Bilim tarihi

Vikipedi, özgür ansiklopedi
(Bilim ve teknoloji tarihi sayfasından yönlendirildi)
Atla: kullan, ara

Bilim tarihi hem doğa bilimlerini hem sosyal bilimleri içeren bilimsel gelişmenin ve bilimsel bilgi birikimi üzerine yapılan çalışmalardır. (Sanat ve beşeri bilimler tarihi ilim tarihi olarak adlandırılır.) 18. yüzyıldan 20. yüzyılın sonlarına doğru, bilim tarihi, özellikle fiziksel ve biyolojik bilimler, yanlış fikirlerin yerini doğru kuramların aldığı bir ilerleme içindeydi.[1] Thomas Kuhn’ın yorumları gibi daha yeni tarihsel yorumlar bilim tarihini daha incelikli terimlerle, bilim tarihi dışında olan düşünsel, kültürel, ekonomik ve politik konuları içeren kavramsal sistemler ve rakip önlemler gibi konular daha geniş bir kalıp içinde bilim tarihini betimledi. [2]

Bilim gözlemlerin, açıklamaların ve gerçek dünyadaki olguları vurgulayan bilim insanları tarafından oluşturulan dünya hakkındaki deneysel, kuramsal ve uygulanabilir bilgiler ile oluşturulan bir yapıdır. Bunun tersine bilim tarih yazımı hem toplumsal tarihten hem düşünsel tarihten sıklıkla yararlanır. Fakat 19. yüzyılda William Whewell tarafından üretilen İngilizce “scientist” (bilim insanı) kelimesi göreceli daha yenidir. Bundan önce doğa ile uğraşan insanlar kendilerini doğa filozofları olarak tanımlarlardı.

Doğal dünyanın deneysel araştırmaları Antik Yunan’dan (Örneğin Tales, Aristotales ve diğerleri) itibaren ve bilimsel yöntemler Orta Çağ’dan (örneğin, İbn-i Heysem ve Roger Bacon) itibaren tanımlanmış olsa bile modern bilimin ortaya çıkışı 16. ve 17. yüzyılda Avrupa’da ortaya çıkan bilimsel devrimin erken dönemlerine uzanır.[3] Geleneksel olarak bilim tarihçileri bilimi bu soruları da kapsayacak yeterlilikte bilim kavramını tanımladılar. [4]

Erken Kültürler[değiştir | kaynağı değiştir]

Tarih öncesi zamanlarda fikirler ve bilgiler kuşaktan kuşağa sözlü olarak geçti. Örneğin, Mısırın tarım için evcilleştirilmesi yazma sistemlerinin gelişiminin öncesine 9000 yıl önce Güney Meksika’ya uzanır. [5][6][7] Benzer olarak arkeolojik belirtiler astronomik bilgilerin gelişiminin yazının icat edilmediği topluluklarda da rastlandığına işaret eder.

Yazının gelişimi bilgilerin korunmasına ve daha doğru şekilde kuşaklar arası aktarımına olanak sağladı. Bir gıda fazlası sağlayan tarımın gelişimiyle birlikte, erken uygarlağın gelişmesi mümkün oldu çünkü hayatta kalmak yerine çalışmaya ayrılan zaman daha fazla oldu.

Birçok antik medeniyet basit gözlemler ve sistematik yollarla astronomik bilgi topladı. Yıldızların ve gezegenlerin gerçek fiziksel yapıları hakkında bilgileri olmamasına rağmen, birçok kuramsal açıklama önerildi. İnsan işlevbilimi hakkındaki temel gerçekler bazı yerlerde biliniyordu ve simya birçok medeniyette uygulandı. Uzun ömürlü bitkiler ve hayvanlar üstüne önemli ölçüde gözlem yapıldı.

Antik Yakın Doğu’da Bilim[değiştir | kaynağı değiştir]

Mezopotamya'da bulunan bir kil tablet.

Mezopotamyalı insanlar milattan önce 3500 yılında Sümer’de (bugünkü Irak) başlayan tarihlerinden itibaren dünya ile ilgili bazı gözlemleri sayısal bilgilerle kaydetmeye çalışmaya başladılar. Fakat bu gözlemlerin  ve ölçümlerin bilimsel yasalar yerine bazı amaçlar için yapıldığı görülüyor. Pisagor yasasının somut bir örneği milattan önce 18. yüzyılın erken yıllarında kaydedildi: Mezopotamyalı çiviyazısı tableti Plimpton 322 bir dizi büyük ihtimalle Pisagor’dan bin yıl önce Pisagor üçlülerini (3,4,5) (5,12,13) kaydeder, fakat Pisagor kuramının kuramsal bağıntısal yapısı yoktu. [8]

Babil astronomisinde, ayın, gezegenlerin, yıldızların hareketlerinin yazıcılar tarafından kaydedilen kayıtları kil tabletlerde binlerce yıl kaldı. Bugün bile Mezopotomya’da belirlenen bazı astronomik devirler bugün hala güneş yılı ve ay ayı gibi Doğu takvimlerinde yaygın bir şekilde kullanılır. Bu bilgileri kullanarak, bir yıl içindeki gün ışığının uzunluğunun değişimini ölçmek, Ay’ın ve gezegenlerin ve ortaya çıkışını ve yok oluşunu ve Ay ve Güneş tutulmalarını tahmin etmek için aritmetiksel yöntemler geliştirdiler. Bugün sadece Kaldeli astronom ve matematikçi olan Kidinnu gibi birkaç astronomun ismi bilinir. Kidinnu’nun güneş yılı için değerleri bugünün takvimlerinde kullanımdadır. Babil astronomisi ince matematiksel açıklamalar ve astronomik olgular vermekte ilk ve büyük ölçüde başarılı girişidi. Tarihçi A. Aaboe’ye göre, Helenistik dünyadaki, Hindistan’daki, İslam ve dünyasındaki ve Batıdaki ortaya çıkan sonraki bütün bilimsel astronomi çeşitliği Babil astronomisinin kesin ve temel yollarına dayanır. [9]

Antik Mısır astronomi, matematik ve tıpta önemli gelişmeler gösterdi.[10] Uzam bilimde gösterdikleri gelişme Nil Nehri tarafından her yıl basılan tarlaların sahiplerini ve düzeni korumak için yapılan araştırmaların önemli bir dalıydı. 3-4-5 dik üçgeni ve başparmağın diğer kuralları doğrusal yapılar kurmak için kullanıldı. Mısır aynı zamanda Akdeniz’de simya araştırmalarının merkeziydi.

Edwin Smith Papirüsü hala geçerli olan ilk tıbbi belgelerden biridir, belki de, beyni incelemek ve tanımlamak için yapılan ilk girişim olabilir: bu modern sinir bilimin ilk başlangıçları olarak görülebilir. Fakat, Mısır tıbbı bazı etkili uygulamaların yanında bazı etkisiz ve zararlı uygulamalar da bulundurur. Tıp tarihçileri örneğin Mısır ilaç biliminin büyük ölçüde etkisiz olduğunu düşünür. Yine de, bir hastalığı tedavi için şu bileşenleri uygular: tetkik, teşhis, tedavi ve öngörü, bunlar bilimin temel deneysel yöntemleriyle güçlü paralellik gösterir ve G.E.R Lloyd’a göre, yöntembilimin gelişmesinde önemli bir rol oynadı.Ebers papirüsü (MÖ 1550) de  geleneksel deneyciliğin belirtilerini içerir.

Yunan Dünyası’nda Bilim[değiştir | kaynağı değiştir]

Raffaello Sanzio tarafından çizilmiş Atina Okulu.

Klasik antik dönemde, evrenin çalışmasıyla ilgili araştırmalar hem güvenilir bir takvim ve bir hastalığın nasıl tedavi edilebileceği gibi bazı incelemelerde ve hem de doğa felsefesi olarak bilinen incelemelerin içinde oluştu. İlk bilim insanları olarak da  görülen yetenekli bir mesleğin uygulayıcıları (örneğin, doktorlar) veya bir dinin takipçileri (örneğin, tapınak şifacıları) gibi eski insanlar kendilerini doğa filozofu olarak gördüler.

Sokrates öncesi olarak bilinen ilk Yunan filozofları komşularının mit anlayışları üzerine olan sorulara farklı türden cevaplar getirdiler: [11]Bizim üzerinde yaşadığımız bu düzenli evren nasıl oluştu? Bilimin babası[12] olarak anılan Sokrates öncesi filozof Tales (M.Ö. 640-546) doğa olayları için doğa üstü olmayan açıklamalar getiren ilk insandı. Örneğin, kara parçaları su üzerinde yüzer ve depremler bu kara parçalarının üzerinde durduğu suların dalgalanması ile oluşur, tanrı Poseidon yüzünden değil.[13] Thales öğrencisi matematiksel araştırmaların yapıldığı Pisagor Okulunun kurucusu Sisamlı Pisagor Dünya’nın küresel şeklini öne süre ilk kişiydi.[14] Leucippus (MÖ 5. yüzyıl) maddenin yok olmayan daha fazla bölünemeyen birimlerden oluştuğunu belirten atom teorisini ortaya attı. Bu görüş daha geniş bir şekilde onun öğrencisi Demokritos tarafından genişletildi.

π sayısı.

Bunların ardından, Platon ve Aristotales doğanın şekli üstüne yapılan daha sonraki gözlemlerle şekillenen doğa felsefesinin ilk sistematik tartışmalarını ürettiler. Çıkarımsal sebeplerindeki gelişme daha sonraki bilimsel sorgulamaların kullanımı için önemli bir parçaydı. MÖ 387 yılında Platon ilkesi Uzam bilim bilmeyen buraya giremez. olan Platon Okulunu kurdu ve birçok önemli filozof ortaya çıkardı. Platon’un öğrencisi Aristotales deneycilik kavramını ortaya attı ve evrensel gerçeklere gözlemler ve çıkarımlar ile ulaşılabileceğini öne sürdü ve böylece bilimsel yöntemin adımlarını atmış oldu.[15] Aristotales doğadaki görülen yaşam bilimsel nedenlere ve yaşamın çeşitliliği üzerine  birçok yaşam bilimsel yazılı eser üretti. Özellikle çevresinde olan hayvanların ve bitkilerin davranışları ve nitelikleri üzerine sayısız gözlem yaptı ve 540'dan fazla hayvan türü sınıflandırdı ve en az 50 tanesini inceledi. Aristotales’in eserlerinin yerini Bilimsel devrim ile başka eserler almasına rağmen, bu eserler İslam ve Avrupa bilimini derinde etkiledi.

Bu dönemin önemli mirasları, özellikle anatomi, zooloji, Botanik, mineraloji, coğrafya, matematik ve astronomi ile ilgili gerçek olaylarla adına önemli gelişmeler sağladı.Özellikle doğadaki değişim ve sonuçları ve bunların matematiğe yöntembilimsel şekilde aktarılması ile birlikte önemli bir farkındalık oluşturdu. Helenistik dönemde bilginler sıklıkla matematiğin uygulamaları ve bilimsle gözlemlerdeki bilimsel araştırmalarda daha önceki Yunan düşünceninin ilkelerini benimsedi .Böylece, Yunan ve Helenistik filozoflardan gelen bu düşünceler Ortaçağ Müslüman filozoflarını ve bilim insanlarını, Avrupa Rönesans ve Aydınlanmasını, günümüzün laik bilim insanlarını etkiledi. Neden arama ve sorgulama Antik Yunanla başlamadı, fakat Sokratik yöntem idealar kuramı ile birlikte uzambilim, mantık ve doğal bilimlede büyük gelişme sağladı. Swansea Üniversitesi’nde eski Klasik profesörü olan Benjamin Farrington’a göre;

Arşimet denge kanunlarını geliştirmeden binlerce yıl önce erkekler ağırlık ölçebiliyorlardı, onlar bu ilkenin gerektirdiği kullanışlı ve sezgisel bilgiye sahip olmalıydılar. Arşimet’in yaptığı bu bilgilerin kuramsal çıkarımlarını sınıflandırdı ve mantıksal olarak da uygun olan bir sistem oluşturdu.

ve yeniden:

Şaşkınlıkla beraber biz modern bilimin eşiğine ulaştık.Ne de bazı çeviri hileleri ile özüne modernlik havası verildiği düşünülmemelidir. Tam tersine.Bu eserlerin kelimeleri ve onların tekniği bizim kendi kelime dağarcığımızın ve tekniğimizin kaynağıdır.[16]
Antikythera düzeneği (M.Ö. 150-100

Gökbilimci Sisamlı Aristarkus gün merkezli Güneş sistemini öneren ilk kişiydi ve coğrafyacı Eratosthenes Dünya’nın çevresini doğru olarak ölçmüştü. Hipparkos (MÖ 190-120) ilk sistematik yıldız listesini oluşturdu. Helenistik gökbilimin ve mühendisliğin başarı seviyesi gezegenlerin konumlarını hesaplamak için bir analog bilgisayar olan Antikythera düzeneğinde (MÖ 150-100) görülebilir. Benzer karmaşıklıktaki insan eliyle yapılmış bu teknolojik düzenekler Avrupa’da mekanik gökbilimsel saatin oluşturulmasına, 14. yüzyıla kadar, ortaya çıkmadı.[17]

Hipokrat (MÖ 460-370) ve onun takipçileri birçok hastalığı ve tıbbi durumu tanımlayan ilk insalardı ve hekimler için bugün bile kullanılan Hipokrat Yemini oluşturdular. Herophilos (MÖ 335-280) insan bedeni üzerindeki tahlilleri temellendiren ve sinir sistemini tanımlayan ilk kişidir. Galen (MS 129-200) beyin ve göz ameliyatlarının da dahil olduğu bir daha yaklaşık iki bin yıl denenemeyen birçok cesur operyasyon yaptı.

Öklid ile ilgili bir buluntu.[18]

Matematikçi Öklid matematiksel kanunların temelini ortaya attı ve yazdığı bugüne kadar yazılmış en etkileyici ders kitabı olan Elementler’de bugün hala kullanılan tanım, belit, önerme ve kanı kavramlarını ortaya attı.[19] Bütün zamanların en büyük matematikçisi olarak görülen Arşimed[20] bir sonsuz serilerin toplamıyla bir parabolun altındaki alanın hesapladığı tüketme yöntemiyle bilinir ve Pi sayısına kesin bir yaklaşım getirmiştir. [21] Ayrıca hidrostatik, statik ve kaldıraçın ilkelerini açıklanmasına getirdiği açıklamalarla bilinir.

Theophrastus bitkiler ve hayvanlar üzerine getirdiği tanımlamalarla ilk taksonomi geliştirdi ve minerallerin sertklik gibi birçok özelliğini araştırdı. Pliny the Elder 77 yılında dünyanın en geniş ansiklopedilerinden birini oluşturdu ve Theophrastus’un yasal varisi olarak düşünülmelidir. Örneğin, elmasın sekiz yüzlü şeklini doğru bir şekilde tanımladı ve elmasın sertlik özelliğinden dolayı onun kesme, oyma ve süsleme işlerinde kullanılabileceğini belirtti. Kristal şeklinin bu önemli özelliğinin farkına varması modern kristal bilim için bir öncüdür. Ayrıca diğer minerallerin de karakteristik kristal şekline sahip olduğunu fark etti. Ayrıca kehribar ve çam ağaçlarından oluşan fosilleşmiş reçine olduğunu, çünkü bazı örneklerin içinde böceklere rastlamıştı, fark eden ilk kişiydi.

Hindistan’da Bilim[değiştir | kaynağı değiştir]

Matematik: Hindistan Yarımadası’ndaki ilk matematiksel bilginin izleri İndus Vadisi Uygarlığı (M.Ö. 4. Binyıl-3. Binyıl) ile ortaya çıktı. Bu uygarlığın insanları bir tuğla yapısının dengesi için uygun olarak düşünülen boyutları 4:2:1 oranında olan tuğlalar yaptı.[22] Ayrıca uzunluğun ölçümünü yüksek hassasiyetlerle ayarlamaya çalıştılar. Uzunluk birimi (yaklaşık 1.32 inç veya 3.4 santimetre) eşit on parçaya bölünmüş bir cetvel-Mohenco-daro cetveli- geliştirdiler. Eski Mohenco-daro’da üretilen tuğlalar genellikle bu uzunluk biriminin tümlev katları olan boyutlarına sahipti.[23]

Hint gökbilimci ve matematikçi Aryabhata (476-550) sinüs, kosinüs, ters-sinüsün de dahil olduğu bir dizi trigonometrik işlev, trigonometrik cetvel ve cebirsel işlevler ve teknikler sundu. M.S. 628 yılında,  Brahmagupta kütle çekiminin bir etkileşim kuvveti olduğunu söyledi.[24][25] Ayrıca bugün tüm dünyada yaygın şekilde kullanılan Hint-Arap sayı sistemiyle beraber sıfırın hem yer tutucu hem de onluk sayı olarak kullanımını açık bir şekilde açıkladı. Bu iki gökbilimcinin metinlerinin Arapça çevirileri İslam dünyası’na Arap sayılarının nasıl değiştiğini göstermek için 9. yüzyılda oluşturuldu.[26][27] 14.-16. yüzyıllar boyunca, Kerala gökbilim ve matematik okulu gökbiliminde ve özellikle trigonometri ve çözümleme (analiz) alanlarının  da dahil olduğu matematikte önemli gelişmeler kaydetti. Özellikle Sangamagramalı Madhava matematiksel özümlemenin (analiz) kurucusu olarak görülür.[28]

Astronomi: Gökbilimsel kavramların ilk metinsel bahisleri Hindistan’ın dini edebiyatı Vedalardan gelir.[29] Sarma’ya (2008) göre: Bir insan Rigvedanın zeki tahminlerinde evrenin yokluktan var oluşuna, evrenin düzenine, dünyanın küresel şekline ve bir periyodik takvimle beraber her biri 30 günden oluşan 12 eşit parçalık 360 günlük yıla dair birçok şey bulabilir. 12. yüzyılda Bhaskara tarafından yazılan Siddhanta Shiromani’nin ilk 12 kısmı gezegenelerin ortalama boylamları, gezegenlerin doğru boylamları, günlük dönmeye ait üç sorun, karşı konumlar, ay tutulmaları, güneş tutulmaları, gezegenlerin enlemleri, doğuşlar ve konumlar,  ayın hilal şekli, gezegenlerin bir arada durmaları, gezegenlerin sabit yıldızlarla bir arada durması, ayın ve güneşim bölümleri konularını kapsar. Nilakantha Somayaji’nin gökbilimsel eseri 17. yüzyılda Johannes Kepler’in zamanına kadar en kesin gökbilimsel model olan Tycho Brahe tarafında önerilen Tycho sistemi ile benzerlikler gösterir.

Dilbilim: İlk dilbilimsel etkinliklerin bazıları Hint metinlerinin doğru yorumları ve anlatımları için Sanskritçenin çözümlenmesiyle Hindistan Demir Çağı’nda (MÖ ilk binyıl)  bulunabilir. Sanskritçenin en dikkat çeken dil bilgicisi 4000’ne yakın kuralla beraber Sanskritçenin derli toplu şeklini meydana getiren Paninidir. (M.Ö. 520-460) Onun çözümsel yaklaşımın doğasında ses birim, biçim birim ve kök kavramları vardır.

Tıp: Bugünkü Pakistan’ın bulunduğu bölgede Cilalı Taş Devri’ne ait mezarlıklarda bulunan kalıntılar tarım toplumundaki ilk dişçiliğe ait izleri gösterir.[30] Ayurveda M.Ö. 2500 yılından önce Antik Hindistan’da doğan geleneksel bir tıp sistemidir ve hala dünyanın birçok yerinde seçil (alternatif) tıp olarak kullanılır.[31] En ünlü metini cerrahinin burun estetiği, kulaktaki yırtılmalar, gözperdesi, kesme gibi işlemler dahil birçok çeşidi üstüne yöntemleri tanımlayan Sushruta Samhita’dır.

Metalbilim:Wootz,kröze ve paslanmaz çelik Hindistan’da keşfedildi ve Klasik Akdeniz dünyasına ihraç edildi.Pliny the Elder’den bilebildiğimiz kadarı ile “ferrum indicum” olarak bilinir.Hint wootz çeliği Roma İmparatorluğu’nda en iyisi olarak düşünülüp rağbet görürdü.Orta Çağ’dan sonra bu  çelik Suriye’de “Şam çeliği” üretmek için ithal edildi.

Hintliler demir üretiminde ve Hint çeliği oluşturabilmek için eritilerek elde edilen yumuşak demir bileşimlerinin hazırlanmasında başarı gösterdi.Ayrıca dünyadaki en ünlü kılıçları işleyen atölyeleri vardı.

-Henry Yule 12. Yüzyıl Arab Edrizi’den alıntı.

Çin’de Bilim[değiştir | kaynağı değiştir]

Matematik: En erken dönemlerde Çinliler keresteleri sayıp hesap yapmak için bir konumsal ondalık sistem kullandı. 10’u açıklamak için tek bir sopa sağdan ikinci kutuya yerleştirildi. Türkçede için de konuşulan dilde de benzer sistemi kullanır: örneğin, dört bin iki yüz yedi. Sıfır için herhangi bir simge kullanılmaz. MÖ 1. yüzyıldan itibaren, negatif sayılar ve onluk kesirler de kullanılmaya başlandı ve Matematiksel Sanat Üstüne Dokuz Bölüm Horner yöntemiyle yüksek basamaklık köklerin köklerini alma ve  doğrusal denklemlerin çözümü gibi konuları içerir. Kübik denklemler Tang Hanedanlığı’nda çözüldü ve basamağı üçten büyük denklemlerin çözümleri 1245 yılında Ch’in-shao tarafından oluşturuldu. Pascal’ın ikiterimli katsayılar için üçgeni 1100 yılları civarı Jia Xian tarafından tanımlandı.

Uzambilimin belitleri üstüne ilk girişimler MÖ 330 yılında Mohist kanunlarında görünmesine rağmen, Liu Hui 3. yüzyılda uzambilimde cebirler yöntemler geliştirdi ve pi sayısını 5 anlamlı basamağına kadar hesapladı. 480 yılında, Zu Chongzhi 1200 yıl boyunca en doğru değer olarak kalan oranı hesaplayarak bunu geliştirdi.

Gökbilim:Çin’deki gökbilimsel gözlemler herhangi bir medeniyetin en uzun kesintisiz bölümünü oluşuturur ve bunlara güneş lekelerinin kayıtları (MÖ 112’den 364’e)üstnovalar (1054) ay ve güneş tutulmaları gibi gözlemler de dahildir.12. yüzyıl itibariyle, tutulmalara dair mantık çerçevesinde doğru tahminler yaptılar, fakat bu bilgiler Ming Hanedanlığının hükmü süresince kayboldu, bu durumla birlikte Jesuit Matteo Ricci 1601 yılında tahminleriyle daha çok ilgi gördü.635 yılıyla beraber Çinli gökbilimciler kuyruklu yıldızları da gözlemlemişlerdir.

Çinliler antik zamanlarda gökyüzünü tanımlamak için eşleksel (ekvatoral) sistem kullandılar ve bir silindirik izdüşüm kullanarak yıldız haritası çıkardılar.Küresel şekillerin kullanımı MÖ 4. yüzyıldan itibaren kaydedildi ve bir küre MÖ 52’den itibaren eşleksel eksene yerleştirildi.125 yılında Zhang Heng küreyi döndürmek için su gücü kullandı.Bu boylamlar ve tutulumlar için yıldızları da içerir.1270 yılı itibariyle bunlar Arap dönme moment ilkelerini de dahil ettiler.

Deprembilimi:Felaketleri önlemek için, Zhang Heng 132 yılında bir deprem yaşanan başkent Luoyang’daki yetkililer için anında uyarı sağlayan depremölçer geliştirdi.Başkentte herhangi bir sarsıntı hissedilmemesine rağmen, Zhang mahkemeye bir deprem kuzeybatıda gerçekleşti ve ardında Luoyang’ın kuzeybatısında 400 km’den 500 km’ye sarsıntı gerçekleşti.Zhang bu aracı mevsimler rüzgarları ve Dünya’nın hareketini ölçmek için bir alet olarak isimlendirdi çünkü o ve diğerleri depremlerin sıkıştırılmış havanın büyük baskısından dolayı olduğunu düşünüyorlardı.

Çağlar boyunca Çin’in bilim tarihi sürecinde çok önemli katkıları vardır.En önemlilerinden biri ilk defa yöngüdüm için manyetik-iğne pusulayı tanımlayan; gerçek kuzey olgusunu keşfeden;, gökbilimsel güneş saati,halkalı usturlab, görüş tüpü ve su saati tasarlayan ve tekne tamirleri için kıyı havuzu kullanımını ayrıntılandıran devlet insanı ve çok yönlü bilim insanı Shen Kuo (1031-1095)’dur.Toprak parçalarını su basması sürecini gözlemledikten ve Taihang Dağı’nda (Pasifik Okyanus’undan millerce uzakta) deniz kalıntıları bulduktan sonra Shen Kuo arazi yapısı veya yüzeybilim üzerine kuram geliştirdi. Ayrıca Şensi eyaltindeki Yan’anın yeraltında bulunan taşlaşmış kamışlarını gözlemledikten sonra  bölgelerin zaman içindeki aşamalı iklim değişimleri üzerine bir kuram geliştirdi.Shen Kuo’nun yazılı eserleri olmasa bile, Yu Hao’nun mimari çalışmaları taşınabilir matbaa baskısının yaratıcısı Bi Sheng (990-1051) ile birlikte biraz bilinir oldu.Shen’in çağdaşı Su Song (1020-1101) da yıldız haritları için göksel atlas yaratan; bitkibilm, hayvanbilim, mineralbilim ve madenbilim ile ilgili konular üstüne eczacılık ile ilgili bilimsel eserler yazan, 1088 yılında Kaifeng şehrine gökbilimsel saat kulesi inşa eden çok yönlü gökbilimcisidir.Halkalı usturlabı çalışmasını yönetmek için, saat kulesinde saat maşası tekniği ve dünyanın bilinen eski sınırsız devirli güç aktarımınının kullanımı özelliklerini geliştirdi.

16. ve 17. yüzyılın cizvit Çinli Cizvit amaçları antik kültürlerdeki bilimsel başarıların değerini anlamak ve bunları Avrupa’da bilinir hale getirmekti.Avrupalı bilim insanlarıyla yazışarak Çin bilim ve kültürü Avrupa’da bilinir hale getirildi.Joseph Needham ve Needham Araştırma Kurumu’nun çalışmalarını teşvikiyle  Batı akademisi Çin teknolojisi ve bilimi hakkında düşünmeye başladı.Çin’in teknolojik başarıları arasında, İngiliz bilgin Needham’a göre, mantık, gökbilim, sağlık vediğer alanlardaki gelişmelerle birlikte ilk sismolojik algılayıcılar (Zhang Heng 2. yüzyılda)su ile çalışan gök küre (Zhang Heng), kibrit, onluk sistemlerin bağımsız olarak keşfi, kuru havuzlar (tersane),  sürmeli kumpas, çift-devinimli pistonlu pompa, dökme demir, yüksek fırın, saban, çoklu tohume eker, el arabası, asma köprü, harman savurma makinesi, döner pervane, paraşüt, yakıt olarak doğalgaz, kabartma harita, pervane, tatar yayı ve katı yakıtlı roket , çok aşamalı roket, at kayışı vardır.

Orta Çağda Bilim[değiştir | kaynağı değiştir]

Roma İmparatorluğu’nun bölünmesiyle birlikte, Batı Roma İmparatorluğu geçmişiyle olan bağının büyük çoğunluğunu kaybetti.Roma İmparatorluğu’nun egemenliğinden itibaren zarar görmeye başlayan İskender Kütüphanesi  Mısır’ınArap fetihlerindenhemen sonra 642 yılı itibariyle tahrip edildi.Bizans İmparatorluğu İstanbul gibi bilgi merkezlerini elinde tutarken Batı Avrupa’nın bilgi birikimi 12.ve 13. yüzyıllarda orta çağ üniversitelerinin gelişimine kadar manastırlarda yoğunlaştı.Manastır okullarının müfredatı ulaşılabilir antik metinler ve tıp ve zamanın ölçülmesi gibi yeni çalışmalardan oluşuyordu.

Bunun yanında, Orta Doğu’da, Yunan felsefi yeni kurulmuş Arap İmparatoluğu’nda destek görmeyi başarabildi.7. ve8. yüzyılda İslam’ın yayılmasıyla beraber İslam Altın Çağı olarak bilinen Müslüman bilginliği 13. yüzyıla kadar sürdü.Bu bilim birçok etken ile desteklendi.Arapça’nın tek dil olarak kullanımı bir çevirmen olmadan iletişim kurmaya imkan sağladı.Hint kayıtlarıyla birlikte Bizans İmparatorluğu’ndan Yunan ve Latin metinlerine ulaşım Müslüman bilginlere bir bilgi tabanı sağladı.

İslam Dünyası’nda Bilim[değiştir | kaynağı değiştir]

Müslüman bilim insanları deneyler üstüne Yunanlıların yaptığından daha büyük bir vurgu yaptı.Bu İbn-i  Heysem’in optik üstüne yaptığı Optik Kitabında bahsettiği deneyleriyle başlayan yöntem bilimin üstüne önemli gelişmelerin gerçekleştiği Müslüman dünyada ilk bilimsel yöntemlerin gelişmesine yol açtı.Işığın kırılması kanunları Persler tarafından bilindi.Bilimsel yöntemin en önemli gelişimi birbirleriyle yarışan bilimsel kuramları Müslüman bilim insanlar arasında başlayan  genel bir deneysel yönelimle seçmek için deneyleri kurmaktı.İbn-i Heysem de özellikle ışığın intromisyon kuramnın bilimsel kanıtıyla optiğin babası olarak düşünülür.Bazıları İbn-i Heysem’i çağdaş bilimsel yöntemin gelişimiyle ilk bilim insanı olarak tanımlar.

Fars matematikçi El-Harezmi algortima kavramına ismini verirken aynı zamanda yayınlarından birinin başlığı olan al-jabr kelimesinden türetilerek cebir kavramı oluşturuldu.Arap rakamlarının köken olarak Hindistan’dan geldi bilinir fakat Müslüman matematikçiler ondalık noktanın gösterimi gibi sayı sistemi üstüne birçok düzelme yaptı .Arap matematikçi Battani (850-929)gökbilim ve matematik üstüne katkılar yaparken, Fars bilgin El-Razi kimya ve tıp üstüne katkılar yaptı.

Gökbilimde, El-Battani Hipparkos’un ölçümlerini geliştirdi ve Batlamyus’un büyük tezini Almagest olarak çevirdi.El-Battani ayrıca Dünya’nın ekseninin deviniminin ölçümününün duyarlılığını geliştirdi.Battani, İbn-i Heysem, İbn Rüşd ve Nasirüddin Tusi, Urdi ve Ibn el-Şatir gibi Meraga gökbilimcileri tarafından yermerkezli modele yapılan düzeltmeler Kopernik’in gün merkezli modeline benzerdi.Gün merkezli model Ebu Mashar el-Baki, El-Biruni, Ebu Said el-Sizi, Kutbeddin Şirazi ve el-Katibi gibi birçok bilim insanı tarafından tartışıldı.

Müslüman kimyacılar ve simyacılar modern kimyanın ortaya çıkışında önemli bir rol oynadı.Will Durant ve Fielding H. Garrison gibi bilginler Müslüman kimyacıları kimyacının kurucuları olarak kabul ederler.Özellikle Cabir bin Hayyan birçok kişi tarafından kimyanın babası olarak düşünülür.Arap bilim insanlarının çalışmaları Roger Bacon (Pers eserlerinden etkilenerek deneysel yöntemi Avrupa’ya tanıttı.) ve Isaac Newton’u etkiledi.

İslam Dünyası’ndaki diğer bilinen bilim insanları arasında Farabi (matematik), Zahravi (cerrahinin öncüsü), Biruni (insan bilim) Din-al-Tusi (matematik) Ibn-i Haldun (kültür tarihi, felsefe tarihi, toplum bilim gibi sosyal bilimlerin öncüsü) vardır.

İslam bilimi Rönesans’tan önce 12. ve 13. yüzyılda ve 11.-13. yüzyıl boyunca  süren kütüphanelerin, gözlemevlerinin, hastanelerin ve üniversitelerin yok  edildiği dönemde gerilemeye başladı .İslam’ın Altın Çağı’nın son erişi Abbasi Halifeliği’nin başkenti olan kültür merkezi Bağdat’ın istilası olarak gösterilir.

Orta Çağ Avrupası’nda Bilim[değiştir | kaynağı değiştir]

Avrupa’nın kültür devrimi 12. yüzyılda ortaçağ üniversitlerinin kurulmasıyla başladı.İslam Dünyasıyla İspanya ve Sicilya’daki bağlantılar Avrupalılara Aristotoles, Batlamyus, Cabir bin Hayyan, el-Harezmi, İbn-i Heysem’in de dahil olduğu bilimsel Yunan ve Arap metinlerine ulaşımını sağladı.Avrupalı bilginler 12. yüzyılda Arapça’dan Latinceye çevirileri destekleyen Raymond’un çeviri yöntemine eriştiler.Michael Scotus gibi sonraki çevirmenler bu metinleri doğrudan çalışabilmek için Arapça öğrendiler.Avrupa üniversiteleri bu çalışmalara yardımcı oldu ve bu metinleri çoğalttı ve bilimsel ilişkiler için yeni bir altyapı geliştirdi.Aslında, Avrupa üniversiteleri doğal dünya hakkında birçok çalışma ortaya koydu ve müfredatlarının merkezine doğa çalışmalarını yerleştirdi.Ortaçağ üniversiteleri kendinden öncekilerin aksine bilime büyük önem verdi.

Bunların yanında, Avrupalılar Moğol Barışı’nın sonucu olarak daha doğuya doğru keşiflere (en önemlisi Marco Polo) başladı.Bu Hindistan ve Çin bilimin Avrupa kültürü üstündeki etkisinin artmasına yol açtı.Malmesburyli Eilmer’in (11. yüzyılda İngiltere’de matematik çalıştı.)  ilk uçuşları ve Laskill’de Sistersiyan yüksek fırınının metalbilimsel başarıları gibi teknolojik gelişmeler de yapıldı.

13. yüzyılın başlarında, üniversiteler ve manastırlar aracılığıyla bilimsel fikirlerin yayılmasını sağlayan hemen hemen bütün önemli antik yazarların temel çalışmalarının doğru kabul edilebilecek Latin çevirileri vardı.Bu metinlerdeki doğa felsefesi Robert Grosseteste, Roger Bacon, Albertus Magnus ve Duns Scotus gibi önemli bilginler tarafından genişletilmeye başlandı.İslam Dünyası’nın katkılarından etkilenen modern bilimsel yöntemin öncülleri olarak doğayı anlamak için matematik üstüne yaptığı vurgular ve Bacon tarafından özellikle Opus Majus eserinde hayranlıkla belirttiği gibi deneysel yaklaşımlar görülebilir.

14. yüzyılın ilk yarısında büyük ölçüde Aristo’nun bilimsel yazılarının üstüne bilginlerin yorumlarıyla oluşan çalışmalarından oluşan önemli bilimsel gelişmeler yaşandı.Ockhamlı William tutumluluğun ilkesini öne sürdü: doğa filozofları gereksiz varlıkları öne sürmemeli, böylece hareket belirgin bir şey değildir, sadece hareket eden nesnedir ve aracı “sezilir tür” göze bir nesnenin bir şekli olarak yansıtılmaya ihtiyaç duymaz.Jean Buridan ve Nicole Oresme gibi bilginler Aristo mekaniğinin elementlerini yeniden yorumlamaya başladılar.Özellikle, Buridan eylemsizliğin modern kavramının ilk adımı olan “ivme kurşunların hareketlerinin sonucudur.” kuramını geliştirdi.Oxford hesap makineleri hareketin kinematiğini hareketin sonuçlarını düşünmeden matematiksel olarak çözümlemeye başladı.

1348 yılında, Büyük Veba Salgını ve diğer felaketler önceki felsefi ve bilimsel gelişmelerin hızlıca sonunu getirdi.1453 yılında İstanbul’un  fethinden sonra Bizanslı bilginlerin Batıya doğru göçüşüyle antik metinler yeniden keşfedildi.Aynı zamanda, matbaanın gelişiminin Avrupa toplumu üstünde büyük etkileri vardır.Yazılı metinlerin basımın kolaylaşması öğrenmeyi demokratikleştirdi ve yeni fikirlerin daha hızlı bir şekilde yayılmasını sağladı.Ayrıca yeni fikirler bu konuda Avrupa biliminin gelişimi etkiledi.Bu gelişmeler Büyük Veba Salgını’Nın başlangıcıyla sona eren bilimsel araştırmaların yeniden devam olarak görülebilecek Bilimsel Devrim’in gelişmesine yol açtı.

Avrupa’da Bilimin Etkileri[değiştir | kaynağı değiştir]

12. yüzyılda Skolastism ile başlayan Avrupa’da öğrenmenin yeniden yapılanması Büyük Veba Salgını ile sona geldi ve İtalyan Rönesansı’ndan ardından gelen ilk süreç bilimsel etkinliklerde bir geçiş olarak görülür.Diğer yandan, Kuzey Rönesansı Aristo’nun  doğa felsefesinden kimyaya ve yaşambilime kadar (bitkibilim, gövdebilim ve tıp) önemli konulara odaklandı.Böylece Avrupa’da modern bilim büyük kargaşalar dönemine doğru yöneldi:Protestan Reformu ve Katolik Karşı-Reformu, Amerika’nın Kristof Kolomb tarafından keşfi, İstanbul’un fethi; fakat ayrıca büyük sosyal ve politik değişimlerin gerçekleşti Skolastik dönemde Aristotales’in yeniden keşfi.Böylece, Martin Luther ve Jean Calvin’in dinsel öğretileri sorguladıkları gibi bilimsel öğretileri de sorgulayabilecek uygun ortam oluşmasına imkan sağlandı.Batlamyus’un gökbilim üstüne çalışmaları ve Galen’in tıp üstüne çalışmaları her zaman günlük gözlemlerle örtüşmemiştir.Vaselius’ın insan cesetleri üstüne çalışmaları Galenci anatomi görüşünü sorunlu bulmuştur.

Daha önce ele alınan doğruları ve araştırmaları yeni cevaplar için sorgulama eğilimi bugün Bilimsel Devrim olarak bilinen büyük bilimsel gelişmelerin yaşandığı dönemi yarattı.Bilimsel Devrim birçok tarihçi tarafından Andreas Vesaluis’in 1543 yılında İnsan Bedeni üzerine Çalışmalar  eserini ve Kopernik’in Göksel Kürelerin Devinimleri  Üzerine eserini yayınlamasıyla başladığı kabul edilir.Kopernik’in kitabının savı Dünya’nın Güneş’in etrafında dönmesi ile ilgiliydi.Bu dönem Avrupa’da eşi benzeri görülmemiş yayınlanma büyümesi yaşayan bilimsel yayınların temsilcisi olan Isaac Newton’un 1687 yılında Doğa Felsefesinin Matematiksel İlkeleri eserini yayınlamasıyla doruk noktasına ulaştı.

Diğer önemli bilimsel gelişmeler Galileo Galilei, Edmond Halley, Robert Hooke, Christiaan Huygens, Tycho Brahe, Johannes Kepler, Gottfried Leibniz ve Blaise Pascal’ın yaşadığı dönemlerde yaşandı.Felsefeye büyük katkılar Francis Bacon, Sir Thomas Browne, Rene Descartes ve Thomas Hobbes tarafında yapıldı.Bilimsel yöntem de gelenekesel düşüncenin yanı sıra denemelerin ve nedenlerin önemini belirten modern bir düşünme yöntemi olarak geliştirildi. Bu gelişmeler Büyük Veba Salgını’nın başlangıcıyla sona eren bilimsel araştırmaların yeniden devam olarak görülebilecek Bilimsel Devrim’in gelişmesine yol açtı.

Aydınlanma Çağı[değiştir | kaynağı değiştir]

Aydınlanma Çağı Avrupa’da gerçekleşmiş bir dönemdir.17. yüzyılda “Akıl Çağı” 18. Yüzyılda gerçekleşen “Aydınlanma Çağı”yla beraber gerçekleşen modern bilim için önemli adımlara yol açtı.Newton, Descartes, Pascal ve Leibniz’in çalışmalarına doğrudan dayanarak Benjamin Franklin (1706-1790), Leonhard Euler(1707-1783), Mikhail Lomonosov (1711-1765) ve Jean le Rond d’Alembert(1717-1783)’in çalışmalarıyla modern matematiğin, fiziğin ve tekniğin daha da genişlemesini sağlayan çalışmaları Denis Diderot’un  Ansiklopedi’sinde yer aldı.Bu sürecin etkisi sadece bilim ve teknikle sınırlı değildi, ayrıca felsefeyi (Immanuel Kant, David Hume), din (özellikle positif tanrısızlığın ortaya çıkışı ve bilimin din üzerindeki önemli etkileri) ve toplum ve genellikle 1789 Fransız Devrimi’nin kurduğu  modern politakanın başlangıcını belirten kanlı bir durgunluğun etkisinde politikayı (Adam Smith, Voltaire) da etkiledi.

Bilimde Romantizm[değiştir | kaynağı değiştir]

19. yüzyılın başlarında Romantik Hareket Aydınlanmanın klasik yaklaşımında beklenmedik yeni uğraşlar açarak bilmi yeniden şekillendirdi.Biyolojide Darwin’in evrim kuramının yanı sıra, fizikte(elektromanyetizma), matematikte (Öklidsel olmayan geometri, grup kuramı) ve kimyada (organik kimya) da büyük atılımlar gerçekleştirildi.Romantizmin düşüşe uğraması yeni bir hareket olan 1840’dan sonra başlayıp 1880lere kadar süren aydınların fikirlerini ele almaya başlayan Positivizm’in ortaya çıkışıyla oldu.

Modern Bilim[değiştir | kaynağı değiştir]

Bilimsel Devrim bilimi bilgininin büyümesinin kaynağı olarak kurdu.19. yüzyıl boyunca, bilimin yöntemleri profesyonelleşti ve 20. yüzyılda da devam etti.Bilimsel bilginin görevi toplum içinde büyüdükçe, bilim birçok konuda ulus-devletleri de kapsayan bir hal aldı.Bilim tarihi birbirini tamamlayan bilgi ve tekniğin bir dizi gelişmesi ile belirtilir.Teknik yenilikler yeni keşifler getirdi ve yeni olanakları ve daha eski bilimsel konulara yaklaşımlara ilham olan diğer keşifler tarafından geliştirildi.

Doğa Bilimleri[değiştir | kaynağı değiştir]

Fizik[değiştir | kaynağı değiştir]

Bilimsel Devrim antik düşünce ve klasik fizik arasında önemli bir sınırdır.Kopernik Sisamlı Aristarkus tarafından tanımlalan günmerkezli güneş sistemini yeniden ortaya çıkardı.Bu 17. yüzyılın başlarında Kepler tarafından ortaya atılan gezegenlerin Güneş’in bir odağında olduğu bir elipsin etrafında eliptik bir hareket yaptığını açıklayan ilk defa gezegen hareketlerini tanımlayan model tarafından takip edildi.Galileo (Modern Fiziğin Babası) bilimsel yöntem için önemli unsurlar olan bilimsel kuramları geçerli kılmak için birçok deney yaptı.

1687 yılında Isaac Newton  fiziğin iki önemli kuramını, klasik mekaniği ortaya çıkaran Newton’un hareket yasalarını ve kütle çekim kuvvetini tanımlayan Newton’un Kütleçekim Yasasını ayrıntılandıran Matemağin İlkelerini yayınladı.19. yüzyıl boyunca  elektrik ve manyetizma üzerine Faraday, Ohm ve diğer bilim insanları çalışmalar yaptı.Bu çalışmalar sayesinde iki olgu bugün  James Clerk Maxwell’in de çalışmlarıyla Maxwell denklemleri olarak bilinen  tek bir kurama dönüştü.

20. yüzyılın da başlangıcıyla fizikte bir devrim gerçekleşti.Newton’un uzun süre kabul gören kuramlarının her durumda doğru olmayabileceği gösterildi.1900lerin başlangıcıyla, Max Planck, Albert Einstein, Niels Bohr ve diğer bilim insanları kesikli enerji seviyelrini keşfederek birçok belirsiz deneysel sonuçları açıklamak için nicem (kuantum) kuramını geliştirdi.Nicem kuramı sadece hareket yasalarının küçük ölçeklerde ele alınamayacağını göstermedi, bunun yanında 1915 yılında Einstein tarafından  önerilen genel görelilik kuramı hem Newton mekaniğine hem de özel göreliliğe dayanan durağan bir uzay-zaman olamayacağını gösterdi.1925 yılında,Werner Heisenberg ve Erwin Schrodinger nicem  kuramlarını formulleştirdi.1929 yılında, Edwin Hubble tarafından yapılan galaksilerin uzaklıklarıyla hızları arasındaki bağlantıyı açıklayan gözlemler evrenin genişlemesini ve Georges Lemaitre’nin Büyük Patlama formulasyonunu anlamaya yardımcı oldu.

Daha ileri gelişmeler  radarın uygulamalarını sağlayan ve atom bombasının kullanımı sağlayan II. Dünya Savaşı sırasında gerçekleşti.Süreç Ernest O. Lawrance’nın 1930 yılında ivme makinesini icat etmesiyle başlamış olsa da savaş sonrası dönemde fizik tarihçilerin kuramları sınamak ve yeni sınırlara taşımak için ağır makineler, bütçeler ve laboratuarlar gerektiren “Büyük Bilim” dedikleri bir aşamaya girdi.Fiziğin temel sahibi temel araştırmalara desteğin ordular ve endüstriyel uygulamalar için yeni teknolojilere ön ayak olacağının farkına varan hükümetler oldu.Şu anda, genel görelilik ve kuantum mekaniği birbirleriyle çelişkili olsa da birbirlerini tamamlamaya çalışan bir yol içindedir.

Kimya[değiştir | kaynağı değiştir]

Modern kimyanın başlangıcı kimyayı simyadan ayıran Robert Boyle ve 1661 yılında (geleneksel simya çalışmaları devam etmesine rağmen) yayımlanan Şüpheci Kimyacı çalışmasıyla ve William Cullen, Joseph Black, Torbern Bergman ve Pierre Macquer gibi ağırlıksal deney pratiklerinin tıbbi kimyacılarından itibaren alınabilir.Diğer önemli adım Antoine Lavoisier (Modern Kimyanın Babası) tarafından oksijenin keşfi ve flojiston kuramını çürüten kütlenin kuramı kanunu ile atıldı.Kanıtlanması yüz yıllar alsa da bütün maddelerin maddenin en küçük yapıtaşı olan temel kimyasal ve fiziksel özelliklerini kaybetmeden parçalanamayan atomlardan oluştuğu teorisi 1803 yılında  John Dalton tarafından ortaya atıldı.Dalton ayrıca kütle ilişkileri yasasını formulleştirdi.1869 yılında Dimitri Mendeleev kendi periyodik tablosunu Dalton’un keşiflerine göre oluşturdu.

Ürenin Friderich Wohler tarafından sentezi organik kimya gibi yeni bir araştırma alanı açtı ve 19. yüzyılında sonlarına doğru, bilim insanları yüzlerce organik bileşiği sentezleyebildi.Balina avcılığından sağlanan petrol arzının tükenmesinden sonra 19. yüzyılının son dönemlerinde dünyanın petro-kimyasalları çıkarılmaya başlandı.20. yüzyıl itibariyle, arıtılmış maddelerin sistematik üretimi sadece enerji sağlayan ürünler sağlamadı, ayrıca giyim, ilaç ve günlük malzemeler için de kaynak sağladı.Organik kimyanın yaşayan organizmalardaki uygulama teknikleri biyokimyanın öncüsü olan fizyolojik kimyayı doğurdu.Ayrıca 20. yüzyılda atomun elektronik yapısını açıklayan kimyasal özelliklerini ortaya çıkaran çalışmalarla fizik ve kimya birlikte kullanıldı.Linus Pauling kitabı Kimyasal Bağların Doğası  kitabında karmaşık yapıdaki molekülleri bağ açılarını açıklamak için kuantum mekaniğinin ilkelerini kullandı.Pauling’in çalışmaları DNA’nın, hayatın sırrı (Francis Crick’in deyimiyle,1953)fiziksel modelinin açıklanmasını sağladı.Aynı yıl, Miller-Urey deneyi ilk defa daha basit moleküllerden proteinlerin temel bileşenlerini, temel amino asitleri üretilme sürecinin benzetimini (simulasyon) sağladı.

Yerbilim (Jeoloji)[değiştir | kaynağı değiştir]

Jeoloji tutarlı bir bilim olmadan önce taşlar, mineraller ve araziler hakkındaki fikirlerden oluşan bağlantısız, yalıtılmış bilgiler yığınıydı.Theophrastus’un taşlar üzerine çalışması (Peri lithōn) binlerce yıl yetkili kaynak olarak kaldı:kalıntılar üzerine yorumları Bilimsel Devrim sonrasına kadar tersine çevrilemedi.Çinli bilge Shen Kua (1031-1095)toprak oluşum sürecini varsayımlarını formülleştiren ilk kişidir. Okyanustan binlerce mil uzaklıktaki dağların jeolojik katmanlarından elde ettiği fosillerle yaptığı gözlemlere dayanarak toprağın dağların erozyonuyla ve kumların birikmesiyle oluştuğu sonucuna vardı.

Jeoloji Bilimsel Devrim boyunca sistematik yeniden yapılanma yaşamadı; fakat kuramcılar kendi başlarına önemli katkılar yaptılar.Örneğin, Robert Hooke deprem kuramını formulleştirdi ve Nicholas Steno üstdüşüm (süperpozisyon) kuramını geliştirdi ve fosillerin bir zamanlar yaşayan canlıların kalıntıları olduğunu belirtti.Thomas Burnet’in 1681 yılında Dünyanın Kutsal Kuramıyla başlayarak doğa filozofları Dünya’nın zamanla değişime uğradığı fikrini açıklamaya başladılar.Burnet ve çağdaşları Dünya’nın geçmişini İncil’de tanımlanan olaylarla yorumladılar, fakat onların çalışmaları Dünya tarihinin laik yorumları için fikirler temeller oluşturdu.

Modern jeoloji, modern kimya gibi, 18. Ve 19. yüzyıllarda yavaş yavaş evrildi.Benoit de Maillet ve Comte the Buffon Dünya’yı dini bilginlerin gördüklerinden 6,000 yıl daha eskini keşfetti.Jean-Etienne Guettard ve Nicolas Desmarest Fransa’nın merkezinde seyahate çıktı ve onların bazı ilk jeolojik haritalar üstüne çalışmalarını kaydetti.Abraham Werner Linnaeus’un biyolojide yaptığı kadar jeoloji için önemli bir başarı olan taşlar ve mineraller için bir sistematik sınıflandırma şeması yarattı.Werner çağdaşı İskoç bilgin James Hutton’un yaptığı gibi genel bir Dünya tarihi yorumu getirdi.George Cuvier ve Alexandre Brongniart Steno’nun çalışmalarını genişleterek kayaların katmanlarının içerdikleri kalıntılara bakılarak tarihlerinin saptanabileceğini belirtti: Paris Havza’sının  jeolojine uygulanan ilk ilkedir.İç kısımdaki kalıntıların kullanılması jeolojik haritalar yapmak için çok kuvvetli bir araç oldu, çünkü jeologlara bir yerleşimdeki aynı yaştaki kayaların uzak bölgelerde olanlarla karşılaştırılması için imkan  sağladı.19. yüzyılın ilk yarısından sonra, Charles Lyell, Adam Sedgwick ve Roderick Murchison gibi jeologlar Avrupa’da ve Kuzey Amerika’nın doğusunda daha detaylı aşamalarla sonraki on yıllarda hükümet destekli harita tasarımlarıyla kayalara yeni teknikler uyguladı.

19. yüzyılın ortalarına doğru jeolojinin çalışma yoğunluğu tanımlamalardan ve sınıflamalardan Dünya’nın yüzeyinin nasıl değiştiğini anlamaya çalışmaya doğru kaydı.Dağ oluşumlarının ilk kapsayıcı kuramı ilk modern deprem ve volkan kuramları gibi bu süreçte ortaya atıldı.Louis Agassiz ve diğer bilim insanları kıta kaplayan buz adaları gerçeğini saptadılar.Radyoaktivitenin (ışınetki) keşfinden sonra 20. yüzyılda radyometrik tarihleme yöntemleri geliştirildi.Alfred Wegener 1910 yılında kıtasal sürükleme kuramını ortaya attığında kabul görmedi, fakat 1950li ve 1960lı yıllarda elde edilen yeni bilgiler levha tektoniği kuramını ortaya çıkardı.Levha tektonikleri ayrıca ilgisiz görünen jeolojik olgular için birleştirici bir açıklama sağladı.1970’den beri jeolojide birleştirici ilke sundu.

Jeolojinin birleştirici levha tektoniği kayaların incelenmesinden bir gezegen olarak Dünya’nın incelenmesine kapsaycı bir alan oldu.Bu dönüşümün diğer unsurları Dünya’nın iç kısımlarının jeofiziksel incelemelerini, bir yer bilimi olarak metoroloji (hava bilimi) ve oşinografiyle  (okyanus bilmi) birlikte sınıflandırılması ve Dünya’nın ve Güneş sisteminin diğer katı gezegenlerinin karşılaştırılması gibi konuları içerir.

Astronomi (Gök bilimi)[değiştir | kaynağı değiştir]

Sisamlı Aristarkus Güneş’in ve Ay’ın boyutları ve uzaklıklarının nasıl belirlenebileceği üstü ne bir çalışma yayımladı ve Eratosthenes bu çalışmayı Dünya’nın boyutunu tasvir etmek için  kullandı.Hipparkos sonra Dünya’nın devinimini keşfetti.19. yüzyılda astronomi ve ışınsal sistemlerdeki ilerlemeler 1801 yılında ilk asteroidin (1Ceres)  ve 1846 ylında Neptün’ün keşfini sağladı.George Gamow, Ralph Alpher ve Robert Herman Büyük Patlama için evrenin geçmiş sıcaklığında bir kanıt olması gerektiğini hesapladı.1964 yılında Arno Penzias ve Robert Wilson Bell Laboratuvarları radyo telelskobunda bu varsayım için kanıt olacak 3 Kelvinlik geçmiş sıcaklık keşfetti ve evrenin yaşını belirlemeye yardımcı bir dizi sonuç oluşturdu.Supernova SN1987A hem astronomlar tarafından görsel olarak hem de Komiokande nötrino algılayıcıları tarafından gözlemdi.Fakat güneşsel nötrino akısı kuramsal olarak beklediği değerin bir kısmıydı.Bu tutarsızlık parçacık fiziğinin standard modelinin bazı değerlerinde değişik yapılmasını zorlamıştır.

Biyoloji, tıp ve genetik[değiştir | kaynağı değiştir]

1847 yılında Macar doktor Ignac Fulop Semmelweis  doğumdan önce doktorlar için eller yıkanarak doğuma girişilmesilmesinin lohusa humması oluşumunu büyük ölçüde düşüreceğini gösterdi.Bu keşif hastalıkların mikrop kuramının ortaya çıkışını öne aldı.Fakat, Semmelweis’İn bu keşfi çağdaşları tarafından  kabul görmedi ve 1865 yılında mikrop öldürücülüğünün ilkelerini kanıtlayan İngiliz hekim Joseph Lister’in keşifleri ile kullanıma girdi.Lister’in çalışmaları Fransız biyolog Louis Pastör’ün önemli buluşlarına dayanır.Pastör tıpta devrimler yaparak mikroorganizma hastalıklarla mikrorganizmaları ilişkilendirdi.1880 yılında kuduz hastalığına karşı aşı geliştirdiğinde koruyucu tıpta en önemli yöntemlerden birini geliştirdi.Pastör süt ve diğer gıdalardan yayılan hastalıkları engellemek için pastörizasyon yöntemini geliştirdi.1859 yılında Türlerin Kökeni kitabında İngiliz doğa bilimci Charles Darwin’in öne sürdüğü doğal seçilimle evrim kuramı belki de bili tarihinin en önemli, en tartışmalı ve en geniş kapsamlı kuramıdır.Darwin insanlar dahil tüm yaşayan türlerin özelliklerinin uzun bir süre sonunda doğal süreçlerle şekillendiğini belirtti.Evrim kuramının son şekli hemen hemen  biyolojinin tüm alanlarını etkiledi. Temel bilimlerin dışındaki evrim kuramının etkisi toplumun farklı kesimlerinden tepki de destek  de aldı ve “insanın evren içindeki yeri”nin anlaşılmasını derinden etkiledi.1866 yılında Avusturyalı kesiş Gregor Mendel tarafından geliştirilen kalıtım yasalarının yeniden keşfinden sonra kalıtım çalışmaları 20. yüzyılın başlarında büyük bir araştırma alanı oldu.Mendel’in yasaları  hem bilimsel hem endüstriyel araştımaları için büyük bir alan olan genetik çalışmalarının başlangıcı oldu.1953 yılıyla beraber, James D. Watson, Francis ve Maurice Wilkins canlılığın tüm şekillerini açıklayan genetik yapı olan DNA’nın temel yapısını açıkladı.20. yüzyılın sonlarında,  genetik mühendisliğinin çalışmaları kullanılabilir yapıya kavuştu ve 1990 yılında tüm insanların genom haritalarını çıkarma çalışmalarına başladı.(İnsan Genom Projesi)

Ekoloji (Çevrebilim)[değiştir | kaynağı değiştir]

Ekoloji disiplinin kökenleri 19. yüzyılın sonlarında ve 20. yüzyılın başlarında Darwinci evrim ve Humboldtcu biyocoğrafyasına  (canlılar coğrafyası) dayanır.Ekolojinin yükselişiyle beraber önemli ortaya çıkışlar mikrobiyoloji ve özellikle Louis Pastör ve Ferdinand Cohn’un çalışmalarıyla ortaya çıkan canlılığın döngüsü kavramıyla beraber agroloji(toprak bilimi)dir.Ekoloji kelimesi özellikle doğaya bütüncül bakışlarıyla ekolojik düşüncenin yayılmasında önemli rol oynayan Ernst Haeckel tarafından ortaya atıldı.1930 yılında Arthur Tansley ve diğer bilim insanları deneysel toprak bilimiyle enerji kavramı ve biyoloji tekniklerini birleştiren ekosistem ekolojisi alanını geliştirmeye başladılar.20. yüzyılda ekoloji tarihi Gaia’nın önsavı olan 1960lı yıllarda açık ve net şekilde ifade edilen 1970li yıllarda yayılmaya başlayan çevrecilik kavramıyla ilişkilendi ve bilimsel-dinsel Derin Ekoloji hareketi bu kavramları daha da yakınlaştırdı.

Sosyal Bilimler[değiştir | kaynağı değiştir]

Bilimsel yöntemin doğa bilimlerinde başarılı bir şekilde kullanımı aynı metodolojinin (yöntem bilim) insan uğraşlarının birçok alanının daha iyi anlaşılmasına olanak sağladı.Bu uğraşlardan sosyal bilimler gelişti.

Antik Hindistan’da Siyaset Bilimi[değiştir | kaynağı değiştir]

Antik Hindistan’dan çıkan siyaset bilimi üzerine en çok çalışılan yazın devletçilik, ekonomi siyaseti ve askeri taktikler üzerine Çanakya  (MÖ. 350-283) tarafından yazılmış bilimsel bir Hint yazınıdır.Bu yazında insan davranışları ve ilişkileri, kral, devlet, hükümet, müdür, saray mensubu, düşman, istilacı ve kurumlar incelendi ve belgelendi. Roger Boesche Arthasastra’yı (Ekonomi) siyasi gerçekçiliğin, siyasi dünyanın nasıl işlediği sıklıkla olmamakla beraber nasıl işlemesi gerektiğini belirten, sıklıkla devleti ve kamu yararını korumak için bir kralın neler yapması gerektiğini açığa vuran bir kitap olduğunu belirtir.

Batı ve İslami Kültürde Siyaset Bilimi[değiştir | kaynağı değiştir]

Batı kültüründe siyaset üzerine çalışmalar Antik Yunan’da bulunsa da siyaset bilimi sosyal bilim kavramı olarak geç oluştu.Fakat arkasında ahlak felsefesi, siyaset felsefesi, siyasal ekonomi ve  uygun bir iktidarın işlevleri ve özelliklerinin ne olması gerektiğini belirten kurallarla ilgilenen diğer alanların olduğu bir disiplindir.Her tarihsel süreçte ve hemen hemen her coğrafi alanda, siyaset üzerine çalışan ve siyasi anlayışı yükselten birilerini bulabiliriz.

Siyasetin kökenleri tarih öncesine uzanmasına rağmen Avrupa siyasetinin öncülleri Platon ve Aristoteles’ten bile öncesine özellikle Homer, Heisodos, Tukididis,  Ksenofon ve Euiripides’e kadar uzanır.Daha sonra Platon edebi ve tarihsel çalışmaları özetleyerek siyaset sistemini inceledi ve felsefeye daha yakın olarak anlayabileceğimiz bir anlayış uyguladı.

Roma İmparatorluğu’nun hüküm sürdüğü yıllar boyunca Polybius, Livy ve Plutarkhos gibi ünlü tarihçiler Roma İmparatorluğu’nun yükselişini, kurumları ve diğer ulusların tarihlerini belgeledi ve Julie Cesar, Cicero ve diğer devlet insanları cumhuriyetin siyaseti ve Roma’nın imparatorluğunun ve savaşlarının birer örnekleri olarak sunuldu.Bu dönemdeki siyaset çalışmaları tarihin anlaşılması, yönetim  yöntemlerinin anlaşılması ve iktidarın işleyişinin tanımlanması gibi konulara yöneldi.

Roma İmparatorluğu’nun çöküşüyle beraber siyaset çalışmaları için daha yayılmış bir alan ortaya çıktı.Özellikle Batı kültüründe tek tanrıcılığın ortaya çıkışı (Hristıyanlık) siyaset ve siyasi davranış için yeni bir alan ihtimalini ortaya çıkardı.Orta Çağ boyunca siyaset çalışmaları kilise ve yargıda yaygındı.Augistunus’un Tanrının Şehri gibi çalışmalar din ve siyaset arasındaki sınırları yeniden tanımlayarak geçerli felsefeleri ve siyasi geleneklerle ve bunları Hristıyanlıkla sentezledi. Kilise ve Devlet arasındaki ilişkilerinden doğan birçok siyasi belirsizlikler bu dönemde tartışıldı ve açıklığa kavuştu.

Orta Doğu’da ve daha sonra diğer İslami bölgelerde, İbn-i Sina daha sonraları da Musa ibn  Meymun, İbni-i Rüşd gibi İslami aristocular Aristo’nun çalışmalarına  açıklamalar getirerek Aristo geleneğini ve deneyciliği devam ettirirken Ömer Hayyam’ın Rubailer ve Firdevsi’nin Şahname gibi eserler de siyasi incelemeler olarak görülebilir.

İtalyan Rönesansı sırasında Niccolo Machiavelli siyasi öznelerin ve kurumların doğrudan deneysel gözleminin modern siyaset bilimindeki önemini vurguladı.Sonrasında, Aydınlanma Çağı boyunca bilimsel örneklemlerin yayılması siyaset çalışmalarını düzgüsel belirlemelerin ötesine itti.Özellikle devlet üzerine çalışmak için yapılan istatistik çalışmaları halkın nabzını yoklamak ve oy çalışmalarında uygulandı.

Modern Siyaset Bilimi[değiştir | kaynağı değiştir]

20. yüzyılda ideoloji, davranışsalcılık ve uluslararası ilişkiler üzerine çalışmalar seçim kuramı, oyun kuramı (ekonomide de kullanılır.), seçimbilim, siyasi coğrafya/jeopolitik, siyaset psikolojisi/ siyaset sosyolojisi, siyasal iktisat, kamu yönetimi, karşılaştırmalı siyasal inceleme ve barış çalışmaları/ zıtlaşma incelemeleri gibi birçok alt disiplinin ortaya çıkmasını sağladı.21. yüzyılın başlarında, siyaset bilimciler hızla disiplinlerinin bilimselliğe daha da yakınlaştıran tümdengelim modelleme ve sistematik deneysel doğrulama tekniklerini (nicel yöntem)  uyguladılar.

Dilbilim[değiştir | kaynağı değiştir]

Tarihsel olarak dilbilimi 18. yüzyılın sonlarında bağımsız bir çalışma alanı olarak ortaya çıktı.Sir William  Jones Sanskrit, Pers, Latin, Gotik ve Kelt dillerinin hepsinin aynı temele sahip olduklarını söyledi.Jones’tan sonra, bütün dilleri sınıflandırmak için çabalar 19. yüzyıldan 20. yüzyıla kadar sürdü. Ferdinand de Saussure’nin yayınlarından ortaya çıkan Genel Dilbilimi üzerine Dersler  tanımlayıcı dilbilim üzerine gelişmeler yarattı.Tanımlayıcı dilbilim ve ilgili yapısalcı hareketler sadece diller arasındaki farkları tanımlamaktan öte dillerin zamanla nasıl değiştiğine de odaklanan bir dilbilimi geliştirdi.Noam Chomsky 1950li yıllarda dilbilimini üretimsel dilbilimi ile çeşitlendirdi.Onun çabaları geçerli sözdizimlerinin tahminini ve tanımını sağlayan dilin matematiksel modeline dayanıyordu.Sosyolinguistik (toplum dilbilim), bilişsel dilbilim ve bilişimsel dilbilim gibi uzmanlık alanları da dilbilim ve diğer disiplinlerin işbirliğiyle ortaya çıktı.

İktisat (Ekonomi)[değiştir | kaynağı değiştir]

Klasik ekonominin temelleri 1776’de yayımlanan Adam Smith’in Ulusların Zenginliği’nde oluştu.Smith bu kitabında  merkantilizmi eleştirdi.İktisadi sistemleri kendi çıkarları için düzenleyen bir “Görünmez El”in varlığını öne sürdü.Karl Marx ise Marksist iktisat  olarak bilinen yeni bir iktisadi kuramı ortaya sürdü.Marksist iktisat emek değer kuramına dayanır ve üretimin değerinin onu üretmek için gereken iş gücünün değerine dayandığını belirtir.Bu varsayımların ışığında, kapitalizm (sermayecilik) işçilere hak ettikleri ücretlerin tamamını ödemeyerek kar yaratmaya dayanır.Avusturya Okulu girişimciliği ekonomik gelişmenin itici gücü olduğunu söylerek Marksist ekonomik kurama karşılık verdi.Bu arz talep sistemi ile emek değer kuramıyla yer değiştirir.

1920li yıllarda, John Maynard Keynes mikroekonomi (birimci iktisat) ile makroekonomi (bütüncü iktisat) arasında bir bölünmeyi öne sürdü.Keynesçi ekonomiye göre makroekonomik eğilimler bireyler tarafından yapılan ekonomik seçimleri bastırabilir.Hükümetler ekonomik gelişme olarak mallar için toplam talebi desteklemeliler.II. Dünya Savaşı’nı takip eden yıllarda, Milton Friedman moneterizm (parasalcılık) kavramını yarattı.Moneterizm ekonomik etkinlikleri kontrol etmek için bir yöntem olarak paranın  arz ve talebin kullanımına yoğunlaşır.1970li yıllarda moneterizm ekonomik genişleme için ulaşılabilir paranın miktarını artırmak anlamına gelen vergilerin düşürülmesini savunan arz ekonomisine uyum sağladı.

Ekonomik fikirlerin diğer modern okulları Yeni Klasik ekonomi ve Yeni Keynesçi ekonomidir.Yeni Klasik ekonomi 1970lerde geliştrildi ve makroekonomik büyümeye temel için katı mikroekonominin önemini vurgular.Yeni Keynesçi ekonomi kısmen Yeni Klasik ekonomiye cevap olarak oluşturuldu ve piyasadaki yetersizliklerin nasıl bir hükümet ya da banka tarafından kontrol ihtiyacı yarattığıyla ilgilenir.

Yukarıdaki “ekomi tarihi” modern ekonomik metinleri ifade eder ve ve bu bir bilimin son aşaması onun tarihinin doruk noktası olarak bilirtileceği anlamına gelir.(Kuhn, 1962).”Ulusların Zenginliği”nde ortalarındaki bir bölümün ortasındaki kayıp bir sayfanın içinde belirtilen “görünmez el” Smith’in temel mesajı olarak gelişti.Bu “görünmez el” sadece sık sık hareket ettiği ve bireylerin amaçların parçası olmadığının çünkü  rekabetlerin onun yenilikleri taklit edilerek ücretleri düşüreceği önemsenmedi.Bu “görünmez elin” yerli destek için yabancı sanayiyi seçmesi arındırıldı.”Zenginliğin” Smith’in mesajını içren açılış bölümü  modern kurama uygulanamaz olarak belirtilmez:”Zenginlik” piyasanın hacmiyle değişen emeğin bölüşümüne ve üretken emeğin verimsiz emeğe oranına dayanır.

Psikoloji (Ruh bilim)[değiştir | kaynağı değiştir]

19.yüzyılın sonları psikolojinin bir bilimsel girişim olarak başlangıcına işaret eder.1879 yılı psikolojinin bağımsız bir çalışma alanı olarak başlangıcı olarak görülür.Yine bu yılda, Wilhelm Wundt özellikle psikolojik araştırmalar için ilk laboratuvarı kurdu(Leipzig).Bu alanın diğer önemli ilk destekçilerine Hermann Ebbinghaus (bellek çalışmlarına öncü), Ivan Pavlov (şartlı koşullanmayı keşfetti) William James ve Sigmund Freud dahildir.Freud’un etkisi bilimsel psikolojiye katkıdan ziyade kültürel simgeler olsa da çok geniştir.

20. yüzyılda Freud’un kuramlarının bilimsel olmamasından dolayı kabul edilmeyişi ve Edward Titchener’in zihne atomcuyaklamışına karşı tepkiler yaşandı.Bu John B. Watson tarafından önerilen ve B.F. Skinner tarafından yaygınlaştırılan davranışçılığın ortaya çıkışını sağladı.Davranışçılık epistomolojik olarak sınırlandıran psiokoloji çalışmalarını çok belli davranışlar için önerdi çünkü bu güvenilir olarak ölçülebilirdi.Zihnin bilimsel olarak bilinmesi  doğaüstü olarak görüldü, bu yüzden anlaşılması imkansızdı.

20. yüzyılın son on yılında biliş bilim olarak bilinen insan psikolojisi çalışmalarına yeni bir disiplinler arası yaklaşım gelişti.Biliş bilimi zihni psikolojiyi, dilbilimi, bilgisasayar bilimini, felsefeyi ve nörobiyolojiyi (sinir bilimi) bir araç olarak kullanan gözlem  için bir nesne olrak düşünür.Beynin etkinliklerini görüntülemede  PET ve CAT tarayıcıları gibi yeni yöntemler bazı araştırmacalara sadece kavramadan ziyade zihni beyni gözlemleyerek zihni gözlemlemeyi sağladığı gibi etkisini geliştirmeye başladı.Bu yeni gözlem şekilleri insan beyninin geniş bir şekilde anlaşılmasının mümkün olduğunu ve bu gibi yöntemlerin yapay zeka gibi diğer araştırma alanlarına da uygulanabiliceğini gösterir.

Sosyoloji (Toplum bilim)[değiştir | kaynağı değiştir]

İbni Haldun ilk bilimsel sistematik sosyolog olarak düşünülebilir.Modern sosyoloji 19. yüzyılın başlarında dünyanın modernleşmesine akademik bir tepki olarak ortaya çıktı.İlk sosyologlar arasında (Emile Durkheim gibi), sosyolojinin sosyal grupların bağlantısını anlamak ve sosyal çözünmeye karşı bir panzehir geliştirmek gibi yapısalcı amaçları vardı.Max Weber onun düşüncesine göre bireyleri akılcı düşüncenin “demir kafes”ine  hapsedecek olan akılcılık kavramı üzerinden toplumun modernleşmesi ile ilgilendi.Georg Simmel ve W.E.B. Du Bois gibi bazı sosyologlar daha mikrososyalojik ve  nitelikli çözümlemeleri kullandılar.Bu mikro düzeyli yaklaşım, Geroge Herbert Mead ve öğrencisi Herbert Blumer’in sosyolojiye sembolik etkileşimci yaklaşımcılığı öne çıkaran kuramları ile birlikte Amerikan sosyolojisinde önemli bir rol oynadı.

1940lı ve 50li yıllarda Amerikan sosyolojisi büyük ölçüde, yapısal bütünlüğü destekleyen toplumun bakış açılarının aynı zamanda işlevsel olduğunu vurgulayan,Talcott Parsons tarafından yönlendirildi.Bu yapısalcı işlevsel yaklaşım 1960’lı yıllarda sosyologlar tarafından bu yaklaşımın sadece statükonun içindeki mevcut eşitsizlikler için gerekçe ürettiği söylenerek  sorgulandı.Tepki olarak Karl Marx’ın felsefesine dayanan yeni bir karşı kuram geliştirildi.Karşıt kuramcılar toplumu farklı grupların kaynaklar üzerinde kontrol için yarıştıkları bir alan olarak gördü.Sembolik etkileşimcilik de sosyolojik düşüncenin merkezi olarak düşünüldü.Ercing Goffman, sosyal etkileşimleri, perde arkasını yaratan ve dinleyicilerini izlenim yönetimi ile yöneten bireylerle beraber bir sahne gösterisi olarak gördü.Bu düşünceler sosyolojik düşüncede öne çıkarken, feminist kuram, post-yapısalcılık,  rasyonel seçim kuramı ve postmodernizm gibi diğer yaklaşımlar da ortaya çıkmaya başladı.

Antropoloji (İnsan bilimi)[değiştir | kaynağı değiştir]

Antropoloji Aydınlanma Çağı’nın bir sonucu olarak görülebilir. Avrupalıların insan davranışı üzerine çalışmalarının sistematikleşmesi bu dönemde olmuştur. Hukuk, tarih, dilbilimi ve sosyoloji gelenekleri gelişti ve antropolojinin de parçası olduğu sosyal bilimlerin gelişimine ön ayak oldu. 

Aynı zamanda, Aydınlama’ya karşı romatik tepkiler, disiplinin merkezinde olan kültür kavramı için temel oluşturan çalışmalarıyla Johann Gottfired Herder ve sonrasında da Wilhelm Dilthey gibi düşünürler yarattı. Geleneksel olarak, konunun tarihinin çoğu Batı Avrupa ve dünyanın geri kalanı arasındaki koloni savaşlarına dayanır ve 18. ve 19. yüzyıl antropolojisinin çoğu da bugün bilimsel ırkçılığın bir çeşidi olarak sınıflandırılır.

19. yüzyılın sonları boyunca, antropolojik yaklaşım (antropometrik tekniklere dayanan) ve etnolojik yaklaşım (kültürler ve geleneklere dayanan) arasında insanın incelenmesi üzerine mücadeleler gerçekleşti ve bu ayırımlar daha sonraları fiziksel antropoloji ve kültürel antropoloji (Franz Boas’ın öğrencileri tarafından) bölünmesinin parçası oldu. 

20. yüzyılın ortasında, ilk antropolojik ve etnografik çalışma yöntemlerinin çoğu araştırma etiği bakışıyla yeniden değerlendirilirken aynı zamanda araştırmaların kapsamı ilkel kültürlerin geleneksel çalışmalarının çok ötesine genişledi.

Paleontolojinin yöntemlerinden yararlanan bir bilimsel disiplin paleantropolojinin ortaya çıkışı, fiziksel antropoloji ve etoloji 20. yüzyılın ortasında artan araştırma hızı ve etkinlik alanı insanın kökenine, evrime, genetik ve kültürel kalıtıma ve aynı zamanda çağdaş insan ikilemine olan bakış açılarına daha ileri görüşler ortaya çıkarmaya devam etti.

Yeni Gelişen Disiplinler[değiştir | kaynağı değiştir]

20. yüzyılda birçok disiplinler arası bilimsel alan ortaya çıktı. Bunlar:

Hayvan iletişimi, bilgi kuramı, pazarlama, halkla ilişkiler, uz iletişim (telekomunikasyon) ve iletişimin diğer çeşitleri buna örnek verilebilir.

Kuramsal dilbiliminin üzerine inşa edilen bilgisayar bilimi, ayrık matematik, elektrik mühendisliği doğa ve hesapların sınırları üstüne çalışır. Hesaplanabilirlik, hesaplama karmaşıklığı, veritabanı tasarımı, bilgisayar ağı hizmetleri, yapay zeka ve bilgisayar donanımı tasarımı gibi alanlar da alt alanlardır. Hesaplamada ilerlemeler sağlayan bir alan bilimsel verilerin büyük ölçekli arşivlenmesini sağlayarak bilimsel gelişmeye katkı yaptılar. Çağdaş bilgisayar bilimi yazılım mühendisliğine uygulamalı önemi karşı matematiksel kuramı vurgulayarak kendini ayırır.

Çevre bilimi bir disiplinlerarası alandır. Biyoloji, kimya, yer bilimleri, ekoloji, coğrafya, matematik ve fizikten yararlanır.

Malzeme bilimleri köklerini metalurji, mineraloji ve kristalografiden alır. Kimya, fizik ve birçok mühendislik disiplinini bir araya getirir. Metaller, seramikler, cam, plastikler, yarı iletkenler ve bileşik maddeler üzerine çalışır.

Akademik çalışmalar[değiştir | kaynağı değiştir]

Bir akademik alan olarak bilim tarihi William Whewell’in Tümevarımsal Bilimlerin Tarihini (ilk baskı 1837) yayımlamasıyla başladı. Bağımsız bir disiplin olarak bilim tarihinin daha uygun çalışmalarına George Sarton’un Bilim Tarihine Giriş (1927) ve İsis (1912) gazetesiyle ulaşıldı. Sarton 20. yüzyıl bilim tarihini büyük insanların ve büyük fikirlerin tarihi olarak gösterdi. Bilim tarihi bu süreçte Amerikan tarihinin bilinen bir alt alanı değildi ve çalışmaların çoğu uzman tarihçilerden ziyed bu konuya ilgili bilim insanları ve doktorlar tarafından yapıldı.[32] Harvard’dan I. Bernard Cohen’in çalışmalarıyla birlikte bilim tarihi 1945’ten sonra tarihin bir alt disiplini oldu.[33]

Matematik tarihi, teknoloji tarihi ve Felsefe tarihi araştırmaların başka alanlarıdır ve başka makalelerde ele alındılar. Matematik yakından ilgilidir fakat doğa bilimlerinden ayrıdır. Aynı şekilde teknoloji yakından ilgidir fakat belirli bir şekilde deneysel gerçekler için araştırmalardan ayrılır.

Bilim tarihi uzmanların uluslararası iletimi ile beraber bir akademik disiplindir. Bu alan için temel profosyonel kurumlar Bilim Tarihi Topluluğu, Bilim Tarihi için İngiliz Topluluğu ve Bilim Tarihi için Avrupa Topluluğu’dur.

Kuramlar ve bilim tarihi sosyolojisi[değiştir | kaynağı değiştir]

Bilim tarihi çalışmalarının birçoğu bilim nedir, nasıl işler, büyük çaplı kalıpları ve akımları temsil edip etmediği gibi sorulara cevap bulmak üzerine kurulmuştur. Özellikle bilim sosyolojisi bilim insanlarının hangi yollarla çalıştığı, bilimsel gerçeği nasıl inşa ettiği ve ürettiği konularına odaklanır. 1960’lı yıllardan beri, bilim çalışmalarında genel eğilim bilimsel bilginin insan unsurunu vurgulamak ve bilimsel verinin açık, değer yargısız ve bağımsız olduğu görüşüne verilen önemi azaltmaktı. Bilimin tarihsel çalışmaları hakkında bilgi veren Bilim ve Teknoloji Çalışmaları alanı hem çağdaş hem tarihsel dönemlerdeki bilimin sosyal içeriği üzerine odaklanır.

Bilim felsefesindeki çekişmelerin ve meselerin temel konusu bilimdeki kuram değişimlerinin doğasıydı. Karl Popper bilimsel bilginin ilerleyen ve birikimsel olduğunu; Thomas Samuel Kuhn bilimsel bilginin yaklaşımdaki değişime doğru kaydığını ve birikimsel olmak zorunda olmadığını ve Paul Feyerabend bilimsel bilginin birikimsel ve ilerleyen olmadığını bilimle diğer inceleme şekilleri arasında yöntem açısından bir sınır bulunmadığını vurguladı.

Kuhn’ın 1962 yılında Bilimsel Devrimlerin Yapısı’nı yayınlamasından bugüne bilim tarihçileri, sosyologları ve filozofları bilimin anlamı ve nesnelliği üzerine tartışmalar yapmaktadırlar.

Ayrıca bakınız[değiştir | kaynağı değiştir]

Kaynaklar[değiştir | kaynağı değiştir]

  1. ^ Golinski, Jan (2001). Making Natural Knowledge: Constructivism and the History of Science (reprint bas.). University of Chicago Press. ss. 2. ISBN 9780226302324. "When [history of science] began, during the eighteenth century, it was practiced by scientists (or "natural philosophers") with an interest in validating and defending their enterprise. They wrote histories in which ... the science of the day was exhibited as the outcome of the progressive accumulation of human knowledge, which was an integral part of moral and cultural development." 
  2. ^ Kuhn, T., 1962, "The Structure of Scientific Revolutions", University of Chicago Press, p. 137: "Partly by selection and partly by distortion, the scientists of earlier ages are implicitly presented as having worked upon the same set of fixed problems and in accordance with the same set of fixed canons that the most recent revolution in scientific theory and method made seem scientific."
  3. ^ Hendrix, Scott E. (2011). "Natural Philosophy or Science in Premodern Epistemic Regimes? The Case of the Astrology of Albert the Great and Galileo Galilei". Teorie vědy / Theory of Science 33 (1): 111–132. http://teorievedy.flu.cas.cz/index.php/tv/issue/view/10. Erişim tarihi: 20 Şubat 2012. 
  4. ^ "For our purpose, science may be defined as ordered knowledge of natural phenomena and of the relations between them." William C. Dampier-Whetham, "Science", in Encyclopædia Britannica, 11th ed. (New York: 1911); "Science comprises, first, the orderly and systematic comprehension, description and/or explanation of natural phenomena and, secondly, the [mathematical and logical] tools necessary for the undertaking." Marshall Clagett, Greek Science in Antiquity (New York: Collier Books, 1955); "Science is a systematic explanation of perceived or imaginary phenomena, or else is based on such an explanation. Mathematics finds a place in science only as one of the symbolical languages in which scientific explanations may be expressed." David Pingree, "Hellenophilia versus the History of Science", Isis 83, 559 (1982); Pat Munday, entry "History of Science", New Dictionary of the History of Ideas (Charles Scribner's Sons, 2005).
  5. ^ Matsuoka, Yoshihiro; Vigouroux, Yves; Goodman, Major M.; Sanchez G., Jesus; Buckler, Edward; Doebley, John (30 Nisan 2002). "A single domestication for maize shown by multilocus microsatellite genotyping". Proceedings of the National Academy of Sciences 99 (9): 6080–6084. Bibcode 2002PNAS...99.6080M. doi:10.1073/pnas.052125199. PMC =pmcentrez 122905. PMID 11983901. http://www.pnas.org/content/99/9/6080.long 
  6. ^ Sean B. Carroll (May 24, 2010),"Tracking the Ancestry of Corn Back 9,000 Years" New York Times.
  7. ^ Francesca Bray (1984), Science and Civilisation in China VI.2 Agriculture pp 299, 453 writes that teosinte, 'the father of corn' helps the success and vitality of corn when planted between the rows of its 'children', maize.
  8. ^ Paul Hoffman, The man who loved only numbers: the story of Paul Erdös and the search for mathematical truth, (New York: Hyperion), 1998, p.187. ISBN 0-7868-6362-5
  9. ^ A. Aaboe (2 Mayıs 1974). "Scientific Astronomy in Antiquity". Philosophical Transactions of the Royal Society 276 (1257): 21–42. Bibcode 1974RSPTA.276...21A. doi:10.1098/rsta.1974.0007. JSTOR 74272. 
  10. ^ Homer (Mayıs 1998). The Odyssey. Translated by Walter Shewring. Oxford University Press. ss. 40. ISBN 0-19-283375-8. http://books.google.com/?id=rcjeZ-yxr5MC&printsec=frontcover#v=onepage&q&f=false. "In Egypt, more than in other lands, the bounteous earth yields a wealth of drugs, healthful and baneful side by side; and every man there is a physician; the rest of the world has no such skill, for these are all of the family of Paeon." 
  11. ^ Sambursky 1974, sayfalar 3,37 called the pre-Socratics the transition from mythos to logos
  12. ^ F. M. Cornford, Principium Sapientiae: The Origins of Greek Philosophical Thought, (Gloucester, Massachusetts, Peter Smith, 1971), p. 159.
  13. ^ Arieti, James A. Philosophy in the ancient world: an introduction, p. 45 [1]. Rowman & Littlefield, 2005. 386 pages. ISBN 978-0-7425-3329-5.
  14. ^ Dicks, D.R. (1970). Early Greek Astronomy to Aristotle. Ithaca, N.Y.: Cornell University Press. ss. 72–198. ISBN 978-0-8014-0561-7. 
  15. ^ O'Leary, De Lacy (1949). How Greek Science Passed to the Arabs. London: Routledge & Kegan Paul Ltd.. ISBN 0-7100-1903-3. 
  16. ^ Greek Science, many editions, such as the paperback by Penguin Books. Copyrights in 1944, 1949, 1953, 1961, 1963. The first quote above comes from Part 1, Chapter 1; the second, from Part 2, Chapter 4.
  17. ^ In search of lost time, Jo Marchant, Nature 444, #7119 (November 30, 2006), pp. 534–538, DOI:10.1038/444534a PMID 17136067.
  18. ^ Bill Casselman. "One of the Oldest Extant Diagrams from Euclid". University of British Columbia. http://www.math.ubc.ca/~cass/Euclid/papyrus/papyrus.html. Erişim tarihi: 2008-09-26. 
  19. ^ Boyer (1991). "Euclid of Alexandria". ss. 119. "The Elements of Euclid not only was the earliest major Greek mathematical work to come down to us, but also the most influential textbook of all times. [...]The first printed versions of the Elements appeared at Venice in 1482, one of the very earliest of mathematical books to be set in type; it has been estimated that since then at least a thousand editions have been published. Perhaps no book other than the Bible can boast so many editions, and certainly no mathematical work has had an influence comparable with that of Euclid's Elements." 
  20. ^ Calinger, Ronald (1999). A Contextual History of Mathematics. Prentice-Hall. ss. 150. ISBN 0-02-318285-7. "Shortly after Euclid, compiler of the definitive textbook, came Archimedes of Syracuse (c. 287–212 BC.), the most original and profound mathematician of antiquity." 
  21. ^ O'Connor, J.J. and Robertson, E.F. (Şubat 1996). "A history of calculus". University of St Andrews. http://www-groups.dcs.st-and.ac.uk/~history/HistTopics/The_rise_of_calculus.html. Erişim tarihi: 2007-08-07. 
  22. ^ http://www-history.mcs.st-and.ac.uk/history/Projects/Pearce/Chapters/Ch3.html
  23. ^ Bisht, R. S. (1982). "Excavations at Banawali: 1974-77". Possehl, Gregory L. (ed.). Harappan Civilization: A Contemporary Perspective. New Delhi: Oxford and IBH Publishing Co.. ss. 113–124. 
  24. ^ Pickover, Clifford (2008). Archimedes to Hawking: laws of science and the great minds behind them. Oxford University Press US. ss. 105. ISBN 978-0-19-533611-5. http://books.google.com/?id=SQXcpvjcJBUC&pg=PA105. 
  25. ^ Mainak Kumar Bose, Late Classical India, A. Mukherjee & Co., 1988, p. 277.
  26. ^ Ifrah, Georges. 1999. The Universal History of Numbers : From Prehistory to the Invention of the Computer, Wiley. ISBN 0-471-37568-3.
  27. ^ O'Connor, J.J. and E.F. Robertson. 2000. 'Indian Numerals', MacTutor History of Mathematics Archive, School of Mathematics and Statistics, University of St. Andrews, Scotland.
  28. ^ George G. Joseph (1991). The crest of the peacock. London.
  29. ^ Sarma (2008), Astronomy in India
  30. ^ Coppa; et al.. "Early Neolithic tradition of dentistry: Flint tips were surprisingly effective for drilling tooth enamel in a prehistoric population". Nature 440 (7085): 755–6. Bibcode 2006Natur.440..755C. doi:10.1038/440755a. PMID 16598247. http://www.nature.com/nature/journal/v440/n7085/pdf/440755a.pdf. 
  31. ^ Pullaiah (2006). Biodiversity in India, Volume 4. Daya Books. ss. 83. ISBN 978-81-89233-20-4. http://books.google.com/?id=M0ucOe89GZMC&pg=PA83. 
  32. ^ Reingold Nathan (1986). "History of Science Today, 1. Uniformity as Hidden Diversity: History of Science in the United States, 1920-1940". British Journal for the History of Science 19 (3): 243–262. doi:10.1017/S0007087400023268. 
  33. ^ Dauben Joseph W., Gleason ML, Smith GE (2009). "Seven Decades of History of Science". ISIS: Journal of the History of Science in Society 100 (1): 4–35. doi:10.1086/597575. PMID 19554868. 

Dış bağlantılar[değiştir | kaynağı değiştir]