Akçakese, Güdül

Vikipedi, özgür ansiklopedi
Atla: kullan, ara

https://upload.wikimedia.org/wikipedia/tr/d/d5/Ak%C3%A7akese_mahallesi.jpg

Koordinatlar: 40°18′32″N, 32°20′27″E

Akçakese Mahallesi
—  Köy  —
Ankara in Turkey.svg
Koordinatlar: 40°18′32″K 32°20′27″D / 40.30889°K 32.34083°D / 40.30889; 32.34083
Ülke Türkiye Türkiye
Coğrafi bölge İç Anadolu Bölgesi
İl Ankara
İlçe Güdül
Nüfus (2010)[1]
 - Toplam 271
Zaman dilimi DAZD (+2)
 - Yaz (YSU) DAYZD (+3)
İl alan kodu 312
İl plaka kodu 06
Posta kodu 06840
İnternet sitesi: http://www.agadernegi.com

ve kişisel http://www.agamezarlik.de.to

Akçakese, Ankara ilinin Güdül ilçesine bağlı bir Mahalledir. Muhtar:HASAN ACAR.

Tarihçe[değiştir | kaynağı değiştir]

Bölgenin Türk dönemi öncesi tarihi Ankara’nın tarihi gelişim süreci içerisinde değerlendirilebilir. Ankara, Anadolu’nun en eski yerleşim merkezlerinden birisidir. Burası tarih öncesi dönemlerden itibaren önemli bir merkez olmuştur.

Ankara’nın önemli bir merkez olmasında coğrafi konumunun çok büyük önemi vardır. Asya kıtasının batısında bulunan ve Asya ile Avrupa’nın ortasındaki Ankara, bütün yolların kesiştiği noktada yer almaktadır. Aynı zamanda Avrupa’dan Asya’ya, Asya’dan Avrupa’ya yapılan göçler sırasında ve hatta Anadolu’da doğudan batıya, batıdan doğuya, güneyden kuzeye ve kuzeyden güneye yapılan seferler sırasında sürekli uğranılan bir merkez olmuştur. Ankara’dan kuzeybatıya doğru yönelindiğinde doğal geçitler, batıya ve kuzeybatıya doğru ulaşımı sağlamıştır. Kargasekmez mevkiinden öz boyunu takip ederek, batıya doğru gitmek mümkün olmuştur. En eski dönemlerde bu çevrede yerleşimin olduğunu gösteren ipuçları bulunmaktadır. Bir yerleşimin olabilmesi için insanın temel ihtiyaçlarını karşılayacak kaynakların bulunması gerekmektedir. Bu kaynakların adı geçen coğrafyada mevcut olması burada iskanın olmasına temel oluşturmuştur. Ankara ve çevresinde yapılan arkeolojik kazılar sonucunda elde edilen buluntular burasının tarih öncesi devirlerde iskan edildiğini göstermektedir. Bu bölgede geçen yüzyılın başlarında yapılan kazılarda, Uzağıl Mevkii, Maltepe civarı ve Çubuk Vadisinde buluntular ortaya çıkarılmıştır. Atatürk Orman Çiftliği yakınlarında da tarih öncesi dönemlere ait buluntular ele geçirilmiştir. Ankara kalesi civarındaki buluntularda tarih öncesi dönemde burada bir yerleşimin olduğunu göstermektedir. Ayrıca, Ergazi, Bağlum ve Güdül çevresinde de tarih öncesi dönemlere ait buluntular ortaya çıkarılmıştır. Bakır çağında Ankara ve çevresi büyük önem kazanmıştır. Karaoğlan, Ahlatlıbel ve Etiyokuşu kazılarında ortaya çıkarılan yapılar, araç ve gereçler bu dönemde Ankara ve çevresinin önemli bir yerleşim yeri olduğunu göstermektedir. Ankara ve çevresinde köylerin kurulduğu, hayvanların büyük bir bölümünün evcilleştirildiği, tahıl ekiminin yapıldığı ve kısmen dokumacılık ile uğraşıldığı anlaşılmaktadır. M.Ö II bin yılın başlarında Asurlu tüccarlar Orta Anadolu’ya kadar gelerek, ticari faaliyetlerde bulunmuşlardır. Bu dönemde tüccarların nereye kadar ulaştıkları tam olarak bilinememektedir. M.Ö II. bin yılın başlarından, Hititler’in Anadolu’ya geldikleri döneme kadar süren Asur Ticaret Kolonileri Çağı'nı takiben Hititler Orta Anadolu’ya gelerek Hattuşaş (Boğazköy) merkez yapmışlar ve hakimiyet sahalarını kısa bir zamanda genişleterek, Ankara ve çevresine de hakim olmuşlardır. Hitit devleti yıkıldıktan sonra orta ve yukarı Sakarya havaisinde yaşayan Frigler zamanla daha geniş coğrafyaya yayılmışlardır. M.Ö IX yüzyılda Gordion (Polatlı-Yassıhöyük) merkez olmak üzere, Orta Anadolu’da Ankara ve çevresini de hakimiyet sahası içerisine almışlardır. M.Ö VII. Yüzyılın sonlarına doğru Kafkaslardan Doğu Anadolu’ya giren Kimmerler Orta Anadolu’ya yönelmişlerdir. M.Ö VII. Yüzyılın ilk yıllarında Kızılırmak havzasına kadar ulaşmışlardır. M.Ö VII. Yüzyılın ilk çeyreği içerisinde Frigler’in başkenti Gordion’u tahrip etmişler, Frig devletinin yıkılmasını sağlamışlardır. Frigler’in bulunduğu coğrafyaya dolayısıyla Ankara ve çevresine de belirli bir süre hakim olmuşlardır. Pers hakimiyeti döneminde ticaret ve posta yolu olarak kullanılan Kral Yolu Ankarayı önemli bir konaklama yeri ve ticaret şehri durumuna getirmiştir. Pers hakimiyeti Makedonyalı Büyük İskender’in Anadolu’ya gelişine kadar devam etmiştir. İskender M.Ö 333 yılında Ankara’ya gelmiştir. Doğudan batıya, batıdan doğuya geliş-gidişlerde Kral yolu kullanılmıştır. Bu kral yolu ya da onun bir kolunun öz boyunu takip ederek gittiği muhtemeldir. Büyük İskender’in Anadolu’da hakimiyet kurduğu dönemden sonra Galatlar’ Roma İmparatorlğu doğu ve batı olmak üzere ikiye ayrılmasından sonra şehir Bizans hakimiyetine geçmiştir. İslam orduları ise, Hz. Muhammet’in “Elbet Konstantiniye (İstanbul) fethedilecektir. Onu fetheden kumandan ne güzel kumandan onun askeri en güzel askerdir.” Hadisinden hareketle bu övgüye mashar olabilmek için İstanbul’a ulaşmak gayretiyle Anadolu’ya seferler düzenlemeye başlamışlardır. Bu amaçlarına ulaşabilmek için Ankara ve çevresini ele geçirmeye çalışmışlardır. Belirli bir süre şehri ellerine geçirmişler, ancak daha sonra Bizans hakimiyeti tekrar oluşturulmuştur. Ankara ve çevresinin Türk dönemi öncesi Bizans dönemiyle son bulmaktadır. Türk dönemi öncesi için araştırmaların Kirmir Çayı ve çevresi merkezli araştırılması bölgenin Türk dönemi öncesi için bir fikir verebilecektir. Köy ve çevresinde de Türk dönemi öncesine dair izler görülmektedir. Özellikle köyün güneydoğu kesiminde bazı izler dikkat çekmektedir.

2- Türkler, Oğuzlar Dönemi : Ankara ve çevresinin Türklerin eline geçmesi, Türkler’in Anadolu’ya girmeleriyle bağlantılıdır. Bütün İslam şarkını elinde tutan Selçuklu sultanı Alp Arslan’ Ankara ve çevresine ulaşan Oğuz TÜRKMEN toplulukları Anadolu’nun diğer bölgelerinde de olduğu gibi, bu coğrafyaya yerleşmeye başlamışlardır. Anadolu’ya belirli zaman aralıklarında gruplar halinde Türk toplulukları gelmiştir.

Bir arap gezginin belirttiğine göre, XIV. Yüzyılın başlarında Denizli civarında ikiyüzbin, Kastamonu civarında ise otuzbin çadırlık Oğuz TÜRKMEN kitlelerine rastlanmıştır. Buradan her çadırda ortalama on kişinin bulunduğu düşünülürse Ankara ve çevresinde XIV. Yüzyılın başları itibariyle üçyüz bin Türkmen kitlesinin varlığı sonucu çıkarılabilir. Buradan da Ankara ve çevresine gerçekleştirilen göçlerin ne denli büyük olduğu anlaşılır.

Anadolu’da XIV. Yüzyıl vesikalarına göre tespit edilen 890 Oğuz TÜRKMEN boyu adı taşıyan köyden 49 tanesinin Ankara ve çevresinde olduğu bilinmektedir. Köylerden Kayı, Bayad, Yazır, Döger, Dodurga, Avşar, Kızık, Karkın, Bayındır, Peçenek, Çavundur, Çepni, Eymür, Ala-Yuntlu, Yüreğir, İğdir, Yuva ve Kınık olmak üzere 18 Oğuz boyu adı bu çevrede tespit edilebilmektedir.

24 Oğuz TÜRKMEN boyu adının 18 tanesinin Ankara ve çevresinde bulunması çeşitli Oğuz boylarının bu bölgeye yerleşmiş olduğunu göstermektedir. Özelikle Güdül, Kızılcahamam ve Çamlıdere çevresinde Bayad, Bayındır, Peçenek, Çepni, Yüreğir, Kınık, kayı, Avşar ve Kızık adı taşıyan köylerin varlığı Oğuz boylarının yerleşimini göstermek bakımından önem taşımaktadır.

Oğuz boyu adı taşımayan köylerin kurucuları da çeşitli Oğuz TÜRKMEN boylarının mensuplarıdırlar. Hatta Akçakese gibi büyük köyler için bu durum karakteristiktir. Bu çerçevede öncelikle Peçenek, Bayındır, Kınık vb boy mensuplarının bu oluşuma büyük ölçüde katkı sağladıkları düşünülmelidir.

Osmanlı dönemi ile birlikte artık en küçük yerleşim birimi, nüfusu, iktisadi yapısı, sosyal ve dini yapıları hakkında bilgi sahibi olabilmekteyiz. Osmanlı Devleti’nin tımar sisteminin uygulandığı eyaletlerde, nüfus ve vergilendirilebilir gelir kaynaklarını belirlemeye tahrir denilmekte olup, bilgiler tahrir defterlerine işlenmiştir. Ankara ve çevresinin tahrirlerinin ne zaman yapılmaya başladığı bilinmektedir. 12. yüzyılın başlarında Türk hakimiyeti Ankara’da perçinleşince, Akçakese köyü için de bir Oğuz TÜRKMEN iskanından söz edebiliriz. Mevcut belgeler incelendiğinde Fatih Sultan Mehmed döneminde, 1463 yılında tahrir yapılmıştır. Bu tarihte Akçakese Köyü’nün Yabanabad ( Kızılcahamam)’ a bağlı olduğu görülmektedir. Bu tarih itibariyle Akçakese köyün hane sayısı 171 olarak kaydedilmiştir. 1530 yılında 110 hane ve 81 mücerret (daha çok bekar, vergiye tabi olmayan) 1571/1572 yılında ise 186 hane ve 126 mücerret olduğu görülmektedir. Burada mücerretleri de birer hane gibi kabul edersek, 1463 yılında 171, 1530 yılında 191 ve Akçakese köyü 1571/1572 yılında ise 202 haneden söz edebiliriz. Tahrirlerin 1463 yılından önce de yapıldığı bilinmektedir. Murat Hüdavendigar ( I. Murat) döneminde tahrir yapılmıştır. Tahrir yapılmasa bile 1463 tarihli tahrirdeki bilgilerden daha eski dönemlere ulaşılabilmekte, hatta Orhan Gazi dönemine ait bazı bilgiler tespit edilebilmektedir. Belirtilen tarihten aşağı yukarı 100 yıl eskiye gidildiğinde köyün aynı şekilde var olduğunu söyleyebiliyoruz. Yukarıda da belirttiğimiz üzere, 14. yüzyılın başlarından itibaren bölgenin kuvvetle Türkleşip İslamlaştığı, Oğuz TÜRKMEN boylarının Ankara ve çevresini yurt tutmalarıyla açıklanabilir.

Şüphesiz bu göç dalgalarından çok önce, Malazgirt zaferinden hemen 2 yıl sonra, 1073 yılında Ankara’nın Türk hakimiyetine girdiğini yukarıda belirtmiştik. Bu tarihten hemen sonra 12. yüzyılın başlarında Türk hakimiyeti Ankara’da perçinleşince, Akçakese köyü için de bir Oğuz TÜRKMEN iskanından söz edebiliriz. Buradan Anadolu’nun ve adeta onun kalbinde yer alan Ankara’nın Türkleşmesi ve İslamlaşmasıyla birlikte Akçakese Köyü de Türkler tarafından iskan edilmeye başlanılmıştır. Belgelerin günümüze kadar hepsinin ulaşmadığından hiç değilse, 1463 yılından başlamak üzere, Akçakese adının belgelerde zikredilmeye başladığını söyleyebiliyoruz. Önemli bir konuda Akçakese Köyü'nün bağlı olduğu Güdül ilçesinin ve ona bağlı Çağa kasabasının adlarının Selçuklu Türkleri’nin komutanlarından iki tanesinin adı olmasıdır. Yerleşim birimlerine adlarını veren bu beylerden hareketle bölgenin Türkleşmesinin 12. yüzyılın başlarına kadar gittiğini kabul edebiliriz.Şüphesiz bu oluşum yalnız Çağa ve Güdül’le bağlantılı olamayıp, bütün bölgeyle alakalıdır. Akçakese köyü ve çevresinin Türkler tarafından iskanının 12. yüzyılın başlarına kadar gittiğini delillendirmeye çalıştıktan sonra, tekrar Osmanlı dönemi belgelerinde adını sırasıyla takip edebiliyoruz. Çünkü köyün adına çeşitli zaman aralıklarında değişik belgelerde rastlanılmaktadır. Yabanabad kazası hicri 1256, miladi 1840 tarihli sayımında Akçakese Köyü’nün adına rastlanılmakta olup, köyde 59 hanenin varlığı anlaşılmaktadır. Köy nüfusundaki dalgalanmalar yeni bir takım oluşumlarla açıklanabilir. 1463 yılında 171 hane olan ve nüfusu hiç değilse ( 171x6:1026) 1000 i geçen köyün 1840 tarihinde 59 hane olması , takriben ( 59x6: 354) 350 insanın yaşaması dikkate değer bir husustur. Bu durum köyden göçlerle ve iktisadi bir takım olumsuzluklarla açıklanabilir. Bırakın 1463 yılından 1840 yılına kadar geçen 377 yıllık zamanı,30 yıllık amanda bile, büyük değişiklikler görülmektedir. Akçakese köyünde 1970li yıllarda 300 hane varken, ilkokulunda birinci sınıf iki şubeye ayrılmışken, şimdi ilkokulu kapalı, köyde ise yaklaşık 50 hanenin iskanı söz konusudur. Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin kurulması ve Ankara’nın başkent yapılması ile birlikte köy varlığını sürdürmüş, Güdül Ayaş’a bağlı bir kasaba iken, gelişimiyle birlikte ilçe yapılmış, böylece Akçakese köyü yeni idari taksimata göre Güdül’e bağlanmıştır. Büyük ölçüde nüfus kaybı olmakla birlikte, nasıl ki bir zamanlar Yabanabad’ ın merkezi olan Ankara, en parlak çağını Romalılar döneminde yaşamıştır. IV yüzyılın son çeyreği içerisinde doğudan batıya doğru ilerleyen Hunlar 391 yılında Roma İmparatorluğu üzerine yüklenmişlerdir. Hunların bir kolu Ankara ve çevresine gelmişlerdir. Ancak öz boyuna yayılıp yayılmadıkları bilinmemektedir.

1071 Malazgirt zaferinden sonra, Anadolu’nun kapıları Türklere açılmıştır.İslam ordularının akınları ve iç çekişmeler sonucunda iyice yıpranmış olan Bizans imparatorluğunda Türklere karşı koyabilecek fazla güç olmadığından, türkler 1073 yılında Ankara ve çevresine ulaşmışlardır. Anadolu’nun ortasında bulunan Ankara ve çevresinin Türkleşmesi ve İslamlaşması süreci de bu tarihten itibaren başlamıştır. Bu süreç Osmanlı dönemine kadar büyük ölçüde tamamlanmıştır. ın en büyük köylerinden biri Akçakese idiyse, şimdi de Güdül’ün en büyük köylerinden birisidir. Güdül’e bağlı 27 köy ( bu köylerden bazıları belde olmuştur) incelendiğinde Akçakese’nin en büyük köylerden birisi olduğu görülecektir, ama nedense birtürlü kabından dışarı çıkamamıştır köy'lüğünde kalmıştır, dışarıya göç vermiştir, 70'li yıllarda Köyün ilkokulu 5 Sınıf tam kapasite açıkken 90'lı yılların başında okumaya talebe kalmamıştır, Göç verilen yerler Ankara, Antalya, İzmit, Almanya, Hollanda, Fransa, Avusturya, Avusturalya, Rusya-Başkurtistan. Akçakese’nin Türkleşip, İslamlaşması Anadolu’nun Selçuklu Türkleri’nin eline geçmesinden hemen sonraya rastlamaktadır. Bundan böyle tamamen Türkler tarafından iskan edilen önemli bir merkez haline gelmiştir. Adına ilk kez Osmanlı dönemi belgelerinde doğrudan rastlanıldığı görülmektedir. Çünkü diğer yerleşim birimlerinin adları da ilk kez bu dönemde Osmanlı belgelerinde yer almaktadır. Öncede belirtmiş olduğumuz üzere, köydeki hane sayısındaki farklılaşmalar doğrudan vergi haneleriyle bağlantılıdır. Bir şekilde vergiye dahil edilmeyenler kayıt altına alınmamışlardır. Bu hususunda göz önünde bulundurulması gereği vardır. 1840 yılında Akçakese köyünde kayıtlı 59 hane bulunmaktadır. Bunlar vergiye tabi, arazi ve hayvanları olan hanelerdir. Ekonomik durumu iyi olmayanlar buraya işlenmemiştir. Köyün nüfusunun az olması yalnız kayıt altına alınmayanlarla ilgili değildir, şüphesiz başka yerlere göçlerin de düşünülmesi gerekir. Bütün bu gelişmelere rağmen Akçakese köyü tarihi boyunca önemini korumuş, bölgenin tarihi ve kültürel bakımdan en kayda değer merkezlerinden birisi olma özelliğini taşımıştır.

Akçakese Köyü ilgi Tarihi araştirmayi ve Web siteler ile sosyal medyada sunan Adnan ÖZTÜRK e tesekkur ederiz.

Bazı Alıntılar Web Tasarım BilgeAdam: ADNAN ÖZTÜRK'ün http://www.akcakesem.tr.gg/ Sitesinden izinle Alınmışdır.

Kültür[değiştir | kaynağı değiştir]

OĞUZ TÜRKMEN kültür gelenek ve görenekleri yaşanmaktadır.

Eski Ankara mutfağı evin en büyük kısmını meydana getirir. Bir tarafta ocak ve tandır, bir tarafta kışlık erzakın muhafaza edildiği kiler bulunurdu. Ankara yemekleri oldukça çeşitlidir. Çorbalar; aş, dutmaç, keşkek, miyane, sütlü, tarhana ve toyga çorbaları, et yemekleri; Ankara tavası, alabörtme, calla, çoban kavuması, ilişkik, kapama, orman kebabı, patlıcanlı et, sızgıç, siyel, siper, pilavlar; bici, bulgur pilavı, oğmaç aşı, pıt pıt pilavı, dolmalar; efelek dolması, mantı, şirden dolması (humbar), yalancı dolma, börekler- çörekler; alt-üst böreği, ay böreği, bohça, entekke böreği, hamman, kaha, kol böreği, papaç, Pazar böreği, tandır böreği ve yalkı yemeklerden bazılarıdır. Ankara'dan Yemek Tarifleri

Ankara Tavası
Malzemeler
400 gr. kuzu eti
4 yemek kaşığı tere yağı
15 adet arpacık soğanı
2 küçük havuç
1 su bardağı iç bezelye
1 çay fincanı yoğurt
1 çay bardağı un
3 adet yumurta
1/2 demet maydanoz veya dereotu tuz, karabiber Hazırlanışı: Bir tencerede etler tereyağında

kavrulur. Arpacık soğanları, bezelye ve halka halka doğranmış havuçlar ilave edilerek sotelenir. Üzerini kapatacak miktarda su eklenir ve kaynamaya bırakılır. Başka bir kapta yoğurt, yumurta ve un ile bir terbiye hazırlanır. Etler piştiğinde tuz karabiber ile tatlandırılır ve hazırlanan terbiye yavaş yavaş ilave edilir. Maydanoz veya dereotu ile ezeri süslenerek servis edilir.

Sebzeli Bulgur Pilavı
Malzemeler
1 su bardağı bulgur
1.5 su bardağı sıcak et veya tavuk suyu
1 adet soğan
2 adet dolmalık biber
2 adet domates
1 adet patlıcan
1 adet havuç
1 adet patates
1 su bardağı iç bezelye
1 yemek kaşığı tere yağı

kırmızıbiber, karabiber, tuz Hazırlanışı: Havuç ve patates küp küp doğranır. Bezelye ile birlikte haşlanır. Patlıcan, dolmalık biber ve domatesler küçük küçük doğranır. Bir tencerede yemeklik doğranmış soğanlar tereyağında hafif pembeleşene kadar kavrulur. Patlıcan ve dolmalık biberler ilave edilip, sürekli karıştırarak kavurmaya devam edilir. 4-5 dakika sonra havuç, patates, bezelye ve domatesler eklenir ve hep birlikte kavurmaya devam edilir. Sebzeler biraz kavrulduktan sonra bulgur ve 1.5 su bardağı kaynamış et veya tavuk suyu ilave edilir. Tuz karabiber ve kırmızı biber ile tatlandırılarak 20 dakika kadar pişirilir. 5-10 dakika dinlendirildikten sonra servis edilir.

Nüfus[değiştir | kaynağı değiştir]

Yıllara göre köy nüfus verileri
2010 271
2009 256
2008 252
2007 240

Coğrafya[değiştir | kaynağı değiştir]

Ankara iline 85 km, Güdül ilçesine 23 km uzaklıktadır.

İlçenin Dogusunda bulunan Akçakese Köyü orman alanı ile dagköyü olup Yaylası, Bagları, Piknik alanları, ile şirin bir beldedir, Akçakese Güdülün uç köyü olup Kızıcahamam ilede sınırdı, Kirmir Çayı Vadisinde bulunan Akçakesenin Kimir Çayında bulunan Kındıra, Kanlı Kavak, Koçabent, Zeynep öldü, Deli Ahmet, Mevkileri vardır, Köyün Batısında Sazak Mevkii vardır az ilerisinde ise Dagtalla Mevkii ve Gavur Deresi vardır alt kısmı ise uzunkısır mevkisidir, Sazak'ın alt kısmında ise Kazangülü vardır, Köyün kenarları yeşillik olup Bag ve Bahçedir Üzüm Bagları vardır, Dogusunda ise Dürmek ve Evlü deresi vardır, Köyün Güneyinde Çayırlar ve araziler vardır, Küzeyinde Hasayın, Almalarderesi, Dede Çamı ve Yaylası vardır, Yaylasında köyde hayvancılıkla uğraş verenler yazın Koyunlarını Yaylaya çıkarır, Göletimiz ve Erenler Mevkii vardır, Eğer Yagmur yagmazsa Merkez Köy Akçakese olup etraf köyler yağmur duasına gelirler bu bir şenlikle sürer yemekler yapılır, Pilavlar, Kapamalar, Kızartmalar ve hertürlü yemekler buna tüm bu etraf komşu/akraba köyler hep gelir, Yamaç ve Dag etegine kurulmuş bir Orman Köyüdür...

Ankara, doğuda Kırşehir ve Kırıkkale; batıda Eskişehir; kuzeyde Çankırı; kuzeybatıda Bolu ve güneyde Konya ve Aksaray illeri ile çevrilidir. Ankara, Orta Anadolu'nun kuzeybatısında bulunan Kızılırmak ve Sakarya nehirlerinin kollarının oluşturduğu ovalarla kaplı bir bölgedir. Bu bölgede orman alanları ile step ve bozkır alanlarını bir arada görmek mümkündür. Akarsu boylarında sıralar halinde görülen iğde, söğüt ve kavak ağaçları step içerisinde yer alır. Ankara çevresinde plato üzerinde yükselen münferit dağlar ile kuzeydeki dağlık sahada ise yağışlardaki artış yüzünden orman örtüsü kendini belli etmeye başlar. Güneyde İç Anadolu ikliminin bariz özellikleri olan step iklimi, kuzeyde ise Karadeniz ikliminin ılıman ve yağışlı halleri görülebilir. Kara ikliminin hüküm sürdüğü bu bölgede kış sıcaklıkları düşük, yaz ise sıcak geçer.

Bazı Alıntılar Web Tasarım:ADNAN ÖZTÜRK'ün ve http://www.gudulkazasi.npage.de/ Kişisel Sitesinden izinle alınmışdır.

İklim[değiştir | kaynağı değiştir]

Bölgenin iklimine bakıldığında yazlar kurak ve sıcak geçmektedir. Kışlar ise soğuk ve yağışlıdır. Kış ve yaz arasındaki sıcaklık farkı çok farklıdır. Bahar kıştan yaza bir geçiş oluşturmakta olup, bahara ilk yaz da denilmektedir. Baharla birlikte sıcaklıklar artmaktadır. Bahar ayında yağış fazla olmaktadır. Sonbahar ise, yazla kış arasında bir geçiş dönemini oluşturmaktadır.

Altyapı bilgileri[değiştir | kaynağı değiştir]

Köyde, ilköğretim okulu vardır ancak kullanılamamasının yanı sıra taşımalı eğitimden yararlanılmaktadır. Köyün hem içme suyu şebekesi hem kanalizasyon şebekesi vardır her iki Şebekede 2010 Senesinde yenilenmiştir, Köy içi nin çoğunluğuna taş döşenmiştir ve devam etmektedir, 2009 Senesinde Yukarı Mah. Sazak Yolu Genişletilmiştir ve 2013 senesi sonu asfaltlanmistir, 2010 Senesinde Aşevi inşatı başlamış olup 2013 senesinde sonu faliyete geçmistir. PTT şubesi ve PTT acentesi yoktur. Sağlık ocağı ve sağlık evi 2008 yılında hizmete girmiştir. Köye ulaşımı sağlayan yol asfalt olup köyde elektrik ve sabit telefon vardır ve ADSL İnternet vardır 2008 Sonu gelmiştir.

Dış bağlantılar[değiştir | kaynağı değiştir]

KİŞİSEL SİTELER

v.d