D.O.C. (Lost)

Vikipedi, özgür ansiklopedi
Atla: kullan, ara
"D.O.C."
Lost bölümü
Lostlogo.png
Bölüm no. Sezon 3
Bölüm 18
Senarist(ler) Edward Kitsis
Adam Horowitz
Yönetmen(ler) Fred Toye
Orijinal yayın tarihi 25 Nisan 2007
Merkezî karakter Sun-Hwa Kwon
Bölüm kronoloji
Önceki Catch-22
Sonraki The Brig

Lost dizisi 3. sezonunun 18. bölümüdür. 25 Nisan 2007'de yayınlanan bölümün yazarları Edward Kitsis ve Adam Horowitz, yönetmeni Fred Toye'dir. Sun-Hwa Kwon merkezli bir bölümdür.



Sun Jin'in annesiyle tanışır. Kadın fahişedir ve Sun'dan bu bilgiyi kimseye söylememesi için $100.000 ister. Kwon hamileliğiyle ilgili endişe duymaktadır. Juliet ultrason cihazıyla ne zaman hamile kaldığını tespit etmek üzere onu daha önce Claire'in götürüldüğü istasyona götürür. Bebek sağlıklıdır ve tarih itibariyle babası Jin'dir. Adaya paraşütle düşen kız Hurley'e 815 sayılı uçağın bulunduğunu ve kurtulan olmadığını söyler.

Flashback: (Sun) Flashback'ler; Sun ve Jin'in birbirine nasıl aşık oldukları ile ilgili. Kısa süre içerisinde evlilik kararı alıyorlar.

Sun, parka gider ve bir banka oturur, bankta bir kadın daha oturmaktadır. Kadın (Mrs.Kwon), elinde bir gazete tutmaktadır ve gazetede Jin ve Sun'ın evlilik haberi yer almaktadır. Kadın $100,000 para isteyerek Sun'a şantaj yapmak niyetindedir. Eğer parayı vermezse, Jin'in babasının bir balıkçı, annesinin de "kötü yola" düşmüş bir kadın olduğunu anlatacaktır herkese. Sun, Jin'in alilesinin öldüğünü söyler, Jin, Sun'ın böyle bilmesini istemiştir. Kadın, Jin'in "Paik" ailesinin bir üyesi olduğunu ve ölmediklerini anlatır. Sun, parayı babasından borç olarak alır, sevdiği adam için olduğunu belirtir. Ama babası bu para karşılığında Jin'in kendisiyle çalışması gerektiğini ilave eder parayı verirken. Sun, babasından parayı alır ve eve gelir, parayı saklamayı unutur ve Jin parayı görür. Sun, parayı mobilyalar için babasının verdiğini söyler Jin'e ve sonuç olarak şantajı yapan kadına parayı öder. Sun, Jin'in babasını bulur (Mr. Kwon) ve babası, Jin'in annesinin başka erkeklerle birlikte olduğunu doğrular. Hatta, Jin'i büyütmesine rağmen Jin'in babası olduğundan emin olmadığını bile anlatır. Jin'in annesinin yaşadığını ama Jin'in bunu bilmediğini ve ona söylememesi gerektiğini ekler. Sun, Jin ile birlikte olmayı ya da ondan ayrılmayı seçecektir, bunu düşünmeye başlar. Kadınla yolları ayrılmadan önce, Sun, kadının ailesi üzerinde nasıl bir güç sağladığını fark eder. "Eşim senin öldüğünü sanıyor, neden bana eşimin annesi olduğunu söylemedin" der.

Adada: (Sun)

Sun, Jack'ten "kendini nasıl hissediyorsun" dediğinden beri şüphelenmeye başlamıştır. Bunların "rutin hamilelilik kontrolü soruları" olmadığını düşünmektedir. Sun, Kate'e; Jack’in "Diğerleri" ile birlikte olduğundan beri değişip değişmediği hakkında ne düşündüğünü sorar. Jack, "Diğerleri" ile birlikte çalışıyor olabilir mi? "Diğerleri" bebeğimi alacak mı? Kate, Sun'a Jack'in kendi taraflarında olduğunu, buna inandığını ve güvenmesi gerektiğini söyler. Sun'a "Claire ve adadaki hamile kadınların sorunları" ile ilgili Juliet'den duyduğu hikâyeyi anlatır.

Sun, Juliet'e gider ve bunun ne demek olduğunu sorar. Juliet, adadaki "hamile kadınların" hepsinin öldüğüne dair bir açıklama yapar (9 kadın olduğunu öğreniyoruz).

Gece yarısı, herkes uyurken Juliet, Medikal İstasyona gitmek için Sun'ı yanına alır, Sun'a yardım etmeyi teklif eder. Daha önce gördüğümüz bütün "tıbbi ekipman" ve hazırlanan bebek odası eşyaları vb "medikal istasyondadır". Juliet, Sun'a adada hamile kaldıysa "öleceğini", adaya gelmeden önce hamile kaldıysa "ölmeyeceğini" söyler. Sun, başka bir adamla ilişkisi olduğunu anlatır, bebek kocamdan olmayabilir der. Ayrıca adaya gelmeden önce doktora gitmişler ve doktor Jin'in "kısır" olduğunu ve çocuk sahibi olabilmelerinin imkânsız olduğunu söylemiştir.

"Medikal İstasyonda" başka gizli bir oda bulunmaktadır. Bir kilitli dolap/çekmece içinde bir kol (kaldıraç) vardır ve buradan bir duvar açılarak başka gizli bir yere geçilmektedir. Bu odada, Claire kaçırıldığında görülen bütün tıbbi cihazlar, malzemeler ve "ultrason cihazı" mevcuttur. Juliet, adadaki hamile kadınların bu odaya geldiklerini ve burada öldüklerini söyler.

Juliet cenini inceler ve Sun'ın hamile kalma tarihini saptar. "Hamilelik 53 gündür mevcuttur", kaza olalı yaklaşık "90 gün" olmuştur ve "bebeğin babası, Jin'dir". Juliet, bir erkekte bulunması gereken sperm sayısı hakkında bilgi verir ve şunu ekler; "adada bir erkekte bulunan sperm sayısı beş kat daha fazla hale gelmektedir"!!! Sun, mutluluktan ağlamaya başlar, "Jin'in çocuğudur" fakat şimdi Sun'ın yaşamak için sadece "2" ayı vardır. Kadınlar genelde hamileliğin ikinci "üç aylık döneminin ortasında" ölmektedir. Kimse "üçüncü döneme" kadar yaşayamamıştır/bu evreyi atlatamamıştır. Ambardan ayrılırlar.

Önce Juliet dışarı çıkar ve Sun'a, ambarda herhangi bir iz bırakmadığından emin olmak istediğini söyler. Tekrar aşağı iner ve başka kilitli bir dolap/çekmecede bir "kayıt cihazı" vardır. Ben'in istediği şekilde "bir mesaj" bırakır; "bir hamilelik olduğu ve Jin'in baba olacağı konusunda". Şimdi kazazedeler arasındaki tüm kadınlardan örnek almak zorundadır ve Kate'in de hamile olabileceğini düşünmektedir, gerekli bilgiler Ben'e iletilmek üzere kaydedilmiştir. Kayıt cihazını kapatır ve cihaz kapalıyken şunu söyler:

"Senden nefret ediyorum, Ben"

Adada (Paraşütle gelen): Desmond'un bu kadının kim olduğu ve konuşmaya çalıştığı lisan hakkında bir fikri yoktur. Hurley, İspanyol olduğunu düşünmektedir ama sonra fikrini İtalyan olabileceği konusunda değiştirir. Kadın, "ben ölüyorum" demiştir, Hurley böyle söylediğini anlamıştır. Kadının üzerindeki kıyafeti açtıklarında, akciğerinden yaralandığını görürler. Desmond koşup Jack'i getirmelerini ister ama, Charlie bunu reddeder. "Diğerleri" etrafta olabilir ve "tek başına olursan seni/beni alabilirler" der. Hurley, aniden bir işaret fişeğini gökyüzüne doğru ateşler.

Tekrar tartışırlar ve Desmond bu kadının kurtulmasını istemekte ama umutsuz görünmektedir. Desmond'un bazı cevaplara ihtiyacı vardır. Sonra, onlara doğru birinin geldiğini duyarlar. Gelen, Mikhail'dir (korsan gözlü adam). Jin, Mikhail'i yakalar ve Hurley ve Charlie onun kim olduğunu bilmekte ama "onun öldüğünü" sanmaktadırlar.

Desmond onu kutudaki işaret fişeği tabancasıyla tehdit eder ve konuşmasını söyler. Fakat Mikhail, korkmuş görünmemektedir, ve şöyle der "arkadaşlarının da söylediği gibi bu hafta zaten bir defa ölmüştüm/ölüydüm"

Mikhail kadını konuşurken duyar ve oldukça ilgili görünmektedir. Gitmesine izin verirlerse, onu orada hiç olmamış gibi kabul ederlerse, kadını kurtarabileceğini söyler. Kadının söylediklerini anlamış ve ne söylediğiyle ilgili doğruyu söylememiştir "Desmond ve arkadaşlarına". Kadının, onu tedavi ettiği için kendisine "teşekkür ederim" dediğini söyler.(Naomi burada şunu söylüyor gibi: "Eu não estou só", yani "I'm not alone" = "Yalnız değilim".

Kadınla ve kadının yanında ne buldukları hakkında sorular sormaya başlar. Hurley, kitap ve telefondan bahseder. Charlie, Hurley’e "neden bu adama bunları söylüyorsun" anlamında uyarır bir şekilde bakar. Mikhail, telefonun çalışıp çalışmadığını sorar. Hurley, ben de sana bunu söyleyecektim der.

Mikhail kadını kurtaracağını ve kadının "1 gün içinde" iyi olacağını söyler. Charlie, bir gün mü der, akciğerinde bir delik var. Mikhail cevap verir: "Evet, bazı şeyler bu adada farklıdır, bir gün aslında 1 gün değil, 1 günün yarısı kadardır!!!"

Desmond, Charlie karşı çıksa da Mikhail'in gitmesine izin verir. Jin, telefonun yerinde olmadığını fark eder ve Mikhail'in peşine düşer, Mikhail ile boğuşurlar ve Mikhail olmadan geri döner, telefonu geri almıştır. Desmond, Mikhail'in gitmesine izin vermiştir. Charlie buna deli olur ve Desmond ile tartışır. Desmond, izin verdiğini çünkü, bir sedye yapmak ve onu taşımak zorunda olduklarını ama bir tutsak gibi izlemekten başka çarelerinin olmadığını belirtir.

Charlie, "onlar" insanları öldürdü der. Desmond, sen de onlardan birisini öldürdün, bu seni onlardan biri mi yapar diye cevaplar.

Sonra, Des, Jin ve Charlie konuşur ya da bir şeyler yaparken Hurley, kadının yanında durmakta ve telefonla oynamaktadır.

Telefonla konuşuyor gibi yaparak "Selam Anne" der.

Sonra bir kadın "Ben neredeyim?" diye sorar;

Hurley: Sen adadasın, bizi kurtarmaya mı geldin?

Hurley: Biz birkaç ay önce buraya 815 nolu uçuş ile düştük, bir uçak kazası oldu.

Kadın: Sydney'den havalanan 815 nolu uçuş mu?

Hurley: Evet.

Kadın: Bu, imkânsız. Çünkü uçak bulundu ve uçaktaki herkes öldü, kurtulan olmadı.