Akbaş, Serik

Vikipedi, özgür ansiklopedi

Git ve: kullan, ara
Akbaş, Türkiye
Antalya

Antalya
Bilgiler
Nüfus 1057 (2000)
Koordinatlar
Posta Kodu 07500
Alan Kodu 0242
Yönetim
Coğrafi Bölge Akdeniz Bölgesi
İl Antalya
İlçe Serik
Köy Muhtarı Mehmet Cansız

Akbaş, Antalya ilinin Serik ilçesine bağlı bir köydür.

Konu başlıkları

[değiştir] Tarihi

Bölgenin en eski köylerinden biridir Akbaş. M.Ö. Romalılar Döneminde varlığı bilinen bir köydür. Bu dönemden kalmış ancak tahrip olmuş kaleler bulunmaktadır. Kızılbük Mahallesi yakınlarında bu dönemden kalma yıkıntılar vardır. Köyün yaylasına giden ve 600 metre civarında yüksekliği bulunan Kısık bölgesinde yine Roma/Bizans Döneminden kalma geniş bir kale yerleşim yeri harebeleri dikkat çeker. Fakat bu alan bakımsızlıktan üzerinde asırlık çam ağaçlarıyla süslenmiştir. Köyün başka bir tarihi göstergesi de Kısık deresi üzerindeki 40-50 metre yüksekliğindeki su kemeridir. Bu kemer Aspendos antik kentine su taşıyan ve ünlü efsaneye konu olan kemerlerin uzantısıdır. Bunların dışında da irili ufaklı çok sayıda harabeler bulunmaktadır.

Selçuklu ve Osmanlı Dönemlerind de bu civarın merkezlerinden biri olmaya devam etmiştir. bu dönemin en bilinen eseri ise günümüzde cami olarak kullanılan bir medrese inşasıdır. Osmanlı döneminden kalan 150-200 yıllık konaklar da köye renk katar. (Hüseyin Kahya)

[değiştir] Coğrafya

Antalya iline 60 km, Serik ilçesine 22 km uzaklıktadır. Serik'in yüzölçümü bakımından en geniş köylerinden biridir. Güneyinde Karataş köyü, Sarıabalı köyü, Denistepesi köyü, kuzeyinde Etler köyü, Yeşilvadi köyü, batısında Kökçepınar köyü, doğusunda ise Manavgat'a bağlı Kaeabük köyü bulunmaktadır. Köy, çok köklü bir geçmişi olmasına rağmen sosyal ve kültürel yapı bakımından belli sebeplerle biraz zayıftır ancak coğrafi bakımdan ise eşine az rastlanır güzelliktedir. Köyün coğrafi yapısında en dikkat çekici durum her tarafı dağlarla çevrili, ortasından şirin bir dereyi akıtan bir ova görünümüdür.

Köyde hemen her türlü coğrafi şekil örneğine rastlanmaktadır.Örneğin Serik'in en yüksek ikinci dağı olan Ovacık (Keriz)(2004 metre) köyün hemen kuzey kenarındadır. Bunun dışında köyün dört tarafı dağlarla çevrilidir. Ovacık dağının güney yamaçları köyün yaylasıdır. 1500 metre civarında değişik yayla yerleşkeleri bulunmaktadır. Bu yaylalardan Naneli sonyıllarda köyde Serik'e gidip orada emekli olup dönenlerin yazlığı haline gelmiştir. Öyün kuzeyinde yukarı Kelmen yakınlarında küçüklü büyüklü iki adet şelale ve hemen onların oluşturduğu dev kazanları bulunmaktadır. Ayrıca güney bölgedeki Aşağı Kısık bölgesindeki dev kazanının derinliği ise 50 metreyi bulur. Köyde devkazanlarına gök büvet denir. Bölgenin yapısı kireçli olduğundan karstik şekillere de rastlanır. Köydeki küçük derelerde Pamukkale travertenlerine benzer oluşumlara da rastlanır. ancak renkleri soluktur. Karstik şekillerden en önemlisi Türkiyenin tartışmasız en güzel mağarası olan ve dünyada da benzerine az rastlanan Zeytintaşı Mağarasıdır. (Hüseyin Kahya)


Kültür

Akbaş köyü çok eski bir tarihe sahip olmasına rağmen çok sosyal ve kültürel hayat bakımından da bu kadar zengin olduğu söylenemez. Bunun belki en önemli sebebi de şehrin son dönemde Serik ilçe merkezine çok göç vermesidir. Köy çok geniş bir alana yayıldığı ve ondan fazla mahalleden oluştuğu halde bu kadar alan ve mahalle arasında skı bir bağ olması da kültürel yönden çok önemli bir durumdur. Köyde bayram ve düğünler geleneksel olsa da eski havasında değildir. (Hüseyin Kahya)



[değiştir] İklim

Köyün iklimi, Akdeniz iklimi etki alanı içerisindedir. Ancak sahil köylere oranla kış biraz daha soğuk geçer ve deniz meltemini almadığı için hava daha nemlidir. (Hüseyin Kahya)


[değiştir] Nüfus

Yıllara göre köy nüfus verileri
2007 747
2000 1057
1997 1109

Köyün nüfusu 1100 civarındadır. Fakat Serik'te yaşayan Akbaşlı sayısı köy nüfüsundan 5-6 kat daha fazladır. Köy halkının çoğu daha rahat yaşam, iş ya da çocukların eğitimi için ilçede yaşamayı dha çok tercih etmiştir.serik'te yaşayan Akbaşlı sayının 5000 civarında olduğu bilinir. Şöyle ki Serik'in en büyük mahallesi olan Kökez Mahallesi'nin öbür adı Akbaş Mahallesi'dir. (Hüseyin Kahya)




[değiştir] Ekonomi

Köyün ekonomisi tarım ve hayvancılığa dayalıdır.

KÖyde, 300 ortaklı, S.S.Akbaş Köyü Tarımsal Kalkınma Kooperatifi bulunmaktadır. Köyün süt ürünlerini değerlendirmekte olan kooperatif , günlük ortalama 2.500-3.000 litre süt toplayıp , alıcı firmalara teslim etmektedir.

Kooperatifin yıllık iş hacmi 700.000,00 YTL 'dir.

[değiştir] Muhtarlık

Seçildikleri yıllara göre köy muhtarları:

2009 - Hüseyin Demirhan
2004 - Mehmet Cansız
1999 - Mehmet Cansız
1994 - Latif Cansız
1989 - Latif cansız
1984 - Ahmet Şefik
1979 - Mehmet ŞİMŞEK
1977 - Mehmet ŞİMŞEK
1973 - Mehmet ŞİMŞEK
1969 - Mehmet ŞİMŞEK


Eğitim

Köyde iki tane ilköğretim okulu 5. sınıfa kadar hizmet vermektedir. Bir okulda son yıllarda kapanmıştır. 5. sınıfı bitiren çoçuklar liseye giden çocuklar Serik ilçesindeki okullarda eğitim görmeye devam eder.

Köyde bir çok köye göre okuma oranı yüksektir ve eski yıllardan beri çok sayıda üniversite mezunu yetiştirmiştir.

Bunlardan bazıları: Selami Namal; Maliyeci, defterdar, 56. hükümette başbakanlık müşavirliği yaptı Necati Kahya; Doktor, 16 yıldır Serik Devlet Hastanesi başhekimliği yaptı Rasim Demirkan, Avukat, siyasetçi, Mehmet Demirhan; Müftü ................

(Hüseyin Kahya)


Dil: (Hüseyin Kahya)


Güzel dilimiz Türkçe Şirin ilçemiz Serik'te ve köylerinde dolayısıyla bizim köyümüz Akbaş'ta da çok farklı bir şiveye bürünür. Sözcüklerimizn çoğu adeta yeniden doğar bu topraklarda çoğu da neye uğradığını şaşırır.

Bu konuda hazırladığım "Serikçe" adlı küçük sözlüğe bi göz atalım.

Bu sözlük çalışmasında bana yardımcı olan arkadaşlarım Muhasebeci Hüseyin Şahin, Avukat İsmail Tıraş ve Keresteci Sami Korkut'a teşekkür ederim.



'SERİKÇE(Hüseyin Kahya)'


SERİKÇE


amat, aliksan, aşa, abuu , aab , aha , ayeen , anaşıt, ataş , acık, aacıktan, ataşı ölçermek , ataşı coşarmak , aşşaa,

barabar, bazlama, bülübülü, bobuç , böön , bicik , bak bii, baksaa , boba , böör , börek , bazlama , bamle , balcan , bakaaan , bülük , biceez,


cara , çapıt , çomak , cavır , çemkirmek, çödürmek, çimmek, çiğin,


dıkı , dıkıcık , dıkıcacık , dıkım , dokdur , duroo , dedikleeen , depit , dövlet , deeze , diktirmek, diktirilmek,

elleem, elleelem , endee , ele günaşı, emme , ellez,

fasille , filan golan, fuydırak çekmek, fingirdemek, firtik,

goya, gamcaklamak, ganaatıma, gaari , gatleeen, gasdan demek, gepitmek , geriz , gıldıramak, gız, gızan , gavurka , gave , geçi , guyruklu , guggumvuk , gidişmek, gunlamak, gunlnamak, gunnacı garı, güssün,


haşat, haşatını çıkarmak, haşat etmek, haranı, halbuse , hööle , hazaar , hindi , heyye, heyyecice, horda, hora,


hüseen , haradak, hile (falan) , hökümet , haranı , hamır , hurmak,

ısmayıl, ımızgamak , irbeem , ibraam , ileen, ilan , işam, ıraz,


kel datmak, keeri , kehel , kelermek, kekil , keme , keşkah , küplümek, kürdüşmek, kerziman

loooyn,

mutlak, matıflamak, murşamba , motur, musdava,


naal, nahıl, neci, necikci, naylon, öööretmen , öndüün,

pörtlemek, peşkir, pulluk,


suyu gızdırmak , suva , saplama , süpçük , sinmek, siğmek, şıpıtma , sırt,


tidaa , tekcel, takalı , teele , teni , tidirmek, töllemek, tüngümek, tingildemek, tirkelemek,


üleen , uriki , uluk , ülük , üllek , ülen yeen, uykusemesi , üsdonu ,

ver etmek, yargın, yaykamak, yokarı , yauv, yeen , yüğürtmek, yüğürmek yümek


zapırdamak , zangırdamak,


cayradak düşmek, ardınaaldım, çıplak g…te şaka olmaz, üşencinden eşeğe dayı demek, ele güne mat maskara, el aburcun kesilmek , adı batasıcanın eniği, ele günaaşı, tingedenek düşmek, dakı dakıvmak, sırtına sırt giymek, sıkı sıklamak,


gelmiş, geldi, geleeri, geliiri, geliveri, gelecek, gelir, geliyoru, gelibotur,







Baında Akbaş (Hüseyin Kahya)



Köpeğini yaralayan köylüye 278 YTL ceza

Antalya Valiliği , av tüfeğiyle köpeğini bacağından yaralayan kişiye 278 YTL para cezası verdi. Valilikten yapılan açıklamada, hayvanlara kötü muamele yapanlar hakkında 5199 sayılı Hayvan Hakları Koruma Kanunu uyarınca para cezası verildiği belirtildi. Bu çerçevede Serik ilçesine bağlı Akbaş köyünde yaşayan kişinin, 4 Haziran 2004 tarihinde ruhsatsız av tüfeğiyle, köpeğini sol ön bacağından yaraladığının belirlendiği bildirildi. Bunun üzerine kimliği açıklanmayan bu kişiye Hayvanları Koruma Kanunu `nun 28. maddesi uyarınca 278 YTL para cezası verildiği ifade edildi. Açıklamada ayrıca söz konusu kanun uyarınca hayvanlara kasıtlı olarak kötü davranan, acımasız ve zalimce işlem yapan, döven, aç ve susuz bırakarak bakımlarını ihmal eden, fiziksel ve psikolojik acı çektiren kişilere de benzer cezaların verilmeye devam edileceği vurgulandı. Bilal Öğütçü , Antalya 2005-06-04 Zaman





- 3 Ekim`den korkumuz kalmadı

Avrupa Birliği `ne giden yolun neresindeyiz, bilemeyecek hale geldik. Siyasi rakiplerine «öykünen» Chirac mı ağır basacak, yol boyu bizi hiç satmayan Blair mı? Seçimleri, yüzü hep bize dönük duran Schröder mi kazanacak, sınıfa yeni girmiş öğretmen havalı Merkel mi? Belli değil. Bu durum, 3 Ekim `de bizi orada bekleyen pek bir sürpriz de yok, anlamına gelmiyor mu? Her ihtimal söz konusu olabildiğine göre... Bence, Ankara müzakere masasına daha az gergin, daha az endişeli olarak oturacaktır. Tıpkı alacaklı komşusuna «şimdi biraz da senin uykun kaçsın» diyen Mişon Efendi gibi. Alıntı Gündüz Aktan : «Siyasi hayatımızda bir mucize olsaydı da (bu ²liberal aydınlar³) hiç var olmasalardı, Türkiye çok farklı olurdu. Güçlerini yanlış hesap etmeyen Kürtler bireysel kültürel haklarla yetinirlerdi. Kıbrıs , Ege , Ermeni ²soykırımı³ ve AB üyeliği konularında çok daha olumlu bir düzeyde olurduk. «Onların dışa bağımlı kuşkusu uyandıran savunmaları olmadan, demokrasimiz bile çok daha istikrarlı bir yapıya kavuşurdu» (Radikal, 13 eylül). * Pakize Suda : «Hangi genç kız sevgilisiyle sevişmiyor? Kaldı mı öyle muhallebicide buluşmalar? Uzaktan bakışmalar? En fazla el ele tutuşmalar? «Kendini evleneceği erkeğe saklamalar? Ki bundan aşağılık bir şey yok. «Kadının mal olarak görülmeyi kabulüdür bu. ²Elden düşme³ olmamak için en doğal dürtüyü kim bilir kaç sene, belki de ömür boyu bastırmak» (Hürriyet , 13 eylül). * Cüneyt Ülsever : «Zaten yazdığımız yazılara köşe yazısı denmesi de bana çok garip geliyor. Köşe yazısı ne demek, bilmiyorum. (...) «Ben aklımın erdiği kadarı ile ya bir fikir ileri sürmeyi veya bir olguya karşı yorum yapmayı tercih ediyorum. Fikir hayatımda en fazla Ahmet Hamdi Tanpınar `a öykünüyorum. «Onun çağdaş bir devamı olmayı hayal ediyorum» (Hürriyet -İK , 11 eylül). Dil Yaresi Türkçe dostlarından (Sırmagül Özkan ) «Bomba içkiye yasak geliyor» başlıklı haberde «bir şat viski» deniyor (Hürriyet , 2 eylül). İyi derecede İngilizce bilmeyen anlamaz. Shot «ölçü» veya «tek» demektir; «tek viski» veya «bir ölçü viski» diye çevrilebilir. «Bush`u başkan ilan eden yargıç öldü» başlıklı haberde yargıç Rehnquist `ten, «... kendisini Yalnız Korucu diye adlandıran yargıç» diye söz ediliyor (Hürr . 5eyl.). Ranger `ı «korucu» diye çevirmek hata. Ranger , Amerikan İngilizcesi `nde «Ormanı, doğal parkı koruyan silahlı görevli» demektir. «Orman Muhafaza Memuru» fazla Türkçe kaçar. «Orman korucusu» olabilir. – Sağ olun! Nedir o yangından kurtarılan? Vietnam Savaşı `nda çekilmiş o fotoğrafı hatırlayacaksınız. Dehşete kapılmış koşan çocuklar. Önde çırılçıplak bir kız çocuğu. Napalm bombası üzerinde elbise diye en küçük bir bez parçası bile bırakmamış. Adı Kim`di. Unutmuş olamazsınız. Böyle simgesel bir fotoğrafa, geçen cumartesi günü gazetelerimizde rastladım. Alemdağ `da bir orman yangını hatırlıyorum. Kaçıp kurtulmak için rastgele koşuşan hayvanların telaşlı ayak sesleriyle. Geyik mi, domuz mu?.. Göremediğimiz. * Fotoğraf Hürriyet `in 27`nci sayfasındaydı. Çevrede eteği tutuşmuş ağaçlar, alevler içinden yokuşu tırmanarak bize doğru gelen bir adam. Sırtında sarı muşamba tulumu, başında kasketi, kan ter içinde kaldığı besbelli. İki eliyle sımsıkı neyi tutuyor öyle diye, fotoğrafa biraz daha yaklaşmanız gerekiyor. Bir kaplumbağa. Hayır, hayır! Bacaklarının kıpırdadığını görür gibi oluyorsunuz, canlı. DHA kaynaklı bir haber. Antalya -Serik `te, Akbaş yakınında çekilmiş bir fotoğraf. Muhabirin adı var, Soner Kocaer . Fotoğraf da onun mu? Belirtilmemiş. Uzun uzun baktım bu resme. Konu, ışık, renkler, hareketin dondurulduğu an... Öyle güzel ki... Ağaçlardan çok, ne saklayayım, aklım kaplumbağada kaldı. Milliyet de kullanmış aynı resmi, birinci sayfasında. Resim altında ne muhabir, ne fotoğrafçı adı. Zaman`daki birkaç saniyelik farkla çekilmiş. İki imza var, biri foto-muhabiri olabilir. Vatan `ın altıncı sayfasında aynı görüntüyle bir kere daha karşılaşıyorum. Bu defa «Fotoğraf: SONER KOCAER » diye eser sahibinin adı da verilmiş. (Yanında nedense AA kısaltması.) Ömrüne bereket Soner, ellerin dert görmesin! Yaşlı meslektaşın üç fotoğrafı da kesip arşivine yerleştirdi. Aslını bulsa, onu da çerçeveletip bir duvara asardı, hiç şüphen olmasın! Adlar Hizb -ut Tahrir diye başladık. Derken Hizbu `t-Tahrir diye düzeltildi (Murat Bardakçı , 11 eylül, Hürriyet ). Ve bir kabadayı çıkıp Hizbuttahrir diye yazdı (Ahmet Dinç , 11 eylül, Zaman). Sık sık kullanmayı temenni edeceğimiz bir ad değil, ama gelin biz bunu Hizbuttahrir diye düz ve bitişik yazalım. Biz ki çoktandır Kur`an yerine Kuran yazılmasını da benimsedik.


Ana Sayfa  Köşe Yazıları  Ekonomi  Politika  Gündem  Dünya  Spor  Magazin  Kültür sanat  Kadın-Aile  Teknoloji  Makale  Sağlık-Yaşam  Röportaj  




Hakkı Devrim

3 Ekim`den korkumuz kalmadı

Avrupa Birliği `ne giden yolun neresindeyiz, bilemeyecek hale geldik. Siyasi rakiplerine «öykünen» Chirac mı ağır basacak, yol boyu bizi hiç satmayan Blair mı? Seçimleri, yüzü hep bize dönük duran Schröder mi kazanacak, sınıfa yeni girmiş öğretmen havalı Merkel mi? Belli değil. Bu durum, 3 Ekim `de bizi orada bekleyen pek bir sürpriz de yok, anlamına gelmiyor mu? Her ihtimal söz konusu olabildiğine göre... Bence, Ankara müzakere masasına daha az gergin, daha az endişeli olarak oturacaktır. Tıpkı alacaklı komşusuna «şimdi biraz da senin uykun kaçsın» diyen Mişon Efendi gibi. Alıntı Gündüz Aktan : «Siyasi hayatımızda bir mucize olsaydı da (bu ²liberal aydınlar³) hiç var olmasalardı, Türkiye çok farklı olurdu. Güçlerini yanlış hesap etmeyen Kürtler bireysel kültürel haklarla yetinirlerdi. Kıbrıs , Ege , Ermeni ²soykırımı³ ve AB üyeliği konularında çok daha olumlu bir düzeyde olurduk. «Onların dışa bağımlı kuşkusu uyandıran savunmaları olmadan, demokrasimiz bile çok daha istikrarlı bir yapıya kavuşurdu» (Radikal, 13 eylül). * Pakize Suda : «Hangi genç kız sevgilisiyle sevişmiyor? Kaldı mı öyle muhallebicide buluşmalar? Uzaktan bakışmalar? En fazla el ele tutuşmalar? «Kendini evleneceği erkeğe saklamalar? Ki bundan aşağılık bir şey yok. «Kadının mal olarak görülmeyi kabulüdür bu. ²Elden düşme³ olmamak için en doğal dürtüyü kim bilir kaç sene, belki de ömür boyu bastırmak» (Hürriyet , 13 eylül). * Cüneyt Ülsever : «Zaten yazdığımız yazılara köşe yazısı denmesi de bana çok garip geliyor. Köşe yazısı ne demek, bilmiyorum. (...) «Ben aklımın erdiği kadarı ile ya bir fikir ileri sürmeyi veya bir olguya karşı yorum yapmayı tercih ediyorum. Fikir hayatımda en fazla Ahmet Hamdi Tanpınar `a öykünüyorum. «Onun çağdaş bir devamı olmayı hayal ediyorum» (Hürriyet -İK , 11 eylül). Dil Yaresi Türkçe dostlarından (Sırmagül Özkan ) «Bomba içkiye yasak geliyor» başlıklı haberde «bir şat viski» deniyor (Hürriyet , 2 eylül). İyi derecede İngilizce bilmeyen anlamaz. Shot «ölçü» veya «tek» demektir; «tek viski» veya «bir ölçü viski» diye çevrilebilir. «Bush`u başkan ilan eden yargıç öldü» başlıklı haberde yargıç Rehnquist `ten, «... kendisini Yalnız Korucu diye adlandıran yargıç» diye söz ediliyor (Hürr . 5eyl.). Ranger `ı «korucu» diye çevirmek hata. Ranger , Amerikan İngilizcesi `nde «Ormanı, doğal parkı koruyan silahlı görevli» demektir. «Orman Muhafaza Memuru» fazla Türkçe kaçar. «Orman korucusu» olabilir. – Sağ olun! Nedir o yangından kurtarılan? Vietnam Savaşı `nda çekilmiş o fotoğrafı hatırlayacaksınız. Dehşete kapılmış koşan çocuklar. Önde çırılçıplak bir kız çocuğu. Napalm bombası üzerinde elbise diye en küçük bir bez parçası bile bırakmamış. Adı Kim`di. Unutmuş olamazsınız. Böyle simgesel bir fotoğrafa, geçen cumartesi günü gazetelerimizde rastladım. Alemdağ `da bir orman yangını hatırlıyorum. Kaçıp kurtulmak için rastgele koşuşan hayvanların telaşlı ayak sesleriyle. Geyik mi, domuz mu?.. Göremediğimiz. * Fotoğraf Hürriyet `in 27`nci sayfasındaydı. Çevrede eteği tutuşmuş ağaçlar, alevler içinden yokuşu tırmanarak bize doğru gelen bir adam. Sırtında sarı muşamba tulumu, başında kasketi, kan ter içinde kaldığı besbelli. İki eliyle sımsıkı neyi tutuyor öyle diye, fotoğrafa biraz daha yaklaşmanız gerekiyor. Bir kaplumbağa. Hayır, hayır! Bacaklarının kıpırdadığını görür gibi oluyorsunuz, canlı. DHA kaynaklı bir haber. Antalya -Serik `te, Akbaş yakınında çekilmiş bir fotoğraf. Muhabirin adı var, Soner Kocaer . Fotoğraf da onun mu? Belirtilmemiş. Uzun uzun baktım bu resme. Konu, ışık, renkler, hareketin dondurulduğu an... Öyle güzel ki... Ağaçlardan çok, ne saklayayım, aklım kaplumbağada kaldı. Milliyet de kullanmış aynı resmi, birinci sayfasında. Resim altında ne muhabir, ne fotoğrafçı adı. Zaman`daki birkaç saniyelik farkla çekilmiş. İki imza var, biri foto-muhabiri olabilir. Vatan `ın altıncı sayfasında aynı görüntüyle bir kere daha karşılaşıyorum. Bu defa «Fotoğraf: SONER KOCAER » diye eser sahibinin adı da verilmiş. (Yanında nedense AA kısaltması.) Ömrüne bereket Soner, ellerin dert görmesin! Yaşlı meslektaşın üç fotoğrafı da kesip arşivine yerleştirdi. Aslını bulsa, onu da çerçeveletip bir duvara asardı, hiç şüphen olmasın! Adlar Hizb -ut Tahrir diye başladık. Derken Hizbu `t-Tahrir diye düzeltildi (Murat Bardakçı , 11 eylül, Hürriyet ). Ve bir kabadayı çıkıp Hizbuttahrir diye yazdı (Ahmet Dinç , 11 eylül, Zaman). Sık sık kullanmayı temenni edeceğimiz bir ad değil, ama gelin biz bunu Hizbuttahrir diye düz ve bitişik yazalım. Biz ki çoktandır Kur`an yerine Kuran yazılmasını da benimsedik.

2005-09-14 Radikal







Sendikacı kavgası ormanı yaktı

Sendikaların arasındaki üye kapma yarışı, ormanı kül ediyordu. Antalya `nın Serik İlçesi `ne bağlı Akbaş Köyü yakınlarında dün sabah saat 09.30 sırasıda orman yangını çıktı. Yangını söndürmekle görevli işçiler, bağlı bulundukları sendikadan istifa edip bir başka sendikaya üye olmak için notere gittikleri bir sırada çıkan yangın , kısa süredebüyüdü. Orman işçileri, 10.20 sıralarında söndürme çalışmalarına başladı. Türk İş Antalya İl Temsilcisi Mehmet Ustali, 54 orman işçisinin kendilerine bağlı Orman İş`ten istifa edip Hak İş `e bağlı Tarım Orman İş Sendikası `na üye olmak için notere gittiklerini belirterek, `Yangının sorumlusu, işçiler üzerinde baskı kurarak istifa etmelerini isteyenlerdir` dedi. Antalya Orman Bölge Müdürü Mustafa Kurtulmuşla ise sendikacılara sert tepki gösterdi ve işçilerin hangi saatte, nereye gittiğini bilen sendikacıların, bunu fırsat bilip ormanı yaktırmış olabileceğini ileri sürdü.

Mustafa KOZAK / ANTALYA 2004-07-24 Akşam


ABDULLAH AYMAZ

Zeytintaş Mağarası

Kehf Suresi `nde `Yoksa sen, Kehf ve Rakım ashabının bizim şaşılacak ayetlerimizden bir ayet olduğunu mu sandın? O gençler mağaraya sığındılar: `Rabb `imiz, bize katından bir rahmet ver ve bize şu işimizden bir kurtuluş yolu hazırla.` dediler. Bunun üzerine mağarada nice yıllar onların kulaklarına (perde) vurduk. Sonra uyandırdık ki...` (Kehf Suresi , 9-12) 1964 yılında Antonia Senni, mağarada 125 gün kalıyor ve uyku ritminin 72 saate çıktığı görülüyor. 1968-1969`da Ollivier obruğunda, Englender üç ay kalıyor. Onun da bir günü 48 saate denk geliyor. Mağarada yaşayanların başlarına EEG (Beyin grafiği) aleti bağlanıyor. Yine vücutlarına kalp atım ve ritmini tayin eden EKG (Kalp grafisi) ve vücut sıcaklığını ölçen bir derece de konuyor. 1972`de Siffre isimli bir kişi, Teksas `ın batısındaki bir mağarada Nice yakınında 205 gün kalıyor... Ayrıca Piramit `e benzeyen yapıların yiyecekleri uzun müddet bozulmadan korudukları, bitkilerin piramit içinde hızlı büyüdükleri de bilinmektedir... Eski kitaplarımda bahsettiğim bu konulara şimdi neden geriye döndüm? İzah edeyim. Dr. Can`ımız Mehmet Ayvacı arkadaşımız ve kardeşimizin vefatı münasebetiyle Antalya `ya gidince üç beş eğitim gönüllüsünün fedakarlıklarını daha yakından görmek için Serik `e uğramıştık. Serikliler de bizi memleketlerinde yeni keşfedilmiş fakat canlı bir mağaraya götürdüler... Gerçekten çok enteresan bir yer. Türkiye `de özellikleri itibarıyla tek mağara diyebilirim. Bir kere canlı... Yani oluşum devam ediyor. Sular akıyor, sarkıt ve dikitler yedi senede tırnak kadar bile olsa büyümeye devam ediyor. Bakıyorsunuz bir yerde Pamukkale `ye benzer görüntüler. Bir başka yerde motif motif perdeler; alttan bükülmüş haliyle ve harika kıvrımları ile... Başka bir duvarda kartal şekliyle, bir başka yerde file benzeyen haliyle harika şekilleriyle sarkıt ve dikitler büyüleyici bir güzelliğe sahip... Hele bazı yerlerdeki sütun halindeki sarkıt ve dikitler bu güzelliğe birer güzellik daha katıyorlar. Bahsettiğim bu mağaranın adı Zeytintaş Mağarası... Serik ilçesi, Akbaş köyü sınırları içindeki Zeytintaşı tepesinin güney yamacında bulunuyor... Denizden 220 m yüksekliktedir. Mağara 14 m derinlikte ve çift katlı olup, üst kat uzunluğu yan dehlizlerle birlikte 136 m, alt kat 97 m uzunluğunda. İçinde oluşumu devam eden sarkıt, dikit ve sütunlar her türden damlataşlarla kaplı. Mağara, eni 0,03 m ve uzunluğu 0,70 m yi bulan makarna sarkıtları ile eşi ve benzeri bulunmayan karakteristik özelliklere sahip. 1997 yılında taşocağı açmak için açılan 10 metrelik suni galeri sonunda tevafuken bulunmuş. Eşsiz bakir bir çevreye ve doğal güzelliğe sahip. Mağaranın bulunduğu yer ve çevresi tipik Akdeniz iklimine sahip, özel klimalı bir yapıya sahip. Dolayısıyla her tür Akdeniz bitkisi yetişebilmekte. Havası insana huzur ve ferahlık veriyor... Mağara, alttan ve yanlardan geçirimsiz birimlerce kuşatılan SURA - KRATESE yaşlı kireç taşları içerisinde belirgin bir fay hattı üzerinde gelişmiş. Mağara Antalya `ya 54, Serik `e 16 km. Henüz sağlık açısından, tıbbi yönden araştırmaları tam yapılmamış olmakla beraber, Zeytintaş Mağarası, bu zaviyeden de incelemeye tabi tutulursa enteresan şeylerle karşılaşılabileceğini tahmin ediyoruz.

2006-09-03 Zaman


Bu ormanlar zor yanar!

Artık ormanlar yanmayacak. Çünkü Türkiye ile İtalya tarafından ortaklaşa yürütülen projeyle servi ağaçları kullanılarak zor yanan örnek ormanlar kurulacak. Akdeniz Üniversitesi Çevre Sorunları Araştırma ve Uygulama Merkezi Müdürü Prof . Dr. Tuncay Neyişçi , Türkiye ile İtalya tarafından ortaklaşa yürütülen projeyle servi ağaçları kullanılarak zor yanan örnek ormanlar kurulacağını söyledi. Prof. Dr. Tuncay Neyişçi , AA muhabirine yaptığı açıklamada, Çevre Sorunları Araştırma ve Uygulama Merkezi tarafından yürütülen ``Zor Yanan Ormanlar Projesi``ni, İtalya `nın Floransa kentindeki İtalyaPataloji Enstitüsü ile birlikte ortaklaşa uygulayacaklarını bildirdi.Neyişçi, şöyle konuştu: ``Proje Türkiye Bilimsel Araştırma Kurumu (TÜBİTAK ) ve İtalya Bilimsel Araştırma Kurumu (CNR ) tarafından destek buldu. Proje kapsamında Antalya `nın Serik İlçesi `ne bağlı Akbaş Köyü `nde geçen yıl yanan 800 hektarlık alanın 3 hektarlık bölümünde ve İzmir Seferihisar `da servi ağacları kullanılarak zor yanan ormanlar oluşturulacak. Aynı şekilde İtalya `da da bu proje uygulamaya geçirilecek. Türkiye ile İtalya tarafından ortaklaşa yürütülen projeyle servi ağaçları kullanılarak zor yanan örnek ormanlar kurulacak.`` Neyişçi, servi ağaçlarıyla kurulacak ormanlarda zakkum , kaparis gibi bitkilerin de kullanılacağını belirtti. 13 BİN AVRO HARCANACAK- Tuncay Neyişçi , proje için TÜBİTAK `ın 13 bin avro vereceğini kaydederek, şu bilgileri verdi: ``Bu projeye TÜBİTAK `ın yanı sıra Çevre ve Orman Bakanlığı da destek veriyor. İzmir ve Antalya `da kurulacak zor yanan ormanlar daha sonra yaygınlaştırılacak. Ormanlar önümüzdeki ay içinde kurulmaya başlanacak. Mayıs ayında da İtalyan bilim adamları Türkiye `deki çalışmaları inceleyecek. Daha sonra Türk bilim adamları İtalya `ya giderek projenin İtalya safhasına bakacaklar.`` Projenin hayata geçirilmesiyle orman yangınlarının önlenmesi konusunda büyük ilerleme kaydedileceğini vurgulayan Neyişçi, şunları söyledi: ``Bu projeyle hem ormanlarımız yangınlardan korunacak hem de yangınların söndürülmesi için milyonlarca dolar harcanmayacak. Servi ağaçları zor yanan ağaçlardır. Laboratuvar denemelerinde bu belirlendi. Gelibolu yangınında da servi ağaçları alevlere karşı direnebilmişti. Projeyle büyük orman yangınlarının önüne geçilecek. Orman yangınlarını söndürmek ve yayılmasını önlemek amacıyla oluşturulan orman şeritlerine de ihtiyaç duyulmayacak.`` 50 DEĞİŞİK SELVİ KOLONU DİKİLECEK- Prof. Dr. Tuncay Neyişçi , içlerinde Türkiye `nin de bulunduğu Akdeniz bölgesindeki ülkelerin yaptıkları araştırmada yangına direnebilen 50 değişik servi belirlerdiğini ifade ederek, şöyle konuştu: ``Servi , hem zor yanan bir ağaçtır hem de ekonomik değeri vardır. Ancak Avrupa `daki servi ağaçları servi ölümü adı verilen bir çeşit kanser hastalığına yakalandı. Servi ağaçları yok olmak üzere olduğu için ülkeler birleşerek 50 değişik servi kolonu belirlediler. Dünyanın en büyük saf servi ormanları Türkiye `dedir. Bunun en büyüğü ise Manavgat Beşkonak `tadır. Buna rağmen bu hastalık Türkiye `de henüz görülmedi. Ama önlem almak için Türkiye `de, Akdeniz ülkeleri tarafından belirlenen 50 değişik servi ağacını dikerek Türkiye `ye en uygun servi türleri belirleyecek. Gelecek ay Antalya Orman Bölge Müdürlüğü `nün Kepezüstü `nde oluşturduğu alana bin 800 adet 50 çeşit servi kolonu dikilecek. Bu orman bilim adamları tarafından gözlem altında tutulacak.``

2006-01-27 InternetHaber


14 milyon yıllık Zeytintaşı Mağarası

ANTALYA `nın Serik ilçesine bağlı Akbaş köyünde 2002 yılında ziyarete açılan 14 milyon yıllık Zeytintaşı Mağarası`nı yılda 10 bin kişi geziyor. Akbaş köyünde 1997 yılında taşocağı açılırken tesadüfen bulunan, 14 metre derinliğinde ve çift kadı Zeytintaşı mağarasının üst katı, yan dehlizlerle birlikte 136 metre , alt katı ise 97 metre uzunluğunda... Serik Kaymakamlığı Köylere Hizmet Götürme Birliği tarafından temizlenen ve ışıklandırılan Zeytintaşı Mağarası, 2002 yılında ziyarete açıldı. 14 milyon yıllık olduğu bildirilen mağarada, deniz anası, makarna, Buda heykeli, peri bacaları, perdeye benzeyen sarkıt ve di-kider ziyaretçilerin büyük ilgisini çekiyor. Serik Kaymakamı Selami Altınok Zeytintaşı Ma -ğarası`nın tanıtılması için çok yoğun çalışma yaptıklarını bildirdi.

2008-02-20 Birgün

[değiştir] Dış bağlantılar


{{Serik belde ve köyler ULAŞIM ;

Serik İlçe merkezine 22 km olan köy merkezinin önümüzdeki dönemlerde ulaşım açısından yeni gelişmelere gebedir.

Şöyle ki , Turizmi her ağzına alan çeşitlendirmekten , turizmin farklı alanlara özellikle doğal alanlara kaydırılmasından bahsederler. Özellikle Serik ilçesi açısından da çehre değiştirecek bir düşünce , Serik - Zeytintaşı Mağarası - Akbaş Köyü (yaylaları dahil) - Karabük (Manavgat) Köprülü Kanyona Yol Güzergahı..

Hayal olmasa gerek.. Düşünsenize ;

KÖPRÜLÜ KANYONA GİTMEK İSTEYEN GEREK BELEK TURİZM MERKEZİNDEN ÇIKAN, GEREKSE SERİKLİ HALK SERİK MERKEZİNİ KULLANARAK , ZEYTİNTAŞI MAĞARASI , AKBAŞ..ORDAN DA KÖPRÜLÜ KANYON..

Düşünmesi bile güzelse olacak mutlaka.. (Hasan Kozan)