Boşanma

Vikipedi, özgür ansiklopedi
Atla: kullan, ara

Boşanma, evliliğin yasal olarak sona ermesine boşanma denir. Günümüzde daha yaygın olmakla birlikte, boşanma evlilik kadar eskidir. Eski çağlardan beri bütün toplumlarda boşanmaya rastlanmaktadır.

Boşanma, karşılıklı sevgiye, güvene ve mutluluk beklentisine dayalı olan evlilik ilişkisini sona erdirdiği için acı verici bir durumdur. Ana babanın mutsuzluğundan etkilenen çocuklar, boşanma sırasında anne ile baba arasında bir seçim yapmak zorunda kalırlar. Güven verici aile ortamını yitirdikleri duygusuna kapılırlar. Bundan dolayı boşanma çocuklar için özellikle zordur. Boşanmayla gelen değişiklikler, çoğu zaman çocukların davranış bozukluklarına yol açar. Dersleri aksar, arkadaşları ile olan ilişkileri etkilenir.

Ne var ki çocuklar, eşler arasındaki uyumun bozulduğu, karşılıklı suçlamaların ve saygısız davranışların yer aldığı bir ortamda da mutlu olamazlar. Bu türden etkilerin de davranış bozukluklarına yol açtığı bir gerçektir. Gerçeklerin çocuğa ya da çocuklara onların anlayacağı bir biçimde anlatılması, durumu kabullenmelerini kolaylaştırabilir. Evlilik kadar eski olan boşanma, toplumların tarihsel gelişimine göre değişen özellikler gösterir. İlkel bir yaşam süren Pueblo Yerli kabilelerinde kadın, kocasının ayakkabılarını evin eşiğine bıraktığında onu boşamış sayılır. Birçok eski toplumda erkek çocuğun dünyaya gelmesi evliliği kalıcı kılardı. Kadının kısırlığı ise erkek için haklı bir boşanma nedeni sayılırdı.

Tarihçe[değiştir | kaynağı değiştir]

Eskiçağın Asur, Babil gibi Mezopotamya toplumlarında boşanma kurallara bağlanmıştı. Asur toplumunda, kocanın karısına karşı görevlerini yerine getirmemesi durumunda kadının boşanma hakkı vardı. Boşanan kadın, koca evine getirdiği çeyiz denilen eşyayı geri alabilir ve boşandığı eşinin mirası üstündeki haklarını da korurdu. Tutsak düşmüş bir savaşçının karısı iki yıl bekledikten sonra boşanmış sayılırdı ve yeniden evlenebilirdi. İslam hukukunun geçerli olduğu Osmanlı toplumunda, boşanma hakkı ilke olarak kocaya tanınmıştı. Koca karısını tek yanlı olarak boşayabilir, üç kez yinelenen "boş ol" sözleriyle boşanma kesinlik kazanırdı. Buna rağmen boşanma, gelenekçi bir toplum olan Osmanlılarda hoş karşılanmadığı için yaygın değildi.

Hıristiyan dünyasında ise Katolik Kilisesi boşanmaya izin vermez. Bazı Katolik ülkelerde boşanma bugün bile olanaksızdır. Reform'dan sonra Protestan Kilisesi boşanmanın hukuk mahkemelerinin ilgi alanına giren "dünyasal bir şey" olduğu görüşünü benimsedi ve boşanmaya karşı çıkmadı.

Günümüzde, Katolik ilkelere sıkıca bağlı olan ve yasaları boşanmaya izin vermeyen az sayıda ülke dışında, boşanma yasalarla düzenlenmiştir. Türk Medeni Kanunu'nda sayılan boşanma nedenlerinden birinin varlığı durumunda, mahkemeler boşanma kararı verebilir. Günümüzde boşanmayı kolaylaştırma yönündeki bir eğilim güçlenmektedir. Eşlerin karşılıklı isteği durumunda, yargıçlar kolayca boşanma kararı verebilir.

BOŞANMA SİSTEMLERİNİN TARİHSEL GELİŞİMİ

Bireyci görüş ile toplumcu görüş, boşanma hukukunda; hukuk politikası çerçevesinde üç ayrı düzenlemeyi (versiyonu) önümüze çıkarmaktadır. Bunlar

Boşanmayı ret eden sistem Serbest boşanma sistemi Belirli Sebeplere dayanarak hakim Kararı ile boşanma sistemidir.

BOŞANMAYI REDDEDEN SİSTEM Boşanmayı reddeden sistem "evliliğin sonsuzluğu" görüşünü benimseyen toplumlarda görülmektedir. Boşanmayı kabul etmeyen bu görüş 10. yüzyıldan itibaren Katolik Kilise Hukuku (Kanonik Hukuk) tarafından benimsenmiştir. Az da olsa günümüzde etkisini sürdüren tarihsel bir kategoridir

Bu sistemin kaynağını İncil oluşturmaktadır. X. yüzyıldan itibaren Hristiyanların mukaddes kitabı İncil'deki bir temele dayanılarak bu sistem yerleşmiştir. Bu temele göre "Allah'ın birleştirdiğini kul ayıramaz". Evlilik Hristiyanlar arasında mukaddesattan (sacramentum) olduğu için bu bağ ancak ölümle çözülebilir.

Cinsel ilişki gerçekleştikten sonra evlilik bağını bozmak olanaksız hale gelmektedir. Cinsel ilişki gerçekleşmemiş ise Papanın emirnamesi ile eşlerin yeni bir evlilik yapması olanaklı duruma geliyordu. Burada da görülmektedir ki cinsel ilişki her toplumda bir evlilik gereği olarak görülmektedir. Evlilikleri Toplumun devamının ön koşulu olarak gören toplumlar hiç bir zaman cinselliği bir şehvet unsuru olarak yasalarına koymamışlar ve evlilik birliğini şehvetperest bir yaklaşım getirmemişlerdir. Aslında bütün toplumlarda tedavisi mümkün olmayan cinsel yetersizlik boşanma sebebidir. Evlilik birliği içerisinde cinsel isteksizlik, tedavisi olmayan cinsel yetersizlik ve hatta cinselliği bir çıkar aracı kullanmayı men etmiştir. Evlilik neslin devamının sağlıklı ve toplumu koruyan bir kurum olması nedeni ile evlilik ve cinsellik birbirinden ayrılmamıştır. Bu nedenle bireyin kaprisi nedeni ile cinsel isteksizliği boşanma sebepleri arasında sayılmaktadır. Boşanmayı red eden sistemlerde bile bu boşanma sebebi olmasa bile belirli yaptırımları olan bir olgudur. Boşanmayı red eden sistemler hiç bir koşulda boşanma başvurusu yapamazlar ve boşanamazlar ancak ölüm nedeni ile yaşamaya devam eden ikinci bir evlilik yapar.

Kilise, evlilik bağını çözmeksizin gevşetebilmektedir. Bu gevşetmeye, ayrılık (separation de corps) denilmektedir. Ayrılık yatak, tabak (masa) ve ocak (konut) ayrılığı (separatiotori, mensae et habitationis) biçimindedir. Ayrılık kararı sürekli (separatio perpetua) veya geçici (separatio temporaria) bir süre için verilebilmektedir.

İrlanda hâlen boşanmayı reddeden bir sisteme sahiptir.

SERBEST BOŞANMA SİSTEMİ

Serbest boşanma sistemi bireyci görüşün ürünüdür. Karşılıklı anlaşma ile veya eşlerden birinin tek taraflı irade açıklaması ile evlilik bağı bu sistemde çözülebilmektedir.

Serbest boşanma sistemi eşlerin kaprisli tutumlarına ve özellikle keyfiliğe yol açacağından eleştirilmektedir.

Roma Hukuku, Cermen Hukuku, Babil ve İbrani Hukuklarında, Arap Hukukunda serbest boşanma sistemini görmekteyiz. Bu kurum talak namı altında Müslüman Türklere geçmiştir. İslamiyet’ten Önce Türklerde boşanma; zina, fena muamele, ağır hakaret, eşlerden birinin evlilik görevini yerine getirememesi sebeplerine göre karı ve kocaya bu hak eşit olarak tanınırdı.

Talak, ilke olarak kocanın hiçbir sebep göstermeksizin tek taraflı olarak eşini boşayabilmesidir. Talak sözlük bakımından "bağı çözmek, serbest bırakmak" anlamına gelmektedir. Talakın fıkıh-i tanımı ise "Belli sözlerle evlilik bağını çözmek ve kaldırmaktır". İslam hukukunda boşanma cevaz sınırından Farza uzanabilmektedir.

Sünnete uymayan boşanmalar haramdır. Kusursuz eş ile usulüne uygun da olsa boşanmak mekruhtur. İffetli veya dindar olmayan eş ile boşanmak mendub dur. Geçimsizlik durumunda hakemler gerek görünce, keza îlâ (kadına belirli süre yaklaşmamaya yemin) durumunda sürenin dolmasına rağmen normal evlilik yaşamına dönülmediğinde ise boşamak farzdır.

Kocanın karısını istediği zaman boşayabilmesi olanağı sadece manevi ve ilahi bir takım kayıtlarla sınırlandırılmıştır. Hazreti Muhammed (s.a.v) şöyle söylüyor: "Allah'a en sevimsiz olan helal, talaktır".

Nitekim Kur'an'da "Karılarınız size itaat ederse, onları incitmeye bahane aramayın!" denmiştir.

İlahi-Tabii (İslam hukukunun temeli olan ilahi yasaları tanımlar ) hukuk anlayışı aslında boşanma kurumunu "caiz olan hukuksal işlemlerin en sevimsizi" olarak görmektedir.

Kocanın boşamasının (talak) koşulları vardır:

Bir süre beklemesi, Sulh girişimi yapması, Bütün bunlar sonuç vermezse iki adil tanık önünde boşanma beyanına özgü bir zorlaştırma ve düşünceye sevk etme koşulu olarak "Arapça, belirli bir formül" (talak sıygası) kullanarak boşanmayı gerçekleştirebilecektir. Hanefi mezhebinde kocanın ne olursa olsun, ağzından "boş ol!" sözü çıkmış ise evlilik bağı çözülmüş sayılır. O kadar ki ne dediğini bilmez derecede sarhoş olmuş bir kimsenin boşaması müçtehit Ebu-Hanife'ye göre geçerlidir. Kocanın karısını keyfi biçimde boşamasını engellemek için ve kadını korumak amacıyla "engeller" tesis edildiği ileri sürülmektedir. Bu engellere örnek olarak "mehr" ve hülle denilen şer-i usul gösterilmektedir. Bu engellerden mehr ise "örnek alınacak bir adalet kurumu" ilan edilmektedir. Oysa bu engel / fren görüşü genel kabul gören bir görüş değildir. Hanefîlere göre mehr olarak verilebilecek en düşük miktar 10 (on) dirhem gümüştür.

Kur'an öğretmek taahhüdü Şiiler ve Şafiiler dışında kalan müelliflerce geçerli bir mehr tesisi olarak görülmemektedir. Bütün bunları göz önüne alan Halil CİN şöyle bir sonuca varmaktadır: "10 dirhem gümüşten veya kocanın karısına Kur'an öğretmesinden ibaret olan bir mehr ne kocaya talak yetkisini yersiz olarak kullanmaktan meneder ne de evliliğin sona ermesi halinde kadının geleceğini temin eder. Kaldı ki, bütün mezhepler mehrin çok yüksek olmamasını tavsiye etmektedirler".

Konunun bizi ilgilendiren yanı 743 sayılı Türk Kanunu Medenisinin yürürlüğünden önce akit edilmiş nikah dolayısıyla mehr-i müeccel in 743 sayılı Türk Kanunu Medenisinin yürürlüğünden sonraki boşanma durumunda kadına ödenmesi gerekip gerekmeyeceğidir.

Konuya bu yönden bakıldığında: İslam hukukunda bir Müslim ile evlenen kadın mehr denen belirli bir mal veya para gibi ticari değer taşıyan bir hediyeye müstahak olmaktadır. Arapça "mehr" yahut "sadak" adını alan bu hediye düzgün nikahın bir koşulu değil onun bir hükmü, bir sonucudur.

Mehr, mücerret boşanmayı engelleyecek bir önlem veya boşanma tazminatı olarak kararlaştırılmış bir borç da değildir. HATEMİ, "mehr"i evlenme sırasında belirlenmiş bulunan bir "denkleştirme bedeli" olarak görmektedir.

Mehr, taraflarca belirlenmişse "mehri miisemma" olarak adlandırılır. Miktar belirlenmemiş veya İslam dininin gayrimeşru saydığı şeyler örneğin domuz, alkollü içki gibi tayini geçersiz şey mehr olarak belirlenmişse o zaman "mehri misil" gerekir.

Tespit edilen Mehir peşin ödenecekse "mehri muaccel", sonradan verilmesi kararlaştırılan kısmına da "mehri müeccel" adı verilir. Kadının mehr istemek hakkı düğünden sonra doğar.

Kadının evlenirken mehr hakkından vazgeçmesi veya onu iskat etmesi geçerli değildir. Tatbikat Kanunu mehri kamu düzenine aykırı bir durum saymadığından 743 sayılı Türk Kanunu Medenisinin yürürlüğünden önce akit edilmiş nikah dolayısıyla kocanın boşanma veya ölüm halinde karısına vermeyi taahhüt ettiği meblağı 743 sayılı Türk Kanunu Medenisinin yürürlüğünden sonraki boşanma durumunda da karısına ödemesi gereklidir. Mehrin, kocanın ölümü ile evlilik birliğinin son bulması durumunda kocanın mirasçıları tarafından kadına ödenmesi gerekir.

Hüllenin ise talak yetkisinin gereksiz kullanımını gerçek anlamda engelleyeceği açıktır. Karısını seven bir kimse hülleyi düşünerek yerli yersiz onu boşamaya cesaret edemeyecektir.

Hüllenin bedeli, karısını gerçek anlamda boşamak istemeyen başka bir anlatımla bu hakkını keyfi kullanan koca için gerçekten de ağırdır. Hür karısını üç defa, köle (cariye) karısını iki defa ister cayılabilir, ister ayırıcı boşanma ile olsun boşayan koca ile eski karısı arasında geçici bir evlenme engeli oluşur.

Üçlü boşanma ile kocasından boşanan kadın bir başka erkekle geçerli bir biçimde evlenmesi ve bu evlenme talak, fesih veya Ölümle ortadan kalkmış olması gerçekleşmelidir ki eski kocası ile evlenebilsin. İşte buna yönelik işlemlere tahlil (helal kılma) veya hülle adı verilir.

Her boşama sonunda kadın iddet bekleyecektir.(kadının olası hamileliğinde doğacak çocuğun babasının belirlenmesi için kadının hamile olup olmadığı ile ilgili şüphelerin ortadan kalkacağı süredir. Günümüzde bu süreye ihtiyaç yoktur görüntüleme araçları ile hamilelik hemen belirlenebilmektedir.)

Sahabeler den birisinin karısını bir defada üç talak ile boşadığı Hz. Peygamber'e (s.a.v) haber verildiğinde "Ben henüz aranızdayken Allah'ın kitabıyla mı oynuyorsunuz?" diye Allah Elçisi haykırmıştır.

Hülle konusunun bizi ilgilendiren yanına gelince: Hülle yapmadan gerçekleştirilen dördüncü nikaha ilişkin evlilik kaydının 743 sayılı Türk Kanunu Medenisinden sonra iptalini bu sebeple istemek olanağı yoktur. 743 sayılı Türk Kanunu Medenisine göre karısı ile dördüncü kez evlenmek isteyen kocanın, karısını öncelikle başka bir erkekle evlendirmesi gerekmemektedir.

İslam hukukunda boşanma hakkı esas olarak kocaya tanınmıştır. Evlenme sırasında koca isterse kadına istediği zaman boşanabilmek hakkını verebilir. Bu hak kadına sonradan da verilebilir. Kadın veya kadının yerine üçüncü bir kişi de kocaya bir bedel vererek boşanmayı elde edebilir ki buna "hul” denir.

Hul: Kuran'ın Bakara suresi 229. ayetinde yer almaktadır. Hul için eşlerin birbirleriyle güzel geçinemeyeceklerini anlamaları gereklidir. Böyle bir durum için geçimsizlik, itaatsizlik, dövme, hakir görme, çirkinlik, hastalık, ihmal gibi durumların gerçekleşmesi gereklidir.

Hul’un sözlük anlamı "soymak, soyunmak, çekip çıkarmak; ıstılah i anlamı "kadının bir bedel karşılığında evlilik bağından kurtulması" demektir. Muhala'a da hulu konusunda karşılıklı anlaşmanın ifadesidir.

Taraflar anlaşarak ve birbirlerine bir şey vermeyerek evlilik birliğine son vermelerine ise mubaraa denilmektedir.

BELİRLİ SEBEPLERE DAYANARAK HAKİM KARARIYLA BOŞANMA SİSTEMİ

Çağdaş ülkelerde uygulanan sistem belirli sebeplere dayanarak hakim kararıyla boşanma sistemidir. Boşanmaya yer vermeyen Katolik Kilisesi Hukukuna karşı bir reaksiyon olarak Protestan Kilisesi Hukuku ortalama bir yol bulmuştur.

Bu sistemde boşanma konusunda kanunda belirlenen bir sebebe dayanılmaktadır. 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu ’da bu görüşe dayanmaktadır. 743 sayılı Türk Kanunu Medenisi önceki hukukumuzda boşanmak için yasal bir sebep aranmadığı için 743 sayılı Türk Kanunu Medenisinin boşanma hükümleri devrimci bir karakter taşımaktadır. Dünyada bir ilk olarak Sadece boşanmayı istemek boşanma davası açmak için yeterli olduğu bir sistemdir. Fakat bu Türk Medeni Kanununda belirli düzen altına alınmış ve belirli usul kuralları çerçevesinde yeniden düzenlenmiştir.

Eski sistemde boşanmayı istemek tek başına yeterli sebep iken Türk Medeni kanununda davanın kabul edilmesi durumunda bile boşanmayı gerektirecek yeterli sebep bulunmadığı durumlar için Boşanma Davasının sonucu olarak "Boşanma Davası Ret Kararı" çıkabilmektedir. Boşanma için yeterli sebep oluşmadığında davanın red edilmesi aileyi koruma kanunu çerçevesinde yapılandırılmıştır. Bu nedenle Boşanma davalarına belirli usuller ve belirli koşullar gerçekleşmek zorundadır.

Bu nedenle "Boşanma davası Usul Kuralları" ve "Boşanma Davasında Kusur Tespiti" önemli noktalar içerisindedir. Boşanma davası neticesinde haklı ve mağdur olan tarafın bir tazminat hakkı doğmaktadır. Bu bilgiler netbosanma.com sitesinden alınmıştır.

Kaynak Webcite :[1]
Kaynak hatası: <ref> etiketleri var, ama karşılık gelen <references/> etiketi bulunamadı. (Bkz: Kaynak gösterme)