı gibi Yozgat'a dahi henüz gelmemiş olup muhtemelen Yeni İl Türkmenleri içinde Uzunyayla-Halep arasında konar göçer hayatlarını sürdürmekte idiler.)

Adetleri, yaşantıları ve konuştukları ağız dikkate alındığında bir Oğuz teşekkülüne ait olduğu kesindir denebilecek köyümüzün geçmişi yeni araştırmalarla daha fazla aydınlatılabilir.

( Yukarıda arzolunan bu bahis Giresun Üniversitesi Öğr. Gör. Ömer YAZAN' a aittir.)

NOT: Köyümüzün üst kesiminde yer alan yüksek tepenin adı bilindiği gibi KARAZEYRET'tir. Bu isimde yer alan KARA ifadesi hemen her Oğuz nitelendirmesinde (Ak/Kara ikilemesiyle) sıklıkla kullanılır. Ayrıca tepenin uzaktan bakıldığında siyaha çalan koyu bir renkte göründüğü bilinmektedir. ZEYRET ismi araştırıldığında ise doğrudan sözlük anlamı bulunamayan (belki ziyaret kelimesinden zeyret?) ancak Anadolu'nun farklı yörelerinde kullanılan bir adlandırmayla karşılaşılmaktadır. Trabzon Foldere vadisi Zeyret Tepe, Giresun-Tirebolu İlçesi Boynuyoğun Köyü'nde Kasım Dede'nin yatır yeri olarak bilinen Zeyret, Eskişehir Alpu ilçesi Büğdüz köyü Zeyret mevkii bunlara örnek olarak verilebilir. Adı geçen yerlerden Boynuyoğun köyünün muhtemel kurucuları olan Boynuyoğunlu cemaati ve Büğdüz köyünde iskan olunan (Büğdüz 24 Oğuz boyundan biridir.) cemaatler Yeni İl'de yaylayan Halep Türkmenleri (ŞAMLULAR) içindeki teşekküllerindendir. Yeni il/Halep Türkmenlerinin tamamının aynı Türkmen ağzını kullandığı varsayıldığında KARAZEYRET adlandırması yalnız başına bile köyümüz kurucularının bu Yeni il içindeki Halep Türkmenleri'nden bir cemaat olduğuna kuvvetle işaret etmektedir.

Kaynaklar: Faruk SÜMER(1999):"Oğuzlar-Türkmenler-Tarihleri,Boy Teşkilatı,Destanları",Yusuf HALAÇOĞLU (1997):"XVIII.Yüzyılda Osmanlı İmparatorluğu'nun İskan Siyaseti ve Aşiretlerin Yerleştirilmesi , Yusuf HALAÇOĞLU : Anadolu'da Aşiretler, Cemaatler, Oymaklar 1453-1650, TC Dahiliye Vekaleti Son Teşkilat-ı Mülkiye'de Köylerimizin Adları 1928 Ankara, 1960 DİE Nüfus Sayımı, 1946 TC İçişleri Bakanlığı Meskun Yerler Kılavuzu, Çorumlu Edhem Babazade Ali İzzet Efendi: "Tezkire-i Makamat" , Lütfi Arslan (2005) H.963/M.1556 Mufassal Tahrir Defterine Göre Bozok Sancağının Ekonomik ve Demografik Yapısı, v.d.''. 

---------------------------------------------------------------------------------------------***********************--------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------

Köyün Tarihi Hakkında (" Yavuz sultan selim mısır seferine giderken yozgat' a (Bozok sancağına) uğrar ve eli silah tuta boylardan bir çoğunu tüm aşiret olarak yanında götürür. Şimdiki golan tepelerin denilen yerde bunları bırakır ve artık orada konaklayacaklarını ordunun arkasını kollamalarını söyleyerek, ordu yola devam eder. Yavuz Selim Mısır'ı fethetmiş aradan yıllar geçmiş ama Bozok yaylası mensupları yozgata gelememişlerdir. Yavuz vefat eder aradan bilmem kaç padişah geçer nesiller ölür-doğar ,Sonra Asıları türkmen, eski bozoklu, yeni şamlılar Dönemim padişahına (Muhtemelen 3.Ahmetveya 1.Abdulhamit olsa gerek.Köy camisinin tarihin den çıkarılabilir cami yapım tarihi 1770.....ler) elçiler göndererek tekrar ata yurtlarına bozok sancağına dönmek isteklerini iletirler. istekleri uygun görülür ve Padişah fermanı ile tekrar yozgata göçerek buralara yerleşirler.Şimdi biz neden SŞamdan buralara geldik diye soran arkadaşlarımıza bilgileri olsun diye yazdık. Köy Ortaasya kökenli olup Türkmendir. İlk kuruluş tarihi bilinmemekle beraber tahmini 1000 ve 1100 yılları arasında olduğu bir ihtimaldir.

Yakup Efendi yamuklar köyünde imamlık yaparmış onunda bir ineği varmış ineği olanlar sıra ile güderlermiş inekleri gütmek için Yakup Efendiyide göndermişler o zaman köyümüzde oturanlardan biri görüyor hocanın sığır gütmesini istemiyor ve köye gelip köyün büyüklerine söylüyor.Yakup efendiyi köyümüze davet ediyorlar oda kabül edip daha sonra kendi ismiyle anılacak olan Hocanın köyüne getiriyorlar.Hocalar kabilesi ondan geliyor.Buradan şöyle bir neticede ortaya çıkıyor köyümüz aynı yerden geliyor ve bir akraba bağı var ve yamuklar köyününde bizim köy ile bir akraba bağı olduğu anlaşılıyor.

Köyün isimleri; Güverselek köyü, Serban köyü, Kumluca köyü, Hocanın köyü.

Hocanın köyü ise resmiyette olmayıp Yakup Hoca Efendi'nin keramet ehli olması ve civar köylerde tanınması, "nerelisin?" diye sorduklarında "o hocanın köyünden mi?" diye diye Hocanın Köyü kalmıştır. Aslında resmi kayıtlara girmemiş, halk arasında bilinen bir köy ismi olmuştur.

Soy isimleri; Çağlar, Salmanlı, Arslan, Kızkapan, Yazan, Şahin, Doğan, Hazer, Alper, Boybay, Fidan, Karabulut, Şen, Uludağ

Kültür[değiştir | kaynağı değiştir]


Arabaşı çorbası ünlü yemeklerindendi
Avcılık

köyde dış etkenlerden dolayı sadece tavşan ve keklik avı yapılmaktadır

Coğrafya[değiştir | kaynağı değiştir]

Yozgat iline 55, Yerköy ilçesine 15, Ankara'ya 175 Km. uzaklıktadır.

Doğusunda Köyün önü, güneybatısında Ballık, batısında Karazeyret ve Acının kaya, güneyinde Kızıl karşı bulunmaktadır.

Köyün önemli yerleri: Dört yol, Cumali, Kızıllı, Çürük kaya, Köyün önü, Çanak, Delice, Ağbayır, Karazeyret, İkiyol, Acının kaya, Kızıl karşı, Köyün önü, Harman, Acı, Bel vs. olarak sayılabilir.

Köyün komşuları: güneyinde Yamuklar, güneybatısında Karacaahmetli, Kuzeybatısında Belkavak, kuzeyinde Hacıçeşmesi ve Mengen, doğusunda Hatip ve Kömüşeren köyleri mevcuttur.

İklim[değiştir | kaynağı değiştir]

Köyün iklimi, karasal iklimi etki alanı içerisindedir.

Nüfus[değiştir | kaynağı değiştir]

Yıllara göre köy nüfus verileri
2012 60
2009 240
2000 377
1997 350

Köy halkı genelde vefat etmekte ya da göç etmektedir.

Altyapı bilgileri[değiştir | kaynağı değiştir]

Köyde ilköğretim okulu vardır. Köyün içme suyu şebekesi 2006 yılında il özel idaresi imkânlarıyla ilave menbaa getrilerek tamamlanmıştır. Kanalizasyon şebekesi vardır. PTT şubesi yoktur ancak PTT acentesi vardır. Sağlık ocağı ve sağlık evi yoktur. Köye ulaşımı sağlayan yol asfalt olup köyde elektrik ve sabit telefon vardır.

Dış bağlantılar[değiştir | kaynağı değiştir]