İstanbul'un Fethi

Vikipedi, özgür ansiklopedi
Atla: kullan, ara
İstanbul'un fethi
Zonaro GatesofConst.jpg
Fatih'in İstanbul'a girişi. Fausto Zonaro tarafından resmedilmiştir.
Tarih 6 Nisan - 29 Mayıs 1453
Bölge Konstantinopolis
Sebep İstanbul'un fethinin sebepleri
  • Osmanlı toprakları arasında kalan Bizans’ın Osmanlıların sınır güvenliğini tehlikeye düşürmesi
  • Bizans’ın Anadolu beyliklerini ve Osmanlı şehzadelerini Osmanlı'ya karşı kışkırtması
  • Bizans’ın Anadolu Türk siyasi birliğinin sağlanması ve Osmanlı Devleti’nin sınır güvenliği açısından tehlike oluşturması
  • İslam Peygamberi Muhammed'in İstanbul'un fethi ile ilgili bir hadis'inin olması
  • Avrupalı devletlerin Türkleri Balkanlardan çıkarma ümitlerine son verilmek istenmesi
  • Türklerin Avrupa içlerine ilerleyişinin kolaylaştırılmak istenmesi
  • İstanbul’un jeopolitik konumu ve önemli ticaret yolları üzerinde olması[1]
Sonuç Osmanlı zaferi.
Taraflar
Osmanli-nisani.svg Osmanlı İmp. Bizans İmparatorluğu Doğu Roma İmp.
Komutanlar
Osmanli-nisani.svg Fatih Sultan Mehmed
Osmanli-nisani.svg Zağanos Paşa
Osmanli-nisani.svg Baltaoğlu Süleyman
Bizans İmparatorluğu XI. Konstantin Palaiologos 
Bizans İmparatorluğu Loukas Notaras İdam edildi
Ceneviz Cumhuriyeti Giovanni Giustiniani 
Güçler
70.000-80.000[3][4][5]

(başka kaynaklara göre daha az: 50.000)[6][7][8][9] 70 gemi[10]
20 Kadırga[11]
70 top[12] (14 büyük ve 56 küçük kalibre)[13]

7.000[14]-10.000[15][Not 1]
26 gemi[16]
Kayıplar
Bilinmiyor 4.000 ölü

Konstantinopolis'in Düşüşü veya Türkçe kaynaklarda yaygın kullanımıyla İstanbul'un Fethi (Yunanca: Άλωση της Κωνσταντινούπολης), 6 Nisan-29 Mayıs 1453 tarihleri arasındaki kuşatmanın sonucunda Osmanlı hükümdarı II. Mehmet komutasındaki birliklerin Bizans[Not 2] başkenti İstanbul'u ele geçirmesidir.[17][18] İstanbul, daha önce de defalarca kuşatılmıştı; VII.-VIII. asırlarda Emeviler ve Abbasiler tarafından İstanbul kuşatıldı ancak başarısız olundu.[19][20][21] Osmanlılar da şehri daha önce kuşatmıştı, Mateos Kantakuzinos'un Bizans tahtına geçmesini sağlamışlar ve ödül olarak Çimpe Kalesi'ni alarak Rumeli'ye geçmişlerdi.[22] Rumeli'ye geçişle beraber bölgede sınırları genişleyen Osmanlılar, ilk kez I. Bayezid komutasında 1395 yılında İstanbul'u kuşattı.[23][24] Bazı kaynaklarda ise 1391 tarihli farklı bir kuşatmadan söz edilmektedir.[25] I. Bayezid'in kuşatmasında mancınıklar kullanıldı, kuşatma üzerine Macar Krallığı günümüz Bulgaristan topraklarına taarruz etti ve İstanbul kuşatması sonlandırıldı. Ertesi yıl kuşatma tekrar başladı ve bu sefer deniz bağlantısını tümüyle koparmak için Anadolu Hisarı inşa edildi.[26] Bizans İmparatorunun ateşkes talebi üzerine kuşatma kaldırıldı.[27] Ankara Savaşı'yla beraber Osmanlı Devleti Fetret Devri'ne geçti, bu dönemde Bayezid'in oğullarından Musa Çelebi tarafından 1412 yılında İstanbul tekrar kuşatıldı.[28][Not 3] Musa Çelebi, kargaşanın Bizans yüzünden olduğuna ve bazı rakip şehzadelerin Bizans tarafından desteklendiğine inanıyordu.[29] Ancak rakip şehzadelerden Çelebi Mehmet'in harekete geçmesi sebebiyle bu kuşatma da kaldırıldı. Dördüncü kuşatma ise II. Murat döneminde oldu; II. Murat elçiler göndererek Düzmece Mustafa'nın desteklenmemesini talep etti ancak karşılık bulamadı. İsyan ile uğraşan II. Murat, Şehzade Mustafa'ya yardım ettiğine inandığı Bizans İmparatorluğu'nun üzerine yürüdü ve kuşatma başladı.[30][31] Bizans İmparatoru VII. Yoannis'in Karadeniz kıyılarındaki bazı toprakları ve haraç vermeyi teklif etmesiyle bu kuşatma da kaldırıldı.[31] II. Mehmet tahta geçtiğinde etrafı bütünüyle sarılmış bir şehirle karşı karşıyaydı.[17][19][32]

Kuşatma öncesi tarafların durumu[değiştir | kaynağı değiştir]

Bizans tarafı[değiştir | kaynağı değiştir]

Dördüncü Haçlı Seferi'nde de zincir kullanan Bizans İmparatorluğu, bu kuşatmada da Haliç'e zincir gerdi.[33] Dövme demirden imal edilen zincir, farklı biçimdeki baklalardan oluşmaktaydı.[34] Önceden farklı devletlerin saldırılarına maruz kalan Bizans, zincir kullanımıyla ilgili geçmişteki eksikleri giderebilmişti. 1204 yılındaki Haçlı saldırısında zincirin Galata'da bağlı olduğu kule Haçlılar tarafından ele geçirilmiş ve zincir safdışı bırakılmıştı.[35] Bundan dolayı Bizanslılar kuleyi güçlendirdi ve etrafını surlarla çevirdi.[35] 1453 yılındaki kuşatma için Bizans donanması takviye edildi, Şubat 1453'te limandaki gemilerin kalması rica edildi fakat birçoğu şehirden kaçtı; sonuç olarak 2 Nisan 1453'te Bartalomeo Soligo tarafından yaptırılan zincir Kastellion ile Eugenios kuleleri arasına çekilerek Haliç kapatıldı ve zincirin arkasında Bizans donanması nöbete başladı.[35][36][37][38] Zincir halkaları özdeş değildi, kalınlıkları 1,9 ilâ 6,2 cm arasında değişebilmekteydi.[39][40]

Bizans'ın bir başka savunma aracı ise grejuva idi. Grejuva, suda sönmüyordu ve hem kara hem deniz savaşında etkin şekilde kullanılacaktı.[41][42][43] Fakat Bizans başkenti mezhepsel iç sorunlarla uğraşmaktaydı; 1439 yılında Katolik-Ortodoks kiliselerinin birleşmesi kabul edildi ve olaya Bizans halkı tepki gösterdi.[19][44][45] Bazı kaynaklar, halkın "Konstantinapolis'de Latin serpuşu görmektense Türk sarığı görmeyi tercih ederim!" düşüncesini paylaştığını belirtmektedir.[46][47][48][Not 4] İmparator Konstantin'in Avrupalı devletlerden istediği yardımlar da mezhepsel sorunlar sebebiyle aksamaktaydı.[49][50] Kuşatmadan önce Bizans halkına moral aşılamak için önünde Meryem Ana resmi bulunan bir kafile İstanbul sokaklarında dualar eşliğinde ilerlemeye başladı; resmin yere düşmesi ve ardından yağmur yağması sebebiyle Bizans halkı endişelendi.[51] Halk arasında olumsuz söylentiler dolaştı.[51] Kuşatmadan önce ortalıkta dolaşan bazı kehanet söylentileri şehrin düşeceği yönündeydi; bunun da halk üzerinde olumsuz etki yaptığı düşünülmektedir.[52] Kuşatma esnasında sıkıntı çekilmemesi için erzak, mühimmat depoları takviye edildi; çeşitli milletlerden askerlerle muhafızların sayısı arttırıldı ve şehir surları güçlendirildi.[53][54] Papalık tarafından üç kadırgayla beraber 200 asker ve mühimmat gönderildi, 30 geminin ise sefer için hazırlanmakta olduğunu bildirildi.[55] Ocak 1453'te iki gemiyle beraber Cenevizli komutan Giovanni Giustiniani yardıma geldi. Komutasında 700 asker vardı, imparator Konstantin tarafından Guistiniani başkomutan atandı.[17][56] Muharebe Bizans zaferiyle sonuçlanırsa Giustiniani'ye Limni adası verilecekti.[55]

Bizans'ın savunma planında ana unsur İstanbul surları idi. İlk olarak 410-442 yılları arasında, 1400 hektarlık alanı kapsayacak şekilde 19 km. uzunluğunda Konstantin surları inşa edilmişti.[57] Nüfusun artmasına bağlı olarak II. Theodosius, yaklaşık 1400 m açığa yeni surlar inşa ettirdi. Bu surların yüksekliği 11 m, genişliği ise 4,8 m idi.[57] Surlar tek sıradan oluşmuyordu, ana surun 14,5 m önünde 8 m yükseklikte ön surlar bulunuyordu. Bu surların genişliği ise 0,5 ila 1,5 m arasında değişmektedir. Ön surların da önü tahminen 1000'li yıllarda yapılan çalışmalarla 18 m genişlikteki hendeklerle çevrilmişti.[57] İstanbul surları, sadece karadan gelebilecek taarruza karşı tasarlanmamıştı; kentin deniz kıyısı da bütünüyle surlarla çevriliydi. Günümüzde Sarayburnu olarak bilinen bölge bütünüyle denizden izole edilmişti. 8,5 km uzunluktaki deniz surları yine II. Theodosius tarafından yaptırılmıştı.[58] 36 kapısı, 101 kulesi ve 27 burcu bulunmaktaydı.[58] Haliç kıyısını ören Galata surlarının yapımı ise 439'da başlamıştı. 5,2 km uzunluğa sahip bu surlar 2 ilâ 3 m genişlikteydi ve 20 kapısı, 172 kulesi bulunmaktaydı.[59] Rum Ortodoks Patrikhanesi'nun bulunduğu yerde bir iç kale bulunuyordu. XIV. yüzyılda yaşanan Bizans-Ceneviz Savaşı sebebiyle Galata surlarının da önü hendeklerle çevrilmiştir.[59] İstanbul'un su sistemi de geliştirilmişti. Yaklaşık 250 km uzaklıktaki Yıldız Dağları'ndan, civardaki derelerden kemerlerle su getirilmekteydi. Getirilen sular, sarnıçlara aktarılmaktaydı.[60]

Osmanlı tarafı[değiştir | kaynağı değiştir]

1444'te II. Murat, istifa etti ve tahtı kendi isteğiyle oğlu Mehmet'e bıraktı. II. Mehmet 12 yaşındaydı ve acemi görülüyordu, dönemin sadrazamı Çandarlı Halil Paşa bu kararı uygun bulmamıştı.[61][62] Bu taht değişikliği üzerine bir Haçlı ordusu kuruldu ve Osmanlı üzerine yürüdü, devlet adamlarının ricasıyla II. Murat geri geldi ve başkomutan olarak yönettiği Varna Muharebesi'ni kazandı.[63][64] Bu muharebeden sonra devlet adamlarının da telkinleriyle II. Murat tekrar tahta çıktı, tahttan indirilen veliaht Mehmet Manisa'ya gönderildi.[64] Kasım 1445'te II. Murat tekrar tahtı oğlu Mehmet'e bıraktı, Mehmet'in ikinci hükümdarlığında Edirne'de yangın ve yağma olayları yaşandı. Halil Paşa'nın ve diğer devlet adamlarının girişimleriyle Mehmet tekrar tahttan indirildi.[65] Hammer'a göre II. Mehmet'e tekrar tahttan inmesi rica edilemedi, Halil Paşa kendisine birlikte ava gitmeyi teklif etti ve Mehmet avdan geri döndüğünde babasını tahtta gördü.[65] 1444-46 arasında geçici olarak hükümdarlık yapan II. Mehmet, 1451'de babasının ölümü üzerine son defa tahta çıktı.[66] Azledilmeyen sadrazam Halil Paşa, rakibi Zağanos Paşa'yı sürgün etti fakat II. Mehmet'in müdahelesiyle Edirne'ye geri getirildi.[67] Halil ile Zağanos Paşaların arasındaki anlaşmazlık, kuşatmada da görülecekti: Halil Paşa kuşatmadan vazgeçilmesini, Zağanos Paşa ise tam aksine kuşatmanın sürdürülmesini isteyecekti.[17][68][69][70] Tahttan indirilmesine sebep olduğu ve kuşatmayı uygun görmediği için Halil Paşa'nın II. Mehmet tarafından düşman olarak algılandığı belirtilmektedir.[71][72][73]

İstanbul'un deniz bağlantısını tümüyle kesmek, kuşatma esnasında şehre herhangi bir yardımın gelmesi önlemek için II. Mehmet, Rumeli Hisarı'nın yapımını gerekli gördü.[74] Konumu I. Bayezid'in yaptırdığı Anadolu Hisarı'nın karşısıydı; 1452 yılının Nisan ayında inşa çalışmaları başladı.[75][76][77] Hisarın yapımında beş veya altı bin işçinin çalıştığı belirtilmektedir. II. Mehmet inşaat çalışmasıyla bizzat ilgileniyordu.[75][78] Ağustos ayında inşaat bitti; hisarın on üç burcu bulunmaktaydı. Üç büyük burcun üstü kurşun çatı ile örtüldü. 400 askerin ve hisarın komutası Firuz Ağa'ya verildi.[79][80][81][82] Rumeli hisarının inşası ve boğaz trafiğinin kapatılması, Bizans İmparatorluğunu endişelendirmiştir.[83][84] Hisarın yapımının durdurulması için gönderilen iki Bizans elçisi, II. Mehmet'in emriyle idam edildi.[49][85] Kasım 1452'de iki Venedik gemisi boğazdan geçme teşebbüsünde bulundu, iki hisardan da ateş açıldı ve Antonio Rizzo adlı kaptanın gemisi batırıldı.[75][79][86][87] Denize atlayarak kurtulan Rizzo, esir alındı ve Edirne'ye götürülerek kazığa oturtuldu. Kaptanın affedilmesi için İstanbul'dan ayrılan Venedik elçisi, infazın yapıldığını görünce geri döndü ve Osmanlıların Venedik'e de savaş açtığı kabul edildi.[87][88]

Askeri hazırlıklarda dönemine göre büyük topların yapımına başlandı.[53] Bizans zindanlarından lağımcılar tarafından kaçırılan Urban adlı bir mühendisin yaptırdığı Şahi topu bunlardan biriydi, tek güllesi 1500 kiloya yakındı ve topun çevresi 3 metreden fazlaydı. Bu topun İstanbul'a götürülmesini Rumeli Beylerbeyi Dayı Karaca Paşa üstlendi.[53][70][87][89][90][91][92] Osmanlı ordusunun mevcudu hakkında çeşitli düşünceler bulunmaktaydı, Hammer'a göre 250.000, Barbaro'ya göre 160.000, Ducas'a göre 200.000 idi.[17][93] Kuşatmada denizden destek için Osmanlı Donanması da hazırlanmıştı; Baltaoğlu Süleyman Paşa'nın komutasına verilen[17][94] filonun mevcudiyeti hakkında farklı düşünceler mevcuttur; Doukas 300, Yeorgios Francis ise 160 demektedir.[17]

Kuşatma[değiştir | kaynağı değiştir]

Kuşatmadan önce kentin çevresindeki bazı kaleler ve kasabalar Karaca Paşa komutasında 10.000 asker tarafından ele geçirildi.[95][96] Bizans imparatoru Konstantin, son diplomatik girişim olarak kent dışındaki Bizans köylerinin ve bu köylerde yaşayan sivillerin zarar görmemesini rica etti, ancak II. Mehmet tam aksini yaparak Bizans köylerinde hayvanların otlanmasını ve rastlanılan köylülerin derhal öldürülmesini emretti.[97] İmparator Konstantin'in tepkisi ise İstanbul kapılarını kapatmak ve kentteki Türkleri hapsetmek oldu.[97] Konstantin'in kardeşleri tarafından yönetilen Mora Despotluğu üzerine Osmanlı saldırıları başladı.[17][98][99]

6 Nisan 1453'te Osmanlı kara ordusu, Haliç'ten Marmara'ya uzanacak şekilde surların önüne mevzilendi.[17][93][100] Aynı gün, Bizans ve müttefikleri tarafından zayıf bulunan Adrianapolis Kapısına (Edirnekapı) imparator Konstantin ve askerleri konuşlandı. Megadük[Not 5] Loukas Notaras ise yüz süvariyle birlikte limanı ve çevresini korumakla görevliydi.[101] Bizans'ta tutulan şehzade Orhan Bey ise askerleriyle birlikte kıyıdaki mahalleleri korumaktaydı. 6 Nisan'da moralleri yükseltme amacıyla imparatorun emriyle zırhlı ve silahlı yaklaşık bin asker, Osmanlı ordusu görecek biçimde surlarda yürüyüş yaptı.[102] Bizans savunmasının biçimi şöyleydi; St. Romanos Kapısı (Topkapı) Giustiniani ve askerlerince tutulmaktaydı, St. Romanos ve Adrianapolis Kapıları arası genel olarak Bizans-Ceneviz kuvvetlerince muhafaza ediliyordu.[103] St. Romanos ile güneydeki Selymbria (Silivri) Kapısı arası savunmayı ise Bizans-Venedik kuvvetleri üstlendi.[103] Osmanlı ordusu, hücumdan önce kentin etrafındaki varoşları yıktı.[104] Topların konuşlanacağı yerleri seçmek için surların en zayıf kesimleri tespit edildi. Galata cephesinde Zağanos Paşa'nın kuvvetleri, surların güney kısmında Anadolu beylerbeyi İshak Paşa, kuzey kısmında da Rumeli beylerbeyi Karaca Paşa konuşlandı.[93][105][106] St. Romanos ile Adrianopolis kapıları arasındaki merkez cephesinde ise II. Mehmet, yeniçerileriyle birlikte konuşlandı.[93][106] Bu bölgede Bizans tarafının en zayıf bulduğu surlar bulunmaktaydı.[101] En zayıf kesimi tespit eden Osmanlılar, toplarını buna göre 11 Nisan'da konuşlandırdı;[17][38] üç top Blaherne Sarayı, üç top Piyi (Silivrikapı), iki top Adrianapolis (Edirnekapı), dört top da St. Romanos (Topkapı) Kapısı önüne yerleştirildi.[107] Osmanlıların döktürdüğü en büyük top, başta Kaligaria Kapısı (Eğri Kapı) önüne yerleştirildiyse de kapı dayanıklı bulundu ve daha zayıf görülen St. Romanos Kapısı önüne kaydırıldı, günümüzdeki "Topkapı" ismi bundan gelmektedir.[47][106]Topların konuşlanmasından iki gün sonra Baltaoğlu Süleyman Paşa komutasındaki Osmanlı Donanması Prinkipos'u (Büyükada) ve Antigoni'yi (Burgaz Adası), Tarabya'daki bir Bizans kalesini de Osmanlı ordusu ele geçirdi.[38][108]

Topların da konuşlanmasından sonra, II. Mehmet veziri Veli Mahmud Paşa'yı imparator Konstantin'e göndererek şehrin teslimini istedi. Konstantin, şehri korumaya yeminli olduğunu ancak istenilirse vergi verebileceğini söyledi.[17][38][109][110] 12 Nisan 1453'te Osmanlı topçu ateşi başladı. Dönemine göre kuvvetli görülen bu toplar, birçok kaynağa göre büyük gürültü çıkarmaktaydı ve şehri savunanların moralini bozmaktaydı.[17][111][112] Osmanlı topları yaklaşık iki saatte dolduruluyordu, bundan dolayı topçu ateşi sık değildi. II. Mehmet, topların daha sık ateşlenmesini istedi ve sonuç olarak bir top patlayarak parçalandı, topu döken usta Urban ve çevresindekiler öldü.[53][112][113] Topların bakımı için ordugahta bir tamirathane kurulmuş olsa da, tarihçi Hammer'a göre Urban'ın ölmesi sebebiyle parçalanan top tamir edilemedi.[53][113][Not 6] Macaristan Krallığı komutanı János Hunyadi'den mektup getiren bir elçi, Osmanlı topçularını acemi buldu ve topçular tarafından benimsenecek bir taktik öğretti; küçük toplarla sur üzerinde belirlenen bir hedef noktasının etrafı zayıflatılıyor, sonra büyük toplarla hedef noktasına gülle isabet ettirilerek surdan parçalar düşürülüyor ve gedik açılıyordu.[112][114] Cenevizli komutan Giustiniani ve askerleri, gediklere süratle demir kazıklar çakıyor ve üstlerini kayalarla, kum dolu varillerle dolduruyordu. Ayrıca şehirdeki ağaçlar da kesilerek bu gediklere yığılıyordu.[111] Venedikli askerler de bir yöntem keşfetti; surların şehre bakan kısmını asmalarla donatıyorlar ve asma dallarını ıslatarak surla kaynaşmalarını sağlıyorlardı, böylece surdan parçaların düşmesi zorlaşmaktaydı.[115] Osmanlı topçu ateşi, 18 Nisan gününe kadar devam etti.[17][53][112]

Savaş öncesi[değiştir | kaynağı değiştir]

Konstantinopolis, Müslümanlar tarafından ilk olarak aralarında Muhammed'i Hicret döneminde evinde misafir eden sahabe Ebu Eyyûb el-Ensarî'nin de bulunduğu İslam ordusu tarafından 668-669 yıllarında kuşatılmıştır. Daha sonra birçok farklı kuşatmaya sahne olan İstanbul, 1204 yılında Haçlılar tarafından kuşatılmış ve 1261 yılına dek Latin İmparatorluğu himayesinde kalmıştır. Kentin 15. yüzyılda Osmanlı topraklarının ortasında kalması, iki kıtayı birleştirmesi ve oldukça gelişmiş bir şehir olması, bölgenin Osmanlı'nın eline geçmesi ve başkent olması ihtiyacını getiriyordu. Konstantinopolis, Osmanlılar tarafından ilk olarak Yıldırım Bayezid döneminde kuşatılmıştır. 1390 yılında yapılan kuşatma başarısız olmuş, Ankara Muharebesi'ne dek şehir aralıklarla abluka altında tutulmuştur. II. Mehmed'in tahta geçtiği dönemde Anadolu'da Ankara Savaşı ile dağılan siyasi birlik toparlanmış, Rumeli'de fetih çalışmaları yeniden başlamıştı. II. Mehmet'in amacı Osmanlı Devleti'ni dünya çapında güçlü bir konuma getirmek, gücüne güç katmaktı. Bu siyasi yol ile önündeki ilk engel Doğu Roma İmparatorluğu ve İstanbul'un Türklerin elinde olmayışıydı. Ayrıca İstanbul, bölgenin en büyük ticaret ve kültür merkezi konumundaydı. Ortodoks Kilisesi'nin merkezinin de İstanbul'da olması, İstanbul'un politik ve dini önemini arttırmaktaydı. II. Mehmed'in hedefi Kostantiniyye'yi fethederek büyük bir İslam şehri yapmaktı.

II. Mehmed, Konstantinopolis'i ele geçirmek için öncelikle deniz yardımının kesilmesi gerektiğini düşünmekteydi. Bu gerekçe ile büyük dedesi Yıldırım Bayezid'in yaptırmış olduğu Anadolu Hisarı'nın karşısında Rumeli Hisarı'nı yaptırdı. Bu hisar, Tuna Nehri ile Karadeniz'den gelecek yardımı önlemenin yanında, Osmanlı Donanması için bir üs konumu üstlenecekti. İstanbul'u kuşatacak ordunun arkasını korumak amacı ile Avrupa'da birçok stratejik noktaya birlikler gönderildi. Mora Yarımadası kuşatıldı. İstanbul'un yüksek ve kalın surlarını yıkmak amacı ile Edirne'de, devrin önemli mühendisleri Musluhiddin, Saruca Sekban ile Osmanlılar'a sığınan Macar Urban'a toplar döktürüldü. Edirne ve Konstantinopolis arasındaki yol düzenlendi ve topların geçebileceği kaliteye yükseltildi. II. Mehmed'in tasarlamış olduğu aşırtma gülleleri, günümüz ismi ile havan topları yapıldı.

Rumeli Hisarı'nın inşası[değiştir | kaynağı değiştir]

Bilgisayarla hazırlamış, Bizans zamanında Konstantinopolis'e ait bir görünüm
Kuşatma ve fethin oluşumuna dair harita
Papa V. Nicholas'ın bir resmi

Hisarın inşaatına 15 Nisan 1452'de başlanmıştır. İş bölümü yapılarak her bölümün inşaası bir paşanın denetimine verilmiş, deniz tarafına düşen bölümün inşaasını da II. Mehmed bizzat kendisi üstlenmiştir. Denizden bakıldığında sağ taraftaki kulenin yapımına Saruca Paşa, sol taraftakinin yapımına Zağanos Paşa, kıyıdaki kulenin yapımına da Çandarlı Halil Paşa nezaret etmiştir. Buralardaki kuleler de bu paşaların adlarını taşımaktadır. Hisarın inşası 31 Ağustos 1452'de tamamlanmıştır. Hisarın yapımında kullanılan keresteler İznik ve Karadeniz Ereğlisi'nden, taşlar ve kireç Anadolu'nun değişik yerlerinden ve spoliler (devşirme parça taş) çevredeki harap Bizans İmparatorluğu yapılarından temin edilmiştir. Hisarın yapımında yaklaşık 300 usta, 700-800 işçi, 200 arabacı, kayıkçı, nakliyeci ve diğer tayfa çalışmıştır.[116]

Doğu Roma’ya Savaş İlanı[değiştir | kaynağı değiştir]

1452 yılında II. Mehmed, Bizans İmparatorluğu'na savaş ilan etti. 28 Haziran 1452'de Rumeli Hisarı'ndan 50.000 kişilik ordu ile hareket etti. İstanbul Surları karşısında çadırlar kuruldu. 31 Ağustos'a kadar ordu İstanbul'da kaldı. Ancak 31 Ağustos'ta Edirne'ye gidildi.

Şahi Topları[değiştir | kaynağı değiştir]

İngiltere'de sergilenen Şahi topları

Edirne'de eski Bizans esiri olan Macar asıllı Urban ve diğer Osmanlı top dökümcüleri Şahi toplarını icat etti. Ünlü tarihçi Joseph von Hammer-Purgstall'a göre Urban, topu yapma konusunda şu sözleri söylemiştir:

Kostantiniyye ve hatta Babil surlarını hak ile yeksan edilecek top imal edebilirim. Ben sanatımdan eminim, fakat topun ne kadar mesafeye gideceğini evvelden tahmin edemem.[117]

Dîvân-ı Hümâyûn'un Toplanması[değiştir | kaynağı değiştir]

1452 yılının sonlarına doğru, II. Mehmed Dîvân-ı Hümâyûn'u topladı. Toplantıya Akşemseddin de katılmıştı. Toplantıda ilk sözü Vezir-î Azam Çandarlı Halil Paşa aldı. Eğer fetih gerçekleşirse, Haçlı seferi başlayacağını belirtti. Ancak Zağanos Paşa, Şahabeddin Paşa, Akşemseddin ve çoğu vezir Çandarlı Halil Paşa'nın görüşüne katılmadı. Sonuç olarak da İstanbul kuşatması gerçekleşti.

Doğu Roma’nın Durumu[değiştir | kaynağı değiştir]

Doğu Roma İmparatoru XI. Konstantin Palaiologos, Papa V. Nikola'ya iki büyük Hıristiyan mezhebini (Ortodoksluk ve Katolik) birleştirmek için başvurdu. Konstantinopolis'in nüfusu da hızla azalıyordu. 1450 yılında 70.000 ile 80.000 arasında olduğu tahmin edilen nüfus henüz kuşatmadan önce 36.000 oluyordu. Papa V. Nikola ise aslen Rum olan ve eskiden Rusya Başpiskopos'u olan Polonya Kardinali İzidor adındaki zatı gönderdi. İzidor, Ayasofya'da Katolik usulüne uygun bir ayin düzenledi. İstanbul halkının bir kısmı ise bu durumu kabullenemeyerek:

Konstantinopolis'te Latin serpuşu görmektense Türk sarığı görmeyi tercih ederim!

[kaynak belirtilmeli]

diyorlardı. Papa V. Nikola'dan Bizans'a 3 kadırga ve 200 asker, savaş gereçleri ve gıda maddeleri geldi. 30 geminin de vaadi bildirildi. Sakız Adası'nda bulunan Cenevizliler'den 2 gemi ile 700 asker, Galata'daki Cenevizliler'den de 2 gemi ve 300 asker, İspanya ve adalardan da bazı kuvvetler gelmişti. Cenova'dan da Cenevizliler'in teklifi üzerine 500 asker ile 1 gemi gelmişti. Ücretli Türk askeri ise nadiren bulunuyordu. En önemlisi ise Ceneviz'deki Giustiniani ailesinden Giovanni Giustiniani 700 askeri ile yardım ediyordu. Eğer, Osmanlılar yenilirse Limni Adası'na düka tayin edebilme hakkına sahip olacaktı. Toplamında ise 20.000 asker Bizans'ı koruyordu. Gıda durumu ise genellikle Mora Despotluğu ve Sakız Adası'ndan karşılanıyordu. Bizans, ayrıca İstanbul Surları'na ve Galata'dan Sarayburnu'na çekilen zincirlere çok güveniyorlardı.

Edirne'den Konstantinopolis'e Hareket[değiştir | kaynağı değiştir]

II. Mehmed, Şubat 1453'de dökülen iri topların İstanbul önlerine götürülmesini emretti. 60 mandanın çektiği topun iki tarafında ikiyüzer asker yürüyor, kaymaması için çaba sarfediliyordu. Karaca Paşa komutasındaki 10.000 kişilik ordu, İstanbul yakınındaki Vize, Silivri ve Ayestefanos kalelerini kuşattı. Nisan ayına gelindiğinde II. Mehmed, eyalet ve sancaklara orduya katılmaları için haber gönderdi. 5 Nisan 1453'de Osmanlı Ordusu, II. Mehmed'in komutasında İstanbul'a hareket etti. Asker sayısı 50.000 ile 80.000 arasında değişiyordu. Ayrıca önemli hocalardan Akşemseddin, Akbıyık ve Molla Gürani de orduda bulunuyordu. 6 Nisan 1453'de 10.000 sipahi Maltepe civarını tuttu. II. Mehmed de Anadolu ve Haliç'i tutmuştu. Zağanos Paşa da Beyoğlu'nu fethetti, Galata üzerine yürüdü. Aynı gün padişah, Veli Mahmud Paşa'yı elçi olarak imparatora gönderdi. Ama barış teklifi kabul edilmedi.

Kuşatma Süreci[değiştir | kaynağı değiştir]

Fausto Zonaro'nun II. Mehmed komutasındaki Osmanlı Ordusu'nu İstanbul'u kuşatmaya giderken resmettiği bir eseri.

II. Mehmet hazırlıklarını tamamladıktan sonra Bizans kralına elçi göndererek şehrin teslim edilmesini istedi. Red cevabı üzerine 6 Nisan 1453 tarihinde İstanbul kuşatmasına başlandı. Osmanlı Ordusu kenti karadan ve denizden kuşatma altına aldı. Osmanlı Ordusu surlarda gedikler açtıkça Bizanslılar surları yeniliyor, Türklerin şehre girişine izin vermiyordu. Osmanlı Donanmasının da Bizans'a yardıma gelen Ceneviz ve Venedik gemilerine engel olamaması savaşın seyrini değiştirmeye başladı. Haliç ile Karaköy arasına çekilen zincirden ötürü Osmanlı donanmasının Haliç'e girememesi savaşın seyrini Osmanlı aleyhine çeviriyordu. Bu gelişmeleri üzerine Fatih Sultan Mehmet 21 Nisan'ı 22 Nisan'a bağlayan gece 72 parça kadırganın karadan yürütülerek Haliç'e indirilmesi emrini verdi. Dolmabahçe üzerinden Haliç'e indirilen gemilerle savaşın seyri değişmeye başladı.

Kuşatmanın Başlaması[değiştir | kaynağı değiştir]

6 Nisan 1453'de barış şartları kabul edilmeyince kuşatma, Topkapı'dan (Sen Rumen) başladı. 12 Nisan'da sürekli bombardıman başladı. 17-18 Nisan'da ise Prens Adaları Baltaoğlu Süleyman Paşa tarafından fethedildi. 20 Nisan'da Bizans'a yardıma gelen 5 tane Rum ve Latin gemisi Osmanlı donanması'nı geçerek Haliç'e girdi. Bu olay, Baltaoğlu Süleyman Paşa'nın azline sebep oldu. Kaptan-ı Derya Hamza Bey oldu. (1456'ya kadar) Sultan Mehmet ve kumandanlar tarafından donanmanın nasıl Haliç'i aşabileceği görüşülmeye başlandı. Osmanlı ordusu kuşatmanın uzaması ve surların bir türlü aşılamamış olması ile birlikte çelişkiye düştüler. II. Mehmed bu olay üzerine Akşemsettin Hocayı çağırttı. Akşemsettin Hoca 3 gün fetih için iştihareye yattıgını belirtti ve rüyasına Şeyda Sultan'ın teşfik ettiğini, fetih müjdesini kısmen verdiğini ve II. Mehmed Han'ın Kabrine gelmesini istediğini belirtti. Bunun üzerine II. Mehmed orduyu tekrar toplayarak fetihin gerçekleşeceğini sabırlı olmaları gerektiğini beyan etmiştir.

Gemilerin Karadan Haliç'e İndirilmesi[değiştir | kaynağı değiştir]

Fausto Zonaro'nun "Osmanlı Donanması'nın Haliç'e indirilmesi" adlı tablosu. Günümüzde Dolmabahçe Sarayı'nda sergilenmektedir.

II. Mehmed, donanmanın karadan yürütülüp Haliç'e indirilebileceğni belirtti. Birçok vezir ve paşa bu duruma tepki gösterdi. Sultan görüşlere tepki göstererek:

Biz Peygamber müjdesini gerçekleştirmeye geldik. Biz Sultan Murad Han oğlu Mehmed Han'ız. Allah'ın izni ve yardımı ile imkansızı mümkün yaparız. Davranın, amele bulun, usta bulun! Dolmabahçe'den Beyoğlu sırtlarına doğru geniş bir yol açın. Yol boyunca kızakları döşeyin. Cenevizliler'den yağ alıp kızakları yağlayın. Amma çok gizli tutun. Bizans bu durumu fark etmemeli.

dedi.[118]

Bunun üzerine 67 (veya 72) parçalık donanmanın Haliç'e indirilmesi kararlaştırıldı.[118] Dolmabahçe'den Beyoğlu sırtlarına uzanan bir yol yapıldı. Kızaklar döşenip, yağlandı. Gemilerin altına konacak arabalar hazırlandı. Çok sayıda manda ve öküz sağlandı. Cenevizli casuslar ise yoğun çalışmayı görüyor, ama kestiremiyorlardı. Bu sırada Molla Gürani, yanında talebeleriyle geldi. Molla Gürani, fethin Sultan Mehmet'e gerçekleşeceğini belirterek:

Hünkarım, fetih size nasip olacaktır. Sakın vazgeçmeyin. Müritlerimle geldim. Kefenlerimiz boynumuzdadır. Ölene kadar fetih yolunda yürümeye andımız var.

dedi.

Bir gece içerisinde donanma Haliç'e indirildi. 22 Nisan'da donanma Haliç'ten ateşe başladı. Bizans Başkumandanı olan Giovanni Giustiniani ise, donanmanın Haliç'e indirilmesine inanamıyordu. Ayrıca, bu sırada İstanbul'a padişahın emri ile Zağanos Paşa tarafından köprü yapıldı.

Şahi Toplarının Yapımı[değiştir | kaynağı değiştir]

II. Mehmed, Konstantinopolis'i almak istiyordu, fakat bu hiç de kolay olmayacaktı. Ancak II. Mehmed'in tutkusu büyüktü ve bu tutku dehası ve zekasıyla birleşince Şahi toplarını döktürdü. Topların icadını gerçekleştirecek olan Macar asıllı Urban usta öncesinde top dökme sanatını bıraktığını söylese de üvey kızının ısrarı üzerine topların dökümüne başlamıştır. Şahi toplarının projesi daha öncesinden Urban usta tarafından hazırlanmış vaziyette idi. Bu top kuşatma esnasında Bizans Surları'nda gedikler açmıştır.

Bizans Elçileriyle Görüşme[değiştir | kaynağı değiştir]

II. Mehmed'e Bizans İmparatoru tarafından elçiler gönderildi. İmparator teklifte bulunarak:

Kuşatma kaldırılırsa padişahın istediği kadar vergi vermeye hazırım. Konstantinopolis surlarına kadar olan bütün topraklar da kendilerinin olsun. Ayrıca şehrin güvenliğinden sorumlu, padişah tarafından tayinine hazırım.

dedi.

Ancak Sultan bu teklifi kabul etmeyerek:

Efendinize söyleyin, direnmeyi bırakıp şehri teslim etsin. Bunu yaparsa Mora'nın hakimiyetini kendisine ihsan edeceğiz. Razı olmazsa şehre zorla gireceğiz! Biz Sultan Murad Han oğlu Mehmed Han olarak peygamber müjdesi peşindeyiz.

dedi.[119]

Meryem Tasvirinin Yere Düşmesi[değiştir | kaynağı değiştir]

Konstantinopolis'i koruduğuna inanılan Meryem'in Ayasofya’daki bir tasviri

25 Mayıs günü, Meryem'in tasvirinin Konstantinopolis'te dolaştırılacağı bildirildi. 26 Mayıs Cumartesi günü de Meryem'in tasviri şehir boyu dolaştırılmaya başladı. Eğrikapı'ya girerken tasvir yüz üstü yere düştü. Hıristiyanlar korkuya kapıldı. O sırada ani bir fırtına koptu, sağanak yağmur başladı. Halk bu olayı kötüye yorarak:

Meryem Ana da Osmanlılar'dan yana! Artık şehrimizi korumuyor.

dediler.[120]

Fetih sonlanıyor[değiştir | kaynağı değiştir]

Osmanlı Donanması'nın Haliç'e indirilmesi ile birlikte savaşın seyri Osmanlılara döndü. İstanbul'a 19 Nisan, 6 Mayıs ve 12 Mayıs'ta büyük hücumlar düzenlendi fakat şehir ele geçirilmedi. Kuşatma oldukça uzun sürmüş, Osmanlı askerleri moral ve fizikî açıdan kötü duruma düşmüştü. Bu gelişmeler üzerine II. Mehmed, 29 Mayıs'ta büyük taaruz için emir verdi. 29 Mayıs'ta günün ilk ışıkları ile başlayan taaruz sonucu, Ulubatlı Hasan'ın Bizans surlarına çıkarak Osmanlı sancağını dikmesi ile Osmanlı ordusu moral kazandı ve savaşa topyekün karşılık verdi. Açılan gediklerin kapatılamaması ve Osmanlı ordusunun topyekün saldırısı karşısında Konstantinopolis, 29 Mayıs 1453 Salı günü II. Mehmed'in önderliğindeki Osmanlı birliklerine teslim oldu. Konstantinopolis'in alınması ile birlikte topların deldiği surlardan içeri giren II. Mehmed, halkın sevgi gösterisi ile karşılandı. Bu fetihten sonra II. Mehmed, Fatih unvanını aldı ve Fatih Sultan Mehmed olarak anılmaya başladı.

Son Gece ve Fetih[değiştir | kaynağı değiştir]

II. Mehmed, 28 Mayıs'ı 29 Mayıs'a bağlayan gece Akşemseddin'e Konstantinopolis hakkındaki görüşlerini öğrenmek için Ahmet Paşa'yı gönderdi. Akşemseddin ise şehrin yarın fethedileceğini söyledi. Konstantinopolis'te ise XI. Konstantin, Ayasofya'dan çıkınca, atına binip askeri mevkileri dolaştı. Halkı ve askerleri heyecandıracak konuşmalar yaptı. Osmanlı tarafının kesin hücuma kalkacağı Galata'daki Cenevizliler ile Osmanlı Rumları tarafından XI. Konstantin'e bildirilmişti. II. Mehmed ise 29 Mayıs günü şehrin fethedileceğini belirterek:

Ya ben Konstantiniyye'yi alırım ya da Konstantiniyye beni!

demişti.

Çemberlitaş Sütunu'nun günümüzdeki durumu.
1454 yılında Konstantinopolis Ortodoks Patrikhanesi Lideri II. Gennadios ile II. Mehmed'i görüşürken tasvir eden bir tablo

29 Mayıs sabahı, namazını kıldıktan sonra atına binen II. Mehmed, maiyetiyle birlikte ön safa geldi. Verilen emirle toplar ateşlendi. Osmanlı Ordusu hücuma başladı. Lağımcılar kaleyi patlatmaya çalışırken, Bizans askeri de kaynar katranları surların üzerinden Osmanlı askerlerine döküyordu. Padişah ise Topkapı önlerinde demir topuz ile savaşıyordu. Bu sırada Giovanni Giustiniani ağır yaralandı. Konstantin'den tedavi için izin istediği zaman Konstantin:

Yaranız ağır değildir; bununla beraber, buradan nasıl çıkacaksınız?

diye sordu. Giovanni ise:

Cenab-ı Hakk'ın Türklere açmış olduğu yolu takip edeceğim.

dedi. Ardından da Galata'ya sığındı ve orada öldü.

700 kişilik birliğiyle gelen Giovanni, bölgeyi terk edince Bizans ordusu iyice bozulmaya başladı. Ulubatlı Hasan adlı bir yeniçeri ise 30 arkadaşı ile kaleye tırmanıyordu. Bizanslılar sekizini ok ve top atışlarıyla vurmuş olsalar da 22 kişi surlara tırmandı ama kısa sürede ok ve top atışlarında yaralandı. Ulubatlı Hasan ise sancağı kaleye dikti. Ancak ok darbeleri ve açılan ateşlerle orada vefat etti. Söylediği son söz ise:

Allah'ım bu sancağı buradan indirme!

idi.[kaynak belirtilmeli]

Bir Yeniçeri müfrezesi Ulubatlı Hasan'ın naaşını II. Mehmed'in huzuruna getirir. Padişah, cenazeyi gözlerinden öperek:

Eğer Sultan olmasaydım, Ulubatlı Hasan olmak isterdim!

demiştir.[121]

Bu sırada imparator öldü. İmparatorun ölümü ile ilgili çeşitli rivayetler vardır. Aynı zamanda veliahtlardan Kantakuzen de ölmüştü. Şehzade Orhan ise intihar etmişti. Bu sırada II. Mehmed, Topkapı'dan şehre girdi. Böylece şehir fethedildi. II. Mehmed, Fatih ünvanını aldı. Bu sırada Giritli askerler bahçede halen çatışma içindeydi. Fatih bunları görünce, silahlarıyla beraber Girit'e dönmelerine izin vermiştir. Daha sonra Bizans Patriği'ni telkin ederek:

Ben Sultan Mehmed, sana ve arkadaşlarına ve bütün halka söylüyorum ki, bugünden itibaren ne hayatınız ve ne de hürriyetiniz hususunda benim gazabımdan korkmayınız.

dedi ve sancağı burçlarda gördüğüne sevinerek:

Aciz, fakir kulun Mehmed'e bu günleri gösterdiğin için sana şükürler olsun Rabbim!

dedi. Konstantinopolis halkının bir kısmı ise hala umutluydu. Çünkü Çemberlitaş Sütunu inançlarına göre Türklerin şehre girmesini önleyecekti. Ancak Çemberlitaş da geçildi ve Ayasofya'ya varıldı. Fatih Sultan Mehmed Ayasofya'nın camiye çevrilmesi emrini verdi.

Çandarlı Halil Paşa'nın İdamı[değiştir | kaynağı değiştir]

Çandarlı ailesi öteden beri Osmanlı İmparatorluğu'na büyük hizmetler vermişti. Ancak, Çandarlı Halil Paşa'nın Bizans ile uzlaştığı söylentileri yayılıyordu. Ayrıca Çandarlı Halil Paşa'nın kuşatma sırasında "Kuşatmanın Kaldırılması" yolunda teklifleri de olmuştu. Fatih, o zaman için olayın üzerine yürümemişti. Bizans'ın son megadükü Lukas Notaras'a niye bu kadar direndiklerini sorduklarında da:

Çandarlı imparatorumuzdan gizlice dayanmasını istemişti.

demesi üzerine soruşturma büyüdü. Ve Çandarlı önce tutuklanıp, sonra da 10 Temmuz 1453'te idam edildi. Edirne'deki idamına kadar, Yedikule Zindanları'na kapatıldı. Çandarlı Halil Paşa, ilk günler bir başvezirin ağırlığına yakışır şekilde zindandaki hücresinde ağırlandı. Son ana kadar idam edileceğine inanmamakta direndi, çünkü kendisinden önce idam edilmiş başka bir vezir yoktu. Üstelik ailesi, kısa aralıklarla tam 154 yıldır iktidardaydı.[122]

İdamından önce gözlerine mil çekilirken, cellat:

- Padişahın yüzüne dik bakanların akıbeti işte budur.

dediğinde,

- Zağanos'un bayramı olsun, ahrette iki elim yakasındadır.

diye mukabele etmeyi başardı.[122]

Gerçekten de zindanda bulunduğu bir buçuk ay boyunca, Zağanos Paşa, aleni olarak Çandarlı ve etrafındaki tüm Türk beylerinin hain oldukları propagandasını başarıyla yaymış, kilit noktalardaki diğer Türk paşaları ve beylerini de benzer akıbetlere sürüklemişti. Çandarlı'nın 120.000 dükalık hazinesi ve tüm mal varlığı müsadere edildi. Böylelikle, Osmanlı devletinde devşirmelerin hakimiyet kuracağı dönem açılmış oldu.[122] Sadrazamlığa Zağanos Paşa getirildi.

Fethin Avrupa'daki Yankıları[değiştir | kaynağı değiştir]

İstanbul'un fethi Avrupa'da büyük yankı uyandırdı. Başta Vatikan ve Sırbistan Prensliği sıranın kendilerine geldiğini düşünmekteydi. Papa'nın önderliğinde bir Haçlı Ordusu toplanmak istendiyse de Avrupa'nın o dönemki iç siyaset karışıklıklarından ötürü bu gerçekleştirilemedi. Yunanlar, Doğu Roma'nın mirasçısı olduklarını iddia ettiler. Bu iddialar üzerine Doğu Roma’nın yaşayan son prensleri Mora Yarımadası'nda Fatih'in emri ile öldürüldü. İstanbul'un fethi ile birçok bilim adamının İstanbul'dan Avrupa'ya kaçarak Rönesans hareketini başlatmışlardır.

Notlar[değiştir | kaynağı değiştir]

  1. ^ Bizans kuvvetleri Batılı kaynaklarda oldukça az gösterilir ve 8.000-9.000 gibi sayılar verilir. Osmanlı kaynaklarında Bizans ordusunun 50.000 civarında olduğundan bahsedilir. Bizans ordusu içinde ayrıca 3.000 Cenevezli ve İtalyan, bir miktar da Katalan, Venedikli, İspanyol ve Giritli bulunuyordu. Muharebenin başındaki ilk hücumda, Bizanslılardan 7.450 kişinin öldüğü ve geride şehri savunmaya yetecek kadar Bizans kuvveti kaldığı düşünülür ve fetihten önce İstanbul'un 60.000-70.000 kadar nüfusu olduğu göz önüne alınırsa- bazı kaynaklar ise şehirde 30.000 sivilin kaldığını kaydeder- şehri müdafaa edenlerin sayısının daha çok olması gerekir. (Kaynak: Ali Çimen, Göknur Göğebakan: Tarihi Değiştiren Savaşlar, ISBN 9752634869, 2. Baskı, sayfa 166.)
  2. ^ Esasen o dönemde "Bizans" terimi kullanılmamaktaydı, fakat XVI. yüzyılda Hieronymus Wolf'un bu kelimeyi ilk kez kullanmasıyla beraber "Bizans" terimi yaygınlaştı; bu maddede yazımda kolaylık açısından Bizans tercih edilecektir.
  3. ^ Bazı kaynaklarda bu tarih 1411 diye geçmektedir.
  4. ^ O dönemde yaşayan Doukas'ın belirttiği bir ifadedir.
  5. ^ Konstantinapolis'de imparatordan sonraki en yüksek mevki olarak görülmekteydi, başkomutanlığa tekabül eder.
  6. ^ İsmail Hakkı Uzunçarşılı, topun tamir edildiğini ve tekrar kullanıldığını yazmıştır.

Kaynakça[değiştir | kaynağı değiştir]

Genel
Özel
  1. ^ http://www.etarih.net/tr/osmanlitarihi/yukselmedonemi/istanbulunfethininsebepleri.html
  2. ^ "Middle Ages." Oxford Dictionary of English 2e, Oxford University Press, 2003.
  3. ^ Halil İnalcık, Osmanlı İmparatorluğu Klasik Çağ (1300-1600), Baskı Yılı: 2008, Yapı Kredi Yayınları.
  4. ^ Paul K. Davis: Besieged: 100 Great Seiges from Jericho to Sarajevo, Oxford University Press, 2003, ISBN 0195219309, sayfa 80 (İngilizce)
  5. ^ George Childs Kohn: Dictionary of Wars, Infobase Publishing, 2006 , ISBN 1438129165, sayfa 136 (İngilizce)
  6. ^ Ikram ul-Majeed Sehgal: Defence Journal (Sayı 8), 2005, sayfa 49 (İngilizce)
  7. ^ Daniel Goffman: The Ottoman Empire and Early Modern Europe, Cambridge University Press, 2002, ISBN 0521459087, sayfa 52 (İngilizce)
  8. ^ J. E. Kaufmann, Hanna W. Kaufmann: The Medieval Fortress: Castles, Forts, and Walled Cities of the Middle Ages, Da Capo Press, 2004, ISBN 0306813580, sayfa 101 (İngilizce)
  9. ^ James Patrick: Renaissance And Reformation, Marshall Cavendish, 2007, ISBN 0761476504, sayfa 618 (İngilizce)
  10. ^ David Nicolle, Constantinople 1453: The end of Byzantium, Osprey Publishing, ISBN 1-84176-091-9, sayfa 44
  11. ^ Mesut Uyar,Edward J. Erickson, A military history of the Ottomans: from Osman to Atatürk, ISBN 978-0275988760, sayfa 37
  12. ^ Michael Lee Lanning: The Battle 100: The Stories Behind History's Most Influential Battles, Sourcebooks, Inc., 2005, ISBN 1402224753, sayfa 139-140 (İngilizce)
  13. ^ Saul S. Friedman: A history of the Middle East, McFarland, 2006, ISBN 0786451343, sayfa 179 (İngilizce)
  14. ^ Runciman, Steven (1965). The Conquest of Constantinople, 1453. Cambridge: Cambridge University Press. ss. 85. ISBN 0-521-39832-0. 
  15. ^ Spencer C. Tucker: A Global Chronology of Conflict: From the Ancient World to the Modern Middle East: From the Ancient World to the Modern Middle East, ABC-CLIO, 2009, ISBN 1851096728, sayfa 343 (İngilizce)
  16. ^ Atilla Şahiner (2008). "Osmanlı Tarihi". Lacivert Yayınları. ss. s. 81. 
  17. ^ a b c d e f g h i j k l m "İstanbul Üzerine Hareket" başlıklı metin, Türk Tarih Kurumu.
  18. ^ Gündüz, s. 53
  19. ^ a b c "Fetih ve İstanbul" başlıklı metin, İBB.
  20. ^ Tahavi, s. 16-18
  21. ^ Hammer, s. 276-277
  22. ^ Eroğlu, s. 91
  23. ^ Eroğlu, s. 92
  24. ^ Özdek, s. 341
  25. ^ Eroğlu, s. 94
  26. ^ Eroğlu, s. 96
  27. ^ Eroğlu, s. 96
  28. ^ Özdek, s. 359
  29. ^ Eroğlu, s. 97
  30. ^ Özdek, s. 387-388
  31. ^ a b Eroğlu, s. 99
  32. ^ Eroğlu, s. 100
  33. ^ Genç, s. 27
  34. ^ Genç, s. 65
  35. ^ a b c Genç, s. 189
  36. ^ Barbaro, s. 122
  37. ^ Genç, s. 192
  38. ^ a b c d Özdek, s. 411
  39. ^ Genç, s. 101
  40. ^ Genç, s. 147
  41. ^ Algül, s. 49/64
  42. ^ Şimşirgil, s. 29/138/145
  43. ^ Özdek, s. 410
  44. ^ Tahavi, s. 43
  45. ^ "Fetihten Önce İstanbul" başlıklı metin, İBB
  46. ^ Tahavi, s. 43-44
  47. ^ a b Hammer, s. 279
  48. ^ Uzunçarşılılı, s. 407
  49. ^ a b Tahavi, s. 43
  50. ^ Uzunçarşılı, s. 406
  51. ^ a b Emeksiz, s. 152
  52. ^ Hammer, s. 275-276
  53. ^ a b c d e f "İstanbul'un Fethi", bizimsahife.org sitesi
  54. ^ Özdek, s. 410-411
  55. ^ a b Uzunçarşılı, s. 412
  56. ^ Barbaro, s. 120-121
  57. ^ a b c Altaş, s. 82
  58. ^ a b Altaş, s. 83
  59. ^ a b Altaş, s. 84
  60. ^ TC Kültür Bakanlığı Anıtlar ve Müzeler Genel Müdürlüğü: 19. Araştırma Sonuçları Toplantısı, Cilt II / s. 29-33. James Crow & Richard Bayliss & Paolo Bono.
  61. ^ Tektaş, s. 37
  62. ^ Özdek, s. 396
  63. ^ Tektaş, s. 38
  64. ^ a b Özdek, s. 399
  65. ^ a b Tektaş, s. 39
  66. ^ Özdek, s. 403
  67. ^ Tektaş, s. 40
  68. ^ Tektaş, s. 43
  69. ^ Özdek, s. 412
  70. ^ a b Uzunçarşılı, s. 404-405
  71. ^ Tektaş, s. 44
  72. ^ Özdek, s. 423-424
  73. ^ Tahavi, s. 77
  74. ^ Uzunçarşılı, s. 401-402 / 405
  75. ^ a b c "Boğazkesen Hisarı" başlıklı metin, Tayyip Gökbilgin
  76. ^ Özdek, s. 407
  77. ^ Hammer, s. 263
  78. ^ Şimşirgil, s. 122
  79. ^ a b "Rumeli Hisarı" başlıklı metin, bizimsahife.org (29.06.2014 tarihinde görüntülendi)
  80. ^ "Rumeli Hisarı" başlıklı metin, mimarlikmuzesi.org (29.06.2014 tarihinde görüntülendi)
  81. ^ Uzunçarşılı, s. 403
  82. ^ Hammer, s. 264
  83. ^ Şimşirgil, s. 128
  84. ^ Hammer, s. 262
  85. ^ Barbaro, s. 101
  86. ^ Barbaro, s. 101
  87. ^ a b c Hammer, s. 267-268
  88. ^ Barbaro, s. 102
  89. ^ Tahavi, s. 45
  90. ^ Algül, s. 42
  91. ^ Şimşirgil, s. 126
  92. ^ Özdek, s. 409
  93. ^ a b c d Özdek, s. 410
  94. ^ Tahavi, s. 47
  95. ^ Hammer, s. 278
  96. ^ Uzunçarşılı, s. 408
  97. ^ a b Hammer, s. 265
  98. ^ Uzunçarşılı, s. 409
  99. ^ Hammer, s. 266-267
  100. ^ Barbaro, s. 129-130
  101. ^ a b Barbaro, s. 131
  102. ^ Barbaro, s. 133
  103. ^ a b Tahavi, s. 47
  104. ^ Tahavi, s. 46
  105. ^ Tahavi, s. 46-47
  106. ^ a b c Uzunçarşılı, s. 413
  107. ^ Barbaro, s. 134
  108. ^ Uzunçarşılı, s. 414
  109. ^ Tektaş, s. 45
  110. ^ Uzunçarşılı, s. 415
  111. ^ a b Tahavi, s. 48
  112. ^ a b c d Uzunçarşılı, s. 416
  113. ^ a b Hammer, s. 279-280
  114. ^ Hammer, s. 280
  115. ^ Barbaro, s. 145-146
  116. ^ Şahiner, Atilla (2008). Osmanlı Tarihi. İstanbul: Lacivert Yayınları. ISBN 978-9944-759-02-1. 
  117. ^ Güler, Ara (2008). Britannica BilgiHazinesi. İstanbul: Ana Yayınları. 
  118. ^ a b Duman, Murat (2010). "Gemilerin karadan yürütülmesi" (Türkçe). İki Çağın Hükümdarı Fatih. Akis Yayıncılık. ss. 74-79. ISBN 9786050052466. 
  119. ^ İnalcık, Halil (1995) Fatih Devri Üzerinde Tetkikler ve Vesikalar I s.56-57
  120. ^ İnalcık, Halil (2008), Osmanlı İmparatorluğu Klasik Çağ (1300-1600) s.27
  121. ^ Tiryakioğlu, Okyay, Kuşatma 1453, Timaş Yayınları, 2010,İstanbul
  122. ^ a b c Tiryakioğlu, Oktay, Kuşatma 1453, Timaş Yayınları, 2010, İstanbul, Sf.280