Görelilik ilkesi

Vikipedi, özgür ansiklopedi
Atla: kullan, ara

Fizikte görelilik ilkesi fiziksel kuramları değerlendirmek için bir kriterdir. (Ayrıca başlangıçta söylemek uygun olur ki; fizikte görelilik ilkesi felsefi anlamda fiziğin bütünü için temel kavramlardan biridir. Dolayısıyla Einstein'in söz konusu özel görelilik ve genel görelilik kuramları ile karıştırmamak gerekir.)

Görelilik ilkesi aynı koşullar için öne sürülen fizik yasasının aynı olmaması durumunda bu fizik yasasının eksikliği olduğunu iddia eder. Görelilik ilkesi kapsamındaki ilkeler fiziğin her adımında başarıyla uygulanagelmiştir, üstü kapalı olarak Newton mekaniğinde ve açıkça Einstein'in özel görelilik ve genel görelilik kuramlarında görüldüğü gibi.

Temel görelilik ilkeleri[değiştir | kaynağı değiştir]

Geniş ölçüde, görelilik ilkelerinin bilimsel disiplinlerde yer aldığı varsayılır. En yaygın inanç, herhangi bir doğa kanununun zamanla değişmediği; her zaman aynı kaldığıdır. Bu bağlamda, bilimsel gözlemlerin ortaya koyduğu yasaların gözlemi yapandan bağımsız olması gerektiği varsayımıdır.

Herhangi bir görelilik ilkesi açıkladığı doğa yasasında bir simetri öngörür.

Göreliliğin özel ilkesi[değiştir | kaynağı değiştir]

Özel görelilik kuramının birinci varsayımına gore:[1]

Özel görelikik ilkesi: Eğer bir koordinatlar sistemi seçilirse, fizik yasaları bu sistemde geçerli ise aynı yasalar diğer bir hareketli koordinatlar sisteminde de geçerlidir.

Albert Einstein: Genel görelilik kuramının ilkeleri, Section A, §1

Bu varsayım eylemsiz gözlem çerçevesini tanımlar.

Özel görelilik kuramı fizik yasalarının bütün eylemsiz gözlem çerçevesi(leri)nde aynı olması gerektiğini fakat eylemli olanlarda değişiklik gösterebileceğini söyler.

Newton mekaniğinde[değiştir | kaynağı değiştir]

Özel görelilik ilkesi ilk kez Galileo Galilei tarafında 1639'da Galileo Galilei'nin Dialogue Concerning the Two Chief World Systems'ında dile getirilmiştir. Açıklama için Galileo'nun gemisi'ni mecaz olarak kullanmıştır.

Özel görelilikte[değiştir | kaynağı değiştir]

3 uzay ve 1 zamanın oluşturduğu uzay-zamanda yaşıyoruz.

Zaman boyutu ve akışı hareketli cisimlerin hızına bağlıdır.

Kütle hareketli cisimlerin hızına bağlıdır.

Cismin hareket doğrultusundaki boyu cisimin hızına bağlıdır.

4 boyutlu evrende “aynı andalık kavramı mutlak değildir, görelilidir, yani aynı andalık gözlemciden gözlemciye değişir.

Işık hızı en üst hızdır.

Öngörüleri

-Cisimler hızlandıkça zaman cisim için daha yavaş akmaya başlayacaktır.

-Cisimler hızlandıkça kinetik enerjilerinin bir kısmı kütleye dönuşür, durağan kütleye sahip cisimler hiçbir zaman ışık hızına erişemeyeceklerdir.(e=mc2)

-Cisimler hızlandıkça hareket doğrultusundaki boyları kısalmaya uğrayacaktır.

-Özel görelilik, mantığımıza ve sağ duyumuza aykırı bir evren tanımladığından bilimciler 100 yılı aşkın bir süredir bunun doğruluğunu gözleri ile görmek ve bir açık bulmak umudu ile deneyler yapıp durmaktadırlar. Bu öngörülerin pek çoğu 1905'dan günümüze dek defalarca denenmiş ve doğru çıkmıştır: İçlerinde çok hassas atom saatleri taşıyan uçaklar değişik yönlere doğru değişik hızlarla hareket ettirilmiş ve saatlerin kuramın hesaplarına yeterince uygun olarak yavaşladığı/hızlandığı gözlenmiştir.

-Zamandaki yavaşlamanın sadece saatte meydana gelmediğini, gerçekte yaşandığının kanıtı ilk olarak nötrino ve mü-mezon deneylerinde ortaya çıkmıştır. Güneşten dünyamıza gelen nötrino ve müonların ışık hızına çok yaklaştıkları (%99.4) için ömürlerinin (yaşam sürelerinin) Dünya'da üretilen durağan olanlara göre çok daha uzun olduğu görülmektedir.

-Parçacık hızlandırıcılarındaki hızlandırma deneylerinde bugüne kadar kütlesi olan hiçbir cisim, atom veya elektron ışık hızına çıkarılamamıştır. Hız arttıkça kütlesi de arttığı için ivmelendirilmesi zorlaşmaktadır.

Kaynakça[değiştir | kaynağı değiştir]