Çanakkale Savaşları Kara Harekatı

Vikipedi, özgür ansiklopedi

Git ve: kullan, ara
Çanakkale Savaşları
Deniz HarekatıKara Harekatı

Seddülbahir Cephesi
1.Krite2.Kirte3.Kirte1.Kerevizdere - Zığındere - 2.Kerevizdere - Kirte Bağları

Arıburnu Cephesi
KanlısırtSarı BayırKılıçbayırKocaçimen TepeConk Bayırı

Anafartalar Cephesi
I. Anafartalar

Çanakkale Kara Savaşları, Çanakkale Deniz Savaşlarının amaçlarına ulaşamaması üzerine, ağırlıklı olarak Gelibolu Yarımadasında yapılan çeşitli çıkartma operasyonları ve bunun devamındaki savaşlardır.

Konu başlıkları

[değiştir] Savaş Nedeni

İngiliz-Fransız Birleşik Donanması'nın 18 Mart 1915 tarihinde Çanakkale Boğazı’nı geçme ve İstanbul’u işgal girişimi, Türk tarafının kıyı topçu bataryalarının etkili ateşi ve boğazdaki mayın hatları nedeniyle başarısızlığa uğramıştı. Bunun üzerine bir kara harekatıyla İstanbul’un işgali yönünde yeni bir savaş planı oluşturulmuştur.

Esasen 1 Mart 1915 tarihinde Yunan Hükümeti, Gelibolu Yarımadasının işgal edilerek bu yolla İstanbul üzerine yürünmesi şeklindeki bir savaş planını İngiliz yetkililere iletmiş ve bu operasyon için üç tümen tahsis edebileceğini bildirmişti. Ancak İngiliz Savaş Bakanı Lord Kitchener, o tarihlerde bir kara harekatına kuvvet ayırmak yerine Çanakkale Boğazı’ndaki Türk kıyı topçusunu deniz topçusu ile imha ederek bu denizyolunu açmayı ve doğrudan İstanbul’a bir çıkartma yapmayı uygun bulmuştu. Dahası Çarlık Rusyası da bu operasyona Yunan birliklerinin katılmasına kesinlikle karşı çıkmıştır.

Ancak bölgedeki incelemelerinin sonucunda Lord Kitchener’e 5 Mart 1915 tarihinde bir rapor sunan General William Birdwood, bu raporunda bir deniz harekatının başarı şansı olmadığını, deniz harekatının Gelibolu Yarımadası’na yapılacak bir çıkartma harekatıyla desteklenmesi gerektiğini belirtmektedir. Bu rapor üzerine Lord Kitchener, 10 Mart 1915 tarihinde seçkin bir birlik olan İngiliz 29. Tümeni’nin Gelibolu Yarımadasına yapılacak bir çıkartma ile görevlendirdiğini bildirmiştir. Gelibolu’daki çıkartma için tertiplenen Akdeniz Sefer Kuvveti’nin komutanlığına da General Sır Ian Hamilton atanmıştır.

[değiştir] Savaş planları ve kuvvetler

[değiştir] İngiliz tarafı

General Hamilton emrine verilen kuvvetler ve savaşçı mevcutları şöyledir.

  • Anzak Kolordusu 25.700
  • 29. İngiliz Tümeni 17.000
  • 1. Fransız Tümeni 16.700
  • 1. İngiliz Deniz Piyade Tümeni 10.800
  • Anzak Tugayı 4.800

Böylece harekat için 75 bin kişilik bir kuvvet oluşturulmuştur.

General Hamilton, Gelibolu Yarımadasındaki çeşitli çıkarma alanlarına kuvvet çıkartarak yarımadanın denetimini, böylece Türk kıyı topçusunu etkisiz hale getirmeyi amaçlamıştır. Bunun için iki ana çıkartma bölgesi belirlenmiştir. Bunlardan biri, yarımadanın en güney ucu olan ve Seddülbahir olarak bilinen bölge, diğeri ise daha kuzeydeki Kabatepe-Küçük Arıburnu arasındaki kumsaldır. Bu iki çıkartma bölgesinden Seddülbahir’e ağırlık verilmiştir. Seddülbahir bölgesine ağırlık verilmesi üç taraftan da donanma topçu ateşiyle desteklenebilir bir bölge olmasındandı.

General Hamilton Seddülbahir Cephesi çıkartmaları için Seddülbahir bölgesinde beş ayrı kumsal belirlemişti.

  • Sığırini (Morto) koyu – Hisarlık Burnu
  • Ertuğrul Koyu
  • Tekekoyu
  • İkizkoyu
  • Zığındere

Bu kumsallar için iki İngiliz, bir Fransız tümeni ile bir Hint tugayı tahsis etmiştir.

Arıburnu Çıkartması için ise iki tümenden oluşan Anzak Kolordusu tahsis edilmiştir.

Seddülbahir Cephesi’ne çıkarılan birliklerin hedefi, Gelibolu Yarımadası’nın güney bölgesinin taktik derinliğindeki Alçıtepe bloğu’nun ele geçirilmesidir. Bu birliklerin ileri harekatı derinlikte birleşerek Kirte Köyü hattından Alçıtepe bloğu ele geçirilecek, Arıburnu Cephesi’ne çıkan birlikler ise Conkbayırı-Kocaçimentepe hattından Maltepe bölgesinin ele geçirilmesiyle Seddülbahir Cephesi’nin Türk kuvvetlerince takviyesi önlenecektir. Alçıtepe, ilk günün hedefi olarak belirlenmiştir, Seddülbahir’den 10 km. ve Zığındere’den 5 km. mesafededir.

Arıburnu Cephesi kuvvetlerine verilen taktik hedef ise Kocaçimen tepe üzerinden Eceabat'ta sahile ulaşarak Seddülbahir Cephesi'ndeki Türk kuvvetlerinin geri bağlantısını kesmektir.

[değiştir] Türk tarafı

Deniz harekatının başarısızlığı ardından (18 Mart 1915) bir kara harekatına girişileceği ve bu harekatın Gelibolu Yarımadası’nı hedef alacağını öngörüsü, mantık gereği olarak bile neredeyse kesinlik kazanmıştır. Kaldı ki 1915 yılının Nisan ayı başlarından itibaren Hamilton’un kuvvetleri Mısır’da toplanmaya başladığında bölgedeki Osmanlı istihbaratı, birliklerin mevcutları, komutanları, silah ve donanımları hakkında ayrıntılı bilgiler edinmeye başlamıştır.

14 Aralık 1914 tarihinde 42 kişilik bir subay gurubuyla İstanbul’a gelen ve Enver Paşa tarafından 1. Ordu Komutanlığı’na atanmış olan Alman Danışma Kurulu Başkanı Mareşal Liman Von Sanders, yeni teşkil edilen ve bölgeyi savunmakla görevli 5. Ordu komutanlığına 24 Mart 1915 tarihinde atanmıştır. Dolayısıyla bölgenin savunmasından sorumlu olan 3. Kolordu da Mareşalin emrine girmiştir. 5. Ordu’nun bir Alman mareşali komutasına verilmesi, Almanya ile Osmanlı Devleti arasında yapılmış olan antlaşmanın gereği olarak Almanya tarafından talep edilmişti.

Mareşal Sanders’in savunma planı, Hamilton’un taarruz planıyla örtüşmemektedir. Mareşal Sanders, çıkartmaların Saros Körfezi kıyılarına yapılacağını hesaplamaktadır ve 5. Ordu’nun ana kuvvetlerini bu bölgede toplamıştır. Saros Körfezi, Gelibolu Yarımadası’nın en dar bölgesidir. Buradan yapılacak bir çıkartmanın, yarımadayı savunan Türk birliklerinin geri çekilme ve kara ikmal hattını kesmesi olasıdır. Ayrıca Mareşal Sanders’in savunma planı, elindeki kuvvetlerin önemli bir bölümünü geride, yedekte tutarak çıkartma kuvvetlerine ileri harekatları sırasında taarruz etmeyi öngören, savunma ağırlıklı, temkinli bir plandır.

Türk komutanlar ise, çıkartmadan sonra, çıkartma kuvvetlerinin sahillerde elde edecekleri köprübaşlarıyla yoğun olarak takviye alacaklarını, gerekli tahkimatı yapacakları, dolayısıyla bu tahkimatlardan sökülüp atılmalarının çok güç olacağını düşünmektedirler. Onlara göre etkin bir savunma, hemen sahilde, daha çıkartma harekatı sırasında yapılmalı, karşı tarafın kıyıda bir köprübaşı oluşturması önlenmelidir.

5. Ordu, üç Tümenli 3. Kolordu ve iki tümenli 15. Kolordulardan oluşmaktadır. Ayrıca ordu karargahına bağlı 19. Tümen, 1. Süvari Tugayı, bir piyade alayı ve dört Jandarma taburu bulunmaktadır. Toplam savaşçı sayısı 84 bindir. Bu kolorduların bünyesindeki tümenler ve komutanları şöyledir.

  • 3. Kolordu
  • 5. Tümen. Saros bölgesi. Komutanı Yarbay Hasan Basri Bey.
  • 7. Tümen. Bolayır bölgesi. Komutanı Albay Halil Bey.
  • 9. Tümen. Gelibolu Yarımadası’nın güney bölümü. Seddülbahir ve Arıburnu Cepheleri. Komutanı Albay Halil Sami Bey.
  • 15. Kolordu
  • 3. Tümen. Kumkale bölgesi. Komutanı Albay Nicolai.
  • 11. Tümen. Beşige bölgesi. Komutanı Albay Refet Bey.
  • 19. Tümen. Eceabat bölgesi. Komutanı Yarbay Mustafa Kemal Bey.

Gelibolu Yarımadası’ndaki Türk savunma kuvvetlerinin, Çanakkale Savaşları süresince, kara ve deniz olmak üzere iki ana ikmal hattı vardır. Kara ikmal hattı, İstanbul’dan bölgeye en yakın olan Uzunköprü’ye kadar yaklaşık 250 km.lik bir demiryolu hattı ve devamında 165 km.lik bir stabilize yoldur. Türk tarafına yeterli motorlu nakliye aracı olmadığından, personel bu yolu yaya olarak geçmek durumundadır. Her türlü ikmal malzemesi de öküz ya da at arabalarıyla taşınacaktır. Ayrıca bu yolun bir bölümü gündüz saatlerinde Saros Körfezi’ndeki Birleşik Donanma’nın ateşi altına alınabilmektedir. Bu nedenle yolun bu bölümü ancak günün karanlık saatlerinde geçilebilmektedir. Deniz ikmal hattı ise Marmara Denizi’nden geçen 150 deniz millik bir hattır. Kara ikmal hattına oranla çok daha kısa sürede geçilebilen bu ikmal hattı, Birleşik Donanma’nın suüstü gemileri yönünden tehdit altında değildir. Ancak denizaltı faaliyetlerinin tehdidine açıktır. Nitekim 25 Nisan 1915 tarihinden itibaren Marmara’da en az bir denizaltı faaliyet halinde bulunmuştur. Mayıs 1915 ortalarından itibaren ise deniz ikmal yolu, artan denizaltı faaliyetleri yüzünden bütünüyle kullanım dışı kalmış, ikmal ve takviye kara ulaşım hattına bağımlı olmuştur.

[değiştir] Çıkartmalar

[değiştir] Asıl Çıkartmalar

Kalıcı olarak asker çıkartılan kumsallar, Seddülbahir bölgesindeki beş kumsalla Kabatepe kuzeyine çıkarılan Anzak Kolordusu çıkartma bölgesidir.

[değiştir] Yanıltıcı operasyonlar

General Sır Ian Hamilton, asıl çıkartmalar dışında iki farklı biçimde yanıltıcı operasyonlar planlamıştı. Göstermelik çıkartmalar yapıldığı gibi, çıkartma yapılacak izlenimi uyandırmak üzere sadece deniz topçusunun hazırlık ateşi açılan hedefler de belirlenmişti.

[değiştir] Saros Körfezi

25 Nisan sabahı Saros Körfezi açıklarına gelen Birleşik Donanma’ya bağlı savaş gemileri (Caanopus hafif zırhlısı, Dartmouth ve Doris Kruvazörleri ile iki destroyer Bolayır sırtlarını top ateşine tutmuşlardır. Gün boyu süren bu ateşin ardından havanın kararmasına çok az bir süre kalan içleri asker dolu sekiz büyük filika sahile doğru hareket ettiler. Sahile ulaşmadan hava kararmıştı ve karanlıktan yararlanarak gemilere döndüler. Donanma ateşi ve geceye doğru yapılan bu manevra, Türk tarafına bu bölgede gece boyunca çıkartma yapılacağı izlenimi vermiş, bu bölgedeki kuvvetlerini kaydırmaları en azından 24 saat engellenmişti. Esasen planlanan harekat bu kadardı. Fakat gece yarısından sonra gönüllü bir İngiliz Yüzbaşı, sahile iki km. kadar yaklaşan bir filikadan sahile kadar yüzmüş, üç ayrı noktada aydınlatma fişeği ateşleyerek geri dönmüştür.

[değiştir] Kumkale

Ana madde: Kumkale Çıkartması

[değiştir] Seddülbahir Cephesi

Ana madde: Seddülbahir Cephesi

General Hamilton Seddülbahir Cephesi çıkartmaları için Seddülbahir bölgesinde beş ayrı kumsal belirlemişti.

  • Sığırini (Morto) koyu – Hisarlık Burnu
  • Ertuğrul Koyu
  • Tekekoyu
  • İkizkoyu
  • Zığındere

Bu kumsallar için iki İngiliz, bir Fransız tümeni ile bir Hint tugayı tahsis etmiştir.

Bu çıkartma bölgelerinden Zığındere Çıkartması, İngiliz 29. Tümeni'ne bağlı iki tabur ve bir bölükten oluşan örtü kuvvetlerince gerçekleştirilmiştir. Kumsal, bir amfibi harekata elverişli olmadığı için, bölgede çıkartmayı karşılayacak bir Türk kuvveti bulunmamaktaydı. Çıkartmanın rapor edilmesinden hemen sonra bölgeye intikal eden Türk birliklerinin gece boyu süren inatçı taarruzları sonucunda, 26 Nisan 1915 sabahı, Müttefik kuvvetler sahili tahliye etmişlerdir.

Diğer çıkartma kumsallarında izleyen iki gün boyu süren çatışmalar sonucunda İngiliz ve Fransız kuvvetleri sahillerde tutunabilmişlerdir. Bunun ardından General Sır Ian Hamilton, çıkartmanın stratejik amacı olan Kilitbahir yönünde taarruzlarını sürdürmüştür. Bu amaçla girişilen taarruzlar (Birinci Kirte Muharebesi, İkinci Kirte Muharebesi, Üçüncü Kirte Muharebesi, Birinci Kerevizdere Muharebesi, Zığındere Muharebesi, İkinci Kerevizdere Muharebesi) bir dizi muharebe yaşanmıştır. Bu girişimlerde, İngiliz ve Fransız kuvvetleri, ağır kayıplara uğranılmasına karşın, cephenin belirli bölümlerinde 50-100 metreyle sınırlı kalan ilerlemeler sağlayabilmiştir. Türk kuvvetlerinin direnci ve sık sık giriştikleri karşı taarrular, cepheyi kilitlemiştir. Haziran 1915 ayı sonlarında hem bu cephede hem de Arıburnu Cephesi'nde Türk direnci, her iki cepheyi de kilitlemişti. Bu durumda General Sır Ian Hamilton, yeni takviyeleri ilerleme umudu olmayan bu iki cephede kullanmak yerine, Suvla Koyu'nda bir çıkartma harekatında kullanma zorunluluğu duymuştur. Seddülbahir Cephesi'ndeki son taarruz ise bir yanıltma taarruzu olan Kirte Bağları Muharebesidir.

[değiştir] Arıburnu Cephesi

Ana madde: Arıburnu Cephesi

General Sır Ian Hamilton’un belirlediği ikinci çıkartma bölgesi Kabatepe – Küçük Arıburnu arasındaki kumsaldır. Plana göre bu çıkartma bölgesindeki kuvvetler, Conkbayırı-Kocaçimentepe hattında Maltepe yönünde ilerleyecek, Eceabat’da Çanakkale Boğazı’na ulaşarak ve Seddülbahir Cephesi’ndeki Türk kuvvetlerinin geri çekilme ve takviye hattını kesecektir. Bu çıkartma bölgesinde kullanılacak kuvvet, General William Birdwood komutasındaki iki tümenli Anzak kolordusudur.

Sahile ilk kademede çıkacak olan birlikleri taşıyan filikalar, akıntı nedeniyle 1,5 km. kadar kuzeye sürüklenmişlerdir. Bununla birlikte zayıf bir Türk gözcü postasının ateşi dışında direnmeyle karşılaşılmamıştır.

Seddülbahir Cephesi’ndeki çıkartmalardan farklı olarak donanmanın hazırlık ateşi olmadan, baskın tarzında yapılan çıkartmada ilk dalga dört bin kişilik örtü kuvvetidir. Bu kuvvet üç kol halinde ilk sıradaki sırtlara ilerlemiştir. Bu ileri harekette Türk kuvvetlerinin kayda değer bir direnişi görülmemişti. Sırtlardaki Türk direnişi, ileri harekatı yer yer engelliyor, genel olarak geciktiriyordu ama sahili tehdit edecek bir harekat gösteremiyordu. General Sır Ian Hamilton da dahil olmak üzere Müttefik komutanlar, çıkartmanın bir baskın olarak amacına ulaştığına karar vermişlerdir. Türk tarafında, çıkartmada görevli destroyerlerin demir yerlerine yönelik seyrek topçu ateşi ve zayıf gözcü birliklerin ateşinden başka bir direnme olmamaktadır. Türklerin, bölgede çıkartmayı karşılayacak bir kuvveti olmadığı anlaşılmıştı. Zaten sırtlardaki Türk direnişi, tek bir tabura bağlı dağınık unsurların, cephaneleri yettiği kadar sürdürebildikleri bir direnmedir.

General Liman Von Sanders’in, ana kuvvetleri geride ihtiyat olarak tutmak şeklindeki stratejisi nedeniyle Türk kuvvetleri Anzak çıkartmasına ve ileri harekatına ilk anda etkili bir tepki gösterememişlerdir. Türk tepkisi, ancak gerideki ihtiyat kuvvetlerinin cepheye sürülmesi ile gerçekleşecektir.

İlk tepki Yarbay Mehmet Şefik (Aker) Bey komutasındaki iki alayın, çıkartma bölgesinin güney kanadına, Kanlısırt’a yönelen taarruzudur. Hiçbir taarruz hazırlığı yapmadan, yürüyüş kollarından açılarak girişilen bu taarruz, Anzak birliklerini sırtın batı kıyılarına kadar sürmüştür.

İkinci Türk tepkisi, esasen ordu ihtiyatında bulunan 19. Tümen komutanı Yarbay Mustafa Kemal Bey’den gelmiştir. Mustafa Kemal Bey, ordu komutanlığınla temas kuramamasına karşın kendi inisiyatifini kullanarak tümeninin 57. Alay’ının başında Conk Bayırı yönünde harekete geçmiş, Anzak ileri unsurlarını bu noktada karşılamış ve Conk Bayırı’nın düşmesini önlemiştir. Conkbayırı’ndan Düztepe yönünde taarruzlarını sürdüren 57. Alay, Kılıçbayır’ı tutmayı başarmıştır. Bu sırt, Arıburnu Cephesi savaşları boyunca stratejik önemini korumayı sürdürecek bir nokta olarak önemlidir.

Bu iki karşı taarruza ve gözcü postalarının direncine karşın çıkartma kuvvetleri Conkbayırı’nın hemen güneybatısından çıkartma sahilinin güney kenarındaki Kabatepe’ye (Kabatepe hariç) kadar uzanan sırt ve tepeler ele geçmiştir. Ancak çıkartma sahiline hakim asıl sırtlar Türk kuvvetlerinin denetiminde kalmıştır.

Yarbay Mustafa Kemal Bey’in Conk Bayırı bölgesine getirdiği dört alay, saat 15:30’da toplu olarak taarruza geçmişlerdir. Kılıçbayır’ın iki yanından gelişen Türk taarruzları karşısında Kılıçbayır ve hemen güneybatısındaki Cesaret tepe kesin olarak Türklerin eline geçmiştir. Düztepe’nin alınması, Türk birliklerine Kılıçbayır üstünden Anzak sahiline geniş bir taarruz hattı açmıştı ama, Türklerin zaten ellerindeki az bir kuvvetle yaptıkları bu taarruzu sürdürecek kuvvetleri yoktur. Anzak cephesindeki bu gedik, savaş boyunca kalmıştır.

Yarbay Mustafa Kemal Bey’in bu girişimleri Arıburnu Cephesi’nin, giderek Çanakkale Savaşları’nın kaderini belirlemiştir.

Çıkartma gecesi Anzak Kolordusu komutanı General William Birdword, Müttefik kuvvetler komutanı Hamilton’a, kendisinin ve emrindeki iki tümen komutanının tahliyeden yana oldukları bildirmiştir. Sabaha karşı Türk kuvvetlerinin girişeceği bir taarruzda kolordunun imha edileceğinden endişe edilmektedir. Donanma komutanlarının görüşlerini alan Hamilton, tahliyenin çok büyük kayıplara neden olacağından hareketle Birdword’e sahilde kalıp savunma yapılmasını emretmiştir.

İzleyen günlerde Anzak Kolordusu General Hamilton’un emrine uyarak sahile sıkışmış hatlarını tahkim etmişlerdir. 1 Mayıs 1915 şafağında başlatılan Türk taarruzu bu tahkimatı geçememiştir. Ertesi gün Anzak Kolordusu’nun başlattığı karşı taarruzlar da bu kez Türk savunma hatları önünde erimiştir.

Padişaha vekaleten Osmanlı İmparatorluğu Orduları Başkomutanlığı’nı üstlenmiş olan Enver Paşa, (aynı zamanda Genel Kurmay Başkanı ve Savaş Bakanı’dır) 11 Mayıs 1915 günü Mareşal Liman Von Sanders’i karargahında ziyaret etmiş, İstanbul’dan yola çıkmış olan 2. Tümen’in katılımıyla Arıburnu Cephesi’nde derhal taarruz edilmesini emretmiştir.

Bu emir gereği 19 Mayıs 1915 sabahı 03:30'da başlayan Türk taarruzu, Anzak makineli tüfekleri ve sahili ışıldaklarla aydınlatan Birleşik Donanma'nın topçu ateşiyle etkisiz olmuştur.

Mayıs ayı sonlarında her iki tarafta tahkimatını sağlamlaştırma olanağı bulmuştur. Bu aşamadan itibaren cephe kilitlenmiştir.

[değiştir] Anafartalar Cephesi

Ana madde: Anafartalar Cephesi

[değiştir] Tahliye

İkinci Anafartalar Savaşı’ndan sonraki aylar Gelibolu’da siper savaşları şeklinde sürmüştür. İki tarafın da taarruz gücü kalmamıştı. Müttefikler açısından bu dönem bir kararsızlık dönemidir. Onca kayıptan sonra Gelibolu’yu tahliye etmek kolay verilecek bir karar değildir. Taarruz için de General Ian Hamilton’un değerlendirmelerine göre en az ellibin askerlik bir takviye gerekmektedir. Ancak 14 Ekim 1915 günü Bulgaristan, İttifak Devletleri safında savaşa girerek Sırbistan’a saldırmıştır. Bu gelişme müttefiklerin Çanakkale seferinin varoluş nedenlerinden birinin ortadan kalkması anlamına gelmektedir. Çünkü bu sefere kalkışılmasının nedenlerinden biri de Balkan ülkelerinin İtilaf Devletleri safında savaşa girmesini teşvik etmekti. Üstelik Bulgaristan’ın Osmanlı İmparatorluğu ile Müttefik olması, Almanya ile Türkiye arasında kara bağlantısını, dolayısıyla savaş malzemesi nakliyatını büyük ölçüde kolaylaştıracaktır. Nitekim 29 Ekim 1915’de İstanbul’la Almanya arasındaki demiryolu hattı İttifak Devletleri’nin kontrolüne geçmiştir. Bu demiryolu bağlantısının ilk en acı belirtisi de Avusturya’dan gönderilen ve cephede 15 Kasım 1915 tarihinde ateşe başlayan 240 mm.lik top bataryasıdır.

Bu tarihten üç gün sonra General Ian Hamilton görevden alınarak yerine General Charles Monro atanmıştır. Monro cephede yaptığı incelemelerin ardından 3 Kasım 1915’de İngiliz Yüksek Savunma Konseyi’ne cephe hakkındaki görüşünü, “Gelibolu tahliye edilmelidir” şeklinde bildirmiştir. Bu kolay alınacak bir karar değildir. 6 Kasım 1915 günü İngiliz Savaş Bakanı Lord Kitchener Gelibolu’ya gelmiştir. 15 Kasım’da Lord Kitchener’in kararı Seddülbahir Cephesi dışındaki diğer iki cephedeki askerlerin tahliye edilmesi yönündedir. Ertesi gün 16 Kasım’da Müttefiklerin Selanik Cephesi de General Monro’ya bağlanmıştır. General Birdwood, General Monro’ya bağlı olmak üzere Çanakkale Müttefik Kuvvetleri Komutanlığı’na atandı.

Kesin karar 7 Aralık 1915 tarihinde verilmiştir. Arıburnu ve Anafartalar Cepheleri’ndeki Müttefik kuvvetler, Selanik Cephesi’ne kaydırılmış, Seddülbahir Cephesi’ndeki kuvvetler ise yerlerinde kalmışlardır.

Tahliye işlemleri 10 Aralık 1915 tarihinde başladı. Gizlilik sağlanması amacıyla tahliye sadece geceleri yapılmıştır. Bir grup asker gündüzleri sahile çıkarılıyor, cepheye doğru yürüyüşe geçiyorlardı, bu askerler geceleyin tahliye ediliyor ertesi gün yine sahile çıkarılıyordu. Sahile indirilen boş cephane sandıkları katırlarla siperlere taşınıyordu. Son birlikler, postallarının üstüne çorap giyerek siperlerinden ayrılıp sahile yürüdüler, iskeleye battaniyeler serilmişti. 19 Aralık 1915 akşamı son asker de cepheden ayrılmıştır. 20 Aralık 1915 sabahı götürülemeyen malzeme sahilde ateşe verilmiş, Türk siperleri altına kadar uzanan tünellerde toplam bir ton kadar dinamit ateşlenmişti.

Anafartalar ve Arıburnu Cephelerinin tahliyesinin hemen ardından Lord Kitchener’in, Seddülbahir Cephesi’ndeki birliklerin yerinde kalması yönündeki kararı, “ne amaçla kalması” açısından sorgulanmaya başlanacaktır. Sonuçta, 27 Aralık 1915 tarihinde bu bölgenin de boşaltılmasına karar verilir. Kuşkusuz bu hatalı bir gecikmeydi. 20 Aralık’tan itibaren Türk tarafı, hiç olmazsa Seddülbahir Cephesi’ndeki Müttefik askeri varlığını elden kaçırmamak için mevcut kuvvetleri güney hattına kaydırmaya başlamıştır. özellikle 240 mm.lik ve daha sonra gelen 150 mm.lik top bataryaları Seddülbahir Cephesi’nde konuşlanıp ateşe başlamışlardı. Yine de büyük bir ustalıkla sürdürülen tahliye işlemleri 9 Ocak 1916 sabahı, saat 03:20’de tamamlanmıştır. Otuzaltıbin asker, dörtbin nakliye hayvanı –gemilere alınamayan yüzlerce at, kuzeyde olduğu gibi, öldürülmüştü- 127 top ve ikibin ton ikmal malzemesinden taşınabilenler, gemilere yüklenmişti. Taşınamayan malzeme ise yine kuzeyde olduğu gibi sahilde büyük yığınlar halinde ateşe verilmişti.

Mondros Mütarekesi’nin imzalandığı 30 Ekim 1918 tarihinin ertesinde, 6 Kasım 1918’de İngilizler Gelibolu’yu işgal ederek Merkez Tahkimatı’na el koymuşlardır.

Mareşal Liman Von Sanders, 25 Nisan akşamından itibaren diğer bölgelerdeki Türk birliklerini Arıburnu ve Seddülbahir Cephelerine kaydırmaya başlamıştı. 28 Nisan 1915 tarihinde Seddülbahir Cephesi’nde de tüm Müttefik askeri karaya çıkartılmıştı ve ileri hareketleri Türk birlikleri tarafından durdurulmuştu. General Sır Ian Hamilton’un elindeki tüm kuvvet budur ve ihtiyatı da yoktur. Türkler ise diğer bölgelerden kaydırdıkları kuvvetlerce takviye edilmektedirler. Her geçen gün, Hamilton’un harekatı başarıyla sonuçlandırma olanağını sınırlamaktadır. Gerek İngiliz gerek Fransız üst rütbeli subayları, Batı cephesinden kuvvet aktarılmasına karşı çıkmaktadırlar. Gelibolu harekat alanına, ikinci öncelik verilmektedir. Ancak Lord Kitchener Gelibolu’daki birlikleri takviye etmeye karar vermiştir. Mısır’daki 42. Tümen 28 Nisan da gemilere bindirilmeye başlandı. Fransızlar da 30 Nisan da General Bailloud komutasındaki 156. Tümen’i, Doğu Sefer Kolordusu’nun 2. Tümen’i olarak Gelibolu’ya gönderme kararı almıştır. Oysa Alman Amiral Von Tripitz daha gerçekçi değerlendirmelerde bulunmakta, “Çanakkale Boğazı düşecek olursa savaş aleyhimize sonuçlanmış olacaktır” demektedir.

[değiştir] Kaynakça

  • 1915 Çanakkale Savaşı - İbrahim Artuç
  • Büyük Harbin Tarihi Çanakkale Gelibolu Askeri Harekatı - General C.F.Aspinall - Oglander (General Ian Hamilton'un karargah subaylarından)
  • Türk Kurmay Subaylarının Gözüyle Çanakkale Savaşı - Burhan Sayılır

[değiştir] Dış bağlantılar

tr:Çanakkale Savaşlarıtr:Çanakkale Savaşları