Kârûn

Vikipedi, özgür ansiklopedi
Atla: kullan, ara

Kârûn, Kur'an'da[1] ve halk edebiyatında bahsi geçen çok zengin kişi.

Kur'an'da[değiştir | kaynağı değiştir]

Kur'an'da Kârûn'dan Kasas, Mü’min ve Ankebût Sûrelerinde bahsedilir. İsrailoğulları'ndan olduğu ve çok zengin olduğu söylenir. Kur'an'da serveti "hazinelerinin anahtarlarını bile taşımak güçtü" şeklinde tanımlanır. Kuran'a göre serveti ile böbürlenir ve "Bunlar bana bendeki bilgi ve beceriden dolayı verilmiştir," der. Mûsâ'nın mucizelerine inanmaz,[2] onu yalancılıkla ve sihirbazlıkla suçlar. Bunun sonucunda Allah tarafından -Firavun ve Hâmân gibi- helak edilir.[3]

Kur'an'da bahsi geçen âyetler[değiştir | kaynağı değiştir]

  • Şüphesiz Kârûn, Mûsâ'nın kavmindendi. Onlara karşı azgınlık etti. Biz ona, anahtarlarını (bile taşımak) güçlü bir topluluğa ağır gelecek hazineler verdik. Hani, kavmi kendisine şöyle demişti: "Böbürlenme! Çünkü Allah böbürlenip şımaranları sevmez." (28, 76)
  • "Allah'ın sana verdiği şeylerde ahiret yurdunu ara. Dünyadan da nasibini unutma. Allah'ın sana iyilik yaptığı gibi sen de iyilik yap ve yeryüzünde bozgunculuk isteme. Çünkü Allah bozguncuları sevmez." (28, 77)
  • Kârûn, "Bunlar bana bendeki bilgi ve beceriden dolayı verilmiştir" dedi. O, Allah'ın kendinden önceki nesillerden, ondan daha kuvvetli ve daha çok mal biriktirmiş kimseleri helak etmiş olduğunu bilmiyor muydu? Suçlulukları kesinleşmiş olanlara günahları konusunda soru sorulmaz (Çünkü Allah hepsini bilir). (28, 78)
  • Kârûn, zineti ve görkemi içerisinde kavminin karşısına çıktı. Dünya hayatını arzu edenler, "Keşke Kârûn'a verilen (servet) gibi bizim de (servetimiz) olsaydı. Şüphesiz o büyük bir servet sahibidir" dediler. (28, 79)
  • Kendilerine ilim verilmiş olanlar ise, "Yazıklar olsun size! İman edip de iyi işler yapanlara Allah'ın vereceği mükafat daha hayırlıdır. Ona da ancak sabredenler kavuşturulur" dediler. (28, 80)
  • Sonunda onu da, sarayını da yerin dibine batırdık. Allah'a karşı ona yardım edebilecek adamları da yoktu. Kendisini savunup kurtarabileceklerden de değildi! (28, 81)
  • Daha dün onun yerinde olmayı arzu edenler, "Vay! Demek ki Allah, kullarından dilediği kimselere rızkı bol verir ve (dilediğine) kısarmış. Allah bize lütfetmiş olmasaydı, bizi de yerin dibine geçirirdi. Demek ki kafirler iflah olmayacak" demeye başladılar. (28, 82)
  • Andolsun ki biz Mûsâ’yı mucizelerimizle ve apaçık bir delille Firavun’a, Hâmân’a ve Kârûn’a gönderdik. Onlar ise; “Bu çok yalancı bir sihirbazdır” dediler. (40, 23-24)
  • Mûsâ onlara tarafımızdan gerçeği getirince, "Onunla beraber iman edenlerin oğullarını öldürün, kadınlarını sağ bırakın" dediler. Fakat kâfirlerin tuzağı hep boşa çıkmıştır. (40, 25)
  • Kârûn’u, Firavun’u ve Hâmân’ı da helak ettik. Andolsun, Mûsâ kendilerine apaçık mucizeler getirmişti de yeryüzünde büyüklük taslamışlardı. Oysa bizi geçip (azabımızdan) kurtulamazlardı. (29, 39)
  • Bunların her birini kendi günahları yüzünden yakaladık. Onlardan taş yağmuruna tuttuklarımız var. Onlardan o korkunç sesin yakaladığı kimseler var. Onlardan yerin dibine geçirdiklerimiz var. Onlardan suda boğduklarımız var. Allah onlara zulmediyor değildi, fakat onlar kendilerine zulmediyorlardı. (29, 40)

Hikayelerin çıkışı[değiştir | kaynağı değiştir]

Kur'andaki Kârûn hikayesinin Tevrattaki Musa ile tartışan, ancak zenginliği ile ilgili herhangi bir anlatım bulunmayan israil ileri gelenlerinden birisi olan Koreh ile zenginliği mitolojilere konu olan Lidya kralı Krezüs'ün kombinasyonu ile oluşturulduğu düşünülebilir. Antik çağın bilinen en zengin kralı olan Krezüs mitolojiye göre her tuttuğunun altın olması için ilâhlara yalvarır; bu dileği kabul edilince mutluluğa erişeceğini sanır. Ancak çok zengin olduğu halde mutluluğu bir türlü bulamayan kral acı içinde kıvranarak ölür.[4]

Anadoludaki en eski Yahudi yerleşimlerinin Lidya topraklarında bulunması[5][6] sebebiyle hikayenin Yahudiler vasıtasıyla zaman, mekan gibi nitelikleri değişerek Ortadoğu halkları arasında yayılması olasıdır.[7]

Edebiyatta[değiştir | kaynağı değiştir]

Kârûn'a binaen "Karun kadar zengin olmak" vb. deyimler türetilmiştir.

Gaziantep yöresine ait bir türküde Kârûn'dan şöyle bahsedilir.

Kul Himmet üstadım gelse otursa
Hakk'in kelâmını dile getirse
Dünya benim deyi zapta geçirse
Karun kadar malın olsa ne fayda

Karun Hazinesi isimli eserler Uşak Arkeoloji Müzesinde sergilenmektedir.[8]

Ayrıca bakınız[değiştir | kaynağı değiştir]

Kaynaklar[değiştir | kaynağı değiştir]