Anlambilim

Vikipedi, özgür ansiklopedi
Atla: kullan, ara

Anlambilim (semantik), anlamları inceleyen bilimdir. Anlambilim felsefi ya da mantıksal ve dilbilimsel olmak üzere iki farklı açıdan ele alınabilir. Felsefi ya da mantıksal yaklaşım, göstergeler ya da sözcükler ile bunların göndergeleri arasındaki bağlantıya ağırlık verir ve adlandırma, düz anlam, yan anlam, doğruluk gibi özellikleri inceler. Dilbilimsel yaklaşım ise, zaman içinde anlam değişiklikleri ile dilin yapısı, düşünce ve anlam arasındaki karşılıklı bağlantı gibi konular üstünde durur.

Anlam, dilbilim bağlamında söylemlerin ve yazılı metinlerin zihindeki çağrışımları olarak tanımlanabilir. Ancak bu tanım çoğunlukla eksiktir. Çünkü birçok kaynakta değişik tanımlamalar mevcuttur. Anlam bir bakıma niyet, değer, bilgi vb. pek çok kavramı karşılayan bir terim olarak karşımıza çıkmaktadır. Aşağıdaki cümle örnekleri bu durumu açıklamaktadır:

a) Bu sözcüğün anlamı nedir?
b) Bu davranışının anlamı nedir?
c) Hayatın anlamı nedir?
d) Metnin anlamı nedir?
e) Bunu söylemenin ne anlamı var?
f) Bu söylediklerin anlamsız değil mi?
g) Dünya’nın Güneş etrafında dönmesinin anlamı nedir?

Bu soru cümlelerinden (a) cümlesinde “sözlük anlam”dan, (b) cümlesinde “niyet”ten, (c) cümlesinde “felsefî-psikolojik bir anlam”dan, (d) cümlesinde “metinsel anlam”dan, (e) cümlesinde “söylenen sözün gerekli olup olmadığı”ndan, (f) cümlesinde “belirgin olmayan bir ileti”den ve (g) cümlesinde “ gözleme dayalı bir bilgi”den söz edilmektedir. “Anlamın anlamı nedir?” sorusunun cevabı da burada yatmaktadır. Bir sözcük olarak kendini tanımlayamayacak kadar belirgin olmayan bir alandır anlam. Ancak yine de belirginleştirilebilecek yönleri vardır. Bu konuda anlambilimciler oldukça yol katetmişlerdir.

Bir başka deyişle göstergelerin anlamlarının ilişkin olduğu bilim veya teoriye anlambilim veya semantik denir. Bu anlamda gösterge denilince; görülebilen, duyulabilen ve iletişim halinde olan herkes için belli bir anlamı olan birimler anlaşılır. Bu koşulu, trafik levhaları ya da körler alfabesinde var olan sözcükler de yerine getirir. Semantik, her çeşit gösterge ile ilgilenirse Göstergebilimin alt alanına girer; yalnızca dilsel göstergelerle ilgilenirse dilbilimin alt alanına girer.

Dilsel birim olan göstergeler: Anlamı olan bütün dilsel ifadeler “gösterge” olarak tanımlanır. Örneğin; “hedefliyorsun” sözcüğü iki parçadan oluşmaktadır. Sözcüğün kökü olan “hedeflemek”, “belli bir amaca ulaşmayı istemek” anlamındadır; sözcüğün sonundaki “–yorsun” eki ise dilbilgisel olarak 2. tekil şahıs olduğunu belirtir. Bu durumda da Semantik, Dilbilimin alt alanı olarak dilsel birimlerin anlamlarının açıklanması ile tanımlanması ve karmaşık ifadeleri bir araya getiren durumlar ile uğraşır. Böylelikle cümleler ya da daha büyük birimler oluşur ve bu birimler iletişim sırasında etkili bir şekilde kullanılır. Tarihsel Semantik ise zaman içerisinde değişen dilsel birimlerin anlamlarını araştırır.

Göstergenin, yukarıda belirttiğimiz anlamıyla kelimelerin bütün öğelerini kapsamadığına dikkat edilmelidir: Sayı sözcüğü sa-yı şeklinde iki heceden oluşur ve her iki hecenin de hiçbir anlamı yoktur. Yalnızca bu heceler bir araya getirildiğinde bir anlam oluşur. Bu, tek ses ya da harfler için de geçerlidir. Tek başlarına hiçbir anlam taşımazlar.

İlk olarak, aşağıdaki bölümde Semantik, Göstergebilimin içinde kabul edilir. Çoğu dilbilimci, dilbilimi; göstergebilimin uzmanlık alanı olarak görür.

Dilbilim 2000’den fazla yıldır dilsel olguların açıklanması ve tanımlanması ile uğraşır; böylece Semantik’i de ilgilendiren yeni kuramsal bilgiler geliştirmiştir. Ayrıca anadil dersleri, dil eğitimi ve yabancı dil dersleri gibi alanlarda, bir sorunun tam doğru olarak ifade edilmesinde dilbilimsel bilgilerin uygulamalı kullanımına yönelik düşünceler de etkinleştirilir.

Semantik; bilişim, mantık, felsefe ve sistem kuramı bakış açılarından sonuç çıkarır.

Göstergebilimsel semantik[değiştir | kaynağı değiştir]

Semantik, genel göstergebilimsel olarak göstergesel anlam kuramıdır. Semantik bakış açısı ya da kavramı, içerdiği esas anlama göre değişir. Göstergebilimsel anlamda göstergeler yalnızca dilsel değildir; böylelikle göstergebilimsel semantik, göstergelerin etkileşimindeki doğal ve teknik süreçleri inceler.

Charles W. Morris, göstergebilimdeki Semantik terimini bulan kişi olarak bilinir. Morris, semantik adı altında göstergelerin birbirleriyle olan ilişkisini anlar. Morris’e göre semantik kavramı bugünkü anlamından farklıdır.

Göstergebilimde Pragmatik ve Sentaks Morris'den bu yana birbirinden ayrı olarak ele alınırlar.

Kavrambilim ve adbilim[değiştir | kaynağı değiştir]

Yukarıda da değinildiği gibi Semantik göstergelerle uğraşır. Örneğin; “şapka” kelimesinin konuşulan, yazılan şekli ve bunun bağlantılı olduğu, kenarları olan başı sıkıca kavrayarak koruyan anlamı vardır. Bu iki konunun (biçim ve anlam) birbirleriyle olan ilgisi iki şekilde açıklanır:

  • Kavrambilim; isimlerle, yani kelimeler, göstergeler ve metaforlar gibi dilsel birimlerle ilgilenir ve bunların ne anlama geldiğini araştırır.
  • Adbilim ise nesnelerden yola çıkar ve bu nesnelerin nasıl adlandırıldığını araştırır.

Semantik bu her iki alanın üst kavramıdır ve gösterge ile anlam ilişkisinin ifadesidir.

Dilbilimsel semantik[değiştir | kaynağı değiştir]

Dilbilimin alt alanı olan semantik, dilsel göstergelerin anlamını araştırır.

Dilsel göstergeler ise sözlü ve yazılı biçimlerle ilgili olan bütün ifadelerdir. Bu bağlamda morfemler en küçük göstergelerdir. Daha büyük göstergeler kelimelerdir, bunu ise tümceler, cümleler ve metinler takip eder. Bütün bu birimler “gösterge” görevini yerine getirir. Aslında dilbilimsel Semantik’in araştırma nesnesi morfem ve kelimelerdir.

Göstergebilimde olduğu gibi modern dilbilimde de sentaks, semantik ve pragmatik’ten yararlanılır, ama Pragmatik, göstergelerin anlamı ile uğraştığı için açık bir farklılık vardır.

Semantik farklı perspektiflerden de yararlanır.

Sözcük, cümle, metin ve iletişim düzleminde Semantik

  • Leksikografik Semantik sözcüklerin ve morfemlerin anlamlarıyla uğraşır.
  • Cümle Semantik, daha büyük sentaktik birimlerin anlamlarının tek tek kelimelerin anlamlarından nasıl oluştuğunu araştırır. Bir cümlenin yorumu bu cümlenin sentaktik yapısının çözümlemesine dayalı olarak yapılmalıdır.
  • Metin Semantik gerçek ya da varsayımsal olarak cümlelerin birleşiminin çözümlenmesi üzerinde yoğunlaşır.
  • Söylem semantik birbiriyle ilişkisi olan farklı kişilerin metinlerdeki düzeyi üzerine çalışmalar yapar.

Sözcük ve Morfem Semantik’in, dilbilimsel Semantik’in araştırma nesnesi olduğuna dikkat edilmelidir. Bunlardan sonraki araştırma nesnesi Cümle Semantiktir.

Frege İlkesinin (“bireşimsel bir dil biriminin anlamı, öğelerinin anlamlarının işlevidir”.) doğal dillerde ne denli geçerli olabileceği tartışılmaktadır. Birleştirici işlevlerin tanımı olumlayıcı bir durumda Semantik’in ana görevleri arasında sayılmaktadır.

Leksikografik semantik[değiştir | kaynağı değiştir]

Kelimelerin anlamlarının araştırılması dilbilimsel Semantik’in konusudur. Bununla ilgili konular aşağıda verilmiştir:

  • Temel öğelerden oluşan sözcüklerin anlam yapısı: Bir sözcüğün anlamı kelimenin kökünün belli bir şekilde düzenlenmesi olarak tanımlanır. Semem sözcüğün kökünden oluşan hiyerarşik olarak düzenlenmiş bir yapıdır.
  • Morfemlerin karmaşık bir kelimenin anlamına katkısı: Bir kelimenin, türevin ya da birleşik kelimelerin bükün şekillerinin anlamı bu birimlerin morfolojik öğelerinin anlamlarından ileri gelir. Özellikle eski yapılarda leksikografi büyük bir rol oynar.
  • Bir kelimenin durumu: Burada, belli bir kelimenin anlam benzerliği olan diğer kelimelerden nasıl bir farkı olduğu söz konusudur.
  • Kelimeler arasındaki anlam ilişkileri: Zıt anlam, eş sesli, eş anlam ve çok anlam.Kaynak

Ardzamanlı (veya "ardıl zamanlı") ve eşzamanlı Semantik[değiştir | kaynağı değiştir]

Semantik, eşzamanlı (senkronik) ve ardzamanlı (diyakronik) olarak çalışır. Ferdinand de Saussure’ye kadar dilbilim çalışmalarında artzamanlılık hakimdi.

Tarihsel (ardzamanlı) Semantik; anlam genişlemesi, anlam daralması, anlam iyileşmesi, anlam kötüleşmesi ve anlam kayması gibi zaman içinde meydana gelen olayları ardzamanlı olarak inceler. Etimoloji (Kökenbilim), Klasik Semantik’in alt alanıdır. Eşzamanlı Semantik, dildeki göstergelerin belli bir zaman diliminde belli gruplar tarafından bir iletişim aracı olarak nasıl kullanıldığını araştırır.

Eşzamanlı Semantik ve ardzamanlı Semantik birbiriyle hiçbir zaman çelişmez, hatta birbirlerini tam anlamıyla tamamlar. Bundan dolayı ardzamanlı yapısal Semantik hem eşzamanlı yönteme yönelik hem de dil tarihini araştırmak için dildeki söz varlığının yapısallık ilkesini kullanır.

Tarihsel semantik[değiştir | kaynağı değiştir]

Tarihsel semantik anlam değişmesini kapsar. Bir kelimenin anlamının zaman içerisinde değişmesini gözlemler. Anlam genişlemesi ile anlam daralması ve anlam iyileşmesi ile anlam kötüleşmesi anlam değişikliğine dahildir. Tarihsel semantik’e yönelik başlıca araştırmalar, morfem ve sözcüklerin anlam gelişmelerini kapsayan Etimoloji’ye aittir.

İlk tarihsel Semantik araştırmaları Antonie Meillet, Wilhelm Wundt, Leonce Roudet, Jost Trier ve Herman Paul’a aittir. 1950’lerden beri Stephan Ullmann’ın çalışmaları belirleyici rol oynamaktadır. 1960’lardan beri felsefe ve tarih biliminde Tarihsel Semantik’e yönelik araştırmaların “Kavram Tarihi” adı altında toplandığı kapsamlı araştırmalar vardır. 1990’ların sonundan ve 21.Yüzyılın başlarından itibaren tarihsel Semantik’i bilişsel dilbilim açısından ele alma denemeleri vardır. Türkiye’de ise, anlambilimi konusundaki ilk kapsamlı çalışma, Doğan Aksan’a aittir. Doğan Aksan 1971’deki “Anlambilimi ve Türk Anlambilimi” adlı eserinde dilbilimsel anlambilim konularını ele almakta ve Türkçeyi sözcük ve tümce Semantiği açısından incelemektedir.

Kültürlerarası semantik[değiştir | kaynağı değiştir]

Kültürlerarası iletişim birçok alan için söz konusudur. Dilbilim alanında da kültürlerarası iletişimi terminolojik ve bilimsel olarak kavramak vardır. Bunun yanı sıra kendisine yakın olan bilim dallarının taslağına başvurur. Kültürlerarası belli iletişim durumlarının çözümlenmesi için kültürel etkileşimin tanımlanmasına yönelik çözümleme kategorileri geçerlidir. Böyle iletişimlerin temelinde kelimelerin anlamlarının anlaşılması vardır. İletişim halinde olan kişilerin yaşadıkları kültür bağlamında ve sözlüklerde yazıldığı biçimde sözcük kullandıkları için Semantik’te yanlış anlaşılma potansiyeli vardır. Bundan dolayı da Semantik bozukluklar, yanlış anlamalar ya da anlaşmazlıklar ortaya çıkmaktadır.

Mantıksal dillerde semantik[değiştir | kaynağı değiştir]

Salt semantik olarak da adlandırılan mantıksal semantiğin görevi; önermeler mantığı, yüklem mantığı gibi biçimsel dilleri açıklamaktır. Fakat anlamlar araştırılmaz, aksine açık kurallar aracılığıyla kesin olarak belirlenir. Bu noktada mantıksal dillerdeki biçimsel semantikten de bahsedilebilir.

Kapsamlı semantiğe karşı içerimsel semantik[değiştir | kaynağı değiştir]

Bir dilsel ifadenin kapsamı ile içeriği arasındaki fark şudur: Semantik, içerimsel semantikte daha çok içerik ile uğraşırken kapsamlı semantikte de daha çok kapsam ile uğraşmaktadır.

İçerik ve kapsamın farklılığı içerik ve kapsam arasındaki anlayış ve anlam ile ilişkilidir. Bu noktadaki anlayış ve anlam kavramları modern Matematiksel Mantık'ın ve Analitik felsefenin kurucusu sayılan Alman matematikçi, mantıkçı ve filozof Friedrich Ludwig Gottlob Frege’ye aittir. Ayrıca Gottlob Frege anlam ifadesini günümüzde geçerli olan anlayışta bir başka ifade olarak kullanmıştır. Frege şu tanımı yapmıştır:

  • Anlayış dilin sistemi içerisindeki göstergeler, sözcükler, cümleler gibi yapıların aralarındaki ilişkiden ileri gelen bir içerik olarak tanımlamıştır (içerik ile anlam benzerliği).
  • Anlamı gösterge ve dünya arasındaki bir ilişkiden kaynaklanan bir içerik olarak tanımlamıştır (kapsam ile anlam benzerliği).

Frege bu farklılığı Almanca’daki “Morgenstern” (Çoban Yıldızı) ve “Abendstern” (Venüs gezegeni) kavram çifti örneğinde netleştirmektedir. Her ne kadar “Morgenstern” sözcüğü “Çobanyıldızı” anlamında da kullanılsa da bu her iki sözcük de aynı anlama sahiptir. Her iki sözcük de Venüs gezegenini tanımlamaktadır. Fakat bu ifadelerin anlayışı belirli biçimde farklıdır. Bu farklılaşma bugünkü dil kullanımına göre artık kolay kolay anlaşılabilir olmadığı için Frege’nin terminolojisinin yerine anlam ve anlayış kavram çifti çoğunlukla gösterilen olarak kullanılmaktadır. Aynı zamanda da anlayış ve anlam sözcükleri eşanlamlı olarak kabul edilmektedir.

Frege’nin bu farklılaştırmaları dilbilimsel semantik içerisinde de büyük bir yankı uyandırmıştır.

Kip ile ilgili olmayan mantık için geçerli olan semantik, kapsamlı semantiktir. Bu, şu anlama gelmektedir; biçimsel dilin ifadelerinin sadece kapsamlı semantiğe uygun düşer.

Bunun tersine kip ile ilgili mantıksal diller, içeriksel semantik ile, örneğin olası dünyanın semantiği aracılığıyla açıklanmaktadır.

Gerçek – işlevsel semantik[değiştir | kaynağı değiştir]

Gerçek – işlevsel semantik Alfred Tarski tarafından 1944 yılında “sistematik bir süreç olarak resmileştirilmiştir”. Gerçek – işlevsel semantik bir cümlenin anlamını bir cümlenin gerçekliği sorununa bağlamıştır, çünkü bir gerçekliğin tasarısının kavranması, anlamın tasarısının kavranmasından daha kolaydır. Gerçek – işlevsel semantik “anlam” kavramını dilsel ifadeler ile dünya arasında bir işlev olarak anlayan ve bu ifadelerin gerçekliğini, bunların anlamlarına ölçüt olarak kullanan bir semantiktir.

Model kuramsal semantikte bu konu işlenmektedir.

Bilişim bilimi içerisinde semantik[değiştir | kaynağı değiştir]

Bilişim bilimi içerisinde semantik, mantıksal semantiğin uygulamasıdır. Burada biçimsel programlama dilleri için söz diziminin yanı sıra biçimsel bir semantik tanımlanmaktadır. Bu semantik öngörülebilirlik (hesaplanabilirlik) kuramı, hesap karmaşıklığı kuramı ve özellikle de bilgisayar programlarının doğrulanması (kusursuzluk) alanlarındaki kullanımlarda bulunmaktadır.

Felsefi semantik[değiştir | kaynağı değiştir]

Semantik, çözümleyici/analitik felsefe’nin önemli bir alt alandır. Dil felsefesi uzun süre boyunca esasen sadece semantik olarak algılanmıştır. 20. yy.da Wittgenstein’in etkisi sayesinde ancak Edimbilim de dil felsefesinin önemli bir dalı haline gelmiştir.

Semasiolojik ile onomasiolojik bakış açılarının farkı[değiştir | kaynağı değiştir]

Göstergelerin gösterge boyutundan içeriğine yönelik anlamsal bir sorgulama içine girilince (göstergenin içeriği nedir?) semasiolojik boyut esas alınmaktadır demektir. Bu durumda Semasioloji ifadesi ile aynı zamanda çok genel anlamda Semantik’in eşanlamlısı; dar anlamda ise sözcük içeriklerinin öğretisi çerçevesinde kalınmaktadır.

Nesne açısından bakıldığında ise (nesne nasıl adlandırılmıştır/işaretlenmiştir) söz konusu olan, onomasiolojik boyuttur. Onomasioloji, işaret kullanımı öğretisi düzleminde düşünülmesi gerekir. Bir resim sözlüğü veya konu başlıklarına ya da içerik yakınlıklarına göre düzenlenmiş olan bir sözlük, onomasiolojik temellidir. Aynı zamanda sözcük alanı öğretisinin de onomasiolojik bir boyuta veya açıya sahip olduğu varsayılmalıdır.

Çok genel bir bakış açısından bakılınca esasen semasiolojik-onomasiolojik ayrımı somut gerçekliğe dayalı değil de daha ziyade kavramsal nitelikte anlaşılabilir; zira konucunun gerçeklik deneyimi ile birlikte onun sözde doğal onomasiolojik konumunun semasiolojik araştırmalarında öncel olup olmadığı sorusu hep açıkta kalmaktadır.

Semantik’in alanlarının işlevsel olarak sınıflandırılması[değiştir | kaynağı değiştir]

Semantik’in alanları yalnızca dil yapısının farklı düzeylerine göre değil, dil ile düşünce ve dil ile dünya arasındaki ilişkinin biçimine göre de sınıflandırılır. Semantik alanlar bilişsel anlam, bilgisel anlam ve pragmatik anlam olmak üzere üçe ayrılır.

Bilişsel anlam kavramı, dil ile düşünce arasındaki ilişki ile bağlantılıdır. Bu noktada dilsel bir ileti ile düşünsel yapının dil biçimlerini oluşturmasından söz edilir.

Bilgisel anlam kuramları ilişkisel (referansiyel) kuramlar olarak anılır. Ferdinand de Saussure’e göre dilsel göstergeler ile onların ilişkili olduğu karşılıkları (referans unsurları) arasındaki bağıntı burada büyük rol oynar. Pragmatik anlam alanındaki semantik çalışmalar, bir ifadenin dilbilgisel anlamı ile belli bir bağlamdaki anlamı arasındaki ilişkiyi açıklamaya çalışır. Bu, aynı zamanda Pragmatik’in araştırma nesnesidir.

Genel semantik[değiştir | kaynağı değiştir]

Genel semantik kavramı birçok anlamda kullanılır.

Aynı zamanda Kuramsal Semantik kavramına bir eşanlamlı olarak şöyle bir tanım geçerli kılınmaktadır: „kuramsal semantikte (…) soyut, işaret kullanımının tüm alanına yönelik genel geçerliğe sahip açıklamalar sunulur (…); bunun dışında tüm işaret sistemlerinin betimi için gerekli temel kavramlar dizgeli bir şekilde tanımlanır”. Bu açıdan uygulamalı Semantik’in bir karşıt özelliği dile getirilmiş olmaktadır.

Bunun yanı sıra, Genel Semantik ifadesi Korzybski ve Samuel Ichiye Hayakawa tarafından temsil edilen “general semantics”in çevirisidir. Semantik, “konuşmacı ve dinleyicinin davranış ve düşünceleri ile dilsel göstergeler arasındaki ilişkinin öğretimi” olarak tanımlanmaktadır. Bu, insanların dilin dikta ve güdümleyici erkinden kurtulmasının pedagojik ve özgürlükçü başlangıcıyla ilgilidir.

Dinamik semantik ile statik semantik[değiştir | kaynağı değiştir]

Dinamik statik kavramı statik anlam kuramlarına bir ayrıcı tanım olarak sunulmaktadır. Bu ayrımlaştırıcı kavramsallaşma, bir tümcenin anlamını bir güncelleme işlevi („uptade funcion“) olarak kavrarken, bunun „ifade edilişinden önce ulaşılan bir metin bağlamı veya bilgi durumunu yeni bir metin bağlamı veya bilgi konumunda gösterdiği“ iddiası söz konusu olmaktadır.

Biçimsel semantik[değiştir | kaynağı değiştir]

Biçimsel semantik, aslında biçimsel mantık çerçevesinde biçimsel yapay dillerin semantiğidir. Bu biçimsel mantık Semantik’in yanı sıra, mantıksal betimleme imkânlarını kullanan doğal dillerin de biçimsel bir Semantik’i vardır. Biçimsel semantik; Augustus De Morgan, George Boole, Alfred Tarski ve Richard Montague’nin etkisi altında gerçeklik koşullarını sağlayan cümle anlamı olarak tanımlanır ve felsefî mantık ilkelerine yönelik kalıplaşmış bir üst dil ile betimlenir.

Modelleştirici kuramsal semantik (Tarski-Semantik)

Die modelleştirici kuramsal Semantik (ingl.: model-theoretic semantics; aynı zamanda „hakikat işlevci Semantik“), örneğin Richard Montague’de görüldüğü şekliyle, formel Semantik’in bir yönüdür; Alfred Tarski’ye atıfla oluşturulan bu anlayışa göre suni ve doğal dillerin semantik/anlamsal yorumunu, „anlamı kesin tanımlanmış bir yorumla bir model içinde eşit tutarak“ gerçekleştirmektedir.

„In der modelltheoretischen Semantik wird die Komplexität von Extensionen eingeschränkt, indem man kleine Modelle mit einer überschaubaren Extension für eine bestimmte Welt und eine bestimmte Zeit definiert. Diese Modelle sind kleine Weltausschnitte, mit deren Hilfe sich die Bedeutung sprachlicher Ausdrücke ermitteln lässt.“ Modelleştirici kuramsal Semantik’te nesne dili ile meta dil birbirinden kesin olarak ayrıştırılır. Nesne dili bir meta dile çevrilir. Bu meta dil ise bir model düzlemi ve içinde yorumlanır.

Üretici semantik[değiştir | kaynağı değiştir]

Üretici semantik, dilbilgisi ile uğraşır ve dönüşümsel dilbilgisi kalıplarını eleştirir. Üretici semantik, üretici-dönüşümsel dilbilgisinin kurucusu olan Noam Chomsky tarafından geliştirilmiştir. Noam Chomsky’nin kuramından farklı olarak, soyutlamalı anlam derinliğine dayalı olan bir dildeki cümlelerin sözdizimsel değil, şimdiye kadar tam olarak geliştirilemeyen, bir cümlede farklı biçimlere dönüştürülen anlambilimsel göstergeler olduğu anlaşılır.

Üretici semantik, üretici-dönüşümsel dilbilgisi konusunda Noam Chomsky tarafından geliştirilen Söz dizim kuramının görünüşlerinde (Aspekte Modell) yer alan çeşitli tümceler arasındaki eşdeğerlik ilişkilerine yönelik, 1960’lı yılların ortasından beri devam eden tartışmalardan dolayı bağımsız bir disiplin olarak gelişmiştir.

Dönüşümsel Dilbilgisinin sınırlandırılması[değiştir | kaynağı değiştir]

Üretici semantik birbirine uygun durumları temsil etmez; ancak burada bazı özellikler ortaya çıkmaktadır: Üretici Semantik bütün kuralları benimser ve “dönüşümsel süreçlerin sınırlandırılmasına yönelik anlık durumsal varsayımlarını kullanmaz” (Norbert Fries, Berlin). Üretici Semantik, “anlambilimsel ve sesbilimsel göstergeler arasındaki dilbilgisel dönüşüm biçimlerini” açıklamaya çalışır (Nobert Fries, Berlin).

Üretici semantik, yorumlayıcı Semantik’in nasıl ortaya çıktığını, bir dilbilgisinin iki farklı kural sisteminden nasıl oluştuğunu sorgular. Sonuç olarak; üretici cümle bilgisi ve yorumlayıcı Semantik, aralarındaki kurallara ilişkin sistem farklılığı konusunda birbirinden ayrılır.

Üretici semantik, sadece bir kural sistemi olduğunu kabul eder. Farklı soyut yapılar altındaki Üretici Semantik içerisinde seçim kuralları gibi konular semantik olarak sınıflandırıldığı için bu sistem de semantik olarak sınıflandırılır. Söz Dizim Kuramı bağlamında, bu yapılar sözdizimsel olarak kullanılır.

Ayrıca üretici semantik, dönüşümsel dilbilgisinde evrensel nitelikte olduğu varsayılan soyut tümce yapılarının dönüşümsel Sentaks’taki dilsel ifadeler için mantıksal kapsam ve şartlara ilişkin sınırlandırmalar kullanmadığını kabul eder.

Dönüşümsel dilbilgisi, üretici semantik’te semantik-üretici ekleri sınıflandırmasının ve hangi dilbilgisinde hangi dizgesel niteliklerin olduğu gibi olgular arasında ayrım gözetilmediğini eleştirir.

Söz Dizim Kuramı’ndaki gelişmeler ve özerklik ilkelerinin daha belirgin hale getirilmesi ile üretici Semantik’teki tartışmalı noktalar açıklığa kavuşturulmuştur. Eleştiriler Bilişsel Dilbilgisi ve Pragmatik’teki yeni dil kuramlarının kavramlarını da etkiler.

Yapısal semantik[değiştir | kaynağı değiştir]

Yapısal semantik kavramıyla Yapısalcılık’a karşı sorumlu olan kavram betimlemesinin farklı modelleri ifade edilmektedir. Yapısal semantik, leksikografik birimlerin çözümlemesiyle uğraşır. Bir dil sistemindeki semantik anlamların yapısını tanımlar.

Yapısal semantik, içeriksel boyutların yapılanabileceği varsayımından yola çıkar. Bir dilin söz varlığının yapısının belirlenmesi ve birbirinden bağımsız birimlerden oluşması söz konusudur (Pottier, Greimas, Coseriu).

Bir kavram alanının yapısı, semantik alanının sınırlarının belirlenmesi, sözlük birimlerinin çözümlenmesi, kısacası, semantik alanının biçimlenmesine katkı sağlayan her şey bu alanın bir parçasıdır.

Yapısal semantik, dil sistemindeki bir sözcüğün konumuna değil, ses ile imge arasındaki ilişkiye yönelir.

Ayrıştırıcı özellikli semantik[değiştir | kaynağı değiştir]

Ayrıştırıcı özellikli semantik’i anlam ayırt eden birimlerden oluşur. Bu alanın temeli, bütün bir anlam oluşturan özelliklerle doldurulmuştur. Örneğin; kadın ve erkek sözcükleri, insanlar ve yetişkinler için kullanıldığından dolayı aynı niteliktedir; fakat cinsiyeti ayırt eden ve belirleyen bir özellik taşımaktadır. Ayrıştırıcı özellikli semantik ile gerçekçi bir işlevi olan Semantik’in gerçeklik değerleri özellikle dikotomiye göre belirlenir.

Anlamın tarihçesi[değiştir | kaynağı değiştir]

İslam Dünyasında anlama bakış[değiştir | kaynağı değiştir]

İslam dünyasında dile bakış, Kur’ân’ın doğru anlaşılması sorunuyla kendini göstermiştir. Yeni bir kültür ve medeniyetin temellendirilmesi, başka kültürleri tanıma, bilimlerin doğuşu, dilbilim, mantık ve çevirme çalışmaları, dilin bir problematik olarak ortaya çıkmasına yol açmıştır.

Özcan Başkan’ın ifadesine göre “Arapça dil çalışmaları, Hintlilerin ve özellikle Greklerin etkisinde kalmış sayılmaktadır. Gerçekten Greklerdeki “tabiat-anlaşma” tartışması Arap gramercilerde de görülmektedir. X. yüzyıl gramercilerinden İbni Cinni insan dilinin, karşılıklı anlaşma ve uyuşma yolu ile yerleştiği fikrini savunmakta ve dilin, Tanrı’dan “vahiy” yolu ile gelmiş olduğu fikrini reddetmektedir.” (Başkan, 1967:6)

“İskenderiye ve Bergama okulları arasındaki “düzenlilik-aykırılık” çatışması aynı şekilde Basra ve Kûfe okulları arasında da görülmektedir. Basra okulu, İskenderiye okulu gibi dildeki kurallara önem vermekte, dildeki düzenliliklere dayanmaktadır. Buna karşılık Kûfe okulu, Bergama okulu gibi, verilmiş olan dil kuralları yerine, konuşulan dil üzerinde yapılan gözlemleri ölçü olarak kabul etmektedir. Bu yüzden Kûfe okulunun çalışmaları Arapçanın hiç bozulmamış halini konuştukları kabul edilen çöl bedevilerinin ağzından yapılan derlemelere dayatılmıştır.”(Başkan, 1967:6-7)

Kur’ân’ı anlama sürecinin bedevîlere dönük araştırmalarda elbette etkisi vardı. Kur’ân'ı doğrudan doğruya anlamlandırmaya çalışmak “te’vil”e yol açacağı endişesiyle, şehirde başka toplulukların diliyle karışmış Arapçanın yerine özellikle bedevîlerin dillerine yöneldiler. Ancak bedevîlere yönelik bu çalışmalar o kadar ileri dereceye varmıştı ki, bu işin farkına varan bedevîlerden bir kısım, şehirlere giderek dilini pazarlamaya başlamış, bazı şehirli araştırmacılar da, bedevîler arasında belli süreler kalıp topladıkları bilgiyi şehirde satmaya kalkışmışlardı. Bu arada farklı bedevî topluluklarından derlenen sözcükler, dilde eşanlamlıların çoğalmasına sebep olmuştur. Çünkü her bedevî topluluğu aynı şeye farklı isimler vermektedir. [1]

“Arap dilbilim çalışmalarının dil sorunundaki önemi, dilbilimcilerin İslâmî ilimlerde uzun süre otorite kalmaları şeklinde yaygın bir görüşte dile getirildiği gibi, müslümanların ilmî bir formasyon kazanmalarında ve diğer ilimlerin gelişmesinde dil çalışmalarının, rehber bir disiplin olarak iş görmesinden kaynaklanmaktadır. Fakat zamanla Arap dilbilim çalışmaları, sadece düzgün ifade, etimoloji yahut sözcüklerin biçimi gibi konularla sınırlı kalmamış; kimi dilbilimciler, dilbilimin, biçimsel düşünme disiplini olduğu iddiasında bulunmuşlardır. Şüphesiz bunda kelamcı, tefsirci yahut hadisçilerin aynı zamanda iyi birer dilbilimci olmalarının büyük payı vardır. Onlar nahivle, yalnız doğru ve yanlış ifadelerin değil, düşüncelerin de ayırt edildiğini; dile ilişkin kuralların düşünceyi de bağladığını savunuyorlardı. Zirâ düşüncenin bir yansımasından ibaret olan lafızlar ile ifadeler, düşüncede bulunmayan bir şeyi dile getiremezlerdi. (Türker, 2002/1: 139)

"Teşekkül döneminde oldukça yaygınlaşan sorunlar, gelişme devrindeki çalışmalara yön vermiş ve olgunlaşma döneminde ortaya çıkan birçok eserin konusunu oluşturmuştur. Her iki dönemin fikir seyri arasındaki bağlantıyı göstermek için verilebilecek birçok misalin yanında Gazzâlî’nin Tehafüte’l-felâsife adlı eserinde, filozofların kendi aralarında ve İslamî ilimlerle düştükleri ayrılığın sebeplerinden biri olarak, dil sorununa yer vermemesi, son derece anlamlıdır. Ona göre, filozofların dil sorunu, onların, âlemin yaratıcısı olan Allah’ı Arap dilinin ve Kur’ân’ın özelliklerini dikkate almaksızın “cevher” diye isimlendirmelerinden kaynaklanmaktadır. Sorunu lafız ve adlandırmayla ilgili olan tarafı yanı sıra etimoloji, söz dizimi ve anlam arasında belli bir kural bulunduğu gerçeği nahiv ile lügatin kuruluşuyla birlikte fark edilmişti. Buna göre bir lafzın, belli kullanım şekilleri vardır; diğer ifadeyle her lafız, etimolojik yapısı gereği, ancak belirli bir söz dizisi içinde bulunmağa imkân verir. Bu sınırın aşılması halinde ortaya çıkan ifade, anlamsız cümledir. Sözgelişi, her ne kadar İslâm filozofları tarafından kabul edilmiş olsa da; dilbilimci, fakih ve kelamcılara göre Arapçada “aklın kendini akletmesi” şeklinde bir ifade, sözdizim ve etimoloji bakımından Arap dilinin yapısıyla bağdaşmayan anlamsız bir cümledir. Çünkü etimolojisi gereği akıl, lambaya benzer; lambanın kendini aydınlatmağa ihtiyacı olmadığı gibi, aklın da kendini akletmesi söz konusu olamaz. Bu lafızlarla anlamlı bir cümle kurulacaksa, ancak “aklın, düşündüğü şeyi akılla düşünmesi” şeklinde dile getirilebilir.(Türker, 2002/2:141-142)

Bu noktada Sadık Türker’in Farâbî’ye dair makalesinden hareketle onun görüşlerini dile getirmek uygun düşecektir.

“Farâbî’nin anlam teorisi, zihin ile dış dünya ilişkisine dayanmaktadır. Anlam; kavram, önerme, kıyâs gibi birçok mantıkî deyim ile doğruluk ve geçerlilik gibi değerlendirmelerin temelini oluşturur. Anlamı çeşitli yönleriyle inceleyen filozof, onu, zihin ile dış dünyadaki varlıklar arasındaki orantılar ile izâfetler olarak tarif eder. [2] Ancak bu izâfeler, yani anlamlar zihinde bulunmaktadır. Anlam, duyu algıları sonucunda zihinde meydana geldiğinden o, zaman zaman duyu algılarının ideaları, zihnî şekiller ve mâhiyet diye de isimlendirilir. Böylece iki tür anlam bulunmaktadır; bunlardan birincisi duyu algıları sonucunda zihinde meydana gelen varlıklara ait izlerdir. İkincisi de zihnin bu izler üzerinde yaptığı hayâl, kavrama, yansıma, birleştirme ve ayırma gibi işlemler sonucunda ortaya çıkan anlamlardır.” (Türker, 2002/1:154)

Görüldüğü üzere anlam konusu, İslâm dünyasında önemli bir yere sahiptir. Bu bağlamda özellikle günümüzde “anlam”ın sadece Batı’da ciddiyetle ele alındığı iddiasına bir cevap da verilmiş olmaktadır. Çünkü genel olarak Batı’da ve ondan esinlenerek Türkiye’de böyle bir izlenim yaratılmaktadır. Biz, madalyonun iki yüzü olduğundan hareketle, her iki yüzünü de göstermeye çalıştık.

Batı Dünyasında anlama bakış[değiştir | kaynağı değiştir]

Batı’daki dilbilim çalışmaları tarihî süreç içinde çok değişik aşamalardan geçmiştir. Özcan Başkan bu aşamaları, 4 döneme ayırmıştır: 1. Söylenceler dönemi, 2. Klasik diller dönemi, 3. Dünya dilleri dönemi, 4. Bilimsellik dönemi. (Başkan, 1988: 79)

İlk dönemde daha çok dinî, efsanevî anlatılar söz konusudur. İkinci dönemde felsefe odaklı çalışmalara rastlanır. Eski Yunan’da Doğalcılık-Uzlaşmacılık tartışmaları ön plana çıkar. Üçüncü dönemde, Grekçe ve Latincenin boyunduruğundan kurtulmak ve Kutsal Kitap’ın (İncil’in) hemen her kesim tarafından okunmasını sağlamak amacıyla yerel dillerin araştırılması girişimleri göze çarpar. İtalyan şairi Dante, 1303’te yazdığı eseriyle İtalyancanın halk arasındaki canlılığını ortaya koyarak, kuru ve yapmacıklı Klasik Latinceye olan üstünlüğünü dile getirmiştir. Dördüncü dönem bugünkü anlamda, bilimsel çalışmaların gerçekleştiği bir dönemdir. Karşılaştırmalı dilbilim çalışmaları sonucunda, özellikle Bopp ve Grimm’in incelemeleriyle, bir Hint-Avrupa dil ailesinin varlığı ortaya çıkmıştır. Grimm bu diller arasındaki benzerlik ve farklılıkları bir takım kurallara bağlamıştır.

XX. yüzyılın başlarında Saussure’le başlayan süreç, bilimsel dönemde önemli bir dönüm noktasını oluşturur. Saussure, dili bütün diğer bağlamlardan kopararak, onu sistemli bir bilimsel alan olarak tanımlamış ve çağdaş dil biliminin öncülüğünü yapmıştır. Saussure'e göre dilin amacı “kendisi içinde ve kendisi için incelenmesidir.” Dili, dil (langue) ve söz (parole) olarak iki ayrı kategoriye ayırmış, gösteren, gösterilen gibi, sözcük düzeyindeki incelemeler için yeni kavramlar ortaya koymuştur. Saussure’den sonra Kopenhag Okulu, Prag Okulu ve Amerikan Okulu olmak üzere değişik dil bilimi çevreleri dile dair yeni görüşler öne sürmüşlerdir.

Batı’da anlam konusunu içeren, bilinen ilk çalışma Platon’un Kratilos (Cratylos) adlı diyalogudur. Bu diyalogda konuşanlardan Kratilos, daha önceki filozoflardan Herakletios’un fikirlerini tutmakta, karşısındaki Hermogenes ise, Demokritos’un fikirlerini yansıtmaktadır. Kratilos’a göre insan dilindeki sözcükler, anlamlarını doğuştan kazanmışlardır. Bu bakımdan sözcükler ile, bunların gösterdikleri nesneler ve kavramlar arasında doğuştan gelen bir bağ vardır. Onun için her nesne veya kavramın ancak bir tane doğru sözcüğü olmalıdır. Hermogenes’e göre ise, sözcüklerin ses yapısı ile, gösterdikleri nesne veya kavramların yapısı arasında ayrılıklar bulunmakta, ve sözcüklerin anlamları, gösterdikleri şeylerle ilgili olmamaktadır. Sözcükler anlamlarını, insanlar arasındaki karşılıklı bir anlaşmadan bir uyuşmadan sonra kazanmışlardır. Bu bakımdan sözcükler ile, gösterdikleri şeyler arasındaki bağ, insanlar tarafından meydana getirilmiş olan rastlantılı bir bağdır. Onun için, bir nesne veya kavramın yalnız bir tek doğru sözcüğü yoktur. İnsanlar karşılıklı olarak uyuşup anlaştıktan sonra herhangi bir sözcüğü kullanabilirler (Başkan, 1967:10)

John Lyons’a göre Sokrates dönemi Yunan felsefecileri ve daha sonra Plato, sorunu o günden bu yana ele alınan biçimde düzenlemişti. Bu felsefeciler için ‘sözcüklerle’ ‘nesneler’ arasındaki ilişki ‘adlandırma’ ilişkisiydi; bunun ardından ‘nesnelere’ verdiğimiz adların doğal mı yoksa saymaca mı olduğu sorunu ortaya çıktı (Lyons, 1983:361).

Anlam incelemelerinde çağdaş yaklaşımların temeli Michel Bréal tarafından atılmıştır. Yunanca sêma- (gösterge) sözcüğünden gelen semantik terimini ilk defa o kullanmış ve yeni bir bilim olarak tanıttığı çalışmalarına bu adı vermiştir. Daha sonraları Carnap başta olmak üzere Viyana Okulu çevresi matematiğinkine benzer bir dil formüllerine varmak için anlam incelemelerine girişir. 1923’te Ogden ve Richard’ın yayınladıkları The Meaning of Meaning adlı klâsik kitabıyla anlam konusu kuramsal zeminini bulmuş olur. 1933’te Polonyalı Korzybski Science and Sanity adlı kitabıyla bunu takip eder. 1931’te Trier, 1951’te Ullmann Yapısalcı dilbilim yaklaşımlarına uygun anlam anlayışları yansıtan eserler kaleme alırlar. Fransız P. Guiraud morfo-semantik alanları adıyla anlam alanı üzerine eğilir. Greimas ve Pottier ise anlamı sözlükten kurtaran, onu cümleye bağlı kılan bir anlam anlayışını benimserler. Chomsky ve onun üretici-dönüşümcü kuramıyla hareket eden Katz-Fodor temel kategorilere ayrılmış bir anlam çözümlemesi önerir.

Daha fazla bilgi için[değiştir | kaynağı değiştir]

Filozoflar ve kuramcılar[değiştir | kaynağı değiştir]


Mantık ve matematik[değiştir | kaynağı değiştir]

Bilgisayar bilimi[değiştir | kaynağı değiştir]

Kaynakça[değiştir | kaynağı değiştir]

  • Akarsu, Bedia (1998), Felsefe Terimleri Sözlüğü, İnkılap Yayınları.
  • anlamak.com - Felsefe Sözlüğü
  • Aksan, Doğan (1978), Anlambilimi ve Türk Anlambilimi, Ankara, Ankara Üniversitesi Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesi Yayınları, 2. Baskı, 199 s.
  • Ayer, Alfred Jules, Dil, Doğruluk ve Mantık, Metis Yayınları, 152 s.
  • Başkan, Özcan (1988), Bildirişim (İnsan-Dili ve Ötesi), İstanbul, Altın Kitaplar, 491 s, (2003), Multilingual Yayınları.
  • Condon, John (1998), Sözcüklerin Büyülü Dünyası (Anlambilim ve İletişim)-, İstanbul, İnsan Yayınları.
  • Denkel, Arda (1996), Anlam ve Nedensellik, İstanbul, Kabalcı Yayınevi.
  • dilbilimi.net - Dil Bilimi Sitesi
  • Erkman-Akerson, Fatma (1991), Anlam-Çeviri-Karşılaştırma, İstanbul, Abc Kitabevi.
  • Görgün, Tahsin (2003), Anlam ve Yorum, Gelenek Yayıncılık.
  • Guiraud, P. (1999), Anlambilim, İstanbul, Multilingual.
  • Lyons, John (1983), Kuramsal Dilbilime Giriş, (Çeviren: Ahmet Kocaman), TDK, Ankara, 449 s.
  • Palmer,F.R. (2001), Semantik (Yeni Bir Anlambilim Projesi), (Çeviren:Ramazan Ertürk, Kitâbiyât.
  • Tamba-Mecz,I. (1998), Anlambilim, İstanbul, İletişim Yayınları.
  • Türker,Sadık (2002/1) “Farabî’de Dil ve Mantık İlişkisi”, Kutadgubilig, İstanbul, sayı 1, s.137-175.
  • Türker, Sadık (2002/2) “Mantıkta Kullanılan Lafızlar”, Kutadgubilig, İstanbul, sayı 2, s.93-126.
  • Uğur, Nizamettin (2003), Anlambilim Sözcüğünün Anlam Açılımı, Doruk Yayınları.
  • Wilson, John (2002), Dil, Anlam ve Doğruluk, Ankara, Ankara Okulu Yayınları, 117 s.

Dış bağlantılar[değiştir | kaynağı değiştir]