Kriton (Platon)

Vikipedi, özgür ansiklopedi
Şuraya atla: kullan, ara

Kriton (Antik Yunanca: Κρίτων) bu diyalog, Platon’un gençlik eserlerindendir. Bu gençlik eserlerinin en önemli özelliği kavramlar üzerine açılan tartışmaların belirli bir sonuca ulaşmamasıdır. Kriton’da düşünülen ve girişilen bir davranış konusunda karşısındakini inandırma söz konusudur. Sokrates ölüme mahkum edilmiştir; suçu devletin tanrılarını inkar etmek, gençleri yoldan çıkartmaktır. Öğrencisi ve arkadaşı olan Kriton, öteki dostlarının da yardımıyla, suçsuzluğuna inandığı Sokrates’i hapishaneden kaçırmak, onu ölümden kurtarmak ister: ancak bu kaçırma eylemine engel olan dış etkenler değil, Sokrates’in kendisidir. Kriton diyalogunda, Sokrates bu nedenleri ortaya koyar ve bu nedenlerin doğruluğu konusunda Kriton’u inandırmaya çalışır.

Özet[değiştir | kaynağı değiştir]

Diyaloğun ana konusu, adaletsizliği bir başka adaletsizlikle karşılık vermenin yanlış bir tutum olduğu görüşüdür. Burada yer alan diğer bir konu: Yurttaşlığı kabul etmiş bir kimse, yürürlükte olan yasalara da uymakla yükümlüdür.

Mahkeme sonrasını konu alan bu diyalog, Kriton’un sabahın erken saatlerinde hapishanedeki Sokrates’i ziyaretiyle başlar. Bu ziyarette çocuklarına karşı görevlerini hatırlatır ve bir kaçma yolu önerir. Kriton’un onu hapisten kaçırmak için gösterdiği bütün çabalara karşın Sokrates, Kriton’un teklif ettiği şeyi felsefi sorgulama konusu yapmayı önerir. Bu noktada bütün Platon diyaloglarında olduğu gibi Sokrates, Kriton’a teklif ettiği şeye ilişkin sorular sorarak onu bir felsefi tartışmanın içine çeker. Sokrates'in yanıtına göre tek soru, bir kaçma işleminin doğru bir hareket olup olmayacağıdır, kişinin kendisine edilen kötülüğe kötü bir hareketle karşılık vermemesi gerekir. Yasalar her şeyden önce onun doğru davranmasını ve ondan sonra hayatı ve çocuklarını düşünmesini istemektedir. Yasaların ona söylediği budur. Kriton, Sokrates'i ikna etmeye çalışır ama başarılı olamaz. Sokrates hayatına son verenlere direnmez, verilmiş olan karara karşı çıkmaz.

Eğer Sokrates hapishaneden kaçarsa, kanun kaçağı olmuş olacaktır. Öldüğünde ise şehrin yasalarına karşı çıktığı için daha sert yargılanacağını düşünür. Bu yüzden kaçmak yerine ölmenin kendisi için daha iyi olduğuna, Kriton’u ikna eder.

M.Ö. 5.yüzyıl Atina'sı[değiştir | kaynağı değiştir]

M.Ö. 5.yüzyıl Atina’sında ilk kez eski değerleri eleştirerek ortaya çıkan sofistler toplumdaki bir takım kurumların insan yapısı olduğunu, yasaları, ahlak kuramlarını, geleneklerini, dini insanların koyduğunu, dolayısıyla değişmez olamayacaklarını ileri sürerler: buna göre, öznel ve göreli değerleri temel alan toplumun da değişebileceğini savunurlar. Oysa Sokrates düzenli bir toplum yaşamı ön görürdü: durmadan değişen öznel değerler düzeni koruyamazlardı. Sokrates 70 yıllık ömrü boyunca değişmeyen bir takım gerçeklere ulaşmaya amaçlar: ona göre, bu yolda en iyi araştırıcı ve bulucu akıldır.  Sanılar ve algılar gerçek bilgiyi veremezler. Ön yargılar incelenmelidir. Sokrates bu incelemeyi soru-cevap yoluyla yapar. Bir şey bildiğini söyleyen her insanla, bildikleri üzerine soru-cevap yoluyla tartışır: gerçek bilgi ve bilgeliği arar; ancak çoğu kez boş bilgilerle dolu insanlar koyar ortaya. Gerçekte insanlar duyularının kendilerine ilettiği algı ve sanılarla donanmıştır, gerçek bilgiden yoksundurlar.

İnsanların o zamana kadar alışmadıkları bu gerçekle yüz yüze gelmeleri onları kızdıracaktı. Nitekim, M.Ö. 5. yüzyıl Atina’sı içinde bulunduğu siyasal koşullarda henüz Sokrates’in ortaya koyduğu gerçeklere tahammül edecek olgunlukta değildi. Atina’nın kendine göre gerçekleri vardı; bunlar da bir takım kurumlarca saptanmıştı. Din, yasalar, ahlak kuramları, toplumsal ilişkiler belli bir takım değer ölçüleri içinde sürüp gidiyordu. Bu değer ölçülerinin yenilenmesi her toplumda olduğu gibi, Atina’da da tepkiyle karşılandı. O güne kadar toplumu yaşatmış olan değerlerin doğruluğuna inanan, buna hizmet eden, başka bir gerçek aramak gereğini duymayan Atina'lıyı Sokrates’in inançları şaşırtıyordu. Üstelik Sokrates inandıklarını her yer de herkese söylemekten çekinmiyordu. Bunun sonucunda hakkında dava açılmadan daha önce Sokrates aleyhinde bir tutum doğdu, ya da bazı kişilerce bilerek böyle bir tutum yaratılmak istendi.

Kriton'un Sokrates'le Tartışması[değiştir | kaynağı değiştir]

Toplumun çoğunluğu Kriton’dan, Sokrates’i hapishaneden kaçmasına yardım ederek onun canını kurtarmasını, beklemektedir. Kriton para vererek Sokrates’i oradan çıkarmak ister. Ama o kabul etmez. Para verecek başkaları da vardır. Bunlardan biri, Thebaili Simmias, bu amaçla yanında yeterli para getirmiştir, Kebes ve ona daha birçok kişi de hazırlar. Kriton’un dediği gibi, nereye gitse Sokrates’i seveceklerdi; örneğin, Tesalya’ya gitmeyi düşünürse, orada değer verecek ve Tesalya’da onu koruyacak arkadaşları vardı. Ama Kriton’a göre Sokrates, doğru davranmıyordu: kurtulmak mümkünken, kendi kendine ihanet ediyor ve düşmanlarının başına getirmek için uğraşacakları, hatta onu yok etmek için uğraşmış oldukları şeyleri başına getirmek için uğraşıyordu. Ayrıca çocuklarına da ihanet ediyordu; çünkü onları yetiştirip eğitmek elindeyken, bırakıp gidiyorsun; çocukların başına, yetimlerin başına gelen kötü şeyler gelecekti. Bu bakımdan ya çocuk sahibi olmamalı ya da yetişmeleri ve eğitimleriyle sonuna kadar uğraşmalı. Sokrates'in ölümü, Kriton için bir değil pek çok mutsuzluğa yol açacak: bir daha asla bulamayacağına emin olduğun bir dosttan yoksun kalması dışında, onu ve kendisi iyi tanımayan birçok kimse, kefalet ödeseydi seni kurtarabileceğini, ama buna yanaşmadığını sanacak. Oysa paraya, dostlarına olduğundan daha bağlı tanınmaktan daha kötü bir ün olabilir mi? Çoğunluk, senin ısrarlarımıza karşın buradan çıkmayı istemediğine inanmayacaktır. Ancak Sokrates'e göre yargılarına önem verilmesi gereken kişiler toplumun çoğunluğu değil, olayların gerçekten geçmeleri gerektiği gibi geçtiğinden kuşkulanmayacak olan bilge insanlardır. İnsanların, çoğunluğun değil, tek bir kişi de olsa işinin ustası olan kimsenin görüşlerine önem vermesi gerekmektedir.

Önemli olan şey yaşamak değil, iyi yaşamaktır Sokrates’in düşüncesine göre. Bunun, insan için hayatı boyunca geçerli olması gerekmektedir, yoksa bazı durumlarda eğri davranmak, “iyi yaşama” ilkesine ters düşmektedir. Bu ilkenin doğal bir sonucu olarak çoğunluğun yaptığı gibi, eğriye eğriyle, adaletsizliğe de adaletsizlikle karşılık vermek yanlış bir davranıştır.

Sokrates'in Yanıtları[değiştir | kaynağı değiştir]

İnsanların bütün düşüncelerine değil, ancak bir kısmına, o da yine bütün insanların değil, bir takım insanların bazı düşüncelerine değer vermek gerekir. Yararlı düşüncelere değer vermeli, zararlılara ise vermemelidir. Akıllıların düşünceleri yararlı akılsızlarınki ise zararlıdır.

Adaletsiz olduğu düşünülen yasalara da itaat etmek zorundayız. Çünkü devletin koymuş olduğu kurallara karşı gelmek aynı zamanda devletle yurttaş arasında yapılmış olan anlaşmaya aykırı davranmak ve devletin geleceğini tehlike altına sokmak demektir. Adaletsiz olduğu düşünülen kanunlara karşı yapılabilecek şey, yine kurallar çerçevesinde bunları değiştirmek olabilir.

Eğri bir davranışta bulunmak, bunu yapan için her durumda kötü ve utanç vericidir. Hiçbir şekilde eğri davranışta bulunmamak gerekir. Hiçbir şekilde eğrilik etmemek gerektiğine göre eğrilik görenin de, çoğunluğun düşündüğünün tersine, eğriliğe eğrilikle karşılık vermemesi gerekir.

Kötülük gören birinin kötülükle karşılık vermesi doğru değildir. Çünkü insanlara kötülük etmek, eğrilik etmekten hiçbir şekilde farklı değildir. Bir insana ne eğrilik etmeli, ne de kötülük görse bile birine kötülükle karşılık vermelidir.

Savaşta, mahkemede, her yerde vatanın ve devletin buyurduğu şeyleri yerine getirmeli ya da yasal yollarla onu inandırmalıyız; yasaları çiğnersek, insanlar ve toplumsal düzen bozulur. Hem Atina dışındaki kanunların daha iyi olup olmadığını da bilmiyoruz.

Sokrates Neden Kaçmadı?[değiştir | kaynağı değiştir]

Sokrates, hapishaneden kaçmak istemeyişinin nedenleri arasında, kaçarken tanınmamak için kıyafet değiştirmek, yürüyüşünü ve hareketlerini değiştirmek zorunda kalacağını da sayıyor. Gizli bir şey yapmak, yakışıksız bir duruma düşmek Sokrates’e  ölüm kadar ağır gelmektedir. Tıpkı Priamos’un öleceğine değil, köpekleri tarafından parçalanan cesedinin göstereceği çirkin manzaraya üzülmesi gibi.

Demokratik temele dayanan toplumlarda yasalar ulusun kendi iradesini temsil eder. Bu da toplumdaki her bir bireyin iradesinden başka bir şey değildir.  Bu açıdan bakıldığında, yasaya gösterilecek saygı aslında kişiye gösterilen saygıdır. Sokrates kendisini ölüme mahkum edenlerin dayandıkları yasaya boyun eğip hapishaneden kaçmamakla kendi düşünce ve gerçeklerini çiğnemekten kaçınmıştır; yasaya saygı göstermekle kendine saygı göstermiştir. Hangi koşullarda olursa olsun, bu yasalara boyun eğmek her dürüst vatandaşın görevidir. Aslında o gün kaçmamakla, Sokrates erdemini kanıtlamıştır.

Eğer kaçarsa, yasaları çiğnerse, anayasa düşmanı gibi görülecek ve yargıçların verdiği kararın doğru olduğunu kanıtlamış olacaktır. Çünkü yasaları bozan birinin, gençleri ve akılsızları da gerçekten bozmuş olduğu düşüncesine neden olacaktır. Ayrıca kaçarsa, arkadaşlarının başına iş açmasından, varlıklarını elinden almalarından ya da başlarına başka bir felaket açmaktan korkuyordu. Bu nedenleri açıkça ifade eder:

“Her Atinalı’ nın vatandaşlık haklarını elde ettikten sonra devlette neler olduğunu öğrenme hakkı  vardır. Kanunları beğenmezse mallarını alıp, dilediği yere gitme şansı da bulunmaktadır. Bu karşın,  davaları ve devlet işlerinin nasıl yürüdüğünü gördükten sonra, Atina’ da kalmaya karar verenlerin  de emirlere uyması gerekir. Emirlere uymuyorsa o, üç açıdan suçlu demektir. Birincisi, kendisini  doğurmuş, beslemiş olanlara karşı geliyor demektir. İkincisi, daha önceden verdiği sözü tutmuyordur. Üçüncüsü, devlet bir yanlış yaptıysa, bunu doğru düzgün bir şekilde gidip, söylemiyor, demektir. Sonuçta, devlet hiçbir şeyi zorla yapmıyor! Diyor ki, ya emirlerimize uy ya da bizi ikna et!” dir

“Eğer kararlara uyulmazsa, insanlar kanunları umursamazlarsa, onlara karşı silah çekerlerse, devletin her şeye rağmen varlığını sürdürebileceğini sanıyor musun? Biz bu durumda, devlet bize adaletsiz davrandı, davamızı iyi bir biçimde yönetmedi mi diyeceğiz? Onu ya güzellikle kandırmalıyız ya da onun isteklerini yerine getirmeliyiz; neye katlanmamızı istiyorsa da  katlanmalıyız. İnsanın annesine ve babasına karşı gelmesi günahsa, ülkesine karşı gelmesi daha büyük bir günahtır.”

Ayrıca bakınız[değiştir | kaynağı değiştir]

Kaynakça[değiştir | kaynağı değiştir]