Dördüncü Haçlı Seferi

Vikipedi, özgür ansiklopedi
(Dördüncü Haçlı seferi sayfasından yönlendirildi)
Atla: kullan, ara
Dördüncü Haçlı Seferi
Haçlı Seferleri
ConquestOfConstantinopleByTheCrusadersIn1204.jpg
1204 yılında İstanbul'un Haçlılar tarafından işgali
Tarih 1202 - 1204
Bölge Balkanlar, Rumeli
Sonuç İstanbul'un yakılıp talan edilmesi; Latin İmparatorluğunun kuruluşu.
Taraflar
Haçlılar Balkanlar
Komutanlar
Holy Roman Empire Arms-single head.svg IV. Otto
Armoiries Montferrat.png I. Boniface
Blason région fr Champagne-Ardenne.svg Theobald I
Coat of Arms of the Republic of Venice.svg Venedik Dükü Enrico Dandolo
Blason Blois Ancien.svg Lois I
Palaiologos-Dynasty-Eagle.svg V. Aleksius Dukas
Palaiologos-Dynasty-Eagle.svg II. İsaakios Angelos
Palaiologos-Dynasty-Eagle.svg III. Aleksios Angelos
Emeric I

Dördüncü Haçlı Seferi, (1200-1204) yılları arasında gerçekleşen bir askerî Haçlı seferidir. Papa III. Innocentius, Kudüs'ü kurtarmak maksadıyla; tüm Avrupa'yı sefere davet etti ve bu sefer 1202'de Venedik'ten başladı. Başlangıçta seferin hedefi önce Mısır'ı ele geçirmek ve oradan Kudüs'e gidip orayıda zaptetmekti. Fakat Venedik'liler ve yaşlı Venedik Dükü Enrico Dandolo bu seferin hedefini değiştirmeyi başardı. Haçlılar, İstanbul'u kuşatıp zaptettiler. Klasik ve Orta Çağ'ın kültür hazineleriyle dolu olan şehri yakıp talan ettiler. 1204'te kendi Orta Çağ ve Katolik inançlarına uyan Latin İmparatorluğu'nu kurdular.

Haçlı Ordusu'nun İstanbul'a Yönelişi[değiştir | kaynağı değiştir]

Bu yeni seferin, daha önceki Haçlı seferlerinden farklı olması öngörülüyordu. Önceki Haçlı seferleri Katolik Kilisesi'nin dinsel hiyerarşisi dışında olan devlet idarecisi hükümdarlar ve hükümdarların yakını asiller tarafından komuta edilmişti. Bu yeni seferin doğrudan doğruya Papalık ve Katolik papazların komutasında olması öngörülmekteydi. Diğer bir farklılık ise (Üçüncü Haçlı Seferi komutanlarından olan Aslan Yürekli Richard'in önerdiği gibi) Müslümanları en zayıf taraflarından vurmaktı. Bu zayıf taraf Mısır'dı. Yapılan plana göre Haçlı ordusu, gemilerle Mısır'a çıkıp Nil Deltası'nı ele geçirecekti. Böylece Mısır bir Hristiyan üssüne dönüştürelecekti ve buradan Kudüs'e ulaşmak daha kolay olacaktı. Hem böylelikle Anadolu Selçuklu Devleti'yle hiç savaşılmayacaktı ve Eyyubiler arkadan vurulacaktı.

Seferin Katolik Kilisesi komutasında yapılması, Avrupa hükümdarlarının yaşadığı siyasal sorunlardan dolayı gerçekçi bir fikirdi. Nitekim Papa'nın yaptığı sefer çağrısına hükümdarlar ve yakınlarından hiç pozitif yanıt gelmedi. Ama 1200 yılına kadar sefere katılmak isteyenler sayısı, 35.000 kişilik bir ordu oluşturacak sayıya yükseldi. Papa, fiziksel olarak Haçlı ordusunu yönetemeyeceği için Papa'ya bağlı bir asil bulunmalıydı. Papa uygun bir komutan bulmakta gecikmedi. Eski Kudüs kralı Troyes Kontu'nun küçük kardeşi, eski Fransa Kralı VI. Louis'nin torunu, İngiliz Kralı Arslan Yürekli Richard'ın ve yeni Fransa Kralı Filip August'un yeğeni olan Champaigne Kontu Tibald Papa'ya bir Haçlı Seferi yapmak için başvurmuştu ve bu kişi Papa tarafından yeni sefere komutan tayin edildi.[1]

1201 yılı ilkbaharında Paskalya yortusundan sonra, 6 şövalyeden oluşan bir Haçlı komuta heyeti Venedik'e gittiler ve Venedik Cumhuriyeti'nin, Kuzey İtalya'da toplanacak Haçlı kuvvetlerini nakletmesi için belirli bir ücret karşılığında gemiler sağlamasını teklif ettiler. Venedikliler, büyük konseyi topladıktan sonra Venedik'in 4.599 şövalye, 9.000 şövalye yamağı, bunların atları, 20.000 piyade ve bütün bu orduya yetecek kadar levazım için gemi sağlanabileceğini fakat bunun için peşin olarak 84.000 gümüş mark nakliye ücreti ödenmesi gerektiğini bildirdiler. Ayrıca Venedik Cumhuriyeti, eğer fethedilen toprakların yarısı kendisine verilirse, kendi tarafından finanse edilecek 50 tam teçhizatlı kadırgadan oluşan bir filoyu da Haçlılar komutasına verebileceğini bildirdi. Haçlı komuta heyeti, bu şartları kabul edip, bir kontrat imzaladılar ve Haçlı kuvvetlerinin Kuzey İtalya'ya gelerek 14 Haziran 1202'de Venedik'ten Mısır'a gitmek üzere hareket etmesini kararlaştırdı. Ancak yeni Haçlı Seferi'nin hedefinin önce Mısır'a olacağı, açıklanan anlaşmada sarih olarak belirtilmemişti. Çünkü Haçlı komuta heyeti bu sefere dinsel çoşku ile katılanların doğrudan doğruya Kudüs'e gitmek isteyeceklerini ve Mısır'a gitmemekte ısrar edeceklerini düşünmekteydi.[1]

Diğer taraftan Venedik'in durumu ve tutumu sorunluydu. Venedik Cumhuriyeti, Haçlı kuvvetlerini nakletmek için belli bir ücret karşılığında büyük bir deniz filosu hazırlamayı ve Haçlılar'ı Mısır'a göturmeyi kabul etmişti. Venedik, ayrıca katkıda bulunmayı vaat etmişti. Ayrıca seksenlik ve gözleri görmeyen Venedik Dükü Enrico Dandolo yeni Haçlu seferine katılıp Venedik donanmasına komuta edeceğini San Marko Katedrali'nde ilan etmişti. Fakat bu Haçlı Seferi hakkında müzakereler yapılırken bir Venedik heyeti ve elçisi, Venedik için çok karlı olacak bir ticaret anlaşması imzalanmıştı. Bu nedenle yapılan anlaşmada Haçlı kuvvetlerinin kesin Mısır'a gideceğine dair bir madde bulunmaması Venedikliler'in işine de gelmekteydi.

Venedik Dükü Enrico Dandolo'un Venedik San Marko Katedrali'nde Venedik'in yeni Haçlı seferine katılacağını ilan etmesi. Ressam: Gustave Doré

1201 kışında Haçlı Seferi komutanı seçilen Champaigne Kontu Tibald öldü. Yerine deneyimli bir asker olan I. Boniface atandı.

Boniface'in kuzeni Swabiyalı Filip'in karısı, kardeşi III. Aleksios Angelos tarafından tahtından atılmış olan II. İsaakios Angelos'un kızı İrene idi. 1201 kışında Boniface, Noel Yortusu'nu kuzeni ve karısı ile geçirdi. Orada, İstanbul'dan kaçmış olan II. İsaakios'un oğlu olan Aleksios Angelos ile görüştü. Bu görüşmelerde Haçlı ordusunun kullanılıp Bizans İmparatorluğu'nun Angelos'a verilmesi görüşüldü. Boniface ve Angelos ayrı ayrı Roma'ya gidip Papa III. Innocentius'un bu girişime kutsal onayını vermesini sağlamaya çalıştılarsa da Papa hiçbir Hristiyan'a (Bizanslılara bile) hücum edilmemesini Boniface'ya açıkca bildirdi.[1]

Haçlı Ordusu'nun Nakliye Sorunu[değiştir | kaynağı değiştir]

Venedikliler o yıl ticari faaliyetlerini durdurup gemi yapmaya ve bu gemilere tayfa ile levazım tedarik etmeye koyuldular. Haçlılar için Venedikliler'in hazırladığı donanmada üç değişik gemi bulunuyordu.

  • Harp gemileri kadırga şeklinde olup 100 kürekle çekilmekteydi ve düşmanlara hücum amacıyla silah olarak burunlarında su seviyesi üzerinde bulunan metal uçlu bir mahmuz taşımaktaydılar.
  • Personel çıkartma gemilerinin uzunluğu 30 metre, eni 9 metre ve yüksekliği 12 metre idi. Her birinin 100 tayfası bulunmakta ve 600 kişilik piyade gücü taşımak için yapılmışlardı.
  • At taşıma gemileri ise atları taşımak için özel askılarla donatılmışlardı. Deniz seviyesi altında bulunan bir rampa indirilerek atlı şövalyelerin gemiden hemen çıkıp karada hücuma geçme imkânı bulunmaktaydı.

Venedikliler, şehir surlarını kuşatmada kullanmak için gemilerde taşınabilecek çok sayıda mancınık, rampa ve merdiven inşa etmişlerdi.

Ancak 14 Haziran'da 35.000 kişi yerine sadece 12.000 kişilik bir Haçlı ordusu Venedik'te ki Lido Adasın'da toplanabilmişti. Daha önce bu sefere katılmak isteyen bazı Avrupalılar, özellikle Venedikliler'e ödenmesi gereken ücreti beğenmeyerek sefere katılmaktan vazgeçmişler; diğer bazı Haçlılar'sa, gemi ile Mısır'a gitmekten hoşlanmayarak doğrudan doğruya Filistin'e gitmek için diğer Akdeniz limanlarına gitmiş ve hala Haçlılar elinde bulunan Akka kalesine yönelmişlerdi.

Haçlılar'ın azlığından dolayı 84.000 gümüş toplanamamıştı. Haçlılar'ın başında bulunanlar; hükümdarlar, asiller ve bu sefere gidecek ve yardım etmek isteyecek herkesden paralar topladı ise de toplanan 51.000 gümüş marklık meblağ ordu nakliyat tazminatını karşılamaya yeterli değildi. Bunun üzerine Venedik Dükü Enriko Dandolo, toplanmış olan askerî güçlerin Mısır'a gitmek için yola çıkmadan önce Venedik idaresine isyan etmiş olan Moglie, Trieste ve Zara şehirlerine gönderilip bu isyanları bastırması ve bu şehirleri yine Venedik idaresi altına vermeleri durumunda gereken nakliye ücretinin büyük bir kısmının karşılanacağını bildirdi. Haçlıların Mısır'a gittiklerinde elde edecekleri kazançlardan ücretin kalan kısmının ödenebileceğini açıkladı.[1]

Zara ve Diğer Şehirlerde İsyanların Bastırılması[değiştir | kaynağı değiştir]

Ana madde: Zara Kuşatması

Zara Adriyatik kıyısında bir Katolik şehriydi fakat nüfusunun çoğu İtalyan asıllı değil Slav'dı. O zamana kadar Venedik idaresinde bulunan Zara şehri 1183 yılında isyan etmişti. Şehrin bağımsızlığı ve savunması, Papa ve Macaristan Kralı Emerik tarafından garanti edilmişti. Halbuki bu iki garantici de Dördüncü Haçlı Seferi'nin idaresine baş çekmekteydiler. Papa III. Innocentius yazılı bir protesto göndererek Zara'ya hücum edeceklerin aforoz edeceğini bildirdi. Toplanan Haçlı gücüne katılan bazı kişiler bu girişimi uygunsuz bulup katılmamayı tercih ettiler. Fakat toplanan Haçlılar'ın çoğu çok önemli bir hedef olan kutsal toprakların ve Kudüs'ün tekrar ele geçirmek için bunun bir vasıta olduğuna inanıp Zara'ya gitmeyi kabullendiler.

Zara'ya 60 harp gemisi , 50 çıkartma gemisi ve 110 at gemisi ile götürülen Haçlı ordusu, Zara limanının önünde kurulmuş olan zincir ve diğer yüzer engellerin Venedik harp gemileri tarafından etkisizleştirilmesinden sonra, hiç direniş görmeden asker ve harp malzemesi çıkararak şehri zapetti. O zamanki hukuka göre haklı olarak bu şehri üç gün talan ettiler. Papa III. Innocentius, Haçlı ordusunun bu şekilde Hristiyanlara hücum etmesine çok kızdı; önce Zara'yı zapteden bütün Haçlılar'ı aforoz ettiyse de, sonra danışmanları tarafından zorlanıp sadece Venedikliler'i aforoz etti. Ama bu aforozda, önceden aforoz edilen İtalyan şehirlerinde olduğu gibi neticesiz kaldı.[1]

Haçlı Ordusu'nun İstanbul'a Yönelişi[değiştir | kaynağı değiştir]

Bu seferden sonra Bizans tacında hak iddia eden II. İsaakios Angelos'un genç oğlu Aleksios Angelos, Haçlı komuta heyetine ve özellikle Haçlı Ordusu komutanı Boniface'ye, eğer Haçlı güçleri İstanbul'a gelir ve orada tahtı gaspeden amcası III. Aleksios Angelos'un yerine kendisini imparator yaparlarsa, Haçlı güçlerine büyük katkılar yapacağına inandırdı. Aleksios'un vaadleri şunlardı:

  • Venedik'e borç olarak kalan ücretin kalanı Bizans hazinesinden karşılanacaktı.
  • Haçlı güçlerinin İstanbul'dan Mısır'a gemilerle nakledilmesi Bizans tarafından finanse edilecekti.
  • Haçlı kuvvetlerine ekten 10.000 Bizanslı asker sağlanacaktı.
  • Sonradan zaptedilecek kutsal toprakları korumak için, Bizans İmparatorluğu 500 şövalyeyi devamlı finanse edecekti.
  • Papalık'tan ayrılmış olan Ortodoks Kilisesi'ni Roma'daki Katolik Kilisesi'ne bağlayacaktı.[1]

Birçok dindar Katolik Haçlı ve özellikle Papa III. Innocentius için bu son şart çok uygun görülmüştü. Bu şekilde İstanbul'u ve Bizanslılar'ı tek bir Hristiyan kilisesi içinde ve Papa'nın liderliği altında toplamak, kutsal Kudüs'u yeniden almak kadar çekici görülüyordu.

Bunun yanında İstanbul'un bir servet yatağı olduğu Batı Avrupa'da ve özellikle önceki Haçlı seferlerinden dönenler tarafından, yıllarca masal gibi söylenip gitmişti. Her Orta Çağ ordusu mensubu gibi İstanbul'u bir ordu ile almak ve hukuken kabul edilen üç günlük talan izni, bir Haçlı askeri için inanılmaz çok ganimet toplamak ile bir anlama gelmekteydi.

Nisan'da Haçlı ordusunu taşıyan donanma Zara'dan ayrıldı; Dıraç limanı ve Korfu adasına uğradıktan sonra bu büyük donanma 24 Haziran 1203'de İstanbul şehri önünde Boğaz ağzında demir attı. Bizans İmparatoru III. Aleksios Angelos, bu donanmanın yakında geleceğinden haberi vardı; ama bu tehdidi karşılayacak askerî güç, özellikle deniz gücü, elinde bulunmuyordu. Önceki imparator olan kardeşi II. İsaakios Angelos, Bizans'in gemi yapımı ve bakımı kontratını 16 yıl önce bir ihale sonucu Venedikliler'in eline bırakmıştı ve kayın biraderi olan Bizans donama komutanı amiral de donanmanın elinde bulunan çımaları, yelkenleri ve halatları ihale ile satmıştı. Böylece Bizans donanması hiç donanımsız birkaç tekneye dönüşmüştü.

Haçlı Ordusunun İstanbul'a İlk Hücumu[değiştir | kaynağı değiştir]

istanbul'a gelen Venedik gemilerinden oluşan büyük Venedik/Haçlı donanması o zaman İstanbul'un limanı olan Haliç'e giremedi. Çünkü Haliç'in ağzına 500 metre uzunlukta büyük ve ağır bir zincir çekilmişti. Bu nedenle Venedik/Haçlı donanması önce Anadolu yakasında o zaman Kadıköy'de bulunan bir saray önünde demirleyip etraftaki tarla, bostan ve bahçeleri yağmalayarak yiyecek ve içecek tedariki yaptı. Ufak bir Bizans süvari birliği burada Haçlılara hücum ettiyse de hemen geri püskürtüldü. Buraya Bizans İmparatoru III. Aleksios'un gönderdiği elçi de iyi karşılanmadı. Eğer III. Aleksios, yeğeni yerine tahttan feragat ederse kendinin affedilip iyi muamele göreceğini, eğer feragat etmezse, bir daha elçi ve mesaj göndermemesi; kendini ve şehrini savunmaya hazırlaması istendiği bildirildi.

5 Temmuz'da bütün Haçlı birlikleri ve donanması Avrupa yakasında, Galata'nın hemen yakınına bir ordugah kurdu. O zaman Galata bir ticaret merkezi olduğu için surları bulunmuyordu. Galata yakasında büyük ve yuvarlak, kule şeklinde bir kale vardı ve Haliç'i gemilere kapayan zincirin bir ucu bu kuleye girip oradan büyük makaralarla indirilip yükseltiliyordu. Bu kaleyi savunmak için büyük bir Bizans birliği bulunmaktaydı ve bu birliğe moral sağlamak için III. Aleksios şahsen bu kulenin etrafının ve içinin savunmasının komutasını üzerine almıştı. Fakat Haçlıların ağır zırhlı süvari birlikleri hücuma geçince kulenin etrafındaki Bizans birlikleri başlarında imparator olmak üzere hemen kaçmaya koyuldular ve kule içindeki güçlerin direnişi de ancak 24 saat sürdü. Böylece Haliç'i kapatan zincirin bir tarafını eline geçiren Haçlılar zinciri denize indirdiler ve Haliç'e girişi açtılar. Böylece büyük Venedik donanması İstanbul'un limanı olan Haliç'e girmeyi başarmış oldu.[1]

Bizanslılar şehirlerini savunmaya kararlıydılar. Karaya bakan surlar çok korunaklı olup Barbar kavimlerin, Araplar'ın ve Bulgarlar'ın kuşatmalarına karşı yüzyıllarca başarı ile savunulmuştu. Ancak Haliç kıyısındaki surlar daha alçak, daha dar ve bu nedenlerle daha az korunaklıydı. Buna rağmen Bizanslı savunucu güçler bu surları da savunmaya hazırdılar. Haçlılar, Haliç surlarının daha az korunaklı olduğunu ve özellikle şehrin kuzey batı köşesindeki Tekfur Sarayı civarında kara surları ile Haliç surlarının birleştiği kavisin zayıf olduğunu iyi bilmekteydiler.

17 Temmuz 1203 günü Haçlı Latinler karadan ve Venedikliler denizden Haliç surlarına, özellikle de bu surların en zayıf kısmına karşı büyük bir hücum başlattılar. Venedik gemileri mancınık ve atacakları taşlarla dolu bulunuyordu. Gemi direkleri arasına çekilen halatlara surlara ve kulelere çıkmak için merdivenler ve platformlar bağlanmıştı. Gemiler sahilde hemen karaya oturacak kadar yaklaştırılıp alçak boyda olan surları ve sur kulelerini mancınıklarla bomdardıman edip platformlar ve merdivenlerle gemilerden hemen sur üstüne çıkmak imkânı bulunuyordu. Venedik Dükü Enrico Dandolo idaresindeki Venedikli deniz güçleri başarı ile surları ve sur kulelerini ellerine geçirmeye başladılar. O günün sonunda Dandolo müttefiki olan Haçlı komuta heyetine verdiği raporda 25 sur kulesinin Venedikliler'in eline geçtiğini; Venedikli denizcilerin surlarda açılan gediklerden şehrin kuzey batısına girdiğini ve civarda bulunan tahta evlerden oluşan şehir mahallelerinin hepsinin ateşe verdiğini, yangının devam ettiğini bildirdi.

Birinci hücum sonuçları[değiştir | kaynağı değiştir]

Haçlıların birinci hücumu sırasında Venedikliler Haliç duvarlarını aşıp şehrin Kuzey-batı mahallelerine girdiler ve bu mahalleleri yaktılar. Bu yangından yaklaşık 20.000 Bizanslı evini kaybetti. O zaman III. Aleksios Angelos bir alayın başında San Romanus Kapısından çıkarak bir huruç hücumuna geçti. Fakat İmparatorun aciz komutanlığı nedeniyle başarı sağlanamadı ve Bizans güçleri şehre geri döndüler. Saray mensupları Aleksios'u bir diğer hücuma hazırlanmaya zorladılar. O bu hücuma komuta etmeyi söz vermişken 17/18 Temmuz akşamı saraydan gizlice yanında Eirene adlı tek kızıve hazinede bulunan 500 kilo altın ile birlikte ufak bir gemiye binerek Trakya'ya kaçtı. Karısını ve diğer iki kızını, kuzey duvarlarını kaybetmiş ve büyük bir tehdit altında bulunan başkentinde geride bıraktı.

Konstantinopolis hükümdarsız kaldı ve alelacele toplanan bir devlet konseyinde II. İsaakios Angelos'u bulunduğu hapisaneden çıkartarak İmparatorluk tahtına oturtmaya karar verildi. II. İsaakios'un gözleri kördü; Bizans hukukuna göre körler İmparator olamazdı; ama meşru bir imparatordu. Onu tekrar Bizans İmparatoru yapmakla Bizans'in ilerigelenleri, Haçlıların şehri kuşatmaları için verdikleri tek önemli isteklerini, yani meşru hükümdarın geri getirilmesi şartını, karşıladıklarını sanmaktaydılar. Ayrıca Haçlılara yardım sağlayan ve onlarla birlikte gelen II. İsaakios oğlunu da, IV. Aleksios Angelos adıyla ortak imparator yapılmasi gerekti. 1 Ağustos 1203de II. İsaakios Angelos ve IV. Aleksios Angelos tac giydirilip Bizans devletinin efektif idaresini ellerine aldılar.

Meşru hükümdarların tahta geçmesini şart koşan Venedikliler ve Latinler bu gerçeği kabul ederek hücumlarını durdurup, şehrin içinde girdikleri yerlerden çıkıp Haliç'in karşı yakasında Galata dışında bir ordugaha çekildiler. Genç Aleksios Angelos'un Haçlılara Zara'da verdiği vaadleri yerine getirmesini beklemeye koyuldular.

IV. Aleksios bu vaadleri yerine getirmek için finansman sağlamasi gerekmekteydi. Amcasının yaptığı israflı giderlerle devlet hazinesi boşalmıştı. Halka yeni vergiler konulması ve eski vergilerin artırılması gerekti. Bu vergi gelirlerinin düşman olarak gördükleri Latin ve Venediklilere gideceğini bilen halk açıkca bu vergilere ve İmparatorlara karşı kızgınlığını göstermeye başladı. Diğer bir devlet gelir kaynağı ise, kiliselerde ve manastırlarda bulanan kıymetli matallarden yapılmış vaftiz kapları vb. nın müsadere edilip eritilmeleri ile elde edilen kıymetli metaller idi. Bu ise Konstantinopolis'te çok nüfuzlu olan papazları, keşişleri ve rahibeleri imparatorlara açıkca düşmanlığa yöneltti. Bunun yanında Aleskios'un verdiği vaadlerden biri Doğu Ortodoks Kilisesi'nin ve onun papaz ve manastır mensuplarının Roma'da bulunan Katolik Papa'ya bağlanmasi gereği çok büyük şikayet konusu olmaktaydı.

Bütün bunlar yetişmiyormuş gibi medeniyet görmemiş Latinler ve Venedikliler'in küçük gruplarla ordugahlarından gelip Konstantinopolis'i ziyaret etmeleri ve bu ziyaretlerde aldıkları tavırlar ve hareketleri hem büyük bir halk düşmanlığı hem de parasal ziyan ortaya çıkarıyordu. Bir gece bir grup Haçlı Aya İrene Kilisesi'nin hemen arkasında bulunan küçük bir Arap mahallesinin varlığını keşfedip o mahalleye girdiler; orada bulunan küçük mescidi görünce sinirleri atıp hemen mescidi ve mahalleyi yıkıp yakmaya koyuldular. Bu söndürülemeyen yangın şehrin diğer yanlarına yayıldı, şehrin önemli mahalleleri bu ikinci büyük yangınla yerle bir oldu ve imparator Julianus çağından beri yüzyıllarca görünmeyen yuksek yangın zararı ortaya çıkardı. IV. Aleksios Trakya'ya kaçan ve orada Bizans direnişini organize eden amcası sabık III. Aleksios'a karşı askerî birliklerle gittiği bir başarısız kampanyadan döndüğünde, başkentini yangından harap bir halde ve halkını Latin yabancılara karşı harp etmeye hazır bir şekilde olduğunu gördü.

Birkaç gün sonra zaten çok müşkül olan durum, daha da güçleşti. 3 Latin Haçlı ve 3 Venedikli'den oluşan bir heyet IV. Aleksios huzuruna çıkarak kendilerine Zara'da vaad ettiği meblağların hemen ödenmesini istediler. İmparatorun bu ödemeyi yapmaya hiçbir imkânı bulunmamaktaydı ve ödeme yapamıyacağını onlara bildirdi. Bu toplantıda bulunan herkesin, sonucun yeni bir savaş olacağına şüphesi kalmamıştı. Genel olarak ne Bizanslılar ne de Latinler yeni bir savaş istemekteydiler. Bizanslılar bu garip kılıklı, acayip tavırlı ve kendilerinin din inançlarına ve ayinlerine pek az benzeyen garip Hristiyanların şehirlerin yakınlarından ayrılıp gitmelerini istemekteydi. Latinler ise bu sefere dinî nedenlerle katılmışlardı ve hemen Mısır'a ve oradan Küdus'e gitmek niyetindeydiler.

Ancak Venedikliler ve özellikle gözleri görmeyen ve 80 küsur yaşından aşkın yaşlı Venedik Dükü Enrico Dandolo daha değişik ve ayrı hedefler peşinde idi. Eğer onun bir savaş isteği olmasaydı; Venedik donanmasına emir verip geri götürebilirdi. Ama önce kendisine verilecek tazminatın tamamlanması için Bizans ödemelerini beklediği için donanması ile geri dönmediğini açıkladı. Bizanslıların bu ödemeyi yapma imkânları olmadığı gittikçe açığa çıkmaya başlayınca tonunu değiştirip o anda Bizans'in hükümdarları olan II. İsaakios ve IV. Aleksios'un kaypak olduklarını ve sözlerini tutacak kişiler olmadıklarını, şehre girerek onları tahtan indirmenin ve Venedik'e olan eski borçların ve vaad edilmiş olan yeni gemilerin bulunması için gereken ödemeleri yapacak bir diğer hükümdarı tahta geçirip Haçlıların ana hedeflerine yönelmelerini sağlamanın her Haçlı için bir dinsel ödev olduğunu iddia etmeye başladı. Aslında Enrico Dandolo için ne Küdus'e kutsal gitme ne de Venedik'e olan nakliye borçlarını elde etme artık bir objektifti. Bizans İmparatorluğu'nu yıkmak; yerine Venedik menfaatlerinden başka bir hedefi olmayan, bir kukla imparator getirmek ve böylece bir denizler üstü büyük Venedik İmparatorluğu kurmak objektifi olmuştu.[1]

Konstantinopolis halkı da Haçlılarla bir bakıma hemfikirlerdi; II. İsaakios ve IV. Aleksios'un hemen tahtan indirilmeleri gerekiyordu. 25 Ocak 1204de Ayasofya'da senatorler, din adamlari ve halk temsilcilerinden oluşan büyük bir toplantı yapıldı. Bu toplantı üç gün sürdü. Sonunda IV. Aleksios ve babası tahttan indirildi. Bu konsey, onların yerine imparator olarak bir yüksek saray memuru olan Nikolaos Kanabos'u imparator olarak seçti.

Haçlı ordusunun Konstantinopolis'e ikinci hücumu ve şehrin zaptedilişi[değiştir | kaynağı değiştir]

1204de Dördüncü Haçlı Seferi'nde Haçlı ordusunun Konstantinopolis'e hücumu
Haçlı ordusunun Konstantinopolis'e girip talan etmeleri. Ressam: F.V.Delacroix (1840)

IV. Aleksios'a muhalefet her taraftan gelmekteydi. Bunların arasında sarayda önemli bir mevki olan (kalın, birbiriyle birleşik kaşları dolayısıyla Murtzuphlos lakabı verilmiş olan) Aleksios Dukas 21 Ocak 1204de saraya girerek genç meşru İmparator olan IV. Aleksios'u uykusundan kaldırıp; yüzünü uzun bir pelerinle örtüp saraydan kaçırdı. Genç imparatoru zindana koydurdu; birkaç başarısız kalan katil denemesinden sonra, onun bir yay kirişi ile boğulup öldürülmesini sağladı. Aleksius Dukas kendini V. Aleksios adıyla İmparator ilan etti. İsaakios ise oğlunun akıbetine çok üzülüp ondan çok yaşamadi (ve olasılıkla eceliyle öldü). V. Aleksios şehrin savunması için ciddi önlemler almaya başladi. Haçlıların gelişinden beridir ilk defa olarak şehir duvarları ve kulelerinde sabah akşam 24 saat nöbet usulu uygulanmaya başlandı. Duvarların pekiştirilmesi ve bazı yerlerde yükseltilmesi işi bir sürü işçinin gece gündüz emekleriyle başarıldı.

Venediklier ve Frank Haçlılar, gûya kendilerini oraya davet eden meşru İmparator olarak gördükleri IV. Aleksios'un tahttan indirilip öldürülmesine çok kızdılar. Mart ayı başlarında Latin Haçlı Seferi idarecileri aralarında bir sıra toplantılar yaparak şehri hücumla aldıktan sonra ne yapacaklarına dair bir sıra kararlar aldılar. Venedikliler ve Frank Haçlılar altışar delege seçip bir imparator seçim kurulu kurulması önerildi. Franklar arasindan seçilecek olan imparatora şehrin (eski ve yeni saraylarını da içine alan) dörtte birinin idaresi verilecekti. Şehrin kalan dörtte üçünün yarısı Venedik idaresine verilecek ve diğer yarısı Frank Haçlılar idaresi altında olacaktı. Franklar yeni imparatora bağlılik yemini verecekler ama Venedikliler (ve dükleri Dandolo) imparatora bağlılık yemini vermiyecekti. Şehirde yağma edilen her şey önce ortak olarak bir merkezi yerde toplanıp buradan herkese eşit olarak dağıtılacaktı. En son şart olarak bu kuşatmaya katılan her taraf Mart 1205'e kadar (bir yıl) istila edilen şehirden ayrılmayacaktı.[1]

Bu arada Latin Haçlılar rededileceğini bildikleri, bir ültimatom gönderip IV. Aleksios Murtzuphos'tan öldürülmüş olan imparatorun kendilerine vermiş olduğu vaadlerin tümünün hemen yerine getirilmesini istediler. Ama yeni Bizans imparatorunun bunları rededeceğinden emin oldukları için şehre tekrar ikinci bir hücum yapma için tedbirler aldılar.

9 Nisan günü Venedikliler ve Frank Haçlılar şehir duvarlarına karşı, yine Haliçin kuzeyinden ağırlıklı, bir hücuma başladılar. Dokuz ay önce Venediklilerin gemi direkleri üzerine çıkıp Haliç duvarlarını aşma başarıları bu sefer mümkün olmadı. Yükseltilen duvarlar ve duvarlardaki savunma güçleri ve silahları dokuz ay önceki eski başarının yenilenmesine engel oldu. Bizanslilar büyük mancınık tipli makinelerle attıkları taşlarla diğer taraflarda olan yuksek tahta kuleler seklindeki hücum makinelerını yıkmayı başardılar. Çıkan sert bir güney rüzgarı Venedik gemilerinin Haliç duvarlarına bindirmek için yakınlaşmalarına engel oldu. O akşam hücumcular geri çekilmek zorunda kaldılar.

İki günlük bir yeni hazırlıktan sonra tekrar hücumlar başlatıldı. Bu sırada Haçlı ordusunu moralini kuvvetlendirmek için Katoilik papazlar da Haçlıların diğer Hristiyanlara karşı yaptıkları hücumları aklamak için bir bildiri yayınladılar. Buna göre Konstantinopolis'e hücumun dinsel ahlak bakımından iki uygun yönü bulunmaktaydı. Birincisine göre Bizanslılar hain ve katil olup kutsal kilisede taçlandırılmış meşru hükümdarları olan IV. Aleksios'u öldürmüşlerdi. İkincisine göre Bizanslıların Katolik Papa ve Katolik Kilise aleyhtarlığı "Bizanslıların Yahudilerden daha beter" doğru dinden ayrıldıklarını göstermekteydi. Böylece materiyel ve moralman ordularını pekleştiren Frank Haçlılar ve Venedikliler 11 Nisan'da tekrar bir hücuma başladılar.

Bu sefer Venedik gemileri ikişer olarak birbirine bağlanmış olarak daha fazla ağırlıkla Haliç kıyı duvarlarına bindirmeye başladılar ve çıkan kuvvetli kuzey rüzgarı da buna yardımcı oldu. Çok geçmeden iki kule Venedikli ve Frank Haçlılarin eline geçti ve bir şehir kapısı kırıldı. Haçlı orduları şehre girip şehrin kuzeyindeki sokaklara yayılmaya ve ahaliyi evlerinde öldürmeye başladılar. Bir grup Hacli o aksam şehrin kuzeyinde büyük bir yangın çıkardılar. Bu yangın Haçlıların şehir içinde çıkardıkları üçüncü büyük yangın oluyordu. Bu seferin tarihini yazan Villeharoudin'e göre bu yangınlarda "yanan ev sayısı Fransa Krallığının en büyük üç şehrinde bulunan tüm evlerin sayısından da daha fazla idi." [1][2]

Önce İmparatorluk Varangian muhafızları imparator komutanlığı altında çok kahramanca sokak savunması yaptılar. Şehrin kuzey batısını ellerine geçiren Haçlılar, o akşam için ateşkes ilan ettiler. Ama yangın yine hasarına devam etti. Bu sefer o akşam yeni imparator V. Aleksius'da savunma ümidini yitirdi; meşruluğunu isbat için yeni evlendiği eski imparatoriçe olan karısı Evodosiya ve onun çocukları ile güya Frank ve Venediklilere karşı rezistansı şehir dışından idare etmek nedenin vererek şehirden kaçmayı başardı.

Ertesi gün şehirdeki tüm Bizans direnişi sona erdi. Fakat Konstantinopolis şehri için trajedi ve fecaat yeni olarak o gün başladı. Dördüncü Haçlı Seferi Venedikli ve Frank çapulcuları Konstantiopolis'i üç gün süreyle talan etmek haklarını kullandılar. Venedikli ve Franklar şehrin altını üstüne getirerek her şeyi talan ettiler ve şehir halkina ve her türlü dinsel, kamusal ve şahsi anıt, bina ve eşyaya ve yaşlı, genc, çocuk, erkek, kadın kişilere çok büyük bir zararlar verdiler.


Şehrin talan edilmesi sırasında birçok çok eski antik çağlar ve orta çağlara ait Grek ve Romali eserler ya çalındı ya da tahrip edildi. Çok büyük sayıda yazma kitap ihtiva eden ve antik kitap ve yazılı eserlerinin çoğunu saklayan muhteşem Konstantinopolis Kütüphanesi tümüyle tahribe uğradı ve içinde bulunan yazılı eserler kayboldu. Güya Hristiyan olarak Hristiyan kilisesi ileri gelenlerine ve Papa'ya çok sıkı yeminler edip ve eğer Hristiyan tapınaklarına zarar verirlerse telin ve aforoz edilmekle tehdit edilen Haçlılar hiç acımasız, merhametsiz ve insafsız bir şekilde sistematik olarak şehirde bulunan kutsal Hristiyan tapınakların ve kutsal binaların kutsallıklarını hiçe sayarak onları kirlettiler, tahrip ettiler ve içindekilerini çalıp çırptılar ve hiçbir kutsal bina bu davranışa istina olmadı. Bizanslı tarihci Choniates'in göre Ayasofya Kilisesini talan etmek için kilisenin en kutsal köşelerine kadar bir sürü katır ve eşek sokulmuş ve çalınan kutsal eşyalar bunlarla Haçlı ordugahlarına taşınmıştır. Bu sırada gayet içkili olan Haçlı askerler Ayasofya'da Ortodoks Patriğinin özel tahtına bir hayat kadınını oturtmuşlar ve alay olsun diye onun "dini vaizlerini" dinlemişlerdir.[3]

Konstantinopolis'i talandan sonra merkezi bir yerde toplanıp değerlendirilen talan eşyalarının resmen bildirilen değeri 300.000 gümüş marka geldi. Bunun 150.000 markı Venediklilere verildi. 50.000 mark Avrupalı Haçlı ordulara bırakıldı. 100.000 mark ise eşit olarak Venedik ve Avrupalılar arasında bölüştürüldü. Fakat otoriter yazarlar Avrupalı Haçlıların 500.000 gümüş marklık talanı bu merkeze getirmediklerini ve muhafazakar bir tahminle talan edilenlerin değerinin 900.000 gümüş altını geçtiği bildirirler.

Batılı Hristiyanların bu utandırıcı hareketlerini biraz olsun hafifletmek için Batılı tarihçiler Roma'da bulunan Papa III. Innocentius'in bundan utanç duyduğunu ve Haçlılara çok güçlü bir azarlama şeklinde bir bildiri yayınladığını açıklarlar. Ama daha önce Papa'nın gönderdiği tehditlere rağmen hiçbir Dördüncü Haçlı Seferi komutanı veya askeri Papa tarafından ne aforoz edilmiştir ne de açıkca dinsel olarak telin edilmistir.

Yağmalanan eşyaların bir kısmı zaman içinde kaybolurken, bir kısmı da Venedik'te, Vatikan'da ve diğer büyük dini merkezler de koruma altına alındı. Hipodrom'daki heykeller, azizlerin kemikleri, İsa'ya ait olduğuna inanılan ve bugün Torino'da olan kefen ile Venedik'teki San Marko Meydanı'ndaki kilisede muhafaza edilen dört adet at heykeli de gidenler arasındaydı.

Haçlı Ordusu Kudüs yerine İstanbul'u işgal etti ve Bizans İmparatorluğu yerine bir Latin İmparatorluğu kuruldu.


Bizans'ın parçalanışı ve Latin İmparatorluğu[değiştir | kaynağı değiştir]

Konstantinopolis'in 1204de zaptedilmesinden sonra, Doğu Roma olma prensiplerine uygun olarak Konstantinopolis'de "Imperium Romanıae" Latince adıyla Latin İmparatorluğu kuruldu. Bu yeni ama güya hukuken eski imparatorluğun en önemli niteliği eski Bizans Imparatorluğu'nun kendi Konstantinopolis Patriği'nin idaresinde Hristiyan Ortodoks olmasına karşılık, yeni imparatorluğun Roma'daki Papa'ya bağlı Katolik Hristiyan olması idi.

Hem Frank şövalyeler tarafından hem de diğer Haçlılar ve hatta şehir ha tarafından yeni Latin imparatorunun I. Boniface olacağı beklenmekteydi. Fakat onun imparator olması Venedik tarafından veto edildi. Buna açık neden Boniface'in elimine edilen eski Bizans Imparatorluğu ile pek çok şahsi bağlantısı olup kendisine imparatorluk payesi verilirse kendini eski imparatorluğun meşru varış hükümdarı olarak ilan edebileceği idi. Fakat Venedikliler Boniface imparator olursa Venedik'in yeni Latin İmparatorluğu üzerindeki etkisini kısıtlayacığından ve Venedik'in eline geçirdiği çok geniş ve yaygın arazilerin geri verilmesini isteyeceğinden korkmaktaydılar. Bu Venedik vetosundan dolayı Latin İmparatoru olarak Flandralı I. Baodouin seçildi.

Boniface ise Selanik Krallığı adı verilen bir Latin krallık kurdu ve ona kral oldu. Ayrıca Girit'te de apeyce büyük arazi emrine verildi; ama sonradan Boniface Girit'i Venediklilere sattı. 13. yüzyıl sonu ve 14. yüzyıl kaynaklarına göre Boniface Selanik'e kral olma idiası genç kardeşi Montferratlı Renier'in 1180de Bizans İmparatoru I. Manuel Komnenos'un kızı Bizans prensesi Maria ile evlenmesinde Selanik'i çeyiz olarak Monferratlılara vermesi idi.[1]

Bu seferden en kazançlı çıkan Venedikliler oldu ve Akdeniz'in önemli adaları gemilerinin nakliye ücreti karşılığı Venediklilere verildi.

Dördüncü Haçlı Seferi sonuçlarının değerlendirilmesi[değiştir | kaynağı değiştir]

Konstantinopolis'te kurulan Latin İmparatorluğu fazla yaşamadı (1204-1261). 1261 yılında Bulgarların ve İznik'e kaçan Bizanslılar'ın hücumları sonucu yıkıldı. İznik Rum İmparatoru VIII. Mikhail Palaiologos tekrar İstanbul'a gelerek Bizans İmparatorlugu İmparatoru oldu. Dördüncü Haçlı Seferi'nin değerlendirilmesinde en son sözleri 20. yüzyılda Venedik ve Bizans tarihlerini yazmış olan modern İngiliz tarihçisi J.J.Norwich'in Bizans tarihi ilgili kitabında verilen şu değerlendirme ile bitirmek uygun görünmektedir:

Dünya olaylarının çok geniş içeriğinde .. Dördüncü Haçlı Seferi.. büyük bir felaket olarak görünmektedir. ... Bu demek değildir ki bu sefer, genel Haçlı Seferleri kavramının bir kötü ün kazanmasına neden olmuştur. Bir önceki yüzyılda birbirini takip eden seferler zaten Hristiyanlık tarihindeki en kara sayfalar oluşturmuştu. Fakat Dördüncü Haçlı Seferi (eğer Haçlı seferi demek kabilse) daha önceki Haçlı seferlerine kıyasla imansızlık ve ikiyüzlülük ve vahşilik ve açgözlülük bakımından önceki seferlerden katkat üstünde olmuştur. ... İstanbul'un talan edilmesi, 5. yüzyılda Roma'nın barbar kavimler tarafından yağmalanmasından, 7. yüzyılda İskenderiye kütüphanesinin ve kitaplarının... yakılmasından, bütün dünya için daha çok felaketli olan bir kayıp ortaya çıkarmıştır... Haç sancağı altında savaşan bu adamlara... nakliyat sağlayan ve kendilerine ilham ve moral veren ve onları cesaretlendiren ve onların başını çeken en sonunda Enrico Dandolo'dur. Bu kişi bunları Venedik Cumhuriyeti adına yapmıştır ve bu trajediden en mühim kârlı parsayı toplayan Venedik olmuştur. Bu nedenle bütün dünya için bu büyük kargaşalık, felaket ve yıkımı ortaya çıkarmanın mesulleri Venedik ve onun kör, ihtiyar düküdür. [4]

Dipnotları[değiştir | kaynağı değiştir]

  1. ^ a b c d e f g h i j k Villahardouin, Goeoffroi (çev. Ali Berktay) (2001), Konstantinopolis'te Haçlılar. İstanbul:İletişim Yayınları ISBN 975-470-953-X.
  2. ^ Ama bir modern Avrupa kaynağına göre 'sadece' 15.000 ev yanmıştır. J. Phillips, The Fourth Crusade and the Sack of Constantinople, say. 209
  3. ^ "The Sack of Constantinople", Nicetas Choniates, 1204.
  4. ^ Kaynak hatası: Geçersiz <ref> etiketi; norwich isimli refler için metin temin edilmemiş (Bkz: Kaynak gösterme)

Ayrıca bakınız[değiştir | kaynağı değiştir]

Kaynakça[değiştir | kaynağı değiştir]