Anevrizma

Vikipedi, özgür ansiklopedi
Atla: kullan, ara
Esculaap4.svg     Bu maddede yazılanlar yalnızca bilgi verme amaçlıdır.
Yazılanlar, doktor uyarısı ya da önerisi değildir.


Anevrizma, atardamarların duvarında oluşan baloncuk şeklindeki patolojik genişlemeleri tarif eden genel tıbbi tanımlamadır. Beyin atardamarları ve aort damarı, anevrizmaların en sık yerleştiği bölgelerdir. Anevrizmalar, morfolojilerine göre saküler ve fusiform olarak sınıflandırılırlar. Damar duvarının belirli bir noktasından çıkıp, nispeten yuvarlak bir şekle sahip anevrizmalara, saküler anevrizma adı verilir. Damar duvarında “iğ” şeklinde bir genişleme şeklinde olan anevrizmalar, fusiform anevrizmalar olarak tanımlanır. Ayrıca, anevrizmalar, duvar yapılarına göre “gerçek anevrizmalar” ve “yalancı (psödo) anevrizmalar” olarak sınıflandırılırlar. Bir gerçek anevrizmanın duvar yapısı, normal atardamar duvarını oluşturan tüm tabakaları (intima, media ve adventisya) içerir. Yalancı veya psödo anevrizmalar, damar duvarında oluşan yırtılma sonucu oluşur ve yalancı anevrizma duvarında damarsal tabakaların tümü bulunmaz.

Beyin atardamarları ve aort damarı, anevrizmaların en sık yerleştiği bölgelerdir. Beyin anevrizmalarının toplumda görülme sıklığı, %2-3’dür [1]. Polikistik böbrek hastalığı tanısı almış hastalarda ve yakınlarında anevrizmaya bağlı subaraknoid kanama hikayesi olanlar kişilerde beyin anevrizma gelişme riski daha yüksektir.

Anevrizmalar, normal bir atardamar göre çok daha zayıf duvar yapısına sahip oldukları için, patlayarak hayatı tehdit eden ciddi kanamalara neden olabilirler. Beyin anevrizmalarının patlaması, beyin ile beyin zarı arasındaki boşluk (subaraknoid boşluk) içinde kanamaya neden olur [2]. Bu tip beyin kanamaları ‘’subaraknoid kanama’’ olarak adlandırılır. Ne yazık ki beyin anevrizmaların büyük kısmı patlamadan önce belirti vermezler. Beyin atardamarında anevrizma gelişmiş olan hastaların önemli bir kısmında anevrizma teşhisi, anevrizmaya bağlı olmayan şikayetlerin araştırılması amacıyla yapılan manyetik rezonans görüntüleme (MRG), Bilgisayaralı tomografi (BT) gibi tetkiklerin sonucunda tesadüfü olarak konulur. Bununla birlikte, özellikle büyük boyutlu anevrizmalar, baş ağrısı, göz arkasında ağrı hissi, bulantı-kusma, göz kapağında düşüklük, çift veya bulanık görme gibi şikayet ve bulgular oluşturabilir. Genel olarak daha önce kanamamış bir beyin anevrizmasının yıllık kanama riski % 1-2’ dir. Anevrizmaya bağlı subaraknoid kanama geçiren hastalarda en sık görülen şikayet, ani başlayan şiddetli başağrısıdır. Suabaraknoid kanama geçirmiş olan hastaların büyük kısmı bu ağrıyı "O ana kadar yaşadıkları en şiddetli başağrısı" olarak tarif ederler. Subaraknoid kanama geçiren hastalarda, başağrısının yanında, bulantı-kusma, bilinç bulanıklğı veya bilinç kaybı, diğer sık görülen şikayet ve bulgulardır.

Beyin Anevrizmalarının Tedavisi[değiştir | kaynağı değiştir]

Anevrizma patlaması sonucu beyin kanaması gelişmiş hastalarda, eğer anevrizma tedavi edilmezse (kapatılmazsa), hastaların yaklaşık %35’inde ilk kanamadan sonra, 30 gün içinde anevrizma tekrar patlayarak ikinci bir beyin kanamasına neden olur. Bu nedenle anevrizmaya bağlı beyin kanaması geçiren hastalar, en kısa süre içinde tedavi edilmelidir. Henüz kanamamış bir anevrizma teşhis edilen hastalarda ise tedavi kararı, hastanın yaşı, anevrizmanın oluşturduğu şikayetler, anevrizmanın morfolojisi (yapısı/görünümü), anevrizmanın yerleşim yeri, anevrizmanın boyutları ve hastaya özel diğer tıbbı şartlar göz önüne alınarak verilir. Anevrizma tedavisinin temel prensibi, anevrizma içine kan girişini engelleyerek (tekrar) patlama riskini ortadan kaldırmaktır. Beyin anevrizmalarının tedavisi iki farklı metodla yapılabilir:

1) Açık cerrahi

2) Endovasküler tedavi (kapalı cerrahi)

Açık cerrahi tedavi, beyin cerrahi uzmanları tarafından gerçekleştirilir [2] . Açık cerrahi yöntemde kafatası açılarak anevrizmanın yerleştiği damar bulunup, damar ile anevrizma boynu arasına metal bir klip konularak anevrizma içine kan girişi engellenir. Endovasküler tedaviler, Nöroradyoloji uzmanları tarafından kafatası açılmadan, damar içinden uygulanan yöntemlerle gerçekleştirilir [3] [4] [5]. Endovasküler anevrizma tedavisi, anjiografi cihazı kullanılarak, işlemin tüm aşamaları X-ışını altında izlenip, yönlendirilirek gerçekleştirilir. Günümüzde, endovasküler yöntemler, anevrizma tedavisinde ilk seçenek haline gelmiştir. Endovasküler anevrizma tedavisinde, anevrizma içine çok ince çaplı kateterlerle ulaşılıp, anevrizma kesesi "Koil" adı verilen platinden yapılmış, çok yumuşak yapıda metal tellerle doldurulur. Bu işleme anevrizmanın ‘’koillenmesi’’ adı verilir [6]. Anevrizma kesesi, koillerle tamamen doldurulup, anevrizma içine kan girişi engellenerek tedavi gerçekleştirilir.

Kaynakça[değiştir | kaynağı değiştir]