Hıristiyan İsrailoğulları

Vikipedi, özgür ansiklopedi
Atla: kullan, ara

Hıristiyan İsrailoğulları, daha sonra Hıristiyanlık olarak anılacak dinin ilk mensuplarıdır. Başlangıç döneminde bu topluluk, Meryem oğlu İsa’yı mesih olarak kabul eden İsrailoğullarından oluşuyordu. Hıristiyanlığın yayılması ve değişime uğramasından sonra Hıristiyan İsrailoğulları, bu dinin sadece bir kolunu oluşturur duruma geldiler. Ayırt edici özellikleri, Musevi şeriatına ve geleneklerine bağlı kalırken Meryem oğlu İsa’yı da Mesih olarak kabul etmeleri, Cumartesi yasağına uymaları, Musevi takvimine uymaları, sünnet vecibesini yerine getirmeleri, havralara devam etmeleri ve birinci kuşak Hıristiyan topluluğunun soyundan geliyor olmalarıydı.

Birçok tarihi metinde onlardan Yahudi Hıristiyanlar olarak bahsedilir. Bu tabir, İsrailoğullarından olmayan Hıristiyanlardan farklılıklarını ortaya koymak için seçilmiş bir tabirdir. Miladi birinci asrı takip eden asırlarda bu tabir, Hıristiyan İsrailoğulları için kullanıldı. Bu tabir, Hıristiyanlığı seçmiş fakat Yahudi kültürel mirasını ve geleneklerini devam ettiren eski Yahudileri anlatmak için de kullanıldı.

Oxford Üniversitesi İlahiyat Tarihi profesörü Alister McGrath, Miladi birinci asrın Hıristiyan İsrailoğullarının tamamen imanlı zahid İsrailoğulları olduklarını savunur, onların Musevilerden tek farkı Meryem oğlu İsa'yı Musevilerin beklediği Mesih olarak kabul etmiş olmalarıydı.

Hıristiyanlık, Yahudi-dışı dünyada yayılıp büyüdükçe, Hıristiyanlar da Kudüs'teki ve Musevi kökenlerinden farklılaşmaya, değişik kollar oluşturmaya başladılar. Kudüs'te tapınak memurlarının baskılarına ve eziyetlerine rağmen Hıristiyan İsrailoğulları metanetlerini muhafaza ettiler. Fakat, Roma-Yahudi savaşlarında (66-135) çöküş sürecine girdiler. Güçlerini kaybetmelerinde, gittikçe artışa geçmiş bulunan ve Markion (85-160) gibi kimi din adamlarında zirve yapan İsrailoğlu karşıtlığı da etkili oldu. Pavlusçu Hıristiyanların, Roma İmparatoru Kostantin zamanından (4. asırdan) itibaren Hıristiyan İsrailoğullarına yaptıkları baskılar ve eziyetler, onların İmparatorluğun sınırları dışında, Arabistan'da ve ötesinde kendilerine iltica edecekleri yerler aramalarına neden oldu. İmparatorluğun sınırları içinde ve daha sonraları da her yerde Pavlusçu Hıristiyanlık hakim konum elde etti ve öncelikler Roma Devleti'nin devlet dini oldu, daha sonra da Filistin'deki Kıyamet Kilisesi, Son Akşam Yemeği Salonu gibi kutsal mekanların ve Kudüs Patrikliği'nin kontrolünü ele geçirdi ve bundan itibaren Kudüs Patriklerini atadı.