Budizm

Vikipedi, özgür ansiklopedi

(Budist sayfasından yönlendirildi)
Git ve: kullan, ara
Tarafsız Bakış Açısı Bu maddenin tarafsızlığı konusunda kuşkular bulunmaktadır.
Ayrıntılar için maddenin tartışma sayfasına lütfen bakınız.
Şablonu maddeden çıkarmadan önce şablonun yardım sayfasını lütfen inceleyiniz.
Üslup Bu maddede kullanılan üslubun, ansiklopedik bir yazıdan beklenen resmî ve ciddi üsluba uygun olmadığı düşünülmektedir.
Konuyla ilgili tartışma için maddenin tartışma sayfasına lütfen bakınız.
Maddeyi geliştirerek ya da konuyla ilgili tartışmaya katılarak Vikipedi'ye katkıda bulunabilirsiniz.
Bu maddedeki veya maddenin bir bölümündeki bazı bilgilerin kaynağı belirtilmemiştir.
Ayrıntılar için maddenin tartışma sayfasına lütfen bakınız.
Maddeye uygun bir biçimde kaynak ekleyerek Vikipedi'ye katkıda bulunabilirsiniz.
Düzenle Bu madde, Vikipedi standartlarına uygun değildir ve bu nedenle düzenlenmesi gerekmektedir.
Maddeyi Vikipedi standartlarına uygun biçimde düzenleyip, geliştirerek Vikipedi'ye katkıda bulunabilirsiniz.
Bu madde Şubat 2008 tarihinden beri, düzenleme isteğiyle etiketlidir.
Hong Kong - Tian Tan'daki Buddha heykeli
Hong Kong - Tian Tan'daki Buddha heykeli

Budizm hayattaki acı, ızdırap ve tatminsizliğin kaynaklarını açıklayan ve bunların giderilmesinin yollarını gösteren bir öğretiler topluluğudur. Budizm'de öğretilerin ana çatısını : Meditasyon gibi içe bakış yöntemleri ve reenkarnasyon denilen doğum ölüm döngüsünün tekrarı, ve de karma denilen eylem-nedensellik zinciri gibi kavramlar oluşturmaktadır.

Budizm Sanskritçe ve Pali dillerinindeki eski Budist metinlerinde 'uyanmış kişi' anlamına gelen Buddha kelimesinden gelir. Budizm M.Ö. 563-M.Ö. 483 yılları arasında yaşadığı tahmin edilen, bugün Buddha olarak bilinen Siddhartha Gautama tarafından kurulmuştur. İlk kaynaklar Buddha'nın bugün Nepal sınırları içinde kalan Lumbini'de doğduğunu ve 80 yaşında Kuşinigar'da (Hindistan) öldüğünü yazmaktadır. Budizm Buddha'nın ölümünden sonra 500 sene boyunca Hindistan Yarımadasında, daha sonra Asya ve dünyanın geri kalanında yayılmaya başladı.

İki Budist rahip, Sakya Manastırı, Tibet.
İki Budist rahip, Sakya Manastırı, Tibet.

Bugün biliminsanları tarafından en sık kullanılan sınıflandırmaya göre dört çeşit akım vardır. Bunlar:

  • Güney Budizmi, Theravada, Güneydoğu Asya Budizm veya Pali Budizmi olarakta bilinir. İnananları başlıca Sri Lanka, Myanmar, Tayland, Laos, Kamboçya ve Malezya, Vietnam, Çin, Bangladeş'te bulunur.
  • Doğu Budizmi, Doğu Asya Budizmi, Çin Budizmi, Çin-Japon Budizm i olarakta bilinen Mahayana dır.İnananları başlıca Çin, Vietnam, Kore, Japonya, Singapur, Rusya nın bazı bölgelerinde bulunur.
  • Kuzey Budizmi, Tibet Budizmi, Tibet-Moğol Budizmi, Lamaizm, Vajrayana olarak da bilinir. Tibet, Moğolistan, Bhutan başlıca olmak üzere Nepal, Hindistan, Çin, Rusya'da da inananları vardır.
  • Batı ülkeleri. Budizm ozellikle 20. yy'ın ikinci yarisinda ABD, Avustralya, ve çeşitli Avrupa ulkelerinde de kök salmiştır. Batidaki haliyle Budizm, ozellikle reenkarnasyon ve karma gibi inanç gerektiren özelliklerine olan vurgusunu yitirmistir. Buna karsi, felsefi ve psikolojik özellikleri, meditasyon ve zihin terbiyesi unsurlari batida daha önem kazanmistir.

Budizm
Dharma wheel

Budizm Tarihi
Budizm kronolojisi

Budizm Kavramları
Pratitya-samutpada
Üç Değerli Taş
Dört Asil Hakikat
Asil Sekiz Yol
Nirvāna

Önemli Kişiler
Buddha
Śākyamuni Buddha
Bodhisattva

Yörelere göre Budizm
Güneydoğu Asya Budizmi
Çin Budizmi
Tibet Budizmi
Batı Budizmi
Japon Budizmi

Üçlü Budizm
Theravada
Mahāyāna
Vajrayāna

Budizmin Yazılı Kaynakları
Tripitaka
Pali Kanunu
Vinaya
Pali Suttaları
Mahayana Sutraları
Abhidharma
Budist Tantra

Budist Kültürü

Konu başlıkları

[değiştir] Budist Öğretilerinin Kısa Özeti

Budizm ogretisi nin ozunde 4 yüce gercek adi verilen tespitler yatar:

1. Hayat acı/tatminsizlik (dukkha) icerir.

2. Acı ve tatminsizligin kaynagi siddetli istek/saplanti/arzu, ya da tam tersi olan antipati veya nefret hisleridir.

3. Tatminsizlikten hurriyet mumkundur.

4. Tatminsizligi ve acı cekmeyi ortadan kaldirmak icin takip edilecek yol, sekiz oğretileriden olusur. Bu sekiz-kollu yol aşağıda bilgelikle, ahlâkla, ve eğitimle ilgili sınıflandırılmıştır:

[değiştir] Hikmet/Bilgelikle ilgili olanlar

1. Doğru bakis açısı, doğru görüş;

2. Doğru niyet;

[değiştir] Ahlak/Etikle ilgili olanlar

3. Doğru söz / yumuşak söz;

4. Doğru davranış, hareket, eylem;

5. Doğru / namuslu kazanç;

[değiştir] Zihin eğitimine / terbiyesine / meditasyona yönelik olanlar

6. Doğru çaba;

7. Doğru bilinçlilik/farkındalik/uyanıklık/dikkat (Ing: Mindfulness, Pali: Sati);

8. Doğru konsantrasyon

Yukaridaki sekiz-kollu yolu, her bireyin kendi yorumu doğrultusunda pratik bir sekilde hayata geçirmesine Budizm'de çok önem verilir. Doğru niyetle yola çıkıp, ahlâki bir hayat çercevesinde, insan zihninin terbiyesi ve eğitiminin en pratik ve direkt yollarini arar. Özellikle bilinçlilik / farkindalik / uyaniklik / dikkat insanin iç ve dış dünyasını dingin ve konsantre bir ortamda kendi hayatını muhakeme etme ve hissetmesine yardimci olur. Bir çeşit içebakış olan bu meditasyon, sangha denilen cemaatin desteği ile olur. Meditasyonun en yaygın şekli rahat bir ortamda dik oturarak (Ör.: bir sandalyede) nefesi takip etmektir. Nefesi takip esnasında vücutta ve zihinde olagelen aktiviteler, dikkatle ve yargisiz takip edilmeye calışılır. Dikkat dağıldığı zaman kendi kendini yargılamadan, şefkatle tekrar nefesi takibe geri dönülür. Dikkat ve uyanıklık çerçevesinde bu nefes takibi zamanla zihin-vücudun kendini öğrenmesini sağlar. Zen budizminde bu çeşit meditasyona zazen denilir. Budizmde meditasyon ve zihin terbiyesine, ve dolayisiyla bireyin kendini degistirip gelistirmesine onem verilir. Fakat esas amac her bireyin kendisindeki toplumdaki ve dunyadaki izdirabi azaltmasidir. Mahayana Budizminde bunu amaclayan insanlara bodisatva adi verilir.

[değiştir] Tarihçe

Siddhartha Gautama'nın, Nepal'deki Lumbini'de doğduğuna inanılmaktadir. Daha az yaygın olmakla birlikte Hindistan-Nepal sınırındaki Kapilavastu'da doğduğuna dair iddialar da vardır. Yaşamının geleneksel hikayesi şöyledir: Siddhartha bir prens olarak doğdu. Kral olan babası Suddhodana'yı bilge olduğu varsayılan bir kişi o doğduktan kısa bir süre sonra ziyaret etti. Onun hakkında "Bu çocuk ya muhteşem bir kral (chakravartin), veya muhteşem bir kutsal adam (Sadhu)" olacak dedi. Babası Siddhartha'yı kral yapmak için yaşamı boyunca onu izdirap veya olum gibi hayatin gerceklerinden korumaya kararliydi. Bundan dolayi Siddhartha hayatinin ilk 29 yilini insan nefsinin arzu edebilecegi butun zenginlikleri icinde yasadi. Babasının çabalarına rağmen 29 yaşındayken ilk kez, yaşlı bir kişinin ızdırap çektiğini gördü. Bu olaydan sonra sarayın dışındaki kısa yolculuklarda da, hasta bir adam, çürümüş bir ceset ve bir derviş (sofu, zahit) görünce hayatin ızdırap icerdigini farketti ve ızdırabi altetmek icin bir derviş olarak yasamaya karar verdi.

Gautama bu dört olaydan derin bir biçimde etkilendi. Yaşlılığa, hastalığa, ve gec yasta farkettigi yasamin butun izdiraplarini azaltmak ya da yok etmek icin ruhani bir hayata basladi. Gautama derviş olmak için bu görkemli hayatı arkasında bırakarak sarayından kaçtı. Bir süre sonra, bunları keşfetmek için riyazet (nefsinin isteklerine karşı gelerek sade hayat yaşama) yaparak degisik hocalari ziyaret etti. Bu durumda açlığa dayanma, hassas fısıltılar duyma, vücutta ağrı hissetmemek gibi olağanüstü ruhani güçler görüldüğünü hissetti, ama bu ibadetlerin vucuduna zarar verdigini gördü.

Siddhartha, prens olarak zenginlikler icindeki hayatinda da, oruc ve aclik ibadetlerinde de tatmin ve dinginlik bulamadi. Insan vucuduna zarar veren bu ibadetleri birakarak, Anapanasati denilen nefesi yargisizca dikkatle takip etme meditasyonunu, keşfetti. Vucudunu yemekten kesme ibadetlerine son vermesi, köylü bir kızdan gelen biraz süt ve pirinç muhallebisi almakla ve sonra bir incir ağacının altına nefes meditasyonuna oturmasyila oldu. Orta yol denilen, ne nefsin her istedigini tatmin etmek, ne de vucudu ihtiyaclarindan mahrum birakacak bir orta yol takip etti. 49 günlük meditasyondan sonra, 35 yaşındayken ilmini tamamladı ve gunumuz Bodh Gaya'sinda bulunan bu agacin altinda uyandi/aydinlandi. Bodhi'nin bu başarısından sonra Buda veya Gautama Buddha olarak bilindi. Geri kalan yaşamında aydinlanmasina/uyanisina yardimci olan öğretti ve kisa bir surede cemaatini buyuttu. Bilim adamlarının kayıtlarında M.Ö. 5. yüzyıl yaşadığı belirtiliyor. Çeşitli kaynaklarda, onun M.Ö. 563-483 yılları arasında yaşadığı belirtilmektedir, fakat gerçek doğum tarihi tartışmaya açıktır. 80 yaşlarında Kushinagara (Pali Kusinara)(Hindistan)'da öldü.

[değiştir] Öğretiler

Butun Budist okullarinda itibar edilen ogretiler, 4 yuce (asil) gercek, ve 8 kollu yoldur. Bunlar yukarida da anlatildigi gibi soyledir:

  • Dort Yuce Gercek: 1. Izdirap aci ve tatminsizlik hayatin ve varolusun bir parcasidir. 2. Izdirabin esas kaynagi objelere/vucuda/fikirlere olan arzu/istek/saplanti/baglanma,

ya da objelere/vucuda/fikirlere olan antipati veya nefrettir. 3. Izdirap azaltilabilir veya yok edilebilir. 4. Bunun yolu 8 kollu yoldan gecer.

  • Sekiz Kollu Yol: Dogru anlayis, dogru dusunce, dogru soz, dogru eylem, namuslu kazanc, dogru caba, itinali dikkat/uyaniklilik, ve dogru konsantrasyon.

Bu iki esas ogretiye ek olarak Budist ogretilerinde su fikirler vardir:

  • Pratītyasamutpāda (ing. dependent origination): Her olgu kendisinden once olan baska olgulardan neden-sonuc iliskisinden dogar.

Klasik Budizmde bu neden sonuc zinciri 12 safhaya ayristirilir.

  • Anicca (Sanskrit: anitya): Hic bir olgu/fikir/vucut daimi degildir, ve degisime tabidir.
  • Anatta (Sanskrit: anātman): Her insandaki benlik/karakter, "ben" duygusu da degisime tabidir. Bundan dolayi sabit bir "ben" duygusuna

sahip olmak gercekle bagdasmaz.

  • Dukkha (Sanskrit: duḥkha): Butun varliklar aci veya izdiraba, veya tatminsizlige tabidirler. Olgularin degisime tabi oldugunun farkina

varanlar, olgularin birbirleriyle olan neden sonuc iliskisini gorebilenler bu izdirabi azaltabilirler veya yok edebilirler.

Budizm, başlangıçta yalnızca ahlâkî düşünceler ve bir tür yoga hayatı ya da düzenli ve disiplinli bir yaşam anlayışı ile sınırlanmış ve daha sonra, kutsal kast ayrımlarına, Tanrı'ya tapınma biçimlerine ve kurban törenlerine dayanan Hinduizmden ayrılarak, aynı zamanda felsefi bir akım şeklinde gelişmiştir. Buddhizme göre, varolan her şey, Tanrı'nın hiçbir müdahalesi olmadan, neden-sonuc zincirine uygun olarak maddeden meydana gelir. Evrende ne varsa, bu şekilde varlığa gelir. Ruh da, bu yasalara tabi olmak durumundadır. Başka bir deyişle, Buddhizm, varlık görüşünde bireylerin, canlı varlıkların ezeli-ebedi bir ruhları olmadığını savunur. Bir yaratıcının varolmadığına inanan Buddha'ya göre, kötülükle acının varoluşu bir yaratıcıya duyulacak inancın önünde aşılmaz bir engel oluşturur.

Budizme göre nesneler, varlıklar, duygular, hiçbiri devamlı, ilelebet suregelecek olgular değildir. Her şey geçicidir ve insanın daimi olarak bağlanabileceği herhangi bir şey (nesne, fikir, vucut) yoktur. Madde dünyasında ve ruh dünyasında devamlı hiçbir şey yoktur. Bu yuzden Budizmde herseyin birbirine olan baglantisi ve etkilesimini gerek bilimsel olarak, gerek meditasyonda gormeye onem verilir. Birey toplumdan soyutlanamaz, toplum cevreden soyutlanamaz. Herkes, herkesten sorumludur.

Buddhizmin materyalizmden ayrıldığı önemli noktalardan biri de maddenin nihai gerçeklik olmadığını söylemesidir. Buddha, Lankavatara Sutra'da şöyle der:

“Fiziksel objelerin aslında kendilerinden gerçekliklerinin olmadığını öğretiyorum, bunların ancak zihnin ürünleri olduğunu söylüyorum, aslında hepsi bir ‘hayal’ dir. Bunların duyularla algılandığı ve ayırt edildiği doğrudur fakat aslında diğer yandan hiçbirinin kendiliğinden ‘kendi’ doğaları gerçeklikleri yoktur. Onlar gerçekte görülmüyorlar ama zihin tarafından ‘tasarımlanıyorlar’. Bir bakıma kavranabiliyorlar ama bir bakıma da gerçekte kavranamıyorlar”

"İnsan isimlere, formlara ve maddesel dünyaya bağlanır ve onların zihnin bir yanılsaması olduğunu, zihinde oluştuğunu unutur ve hata yapar böylece zihnin özgürlüğü engellenmiş olur"

Buddhizme göre madde "nihai gerçeklik" değildir, maddeden önce "zihin" ve "düşünce" vardı. ("Maddeden önce zihin ve düşünce vardır" ifadesi sadece Mahayana okullarınca kullanılır. Theravada bu ifadeyi fazla karışık bulur onun yerine "Madde ve zihin her an etkileşim halindedir" der.) Madde de aynı ruh, Tanrı, "ben" inancı gibi zihnin bir yanılsamasıdır. Her şey gerçekte zihnin bir yanılsamasıdır. Haller vardır ve bu haller de nedensellik yasası çerçevesinde kendinden önceki haller tarafından etkilenip meydana getirilir. Bu durumlar oluş halleri geçici olarak bir araya gelir ve sahte kainatı sahte, boş bir "ben" i yaratır.

Önemli kutsal Buddhist metinlerinden biri olan "Heart Sutra"da Buddha'nın ciddi öğrencilerinden olan ve Nirvana'ya ulaştığına inanılan kendisine de bazen "Buddha"(aydınlanmış) denilen Bodhisattva Avalokiteshvara, Buddha'nın yaptığı derin içe dalış meditasyonunu yaptıktan sonra şunları söyler ve Buddha da bu gerçeği kavradığı için onu över:

"Bütün formlar "boşluk"tur. Formlar boşluktan başka bir şey değildir. Aynı şey duygular, algılayışlar, oluşumlar ve bilinç/zihin için de geçerlidir.

Bütün fenomenler aslında "boşluk"tur. Hiçbir şey ne yaratılmıştır ne yok edilmiştir,ne artar ne azalır. Bu nedenle bu "boşluğa" dahildir her şey. Boşluktan ayrı ne formlar vardır, ne duygular, ne algılamalar ne oluşumlar ne de zihin vardır. Kulak ta yoktur göz de yoktur zihin şuuru da yoktur. Cehalet yoktur ne yaşlılık vardır ne hastalık ne de ölüm. Ulaşılacak bir şey de yoktur.

Buddhalığa Nirvana'ya ulaşanlar bu gerçekliği kavrarlar."

Avolakiteshvara kendinden, değişmez sabit gerçekliği olan hiçbir şey olmadığını her şeyin sebeplere ve koşullara bağlı olduğunu söyler. "Ben" diye bir şey aslında yoktur. Formlar(algıladığımız dış dünya) aslında "gerçek" değildir. "Form" olmadan algı da olmayacağından ve zihin kendini ifade edemeyeceğinden kendini anlamlandıramayacağından zihin de aslında bu "boşluğa" dahildir. Ama zihin olmadan da "formlar" hiçbir şey ifade etmeyecektir. Form olmadan zihin diye bir şey olmaz çünkü hiçbir şeye tepki vermez ama zihin olmadan da form hiçbir şey ifade etmez. Bütün dünya aslında 6 organın 6 farkındalık biçiminin (ki bunun içine ayrıca düşünme de dahil edilir) ilüzyonundan ibarettir. Duyu organları ve beynin yarattığı düşünce yetisi de ilgili farkındalık biçimlerini algılar. Ama bunlar "gerçeklik" değildir, gerçeklik bunlardan oluşmaz. Buddha'ya göre aslında "gerçek zihin" beyinde yahut vücudun içinde de oluşmaz. Beyinde oluşturduğumuz düşünceler "gerçek saf zihin" değildir dış dünyaya bağlı yorumlardan, deneyimlerden,deneyimlemelerden ve egodan "ben" düşüncesinden oluşur.

Buddhizmde Karma (kamma) inancı vardır. Hinduizm ve Jainizmdeki Karma'dan farklı olarak Buddha'nın öğrettiği sistem daha dinamik ve daha az fatalisttir. Öyle ki etki-tepki yasası uyarınca kişinin andaki mental nitelikleri ve hayattaki özellikleri hem geçmiş yaşamlarında hem de bu hayatta yaptıklarına bağlı olarak belirlenir. (“Etki olmadan tepki olmaz”) Kişinin doğuştan ciddi bedensel veya zihinsel özürleri/eksiklikleri değilse bile diğer pek çok nitelik bu yaşamda mücadeleyle çözülebilir, kişi “geçmişte yaptıklarımın cezasını çekiyorum yapabileceğim hiçbir şey yok” dememeli, karmanın bu hayatta da her an her saniye işlediğini düşünerek kendini mümkün olduğu kadar düzeltmelidir.

Tripitaka’da Cula-kammavibhanga Sutta’da (Palice,Karma hakkında kısa bilgi) bir öğrenci Buddha’ya şöyle sorar:

“Todeyya’nın oğlu Kutlu olan’ın (Gotama Buddha) yanına gitti selamlaşmanın ardından Kutlu olan’a sordu:

“Efendi Gotama neden insanların arasında ‘düşüklük’ ve ‘yükseklik’ var bunun mantığı nedir? Bazı insanlar uzun bazıları çok kısa yaşıyor?, neden bazı insanlar çok sağlıklıyken bazıları hastalıktan dertten kurtulamıyor? Neden bazı insanlar çok güzel görünümlü bazıları ise çok çirkin? Neden bazılarında çok etkileyici olma özelliği varken bazıları bunu hiçbir şekilde başaramıyor? Neden bazı insanlar zengin ve refah içinde doğarken bazıları fakirlik açlık içinde doğuyor? Neden bazı insanlar doğuştan çok zeki iken bazıları aptal? Neden insanlar arasında bu şekilde bir ayrım meydana geliyor?”

Bu soru üzerine Buddha bütün bunların nedeninin Karma olduğunu söyler bizim karmamızın bir sonucu olduğumuzu söyler öğrenci anlamadığını söyler ve Buddha’dan detaya girmesini ister bunun üzerine Buddha kişinin geçmiş hayatındaki öfke kıskançlık, kötü kalplilik, aşağılama, derin düşünememe canlılara zarar vermekle sonuçlanacak mental niteliklere sahip olma ve daha pek çok neden sayar ve bu mental niteliklerin etki/tepki yasasınca kişinin her şeyini şekillendirdiğini anlatır. Mahakammavibhanga Sutta da ve birkaç Sutta’da daha bir Hindu’nun anlayacağı şekilde anlatır birkaç detay daha verir.


Buddha, Saccavibhangasutta gibi pek çok Sutta’da şöyle der:

“Ey keşişler, ıstırap hakkındaki kutsal gerçek: Doğum ıstıraptır, yaşlılık ıstıraptır, hastalık ıstıraptır, ölüm ıstıraptır, sevilmeyenle birleşmek ıstıraptır, sevilenden ayrılmak ıstıraptır, arzunun, istenilen bir şeyin gerçekleşmemesi ıstıraptır, bizi kendine bağlayan bütün nesneler ıstıraptır."

Sallasutta’da:

“Bu dünyadaki ölümlüler için yaşam, nedensiz, bilinmez ve acı ile kaplıdır.”

Carasutta’da:

“Bu dünya hayal kırıklıkları ile doludur, insan ‘bu benimdir’ diye düşündüğü sürece ölüm onun arkasındadır”

Buddhizm’e göre hayatın çok büyük bir kısmı “acı”dır hayatta var olan ve insanları kendine bağlayan, küçük “güzellikler” de (eğer varsa) hiçbir zaman kalıcı değildir onların yitirilişiyle bu “güzellikler” de (kişinin sevdikleri, ailesi, malı gibi) bizzat acının kaynağı oluvermektedir, hayatta insanın bağlanabileceği hiçbir şey yoktur.

Buddha, Vicayasutta’da bedene olan tutkuyu da eleştirmiştir:

“Beden denilen nedir? Vücutta kemik ve sinirler vardır, zar ve et ile sıvanmıştır, deri ile kaplıdır öyle ki gerçekte ne olduğu görülmez, vücutta bağırsaklar, mide, karaciğer, sidik torbası, kalp akciğerler, böbrekler ve dalak vardır Sümük, salya, ter, lenf, kan eklemleri sağlayan sıvı safra ve yağ vardır.Bedenin dokuz geçidinden sürekli pislik atılır gözün pisliği gözden atılır kulağın pisliği kulaktan burnun sümüğü burundan akar bazen ağızdan safra ve balgam çıkarılır, vücuttan ter ve kir atılır. Kafadaki boşlukta beyin vardır, budala kişi cahillikle kaplı olduğundan bedenin “iyi” bir şey olduğunu düşünür, beden şişmiş solmuş halde mezara atıldığında akrabaları dahi onu daha fazla görmek istemezler orada çeşitli hayvanlar tarafından da yenir. Bu dünyada akıllı kişi vücudun gerçekte ne olduğunu görür, kişi kendinin veya başkasının bedenine olan bağlılığı bırakmalıdır. Bu iki ayaklı kötü koku taşıyan kirlilik dolu beden çeşitli yerlerinden salgılama yapar pislikler akıtır, böyle bir bedenle kişi kendinin üstün başkalarının aşağı olduğunu düşünür bu körlük değil de nedir?”

[değiştir] Anatta("Ruh yok") Doktrini

Ruh kelimesi, kişiye ait, çevresinden apayrı, bağımsız bir varlığı olan, hiç değişmeden kalan bir olguyu, varlığı çağrıştırır. Oysa ki Buddhizme göre her şey derin bir şekilde birbirine bağımlıdır, bir şey, diğerleri olmadan var olamaz, bu da demektir ki hiçbir şeyin, geri kalan diğer şeylerden ayrı bir varlığı yoktur, Hiçbir şey geri kalan diğer şeylerden ayrı olmadığı gibi, sonsuza dek de var olmaz, her an bir değişime tabiidir. Bir şey, sadece geçici bir süre için bir "şey"dir, bir süre sonra başka bir "şey" olacaktır. Hiçbir şey sonsuza dek değişmeden kalmaz . Yani çevreden apayrı, sonsuza dek değişmeden kalacak bir varlık yoktur. Fakat kişi kendisini her şeyden ayrıymış gibi düşünür, kendisini çevresinden kopartarak dünyaya “ben ve geri kalan diğer şeyler” gözüyle bakar. Oysa ki dalganın, denizin sadece bir parçacığı olması gibi kişi de o olmadığını varsaydığı şeylerin bir parçasıdır, bir sonucudur. Dalga denilen şey, denizdeki geçici bir şekle verilen isimdir. Yani dalga bir kavramdır, bir düşüncedir, dalga sadece kişinin zihninde vardır. "Ben" denilen şey de evrendeki geçici bir kavrama verilen isimdir, "Ben" bir kavramdır, bir düşüncedir, bu düşünce kişinin yalnızca kendi zihninde vardır. İşte bu düşünceyi gerçeklik varsaymak, Buddhizme göre kişinin kendisini anlamak yolunda düştüğü en büyük yanılgıdır. İnsan kendinden hareketle evreni ve Tanrı'yı da yorumlamaya kalktığında, kendisi hakkındaki varsayımları yanlış olunca evren ve Tanrı varsayımları da yanlış olur. Dolayısıyla Buddhizm, her şeyden önce kendini tanımaya vurgu yapar. Buddhizme göre insanın kendisinin gerçekte ne olduğunu bilmesi onu korkutabilir, insan sonsuza dek var olmak ister, çünkü var olmamayı kabullenmesi zor gelir. Oysa ki tam da bu nedenle, yani insanın gerçekliği reddetmesi nedeniyle Buddhizm insanların acı ve sıkıntılar çekmekte olduğunu öğretir. Buddhizm, “Gerçekliği olduğu gibi kabullenebilmeyi öğendiğimizde aslında yaşamın ne kadar mucizevi olduğunu hisseder ve huzur buluruz,” der.

Önemli bir Buddhist metni Milinda Panha'nın birinci bölümünde Grek kralı, Buddhist usta Nagasena'ya seslenir:

"Efendim, adınız nedir?" "Bana Nagasena derler fakat bu yalnızca bir isim, bir sözcük, içinde bir kimlik, bir benlik/ruh yok. Bir ad, bir lakap, yalın bir sözcükten başka bir şey değil" Bu cevap üzerine kral yanındaki Yunanlılara şaşkınlığını ifade eder sonra tekrar usta Magasena'ya döner ve sorar "O zaman Nagasena, dünyada katil de yok iyilik yapan da yok kötülük yapan da yok çalan da yok öğretmen de yok usta da yok...Sen 'Nagasena' olduğunu söylüyorsun!

"Nagasena bu saçlar mıdır?” “Hayır büyük kral”, “Duygu ve coşkular mıdır?” “Hayır büyük kral” Nagasena kraldan arabayı tanımlamasını ister. “Tekerlek, dingil, ok, sandık ve kollar bir arada olunca arabadan söz edilir. Araba yalnizca bir ad, adlandırmaktan, belirtmekten başka bir işe yaramayan boş bir sözcükten başka bir şey değil.” “Evet kralım. Benim de saçlarım, derim...(vücudun 32 bölümü, bunlara beyin de dahil, sayılır) ad ve bedenim, duygularım, algılarım, geçmiş eylemlerimle biçim almış karakter özelliklerim, ayırt edici bilincim (bu sayılanlar 5 Skandha'ya, "Five aggregates" de denir, dahildir) bir araya gelince Nagasena adi veriliyor. Ama kimlik, benlik/ruh söz konusu değil, nasil arabanın beş bölümü bir araya gelince 'araba' diyorlarsa, beş Skandha da bir araya gelince bir 'benlik'ten bir özneden söz ediliyor."

[değiştir] Anatta Doktrini ve Yeniden Doğum

Buddhizmde yeniden doğumu tanımlamak için "Reenkarnasyon" ifadesi çoğunlukla kullanılmamaktadır; çünkü bu ifade sabit her şeyden apayrı bir varlığı olan ruhu çağrıştırır, “ruh göçü” (transmigration of soul) anlamına gelir bu nedenle eğer ifade kelimenin tam manasıyla alınacaksa, “Buddhizmde reenkarnasyon yoktur “denilebilir. "Reenkarnasyon" ifadesini Jainistler ve Hindular kullanır, Buddhizm'de ise insanın kendinden tamamen ayrı bir varlığı olan, değişmeyen bir ruh inancı yoktur. Buddhistler "reenkarnasyon" yerine basitçe "Rebirth"(yeniden doğum) demeyi tercih ederler. Bir bilardo topu kendinin aynı olan başka bir bilardo topuna çarpar ve durur… Ancak ikinci top ilk toptan aktarılan enerjiyle harekete geçer ve devinim devam eder. Buna benzer şekilde öldükten sonra kammic (karmik) nitelikler yeniden doğan kişiye aktarılır. Bu yeniden doğan kişi eskisiyle ne tamamen aynıdır ne de farklıdır.

Buddhistler zaman zaman "dalga" örneğini de verirler. İnsan "Dalga" deyince, zihinde çevresinden apayrı bi dalga fikri uyanır. Fakat bu tek dalganın kendi başına apayrı bir varlığı yoktur, sadece denizin yüzeyindeki geçici bir şekil değişimidir ve kısa bir süre sonra da denize geri dönecektir. Ne var ki bu dalga yok olup gittiğinde, (daha doğrusu; denize geri döndüğünde) arkasında bir etki, bir "itici kuvvet" bırakır, işte bu kuvvet ikinci bir dalganın oluşumuna neden olur. İlk dalgadan ikincisine geçmis olan bir şey vardır. Denilebilir ki dalga denize döndüğünde geride kalan bir hareket enerjisi vardır ve bu enerji, dışarıdaki diğer hareket enerjileri ile (rüzgar gibi) birleşerek ikinci bir dalganin oluşumuna neden olur.

Buddhizm'de de benzer şekilde, insanların yaşamları boyunca peşinde koştukları arzuları istekleri, kişiyle elde edemediği şeyler arasında bir bağ yaratır. Bu, arzulanan şeyi elde etmek için kişiyi harekete iten bir bağdır, arzular insanlarda bir hareket enerjisi yaratır. Ölümle birlikte hareket biter, beden yok olur (“denize geri dönme” örneğine benzer şekilde) ama daha önce yaratılmış olan potansiyel hareket enerjisi, gerçek harekete donüşme imkanı bulamadan ortada kalmıştır. Enerji ortada öylece durmaz, var olan enerji yok da olmaz, ama dönüşür. İste bu ortada kalmış olan hareket enerjisi, hareketine devam edebileceği yeni doğmakta olan gibi ikinci bir bedene doğru, tıpkı bir mıknatısın demiri çekmesi gibi, çekilir,ve sonuçta bir önceki yaşamdaki arzu ve tutkular, eğilimler tarafindan yaratılmış olan bu enerji yeni bir bedenin hareketlerini yönlendirmeye devam eder. (Yeni doğan kişinin içerisinde yaşadığı çevresi, yetiştirildiği aile gibi pek çok etmene de bağlı olarak…)

Aslında kişi her saniye yeniden doğmaktadır, 5 dakika önce var olan kişi aslında 5 dakika sonra var olan kişiyle "aynı" değildir, başka mental nitelikler kazanmıştır. Her saniye kazanmaktadır ve aslında her an yeniden doğmaktadır.

Buddhistlere göre gerçekliğin çeşitli boyutları/yüzleri vardır ve değişik kavramlar farklı konsantrasyon seviyelerinde farklı anlamlara gelir. Yeniden doğum konusunda biraz daha derine inilirse aslında ortada "Ben", "Sen", "O" yoktur. Buddhizme göre en başta “ben” düşüncesi yanlış bir düşüncedir, bir yanılsamadır. "Ben" hiçbir zaman doğmadı ki "ben" hiçbir zaman var olmadı ki ölsün veya öldükten sonra yeniden doğsun. Gerçekte yeniden doğacak bir "ben" yoktur. Yeniden doğan özde "Ben" değildir karmik birikimler, yeni bir vücutta meydana gelecek olan çeşitli eğilimler, karmik niteliklerdir. Dolayısıyla an itibariyle kişinin sahip olduğu "benlik","ben" düşüncesi yerini başka "ben"lerle değiştirecek ama asla şu anki "ben" olmayacaktır aynı kişinin geçmişteki veya "bir önceki hayatındaki" "ben" olmaması gibi. Kişinin 6 yaşındaki "ben" bilinciyle 70 yaşındaki "ben" bilinci dahi farklıdır bu benlikler dahi aynı "ben" değildirler. Bu öğreti de Buddha'nın "ruh yok" doktrini sonucudur.

"Yeniden doğum” ile ilgili en ayrıntılı ve açık anlatım çok önemli bir buddhist Pali metni olan MÖ. 100 yılında yazıya geçirildiği sanılan Milinda Panha'da bulunur.

[değiştir] Mezhepler

Buddhizmin üç türü vardır: Hinayana, Mahayana ve Vajrayana. Bunlardan birincisi, yani eski Buddhizm (Theravada/eskilerin yolu) bireyleri bu dünyanın sıkıntı ve ıstı­raplarından kurtarmayı amaçlar. Yani, o önce bireyin yazgısını ve kurtuluşunu dikkate alır. Buna göre, acı çekmekten kurtulmanın tek yolu, yaşamdan el etek çekerek, Nirvana'ya ulaşmakla elde edilebilecek olan ahlak yetkinliğidir. Buna karşın, Mahayana adı verilen yeni Buddhizm, bireyden çok tüm insanlığı, yani bütünü dikkate alır. Bu anlayışa göre, büyük borç gerçekte tüm insanlığa hizmet ettikten sonra ödenmiş olacaktır ve bireyin yalnızca kendisini kurtarmasının hiçbir önemi yoktur. Üçüncü mezhep olan Vajrayana Mahayana'dan türemiş tantrik bir okuldur. Felsefi açıdan Mahayana'dan çok farklı değildir ancak uygulamada yepyeni yöntemler ekler.

Mahayana mezhebinin içinde de bazı okullar vardır. Bu okullar bazıları binlerce sayfa olan Sutralar'dan bazılarında uzmanlaşmıştır ve uygulama olarak farklı yöntemlerin üzerinde durur. Mahayana okullarından bazıları Zen/Chan buddhizmi,Pure Land buddhism, Niçiren Buddhizmi'dir.

Tibet Buddhizmi ve Japonya'daki Shingon Buddhizmi Vajrayana mezhebindendir. Özellikle Tibet'te ve moğolistan'da yer yer olarak da Japonya'da, Çin'de ve Nepal'de yaygındır.

Bütün mezheplerin kabul ettiği ortak kavramlar aynıdır. Bütün Buddhist mezhepleri ve okulları "yeniden doğum"u (rebirth) ve karma inancını kabul eder.

Bundan başka bütün Buddhist mezhepleri ve okulları 4 kutlu gerçekliği, 8 aşamalı yolu, 12 halkalı nedensellik yasasını ve temel Buddhist öğretileri kabul eder.

[değiştir] Theravada

Mahayana Buddhistleri tarafından "Hinayana" (Küçük araba) olarak da nitelendirilen, Buddhizm'in en eski ekolünün günümüzdeki tek temsilcisidir; disipline ve monastik hayata büyük önem verilir, rahipler için katı kuralları vardır. Theravada yalnızca Pali Kanon'u kabul eder, Mahayana mezhebinden farklı olarak mistisizm ve mistik spekülasyonlara yer verilmez, felsefidir; ruhun ve Tanrı'nın olmadığı olgusu üzerine en çok duran Buddhizm mezhebidir.

Mahayana mezhebinden farklı olarak yalnızca Gautama Buddha'nın öğretilerinin "üstün" olduğu kabul edilir, daha sonra aydınlanan ve "Buddha" olarak isimlendirilen kişiler Gautama seviyesinde değillerdir, Mahayana'nın aksine diğer Buddha'ların da değil yalnızca Gautama'nın öğretileri kutsal metin olarak kabul edilir.Nirvana'ya ulaşmak için pek çok kere ölüp yeniden doğarak "gelişmek" gereklidir.

[değiştir] Mahayana

Mahayana mezhebi içinde farklı ekolleri barındırır, en önemlileri, Pure Land Buddhizmi, Zen Buddhizmi ve Nichiren Buddhizmi'dir.

Theravada'dan farklı olarak, monastik hayata fazla önem verilmez, herkes tek başına aydınlanabilmektedir, farklı ekollerin "hızlandırılmış aydınlanma" teknikleri vardır bu yollarla kişinin tek bir yaşamda dahi Nirvana'ya ulaşabileceği kabul edilir.Pali Kanon, Mahayanacılar için sadece "başlangıç" seviyesinde olan kutsal metinlerdir, Theravada'dan farklı olarak pek çok Mahayana Sutrası kabul edilir ve ekollere göre, bunların öğreti olarak Pali Kanon'dan daha ileri seviyede ve üstün olduğu söylenir.

Mahayana Buddhizmi'ne göre Buddha doğası herkesin içinde bulunur, aydınlanmaya ulaşabilmiş çeşitli üstün varlıkların insanlara yardım edebileceği inancı, göksel mekanlar ve zengin bir kozmografyaya sahiptir.

Zen Buddhizmi Japon ve Çin olmak üzere 2'ye ayrılır, Zen'in Çin versiyonuna "Chan" adı verilir, Japon Zen'inden farklı olarak biraz daha felsefidir ve Shurangama Sutra'ya ayrıca önem verilir, Japon Zen'inde Rinzai, Soto ve Obaku okulları vardır. Rinzai okulu koanlara fazlaca önem vermesiyle tanınır.

Zen Buddhizmi kavramlardan ve kelimelerden ziyade anlamın, mananın üzerinde durmaktadır, inanca değil meditasyona ve deneyimlemeye verdiği önemle diğer Buddhist okullarından ayrılır, yeniden doğum olgusu üzerinde fazla durulmaz, anı yaşamanın önemli olduğuna dikkat çekilir, Zen Buddhizm'inde en çok Lankavatara, Diamond ve Platform (Platform Sutra of the Sixth Patriarch) Sutralarına önem verilir.

Pure Land Buddhizmi veya Amidism'de ise meditasyon ve deneyimleme değil, iman ön plandadır. Amida Buddha'nın adı sürekli tekrarlanır, böylece öldükten sonra "Pure Land" denilen Samsara'nın dışında olduğu kabul edilen bir boyutta yeniden doğulacağına ve oradan da Nirvana'ya daha kolay ulaşılacağına inanılır.

Pure Land Buddhizmi kendi içinde kollara ayrılır bunlardan en katısı Jodo Shinshu adı verilen Japon Pure Land okuludur. Bu okula göre kişinin kendini kurtarması imkansızdır, Gautama Buddha'nın öğrettikleri ile dahi kurtuluş artık mümkün değildir (Mappo), günümüzde insanoğlu kendini asla kurtaramayacak bir haldedir. Dolayısıyla meditasyonun veya deneyimlemenin yararı yoktur, kişinin tek yapması gereken Amida Buddha'nın adını Namu Amida Butsu şeklinde sürekli tekrarlaması,(Nembutsu) onun gücüne inanması ve böylece öldükten sonra Pure Land'te doğabilmesidir.

Pure Land Buddhistlerin en önemli saydıkları Sutralar: Amitabha Sutra, Infinite Life Sutra ve Visualization Sutra'dır.

Niçhiren Buddhizmi tüm Buddhizm mezhepleri içinde en sert olanıdır, diğer bütün Mahayana okullarını "ortodoksluktan, doğru öğretilerden sapma" olarak görür, diğer okullardan farklı olarak en çok Lotus Sutra'ya önem verir.

[değiştir] Vajrayana

Ezoterik ve tantrik bir okuldur, mistik spekülasyonlara ve genel olarak mistisizme önem verilir, yoga uygulanır, göksel varlıklarla iletişime geçerek daha hızlı bir aydınlanmanın mümkün olduğu söylenir. Vajrayana mezhebinin 2 önemli kolu vardır: Tibet Buddhizmi ve Shingon Buddhizmi. Shingon Buddhizmi, Tibet Buddhizmi'nden farklı olarak öğretileri 2'ye ayırır: Gautama Buddha'nın öğretileri, Dharmakaya'nın öğretileri. (Mahavairocana). Gautama Buddha yalnızca "dışsal" (egzoterik) öğretileri öğretmiştir, Dharmakaya Buddha ise "içsel" (ezoterik) hakikatleri açıklamıştır. Bu okulda ayrıca diğer Buddhist okullarına yabancı olan Mahavairocana Sutra ve Vajrasekhara Sutra kabul edilir, öğretileri Tibet Buddhizmi'nden biraz farklıdır. Tibet Buddhizm'nin içinde Dzogchen ve Mahamudra gibi çeşitli felsefe ekolleri bulunmaktadır.Tantrik metinlere önem verilir. Tibet Buddhizmi'ni diğer okullardan ayıran birkaç unsur vardır:

  • Ruh olgusu geleneksel manada kabul edilmese de diğer Buddhist okullarından farklı olarak yorumlanır, "ruh farkındalığı"nın değişmediği öne sürülür.
  • Lamaların öldükten sonra yeni bir bedende, tanınabilecek şekilde yeniden doğduğuna inanılır.
  • Buddha'nın başka bir bedene bürünerek tekrar dünyaya gelebileceği inancı.
  • Termas denilen, kaybolmuş ruhsal hakikatleri ve kutsal metinleri ortaya çıkaran ustalar geleneği vardır, Tibet Ölüler Kitabı bir terma'dır.

[değiştir] Kutsal Metinleri

Buddhizm'in Kutsal Kitapları Pali dilinde yazılan Tipitaka(Sanskritçe Tripitaka diye de bilinir) ve sadece Mahayana okullarının kabul ettiği Mahayana Sutralarından oluşur. Bu kitaplar Buddha'nın ve Buddha'dan başka aydınlanmaya, Nirvana'ya ulaştığına inanılan kişilerin felsefeleri ve öğretileridir. Bu öğretiler, her şeyi terkeden,kendini Buddha'nın ve aydınlanmışların öğretilerine adayan öğrenciler(Sangha) tarafından ezberlenmiş sonrasında kitap haline getirilmiştir.

Buddha aydınlandıktan sonra 45 yıl boyunca kast ayrımı yapmadan her türden insana zengin,fakir,yaşlı,bilge,düşük seviye demeden öğretilerini anlatmıştır. Buddhizm felsefi bir dindir. Tipitaka ve mahayana Sutralarında daha basit anlatımlı hikayelerden en derin felsefe ve kavramları açıklayan anlatımlara kadar pek çok değişik öğreti vardır.

Pali Kanon da denilen Tipitaka, Buddhizmin bütün mezhepleri ve okullarınca kabul edilir. 3 bölümden oluşur: Vinaya Pitaka, en önemli bölüm olan Sutta Pitaka ve Abhidhamma pitaka. Üçüncü bölüm olan Abhidhamma pitaka, Sutta Pitaka'dan içerik olarak çok da farklı değildir. Ancak uzun kategoriler, eş anlamlı sözcükler ve bunun gibi pek çok sıralama/kategorileme yapılmıştır

Bundan başka bir de Buddhizmin en büyük mezhebi durumunda olan Mahayana okulunun ve ayrıca Vajrayana'nın kabul ettiği Sutra'lar vardır.

Bunlardan en önemlileri: Heart Sutra,Diamond Sutra,Avatamsaka Sutra,Lankavatara Sutra, Shurangama Sutra, Lotus Sutra, Amitabha Sutra, Vimalakirti Nirdesa Sutra'dır.

US State Department's International Religious Freedom Report 2004 ,CIA Factbook ,adherents.com ,census.gov gibi kaynaklardan alınan verilere göre dünyada toplam olarak 700 milyondan fazla Buddhist vardır ve bu sayı artmaya devam etmektedir.

[değiştir] Kaynakça

[değiştir] Online Budizm Kütüphaneleri

[değiştir] Dış bağlantılar

[değiştir] Budizm Okulları