Köstebek (kitap)
Vikipedi, özgür ansiklopedi
| Köstebek | |
![]() |
|
| Yazarı | Necip Hablemitoğlu |
|---|---|
| Dili | Türkçe |
| Türü | İnceleme |
| Yayınevi | Toplumsal Dönüşüm Yayınları |
| ISBN | 975677494-0 |
Köstebek, Dr. Necip Hablemitoğlu'nun Gülen hareketinin (kitapta Fethullahçılar olarak ifade edilmektedir) yapılanmasını, hedeflerini, söylemlerini ve eylemlerini konu alan kitabıdır. Kitabı yazdığı sürece tehditler alan Necip Hablemitoğlu, 18 Aralık 2002'de kitabı bitiremeden öldürülmüştür. Kitabı, ölümünden sonra yayınlanmıştır.
Kitabın ana fikri Gülen hareketinin emniyet ve istihbarat teşkilatına sızmaya ve bu kurumları ele geçirmeye çalıştığıdır. Bu iddia Fethullah Gülen'in vaazlarından alıntılar yapılarak desteklenmiştir. Emniyet'in içine sızmış Fethullahçı polislerin yasa dışı dinleme yaptıklarını ve bu dinlemeleri amaçları için kullandıklarını iddia etmiştir.[1]
Kitapta Emniyet Müdürlüğü atama şube'de Gülen hareketi yanlılarının kendi mensuplarını kritik pozisyonlara getirmeleri, emniyetin sunucularındaki Fethullahçı polisler ile ilgili raporları bilgisayarları formatlayarak ortaddan kaldırdıkları anlatılır. Hablemitoğlu kitabında kendisi hakkında bazı ineternet sitelerinde sahte belgeler üretildiğini, bunların posta ve faks mesajları ile dağatıldığını, bu belgelerin bazı gazeteler tarafından gerçekmiş gibi verildiğini anlatır.[2]
Yaklaşık 300 sayfalık bu kitapta çok zengin bir arşiv kullanılmıştır. Özellikle Emniyet Müdürlüğü'nde yürütülen operasyonlar üzerinde durulmuştur. Önemli iddilardan biri de Fethullah Gülen'in ABD ile Türkiye Cumhuriyeti arasında bir çifte ajanlık gerçekleştirdiği tezidir.
[değiştir] Kitabın önsözü
| “ | Yıl 1925. Büyük Atatürk, genç Cumhuriyet'in yurttaşlarına ve dış ülkelere şu tarihi mesajı veriyordu: 'Türkiye Cumhuriyeti şeyhler, dervişler, müritler ve meczuplar memleketi olamaz'. Yıl 2002. Türkiye Cumhuriyeti, şeyhler, dervişler, müritler ve meczuplar memleketi olma yolundaki devrimlerden dönüş sürecinin sancılarını yaşıyor | ” |
| “ | Sizler bu satırları okuduğunuzda, eminim ki, hakkımda bugüne kadar açılmış yüz milyarlarca liralık manevi tazminat davalarına yenileri eklenecektir. Her zaman olduğu gibi kimi siyasiler devreye girerek üniversite rektörünü hakkımda yasal işlem yapmaya zorlayacaktır. Tehditler ve hakaretler hız kesmeyeceki aileme de yönelecektir. Peş peşe gıyabımda kesilen trafik cezaları gelecektir. Gelen duyumlara göre Emniyet ve MİT bünyesinde, gerektiğinde aleyhimde kullanılmak üzere dezenformasyon çalışmaları kapsamında olumsuz bilgi notları ve olumsuz dosyalar hazırlanmıştır. Telefonlarım bir şekilde dinlenmeye devam edecektir. Büyük bir olasılıkla hakkımda imzalı imzasız suç duyurusu yapılacak; TBMM'de aleyhimde soru önergeleri verilecek...Sonuçta belki de ödeyemediğim tazminat hükümlerinden dolayı evime haciz gelecektir. Almanlardan fethullahçılara, Türkiye Cumhuriyeti'nin üniter ve laik yapısına göz diken tüm unsurlara karşı bunca zahmete ve mihnete değer mi diyorsanız, Atatürk'ün manevi mirasçısı olarak evet değer, diyorum. Çünkü Türk'üm ve başka Türkiye yok! | ” |
[değiştir] Ayrıca Bakınız
[değiştir] Kaynakça
- ^
Hablemitoğlu, Necip (2003). Köstebek. İstanbul: Toplumsal Dönüşüm. ISBN 975-677-494-0.
"Fethullahçı istihbaratçıların telefon dinleme yoluyla elde ettikleri ses kayıtlarını analiz-ayıklama eğitimi almadıkları ya da “yemlenme” riskini dikkate almadan aceleci davrandıkları, verdikleri anlık tepkilerden ortaya çıktı. Bu süreçte, benim de tedbirsizlikten kaynaklanan kayda değer bazı kişisel hatalarım da sözkonusu oldu: Telefonda karşılıklı bilgi ve belge alışverişi taahhüdünde bulunarak randevulaştığım bir kişiye, buluşma yerini ve saatini bu görüşme sırasında alenen söyleme hatasında bulundum.
Randevu öncesinde, Fakültenin otoparkına bıraktığım otomobilimin alarmının çalışmadığını farkettim. Otomobili kontrol ettiğimde, bagajda duran iki deri çanta ile maddi değer ifade eden alışveriş çantalarına dokunulmaksızın, içinde araştırma ile ilgili belgeler, ses ve görüntü kasetleri ile CD’lerin bulunduğu alelade iki plastik poşetin gaspedildiğini farkettim.
Devlet içine sızmış “köstebek”leri araştıran bir akademisyen olarak, semt karakoluna ya da Hırsızlık Bürosu’na başvurmanın ne anlama geldiğini ve geleceğini en iyi algılayan dikkatli bir yurttaş olarak, “Fethullah’ın Copları” kitabının yazarı, gazeteci Zübeyir Kındıra’nın yaptığını yapmadım, akıbetini paylaşmadım. Onun otomobilinin -kitabının hazırlık evresinde- soyulması üzerinden geçen yıllar zarfında, faillerin yakalanamamış olmasına da zaten hiç şaşırmamıştım... "
- ^ A.g.e:"Kaldı ki, bu ve benzeri iftira ve kumpasların 1980'den bu yana sonu gelmemektedir. Hatta şahsımla ilgili iftira ve isnatlara yer veren Zaman Gazetesi aleyhinde açtığım ve tümünü kazanarak haksız isnat sahiplerini mahkûm ettirdiğim davalardan birinde, gazete avukatı, Ankara 2. Asliye Hukuk Mahkemesi'ne benzeri sahte belgelerden birini sunma cüretini gösterişti."


