Kocasinan, Sındırgı

Vikipedi, özgür ansiklopedi
Atla: kullan, ara
Kocasinan
—  Köy  —
Balıkesir
Balıkesir
Ülke Türkiye Türkiye
Coğrafi bölge Marmara Bölgesi
İl Balıkesir
İlçe Sındırgı
Nüfus (2000)[1]
 - Toplam 628
Zaman dilimi DAZD (+2)
 - Yaz (YSU) DAYZD (+3)
İl alan kodu 266
İl plaka kodu 10
Posta kodu 10330
İnternet sitesi: [2]

Kocasinan, Balıkesir ilinin Sındırgı ilçesine bağlı bir köydür.

Tarihçe[değiştir | kaynağı değiştir]

Kocasinan Köyü'nün kökü, asimile olmamış bir Türk boyu olan ÇEPNİ boyundan gelir.

Köyün kurucuları Bursa'dan gelen Ak Haliller ve Sarı Hüseyinlerdir.Daha sonra köye Simav'dan ve Baraj yapımı dolayısıyla ortadan kalkan İbiştepe'den gelen aşiretler yerleşmiştir.Köy halkı Çepni yörüğüdür.Köyün ilk adı Cehennem deresidir.Kurtuluş Savaşında köyün yakın bir yerinde ikamet eden "Andın" adlı Yunanlı dolayısyla köye zarar verilmemiştir.

"Çepni boyu, Üçoklar kolundan (sol kolundan) Oğuz Kağan'ın oğlu Gök Han'ın soyundan geldikleri kabul edilir. Çepniler, Doğu Karadeniz'in Türkleşmesinde önemli bir rol oynamışlardır. Çepniler; 1071'de Anadolu'nun, 1277 yılından itibaren de Sinop'tan Trabzon'a kadar olan Karadeniz Bölgesi'nin fethedilmesinde çok aktif görevler üstlendiler. 1277 yılında Sinop'a saldıran Rum Pontus İmparatorluğu'nun ordusunu bozguna uğrattılar.

"Çepni" kelimesi düşmanla savaşan anlamında kullanılmıştır. Çepni boyunun özelliği "nerde yağu görse orda savaşır" olarak anlatılmaktadır. Onların savaşçı karakterleri, önemlerini günümüze yansıtacak kalıcı ürünler meydana getirmelerini engellemiş. Çepniler'e ait kabileler, değişik tarihlerde farklı cephelerde savaşmışlar ve ordu ile gittikleri bölgelere yerleşmişler. Savaşlarda nüfusları azalmıştır. Belli ve kalıcı bir kültür oluşturamamışlardır. Çepniler; 1071'de Anadolu'nun, 1277 yılından itibaren de Sinop'tan Trabzon'a kadar olan Karadeniz Bölgesi'nin fethedilmesinde çok aktif görevler üstlendiler. 1277 yılında Sinop'a saldıran Rum Pontus İmparatorluğu'nun ordusunu bozguna uğratmışlardır. Doğu Karadeniz bölgesindeki Çepnilerin önemli bir bölümü yakın zamanda sünnileşmiştir. Çepni" kelimesi Anadolu ağızlarında düşmanla savaşan anlamında kullanılmaktadır.

Gyula Nemeth “Çepni” adının Kırgızca “çep”(kalkan) ve Türkçe “çeper” (duvar, çit, parmaklık) kelimeleriyle ilgili olduğunu ileri sürmüştür. Ona göre Çepni adı kök bakımından “koruyucu (birlik)” ve özellikle “sınır koruyucu (birlik)” anlamına gelmektedir. Çepni adındaki “-ni” eki Beçenek-Beçene-beçe adlarında gördüğümüz –ne, -na, -ni, -nu, -nü ekleriyle birleştirilebilir. Aynı eke Çağatayca “tuzni(buzağı)” kelimesinde de raslanmaktadır.

Sultanşah Ataniyazov, Şecere adlı eserinde Kaşgarlı, Reşideddin, Yazıcıoğlu ve Ebülgazi’den, bizim de yukarıya aldığımız bilgileri aktardıktan ve bunlara Salar Baba’nın görüşlerini ekledikten sonra Çepni kelimesinin etimolojisi üzerinde durur ve bilim adamlarının güzel fikirlerini inkar etmediğini, ama, Çepni adını eski Türk sözü olan ve “küçük grup”, “sürü” anlamındaki “çep”, “çöp”sözünden türediğini de bilmemiz gerektiğini söyler. Daha sonra Çepnilerin tarihi hakkında kısaca bilgi vererek, Selçukluların döneminde (11. yy.) Çepnilerin büyük bir bölümünün İran’a, Türkiye’ye, Kafkasya’ya ve Irak’a geçtiklerini Türkmenistan’da Alili, Ata Göklen, Hatap ve Hıdırilli boylarıyla Çepbe, Burgazların Çepbece diyen aşiretlerinin kadim Çepnilerle aynı kökten gelmelerinin mümkün olduğunu belirtir. Çepni isminin yer aldığı ilk yazılı metin, ilk Türk bilgini olan Kaşgarlı Mahmud'un 1070 yılında kaleme aldığı Divanü Lügati't-Türk isimli eserdir. Kaşgarlı Mahmud, Oğuz boyları hakkında da bilgi verirken, Oğuzların yirmi iki bölük olduğunu, her bölüğün ayrı bir belgesi ve hayvanlarına vurulan bir alameti olduğu belirttikten sonra birinci boy olan Kınık’tan başlayarak tek tek bütün bölükleri tanıtır. Çepni boyu Kaşgarlı’nın yirmi iki bölüğe ayırdığı Oğuzların yirmi birincisidir.

Çepni adının geçtiği ikinci yazılı kaynak 14. yüzyıla aittir. Reşideddin Fazlullah’ın 1310 tarihinde yazdığı Câmi’üt Tevârih’in ikinci cildinde Târih-i Oğuzân ve Türkân (Oğuzların ve Türklerin Tarihi) adıyla Oğuz Destanı nakledilir. Bu destanda, Oğuz’un daha yaşarken Boz Oklar ve Üç Oklar diye ikiye ayırdığı altı oğlundan yirmi dört torunu olduğunu, Oğuz’un vefatından sonra onun yerine Kül Han geçtiği, Oğuz’un çok değer verdiği bilge bir kişi olan Irkıl Hoca’nın, devletin devamlılığının sağlanması, ileride herhangi bir kargaşaya meydan verilmemesi için bu yirmi dört oğula birer lakap ve birer ongun ve hayvanlarına vurmaları için de birer damga tespit edilmesinin gerekli olduğu Kün Han’a söylediği, onun da bu fikri kabul ederek bu işi yapmak üzere Irkıl Hoca’yı görevlendirdiği, Irkıl Hoca’nın da yirmi dört evladın her birine birer lakap, birer damga ve biere ongun tespit ettiği anlatılr.

Bu kaynağa göre Çepni, Üç Oklar’ın en büyüğü olan Kök Han’ın dördüncü oğludur. İlk kez bu eserde Çepni’nin manası üzerinde durulmuş ve Çepni, ”Nerede düşman görse durmayıp savaşan” (Kandaki yağı göre, derhal savaşır ve çarpar. Bahadır) şeklinde tanıtılmıştır. Ongununun ”Sunkur: Umay”, Ülüşünün (şölendeki et payı), Sol karı yağrın, sol yanbaş olduğu belirtilmiş ve damgası verilmiştir.

14. yüzyılda Çepni adı, Ebû Hayyan’ın,Kitabul-İdrak li-Lisanil Etrak adlı eserinde “Çepni-kabîletün minnet-Türk” şeklinde geçer. Eserde, Türk boylarından sadece Kınıklarla Çepnilerden söz edilmektedir. Bu bilgi 14. yüzyılda Çepnilerin sadece Anadolu’da değil, Mısır’da bile tanındığı göstermesi bakımından çok önemlidir.

15. yüzyılda Yazıcıoğlu Ali, Reşideddin’den bazı değişiklikler yaparak Türkçe’ye çevirdiği ve “Tarih-i Âli Selçuk”adlı eserinin baş tarafına aldığı Oğuzname’de Çepniler hakkında bilgi verir. Bu eserde Çepninin damgası diğerlerinden farklıdır.

1.nci Selim Döneminde 921 miladi 1515-1516 yılındaki defter kayıtlarına göre Simdiki Trabzon un güney batısı Koyulhisar-Gürgentepe-Şalpazarı-Vakf-ı Kebir-Kürtün hattı Giresun Vilayeti Çepni olarak anılır ve burada Kızılbaş Çepnilerin yogun olarak yaşadığı yazılır.

Tarihlere ”tarihi yapan ve yazan han”olarak geçen Ebugazi Bahadır Han’ın 1660 ta tamamladığı Şecere-i Terakime de, tıpkı bundan önce sözünü ettiğimiz Reşideddin’in Farsça Oğuznamesi gibi Oğuz Kaan Destanı’nın bir başka şekli yani Türkmen rivayetidir. Ebülgazi Bahadır Han, bu eseri yazarken hem Reşideddin’den faydalanmış, hem de canlı Türkmen rivayetlerini toplamıştır. Bu yönüyne müstesna bir yere sahip olan eser Oğuzname’nin Türkmen rivayeti, bir başka değişle Çağataycasıdır.

Eserin “Oğuz Han’ın Torunlarının Adlarının Manası ve Damgalan ve Kuşların Zikri” adlı bölümünde Oğuz’un yirmi dört torununun adları, adların anlamları, damgaları ve kuşları belirtilmiştir. Bu kaynakta Çepni Oğuz’un on altıncı torunu olarak gösterilmiş, Çepni'nin anlamının “cesur”, kuşunun “devlet kuşu” (hümay) olduğu belirtildikten sonra damgasının şekli verilmiştir.

17. yüzyılda Katip Çelebi, Cihannûma adlı coğrafya kitabında Çepnilerden söz ederken dillerinin Türkçe-Farsça karışık bir şey olduğunu söyler.

Kafesoğlu da “Eski Türk boylarının adları boyun siyasi ve sosyal hususiyetlerini meydana koymaktadır” dedikten sonra Çepni’yi askeri teşkilat ve unvanlarla ilgili olan Çor, Yula, Kapan, Külbey, Yabuka, Yeney, Taryan, İğdir, Buka, Tarduş vb. isimlerle birlikte bu gruba dahil etmekte ve Çepni adının askeri ve siyasi özellik taşıdığını belirtmektedir.

Geybullaev de Azerbaycan’ın Şamaha bölgesinde Çepni kelimesiyla bağlantılı 17 yer adı bulunduğu bildiriyor. Bunlardan Çepli, Cabani, Çapni şeklinde olanlar Zangezur ve Kuba bölgelerindedir. Kazak şehrinin Daşsalahlı Bölgesinde Çepli adlı bir yer bulunmaktadır."

ÇEPNİLER olarak adlandırılan köyümüzün tarihi hakkında bu kadar bilgi yeterli mi?

Kültür[değiştir | kaynağı değiştir]

Köyümüz Türkmen köyüdür.

"Alevilik, Allah-Muhammed-Ali üçlemesi ve Ehl-i Beyt, Oniki İmamları önemseyen Şiiliğin Onikicilik ile ortak noktalara sahip bir yoldur.[kaynak belirtilmeli]

Alevilikte incelenmesi gereken asıl inanç varlığın birliğidir.

Alevîlik'te tanrının insan dâhil evrendeki her şeyin içinde olduğu inanışı vardır.[kaynak belirtilmeli]

Alevilik Tanrı korkusu yerine sevgisini benimseyen, Kuran'ın şekline değil, özünü kabul ettiklerini belirten, amacı "Seyr-ü süluk" (Ruhsal olgunlaşma) olan bir tasavvuf yoludur.[kaynak belirtilmeli] Özünü insan sevgisinde bulan, Tanrı’nın insanda tecelli ettiğine ve zerresinden oluştuğuna, onun için de insanın ölümsüzlüğüne inanan, ibadetlerinde kadın erkek ayrımı yapmadan, kendi öz diliyle, musikisiyle, semahıyla inancını icra etme biçimine denir.[kaynak belirtilmeli] En-el Hak (Arapça: أنا الحق, Anal Haq), Arapça "Ben Hakkım" anlamına gelir. "Haktan gayrı degilim" demektir."Ben Tanrı'yım" anlamına gelmez. Başka bir şekilde söylemek gerekirse, "Ben Haktan ibaretim, ancak Hak benden ibaret degil" denebilir.

Hayatın amacını insanın ham ervahlıktan çıkarak, insan-ı kâmil olup, özüne dönmek olarak tanımlamaktadır. [kaynak belirtilmeli]Mürşid, Pîr ve Rehber huzurunda ikrar verilerek Dört Kapı Kırk Makam aşamasından geçilir."

Coğrafya[değiştir | kaynağı değiştir]

İklim[değiştir | kaynağı değiştir]

Köyün iklimi, Marmara Ilıman iklimi etki alanı içerisindedir.

Nüfus[değiştir | kaynağı değiştir]

Yıllara göre köy nüfus verileri
2007
2000 628
1997 792

Ekonomi[değiştir | kaynağı değiştir]

Köyün ekonomisi tarım ve hayvancılığa dayalıdır.Köy son dönemlerde tarım kesiminin önemli ölçüde azalmış ve şehirlere göçler ortaya çıkmıştır.Özellikle iş yaşamının yoğun olduğu bölgeler tercih edilmiştir..

Muhtarlık[değiştir | kaynağı değiştir]

Yerleşim yerinin köy tüzel kişiliği alması ile birlikte köyün tüzel kişiliğini temsil etmesi için köy muhtarlık seçimleri de yapılmaktadır.

Seçildikleri yıllara göre köy muhtarları:

2009 - Mehmet AYDIN

Altyapı bilgileri[değiştir | kaynağı değiştir]

Köyde ilköğretim okulu vardır. Köyün hem içme suyu şebekesi hem kanalizasyon şebekesi vardır. Sağlık ocağı ve sağlık evi yoktur. Köye ulaşımı sağlayan yol asfalt olup köyde elektrik ve sabit telefon vardır.

Web bağlantıları[değiştir | kaynağı değiştir]

Turkmedya.Com Ali IŞIK