Kullanıcı:Gökçe Yörük/Avarlar çalışma

Vikipedi, özgür ansiklopedi
Atla: kullan, ara
Avar süvarisi ve esiri.

Avarlar, Avrupa veya Avrasya Avarları, ilk defa 4. yüzyılın sonlarında Çin sınırının kuzeyinde Cücen adı ile görüldükleri düşünülen[1] Orta Asya kökenli göçebe kabile topluluğudur.[2] 6. yüzyılın başlarında batıya doğru göçerek Orta ve Doğu Avrupa'da görünmeye başlamışlar ve Pannonia Ovası'nda Avar Kağanlığı'nı kurarak 9. yüzyıla kadar ayakta kalmışlardır.[3] Liderleri kağandır. Çeşitli göçebe topluluklardan oluştuğu bilinen[4] Avarların genel olarak Türk veya Moğol ırkından veyahut Türk-Moğol karışımı olduğu düşünülmektedir.[5] Avarlara ilişkin bilgiler Teofilakt Simokata, Menander Protektor ve Efesli John gibi Bizans kaynakları ile Fredegar Kroniği ve Diyakoz Paul gibi Frank kaynaklarında bulunmaktadır. Bazı tarihçilerce bugün çoğunluğu Dağıstan'da yaşamakta olan ve Kafkasya Avarları diye bilinen halkın Avarlardan geldiği düşünülmektedir.[6]

Adının kökeni[değiştir | kaynağı değiştir]

Avar sözcüğünün etimolojisi hakkında birkaç varsayım bulunmaktadır. Macar türkolog Gyula Németh, bu kelimenin eski halinin Apar olduğunu ve sırasıyla Abar ve Avar hâlini aldığını söylemektedir.[7] Ayrıca Németh, bu kelimenin karşı koymak, muhalefet etmek anlamına gelen abamak fiilinin[8] aba olan köküne -r ekinin gelmesiyle oluştuğunu ve karşı koyan anlamına geldiği eklemiştir.[9] Macar türkolog Laszlo Rasonyi de Avar kelimesinin karşı koyan,[10] dik kafalı ve serkeş anlamlarına geldiğini söylemiştir. Slavlar Avarlar için, dev anlamına gelen Obor ile Obri kelimelerini kullanmışlardır. Yunanlar ise Abaroi ve Avaroi demiştir.[11] Türkolog H. W. Haussig ise Avar adının İskit rahibi Abaris'ten geldiğini söylemiştir.[12] Yine bir başka görüşe göre Avar kelimesi yukarı anlamındadır.[13] Avar kelimesine benzer Türkçe avare kelimesi ise boşıboş, aylak ve işsiz anlamlarına gelmektedir.[14]

Fars kültürünü inceleyen Vasily Abaev, bu kelimenin Fars kökenli olduğunu iddia etmektedir.[15] Bu kelimenin Farsçadaki anlamı da getirmek, sonuçlandırmak ve geçiş yapmaktır. Ayrıca gezgin, serseri ve mülteci gibi anlamlara da gelmektedir.[16] Bir Kafkas dili olan Avarcadaki awarag kelimesi, peygamber, elçi, mesih anlamlarına gelmektedir.[17]

Tarihçe[değiştir | kaynağı değiştir]

Kökenleri[değiştir | kaynağı değiştir]

Avrupalı Avarların atalarının kim olduğunu bulmaya çalışmak önemsiz bir çaba. Yalnız şundan eminiz ki bu topluluk, geçmişi çok eskilere dayanan bir ad taşıyor ve Göktürk boyunduruğu altında yaşamak istemeyen boyların bir karışımından oluşmuş.

Walter Pohl[18]

Avarların ırkı tam olarak belirsiz olup çeşitli göçebe topluluklardan oluştuğu[4] ve homojen bir yapıdan uzak olduğu bilinmektedir.[19] Genel olarak Avarların Türk veya Moğol ırkından veyahut Türk-Moğol karışımı olduğu düşünülmektedir.[5] Alman Sinolog Wolfram Eberhard ve başka tarihçiler, Avarların Moğol olduğunu söylemiştir.[20] Encyclopædia Iranica da bu düşünceye katılmaktadır.[21] Alman dilbilimci Harald Haarmann'a[22] ve Türk Tarih Tezi'ne göre ise Avarlar kesin bir Türk ulusudur.[23]

Avarların atalarının da kim oldukları tam olarak bilinmese de genel olarak Cücenler (Rouran) olduğu düşünülmektedir.[1] Bu doğrultudaki bir düşünceye göre Cücenler ile Avarlar arasındaki bağlantı şöyledir: Soy açısından Cücenlerin, onlardan daha önce yönetimi elinde bulunduran Siyen-piler ile ilişkisi olduğu düşünülmektedir. Siyen-pilerin ise kendileri gibi Donghu kavminden olan Vu-huanların büyük bir kısmını kapsadıkları düşünüldüğünden Cücenler, Siyen-piler içindeki Vu-huan kavimlerinden meydana gelmiş olabilir. Diğer taraftan Çin dilbilimcisi Edwin G. Pulleyblank, Vu-huan kelimesinin etnoniminin Awar olduğunu söylemiştir. Eğer Pulleyblank'ın açıklamaları doğru ise Cücenlerin Vu-huanlardan türemiş olma olasılığı da hesaba katıldığında Avarlar ile Cücenler arasındaki ilişki açıklanır. Avarların Cücenlerden geldiğine dair bir düşünce de şöyledir: Weishu (Kuzey ve Doğu Wei hanedanlarının 386-550 arası tarihini anlatan eser)'da anlatılan bir efsaneye göre ilkin iyi bir süvari olan ve ardından esir düşen biri idamla cezalandırılır. Bunun arkasından bu esir, benzer firariler ile dağa kaçar. Bu kişiler zamanla Rouran olarak anılır ve bilahare bu Ruan Ruan şeklini alır. Ruan ise Çincede solucan gibi kıvranmak manasındadır. Bu kelimenin Moğolcası abar köküdür. Bu yüzden Avar ile Rouran kelimelerinin birbiriyle ilişkili olduğu düşünülür.[24] Ayrıca Orhun Yazıtları'ndan Bilge Kağan Yazıtı'nın doğu cephesinin 5. satırındaki, Bizans toprakları ile Tibet arasında yaşadığı aktarılan Old turkic letter R1.pngOld turkic letter P.png yani Apar isimli boyun Avarlar olabileceği düşünülürken Hans Wilhelm Haussig ve bazı diğer tarihçiler bu boyun Cücenler olduğu kanısındadır.[25] Özetle, bu üç düşünceye göre Cücenlerin bir diğer adı Avar olabileceğinden onlar mevzubahis olan Avarların ataları olabilir. Zaten literatürde isimleri Asya Avarları olarak da geçmektedir.

Avarların Akhun/Uarhun soyundan geldiklerini savunan tarihçiler de vardır. Batılı kaynaklarda Avar isminden ilk defa bahseden Bizanslı yazar Priskos, onların 463 yılında Sabirlere saldırarak onları yurtlarından çıkardıklarını söylemiştir.[24] Bizanlı tarihçi Teofilakt Simokata da sonraki dönemlerde Sabirlerin, War adını duyunca bu kabileyi 463'te kendilerine saldıran Avarlar yani Cücenler sanıp paniğe kapıldıklarını, bu ikinci kabilenin de aslında Uarhunlar (ουαρχωννιται) olduğunu ve buradan istifade ederek Avar adını kullanmaya başladıklarını ve Avrupa'ya geldiklerini düşünmüştür. Bu yüzden Simokata Avarları, Gerçek Avarlar olarak nitelendirdiği Cücenler ile ilgisi olmadığını,[24] pseudo-Avarlar yani Sahte Avarlar (οι ψευδαβαροι) olduğunu ve Uarhunlardan geldiğini söylemiştir.[26] Uarhunların oluşumu ise şöyledir; Orta Asya'daki Büyük Hun İmparatorluğu'nun dağılması ile bu bölgede yönetimi ele alan Siyen-pilerin ardından iktidara gelen Cücenler zamanında, 350'lerde Hua adıyla da bilinen Uar ve Hun (ουαρ και χουννι) adlı kabileler bilinmeyen bir sebeple Kazak bozkırına göçmüşler ve buradaki Hunları yerlerinden çıkartarak Volga'ya doğru itmişlerdir. Ardından da bugünkü Afganistan'ın kuzeydoğu bölgesi olan Toharistan'a yerleşmişlerdir.[27] Bundan sonra bu halklar Uarhunlar veya Akhunlar olarak anılmıştır.[28] Avarların atalarının Uarhunlar olduğunu kabul eden Albert Herrmann da yazdığı Çin Atlası'nda Uarlar ve Hunların yerleştiği Horasan, Toharistan ile buraya komşu bölgeleri Avar toprakları olarak göstermiştir.[29] Ayrıca Uarhun kabilesinin Var-guni adıyla da anıldığı ve bazı Moğol kabilesinin adlarında -guni eki görüldüğü bilinmektedir. Macaristan'da yapılan çalışmalarda da Avar çağına ait mezarlarda mongoloid kafataslarına rastlanmıştır.[9] Fakat Avarların Uarhunlardan geldiği düşüncesine dair bir çelişki vardır. Göktürk Kağanlığı'nın batı kanadının hükümdarı İstemi Yabgu, 554-555 yıllarında Eftalitlere (Ak Hunlar) savaş açar ve 557'de onlara karşı Sasani Hükümdarı I. Hüsrev ile ittifak yapar. Bu sırada 20.000 kişi Kafkaslar ile Karadeniz steplerine gelir. İstemi göç edenleri Avar olarak nitelendirir, onları yendikten sonra Eftalitlere saldıracağını söyler.[24]

Avrupa'ya geliş[değiştir | kaynağı değiştir]

Avarlar, 557 yılının sonlarında Kafkasya'nın kuzeyine gelmişlerdir ve atlılarının sayısının 20.000 kadar olduğu düşünülmektedir.[4] Gürcü Kronikleri'nin yazdığına göre Avarlar, o vakitlerde Hazar Denizi ile Karadeniz arasındaki toprakların tamamını zapt etmiştir.[30] Burada yaşayan Alanlar, münâsebet peyda ettikleri ilk kavimdir. Alanların lideri Sarosius vasıtasıyla Bizanslı komutan Justin ile irtibat kurmuşlardır. O sırada Justin, Lazika'da bulunan Bizans askerlerine komutanlık (magister militum) yapmaktadır. Öte yandan Bizanslılar bu coğrafyada Sasani kuvvetlerine karşı Lazika Savaşı'nı sürdürmektedir. Avarlar hizmet karşılığında yıllık para ile kalıcı yurt istediklerini belirtince Justin, bu konunun imparatoru ilgilendirdiğini düşünerek onları hem babası Germanus'un kuzeni hem de dönemin Bizans imparatoru olan I. Justinianos'a sevk etmiştir.[31] Bunun üzerine 558'de Avarlar tarafından elçileri Kandik (veya Kandikh), Bizans'ın başkenti Konstantinopolis'e gönderilmiş ve şöyle demiştir: "Sizin huzurunuza en büyük ve en güçlü ulus gelmiştir. Sizin düşmanlarınızı rahatlıkla yenecek ve alt edecektir. Bu yüzden onlarla müttefik olmanız yararınızadır, onlar iyi muhafızlardır."[32] Bu olayın ardından I. Justinianos da onlara bir elçi gönderir. İki taraf arasında bir anlaşma yapılmıştır. Bu anlaşma uyarınca Avarlar savunma görevini üstlenecek, karşılığında yıllık para alacaklardır. Lakin yerleşecek topraktan bahsedilmemiştir. Gürcü Kronikleri ise I. Justinianos'un bir grup Avarı Hunzak ve Kafkasya geçitlerinde yerleştirdiğini, hatta Avar eşrafının Kartaliniya'da prenslik mertebesine vasıl olduğunu yazar.[30]

Yine 558 yılında Avarlar, yapılan anlaşma gereğince Kuban Nehri civarında hüküm süren Sabirlere saldırırlar. Kuturgurlar ile savaşmak yerine onların lideri Zabergan anlaşırlar. Volga ile Don Nehri arasındaki Saragurlar, Barsiller ve Uturgurlar; Dinyeper ile Dinyester Nehri arasındaki Antları mağlup ederler.[33] Kuturgurlar ve Uturgurlar bir kısmını da Orta Avrupa'ya götürürler. Böylece kısa bir süre içinde Avarlar, Karadeniz bozkırlarındaki halkları egemenlikleri altına almış olurlar.[34] 562 yılı itibariyle Avarlar; Ukrayna steplerinin büyük kısmı ve Aşağı Tuna Havzası'na hakimdir ve Küçük İskitya (bugünkü Dobruca) bölgesine yerleşmek istemişlerdir. Fakat burası başkente yakın olduğundan bu istek Bizans imparatoru I. Justinianos tarafından kabul edilmemiştir.[35] Aynı yıl Bayan, kağan olarak Avar Kağanlığı'nı kurmuştur.[36]

Avar Kağanlığı[değiştir | kaynağı değiştir]

600'lü yıllarda Avar toprakları.

I. Justinianos tarafından istekleri reddedilen Avarlardan bir grup, 562 yılında kuzeye yönelerek Frank Krallığı'na saldırmış, fakat bu saldırı Franklarca durdurulmuştur. 566 yılındaki ikinci savaşta ise Avarlar, Frankları yenip hükümdar I. Sigebert'i esir almışlardır.[37] Avarlar, hediye karşılığında I. Sigebert serbest bırakmışlar ve Franklar ile saldırmazlık antlaşması imzalamışlardır.[38] 565 yılında ise Kasım ayında imparator olan II. Justin, Avarlara vergi ödemeye son vermiştir. Diğer taraftan zengin toprak arayışı içinde olup kendilerine Karpat Havzası (Pannonia)'nı seçerler. Fakat burası Lombardlar ile savaşan Gepidlerin elindedir. 567 yılında Lombardlar ile ittifak eden Avarlar, Gepidlerin elinden Daçya bölgesini almışlardır. Gepidler de topraklarını terk ederken Sirmium'u Bizans'a bırakmışlardır. Ardından Avarlar, Lombardları İtalya'ya göç etmeye ikna ederek Pannonia'yı da ele geçirmişlerdir. Papa I. Paulus, Lombardların göç tarihlerini 3 Nisan 568 diye kaydetmiştir.[39] 568 yılında Bayan, Bizans'tan vergi talep etmiş ve isteğinin yerine geirilmemesi halinde saldırıya geçeceklerini söylemiştir.[40]

Bayan kağan olduğunda Kuturgurlar ve Uturgurlar Avarlara, Onogurlar ise Göktürklere bağlıdır. 569 yılında Göktürkler, Don Nehri'ni aşarak Uturgurları kendilerine bağlamışlardır. 573 yılında, ertesi sene Bizans İmparatoru olacak olan II. Tiberius Konstantin'in kumandasındaki Bizans ordusu ile Avarlar arasında bir savaş vuku bulmuştur. Bu savaşta Avarlar galip gelmiştir.[3] Fakat Bizans İmparatorluğu aynı zamanda Sasani İmparatorluğu ile bir savaş içerisindedir. 579 yılında Bayan Kağan, Sirmium'u almaya karar vermiştir. Şehre karargah kurulduktan sonra şehir 3 yıl kuşatma altında tutulmuş ve 582'de ele geçirilmiştir. 584'de Singidunum'u alsalar da burası birçok kez el değiştirmiştir. 585-586 tarihlerinde Trakya'ya saldırılar düzenlemişler fakat bunlar Bizanlılar tarafından püskürtülmüştür. 586'da Avarlar, Slavlar ile beraber Selanik'i kuşatmıştır. 591 yılında Bizans-Sasani Savaşı sona erince de Tiberius'tan sonra Bizans İmparatoru olan Mavrikios, Avarlara yönelmiş, 592 yılında Singidunum'u geri almıştır.[41] Aynı yıl Avarlar, Konstantinopolis'i kuşatmak amacıyla Çorlu'ya kadar gelmişlerdir.[42] Ertesi sene 593 yılında, Avarlar Bizans'tan daha yüksek vergi istemişler, istekleri yerine getirilmeyince de Singidunum'a hücum etmişlerdir. Fakat bilinmeyen nedenlerden dolayı Avarlar, 7 gün sonra geri çekilmiştir. Artık Avarlar ile Bizans arasındaki savaş kızışmıştır. 597 yılında Avarlar, Dalmaçya'ya saldırmışlar, Slav-Bulgar kuvvetleri ile de Selanik'i 3. kez kuşatmışlardır. 599 yılında Köstence'ye, 600 yılının Paskalya döneminde de Niğbolu'ya saldırı düzenlenmişlerdir. Arkadiopolis (bugünkü Lüleburgaz) yakınlarındaki Drizipera şehrini alıp Kutsal Şehit Alexander tapınağını yıkmışlardır. Simokates, bu yüzden Tanrı'nın Bayan Kağan'ın 7 oğlunu öldürdüğünü yazmaktadır. 601 yılında Bizans ordusu, Avar topraklarında ilerleyip Tisza Nehri üzerinde Avarları mağlup etmiştir.[41] Aynı yıl bu savaşlarda Bayan, geriye kalan 5 oğlundan 4'ünü daha kaybetmiştir. 602 yılında da kendisi ölmüş, yerine 5. oğlu geçmiştir. Bayan'ın bu oğlunun adı bilinmemekte,[3] onun için II. Bayan adı kullanılmaktadır.

II. Bayan zamanında Avarlar; 610'da Lombardların yönettiği Friuli Düklüğü'ne saldırarak başkent Forum Iulii'yi almışlar[33] ve 616'da Bizans ile savaşmışlardır. 626 yılında Sasaniler ile Konstantinopolis Kuşatması'na katılmışlar, fakat başarısız olmuşlardır. Akathistos ilahisinde Bizanslılar, kuşatmadan kurtuldukları için Meryem'e dua etmektedirler.[3] Kuşatmadan sonra Avarlara bağlı halklar isyan çıkarmıştır. Alplerde Slavların Samo önderliğinde çıkardığı ayaklanma, bağımsız olmalarıyla sonuçlanmıştır. Ardından Dalmaçya bölgesindeki Slavlar da ayaklanmıştır. 630'da Onogur soylu Bulgarların ayaklanmasından sonra Kubrat isimli biri, Karadeniz'in kuzeyinde Büyük Bulgarya Hanlığı'nı kurmuştur. Bu devlet Kubrat'ın ölümüyle dağılır ve oğullarından Kuber, Avarlara katılır.[34]

7. yüzyıl kaynaklarında Avarların düzenlediği başka bir seferden bahsedilmektedir. Lombard Kralı I. Grimoald, Güney İtalya'da Bizans kuvvetleri ile savaşırken Friuli Dükü Lupus'u vekil tayin etmiştir. Lupus ise tüm krallığın hükümdarı olmak isteyerek ayaklanmıştır. Bunun üzerine I. Grimoald, Avarlardan yardım istemiştir. Avar kuvvetleri 663 yılında isyanı bastırmıştır. 680 yılında Avar ve Bizans toprakları arasında Birinci Bulgar Devleti'nin kurulur. Bu devlet Avar-Bizans ilişkileri azalmasına sebep olur. Bu olay da savaşların azalması sonucunu doğurur.[34] 8. yüzyılın ilk yarısında, 736'da Avarlar ile Frankların desteklediği Bavyeralılar arasında bir savaş patlak vermesiyle, savaşın başlarında Avar kuvvetleri Enns Nehri'ni geçerek Avusturya topraklarına girmiştir. Yirmi yıl süren savaşın sonunda Avarlar zayıflamıştır. 791 yılına gelindiğinde Avarlar ile Franklar, birbirlerine karşı düşman hâle gelmişlerdir. Aynı yıl Şarlman, Avarlara saldırarak onları yenilgiye uğratmıştır. 796 yılında Kağan I. Tudun, Aachen şehrinde dini Şamanizm'i bırakarak Hıristiyanlık'a geçmiştir.[3] Amacı Şarlman'a boyun eğerek tekrar Avarların başına geçebilmektir. Şarlman ise Pannonya ile Tuna'nın sol sahilinden Váh Nehri'ne kadar olan yerleri ülkesine ilhak etmiştir. Bu topraklarda Avarlardan gelebilecek herhangi bir saldırıyı önleyebilmek için ülkesinin güneydoğsunda Avar Markı'nı kurmuştur. Geri kalan topraklarda ise yine kendi ülkesine bağımlı bir krallık teşkil ederek burayı Tudun'un yönetimine bırakmıştır.[43] Tudun, Şarlman ile ilişkilerin hâlâ düzelmediğini görünce eski dinine geri dönmüştür. Avar Markı'nın Margrafı Gerold'ı da öldürmüştür.[3]

Dağılış[değiştir | kaynağı değiştir]

814'de Avar toprakları.
The Public Schools Historical Atlas, Charles Colbeck, 1905

Avarlar hakkındaki son bilgiler 9. yüzyıla aittir. 803 yılında Avarların başına geçen Zodan'ın Şarlman'a tam bağlılığını bildirmesiyle Avar Kağanlığı bağımsızlığını kaybetmiştir. 805 yılında yine Şarlman'a bağlı Theodorus tahta oturur.[44] 804'te ise Birinci Bulgar Devleti, Avarların elinde bulunan Erdel ve Pannonya'nın bir kısmını ele geçirmiştir. Böylece buralardaki Avarlar, Bulgar tebaası hâline gelmişlerdir.[3] 814'te bir grup Avar, Bulgar hükümdarı Krum'un komutasındaki ordu ile beraber Bizans'a karşı savaşmıştır. 821 ve 822 yıllarında Avar elçilerinin dönemin Kutsal Roma İmparatoru Dindar Ludwig'in Frankfurt'ta bulunan sarayına geldikleri ve 826 yılında yine kaynaklarda Tudun olarak geçen bir Avar kağanının, Papa II. Eugene ile birlikte Moravya Prensi I. Mojmír'e bir mektup yazdığı bilinmektedir.[33] 828'de Avarların Savaria civarında bağımsız bir kabile olarak yaşadıkları bilinmekte ve 871 yılında kralın egemenliği altında olarak adları geçmektedir. Zamanla Hıristiyan kabileler içinde eriyen Avarların bir kısmı da 896'da Karpatları ele geçiren Macarlarla karışmıştır. Son olarak Bizans İmparatoru ve tarihçi VII. Konstantin, De Administrando Imperio adlı eserinde Hırvatistan'da 10. yüzyılda Avarların yaşadığını ve görünüşlerinden kendilerini belli ettiklerini yazmıştır.[45] Bazı kesimler de Avarların 10. yüzyıla kadar varlıklarını sürdürdüklerini kabul ederler.[46] Bazı filologlar, Sırp asıllı Obrenoviç Hanedanı'nın adının Slavca Avarlar için kullanılan Obr kelimesinden geldiğini düşünürler.[30]

Avarlar tarih sahnesinden çekilmelerine dair Rusçada "pogiboşa aki Obre" (Погибоша, аки О́бры) yani "Avarlar gibi yok oldular" diye bir atasözü bulunmaktadır.[47] Ayrıca Avar adı, birçok yerleşim yerlerinin adında da geçmektedir. Bugün Karadağ sınırları içinde bulunan Bar şehrinin eski adı Antivari olup bu kelime Latincede Avarların şehri anlamına gelen Civitas Avarorum kelimesinden gelmektedir. Yunanistan'daki Pilos şehrinin eski adı da Navarin olup eis ton Avarinon kelimesinden geldiği düşünülmektedir.[48]

Efsaneler[değiştir | kaynağı değiştir]

Kremenets'teki kale.

Avarların, Doğu Slavlardan bir kabile birliği olan Duleblerin savunduğu bir kaleye hücum etmelerini ve İrva isimli bir kızı konu alan Kremenets efsanesi gibi Avarlardan bahsedilen bazı efsaneler vardır.[49] Bu efsaneye bugün Ukrayna sınırları içinde bulunan Kremenets şehri bir prens tarafından yönetiliyordur ve prensin İrva adında güzel bir kızı vardır. Avar hükümdarı ise bu kız ile evlenmek ister. Fakat Slav geleneklerine göre kızlar evlenecekleri kişiyi kendileri seçiyorlardır. Avar elçileri hükümdardan İrva'ya ipek bir şal getirir. İrva bu şalı iki parçaya böler ve eğer şal tekrar birleşirse onunla evleneceğini söyler. Ardından Avar kuvvetleri kızı almak için şehre gelir. Duleb askerleri şehri korurlar fakat sayıları yetersiz olduğu için yenik düşerler. İrva, ölen babasını kılıcını alır ve savaşmaya devam eder. Sonunda çevresi sarılır. İrva teslim olmak yerine kayalıklardan atlayarak intihar eder. Gözünden dökülen yaşlar da İrva Nehri'ne akar.[50] Avar büyücüleri hakkında da bir rivayet vardır. Tarihçi Tourslu Gregory'nin yazdığına göre Avar büyücüleri, I. Sigebert önderliğindeki Franklar ile yapılan bir savaş sırasında fırtına çıkararak ordularının savaşı kazanmasını sağlarlar.[51]

Kültür[değiştir | kaynağı değiştir]

Yerleşimleri[değiştir | kaynağı değiştir]

Damjanich János Müzesi'nde Avar kalıntıları.

Avarlar Bizans ile vuku bulan savaş neticesinde 602 yılında göçebeliği bırakmışlar ve genel bir yerleşme hareketi başlatmışlardır. Fakat yine de Avarlardan geriye göçebe bir grup kalmıştır.[34]

Avarların oturdukları evler ahşap duvarlı yapılardır. Evin içinde buğday öğüttükleri ve ısınmak amacıyla ocak bulundurdukları bilinmektedir. Evlerin arasında genellikle farklı kömler, çukurlar, hendekler ve fırınlar bulunurdu. Elbe Nehri kıyısındaki ve Moldova'daki evler gibi 7. yüzyıla ait evler de daire oluşturacak şekilde inşa edilmiştir. Avarlar bahardan sonbahara kadar yarı göçebe hayat sürerler, hayvanlarını meralarda otlatırlardı. Kış aylarında ise köylere dönerlerdi.[52] Ayrıca Avarların yerleşim yerleri tarih boyunca yerleşen diğer halklarda da görüldüğü gibi su kaynaklarına erişimin kolay olduğu bölgelerdedir. Avar dönemindeki su kaynaklarına uzak alanlarda yerleşimin seyrek olduğu kanıtlanmıştır.[53]

Macaristan'da O. Trogmayer tarafından ilk Avar dönemi evi bulundu. Trogmayer, evin 8. yüzyıla ait olduğunu söylerken, I. Bóna 7. yüzyılın sonu ile 8. yüzyılın başı arasında yapılmış olduğunu iddia etti.[54] 1966'da Macaristan'ın Dunaújváros kentinde yapılan kazıyla çok uzun yıllar yerleşim bölgesi olduğu anlaşılan geniş bir bölge ortaya çıkarıldı. 11 tanesinin 620-670 Avar dönemi tarihli olduğu saptanan 34 ev bulunmuş ve kazının bir bölümü döküman hâline getirilmiştir. Yine Macaristan'ın farklı yerlerinde yapılan kazılarda, çukur kazılarak yapılan evler, fırınlar, ev eşyaları (seramikler, kap kacaklar, tencerler, v.b), hendekler ve kuyular bulunmuştur.[54] Bunların yanında metal olarak; küpeler, iğneler ve bıçaklar bulnumuştur. Avusturya'daki Avar dönemine ait dağınık bulgular genellikle daha önce Romalıların yerleşmiş oldukları bölgelerden çıkarılmıştır ve çıkarılan iki Avar yerleşimi de, tepe üzerinde bulunmaktadır.[55] Ayrıca; Slovakya, Sırbistan ve Slovenya gibi ülkelerdeki kazılarda da Avar yerleşimlerine rastlanılmıştır.

Sanat[değiştir | kaynağı değiştir]

Szolnok'daki Damjanich János Müzesi'nde Avar kalıntıları.

Avar sanatı, kendine has özelliklere sahip olmakla birlikte Orta Asya ile Avarlardan bir asır evvel Macaristan ve çevresine hakim olan Hunların sanatından sanatından etkilendiği düşünülmektedir. Hun sanatı ile arasındaki en büyük farklılık, Hun sanatında geometrik şekillerin, Avar sanatında ise hayvan şekillerinin bulunmasıdır. Ayrıca Avarlar, kültür ve sanat açısından Hunlardan daha gelişmiş bir durumdadır.[56] Macaristan'daki kazılarda Avarlara ait çifte borulu bir kaval bulunmuştur. Bu kaval, Avarlara ait bir müzik aleti olmasından dolayı önemlidir.[3]

Giyim kuşam[değiştir | kaynağı değiştir]

Avar erkeklerinin kıyafetleri ise bir cüppeden meydana gelmektedir.[57] Avarların çoğu atlı olduğu için cüppenin üzerinden bele kemer bağlanmıştır.[58] Ayrıca boncuk ile süslenmiş kolyeler taktıkları bilinmektedir. Avar kadınlarının ise nakışlar ile süsülenmiş elbiseler ile kırmalı etekler giydiği bilinmektedir. Avalar küpe de kullanmışlardır.[57] Ayrıca Macar tarihçi Géza Fehér, Bizanslıların giydiği skaramangion adlı kıyafetin Avar kepeneğinden geldiğini düşünmektedir.[59] Bunun yanı sıra Fars kökenli olduğu da düşünülmektedir.[60]

Din[değiştir | kaynağı değiştir]

Dil[değiştir | kaynağı değiştir]

Kesin olarak Ural Altay dil ailesinin Ogur grubu içinde sınıflandırılan[61][62] Avar diline dair bilgiler oldukça az olup Nagyszentmiklós ve Szarvas şehirlerinde bu dile ait anıtlar bulunmaktadır.[63] Avarların ırkları gibi dili de belirsiz olup genel olarak Türk dili kabul edilmektedir.[64] Bunu ilk kabul edenlerden biri de Macar oryantalist Ármin Vámbéry'dir. Macar tarihçi András Róna-Tas da Vámbéry'i teyit etmiştir. Ayrıca Szarvas'taki yazıtların da Türk dilinde yazıldığını söylemiştir.[65] Paul Pelliot ve Jean-Paul Roux gibi tarihçiler ise Avar dilinin Moğol dili olduğunu söylemiştir.[66] Eugene Helimski ve ekibi ise Nagyszentmiklós'tan çıkan ve Avarlar ile ilgisi olduğu düşünülen anıtı araştırdıktan sonra burada kullanılan dilin Tunguzca olduğunu söylemiştir.[67] Ayrıca Macar dilbilimci János Harmatta, Avar mezarından bulduğu Jánoshíd İğneliği'nin üzerindeki runik yazıdan üç tane Avarca cümle tespit etmiştir. Avar diline ait olup Latince ve Yunancaya geçmiş özel adlar ve rütbe adları mevcuttur. Bu kelimeler Latinceden; iugurrus, caganus, tudun, canizavci ve Yunancadan; Baianos, Kōkh, Kandikh, Solakhos, bookoabrastır.[33]

Ekonomi[değiştir | kaynağı değiştir]

Avarlar geçimlerini uzun süre yağmacılık ile sağlamışlardır.[68] Bunun yanında temel geçim kaynakları hayvancılıktır. Hatta bazı tarihçiler Eflak'ta çobanlığın gelişmesinde Avarların etkisi olduğunu düşünmektedir.[69] Hayvancılıkta Avarlar için ehli at çok önemliydi. Avarlar atın yanı sıra inek gibi büyükbaş hayvan, koyun, keçi ve tavuk besledikleri bilinmektedir. Avarlara ait bazı mezarlarda boyanmış yumurtalar bulunmuştur. Yiyecek kalıntıları arasında bulunan domuz kemiklerinin Avarlardaki inanışa göre mezarlara konan ve ölümden sonraki yolculuğa besin sağlaması için konulan domuzlara ait olduğu düşünülmektedir.[52] Avarlarda tarım işleri Slavlara verilerek gerekli ürünleri tedarik edilmiştir.[70] Bu yüzden Slavların Avar yaşantısında büyük önemi vardır. Alman Türkolog Josef Markwart, bu konu ile ilgili şöyle demiştir; "Avarlar göçebe oldukları için zaptettikleri yerlere çiftçileri yerleştirmek menfaatleri icabı idi."[71] Avarların yetiştirdiği tarım ürünleri hakkında çok az şey bilinmektedir. Bulunan kalıntılar Avarların Slavlar ile darı yetirştirdiğini ve 6-7. yüzyıllarda buğday, 9. yüzyılda da çavdar ve yulaf yetiştirildiğini göstermektedir. Toprak ahşap gövdeli ve metal uçlu sabanla sürülürdü. Macaristan ve Moravya topraklarında metal uç 9. yüzyıldan itibaren kullanılmaya başlanmıştır. Hasat ise orakla yapılırdı.[52]

Ordu[değiştir | kaynağı değiştir]

Dosya:Avarhorse.jpg
Angus McBride tarafından çizilen Avar askerleri

Devletlerinin örgütlenmesi ordu ve askeriye dayandığı için ordu Avarlar için çok önemlidir. Kara ordusunun temel gücü, genellikle Avarlar ve Bulgarlardan oluşan süvari birlikleridir.[72] Uzun süre Bizans'a hizmet eden bu süvariler, Bizans ordusunu etkileyerek onların ordusundaki süvari sayısı zamanla artmıştır.[44] Ordunun diğer önemli gücü ise mergen isimli okçulardır. Ordudaki piyade kuvvetleri ise Slavlar, Gepidler ve diğer kabilelerden meydana gelmektedir.[33]

Avar askerleri yay, kılıç, mızrak ve zırh gibi çeşitli silahları kullanmıştır. En önemli silahları ok ve yay olup askerlerin kemerinin sol kısmında yay, sağ kısmında da içinde okların bulunduğu koruyucu bulunmaktadır.[6] Avar yaylarının belirli kısımları ağaçtan ve esneklik sağlaması için kemikten yapılmış olup bu yaylar normallerinden daha kalın ve 60-160 cm arası daha kısadır. Yayların kısa olması sayesinde okçular dakikada 20 ok atabilmektedir. Okların uzunluğu ise 120-130 cm kadar olup uçları üç kanattan oluşmakta ve böylece 500 metreye kadar hedef alınabilmektedir. Kılıçların iki tarafı da keskindir. Bilahare eğri kılıç da üretilmiştir. Mızraklar da Avar ordusu için önemlidir, zırhı delebilecek özelliktedir. Avarların genellikle altından yapılma kemerleri de statü farklarını belirtmek üzere birbirinden farklı üretilmiştir. Kemerler askerî rütbeleri de belirtir. Avar zırhları umumiyetle deriden yapılmıştır. Gürz kullanımı yaygın değildir.[73] Orta Asya kökenli üzengi ise ilk kez Avarlar sayesinde Avrupa halklarına ulaşmıştır.[74] Bu üzengiler daire biçmindedir.[75] Çoğu Orta Asya kökenli olan Avar silahları başta Avar zevkine göre Bizanslılarca üretilmiş, ardından Avarlar üretime geçmiştir.[73]

Kaynakça[değiştir | kaynağı değiştir]

Dipnotlar[değiştir | kaynağı değiştir]

  1. ^ a b Christopher I. Beckwith (2009). "Empires of the Silk Road: A History of Central Eurasia from the Bronze Age to the Present". Princeton University Press. ss. s. 103. ISBN 978-0-691-13589-2. 
  2. ^ İlhan Tekeli (1995). "Dünden bugüne İstanbul ansiklopedisi". Kültür Bakanlığı. ss. s. 48. ISBN 9757306088. 
  3. ^ a b c d e f g h Yılmaz Öztuna. a.g.e.. ss. c. 1, s. 189-191. 
  4. ^ a b c Florin Curta (2006). "Southeastern Europe in the Middle Ages, 500-1250". Cambridge Medieval Textbooks yayını. ss. s. 62. ISBN 0-521-81539-8. 
  5. ^ a b Cevat Hey'et, Melek Müderriszade (1996). "Türklerin tarih ve kültürüne bir bakış". T.C. Kültür Bakanlığı. ss. s. 28. 
  6. ^ a b James Minahan (2002). "Encyclopedia of the Stateless Nations: S-Z". Greenwood Pub Group. ss. s. 217. ISBN 0313323844. 
  7. ^ Hüseyin Namık Orkun (1946). a.g.e.. ss. s. 79. 
  8. ^ Hüseyin Namık Orkun (1933). "Attila ve oğulları". Renizi Kitaphanesi. ss. s. 152. 
  9. ^ a b İbrahim Kafesoğlu. a.g.e.. ss. s. 140-142. 
  10. ^ Laszlo Rasonyi (1971). "Tarihte Türklük". Türk Kültürünü Araştırma Enstitüsü. ss. s. 77. 
  11. ^ Yusuf Hamzaoğlu (2000). "Balkan Türklüğü". T.C. Kültür Bakanlığı. ss. c. 1, s. 391. 
  12. ^ Wojciech Szymański (1979). "Awarzy. Węgrzy". Ossolineum. ss. s. 28-29. 
  13. ^ Rıza Nur, Erol Kılıç (1982). "Türk tarihi". Toker Yayınları. ss. c. 1, s. 95. 
  14. ^ "Avare - Büyük Türkçe Sözlük" (Türkçe). Türk Dil Kurumu. http://tdkterim.gov.tr/bts/?kategori=verilst&kelime=avare+&ayn=tam. Erişim tarihi: 1 Eylül. 
  15. ^ Vasily Abaev (1996). "Historical- etymological dictionary of Ossetic". 
  16. ^ G. A. Voskanyan (1986). "Russian-Persian Dictionary". 
  17. ^ Magomedsaid Saidov (1967). "Avarca-Rusça Sözlük". 
  18. ^ Walter Pohl (1998). "Conceptions of Ethnicity in Early Medieval Studies". "Debating the Middle Ages: Issues and Readings". ss. sf. 18. http://www.kroraina.com/bulgar/pohl_etnicity.html. 
  19. ^ Pavel Ivanoviç Puçkov, S. S. Neretina. a.g.e.. ss. s. 96. 
  20. ^ Ali Kemal Meram (1974). "Göktürk İmparatorluğu". Hüsnütabiat Matbaası. ss. s. 15. 
  21. ^ K.H. Menges (1985). "Altaic people". "Encyclopaedia Iranica". ss. s. 908–912. 
  22. ^ Harald Haarmann (2005). "Awaren". "Lexikon der untergegangenen Völker". ss. s. 65. 
  23. ^ Türk Tarih Tetkik Cemiyeti (2000). "Tarih I Tarihtenevelki Zamanlar ve Eski Zamanlar". Kaynak Yayınları. ss. s. 39-40. 
  24. ^ a b c d Hasan Celâl Güzel, Kemal Çiçek, Salim Koca. a.g.e.. ss. c. 2, s. 221-224. 
  25. ^ Dr. Mehmet Tezcan. "The Ethnonym Apar in the Turkish Iscriptions of the VIII. Century and Armenian Manuscripts" (İngilizce). Transoxiana.org. http://www.transoxiana.org/Eran/Articles/Tezcan_Apar.pdf. Erişim tarihi: 4 Nisan. 
  26. ^ Edward Gibbon. "The history of the decline and fall of the Roman Empire". ss. c. 5, s. 176. 
  27. ^ İbrahim Kafesoğlu. a.g.e.. ss. s. 67. 
  28. ^ Doğan Avcıoğlu (1979). a.g.e.. ss. c. 3, s. 1107. 
  29. ^ Albert Herrmann (1935). "Historical and Commercial Atlas of China". Harvard University Press. ss. s. 30-31, 32. 
  30. ^ a b c Hasan Celâl Güzel, Kemal Çiçek, Salim Koca. a.g.e.. ss. c. 2, s. 257. 
  31. ^ J. A. S. Evans (1996). The age of Justinian. Routledge. ss. s. 260. ISBN 978-0415022095. 
  32. ^ Pavel Ivanoviç Puçkov, S. S. Neretina. a.g.e.. ss. s. 94. 
  33. ^ a b c d e "Türk Ansiklopedisi". Milli Eğitim Basımevi. 1964. ss. c. 4, s. 237-246. 
  34. ^ a b c d "Tarihte Türk Devletleri". Ankara Üniversitesi. 1987. ss. c. 1, s. 196-201. 
  35. ^ Herwig Wolfram (1997). "The Roman Empire and its Germanic peoples". University of California Press. ss. s. 304. 
  36. ^ Steven Runciman (1930). "A history of the first Bulgarian empire". G. Bell & Sons. ss. s. 10. http://www.promacedonia.org/en/sr/sr_1_1.htm. 
  37. ^ András Róna-Tas. a.g.e.. ss. s. 262. 
  38. ^ Grégoire de Tours (1990). "L'histoire des rois Francs". ss. c. 4, s. 29. ISBN 2-07-071793-3. 
  39. ^ Hasan Celâl Güzel, Kemal Çiçek, Salim Koca. a.g.e.. ss. c. 2, s. 229. 
  40. ^ Lev Nikolayeviç Gumilyov (1993). "Ancient Turks". ss. s. 38,39. 
  41. ^ a b Hasan Celâl Güzel, Kemal Çiçek, Salim Koca. a.g.e.. ss. c. 2, s. 231. 
  42. ^ Doğan Avcıoğlu (1978). a.g.e.. ss. c. 2, s. 788. 
  43. ^ Hüseyin Namık Orkun (1946). a.g.e.. ss. s. 123. 
  44. ^ a b Doğan Avcıoğlu (1978). a.g.e.. ss. c. 2, s. 792-793. 
  45. ^ Hasan Celâl Güzel, Kemal Çiçek, Salim Koca. a.g.e.. ss. c. 2, s. 243. 
  46. ^ Olajos Teréz. "Az avar továbbélés kérdésérõl" (Macarca). Könyvtári Központ. http://www.lib.jgytf.u-szeged.hu/folyoiratok/tiszataj/01-11/olajos.pdf. Erişim tarihi: 20 Eylül. 
  47. ^ Muallâ Uydu Yücel (2007). "İlk Rus yıllıklarına göre Türkler". Türk Tarih Kurumu. ss. s. 83. 
  48. ^ Ahmet Caferoğlu (1970). "Türk dili tarihi". Edebiyat Fakültesi Basımevi. ss. c. 1, s. 82. 
  49. ^ "Тернопільський Енциклопедичний Словник". Збруч. 2004. ss. c. 1. ISBN 9665281976. 
  50. ^ "Кременець" (Ukraynaca). Castles.com.ua. http://www.castles.com.ua/kre.html. Erişim tarihi: 20 Ekim. 
  51. ^ Rıza Zelyut (2007). "Yabancı kaynaklara göre Türk kimliği". Fark Yayınları. ss. s. 252. ISBN 9756424281. 
  52. ^ a b c Pavel Ivanoviç Puçkov, S. S. Neretina. a.g.e.. ss. s. 98. 
  53. ^ Miklos Takács (2000). "Einige Aspekte der Siedlungsgeschicte des südlichen Drittels des Donau-Thieß-Zwischenstromlandes von der awarischen Landnahme bis zum Ende des 11. Jahrhunderts". ActaArchHung (Acta Archaeologica Academiae Scientiarum Hungariacae-Budapest) 54. ss. s. 462-463. 
  54. ^ a b István Bóna (1971). "Ein Vierteljahrhundert der Völkerwanderungsforschung in Ungarn". ActaArchHung (Acta Archaeologica Academiae Scientiarum Hungariacae-Budapest) 23. ss. s. 314. 
  55. ^ H. Winter (1997). "Awarische Garb-und Streufunde aus Österreich Ein Beitrag zur Siedlungsgeschichte. Monographien zur Frühgeschichte und Mittelalterarchäologie". Innsbruck. ss. c. 4. 
  56. ^ Bahaeddin Ögel (1984). "İslâmiyetten önce Türk kültür tarihi". Türk Tarih Kurumu Basımevi. ss. s. 114-118. 
  57. ^ a b Joyce Moss, George Wilson (1993). "Peoples of the world". Gale Research. ss. s. 5. ISBN 0810388677. 
  58. ^ André Du Nay (1977). "The early history of the Rumanian language". Jupiter Press. ss. s. 193. ISBN 0933104030. 
  59. ^ Géza Fehér (1984). "Bulgar Türkleri tarihi". Türk Tarih Kurumu Basımevi. ss. s. 84. ISBN 975-16-1126-1. 
  60. ^ Agnes Geijer (1982). "A History of Textile Art". Rizzoli Intl Pubns. ss. s. 128. ISBN 0856670553. 
  61. ^ Glanville Price (2000). "Encyclopedia of the Languages of Europe". WileyBlackwell. ss. s. 68. 
  62. ^ Angela Marcantonio (2002). "The Uralic Language Family". WileyBlackwell. ss. s. 24. 
  63. ^ András Róna-Tas. a.g.e.. ss. s. 132. 
  64. ^ Pavel Ivanoviç Puçkov, S. S. Neretina. a.g.e.. ss. s. 106. 
  65. ^ Vékony Gábor (2002). "Magyar őstörténet, magyar honfoglalás". ISBN 963-9402-16-8. 
  66. ^ Orhan Türkdoğan (1997). "Etnik sosyoloji". Timaş Yayınları. ss. s. 212. 
  67. ^ "Тунгусоманьчжурский Языковой Компомент" (Rusça). Helimski.com. http://helimski.com/1.18.doc. Erişim tarihi: 23 Eylül. 
  68. ^ J. H. W. G. Liebeschuetz (2003). "Decline and fall of the Roman city". Oxford University Press. ss. s. 291. ISBN 0199261091. 
  69. ^ Ahmet Tacemen (1998). "Türk kimliği". Niğde Üniversitesi. ss. c. 1, s. 731. 
  70. ^ İbrahim Kafesoğlu. a.g.e.. ss. s. 145. 
  71. ^ Laszlo Rasonyi. a.g.e.. ss. s. 82. 
  72. ^ "Ana Britannica: Genel Kültür Ansiklopedisi ". Ana Yayıncılık, Hürriyet gazetesi. 1994. ss. c. 3, s. 340. ISBN 975-7760-01-3. 
  73. ^ a b Feridun Mustafa Emecen. a.g.e.. ss. s. 122-124, 151. 
  74. ^ David Christian (1998). "A history of Russia, Central Asia, and Mongolia". WileyBlackwell. ss. s. 281. ISBN 0631208143. 
  75. ^ Yılmaz Öztuna. a.g.e.. ss. c. 9, s. 256. 
  • Kısaltmalar; a.g.e. (adı geçen eser), c (cilt), s (sayfa), s. x,x (sayfa x ve x)

Kullanıcı:Teemeah'ın Macarca çevirisi

  • Avarların eski tarihi
  • 350 yılından sonrası Orta Asyalı göçüş

350 yıllarında Orta Asya'yı, o zamandaki ismine göre Toharistan'ı, orda yaşamış olan Alanlar'ı çıkaran yürük bir halk fethetmişti. Çin kaynaklara göre bu halkın ismi 'Hua' (滑) (Uar). Aynı zamanda başka çin kaynaklarda Hiung-nu isimli bir halk gösterilmektedir. Bu yeni halkın önderleri, Baktria'da yunanaca bastırılmış paralarında kendilerine 'Oino' ismi vermişti. Böylece, Orta Asya'da aynı zamanda uar, Oino/Hiung-nu isimli halkların görünmesi mümkündür. Belki de iki ayrı halkalar, bazi araştırmacılara göre Uarlar Avarlarla aynıdır, Hiung-nular da Hunlarla. Ancak bu teorilere belli kanıtlar bulunmamaktadır.

Hiung-Nu İmparatorluğun çökmesinden sonra şimdiki Güney Çin'de ve Moğolistan'da yaşayan Hiung-nular başka imparatorlukların altında kalmıştılar ve 4. yüzyılda yeni Cücen İmparatorluğun kuruluşunda yer almıştılar. Bazı kaynaklara göre Cücenler Avarların ataları olabilir.

  • Ak Hunlar
Ak Hun İmaratorluğu, 520 yıllarında

Toharistanda 456'da Ak Hun Imparatorlugu kuruldu. Kral I. Khingila (?430-490) Uarları ve Hiungnuları birleştirdi, bu halklar bundan sonraki kaynaklarda hem Ak Hunlar hem Uarhunlar olarak gösterilmektedir. Bu ismi Bizanslı yazar Priskos'un eserlerinde de bulunur, kendisi Atilla'nın imparatorluğunun çökülmesinden sonra savirlere (sabir people) saldırmış bir Uarhun halk hakkında bahsediyor. Eğer uarlar Avarlarmış, o zaman Avarlardan Avrupada ilk olarak burada bahsedilmiş.

Uarhunların sanskritçe ismi Huna veyza Svetahuna imiş - yani Ak Hunlar.

  • 558 civarındaki göçüş

557'de Türkler Cücenlerin İmparatorluğunu fethetmişti ve Batıya doğru açılmaya başlamıştı, Ak Hunları da fethetmişti. Aynı zamanda Avarlar Doğu Avrupaya göç etmeye başlamıştı. 558'de Bizansa Avar temsilciler varmıştı, 567 yılına kadar Karadenize yakın yaşayan Utrigur, Kutrigur ve Antlar (Antes people) boylarını fethetmişlerdi. Sonra Lombardlarla itifak yapmıştılar, ama Lombardlar Avar komşuluğundan korkarken Güney İtalyaya göçüp Karpat Havzasını Avarlara bırakmıştılar.

576'da II. Tiberius Constantinus Bizanslı İmparator temsilcilerini Batı Türklere göndermişti, II. Justinus ile Batı Türklerin kağanı İstemi ile oluşturdukları anlaşmayı yenilemek için, ama Kağan Turxanthos (Türk Sad) Bizansların Avarlara verdikleri yardım yüzünden çok küsmüş ve onu zor sakinleştirebildiler.

  • Sahte Avarlarin konusu

Priskos'dan sonra ancak Menandros ve Theophylakos Simokattes Bizansli tarih yazarlari avarlar hakkinda bahseder. Theophylakos'a göre Türkler once heftalitleri (abdelleri) fethetmis, sonra da Avarlari, ama bu Avarlar 557'de Avrupaya göcmüs avarlarla ayni degilmis. Theophylakos'a göre bu "avarlar" daha önceki, Asya'daki avarlarin sadece ismini calmislar, diger halklari korkutmak icin, ve aslinda ogurlardandir. Theophylakos bu yüzden onlara Sahte Avar ismini vermis (pseudoavaroi). Sahte Avarlar'in teorisi hala tartisilir.

  • Avar Imparatorlugu
  • Evvel Avar cagi

Avar Imparatorlugun kurulusu olarak 568 sanilir, Karpat Havzasina geldiklerinden sonra, ve Avar Imparatorlugunda Gepidler (Gepids), Sarmatlar, slavlar ve bulgartürkleri yasamisti. Tüm Karpat Havzasi onlarin idi, ama Sirmium'u (Sremska Mitrovica) ancak 582'de fethetmistiler, daha sonra, 584'te Singidunum (Belgrad) da Avarlarin olmustu. Slav müttefiklerle Bizansa karsi cikmistilar. 586'da Thessaloniki'yi de fethetmistiler. 626'da Bizansa karsi yenilmistiler ve Slavlar da ayaklanmisti.

  • Gec Avar cagi

Birkac bilim adamlarina göre ilk Macarca yazilmis sözler bu cagdandir. Szarvas sehrinde bulunmus igne kutusundaki yazitlar Gabor Vekonya'a göre ancak Macarca okunabilir. Andras Rona-Tas'a göre ama yazitlar eski Türk dilinde yazilmis olmali. Belli bir sonuc yoktur.(ref-Vékony Gábor 2005: Magyar őstörténet - Magyar honfoglalás. ISBN 9639402168)

670'den sonra Bizansa karsi savaslar bitmisti, cünkü o yillarda Onogur ismine de sahip olan Bulgar Türkleri iki imparatorlugun arasinda yerlesmisti. Bu zamanlarda bir halk daha gelmisti, Uniguri veya Ungri isimli, daha önce Bulgar Türklerinle ayni sayilmis bir halk. Gyula Laszlo'nun "ikili yerlesim" teorisine göre bu halk Macarlarin ilk akisi idi. Bu cagdaki bulgular (griffli-filizli motifler) bu yeni halki ayirtirlar, ama daha sonra motifler kaynasmaya basladi (halklar da birbirinle kaynasti). 670 ile 690 arasinda Bizansli kaynaklarda Avarlardan bahsedilmemisti.

Karolenj Imparatorlugu 788'de savas baslatti Avarlara karsi, ama yenilmisti. Ancak Avar Imparatorlugun icinde de huzursuzluk yasanmisti, ic savas baslamisti. Birilere göre ikilim degismis ve kuraklik yüzünden zor zamanlar yasanmis. Bu dönemde karolenjler savasi yeniden baslatmisti ve Avar Imparatorlugu cökmüstü. 796'da ülkenin batisindaki önder Hristiyan olmustu. Son olarak da Krum Bulgar hanin baslattigi savas Avarlari bitirdi. Son olarak 822'de, Karolenj Imparatorluguna gönderilmis Avar temsilcilerden bashedilir. Buna ragmen, bulgulara göre Avarlar 10. yüzyila kadar varmislardi.(ref-Lásd: Olajos Teréz: Az avar továbbélés kérdéséről (PDF))

  • Kaynaklar

Kullanıcı:Ertly'nin Rusça çevirisi

Damjanich János Müzesi'nde Avar iskeletleri.
  • Аvarlar, (Yunanca Άβαροι, Ουαρχωννιται, bir tür zırh; Rusça О́бры) göçmen kabile topluluğudur. 6. yüzyılın başlarında batıya doğru göçmeye başlayacak ve Pannonii isimli Avar Kağanlığını kuracak ve 9.yüzyıla kadar ayakta kalacaktır. Avarlara ilişkin bilgiler Bizans (Feofilakt Simokatta, Menandr, John Efessky) ve Frank (Fredegara Günlükleri, Pavel Diakon) kaynaklarında bulunur. Avar kelimesinin kaynağı ise tam olarak bilinmemektedir.
  • Kökenleri

Etnik olarak Avarlara dair farklı teoriler bulunmaktadır. Avarların Moğol, Pers ve Türk kökenli olduklarına dair farklı teoriler bulunmaktadır. Ancak tüm teorilerin ortaklaştığı nokta Avarlara bağlı kabile topluluğunun homojen bir etnik kökene ait olmadığı yönündedir. Avrupa’ya doğru göç hareketinde özellikle Türk kabilelerinden yoğun şekilde etkilenmişlerdir. J.Markvart, V.Eberhard, R.Grusse, K.Menges, P.Pelo, E.A.Helimsky gibi tarihçilere göre Avarlar Moğollardan gelmektedir. Bu teori kanıtlarını genellikle dilbilim alanından bulmaktadır. Erken Moğol kaynaklarının Slav dillerine olan benzerliği bu teoriyi kuvvetlendirici şekilde benzerdir. Genel kabul görülen kanı ise Avar birliğinde Moğol kabilelerin varolsa da bunların Avarların çekirdeğini oluşturmadığı yönündedir. Eski dönemlerde Tarım Havzası ve Afganistan’dan göç eden bir kavime dair bilgiler Çin kaynaklarında bulunmaktadır. Türk araştırmacı Mehmed Tezcan’a göre Çin kaynaklarında “Xya” ismi verilen kabile Afganistan’daki Beyaz Hun kabilelerindendir. Bu yöndeki tez Japon araştırmacı Katsuo Enoki’nin yanı sıra Nikolay Kyorrer, K.Tsegled, A.Hermann tarafından da desteklenmektedir. Hazırladığı “Çin Atlası”nda Hermann, Horasan ve Toharistan ve buraya komşu bölgeleri Avar kabilelerine ait geleneksel topraklar olarak adlandırır. Referans kitaplarında ise Türk kabilelerinin geçmişi Avarlara kadar genişletilmektedir. Bu tanım özellikle Avar Kağanlığı dönemindeki Türk etkisinin arttığı son dönemler için geçerlidir. Bilimsel alanda bu teoriyi geliştiren Macar tarihçi A.Rona-Taş’a göre Avarlar ilk dönemlerden itibaren Türk dilinin bir lehçesini konuşmaktaydılar ve Avar kabile birliğinin iskeletini Uygur Türkleri oluşturmaktaydı. Bazı araştırmacılar da Bizanslı tarihçi Fiofilakta Simokatty ve Menandora’ya dayanarak Avrupa’da bazı kabilelerin düşmanlarını korkutmak için Avar ismini kullandığını belirtmiştir. İmparator Justinyen Bizans tahtına çıktığı zaman Yap ve Hinni isimli bazı kabileler Avrupa’ya gelmiş durumdaydılar. Bu kabileler kendilerine Avarlar diyecek ve liderlerine de kağan ismini vereceklerdir. Bu kabilelerin neden başka bir kabilenin ismini aldığına dair tarihçiler Gumilev ve Artamonov’un da katıldığı bir açıklamaya göre Yap ve Hinni kabilelerinden Varselt, Unnigi Sabiri gibi kabileler bulundukları askeri olarak kötü durumlardan dolayı komşu Avar kabilelere elçiler gönderecek, değerli hediyeler karşılığında yardım talep edeceklerdir. Avarların da onlara elçiler göndermesini fırsat bilen kabileler İskit halkları arasında en gözükara ve en savaşçı kabile olan Avarların isimlerini çalarlar. Bu kabileleri asıl Avarlardan ayırt etmek için tarihçiler, sahte anlamına gelen pseudo-Avarlar terimini kullanmaktadır.

  • Etimoloji

Avar kelimesinin etimolojik kökenini açıklayan bir kaç hipotez bulunmaktadır. Pers kültürünü inceleyen Abaeva kelimenin İran kökenli olduğunu iddia eder. Kelime İran dilinde getirmek, sonuçlandırmak, geçiş yapmak anlamına gelmektedir. Ayrıca gezgin, serseri, mülteci gibi anlamlarda da kullanılmaktadır. Kafkas dillerinde sık kullanılan awarag kelimesi, peygamber, elçi, mesih anlamına gelir. Türkçede ise avare kelimesi boş gezen, aylak, derbeder anlamındadır. Mehmed Tezcan ise apar isminin tarihteki rolünü araştırdığı eserinde (ref-Mehmet Tezcan’ın makalesi) dönemin Ermeni kaynaklarında bu ismin kullanıldığını belirtecektir. Benzer değerlendirmelerden yola çıkan tarihçiler Ermeni kaynaklarında bahsedilen Aparların Avarlar olduğunu kabul edecektir. Tezcan eserinde fonetik açıdan Avarların Moğollardan gelmiş olamayacağını da belirtir. Laslo Rasoni Türkçe olarak basılan “Tarihte Türklük” adlı eserinde avar kelimesinin karşı koyan anlamında kullanıldığını yazar. (ref- Laslo Rasonyi.Tarihte Türklük. -Ankara: Türk Kültürünü Araştırma Enstitüsü, 1971. -s.77 ) Nemet’e göre ise awa ön ekinin Bulgarcadaki direnmek karşı koymak anlamından avar isminin kaynaklandığını yazacaktır. (ref-Nemet G. Hunlarin dili//Attila ve Hunlari. Ankara.1982) P.Pelo’ya göre ise av fiili imha etmek, tahrip etmek anlamındadır, buna göre avar ise tahrip eden olmaktadır.

  • Avar dili

Avarların diline dair veriler oldukça azdır ve güvenilir yorumlar yapmaya engel olmaktadır. Yazılı kaynaklarda bulunan Avar ünvanları ve kişi isimleri Altay dil ailesinde yaygın isimlerdir. Arkeolojik verilere göre Avarlara ait yazılı metinler çözülmeyecek kadar kısadır. Avar diline dair veriler içeren tek bir anıtta ise batık bir Nad-Sent-Miklosh define gemisinden çıkmış, ancak Yunan harfleriyle yazılı olan metin Rus dilbilimci E.Helimski, ekibi tarafından incelenen buluntulardan sonra kullanılan dilin Tunguzca olduğunu söyleyecek, başka bir dilbimici olan O.Mudrak ise dilin Bulgarcaya benzediğini iddia edecektir.

  • Siyasi tarih

555 yılında Avarlar Türk kabilelerinin basksıyla batıya doğru göç etmek zorunda kalır ve Aral Denizi ile Volga arasındaki bölgeye yerleşir. 557 yılında Avar atlıları Kuzey Kafkasyada görülecek ve buralardaki kabilelerle çatışma içine girecektir. Bizans’ın müttefiki olan Alanlar ve liderleri Sarosija ile anlaşan Avarlar, Konstantinapolis’e elçi gönderecektir. 558 yılında Bizans ve Avarlar arasında müttefiklik antlaşması imzalanır. Ancak o dönem Bizans’ın en büyük düşmanı olan Perslere karşı saldırmak yerine Dağıstan’da Kuma Irmağı çevresindeki Sabirov, Barsilami ile Don üzerindeki Utigileri ağır yenilgiye uğratacaktır. Ayrıca Bizans’ın onayını almaksızın Sasanilerle müttefiklik ilişkisine gireceklerdir. Karadeniz kıyılarında Bizansa düşman kabileleri de yendiklerinden ötürü daha fazla yağmanın bulunduğu Tuna bölgesine, Karpatlara giderler. Burada Bizansı zorlayan Antam kabilesine saldıran Avarlar hakimiyetlerini kuracaklardır. Buradan sonra kuzeye saldıracaklardır. Tarihçi John Efessky’ye göre avarlar artık birçok halkı fethetmiş durumdadır. 565 yılında Bizans imparatoru II. Justiniaus artık Avarlara hediyeler gönderme politikasına son verecek, Bizansın Avarların hizmetlerine artık ihtiyacı olmadığını düşünecektir. Avarlar sonraki dönemde sürekli olarak barbar kavimlerle savaş halinde olacaktır. 565 yılında Thuringia’yı talan edecek ve Frank kralı I. Sigiberta’yı esir alacaklardır. 567 yılında Lombarlarla ittifak kurarak Ostrogot Gepidleri yeneceklerdir. Lombardlara İtalya’yı bırakan Avarlar kağanları Bayan liderliğinde Zadunavja’yı merkez alarak bölgeye yerleşirler ve Bizans’a bağlı toprakları yağmalamak için seferler düzenlerler. Bayan 568 yılında Bizans’ı tehdit ederek vergi isteyecek, isteğinin yerine geirilmemesi halinde Bizans topraklarını yerle bir edeceğini söyler.

  • Avar Kağanlığı

Yetenekli ve savaşçı liderleri Bayan komutasında Avarlar Bizansın Slav saldırılarına sahne olan kuzeybatı sınırlarını korumak karşılığında Bizanstan haraç almaktaydı. 587 yılında Bizans İmparatorunun Tiveri’nin kendisine gönderdiği takviye birliklerle Bayan, Slav kabilelerini Yunan Yarımadasında yenecektir. Avarlar batıda Thurungia’ya, güneyde İtalya’ya ve neredeyse Konstantinapolis’e yaklaşmışlardır. İlirya ve Dalmaçya’da hakimiyetlerini kurmuşlardır. En güçlü oldukları dönemde kağanlıkları Elbe’den Alplere, Karadenizden Adriyatik Denizine uzanmaktaydı. Müttefiklik ve anlaşmalar vasıtasıyla Don ve Baltık’ta da hakimiyet kurmuş, sadece savaş ve ganimet ile değil, ticaretten de vergi laarak zenginleşmişlerdir. Avarlar 626 yılında uzun süren Pers-Bizans savaşlarına dahil olacak ve Slav kabileleriyle beraber Konstantinapolis’e saldıracak ancak başarılı olamayacaklardır. Deniz kuvveti olmadan saldırıya geçen ve çok iyi savunulan şehri alamayan Avarlar geri dönmek zorunda kalacaklardır. Avarlara karşı oluşan Bulgarlar, Franklar ve Slav birliğiyle olan mücadeleler sonucu olarak gerileyen Avar hakimiyeti öncelikle Macar Ovasını, daha sonra ise Karadeniz kıyılarını ve Dalmaçya kıyılarını kaybedecektir. Avar Kağanlığının kesin yenilgisi ise 7.yüzyılın sonunda gelecektir. Frank kralı Charles’a karşı ayaklanan Bavyera prensi II. Tassilo’nun yardım çağrısıyla savaşa dahil olan kağanlık 788 yılında Bavyera ve kuzey İtalya’yı işgal edecektir. Franklarla Avarlar arasındaki uzun savaş böyle başlayacaktır. 791 yılında Slovenlerin, Hırvatların da dahil olduğu Frank ordusu Avarlara karşı büyük bir saldırı düzenleyecek ve Avar topraklarına fetih için gireceklerdir. Avarlar arasında savaşta alınan başarısızlıklardan ötürü bir iktidar kavgası yaşanırken 796 yılında Avarların Transilvanyadaki merkezi ele geçirilecektir. Düşmanlarını köt durumda yakalayan Bulgarlar da durumdan faydalanmak isteyecektir. Avar liderleri her şeye rağmen savaşacak ve umutsuz durumda teslim olmayı redderek neredeyse tüm Avar soylularının yokolmasına sebep olacaklardır. Avar devletini her ne pahasına olursa olsun ayakta tutmak isteyenler direnişi devam ettirse de Avar toprakları yağmalanacak ve yakılacaktır. 803 yılında tüm Avar toprakları Bulgarlarca ele geçirilmiş olacak ve Bulgarlarla Avarların çok yakın kabileler olmaları Avarların bunlar içersinde asimile olmasını hızlandıracaktır. Avarlar bundan sonra kabile olarak Bizansa karşı Bulgar kabilelerinin yanında savaşacaktır. Franklar boyun eğdirdikleri Avarlara doğuda bugün Macaristan’ın Szombathely kentinin bulunduğu yeri içeren toprakları verecektir. Burada tekrar gelişen ve güçlenen Avarlar Frank hükümdarlarına karşı yeniden isyan bayrağını kaldıracaklardır. Frank hakimiyetine karşı başkaldıran kabileden 822 yılı kaynakları bahsetmektedir. 9.yüzyıl boyunca ise Avarlar, Slav ve Cermen yerleşimcilerin arasında erimişlerdir.

  • Avar kağanları
  • Zhuzhansky dönemi
522-552 - A-na-kuej
552-554 - Kutty
  • Avrupa Avarları
552? - 558 - Kandlik
562-602 - Bayan
602 630 – Bayan’ın iki oğlunun iktidarı

814 yılında Franklar önünde son ve kesin yenilgi alınmadan önce Avar önderi Tudun Kazhd’ın Teodorus ismini aldığı B. Lukács tarafından rivayet edilir.

  • Avar ekonomisi

Avarların ekonomik sistemi zayıftır ve göçebe hayvancılık üzerine kuruludur. Tarım Avarlarda gelişmemiş, ancak onlara bağlı kabilelerde görülmektedir. Kölelik avar toplumunda çok yaygın değildir. Köleliğin yaygın olmadığını özellikle 6.yüzyıldaki bir fetihten sonra Avarların esir ettikleri yaklaşık 10 bin kişiyi öldürmelerinden anlıyoruz. Aynı zamanda Avarlar tarafından esir edilerek ülkenin bir başka bölgesine gönderilen esirlerin bir süre sonrasında özgürlüklerine kavuştuklarını görüyoruz. Avar kabileleri liderleri olan kağanlarını belirlerdi. Avarlar bir süreden sonra asker yetiştiren bir kavime dönüşmüştür. Avarlara ait mücevher eşyaları çok estetiktir ve sanat alanındaki ilerlemeyi gösterir. Avarlar çok güzel halılar, işlemeler meydana getirmiş, ayrıca gümüş işlemeciliğinde ilerlemişlerdir. Tüm Avrupa’da Avarların özel kemerleri aranmaktadır. Avar sanatında Türk, Pers ve Çin izleri görülebilir.

  • Ordu

Avarlara ait ailahlar ve zırhlar Alman ve Bizans tarzlarını andırı. Avar ordusunun temel gücü süvaridir. Avrupa’daki şövalye geleneğinin bu tür süvarilerden geldiği öne sürülmektedir. Avrupa kavimleri ilk kez Avarlarda üzengiyle tanışmış, ayrıca süvari kılıcını da ilk onlarda görmüştür. Avar soylularının miğferleri diğerlerinden farklı olurdu. En yetkili komutan olan kağanın iktidarı toplanan ulusal meclis tarafından verilmekteydi. Kağanın eşine hatun, kağanın yardımcılarına ise tudun denirdi. Tudunlar büyük çoğunlukla ülkenin başka bölgelerindeki yöneticilerden oluşurdu. Bölgelerde ise yerel soylular, tarkanlar bulunurdu. Tarkanlar çeşitli düzeyde kabile liderleriydi. Kabile ve kağanlık hayatında yaşlıların ayrı bir yeri olurdu. Burada bahsedilen terimlerin birçoğu Tüklerde görülen terimlerle aynıdır. Bu yönde yapılan araştırmalarda ise Avarların doğrudan Asya’yı terk ederek göçen bir Türk kabilesi olduğu tezinin doğru olduğuna ait kanıtlar bulunmamaktadır. Sonradan Avar ismini alan kabilelere nazaran gerçek Avarlar kağanlıkta azınlıktadır. Bu karışıklık yüzünden Avarların etnik bileşiminin anlaşılması zordur. Avar Kağanlığı da göç eden uluslar içinde bir tanesidir. Avarların yarattığı ortamda onlara bağlanan birçok kabile asimile olacak ve karışacaktır. Avarların savaş taktikleri Moğollarınkine benzemektedir. Sürekli düşmanı rahatsız ederek yakından savaş yerine uzaktan ok saldırıları ve beklenmedik anda süvari hücumu tercih edilmektedir. Saldırının tarzı belirsiz olduğundan düşman sürekli olarak moralsiz bırakılacak ve beklenmedik saldırılarla ordusunun dağıtılması başarılacaktır. Bizanslılar Avarların saldırı taktiklerini yıllarca inceleyecek ve benimseyeceklerdir, ayrıca Avarlardan üzengiyi alacaklardır. Ayrıca Avarlar süvariye karşı başarısız olsa da ormanlık alanda savaşmak için Slav piyadelerini de yetiştirip kullanmıştır. Avarların özel uçlu okları 500 metreden hedei öldürebilmekte, 200 metreden ise metal zırhı delebilmektedir. Avar okçuları dakikada 20 ok atabilirdi.

  • Antropolojik veriler

Avarların %80’i Avrupa kökenli, %38’i Baltık ve Akdeniz kökenlidir. Avrupada Avar kabileleri etnik olarak Avrupalıdır. Arkeolojik kazılarda elde edilen bulgular bu verileri doğrulamaktadır. Çıkık burun ve çene kemiklerinin yanı sıra uzun boylu sarışın erkeklere ait kalıntılar bulunmuştur. Buluntuların arasında Sarmatya, Kafkasya ve Moğol halklarına ait örnekler de bulunmuştur ama sıklık olarak azınlıktadır. Mezarların yapısına göre yapılan değerlendirmelerde sosyal yapı olarak Moğollarla benzerlikler bulunmuştur. Uzmanlar arasında buna karşı çıkanlar olduğu gibi (Gumilyovym), onaylayanlar da bulunmatadır (Istvan Erdeji). Muhtemelen Avrupaya ilk ayak basan Avarlar uzun ve sarışın olsa da azınlıktaydılar ve Cermen kavimleri, Sarmatlar, Baltlar içerisinde asimile oldular.

  • Gelenekleri

Avarlar, Cermen kabilelerinden Bavarialılarla temas etmiştir. Bavaria kelimesinin ise beyaz avarlar veya asil avarlar anlamına geldiği iddia edilir. Ayrıca eski Yunan şehirlerinden Navarin’in isminin de “eis ton Avarinon” (burada avarlar vardı) anlamına geldiği söylenir. Arnavutluk’daki Antivari’nin “Civitas Avarorum” (Latince:Avarların topluluğu) olan ismi de Avarlardan gelir. Ayrıca tarihçilerin geneli tarafından (J.Markvart, O.Pritsak, V.F.Minorsky, V.M.Bejlis, M.G.Magomedov, Т. M.Ajtberov) kabul edilen teze göre Kafkaslarda ve özellikle Dağıstan’da Avarların bulunmuştur. Afganistan’daki Kunduz bölgesi ortaçağda “Var-Valiz” (Avarların şehri) olarak bilinmekteydi. Çin kaynaklarında ise bu şehirden “Ahuan” diye bahsedilir. Birçok Slav dilinde avar kelimesi büyük, dev anlamına gelmektedir ve özellikle edebiyat eserlerinde ve bilgisayar oyunlarında doğaüstü yaratıklar için kullanılmaktadır.

  • Avarların mirasçıları

Kafkasyalı Avarlar genetik olarak yeterince araştırılamamıştır. Y-DNA verisi konusunda sıkıntı olduğu için Kafkasya Avarlarının Avrupa-Asya Avarlarıyla bağları bilimsel olarak incelenememiştir. Dağıstan’da Avarlara ait zengin arkeolojik sahalar keşfedilmiş olmasına rağmen, bu sahalar arkeoloji disiplini haricinde incelenmemiştir. 8. ve 9.yüzyıllara ait kimi bulguların Sarmatlara ait olduğu düşünülmektedir. Ancak bölgedeki Pers etkisi de durumu karmaşıklaştıran bir unsur olaak değerlendirilmektedir. Bölgedeki Avarlara ait bilgilerin hangisinin bir efsane hangisinin doğru olduğuna dair veriler çok azdır. Bilinen gerçekler; avar kelimesi etnik olarak var olmasına rağmen bölgede Avar varlığına dair bilgi çok azdır, Moğollarla Avarlar arasındaki yakın ilişkilere dair belgeler mevcuttur, gen yapısı olarak Avarlar İranlılardan çok Dağıstanlılara benzemektedir.

  • Bilimsel analizler

Mitokondri DNA ve Y tipi kromozomlarına göre 2004 yılında Nasidze ve Ling tarafından yapılan araştırmalarına göre Avarlara Ruslar ve Polonyalılar Kafkasya halklarından (Karaçay, Balkarlar, Azeriler, İnguşlar, Adıgeler, Kabardaylar, Abhazlar, Gürcüler, Ermeniler, Dağıstanlılar) daha yakındır. Araştırmalarda Osetler, Çeçenler, Kürtler, İspanyollar arasında yakın benzerlikler ortaya çıkmıştır. İranlılar ve Dağıstanlılarla Avarların aralarında da yakınlık bulunamamıştır. Özellikle kavim olarak Avar olmayan ancak kendilerine Avarlar diyen kabilelerin Kafkasya’daki varlığı için bu yöntem geçersizleşmektedir. Kafkas Avarlarının Avrupa-Asya Avarlarıyla farkının belirtilmesi gerekmektedir. Genlerie dayanan yapılan araştırmalara göre ise Hırvatların büyük bir olasılıkla Avarlardan geldiği düşünülmektedir. Eldeki gen haritalarına göre Y-kromozomlarına göre yapılan incelemelerde Güney Avrupa’da yaygın görülmeyen gen sıralanışı Dağıstan kaynaklı olduğu bulunmuştur. Hırvatlarda bulunan ve özellikle Avarlara özgü olan gen yapısı Avrupa’da sık görülmeyen yapıdadır. Ancak yapılan tüm bilimsel incelemeler tek bir bilimsel disiplinle sınırlı kaldığında hataya açık olduğundan arkeoloji, dil bilimi, genetik ve tarihçilerin birlikte üretecekleri bilimsel analizler daha sağlıklı olacaktır.

  • Kaynakça

ÇEVİRİ

  • В настоящее время известно местонахождение нескольких сот поселений VII - IX вв. Самые крупные раскопки в Венгрии были проведены близ г.Дунауй-вароша, где сохранились остатки 37 жилищ. На своих селищах авары жили в полуземлянках с деревянными стенами, внутри которых были сложены печи-каменки. Во многих жилищах обнаружены зерновые ямы, а между постройками - глинобитные очаги. В VII в. жилища на каждом селище располагались по кругу. (Так же располагались жилища на Эльбе и в Молдавии.) На эти зимние селища полукочевые авары возвращались вместе со скотом после выпаса его на летних пастбищах. С весны до осени они жили в легкопереносимых юртообразных сооружениях.

Основой хозяйства авар являлось полукочевое скотоводство. Постепенно полукочевой образ жизни сменялся оседлым. Поэтому часть населения (главным образом, потомки римлян, сарматов и переселившихся сюда славян) занималась и земледелием.

  • Аварская руническая надпись на костяном игольнике из могильника с. Яношхида (Венгрня, VII в.).
  • Большую роль в аварском быту играла лошадь. По костным остаткам установлено, что это были лошади в основном восточных кровей, быстрые, пригодные для передвижения в степи и на песчаных почвах [*4]. Именно таких лошадей изобразили резчики по кости и серебру раннеаварской эпохи.
  • Помимо коневодства авары разводили крупный рогатый скот, овец, коз, мелких кур - в погребениях не раз попадалась раскрашенная яичная скорлупа.
  • Исследование костей свиньи, найденных среди остатков пищи, которой снабжали умершего в дальнее путешествие по загробному миру, показало, что славянские животноводы аварской эпохи скрестили выведенную еще в неолите южноевропейскую породу домашней свиньи с североевропейской. Именно с тех пор и существует широкораспространенная в середине XX в. алфёльдская жироносная порода свиньи.

О растениеводстве авар известно мало. Остатки зерновых культур обычно находят в обугленном состоянии. Так, сохранились зерна проса (эту культуру выращивали и авары, и славяне), пшеницы (VI - VII вв.), ржи и овса (IX в.).

  • Землю пахали деревянным плугом с железным сошником. На территории Венгрии такой сошник известен с IX в., а в древней Моравии и раньше. Пшеницу жали серпом.
  • Археологические данные свидетельствуют о том, что авары знали руническое письмо: они высекали и выцарапывали различные заклинания, чтобы уберечься от бед, и именные знаки собственности (тамги) на различных предметах. Однако у нас нет данных, что эта письменность использовалась в переписке или в создании литературных памятников. По-видимому, героический эпос, легенды и сказки, существующие у всех народов, передавались изустно [*5].



Kullanıcı:Ertly'in Rusça çevirisi

  • Halihazırda 7 ila 9. yüzyıllardan kalma birkaç yüz yerleşim yeri bilinmektedir. Önde gelen kazı çalışmalarından birisi de Macaristan’daki Dunauy Varos’da gerçekleştirilmiştir. Burada 37 adet sığınak bozulmadan korunmuştur. Köylerinde Avarlar ahşap duvarlı yapılarda otururlardı. Isınmak için de bir ocak bulunurdu. Evlerin çoğunda buğday öğütülüyordu ve evler arasında derme çatma yapılar bulunuyordu. 8.yüzyıla ait olduğu düşünülen Sielišča evleri bir daire oluşturacak şekilde inşa edilmiştir. (Elbe Nehri kıyısındaki ve Moldova’daki evler de bu şekilde inşa edilmiştir.) Kış aylarında ise yaz aylarında hayvanlarını meralarda otlatan Avarlar köylere dönerlerdi. Bahardan sonbahara kadar yarı göçebe hayat sürerlerdi.

Ekonomilerinin temeli yarı göçebe doğa hayatıydı. Zamanla yarı göçebe hayatından yerleşik hayat geçildi. Bu süreçte bazı Avarlar (özellikle göçmen Romalılar, Sarmatyalılar ve Slavlar) tarımla uğraşacaklardır.

  • Bir Avar mezarından çıkartılan fildişi iğne kutudu. Yanoshhida (Vengrnya, 7.yüzyıl)
  • Avarların hayatında evcilleştirilmiş atın rolü büyüktür. Bulunan fosil örneklerinden daha çok hızlı, steplere uygun ve kumlu toprakta kolayca koşabilen doğu bölgesi atlarını tercih ettikleri görülmektedir.[*4] Bu tür atlar Avarların kemiklere veya gümüş üzerine yaptıkları eserlerde de görülmektedir.
  • Avarlar atın yanı sıra büyükbaş hayvan, koyun, keçi, tavuk besledikleri bilinmektedir – bazı mezarlarda boyanmış yumurtalar bulunmuştur.
  • Yiyecek kalıntıları arasında bulunan domuz kemiklerinin Avarlardaki inanışa göre mezarlara konan ve ölümden sonraki yolculuk için besin sağlaması için konulan domuzlara ait olduğu düşünülmektedir. Ayrıca Avar dönemindeki Slavlardaki domuz besiciliği Güney Avrupa’da domuzun Neolitik dönemde bile evcilleştirildiğini göstermektedir. 20.yüzyıla kadar büyük yaygınlıkla yetiştirilen domuz cinslerinin buradan kaynaklandığı düşünülmektedir.

Avarlardaki bitki kullanımı hakkında çok az şey bilinmektedir. Kazı alanlarında bulunan bitki artıkları yanmış durumdadır. Bu şekilde saklanmış olarak darı (Avarlar ve Slavlar tarafından yetiştirilirdi) buğday (6-7.yüzyıllar), çavdar ve yulaf (9.yüzyıl) tanecikleri bulunmuştur.

  • Toprak ahşap gövdeli ve metal uçlu sabanla sürülürdü. Macaristan ve Moravya topraklarında metal uç 9.yüzyıldan beri kullanılmaktaydı. Hasat ise orakla yapılırdı.
  • Arkeolojik buluntulara göre Avarlardaki dini hayata dair kimi bilgiler edinilebilir: Çeşitli şekillerde oyulmuş dini objeler sayesinde Avarlar kendilerini kötülüklerden korumaya çalışırlardı. Bu objelerin üzerinde sahibine dair kimi ibareler de bulunurdu. Ne var ki, bu objeler üzerindeki yazının yazışmalarda veya anıtsal yazıtlarda kullanılmış olduğuna dair bilgi bulunmamaktadır. Anlaşılan o ki, kahramanlık hikayeleri, efsaneler ve masallar halk arasında sözlü edebiyat şeklinde iletilmiştir.[*5]