EMDR

Vikipedi, özgür ansiklopedi

Git ve: kullan, ara

Eye Movement Desensitization and Reprocessing, kısaca EMDR, psikoterapist Francine Shapiro, ABD de 1987 yılında yaratılan trauma arkası tedavi yöntemi dir. Psikotraumatoloji dalına bağlı bir psikolojik tedavi yöntemi olmaktadır.

==

EMDR

Göz Hareketleriyle Duyarsızlaştırma ve Yeniden İşleme

==


EMDR nedir?

EMDR- Göz Hareketleriyle Duyarsızlaştırma ve Yeniden İşleme- savaş stresi, taciz, doğal afetler veya çocukluk döneminde yaşanan üzücü olaylar gibi rahatsız edici yaşam deneyimlerinin neden olduğu duygusal sorunların yanı sıra, fobi, performans kaygısı, panik bozukluk, beden algısının bozukluğu, çocuklarda travma belirtileri, yas, kronik ağrı ve başka sorunların tedavisinde kullanılan psikolojik bir yöntemdir. EMDR, psikodinamik, bilişsel, davranışsal ve danışan merkezli yaklaşımlar gibi çok iyi bilinen farklı yaklaşımların öğelerini bir araya getiren bir yöntemdir (Shapiro, 2001).

EMDR, patolojinin, uygun olmayan bir şekilde yerleşmiş algılamalardan ortaya çıktığını var sayan bilgi işleme modeline dayanan, sekiz aşamalı bir yaklaşımdır. EMDR tedavisi, rahatsız edici olaylara ulaşılmasını, işlenmesini hızlandırmak ve öğrenme sürecini iyileştirmek için, hafızanın algısal öğelerine (duygusal, bilişsel ve bedensel) odaklanmaktadır.

Özetle belirtmek gerekirse, EMDR süreci: 1) daha önceki dönemlere ait anıların çözülmesini sağlamak (örneğin iç görünün ortaya çıkarılması, bilişsel yeniden düzenleme, uygun (adaptive) duygulanım ve fiziksel tepkiler), 2) ikinci derece koşullanmanın sonucu olarak, mevcut stres faktörünü tetikleyen uyaranın duyarsızlaştırılması ve 3) gelecekte daha iyi işlev gösterilebilmesi için uygun tutumların, becerilerin ve arzu edilen davranışların yerleştirilmesi sürecidir.


EMDR’nin Ortaya Çıkışı

Psikolog Francine Shapiro, 1987 senesinde EMDR’nin ortaya çıkmasını sağlayan ilk gözlemini yaptı. İstemli göz hareketlerinin, olumsuz ve rahatsız edici düşüncelerin yoğunluğunu azalttığını fark etti. Dr. Shapiro, bir süre sonra, travmatize olmuş Vietnam gazileri ve cinsel istismara uğramış olan kişilerle EMDR’nin etkinliğini araştırmak üzere çalışma yaptı (Shapiro, 1989). Bu çalışmada, danışanlarından duygusal anlamda kendilerini rahatsız eden materyale odaklanmalarını ve aynı zamanda terapist tarafından yönlendirilen iki yanlı göz hareketlerini (ellere hafifçe vuruş ve sesle uyarım da sıkça kullanılmaktadır) takip etmelerini istemiştir. Çalışmanın sonuçları göstermektedir ki, EMDR, danışanların travma belirtilerini anlamlı derecede azaltmaktadır.

EMDR, danışan merkezli bir yaklaşımdır. EMDR, kısa süreli ve yoğun maruz bırakmaları, hedef yaşantının detaylarına yönelik tamamlanmamış maruz bırakmaları ve tedavinin etkinliğini azalttığı düşünülen danışan davranışlarına yönelik yönlendirici olmayan bir yaklaşım kullanarak, semptomlardan arınmayı sağlar. EMDR’nin yapısı, taşırma tekniği - maruz bırakma, hayali maruz kalma veya bilişsel terapiden farklıdır (bkz. Rogers ve Silver, 2002).

Varsayımlara göre, EMDR uygulaması, terapistin, danışanın kendine ait iyileşme mekanizmasını harekete geçirmesine izin vermektedir. Shapiro’ya göre, EMDR travmatik anıya erişilmesini ve böylece bilgi işlemenin iyileşmesini ve travmatik anı ile daha uygun olan anıların veya bilgilerin arasında ilişki kurulmasını sağlamaktadır.


EMDR Araştırmaları

Travma Sonrası Stres Bozukluğu - TSSB konusunda, EMDR psikoterapötik tedaviler arasında en çok araştırılanlardan biridir. 1989 senesinden itibaren yöntemle ilgili yaklaşık 20 kontrollü çalışma yapılmıştır (Carlson v.d., 1998; Edmond v.d.. 1989; Ironson v.d., 2002; Lee v.d., 2002; Marcus v.d., 1997; Power v.d., 2002; Rothbaum 1997; Scheck v.d., 1998; Taylor v.d., 2003; Wilson v.d., 1995, 1997). Meta analiz çalışmaları göstermektedir ki, EMDR, hiçbir tedavi görmeyen veya spesifik olmayan bir tedavi gören kontrol gruplarından çok daha etkili ve maruz kalma veya diğer bilişsel davranışçı tedavi yaklaşımlarını ile benzer sonuçlar vermektedir (Davidson ve Parker, 2001; Maxfield ve Hyer, 2002). Ampirik çalışmalara göre ise EMDR, TSSB için en etkili tedavi yöntemlerinden biridir ve diğer travma müdahalelerine nazaran çok daha etkilidir (Van Etten ve Taylor, 1998; Power v.d., 2002).

Yapılan çalışmalara göre EMDR, spesifik fobi (De Jongh v.d., 1999, 2002), performans kaygısı (Maxfield ve Melnyk, 2000), panik bozukluk (Goldstein ve Feske, 1994), beden algısının bozukluğu (Brown, McGoldrick ve Buchanan, 1997), çocuklarda travma belirtileri (Chemtob v.d., 2002), yas (Sprang, 2001) ve kronik ağrı (Grant ve Threlfo, 2002) gibi çeşitli psikolojik rahatsızlıkların tedavisinde de etkili olabilmektedir.

Travmanın tedavisinde EMDR’nin kullanımı birçok kurum tarafından kabul görmektedir. Amerikan Psikiyatri Derneği Akut Stres Bozukluğu ve Travma Sonrası Stres Bozukluğu Uygulama Kılavuzu (American Psychiatric Association Practice Guideline for the Treatment of Patients with Acute Stress Disorder and Posttraumatic Stres Disorder, 2004), akut ve kronik TSSB belirtilerinin iyileştirilmesindeki etkinlik açısından, EMDR Terapisi ve Bilişsel Davranışsal Terapiyi aynı etkinlik statüsünde göstermektedir. A.B.D. Savaş Gazileri Departmanı ve Savunma Departmanı da, TSSB tedavisinde tavsiye edilen terapiler içersinde en üst sıraya EMDR’yi koymuştur (Clinical Practice Guidelines, 2004). Ayrıca, Uluslararası Travmatik Stres Çalışmaları Örgütü (International Society for Traumatic Stress Studies - ISTSS) EMDR’yi TSSB için etkili bir müdahale olarak kabul etmektedir (Chemtob v.d., 2000). Çeşitli uluslararası sağlık ve devlet kurumları da benzer şekilde kararlar almışlardır.(İngiltere Krallığı Sağlık Departmanı, 2001; İsrail Ulusal Ruh Sağlığı Birimi, 2002).


EMDR’nin İşleyişi

EMDR’nin nasıl çalıştığı henüz tam olarak bilinmemekle birlikte, EMDR’nin yaşantıların yeniden işlenmesini nasıl iyileştirdiğiyle ilgili olası mekanizmalar hakkında devam eden araştırmalar bulunmaktadır. Araştırmacıların hem fikir oldukları konu şu: şimdiki zamanda meydana gelenler, geçmiş yaşantılar sonucu ortaya çıkan ve danışan için halen bir üzüntü kaynağı olan olumsuz düşünceleri, duyguları ve fiziksel duyumları tekrar uyarabilmektedir. Görünen o ki, EMDR bu olaylar arasındaki ilişkiyi değiştirerek, hem geçmiş hem de şimdiki zamanda yaşanan olaylarla ilgili, mevcut olarak yaşanan stresi büyük ölçüde azaltmaktadır.

EMDR’nin, (i) hafızaya ilişkin unsurların birleştirilmesi, (ii) düşünceli olma, yoğunluk, dalgınlık, (iii) serbest çağrışım, (iv) travmatik canlandırmaya hızlı erişimi ve yeniden işlenerek serbest kalmasını sağlamasına ve (v) göz hareketleri ve diğer uyaranlar gibi bilişsel ve duygusal materyalin hızlı bir şekilde işlenmesini nasıl harekete geçirdiğine dair çeşitli hipotezler öne sürülmüştür.

Göz hareketlerinin mekanizmasına ilişkin, ortak olarak öne sürülen varsayım, adaptif tepkiyi ortaya çıkaran şeyin, iki yönlü uyarım olduğudur (MacCulloch ve Feldman, 1996). Bu uyumlu tepkinin, nörobiyolojik mekanizmaları teşvik ettiği ve böylece epizodik anıların harekete geçmesini ve bunların kortikal semantik hafızaya entegre olmasını hızlandırabileceği öne sürülmektedir (Stickgold, 2002). Bazı çalışmalar ise (Andrade v.d., 1997; van den Hout v.d., 2001), göz hareketlerinin veya diğer uyarımların, hedef anıya ilişkin algılamalar üzerinde bir etki yarattığı, resmin canlılığını ve bununla ilişkili duyguların şiddetini azalttığı yönündedir. Ancak EMDR sırasında göz hareketlerinin aktif rolünü desteklemeyen bazı araştırmalar da bulunmaktadır. Bu çalışmaların çoğu, yeterli gruplar arası ayrımın yapılmasına izin vermeyecek derecede küçük örneklem gruplarına sahiptir ve aynı zamanda çok kısa süreli müdahalelere ve klinik olmayan popülasyona dayandırılarak gerçekleşmiştir. Dolayısıyla EMDR’de göz hareketlerinin rolünün daha iyi anlaşılabilmesi için daha fazla araştırmaya gerek duyulmaktadır.

EMDR süresince, terapist müdahalenin odak noktası olacak spesifik problemi belirlemek için danışanla birlikte çalışır. Terapist, yapılandırılmış prosedüre dayanarak, danışanın kendisini rahatsız eden durumu veya olayı tanımlamasına rehberlik eder ve üzücü olan önemli kısımlarını seçmesine yardımcı olur. Danışan göz hareketlerini takip ederken aynı zamanda hedef anının veya diğer anıların çeşitli kısımlarını deneyimler. Terapist, danışanın kendi başına doğru bir şekilde işleyip işlemediğinden emin olmak için, düzenli aralıklarla göz hareketlerini durdurur. Terapist bu süreçte danışana yardımcı olur ve ne yönde müdahale edileceği hakkında kararlar verir. Buradaki amaç, danışanın olumsuz deneyimle ilgili bilgiyi hızlı bir şekilde işlemesi ve uygun bir çözülmeyi sağlamaktır. Shapiro’nun deyimiyle bu belirtilerin azalması, danışanın negatif inancının yeni bir pozitif inanç ile yer değiştirmesi ve daha optimal seviyede işlevsellik göstermesi anlamına gelmektedir. EMDR tedavisi tek bir travma söz konusu olduğunda 1 ila 4 seans arasında, daha zor problemler söz konusu olduğunda ise 1 sene veya daha uzun sürebilmektedir.


EMDR Terapisinin Süreci

EMDR ile travma tedavisi prosedürü adım adım tanımlanmış bir süreçtir. EMDR tedavisi sekiz aşamadan oluşur:

1. Danışan Geçmişi

2. Hazırlık

        a. Danışanla ilişki (rapport)
        b. EMDR’nin açıklanması ve danışanın onayı
        c. Özel, ideal veya güvenli bir yerin yaratılması

3. Değerlendirme

        1.       Hedef anının (resmin) belirlenmesi
        2.       Bu durumdaki olumsuz inancın belirlenmesi (şimdi ve şu anda)
        3.       Bu durumdaki olumlu inancın belirlenmesi (şimdi ve şu anda)
        4.       Bu olumlu inancın öznel geçerliliğinin belirlenmesi
        5.       Hedef anıya yönelik duyguların belirlenmesi (şimdi ve şu anda)
        6.       Öznel rahatsızlık ölçeğinde hedef anı ve diğer olumsuz olayların verdiği rahatsızlığın ölçüsünün belirlenmesi
        7.       Tüm bu sıkıntıların bedendeki yer alışının tesbit edilmesi (şimdi ve şu anda)


4. Duyarsızlaştırma


5. Yerleştirme

6. Beden Tarama

7. Tamamlama


8. Yeniden Değerlendirme (bu aşama bir sonraki seansta yer alıyor)


Bu metin ; Professional Brosure; EMDRIA (EMDR International Association) Press, 2005 metninin türkçe çevirisidir...


İLGİLİ KAYNAKLAR:

1. Shapiro, F., Eye Movement Desensitization and Reprocessing: Basic Principles, Protocols and Procedures, 2nd Edition, Guilford Press,Newyork, 2001.

2. EMDR Treatment and Training Manual \ Level 1, EMDR Institute.Inc,2002 (türkçesi, yayımlanmamış metin,DBE)

3. EMDR Treatment and Training Manual \ Level 2, EMDR Institute.Inc,2002 (türkçesi, yayımlanmamış metin,DBE)

4. Facilitator Guıdelines, Policies and Training Handbook, EMDR Institute.Inc,2002 (türkçesi, yayımlanmamış metin,DBE)

5. EMDR as an Integrative Psychotherapy Approach, Edited by Shapiro F., American Psychological Association, Washington,DC , 2002.

6. Extending EMDR, Edited by Manfield P., A Norton Professional Book, Newyork, 1998

7. Grand, D. Işık Hızında Duygusal İyileşme – EMDR, Kuraldışı Yayıncılık, İstanbul, 2005

8. Konuk, E., Yüksek H., Eke, İ., Travmaya Müdahale Eğitim Notları, Yayımlanmamış Metin





24.01.2009 Seni kovalayandan kaçabilirsin ama içinde koşuşturandan... Asla!

Ayşe ARMAN

Rahatlıkla müthiş bir adam olduğunu söyleyebilirim. İngilizlerin bir lafı var, bayılıyorum: "Down to earth." Dünyevi, dünyaya ait. Yani alçakgönüllü. Öyle bir adam. Şişik bir egosu yok, uçlarda, yukarılarda, havalarda değil. Belki de genç olduğu için. 1971 doğumlu. Henüz körpe. Belki yaşı ilerleyince, insanlar onu çok pohpohlayınca değişir. Umarım öyle olmaz.

Bu adam, bir sürü insana iyi gelebilecek bir "iyileştirici" gibi. "Healer." İbrahim Eke, Davranış Bilimleri Enstitüsü’nün uzman psikologlarından. Aile terapisi ve psikolojik travma alanlarında çalışıyor. Afyon ve Marmara depremleri, Hatay’daki sel felaketi ve THY’nin Diyarbakır kazasında görev yapmış. Travma konusunda gerçekten bilgili. Onunla kuzenime ve bir sürü insana iyi gelen bir terapi modeli üzerine konuştuk: EMDR.

EMDR’nin ne olduğunu bir de bunu yıllardır uygulayan bir uzman psikologdan dinleyelim.

- EMDR, sağlıklı olarak işlenmemiş bilgiyi, sağlıklı işlemeye yarıyor. 1987’de keşfediliyor. Göz Hareketlerinde Sistematik Duyarsızlaşma ve Yeniden İşleme anlamına geliyor.

Yani her şey göz hareketiyle mi başlıyor?

- Evet öyle de diyebiliriz. Bulan kişi Amerikalı bir psikolog, adı Francine Shapiro. Bir rahatsızlığı olduğunu öğreniyor, doktordan da yeni çıkmış, canı çok sıkkın, Central Park’ta oturuyor. O esnada birileri tenis oynuyor, bir yandan hastalığını düşünüyor, bir yandan da tenis topunun bir o sahaya, bir bu sahaya gidişini izliyor. Bir zaman sonra kendini iyi hissediyor. Ama ortada makul bir sebep yok. Anlamaya çalışıyor, fark ediyor ki, gözleriyle topu izlemeye başladıktan sonra kendini iyi hissetmeye başlamış. Şehir efsanesi böyle anlatılıyor. Çünkü topu izlerken zihni çift taraflı uyarılmış. EMDR terapisinin kökenleri o gün atılıyor, sonradan böyle kulaklıklar icat ediliyor.

Deneyebilir miyim?

- Tabii. Takın kulaklığı duyuyor musunuz sesi? Bunlar da titreşim aleti, lütfen tutun, hissediyor musunuz titreşimi? Bu iki cihaz da zihninizin sağ ve sol taraflarını uyarıyor. Beynin bu iki taraflı uyarımı, sizi travmatize eden anı doğru yapılandırmanızı ve kişisel tarihinizi, ilgili tarihi yeniden yazmanızı sağlıyor.

Kulağa çok hoş geliyor da benim aklım bir türlü almıyor. Bu, tam olarak nasıl oluyor?

- Hayatınız boyunca sizi rahatsız eden bir anıdan artık rahatsız olmazsanız, onunla ilgili tutumlarınız da değişir. Diyelim ki, çocukluğunuzdan kalan anılarda, görüntü olarak babanızın kardeşinize uyguladığı şiddet var, ses olarak da kardeşinizin çığlıkları. Bugün hálá o çaresizliği ve dehşeti aynen yaşıyorsanız, devamlı yüksek sesle ortalıkta bağırarak iş yaptırdığını zanneden bir yöneticiyle çalışırsanız neler olur?

Felaket olur!

- Aynen. Size EMDR uygulamaya karar verirsek, işe çocukluğunuzdaki o sahneyle başlarız. Siz eğer babanızın kardeşinize uyguladığı şiddetle bir alakanız olmadığına ikna olursanız, yani babanızın kardeşinizi siz ona ispiyonladınız diye dövmediğini, babanızın şiddete yatkın olduğunu anlarsanız, o zaman belki hayat boyu içinizde taşıdığınız suçluluktan kurtulursunuz. "Hiçbir şey hak etmiyorum" yerine, "Tabii ya ben mutluluğu hak ediyorum" dersiniz. Bu da bir anlamıyla sizin anılarınızı doğru yapılandırmak ve dolayısıyla kişisel tarihinizi yeniden yazmak.

Peki beni hayat boyu rahatsız etmiş o anı nereye gidiyor? Yok mu oluyor?

- Hayır, sadece uzaklaşıyor, görüntüleri flulaşıyor. Beden duyumları farklılaşıyor. Tekrar gözünüzün önüne getirmekte zorlanıyorsunuz. Hiçbir anı yok olmuyor, sadece farklı değerlendiriliyor. Bakış açınız değiştiğinde, o olayla ilgili duygu ve düşünceleriniz de değişiyor. Yeryüzündeki bütün terapiler de zaten bunu ileri sürüyor.

EMDR’nin hipnozla bağlantısı var mı?

- Hayır, ne benzerliği ne de bağlantısı var.

Bana EMDR uyguladığınızda ben farkında olmadan sizden komut mu alıyorum?

- Hayır. Bi-lateral yani çift taraflı uyarılım sırasında serbest çağrışıma izin veriyorsunuz. Olumsuz düşünce yerine pozitif bir düşünce oluşturuyorsunuz ve durumu algılamanız değişiyor.

Peki işin ehli olmayan bir EMDR terapisti başıma ne gibi şeyler açabilir?

- Bir hekimin uyguladığı yanlış ilaç tedavisi nasıl daha büyük sorunlara yol açarsa, işin ehli olmayan herhangi bir terapist de büyük sorunlara yol açabilir. Ama bu risk tüm terapi modelleri için geçerli.

EMDR ne kadar bilimsel?

- Bir kere üzerinde en çok bilimsel araştırma yapılan iki terapi yönteminden biri. Diğeri de kognitif ve davranış terapileri. EMDR tekniğinin ya da yönteminin bilimselliğinden kuşku duyanlar için söyleyebileceğim iki şey var: Ya uluslararası literatürü takip etmiyorlardır ya da bilimsel çalışmalarda "taraf"tırlar. Her yöntemde olduğu gibi destekleyenler ve eleştirenler olacaktır, bu da ilerlemenin gereği. Ama bilimsel değil diyen varsa, ben altında art niyet ararım.

Nöroloji alanında çözemediğimiz bir sürü şey var. Beyin hálá sırlarla dolu olduğu için EMDR de sırlarla dolu bir terapi mi? İşe yarıyor ama tam olarak nasıl çalıştığı bilinmiyor. Durum bu mu?

- Sırlarla dolu denebilir mi emin değilim, ama evet beyindeki işleyiş mekanizması ile ilgili herkesin üzerinde uzlaştığı bir görüş yok. EMDR terapisi sırasında beyinde neler olduğu tam bilinmiyor.

Yan etkileri olabilir mi?

- Bu ilaç kullanımı değil ki, neden olsun?

Gerçekten EMDR terapi öncesi ve sonrası, travma sonrası stres bozukluğu sendromu yaşayan insanların beyinlerinde farklılık gözleniyor mu?

- Evet; psikolojik travma alanında çok saygın bir isim olan Bessel van der Kolk ve arkadaşlarının çalışmaları tam da bu konu üzerine. EMDR seansları sonrasında görüntülenen beyin fotoğraflarında inanılmaz farklılık gözlemişler.

Gelecekte EMDR nasıl kullanılabilir?

- Benim öngörüm, performans geliştirme alanında çok daha fazla ve etkin olarak kullanılacağı. Tüm sanat alanlarında ve özellikle de sporda. Diyelim ki bir futbolcu, hiç beklenmedik bir anda bileğinden sakatlanıyor, çok büyük çabalarla beklenenden kısa sürede iyileşiyor. Antrenmanlara başlıyor. Ama topa girme konusunda bir "korku" hissediyor. EMDR ile çok kısa sürede iyileşebilir. Ya da bir sahne sanatçısı yüzlerce, binlerce kez çıktığı sahnede herhangi bir gerekçeyle tedirginlik hissediyor, kötü anların hep tekrarlanacağını düşünüyor. EMDR ile bu tedirginlik süratle geçirilebilir. Çok emek sarfedilerek uzun sürelerde gelinen bir noktada niye bu kadar acı çekilsin ki?

MİNİK BİR ANI İNSANIN HAYATINI NE KADAR DEĞİŞTİREBİLİR?

Başvuru gerekçesi: Değersizlik hissi. Kendini değersiz hissediyor, devamlı onay alma ihtiyacında, kendi başına karar veremiyor. Öyküsünü dinliyorsunuz. Ve şunu fark ediyorsunuz: Tüm yaşamı boyunca hep onay alabilmek için kendi tercihlerini değil, "öteki"nin taleplerini önemsemiş. EMDR’nin üçüncü seansında "Kimse bana değer vermiyor" dediğinde, "Bunu hissettiğiniz ilk an?" sorusuna karşılık, şöyle bir anı hatırlanıyor: Soğuk taş bir zemin. Masanın altında oturan küçük bir çocuk. Uzaktan gördüğü, anne ve babası ve birkaç büyük daha. Küçük çocuk -yani kendisi- onlardan habersiz saklambaç oynuyor ve babasının kendisini bulmasını bekliyor. Ama baba bir türlü gelmiyor. Sonra, çok sonra, baba koridordan geçiyor ve kısa bir bakışla küçük kıza, "A sen burada mıydın?" diyor ve uzaklaşıyor. Budur. Bu anı, söz konusu kişinin tüm hayatı boyunca kendisini değersiz hissetmesine yol açan anı. Yeniden yapılandırdığınızda, babasının onun saklambaç oynadığından bile haberi olmadığına inanmasını sağladığınızda - ki gerçek bu - yani birkaç seans sonra, danışan bu anının artık kendisi için bir şey ifade etmediğini söylüyor. O anı yerine, bir süre sonra salona gittiğinde babasının kucağına oturduğunu, babasının onunla oyunlar oynadığını hatırlıyor.

SOLCULAR İŞKENCEDEN DAHA MI AZ ETKİLENİR?

Herkesin bir travması vardır ama herkes yaşadığı travmadan dolayı hasta olmak zorunda değildir. Geçmiş yaşantılarımız, deneyimlerimiz, hayatı algılama biçimimiz, ideolojimiz hepsi etkili. Sol ideolojiye sahip kişilerin yaşamış oldukları işkence olayları sonrasında bu süreçle diğer gruplara göre daha güçlü bir şekilde başa çıktığına dair bir fikir var. Evet, yapılan bir çalışmada sonuç böyle çıkmış. Peki neden? Solcuların canı daha az tatlı olduğu için değil herhalde. Bu, tamamen süreci tanımlamaları ve beklentileriyle ilgili. Kulak dolgunluğuyla da olsa, farkındalıkları olduğu için böyle bir olayla karşılaştıklarında dehşete düşmüyorlar. Bir şekilde işkenceye direnç geliştiriyorlar. Ama tabii deneyimler bizi mutlaka koruyacak diye bir şey yok. Yaşadıklarımızdan hem etkilenme şansımız var hem de başa çıkma yetimiz. Ama şunu hiç unutmayalım: Hepimizin evrimsel bir yeteneği var, elimiz kesilince vücudumuz nasıl onu iyileştirmeye çalışıyorsa, evrimsel yeteneğimiz de bizi daha sağlıklı yapana evriliyor.

EMİNİM BENDEN NEFRET EDEN BİR ERKEK GRUBU VARDIR

Siz çift terapisi de yapıyorsunuz. "Esas olarak birbirinizden sıkılmışsınız, ayrılın, en iyi çözüm bu" diyebilir mi bir terapist?

- Hiçbir psikoterapist böyle bir şey söylemez.

Peki insanların birbirinden sıkılması gibi bir şey söz konusu olamaz mı? Ve siz bunu fark ediyorsunuz, artık alakaları kalmamış mesela, ama siz onları bir araya getirmek için uğraşıyorsunuz...

- Çift terapileri evlilik kurtarma mekanizmaları değildir. Çift terapileri sağlıklı ilişkinin kurulması ile ilgili bir destektir. Riskleri vardır. Mesela kadın, ilişki boyunca çok geride tutulmuş. Terapiye geliyorlar, kadın güçleniyor. Çıkabilir de o ilişkiden.

Arkanızdan, "Terapist yüzünden ayrıldık!" diyenler var mıdır?

- Eminim benden nefret eden bir erkek grubu vardır.


KADINLAR YARDIM ALMAYA DAHA AÇIK

Her zaman psikoterapiye kadınlar daha çok gelir. Dünyanın her yerinde böyle. Yardım almaya daha açıklar. Biz erkekler ancak başımız sıkışır, öyle geliriz. Ama çiftler de geliyor artık, 10 yıl öncesinden çok farklı, flört eden üniversiteli çiftler bile geliyor, ilişki problemimiz var ve çözmek istiyoruz diye. İnanılmaz mutlu oluyorum.

TRAVMALARLA HALLEŞMEK

Çok sevdiğiniz birini kaybettiniz, ya da sevgiliniz tarafından terk edildiniz ya da büyük bir işyerinde çalışıyorsunuz, kartınızı turnikelere sokuyorsunuz, artık çalışmıyor. İşten atmışlar sizi. Bunların hepsi travmatize edebilir. O zaman ne olur? Normalde bilgi beynimize geliyor ve bir işlemden geçiyor. Fakat travma esnasında zihnin diğer taraflarında işlenmeden orada o haliye donup kalıyor. Sorun bu. O öyle donup kaldığı için ve siz onunla halleşmediğiniz için bir sürü problem yaşıyorsunuz. İşte EMDR travmalarla halleşmenin yöntemlerinden biri.




17.01.2009 EMDR ile iyileştim

Ayşe ARMAN

Babamı kaybettiğimde yaşadığım travmayı meğer 9 yıl içimde taşımışım.


Kişiye özel pasta tasarımcısı Kutas Tülek gördüğü yeni terapi yöntemini anlatıyor. İnsan beyni bir bilgisayar gibiymiş. Dosyalar hatalı kapanmışsa, ayvayı yiyorsunuz. Yeni işlem yapamıyorsunuz ya da çok yavaş yapıyorsunuz. Geri dönüp o dosyaları yeniden açmak, gözden geçirmek ve doğru kapatmak gerekiyor. Bunları sanatçı kuzenim Kutas’tan öğrendim. 9 yıl önce babası Arslan Tülek öldüğünde, şiddetli bir yas ve acı yaşıyor, buraya kadar normal çünkü bir yakınını kaybeden herkes yas yaşıyor, normal olmayan bu yası 9 yıl boyunca aynı şiddetle yaşaması ve bu acının erkek arkadaşıyla ilişkisine kadar hayatındaki her şeyi etkilemesi. EMDR adı verilen ilaçsız bir terapi sayesinde, Kutas inanılmaz üretken oldu, o hüzün o kasvet gitti, yerine kendini ifade eden, neşeli bir insan geldi, yaratıcılığı tavan yaptı, şimdi çok da güzel bir aşk yaşıyor. Sonuçlarını bire bir gördüğüm için bu teknikten çok etkilendim, sizinle de paylaşmak istedim...

Her şey nasıl başladı?

- Bir sabah uyandım ve kendi kendime şöyle dedim: "Ben dünyanın en şahane adamıyla birlikteyim ama bitmez tükenmez bir hüzün ve kasvet içindeyim. Bunun bir sebebi olmalı!" Gittim kendime bir kişisel gelişim semineri buldum, belki bir faydası olur diye.

Oldu mu?

- Oldu ama o seminerde başka sorunlarım da olduğunu fark ettim.

Ne gibi?

- Güzel Sanatlar’da seramik okudum ben. Mezun olduktan sonra tamamen farklı bir alana yöneldim, pastacılık yapmaya başladım. Kişiye özel pasta yapıyorum, sürekli kendimi aşmaya ve daha yaratıcı olmaya çalışıyorum. Yaptığım işte iyiyim de. Ama işte, ne zaman eğitim vermemi isteseler ya da "Televizyona çık!" deseler, zangır zangır titriyordum, heyecandan kilitleniyordum. Oysa bu, benim hayatta en iyi bildiğim şeydi. Seminerde de benzer şeyler yaşadım.

Nasıl yani?

- Dediler ki, "Lütfen kendinize bir eş bulun ve bağdaş kurup yere oturun!" Baktım herkes güle oynaya kendine uygun eş buluyor ve yere çöküyor. Ben ise olduğum yerde kasıldım kaldım, hareket bile edemiyorum. Tam o sırada pat diye yanıma biri geldi, kafamı kaldırıp bakamadım bile, tamamen kapattım kendimi, sırtımı döndüm. O da gitti tabii. Öğle yemeğinde dünya şekeri biriyle tanıştım, yan yana oturduk, dedi ki "İyi anlaşacağımızı biliyordum! Eş olarak ben sizi seçmiştim, yanınıza da geldim ama siz bana sırtınızı döndünüz!" "Ben görmedim bile sizi" dedim, "Görseydim ben de sizi seçerdim!"

Yani neyi fark ettiniz...

- Ayağıma gelen şansları teptiğimi, kendimi bir sürü şeye kapattığımı. Ben cana yakın, sosyal ve rahat zannederdim kendimi. Öyle değilmişim. Özgüven sorunum da varmış. Birdenbire hayatıma dair her şeyi sorgular oldum. Bütün bunların bir sebebi olmalıydı ama neydi? Birileri yeni bir terapi tekniği olan EMDR’den söz etti. Türkiye’de de bunu uygulayan az sayıda uzman varmış. İşte onlardan birinden randevu aldım ve gittim.

Başınıza ne gelecek bilmiyorsunuz...

- Tam olarak bilmiyordum. Terapist, "Merhaba Kutas Hanım, buraya gelme sebebiniz nedir?" dedi. Ben de "Çok sevdiğim bir adamla birlikteyim, ona aşığım, beni her konuda destekliyor, sevdiğim bir işi de yapıyorum ama tarif edemediğim bir hüzün var bende. Artık kendimi daha iyi hissetmek ve ifade etmek istiyorum" dedi. Ailemi, aldığım eğitimi, yaptığım işi kısa bir özet geçtim. Bir ara hayatımı anlatırken, "Babamı kaybettim" dedim ve birden katıla katıla ağlamaya başladım. "Ne zaman kaybettiniz?" dedi. "1999’da" dedim. Şöyle bir durdu, "9 sene olmuş" dedi, "Acınızın bu süre zarfında azalmış olması gerekirdi ama görünen o ki, siz bu acıyı içinizde ilk günkü şiddetiyle taşıyorsunuz. İsterseniz buradan başlayalım." "Tamam" dedim.

Bu arada babanızla ilişkiniz nasıldı?

- Uydu ve yörüngesi gibi. Çok iyi anlaşırdık. Kanserden kaybettim babamı, o zamanlar 24 yaşındaydım. Tabii derinden sarstı beni. Ama üzerinden 9 koca yıl geçmişti. Bir acı, 9 yıl aynı şiddetle devam eder miydi? Babamı kaybettiğimde yaşamış olduğum yasın ya da travmanın çoktan geçmiş olması gerekmez miydi? Terapist bazı sorular sorduktan sonra "EMDR’ye başlıyoruz, lütfen bu kulaklıkları takın" dedi.

Pardon, EMDR’nin açılımı nedir?

- Eye Movement Desensitization Reprocessing/ Göz Hareketleri Duyarsızlaştırma ve Yeniden İşleme. İsmine takma, ismi felaket. Nasıl işlediğini anlamak önemli. Hissettiklerimizin kaynağı düşüncelerimiz. Bir travma yaşadığımızda beynimiz bu acıyı işliyor ve normal bir "anı" haline getiriyor. Mesela kocanın cep telefonunda "Aşkım seni çok özledim" türünden bir mesaj gördün diyelim, meğer kocan seni aldatıyormuş. O mesajı gördüğünde bir travma yaşıyorsun, hissettiğin negatif şey neyse, bir sahne olarak beyninin tam orta yerinde donuyor. Çok öfkelenebilirsin ya da kızabilirsin ya da "Ben zaten değersiz biriyim/ Aptalın tekiyim/ Hepsi benim hatam" türünden yanlış hissedebilirsin. İşte EMDR ile o ana dönülüyor, o negatif düşünce artık eskisi gibi sizi etkilemiyor ve yerine bir pozitif düşünce yerleştiriliyor. Bir nevi kişisel tarihinizi yeniden yazıyorsunuz yani...

Vayyyyyy. Çok acayipmiş!

- "Evet ya" diyorsun, "Benim hatam değildi, değersiz biri olduğum için beni aldatmadı. Zaten bu, onun problemiydi, benim değil..." Hafifleyip hayata devam ediyorsun.

İyi de nasıl oluyor bu?

- Kendi örneğimi anlatayım: Babamın ölümünün bende bir şekilde tamamlanmamış yas ya da travmaya yol açtığı anlaşıldı ya, EMDR uzmanının verdiği kulaklığı taktım.

O kulaklık ne işe yarıyor?

- Çift taraflı bir beyin uyaranı o. "Wong", "wong" diye sesler duyuyorsun, iki eline de titreşim yayan bir şey veriyorlar, bilgisayar mouse’unun küçüğüne benziyor, avuçlarında da o titreşimi hissediyorsun. İnsanları hipnoza sokmadan "Gözlerinizle parmağımı takip edin" derler ya, meğer sağdan sola, soldan sağa göz hareketlerinin fizyolojik ve psikolojik etkileri uzun zamandır bilinirmiş. Ama sadece gözle sınırlı kalmıyor bu, iki yönlü hareketlerin hepsi beyni etkiliyor. İki bacağını düzenli bir ritimde uzun süre hareket ettirenler, koşanlar ya da yürüyenler, belli bir süre sonra farklı bir "alan"a girdiklerini anlatıyorlar, sorun çözme yeteneklerinin çoğaldığını söylüyorlar. Bu kulaklık da zihninin en üst seviyesini harekete geçiriyor...

Kulağınızda kulaklık, terapisti mi dinliyorsunuz?

- Aynen öyle. "Babanızın ölümünü düşünün, gözünüzün önüne bir sürü sahne gelecek" dedi. Gerçekten de geldi. En çok ağladığım sahneye yoğunlaşmamı istedi. Canım babam hastanede sedyede yatıyor. O kadar gerçek ki, görüntüler, hisler her şey canlı. Birden "Şimdi gözünüzü açın" dedi ve bana bir kağıt uzattı. "Şu an bu resme baktığınızda kendinizle ilgili negatif düşünceniz bunlardan hangisi?" Bir sürü cümle yazıyor, "Kendimi öfkeli hissediyorum/ Değersiz hissediyorum/ Sevgisiz hissediyorum/ Yalnız hissediyorum vesaire vesaire. Bir tanesini seçtim. Başka sorular da sordu, "Bedeninizde ne hissediyorsunuz şu anda?" dedi. Elimi boğazıma götürdüm, "Yutkunamıyorum" dedim, "Bir de midem kasılıyor." "Bu hissi, hayatınızın başka hangi anlarında hissettiniz?" dedi. Birdenbire aydınlandım, her şeyin cevabını işte bu soruyla buldum. Ben suçlu olmadığım ama suçsuzluğumu ifade edemediğim zamanlarda böyle hissediyordum. Demek ki, babamın ölümünde ben kendimi suçlu hissetmişim, 9 yıl boyunca da bu hissim devam etmiş.

İyi de niye?

- Dünyada en çok sevdiğim insandı. Gözümün önünde eridi gitti ve benim elimden bir şey gelmedi. Travma bu işte. Ve ne oldu biliyor musun, birden böğürerek ağlamaya başladım: "Ben artık sevdiğim insana, babamın bana davrandığı gibi davranıp onunla da aynı sevgiyi kurmaya çalışmaktan sıkıldım. Artık babamdan bağımsız bir sevgi kurmak istiyorum!" Meselem buydu: Babamın ölümünde yaşadığım travma, erkek arkadaşımla ilişkime kadar 9 yıl boyunca her şeyimi etkilemişti. 3 seans EMDR’den sonra hayatı algılayışım değişti. İçimdeki yaratıcılık dışarı fışkırdı. Meğer beni tutan, engelleyen o üzüntüymüş. Travman tedavi olunca kendini ifade edebiliyorsun. Resim yeteneğin mi var, resim yapmaya başlıyorsun, şiire mi meraklısın şiir yazıyorsun. O tıkanıklık geçince üretmeye başlıyorsun, kendinle barışıyorsun. Keşke EMDR ile daha önce tanışsaydım...

HAMİŞ:

Gelecek hafta bu sayfada bir EMDR terapisini kullanan Uzman Psikolog İbrahim Eke ile yaptığım röportajı okuyacaksınız. Enine boyuna bu yeni terapi tekniğini tartışacağız...

"http://tr.wikipedia.org/wiki/EMDR" adresinden alındı.